عن أبي شُريح خُويلد بن عمرو الخزاعي عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: «مَنْ كَان يُؤمِن بِاللهِ وَاليَومِ الآخِرِ فَلْيُكْرِم ضَيفَه جَائِزَتَه»، قَالوا: وما جَائِزَتُهُ؟ يَا رسول الله، قال: «يَومُهُ ولَيلَتُهُ، والضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ، فَمَا كَانَ وَرَاءَ ذَلك فَهُوَ صَدَقَةٌ عَلَيه».
وفي رواية: «لا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يُقِيمَ عِنْدَ أَخِيهِ حَتَّى يؤْثِمَهُ» قالوا: يَا رَسول الله، وَكَيفَ يُؤْثِمَهُ؟ قال: «يُقِيمُ عِندَهُ ولاَ شَيءَ لَهُ يُقرِيهِ بهِ».
Ebû Şureyh Huveylid b. Amr el-Huzâî -radıyallahu anh-'ın Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet ettiğine göre şöyle buyurmuştur: «Allah’a ve Ahiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin, ikramda bulunsun.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! Misafirin (caizesi) ikramı nedir? diye sordular. O (sallallahu aleyhi ve sellem) da şöyle buyurdu: «Misafiri, bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gündür. Bundan sonrası da ona sadakadır.» Başka bir rivayette: «Bir müslümana, kardeşini günaha sokacak kadar onun yanında kalması caiz değildir.» (Sahabeler) Ey Allah'ın Rasûlü! Onu nasıl günaha sokar? diye sordular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kardeşinin yanında kalır ve (ev sahibinin misafirine) ikram edecek bir şeyi yoktur.»
Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebû Şureyh el-Huzâî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim Allah'a ve ahiret gününe ikram ederse misafirine ikram etsin.» Bu da misafire ikram etmeye teşvik ve hırslandırma babındandır. Misafire ikram etmek Allah'a ve Ahiret gününe imanın işaretlerindendir ve Allah'a ve Ahiret gününe imanın tam olduğunun göstergesidir. Misafire ikram şu şekilde olur: Güler yüz, güzel söz, üç gün yemek yedirmektir. Birinci günü gücü yettiği ve var olandan, daha sonraki günlerde kendini zorlamadan var olandan ikram ile olur. Misafirine ve kendi nefsine zorluk çıkarmaması için bunu böyle yapar. Üç günden sonra yapacağı ikram sadakadan sayılır, dilerse ikram eder dilemezse etmez.«Misafirine bir gün bir gece ikramda bulunsun, misafir etmek gecesiyle gündüzüyle üç gündür.» sözüne gelince; ilim adamları ödül anlamına gelen caize kelimesinin anlamı hakkında, misafire bir gün bir gece önem vermek demişlerdir. Her türlü iyilik ve hayırla misafire ikramda bulunmaktır. Ancak ikinci ve üçüncü güne gelecek olursak, ev sahibi misafiri evinde bulunan şeylerden doyurur. Normalde kendisinin yediği şeylerden fazlasını yapmaz. Ancak üç günden fazla olursa bu sadaka ve iyilik olur. Dilerse ikram eder diemezse etmez. Müslim'in rivayetinde ise: «Misafir, ev sahibinin yanında onu günaha sokacak kadar kalmaz.» Manası; misafirin, ev sahibinin yanında üç günden fazla kalarak onu günaha sokması caiz değildir. Çünkü ev sahibi çok kalmasından dolayı misafir hakkında gıybet edebilir, ona eziyet verecek şeyi sunabilir, onun hakkında caiz olmayan bir şeyi düşünebilir. Bütün bunlar eğer misafir ev sahibinin çağrması haricinde üç günden fazla kalırsa ona hamledilir. Bilinmesi gereken; misafire ikram etmek, gelen misafirin durumuna göre değişir. İnsanlardan bazıları o topluluğun önde gelenlerinden ve seçkinlerinden olabilir, onlara layık oldukları ikramda bulunulur. İnsanlardan bazıları orta halli olanlardandır, onlara da gereği gibi ikramda bulunulur. Bazıları da durum itibariyle daha alt tabakadan olan insanlardır.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423 هـ.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425هـ.
