عن أبي واقد الحارث بن عوف رضي الله عنه أنَّ رسول الله صلى الله عليه وسلم بينما هو جالس في المسجد، والناس معه، إذ أقبل ثلاثَةُ نَفَرٍ، فأقبل اثنان إلى رسول الله، صلى الله عليه وسلم وذهب واحد، فوقفا على رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فأما أحدهما فرأى فُرْجَةً في الْحَلْقَةِ فجلس فيها، وأما الآخر فجلس خلفهم، وأما الثالث فأدْبَر ذاهبٍا، فلما فرغ رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «ألا أُخْبِرُكُم عن النَّفَرِ الثلاثة: أما أحدهم فأَوَى إلى الله فآوَاهُ الله إليه، وأما الآخر فاسْتَحْيا فاسْتَحْيَا الله منه، وأما الآخر، فأعْرَضَ، فأعرضَ اللهُ عنه».
Ebû Vâkıd Hâris b. Avf -radıyallahu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde oturmuş, sahâbîler de onun etrafını almışken karşıdan üç kişi çıkageldi. İkisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e doğru yöneldi, diğeri gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelenlerden biri cemaatin arasında bir boşluk görüp oraya oturdu. Öteki ise cemaatin arkasına gidip oturdu. Üçüncü adam da çekip gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sözünü bitirince (bunlar hakkında) şöyle buyurdu: «Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri, Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Ötekine gelince o, (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde insanlarla beraber otururken üç kişi onlara doğru gelmiştir. İkisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e doğru yöneldi, diğeri gitti. Bu ikisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ilim halkasının yanında ayakta durdular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelenlerden biri cemaatin arasında bir boşluk görüp ilim halkasına; -Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önünde daire şeklinde oturan kimselerdir- oraya oturdu. Öteki ise cemaatin arkasına gidip oturdu. Üçüncü adam da çekip gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sözünü bitirince sahabelere size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? diye buyurdu. Onlardan biri Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Yani Allah'ı zikretmek için boş bir yer bulup oturdu ve Allah Teâlâ bu mübarek meclisin faziletini ona bahşetti. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Sıkıştırmaktan imtina etti ve ilim halkasının arkasına oturdu ve meclisin bereketinden mahrum edilmedi. Ötekine gelince o, (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi. Sebepsiz yere ordan ayrıldı ve meclisin bereketinden mahrum kaldı.
Kaynakça
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، دار طوق النجاة، ط: الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي – بيروت.
رياض الصالحين، للنووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق -بيروت، ط: الأولى 1428هـ.
نزهة المتقين، لمجموعة من المؤلفين، مؤسسة الرسالة، ط: الرابعة عشر،1407هـ.
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، بإشراف مؤسسة الشيخ، دار الوطن للنشر، الرياض، ط: 1426هـ.
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي، دار ابن الجوزي، السعودية، ط: الثالثة 1418هـ.
تطريز رياض الصالحين، تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبد العزيز آل حمد، دار العاصمة -الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ.
صفات الله عز وجل الواردة في الكتاب والسنة: علوي بن عبد القادر السَّقَّاف، دار الهجرة الطبعة: الثالثة ، 1426هـ - 2006م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أنس بن مالك رضي الله عنه أنَّ رَجُلاً كَانَ عِند النَبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَمَرَّ رَجُلٌ بِهِ، فقال: يا رسول الله، أنِّي لَأُحِبُّ هَذَا، فَقَال لَهُ النَبِيُّ صلى الله عليه وسلم : «أَأَعْلَمْتَهُ؟» قال: لا. قال: «أَعْلِمْهُ»، فَلَحِقَهُ، فقال: إِنِّي أُحِبُّك فِي الله، فقال: أّحَبَّك الَّذِي أَحْبَبْتَنِي لَهُ.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir adam, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında otururken birisi o adamın yanından geçti. Adam: "Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum" dedi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.
Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu Nebevi hadisi şerif, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrini uygulamak için gelmiştir. O da, kişi kardeşini sevdiğinde sevdiğini ona bildirmesidir. Nebi -sallallahu aleyhi ve selem- ile Enes -radıyallahu anh- arasında geçen konuşmada, Enes, ben bu adamı seviyorum dediğinde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona kendisini sevdiğini haber verdin mi? diye sordu. Müslüman olan kimse bir kişiyi sevdiğinde onun, kardeşine; seni seviyorum demesinin sünnetten olduğuna delalet eder. Bu kelime sevgiyi kalbinden söylediğini gösterir. Çünkü insan kardeşinin kendisini sevdiğini bilirse o da onu sever. Diller konuşmasa da kalpler birbirini tanır ve uyum içinde olur. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Ruhlar, askerî birlikler gibidir. Birbirleriyle tanışan ruhlar, birbirleriyle kaynaşırlar, tanışmayanlar da ayrılığa düşerler.» Ancak insan dili ile söylerse kalpteki muhabbeti arttırır. Seni Allah için seviyorum der.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ.
رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
سنن أبي داود، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، المكتبة العصرية، بيروت.
السنن الكبرى للنسائي، تحقيق: حسن عبد المنعم شلبي، ط1، مؤسسة الرسالة، بيروت، 1421هـ.
شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
عون المعبود شرح سنن أبي داود، ومعه حاشية ابن القيم: تهذيب سنن أبي داود وإيضاح علله ومشكلاته للعظيم آبادي، ط3، دار الكتب العلمية، بيروت، 1415 هـ.
مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، ط1، مؤسسة الرسالة، 1421هـ.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قال: قال رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ اللهَ يَغَارُ، وَإِنَّ الْمُؤْمِنَ يَغَارُ، وَغَيْرَةُ اللهِ أَنْ يَأْتِيَ الْمُؤْمِنُ مَا حَرَّمَ عَلَيْهِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz ki Allah kıskanır, Müminler de kıskanır. Allah’ın kıskanması, Mümin kulların Allah'ın haram kıldığını işlemesidir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Mümin kul nasıl kıskanır, öfkelenir ve kerih görürse, Allah Teâlâ da kıskanır, öfkelenir ve kerih görür. Allah'ın kıskançlığının sebebi; Müminin, Allah'ın kendisine haram kıldığı zina, eşcinsellik, hırsızlık, içki ve diğer ahlak dışı davranışları yapmasıdır.
Faydalar
- Yasakları çiğnendiği zaman Yüce Allah'ın gazabından ve azabından sakındırılmıştır.
Kaynakça
صحيح البخاري (7/ 35) (5223).
صحيح مسلم (4/ 2114) (2761).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل المبارك (ص62).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 496).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 96).
صفات الله عز وجل الواردة في الكتاب والسنة، لعلوي السَّقَّاف (ص267).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ابن عباس رضي الله عنهما أنه رأى رجلا انْتَفَضَ لما سمع حديثا عن النبي صلى الله عليه وسلم في الصفات -استنكارا لذلك– فقال: "ما فَرَقُ هؤلاء؟ يجدون رِقَّةً عند مُحْكَمِهِ، ويَهْلِكُونَ عند مُتَشَابِهِهِ" .
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ- sıfatlar konusunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir hadisini duyunca reddedercesine titreyerek hareket yapan bir adam gördü ve; "Bunlar neden korkarlar? (Kur'an'ın) muhkemiyle karşılaşınca kolayca kabulleniyorlar, müteşabihi ile karşılaşınca da helak oluyorlar." dedi.
İbn Ebî Âsım rivayet etmiştir - Abdurrezzâk rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ,- meclisinde bulunan avamdan olan kimselerin sıfatlarla alakalı bir hadis duyduklarında korkup reddedercesine titreyerek hareket yapmalarını ayıplamıştır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak rivayet edilenlere karşı gerekli olan iman onlardan sadır olmamıştır. Sahih olan bu rivayetlerin manasını Kur'an'dan bilmişlerdir ve o müminin şüphe duymadığı hakikattır. Bazısı onları Allah'ın dilediği manadan başkasına hamledip, bununla helak olur.
