İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Övülen Ahlak

81 hadis

Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin

عن المِقدام بن معدي كرب رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «إِذَا أَحَبَّ الرَّجُلُ أَخَاهُ فَلْيُخْبِرْهُ أَنَّهُ يُحِبُّهُ».
Mikdâd b. Mâdikerib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Ahmed ve Nesâî de (Sünen-i) el-Kübrâ'da rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müminlerin aralarındaki bağı güçlendiren ve sevgiyi arttıran hususlardan birinin de, kişinin kardeşini sevdiğinde bunu ona söylemesi gerektiğini beyan etmiştir.

Faydalar
  1. Dünyevi bir maslahat için değil de sadece Allah Teâlâ için sevmenin faziletine delalet eder.
  2. Allah için sevdiğin kimseye onu sevdiğini haber vermek müstehaptır. Bu durum aradaki sevgi ve dostluğu arttırır.
  3. Müminlerin arasında sevginin yayılması imanî kardeşliği güçlendirir, toplumu parçalanmak ve bölünmekten korur.
Kaynakça

سنن أبي داود (7/ 444) (5124). سنن الترمذي (4/ 199) (2392). السنن الكبرى للنسائي (9/ 87) (9963). مسند أحمد (28/ 408) (17171). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 450). تطريز رياض الصالحين، لفيصل المبارك (ص258). رياض الصالحين للنووي، (ص138) (383). سلسلة الأحاديث الصحيحة وشيء من فقهها وفوائدها، للألباني (1/ 777). فيض القدير شرح الجامع الصغير، للمناوي (1/ 247). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (6/ 279).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»

عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه قَالَ: قالَ رسول اللَّه -صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم-: «إِنَّ مِنْ إِجْلاَلِ الله -تَعَالَى-: إِكْرَامَ ذِي الشَّيْبَةِ المُسْلِمِ، وَحَامِلِ القُرْآنِ غَيرِ الغَالِي فِيه، وَالجَافِي عَنْه، وَإِكْرَام ذِي السُّلْطَان المُقْسِط».
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Bu hadis, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya duyulan saygı ve tazimin oluştuğu şeyleri ifade etmektedir. Bu hadiste bunlar şöyle zikredilmiştir: «Saçı sakalı ağarmış müslüman», İslam dininde yaşlı kimseyi tazim etmek ve ona meclislerde saygı göstermek, yumuşak davranıp, ona karşı şefkatli olmak vb. bütün durumlar onun, Allah'ın katındaki hürmetinden dolayı Allah'ı tazim etmenin kemâlindendir. «Kur'an'ı taşıyan» Yani, Kur'an hafızına ikram kastedilmiştir. Taşıyan olarak isimlendirilmiştir. Çünkü o göğsünde taşımaktadır. Bir çok meşakkate tahammül ettiği için taşıdığı ağır yük artmaktadır. Bu ikram kapsamına Kur'an okuma ve tefsiriyle meşgul olan kimse de girer. Bu Nebevi hadiste zikri geçen Kur'an hafızının ayırt edici iki özelliğinden bahsedilmiştir. «Aşırı gitmeyen», Guluv şiddetli olmak ve haddi aşmak demektir. Yani Kur'ân ile amel etmekte, onda gizli olanı araştırmakta, manasını yanlış anlamakta, kıraatında ve mahreçlerinde haddi aşmamak demektir. Guluv için, tecvidde mubalağa yapmak ya da manasını düşünmeyi engelleyecek kadar hızlı okumak da denilmiştir. «Ahkamıyla amel etmekten kaçınmayan» Yani, okumaktan yüz çevirmeyip ondan uzaklaşmayan, eksiksiz bir şekilde okuyup anlayan ve onunla amel eden kimsedir. Cefâ için, anladıktan sonra onu terk eden olduğu da söylenmiştir. Özellikle de unutması gevşeklikten ya da yüz çevirmekten dolayı olan kimsedir. Son olarak kendine ikram edilmesi geren kişi hakkında Nebevi hadiste şöyle denmiştir: «Adil hükümdara saygı göstermek» Yani, adaletli olmak özelliğine sahip olan, makam ve yönetim sahibi kimsedir. Ona saygı göstermek herkesin faydasınadır. Onun ıslah olması, yönettiği kimselerin faydasınadır.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423 هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425 هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. سنن أبي داود، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، المكتبة العصرية، بيروت. عون المعبود شرح سنن أبي داود، ومعه حاشية ابن القيم: تهذيب سنن أبي داود وإيضاح علله ومشكلاته للعظيم آبادي ط3، دار الكتب العلمية، بيروت، 1415 هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ. مشكاة المصابيح، للتبريزي. تحقيق الألباني. الناشر : المكتب الإسلامي - بيروت. الطبعة : الثالثة - 1405 – 1985

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin, ikramda bulunsun.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! Misafirin (caizesi) ikramı nedir? diye sordular. O (sallallahu aleyhi ve sellem) da şöyle buyurdu: «Misafiri, bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gün gündür. Bundan sonrası da ona sadakadır.»

