Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, ashabının arasında ayağa kalkarak bir hutbe irat etti. Söyledikleri arasında şu sözler de vardı: Şüphesiz Allah, Peygamberine insanların birbirlerine karşı tevazu göstermelerini vahyetmiştir. Bu tevazu; insanlara karşı alçak gönüllü davranmak, yumuşak huylu olmak ve kibarlıkla muamele etmektir. Böylece hiç kimse; soyu, malı veya bunlara benzer şeylerle büyüklük taslayıp başkasına karşı övünmesin; hiç kimse de bir başkasına zulmetmesin ve ona haksız yere saldırmasın.
- Bu hadiste, tevazu sahibi olmaya; kibirlenmekten, insanlara karşı büyüklük taslamaktan ve kendini onlardan üstün görmekten sakındırmaya teşvik vardır.
- Haksızlık yapmanın, zulmetmenin ve başkalarına karşı övünüp böbürlenmenin yasak olduğu belirtilmektedir.
- Allah için tevazu sahibi olmak iki anlama gelir: Birincisi: Allah'ın dinine karşı tevazu göstermek: Dine karşı büyüklenmemek, onu küçümsememek ve hükümlerini yerine getirmekten kibirlenip kaçınmamaktır. İkincisi: Allah rızası için Allah'ın kullarına karşı tevazu göstermek: İnsanlara korkudan veya onlardan bir menfaat umduğun için değil; yalnızca yüce Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla alçak gönüllü davranmaktır.
صحيح مسلم (4/ 2198) (2865). توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبد الله البسام (7/ 497). منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (10/ 344). فتح ذي الجلال والإكرام، لابن عثيمين (6/ 436). سبل السلام بشرح بلوغ المرام، لمحمد الصنعاني (2/ 691).