Kaynakça
كتاب التوحيد للإمام محمد بن عبد الوهاب ص252 ت: د. دغش العجمي . مكتبة أهل الأثر , الطبعة الخامسة , 1435ه
الجديد في شرح كتاب التوحيد لمحمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي, ت: محمد بن أحمد سيد , مكتبة السوادي، الطبعة: الخامسة، 1424ه
الملخص في شرح كتاب التوحيد للشيخ صالح الفوزان , دار العاصمة , الطبعة الأولى 1422ه
كتاب السنة لابن أبي عاصم ومعه ظلال الجنة للألباني, المكتب الإسلامي, ط4 1419
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ابن مسعود رضي الله عنه قال: "جاء حَبْرٌ من الأحبار إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: يا محمد، إنا نجد أن الله يجعل السماوات على إِصْبَعٍ، والأَرَضَينَ على إِصْبَعٍ، والشجر على إِصْبَعٍ، والماء على إِصْبَعٍ، والثَّرَى على إِصْبَعٍ، وسائر الخلق على إِصْبَعٍ، فيقول: أنا الملك، فضحك النبي صلى الله عليه وسلم حتى بَدَتْ نَوَاجِذَهُ تَصْدِيقًا لقول الحبر، ثم قرأ: (وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالأَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ).
وفي رواية لمسلم: "والجبال والشجر على إِصْبَعٍ، ثم يَهُزُّهُنَّ فيقول: أنا الملك، أنا الله".
وفي رواية للبخاري: "يجعل السماوات على إِصْبَعٍ، والماء والثَّرَى على إِصْبَعٍ، وسائر الخلق على إِصْبَعٍ".
İbn Mesud -radıyallahua anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki:Bir Yahudi âlim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip:Ey Muhammed! Şüphesiz yüce Allah kıyamet gününde gökleri bir parmak,yerleri bir parmak,dağları ve ağaçları bir parmak,suyu,toprağı bir parmak ve diğer mahlukatı bir parmak üzerinde tutacak.Ben Melikim buyuracak.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu âlimin dediklerini tasdik eder şekilde azı dişleri belli oldu.Sonra da (Onlar Allah'ı gereği gibi takdir edemediler.Halbuki kıyamet gününde arz bütünü ile O'nun kabzasındadır.) Zümer,67.Müslim'in rivayetinde:''Dağlar ve ağaçlar bir parmak,sonra da onları sarsarak şöyle buyurur:Ben Melikim,Ben Allah'ım.''Buhârî'nin rivayetinde:''Gökyüzünü bir parmağına,suyu ve toprağı bir parmağına ve diğer mahlukatı bir parmak üzerinde tutacak.''
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
İbn Mesud -radıyallahu anh- Yahudilerden bir âlimin Nebî -sallallahu aleyhi ve sellme-'in yanına geldiğini haber veriyor.Şüphesiz ki onlar kitaplarında Allah -Subhânehû'nun- kıyamet günü gökleri bir parmakta,yerleri bir parmakta,ağaçları bir parmakta,suyu bir parmakta tutacağı bilgisini bulduklarını zikrediyor.Başka bir rivayette:Su bir parmakta,diğer mahlukat bir parmakta,Allah -Celle ve Alâ'nın- parmaklarında.Sahih rivayetlerde olduğu gibi beş parmaktır.Mahlukatın parmakları gibi değildir.Allah Azze ve Celle kudretinden ve yüceliğinden birşeyler gösterir.Onları sarsarak gerçek mülkünü,tam ve mutlak olan tasarrufunu ve hak olan uluhiyetini ilan eder.Alimin görüşünü tasdik etmek için azı dişleri görünene kadar güldü.Sonra da:((Onlar Allah'ı gereği gibi takdir edemediler.Halbuki kıyamet gününde arz bütünü ile O'nun kabzasındadır.) Zümer,67. Ayetini okudu.
Kaynakça
كتاب التوحيد للإمام محمد بن عبد الوهاب ص252 ت: د. دغش العجمي - مكتبة أهل الأثر , الطبعة الخامسة , 1435هـ.
الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي, ت: محمد بن أحمد سيد , مكتبة السوادي، الطبعة: الخامسة، 1424هـ.
الملخص في شرح كتاب التوحيد، للشيخ صالح الفوزان, دار العاصمة , الطبعة الأولى 1422هـ.
صحيح البخاري, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار طوق النجاة, الطبعة: الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما مرفوعاً: "يَطْوِي الله السماوات يوم القيامة، ثم يَأْخُذُهُنَّ بيده اليمنى، ثم يقول: أنا الملك أين الجبارون؟ أين المتكبرون؟ ثم يَطْوِي الأَرَضِينَ السبع، ثم يأخذهن بشماله، ثم يقول: أنا الملك، أين الجبارون؟ أين المتكبرون؟".