عن أبي شُريح خُويلد بن عمرو الخزاعي عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: «مَنْ كَان يُؤمِن بِاللهِ وَاليَومِ الآخِرِ فَلْيُكْرِم ضَيفَه جَائِزَتَه»، قَالوا: وما جَائِزَتُهُ؟ يَا رسول الله، قال: «يَومُهُ ولَيلَتُهُ، والضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ، فَمَا كَانَ وَرَاءَ ذَلك فَهُوَ صَدَقَةٌ عَلَيه». وفي رواية: «لا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يُقِيمَ عِنْدَ أَخِيهِ حَتَّى يؤْثِمَهُ» قالوا: يَا رَسول الله، وَكَيفَ يُؤْثِمَهُ؟ قال: «يُقِيمُ عِندَهُ ولاَ شَيءَ لَهُ يُقرِيهِ بهِ».
Ebû Şureyh Huveylid b. Amr el-Huzâî -radıyallahu anh-'ın Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet ettiğine göre şöyle buyurmuştur: «Allah’a ve Ahiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin, ikramda bulunsun.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! Misafirin (caizesi) ikramı nedir? diye sordular. O (sallallahu aleyhi ve sellem) da şöyle buyurdu: «Misafiri, bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gündür. Bundan sonrası da ona sadakadır.» Başka bir rivayette: «Bir müslümana, kardeşini günaha sokacak kadar onun yanında kalması caiz değildir.» (Sahabeler) Ey Allah'ın Rasûlü! Onu nasıl günaha sokar? diye sordular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kardeşinin yanında kalır ve (ev sahibinin misafirine) ikram edecek bir şeyi yoktur.»
Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ebû Şureyh el-Huzâî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim Allah'a ve ahiret gününe ikram ederse misafirine ikram etsin.» Bu da misafire ikram etmeye teşvik ve hırslandırma babındandır. Misafire ikram etmek Allah'a ve Ahiret gününe imanın işaretlerindendir ve Allah'a ve Ahiret gününe imanın tam olduğunun göstergesidir. Misafire ikram şu şekilde olur: Güler yüz, güzel söz, üç gün yemek yedirmektir. Birinci günü gücü yettiği ve var olandan, daha sonraki günlerde kendini zorlamadan var olandan ikram ile olur. Misafirine ve kendi nefsine zorluk çıkarmaması için bunu böyle yapar. Üç günden sonra yapacağı ikram sadakadan sayılır, dilerse ikram eder dilemezse etmez.«Misafirine bir gün bir gece ikramda bulunsun, misafir etmek gecesiyle gündüzüyle üç gündür.» sözüne gelince; ilim adamları ödül anlamına gelen caize kelimesinin anlamı hakkında, misafire bir gün bir gece önem vermek demişlerdir. Her türlü iyilik ve hayırla misafire ikramda bulunmaktır. Ancak ikinci ve üçüncü güne gelecek olursak, ev sahibi misafiri evinde bulunan şeylerden doyurur. Normalde kendisinin yediği şeylerden fazlasını yapmaz. Ancak üç günden fazla olursa bu sadaka ve iyilik olur. Dilerse ikram eder diemezse etmez. Müslim'in rivayetinde ise: «Misafir, ev sahibinin yanında onu günaha sokacak kadar kalmaz.» Manası; misafirin, ev sahibinin yanında üç günden fazla kalarak onu günaha sokması caiz değildir. Çünkü ev sahibi çok kalmasından dolayı misafir hakkında gıybet edebilir, ona eziyet verecek şeyi sunabilir, onun hakkında caiz olmayan bir şeyi düşünebilir. Bütün bunlar eğer misafir ev sahibinin çağrması haricinde üç günden fazla kalırsa ona hamledilir. Bilinmesi gereken; misafire ikram etmek, gelen misafirin durumuna göre değişir. İnsanlardan bazıları o topluluğun önde gelenlerinden ve seçkinlerinden olabilir, onlara layık oldukları ikramda bulunulur. İnsanlardan bazıları orta halli olanlardandır, onlara da gereği gibi ikramda bulunulur. Bazıları da durum itibariyle daha alt tabakadan olan insanlardır.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423 هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425هـ. رياض الصالحين، للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. فتح رب البرية بتلخيص الحموية، لمحمد بن صالح بن محمد العثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة، (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Kişi sevdiği ile beraberdir.»

عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه مرفوعاً: « المَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ ». وفي رواية: قِيلَ لِلنبي صلى الله عليه وسلم : الرَّجُلُ يُحِبُّ القَوْمَ وَلَمَّا يَلْحَق بهم؟ قال: « المَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ». عن عبد الله بن مسعود رضي الله عنه قال: جاء رجل إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله، كَيفَ تَقُولُ فِي رَجُلٍ أحَبَّ قَومًا ولم يَلحَق بِهم؟ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «المَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ».
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kişi sevdiği ile beraberdir.» Bir başka rivayette Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e, "Bir kişi bir topluluğu sevdiği halde onların seviyesine erişemezse, böyle biri hakkında ne buyurursunuz?" diye sorulduğunda: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kişi, sevdiği ile beraberdir.» buyurmuştur. Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e bir adam geldi ve: "Ey Allahın Rasûlü, bir topluluğu seven fakat onların işlediği amelleri işleyemeyen bir insan hakkında ne buyurursunuz?" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kişi, sevdiği ile beraberdir.» diye buyurdu.
Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirDereceBu hadisin her iki rivayeti de sahihtir
Açıklama

İnsanlar dünyada sevdikleri kişilerle ahirette de birlikte olacaklardır. Hadiste, rasûlleri, salih kimseleri, ve onlara tabi olanları güçlü bir şekilde sevmek teşvik edilmiş ve onlara muhalif olanlara duyulan sevgi de yasaklanmıştır. Şüphesiz ki sevgi, sevenin sevdiği kimse ile bağının ne kadar kuvvetli olduğunun, onun ahlakına uygun davrandığının ve ona tabi olmasının göstergesidir. Bu sevgi, bir kimsenin sevdiği kimseye tâbi olduğuna delildir. Yine bu sevgi, tâbi olmanın sebebidir. Aynı zamanda kim Alah'ı severse, O'na duymuş olduğu bu sevgisi Allah'a yakınlaştıran en yüce şeydir. Şüphesiz ki Allah Teâlâ, eş-Şekûr (Az iyiliğe çok mükafat veren) dur. Kendisine yakınlaşana çaba sarfetmesi sebebiyle kat kat fazlaslasıyla karşılık verir. Sevenin sevdiği ile beraber olması, onunla eşit olmasını ve ondan yüksek bir makamda olmasını gerektirmez. Çünkü bu durum (onların dereceleri) salih amellerinin farklı olmasına ve (Allah ile) yaptıkları kârlı ticarete göre değişir. Birliktelik herhangi bir şey için bir araya gelmekle hasıl olur. Yoksa bütün şeylerde birliktelik gerekli değildir. Eğer herkesin cennete gireceğinde ittifak varsa birliktelik gerçekleşmiş olur. Cennetteki dereceleri farklı olsa bile fark etmez. Kim, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ya da müminlerden birini severse, hüsnü niyetinden dolayı onunla birlikte Cennet'te olur. Çünkü asıl budur. Amel niyete bağlıdır. Onlarla aynı makamda olması gerekmez. Her açıdan onların mükâfatlandırıldıkları şeyle mükâfatlandırılması zorunlu değildir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه. تطريز رياض الصالحين للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423 هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425 ه. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Adamın biri, bir başkasından bir tarla satın aldı. Tarlayı satın alan adam, tarlada altın dolu bir çömlek buldu. Tarlayı kendisine satmış olan adama:Altınlarını al. Çünkü ben, senden sadece tarlayı satın aldım. Altınları satın almadım.dedi. Tarlayı satmış olan adam da: Ben sana tarlayı ve içindeki şeyleri birlikte sattım deyince ikisi bir adama gidip hakemlik yapmasını istediler. Hakemlik yapan adam: Si­zin çocuklarınız var mı? diye sordu. Onlardan biri: Benim bir oğlum var. dedi. Diğeri de: Benim de bir kızım var dedi. Hakem; Bu oğlan ile kızı birbirleriyle evlendirin ve bu altından onlara sarfedip sadaka ola­rak verin dedi.

عن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: اشترى رجل من رجل عَقَارًا، فوجد الذي اشترى العَقَارَ في عَقَارِه جَرَّةً فيها ذهب، فقال له الذي اشترى العقار: خذ ذهبك، إنما اشتريت منك الأرض ولم أَشْتَرِ الذهب، وقال الذي له الأرض: إنما بِعْتُكَ الأرض وما فيها، فتحاكما إلى رجل، فقال الذي تحاكما إليه: أَلَكُمَا ولد؟ قال أحدهما: لي غلام، وقال الآخر: لي جارية قال: أنكحا الغلام الجارية، وأنفقا على أنفسهما منه وتَصَدَّقَا.
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Adamın biri, bir başkasından bir tarla satın aldı. Tarlayı satın alan adam, tarlada altın dolu bir çömlek buldu. Tarlayı kendisine satmış olan adama:Altınlarını al. Çünkü ben, senden sadece tarlayı satın aldım. Altınları satın almadım.dedi. Tarlayı satmış olan adam da: Ben sana tarlayı ve içindeki şeyleri birlikte sattım deyince ikisi bir adama gidip hakemlik yapmasını istediler. Hakemlik yapan adam: Si­zin çocuklarınız var mı? diye sordu. Onlardan biri: Benim bir oğlum var. dedi. Diğeri de: Benim de bir kızım var dedi. Hakem; Bu oğlan ile kızı birbirleriyle evlendirin ve bu altından onlara sarfedip sadaka ola­rak verin dedi.
Bir çok rivayet ile Muttefekun Aleyh'dirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- adamın birinin, bir başkasından bir tarla satın aldığını haber verdi.Satın alan kişi tarlada altın bulduaşırı verasından dolayı altını sahibine geri verdi.Çünkü o tarlayı satın aldı içine konulan altını almadı.Aşırı verası ve doğru olanı araştırmasından dolayı satan alan kişi de altını almak istemedi.Çünkü o da tarlayı ve içindekileri satmıştı.Anlaşmazlığa düştüler hakime dediler ki:Onu alacak ve senin uygun gördüğün yere koyacak birini gönder.Bunu yapmaktan geri durdu.Onlara kendilerinin sizin çocuklarınız var mı?diye sordu.Onlardan biri: Benim bir oğlu olduğunu haber verdi.Diğeri de: Benim de bir kızı olduğunu haber verdi.Hakem; Bu oğlan ile kızı birbirleriyle evlendirin ve bu altından onlara sarfedip sadaka ola­rak vermelerini önerdi.