رياض الصالحين، للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
فتح رب البرية بتلخيص الحموية، لمحمد بن صالح بن محمد العثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة، (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد الله بن عباس رضي الله عنهما قال: "ما السماوات السبع والأرضون السبع في كَفِّ الرحمن إلا كَخَرْدَلَةٍ في يد أحدكم".
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: «Rahman’ın avucunda yedi gök ve yedi yerin misali sizden birinin elindeki hardal tanesi gibidir.»
İbn Cerîr rivayet etmiştir - Zehebî "el-Uluv" adlı eserinde rivayet etmiştir - Abdullah b. İmâm Ahmed rivayet etmiştirDereceel-Elbânî -rahimehullah-, İbn Teymiye'nin bu hadis hakkında sahih dediğini nakletmiş ve ardından bir söz söylememiştir
Açıklama
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-, bu eser de yedi gök ve yedi yerin bütün büyüklüğüne rağmen, Rahman’ın avucunda bizden birinin avucundaki küçük bir hardal tanesi gibidir, demiştir. Bu benzeme, iki şeyin birbirine nispeti ile böyledir. Yoksa bir avucun diğerine benzemesi değildir. Çünkü Allah’ın zatı hiçbir şeye benzemediği gibi, O’nun sıfatı hiçbir şeye benzemez.
Kaynakça
1- فتح المجيد شرح كتاب التوحيد، مطبعة السنة المحمدية، القاهرة، مصر، الطبعة: السابعة، 1377هـ - 1957م.
2- القول المفيد على كتاب التوحيد، دار ابن الجوزي، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الثانية, محرم، 1424ه.
3- الملخص في شرح كتاب التوحيد، دار العاصمة الرياض، الطبعة: الأولى 1422هـ - 2001م.
4- الجديد في شرح كتاب التوحيد، مكتبة السوادي، جدة، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الخامسة، 1424هـ - 2003م.
5- التمهيد لشرح كتاب التوحيد، دار التوحيد، تاريخ النشر: 1424هـ.
6- جامع البيان في تأويل القرآن، المؤلف: محمد بن جرير أبو جعفر الطبري، المحقق: أحمد محمد شاكر، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1420هـ - 2000م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عُبَادَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ شَهِدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَأَنَّ عِيسَى عَبْدُ اللهِ وَرَسُولُهُ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، أَدْخَلَهُ اللهُ الْجَنَّةَ عَلَى مَا كَانَ مِنَ الْعَمَلِ».
Ubâde -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmadığına, Allah’ın bir olduğuna ve O'nun bir ortağı olmadığına, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O'nun kulu ve rasûlü (elçisi) olduğuna, aynı şekilde İsa -aleyhisselam-’ın da Allah’ın kulu ve elçisi olup Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendi (yarattığı) bir ruh olduğuna, aynı şekilde Cennet ve Cehennem'in hak olduğuna şehâdet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah, onu Cennet'ine koyacaktır.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kelime-i tevhidin manasını bilip ve gerektirdiği ile amel ederek söyleyen, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kulluğuna ve rasullüğüne şahitlik eden, İsa -aleyhisselam-'ın da kul ve rasul olduğuna, Allah Teâlâ'nın onu "Ol!" emri ile yarattığına ve onun da hemen olduğuna, Allah Teâlâ'nın yarattığı ruhlardan birisi olduğuna, Yahudilerin annesini nispet ettiği şeyden uzak olduğuna, Cennet'in hak ve Cehennem'in de hak olduğuna, her ikisinin var olduğuna, onların Yüce Allah'ın nimeti ve azabı olduğuna inanarak iman eden kimsenin, bu akide üzerine ölürse, itaatlerde ihmalkâr ve günahları olsa bile Cennet ehlinden olacağını haber vermiştir.