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah kıyamet gününde gökleri dürer sonra sağ eline alır ve şöyle buyurur: Melik (Mülkün hakiki sahibi benim). Nerede (o) zalimler, nerede o büyüklük taslayanlar? Sonra da yerleri dürüp, sol eline alır ve şöyle buyurur: Melik (Mülkün hakiki sahibi benim). Nerede (o) zalimler, nerede o büyüklük taslayanlar?»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ- bizlere Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara Allah -Azze ve Celle-'nin kıyamet gününde yedi kat semayı dürüp sağ eline alacağını, yedi kat yeryüzünü dürüp sol eline alacağını haber verdiğini aktarmıştır. Şüphesiz ki onlardan her birini düreceği zaman zorba ve kibirlenenleri küçümseyerek onlara seslenmiştir. Şüphesiz ki O, hakiki kâmil olan mülkün sahibidir. Mülkü üzerinde bir zayıflığı ya da mülkünün zail olması mümkün değildir. Ondan başka bütün melik (sahipler) ve memlukler (sahip olunanlar), adiller ve zalimler son bulacak ve Allah -Azze ve Celle-'nin huzurunda zelil olacaklardır. O, yaptığından dolayı sorgulanamaz, fakat onlar sorgulanırlar.
Kaynakça
كتاب التوحيد للإمام محمد بن عبد الوهاب ص252 ت: د. دغش العجمي . مكتبة أهل الأثر , الطبعة الخامسة , 1435ه
الجديد في شرح كتاب التوحيد لمحمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي, ت: محمد بن أحمد سيد , مكتبة السوادي، الطبعة: الخامسة، 1424ه
صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «قَارِبُوا وَسَدِّدُوا، وَاعْلَمُوا أَنَّهُ لَنْ يَنْجُوَ أَحَدٌ مِنْكُمْ بِعَمَلِهِ» قَالُوا: يَا رَسُولَ اللهِ وَلَا أَنْتَ؟ قَالَ: «وَلَا أَنَا، إِلَّا أَنْ يَتَغَمَّدَنِيَ اللهُ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Orta yolu tutun, dosdoğru olmaya çalışın ve bilin ki sizden hiçbir kimse ameli sayesinde kurtuluşa eremez. Sahabeler:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Sen de mi?” dediler. O da şöyle buyurdu:
“Evet, ben de. Allah, rahmeti ve keremi ile beni bağışlamaz ise ben dahi kurtulamam.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabeyi; aşırılığa gitmeden ve gevşeklik göstermeden amel etmeye, güçleri yettiğince Allah’tan sakınmaya teşvik etmektedir. Ayrıca amellerinde; Allah için ihlâslı olmayı ve sünnete uymayı hedeflemelerini emretmektedir ki, amelleri kabul edilsin ve üzerlerine ilahi rahmetin inmesine bir vesile olsun.
Sonra onlara hiçbir kimseyi sadece amelinin kurtaramayacağını, bilakis Allah'ın rahmetinin mutlaka gerekli olduğunu haber vermiştir.
Sahebeler: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Çok büyük değerde olmalarına rağmen senin amellerin dahi seni kurtaramaz mı?'' diye sordular.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Allah'ın rahmeti ile lütfedip koruması olmasa ben dahi kurtulamam.
Faydalar
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: (Dosdoğru olunuz ve orta yolu tutunuz) Yani dosdoğru olmayı isteyin ve onunla amel edin. Eğer bunu tam olarak yapmaya gücünüz yetmez ise, ona yaklaşın; yani ona en yakın şekilde olmaya çalışın. Hadiste geçen sedâd ifadesi doğruluk ve isabet etmek demektir. O da aşırılık ile eksiklik arasında olan orta yoldur. Ne haddi aşın ne de kusur edin.