Kaynakça

نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407ه - 1987م. شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي. تطريز رياض الصالحين، لفيصل الحريملي، نشر: دار العاصمة، الرياض، الطبعة: الأولى، 1423هـ - 2002م. صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Kendisine emredileni tamı tamına, eksiksiz olarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirip verilmesi istenilen kişiye veren güvenilir müslüman kasadar, sadaka veren iki kişiden biridir.»

عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه عن النبيِّ -صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم- أَنَّهُ قَالَ: «الخَاِزنُ المسلم الأمين الَّذِي يُنْفِذُ ما أُمِرَ بِهِ فَيُعْطِيهِ كَامِلاً مُوَفَّراً طَيِّبَةً بِهِ نَفسُهُ فَيَدْفَعُه إلى الَّذِي أُمِرَ لَهُ بِهِ، أَحَدُ المُتَصَدِّقِين». وفي رواية: «الذي يُعطِي مَا أُمِرَ به».
Ebû Mûsâ el-Eş’arî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -salallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kendisine emredileni tamı tamına, eksiksiz olarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirip verilmesi istenilen kişiye veren güvenilir müslüman kasadar, sadaka veren iki kişiden biridir.» Başka bir rivayette: «Emredileni veren» şeklindedir.
Buhârî rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh. Hadisin bu lafzı Buhârî'ye aittirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ebû Mûsâ el-Eş’arî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kendisine emredileni tamı tamına, eksiksiz olarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirip verilmesi istenilen kişiye veren güvenilir müslüman kasadar, sadaka veren iki kişiden biridir.» Muttefekun Aleyh. Hâzin/Kasadar mübteda ve ehad'ul mütesaddikin/sadaka veren iki kişiden biridir ise haberdir. Şüphesiz ki kasadar iki kişi, şu dört özelliği toplayan kişidir: Müslüman olmak, güvenilir olmak, kendisine verilmesi için bırakılan şeyi yerine vermek, verilmesi istenileni gönül rahatlığıyla verirken mutlu ve güleryüzlü olmak. Birinci Özellik: İslam, yani müslüman olmaları. Bu kimseler müslümandır. Burada kâfir kastedilmemiştir. Eğer kasadar olan kimse güvenilir, vermekle emrolunanı veren bir kâfir ise o kimseye ecir yoktur. Çünkü kafirlere yapmış oldukları hayırdan dolayı kıyamette sevap yoktur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik." (Furkân Suresi: 23) Başka bir ayette: "Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır." (Bakara Suresi: 217) buyrulmuştur. Eğer kâfir kimse hayır işler, sonra müslüman olursa geçmişte yapmış olduğu hayırların karşılığı ona verilir. İkinci özellik: Güvelir olan kimsedir. Emanet olarak ona verirler. Verilen malı korur, ifsad etmez, aşırılığa gitmez ve kendi malına katmaz. Üçüncü Özellik: Vermekle emrolunduğu şeyi yerine getirir. Çünkü bazı insanlar güvenilir olabilir. Ancak üşengeç olabilir. Bu kimse ise güvenilir ve vermekle emrolunduğunu yerine getirendir. Gücü ve güvenilirliği bir arada toplamıştır. Dördüncü Özellik: Verilmesi istenileni gönül rahatlığıyla verirken mutlu ve güler yüzlü olandır. Yani verdiği kimsenin başına kakmaz ya da kendi kereminden verdiğini izhar etmez. Bilakis gönül hoşnutluğuyla verir. Bu kimse kendi malından bir kuruş vermemiş olmasına rağmen sadaka veren iki kişiden biridir. Örnek olarak: Bir kişi mal sahibidir. Kasadar olan kişi; Müslüman güvenilir, verilmesi emredileni gönül rahatlığıyla sahibine veren birisidir. Kendisine malı güvendiği için veren kimse "Ey falanca! Şu fakire on bin riyal ver!" dediğinde, bu kasadar olan kimse Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in (bu hadiste) vasfettiği gibi verirse, on bin riyal sadaka veren kimse gibidir. Sadaka veren kimseninde sevabından hiçbir eksilme olmaz. Ancak bu Allah –Azze ve Celle-‘nin lütfudur.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425 ه. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. شرح رياض الصالحين للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Her kim (öfkesinin gereğini) yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse Allah, kıyamet gününde onu bütün yarattıklarının huzurunda çağıracak, hatta onu cennet hurilerinden dilediğini (al­makta) muhayyer bırakacaktır.»

عن معاذ بن أنس رضي الله عنه مرفوعًا: «مَن كَظَمَ غَيظًا، وَهُو قادر على أن يُنفِذَه، دَعَاه الله سبحانه وتعالى على رؤوس الخَلاَئِق يوم القيامة حتَّى يُخَيِّره من الحُور العَين مَا شَاء».
Muâz b. Enes -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim (öfkesinin gereğini) yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse Allah, kıyamet gününde onu bütün yarattıklarının huzurunda çağıracak, hatta onu cennet hurilerinden dilediğini (al­makta) muhayyer bırakacaktır.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen li-gayrihî
Açıklama

Hadiste; eğer insan bir kişiye kızdığında onu öldürmeye gücü yettiği halde, Allah'ın vechini ve rızasını istediği için bunu terkeder ve kızgınlıktan hasıl olan sebeplere sabrederse, o kimseye bu büyük karşılık verilir. O da kıyamet gününde bütün mahlûkatın huzurunda onun çağrılarak, güzel Cennet hurilerinden dilediğini (al­makta) muhayyer kılınmasıdır.

Kaynakça

مسند أحمد، تحقيق شعيب الأرنؤوط، الناشر: مؤسسة الرسالة الطبعة: الأولى، 1421 هـ - 2001 م. سنن أبي داود، للإمام أبي داود تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا - بيروت. سنن ابن ماجه، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبي. سنن الترمذي، للإمام الترمذي، تحقيق: أحمد محمد شاكر وآخرون، الناشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، مصر، الطبعة: الثانية، 1395 هـ - 1975 م. صحيح الترغيب والترهيب – الألباني، مكتبة المعارف – الرياض. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ. شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kim bu kız çocuklarının bakım ve sorumluluğunu üstlenir de onlara güzel davranırsa, onlar kendisi için Cehennem ateşine karşı bir perde (koruyucu) olurlar

عَن عَائِشَةَ أُمِّ المؤْمِنين رضي الله عنها زَوْجَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَدَّثَتْهُ قَالَتْ: جَاءَتْنِي امْرَأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَانِ تَسْأَلُنِي، فَلَمْ تَجِدْ عِنْدِي غَيْرَ تَمْرَةٍ وَاحِدَةٍ، فَأَعْطَيْتُهَا فَقَسَمَتْهَا بَيْنَ ابْنَتَيْهَا، ثُمَّ قَامَتْ فَخَرَجَتْ، فَدَخَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَحَدَّثْتُهُ، فَقَالَ: «مَنْ يَلِي مِنْ هَذِهِ البَنَاتِ شَيْئًا، فَأَحْسَنَ إِلَيْهِنَّ، كُنَّ لَهُ سِتْرًا مِنَ النَّارِ».
Müminlerin annesi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı Âişe -radıyallahu anha- şöyle rivayet etmiştir: Yanıma, beraberinde iki kızı bulunan bir kadın geldi ve benden bir şeyler istedi. Yanımda ona verebileceğim tek bir hurmadan başka bir şey bulamadım. Ben de onu kendisine verdim. Kadın o tek hurmayı iki kızı arasında paylaştırdı; kendisi ondan hiçbir şey yemedi. Sonra kalkıp çıktı. Ardından Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanıma girdi. Ben de durumu kendisine anlattım. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «Kim bu kız çocuklarının bakım ve sorumluluğunu üstlenir de onlara güzel davranırsa, onlar kendisi için Cehennem ateşine karşı bir perde (koruyucu) olurlar.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- yanına iki kızıyla birlikte bir kadının geldiğini haber vermektedir. Kadın, kendisinden yiyecek bir şey vermesini istedi. Ancak Âişe -radıyallahu anha-'ın yanında bir tek hurmadan başka verebileceği hiçbir şey yoktu. O da bu hurmayı kadına verdi. Kadın ise hurmayı iki kızı arasında paylaştırdı ve kendisi ondan hiçbir şey yemedi. Ardından kalkıp ayrıldı. Bir süre sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- içeri girdi. Âişe -radıyallahu anha- da bu olayı kendisine anlattı. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Kim kız çocuklarının bakım ve sorumluluğunu üstlenir; onlara ihsanda bulunur, güzel bir terbiye verir, yedirip içirir, giydirir ve bütün bunlara sabır gösterirse, o kızlar onun için Cehennem ateşine karşı bir örtü ve koruyucu olurlar.