- İbn Baz da şöyle demiştir: Salih ameller Cennet'e girmenin sebepleridir. Nitekim kötü ameller de Cehennem'e girmenin sebepleridir. Hadis, Cennet'e girmenin sadece amelle olmadığını açıklamaktadır. Bilakis Allah Teâlâ'nın bağışlaması ve rahmeti gerekir. Onlar amelleri sebebiyle Cennet'e girerler, fakat bunu gerekli kılan Allah Teâlâ'nın rahmeti, affetmesi ve bağışlamasıdır.
- Kul, ameli ne kadar büyük olursa olsun onunla gurura kapılmamalı ve kendini beğenmemelidir. Çünkü Allah’ın hakkı, kulun amelinden daha büyüktür. Bu yüzden kulun hem korku hem de ümit içinde olması gerekir.
- Allah’ın lütfu ve rahmeti, kulların amellerinden çok daha büyüktür.
- Salih ameller, Cennet'e girme sebebidir. Fakat Cennet'i kazanmak, ancak Allah'ın lütfu ve rahmetiyle olur.
- El-Kirmânî şöyle demiştir: Bütün insanlar ancak Allah’ın rahmetiyle Cennet'e giriyorsa, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- özellikle zikredilmesinin sebebi şudur: Şayet Cennet'e gireceği kesin olarak bilinen kişi olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bile ancak Allah’ın rahmetiyle Cennet'e giriyorsa, onun dışındakilerin Allah’ın rahmetine daha çok muhtaç olduğu net olarak anlaşılır.
- Nevevî -rahimehullah-: Allah Teâlâ'nın (Yapmış olduğunuz amellere karşılık girin Cennet'e!) [Nahl Suresi:32], (İşte bu, işlediğiniz amellerinize karşılık size miras verilen Cennet'tir.) [Zuhruf Suresi:72] ayetlerinin manası hakkında şöyle demiştir: Amellerle Cennet'e girileceğine delalet eden bu iki ayet ve benzeri ayetler, bu hadislerle çelişmez. Bilakis ayetlerin manası şudur: Cennete giriş, ameller sebebiyledir. Sonra o amellere muvaffak kılınmak, o amellerde ihlâsa hidayet edilmek ve onların kabul edilmesi ise Allah Teâlâ’nın rahmeti ve keremiyledir. Sadece amel ile Cennet'e girilmediği doğrudur ki, bu hadislerin kastettiğidir. Amel ile girdiği de doğrudur. Yani onların sayesindedir ve bu da, Allah'ın rahmetindendir.
- İbn'ul Cevzî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu mesele hakkında (ayet ve hadislerin arasını cem eden) dört cevap ortaya çıkmaktadır: Birincisi; amel işlemeye muvaffak kılınmak Allah'ın rahmetindendir. Şayet Allah'ın geçmişte yazılmış rahmeti olmasaydı; ne iman, ne de kurtuluşun kendisiyle hasıl olduğu itaatler (ibadetler) gerçekleşirdi. İkincisi: Kölenin çalışması efendisine aittir. Dolayısıyla ameline de efendisi müstahaktır. Bu sebeple kulun ameli, aslında Mevlâsının hakkıdır. Allah’ın kula vereceği her mükâfat ise O’nun keremindendir. Üçüncüsü: Bazı hadislerde belirtildiği üzere; Cennet'e girişin bizzat kendisi Allah'ın rahmetiyledir. Ancak Cennet'teki derecelere ameller ile ulaşılacağı bildirilmiştir. Dördüncüsü: İbadet ve itaatler sınırlı (kısa) bir zaman diliminde yapılmıştır. Fakat sevap sonsuzdur, tükenmez. Tükenmeyen bu nimetlerin, tükenen amellere karşılık verilmesi ancak Allah’ın ikramıyladır; amellerin karşılığı olarak değildir.
- Er-Râfi'i -rahimehullah- şöyle demiştir: Amel eden kişi, ne kurtuluşu arzularken ne de yüksek derecelere ulaşmayı hedeflerken sadece kendi ameline güvenmemelidir. Çünkü o, ancak Allah'ın muvaffak kılmasıyla amel edebilir ve günahtan da ancak Allah'ın koruması sayesinde kaçınabilir. Dolayısıyla tüm bunlar, O’nun lütfu ve rahmeti sayesindedir.
Kaynakça
صحيح البخاري (7/ 121) (5673).