Faydalar
  1. Kız çocuklarına bakmak ve onlar için çabalamak, insanı Cehennem ateşinden uzaklaştıran en büyük faziletlerden biridir.
  2. Az da olsa, kişinin imkânı ölçüsünde sadaka vermesi teşvik edilmiştir.
  3. Anne ve babaların çocuklarına duydukları sevgi çok yoğundur.
  4. Bu hadis, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ev halkının geçiminin ancak yetecek kadar olduğunu, evlerinde çoğu zaman fazla bir yiyecek bulunmadığını göstermektedir.
  5. Îsârın (başkasını kendine tercih etmenin) faziletini ve bunun müminlerin özelliklerinden biri olduğunu göstermektedir. Nitekim Âişe -radıyallahu anha-, şiddetli ihtiyaç içinde olmasına rağmen elindeki tek hurmayı o kadın ile iki kızına vermiş, onları kendisine tercih etmiştir. Bu da onun cömertliğini, eli açıklığını ve yüksek ahlâkını ortaya koymaktadır.
  6. Kız çocuklarının verilmesi "imtihan" olarak nitelendirilmiştir. Çünkü onların bakım ve geçimlerini üstlenmek birtakım zorluk ve meşakkatler içerir. Ayrıca bazı insanların kız çocuklarını hoş karşılamaması veya onların çoğunlukla kendi geçimlerini sağlayacak bir kazanç imkânına sahip olmamaları da bunun sebepleri arasında sayılmıştır.
  7. İslam, cahiliye devrinin yanlış ve kötü geleneklerini ortadan kaldırmıştır. Bu kapsamda, kız çocuklarına değer verilmesini, onlara iyi davranılmasını ve haklarının korunmasını özellikle tavsiye etmiştir.
  8. Hadisin bazı rivayetlerine göre, bu büyük ecir ve fazilet, yalnızca bir kız çocuğuna güzel bir şekilde bakıp onu yetiştiren kimse için de geçerlidir.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 7) (5995). صحيح مسلم (4/ 2027) (2629). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 353). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص199). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (5/ 151). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 106). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 277).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 81
81 hadis
  1. Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin
  2. «Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
  3. «Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin, ikramda bulunsun.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! Misafirin (caizesi) ikramı nedir? diye sordular. O (sallallahu aleyhi ve sellem) da şöyle buyurdu: «Misafiri, bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gün gündür. Bundan sonrası da ona sadakadır.»
  4. «Kişi sevdiği ile beraberdir.»
  5. Adamın biri, bir başkasından bir tarla satın aldı. Tarlayı satın alan adam, tarlada altın dolu bir çömlek buldu. Tarlayı kendisine satmış olan adama:Altınlarını al. Çünkü ben, senden sadece tarlayı satın aldım. Altınları satın almadım.dedi. Tarlayı satmış olan adam da: Ben sana tarlayı ve içindeki şeyleri birlikte sattım deyince ikisi bir adama gidip hakemlik yapmasını istediler. Hakemlik yapan adam: Si­zin çocuklarınız var mı? diye sordu. Onlardan biri: Benim bir oğlum var. dedi. Diğeri de: Benim de bir kızım var dedi. Hakem; Bu oğlan ile kızı birbirleriyle evlendirin ve bu altından onlara sarfedip sadaka ola­rak verin dedi.
  6. «Kendisine emredileni tamı tamına, eksiksiz olarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirip verilmesi istenilen kişiye veren güvenilir müslüman kasadar, sadaka veren iki kişiden biridir.»
  7. «Her kim (öfkesinin gereğini) yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse Allah, kıyamet gününde onu bütün yarattıklarının huzurunda çağıracak, hatta onu cennet hurilerinden dilediğini (al­makta) muhayyer bırakacaktır.»
  8. Kim bu kız çocuklarının bakım ve sorumluluğunu üstlenir de onlara güzel davranırsa, onlar kendisi için Cehennem ateşine karşı bir perde (koruyucu) olurlar
  9. Allah Teâlâ Kıyamet günü şöyle buyurur: "Benim celâlim için birbirini sevenler nerede? Zâtımın gölgesinden başka hiç bir gölge olmayan günde onları kendi gölgemde gölgeleyeceğim."
  10. Ebu Musa el-Eşarî -radıyallahu anh- naklediyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir kimse gelip bir şey istediğinde oturanlara yüzünü yönelip, döner ve şöyle buyururdu: «Aracı olun ki ecir alasınız. Allah böylece peygamberinin diliyle sevip, razı olduklarını hükmeder.» buyurdu. Muttefakun aleyh. Bir rivayette "dilediklerini" ifadesi geçmektedir.
  11. «Allah Teâlâ’ya göre arkadaşların hayırlısı, arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah Teâlâ’ya göre komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır.»
  12. Satarken, alırken, alacağını isterken, kolaylık gösteren kimseye Allah rahmet etsin
  13. İyilik işlememek üzere Allah'a yemin eden kimdir?
  14. Ben bazı kimselerin kalbinde sabırsızlık ve tamah gördüğüm için veririm. Bazı kimseleri de, Allah’ın kalplerinde yarattığı kanaat ve hayırla baş başa bırakırım. Amr İbni Tağlib de bunlardan biridir.»
  15. İnsanlara borç para veren bir adam vardı. O hizmetçisine şöyle derdi: Darda kalmış bir fakire vardığında onu affediver. Umulur ki Allah da bizim günahlarımızı affeder
  16. Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter
  17. Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir/tokluğudur.
  18. "İnsanların arasını bulmak için hayırlı haber götüren veya hayırlı söz söyleyen kimse yalancı sayılmaz."
  19. «Allah, rahmetini yüz parçaya ayırmıştır. Doksan dokuz parçasını kendi katında alıkoymuş, birini yeryüzüne indirmiştir. İşte varlıklar bu bir parça rahmet sebebiyle birbirlerine acıyıp, rahmet eder. Hatta hayvanlar, yavrusunun üzerine basacağı endişesiyle ayağını çekip kaldırır.»
  20. Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın! Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran
  21. İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir
  22. Allah her bir şey üzerine iyilik yazdı
  23. İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
  24. Birbirinize haset etmeyin, aldatmak için fiyat yükseltmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Allah’ın kulları kardeşler olun!
  25. Kızma/öfkelenme!
  26. Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz
  27. Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz.
  28. Adaletli davrananlar, Allah katında Rahman’ın sağındaki nurdan minberler üzerindedir. Allah'ın iki eli de sağdır
  29. Rıfktan (yumuşak huyluluktan) mahrum olan bütün hayırlardan mahrum olur
  30. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın kenarlı bir elbise vardı. Çölde yaşayan bir bedevi Arap yaklaşarak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesinin kenarından kuvvetlice çekti. O kadar ki, elbisesinin kenarı boyun bölgesinde iz bıraktı."
  31. «Aleykesselam deme! Çünkü Aleykesselam, ölünün tahiyyatıdır! Esselamu Aleyke de!»
  32. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını düzeltiyor; Kimimiz ok atma talimi yapıyor, kimimiz de meradaki hayvanlarının başında bulunuyordu. Derken Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in müezzini: Namaza toplanın! Diye seslendi. Biz de Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in etrafında toplandık. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şunları söyledi: “Benden önce gelen her peygamberin vazifesi, ümmetine, onlar hakkında hayırlı olduğunu bildiği şeyleri göstermek ve onlar için şer olduğunu bildiği şeylere karşı da onları uyarmaktı. Bu, ümmetinizin selameti, başında (ilk nesillerinde) olacaktır. Sonra gelenler ise belâlara ve yadırgadıkları bir takım hallere dûçar olacaklardır. Biri diğerini aratan fitneler gelecektir. Bu fitnelerden biri geldiğinde mü’min, ‘Bu beni helâk edecek! der. Ardından bu fitne kalkar, sonra bir fitne daha gelir. Mü’min yine,"Bu, (beni helâk edecek!) der ve bu şekilde devam eder. Cennete girmek ve cehennemden uzaklaştırılmak isteyen kimse, ölüm kendisine geldiğinde Allah’a ve ahiret gününe iman üzere olsun. İnsanlara da kendisine yapılmasını dilediği şeyleri yapsın. Kim, bir imama (hükümdara) bey'at edip, elini sıkıp ona yürekten bağlanırsa, gücü yettiği kadar ona itaat etsin. Eğer bir başkası çıkıp (iktidarı ele geçirmek için) onunla mücadeleye girişirse, onun boynunu vurun.”
  33. Din kardeşini güler yüzle karşılaman gibi bir iyiliği (yapmayı bile) sakın küçük görme!
  34. Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır
  35. Kim bir hayra (iyiliğe) vesile olursa o kimseye hayrı yapan kimsenin ecri gibi ecir vardır
  36. «Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne ve babanın öfkesindedir.»
  37. Kıyamet günü, Müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur. Şüphesiz Yüce Allah, ahlaksız çirkin söz (ve davranış) sahiplerine buğzeder
  38. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kişi ya hayır söylesin ya da sussun
  39. Kim insanlara merhamet etmezse; Allah -Azze ve Celle- de ona merhamet etmez
  40. «Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz.»
  41. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "İnsanları Cennet'e en fazla götürecek şey nedir?" diye soruldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’a karşı takvalı olmak ve güzel ahlaktır
  42. Hayâ imandandır
  43. Mümin müminin aynasıdır.
  44. Şüphesiz ki Allah Teâlâ bana: 'O kadar mütevazı olun ki, kimse kimseye karşı övünmesin ve kimse kimseye haksızlık (zulüm/taşkınlık) etmesin!' diye vahyetti
  45. «Sizler insanları mallarınızla memnun edemezsiniz, onları güzel yüz ve güzel huyla hoşnut edersiniz.»
  46. Doğruluk üzere olun. Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de Cennet'e götürür
  47. Kim; din kardeşinin ırzını onun gıyabında müdafaa ederse, Allah da kıyamet günü onu Cehennem ateşinden uzaklaştırır
  48. Şüphesiz ki, Allah; takva sahibi, (gönlü) zengin ve gizli (şöhretsiz, gösterişsiz, riyasız, samimi) kulu sever
  49. İnsanların hangisi daha faziletlidir?
  50. Müminlerin iman bakımından en kâmil olanları ahlak bakımından en hayırlı olanlarıdır ve sizin en hayırlınız, eşlerine karşı en hayırlı olanınızdır