صحيح مسلم (4/ 2170) (2816).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 165).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 321).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 573).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 130).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا أتاه طالب حاجة أقبل على جُلسائِه، فقال: «اشْفَعُوا تُؤجَرُوا، ويَقْضِي الله على لسانِ نَبِيِّه ما أحب». وفي رواية: «ما شاء».
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir kimse gelip bir şey istediğinde oturanlara yüzünü yönelip, döner ve şöyle buyururdu: «Aracı olun ki ecir alasınız. Allah böylece peygamberinin diliyle sevip, razı olduklarını hükmediyor.» buyurdu. Muttefakun aleyh. Bir rivayette "dilediklerini" ifadesi geçmektedir.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadis dinin önemli esaslarını içermektedir. Bir çok faydalar kapsamaktadır. Kişi sonucuna bakmadan, hedefe ulaşmış olsun ya da olmasın hayırlı işlerde gayret göstermelidir. Yönetici ve seçkin kimseler nezdinde ihtiyaç sahipleri için aracı olmalıdır. Zira bir çok insan aracılığının kabul görmeyeceğini anlarsa bu işlere karışıp, girişmez. Böylece Allah katında kendisi için hazırlanacak olan hayrı, sevabı kaçırıp, elde edemez. Ayrıca Müslüman kardeşinin ihtiyaç duyduğu iyiliği de ona sunmamış olur. Bu sebeple Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında bulunan sahabelerine, ihtiyaç sahibi kişilere aracılık yaparak yardım etmesini emretmiş ve böylece Allah tarafından sevap elde edeceklerini haber vermiştir. "Aracı olun ki ecir alasınız." Güzel bir konuda aracılık yapmak Allah tarafından sevilip, razı olunan bir ameldir. Zira yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır." (Nisâ Suresi 85) Böyle davranan dünyada alacağı mükafatın yanında, kardeşine iyilik yapmış olduğu için onun katında hatırı sayılır bir kimse olur. Başkası adına aracılık yaptığı kimseden talep ettiklerinin tümü yahut bir kısmı da yerine gelmiş olur. Sonucu elde edilecek yahut edilmeyecek iyilik ve hayır olan işlerde gayret göstermek bu dünyadaki yapılacak bir hayırdır. Diğer taraftan insan kendisini bu davranış sayesinde iyilik yapmaya alıştırmış olur. Böylece kabul görecek aracılıklar yapmaya hazır hale gelmiş olur. "Allah böylece peygamberinin diliyle sevip, razı olduklarını hükmeder." Ezeli ilminde olmasını dilediği şeyleri meydana getirir, dilemediklerini de getirmez. Bizlerden istenen aracı olmamızdır. Bundan dolayı aracı olunan husus gerçekleşmiş yahut gerçekleşmemiş olsun elbette sevap verilecektir.
Kaynakça
كنوز رياض الصالحين - حمد بن ناصر بن عبد الرحمن العمار - دار كنوز اشبيليا- الطبعة الأولى: 1430 هـ
بهجة الناظرين - سليم بن عيد الهلالي - دار ابن الجوزي.
نزهة المتقين - مصطفى سعيد الخن، مصطفى البغا، محي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي - مؤسسة الرسالة ، بيروت - الطبعة الأولى : 1397 هـ 1977 م - الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ 1987م.
شرح رياض الصالحين - محمد بن صالح بن محمد العثيمين - الناشر: دار الوطن للنشر، الرياض - الطبعة: 1426 هـ.
دليل الفالحين - محمد بن علان - دار الكتاب العربي.
رياض الصالحين- د. ماهر بن ياسين الفحل - الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت - الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م.
صحيح البخاري - محمد بن إسماعيل البخاري - دار طوق النجاة - الطبعة : الأولى، 1422هـ
صحيح مسلم - مسلم بن الحجاج أبو الحسن القشيري النيسابوري - المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت.
بهجة قلوب الأبرار وقرة عيون الأخيار في شرح جوامع الأخبار - المؤلف: أبو عبد الله، عبد الرحمن بن ناصر بن عبد الله بن ناصر بن حمد آل سعدي المحقق: عبد الكريم بن رسمي ال الدريني دار النشر: مكتبة الرشد للنشر والتوزيع الطبعة: الأولى 1422هـ - 2002م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com