  51. «Siz işitmiyor musunuz? İşitmiyor musunuz? Sade yaşamak imandandır; sade hayat sürmek imandandır.»
  52. Nerede yumuşak huyluluk, kolaylık varsa orada güzellik vardır. Kolaylığın bulunmadığı her şey çirkindir
  53. Ey Âişe! Şüphesiz ki Allah Refîk'tir (merhametlidir), rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever. Sertlik ve şiddet karşılığında vermediği şeyleri ve başka hiçbir şeyin karşılığında vermediğini yumuşak huyluluk (rıfk) karşılığında verir
  54. Muhakkak ki Mümin, güzel ahlakı sayesinde (gündüzleri) oruç tutan (geceleri) namaz kılan kimsenin derecesine erişir
  55. Sende Allah'ın sevdiği iki özellik vardır: Hilim (yumuşak huyluluk ve öfkesini kontrol edebilme) ile teenni (acele etmeyip ağırbaşlı ve temkinli davranma)
  56. Kıyamet Günü'nde bana en sevgili olanınız ve makam bakımından bana en yakın konumda bulunacak olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır
  57. Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır
  58. «Ben, haklı olduğu halde münakaşayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum.»
  59. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "İnsanları cennete en fazla girdiren şey nedir?" diye soruldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’a karşı takvalı olmak ve güzel ahlâktır.» buyurdu. "İnsanları cehenneme en fazla götürecek şey nedir?" diye sorulunca da: «Ağız ve cinsel organdır.» diye buyurdu.
  60. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, ürkütmeyiniz
  61. Bir adam Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek: Ben açım, dedi.
  62. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gazveye çıkacağı zaman: «Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Malı ve akrabası olmayan kardeşleriniz vardır. Her biriniz onlardan iki veya üç kişiyi yanına alsın.» diye buyurdu. Aslında bizlerin de ancak bir kişi ile nöbetleşecek devemiz vardı. (Cabir) dedi ki, “Ben nöbetleşe binmek üzere iki (veya üç) kişi aldım. Benim de ancak onlardan biri gibi deveme nöbetleşe binme hakkım vardı."
  63. Aç olanı doyurun, hastayı ziyaret edin ve esir düşmüş olanı esaretten kurtarın
  64. Zenginin borcunu ödemeyi ertelemesi zulümdür. Sizden biriniz hali vakti yerinde olan birine havale edildiğinde, bu havaleyi kabullenip o kişiye müracaat etsin.
  65. "Bu Allah’ın kullarının kalbine koymuş olduğu rahmettir. Muhakkak ki Allah, kulları içinden merhametli olanlara merhamet eder."
  66. «Şüphesiz ki sen, kendisinde cahiliye olan bir kimsesin. (Bu köleleriniz) din kardeşleriniz ve size hizmet edenlerinizdir. Allah onları emrinizin altına vermiştir. Her kimin kardeşi elinin altında ise yediğinden ona yedirsin, giydiğinden ona giydirsin. Altından kalkamayacakları işleri yapmakla onları yükümlü tutmayın. Eğer onlara böyle bir yükümlülük verecek olursanız, o işte kendilerine yardım edin.»
  67. Merhametli olanlara Rahman merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökteki de size merhamet etsin
  68. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, İsrailoğulları'ndan bir adamı zikretti. O adam İsrailoğulları'ndan bir kimseden ödünç olarak kendisine bin dînar vermesini istedi. Ödünç vermek isteyen zât: "Buna şâhit yapacağım şâhitleri getir" dedi. Ödünç isteyen kimse: "Şâhid olarak Allah yeter" dedi. Ödünç verecek olan bu sefer de: "Haydi bana kefil getir" dedi. O adam: "Kefil olarak Allah yeter" -dedi. Ödünç verecek olan kimse: "Hakîkaten doğru söyledin" dedi ve belirlenen bir süre ile ona bin dînâr verdi.
  69. “Herhangi bir müslümanın (ergenlik çağına ermemiş) üç çocuğu ölürse, o kimseye cehennem ateşi ancak Allah’ın yemini yerine gelecek kadar kısa bir süre dokunur.”
  70. Bana: «Ey Ebu Mesud! Bilesin ki, senin bu köleye gücünün yettiğinden daha fazlası ile Allah’ın gücü sana yeter.» dedi. Bunun üzerine ben: "Bundan sonra bir daha kesinlikle köle dövmeyeceğim" dedim.
  71. Müslüman; Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir
  72. O, çirkin söz söyleyen biri değildi; kötü ve kaba konuşmaya da yeltenmezdi. Çarşı pazarda bağırıp çağırarak gürültü yapmazdı. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, aksine affeder ve bağışlardı
  73. Mümin kınayan, lanet eden, kaba ve çirkin sözlü ve edepsiz değildir
  74. Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim
  75. Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur
  76. “Size, içinizdeki en hayırlı kimsenin kim olduğunu ve en şerlisinin kim olduğunu haber vereyim mi?”
  77. İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez
  78. Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz
  79. Yüce Allah her şeyde ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir
  80. İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
  81. Birr: Güzel ahlaktır. Günah, nefsinde tereddüt yaşayıp, sıkıldığın ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com