Faydalar
- Allah Teâlâ, Meryem oğlu İsa'yı "Ol!" emri ile babasız olarak yaratmıştır.
- İsa ve Muhammed -sallallahu aleyhimesselam-'ın Allah Teâlâ'nın iki kulu ve rasûlü olduklarını bir arada zikretmek, yalanlanmayan iki rasul ve ibadet edilmeyen iki kul olduğu hakikatini ifade eder.
- Tevhidin fazileti ve günahlara kefaret olması ifade edilmiştir. Muhakkak ki tevhit ehli bazı günahları işlese bile gideceği yer Cennet'tir.
Kaynakça
صحيح البخاري (4/ 165) (3435).
صحيح مسلم (1/ 57) (28).
الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح الفوزان (ص25).
الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد القرعاوي (ص36).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ لِي عَنْ أُمَّتِي الخَطَأَ وَالنِّسْيَانَ وَمَا اسْتُكْرِهُوا عَلَيْهِ».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz Allah, ümmetim hakkında hatalarını, unutmalarını ve zorla yapmaya mecbur kaldıklarını bağışlamıştır.»
Hadisi İbn Mâce, Beyhakî ve diğerleri rivayet etmiştirDereceNevevî şöyle demiştir: Hasen bir hadistir
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, Yüce Allah'ın, ümmetini üç durumunda bağışladığını haber vermiştir: Birincisi: Hata, yani kasıt olmaksızın yapılan şeydir.Yani Müslüman bir iş yaparken bir şeyi amaçlar, fakat yaptığı fiil, niyet ettiği şeyden farklı bir sonuç verir. İkincisi: Unutma, yani Müslüman bir şeyi hatırlasa da onu yaparken unutmasıdır; bu durumda da günah yoktur. Üçüncüsü: Zorlama. Kul, istemediği bir şeyi yapmaya zorlanabilir ve bu zorlamayı engellemeye güç yetiremez. Bu durumda kendisine günah veya sorumluluk yüklenmez. Şu da unutulmamalıdır ki, söz konusu olan husus kul ile Rabbi arasındaki haram kılınan fiilleri işleme meselesidir. Farz olanı unutma sebebiyle terk etme durumunda ise sorumluluk düşmez. Yine, yapılan fiilden bir başkasına zarar doğarsa da kul hakkı düşmez. Nitekim bir kimse yanlışlıkla adam öldürse diyet ödemekle yükümlüdür; yahut bir arabanın kazara zararını verse, tazmin etmekle yükümlüdür.
Faydalar
- Allah -Azze ve Celle-'nin rahmetinin genişliği ve kullarına olan lütfu, bu üç hâl üzere kendilerinden günah meydana geldiğinde onlardan sorumluluğu kaldırmış olmasıdır.
- Allah'ın, Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ümmetinin üzerine olan lütfu ifade edilmiştir.
- Günahın kaldırılması, hükmün veya tazminin kaldırılması anlamına gelmez. Mesela abdest almayı unutan ve abdestli olduğunu zannederek namaz kılan kimse bu sebeple günaha girmez; fakat ona düşen abdest alıp namazı yeniden kılmaktır.
- Zorlama sebebiyle günahın düşmesi için bazı şartların bulunması gerekir. Mesela, zorlayan kimsenin tehdidini yerine getirebilecek güçte olması gibi.
Kaynakça
الأربعون النووية (ص127) (ح39).
سنن ابن ماجه (3/ 200) (2045).
السنن الكبرى للبيهقي (7/ 584) (15094).
التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية، لإسماعيل الأنصاري (ص89).
شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص382).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَبْدِ اللهِ بنِ عُمَر رضي الله عنهما قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: «بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَإِقَامِ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَحَجِّ الْبَيْتِ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve rasûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam'ı sağlam bir yapıya ve bu yapıyı destekleyen beş sütuna benzetmiştir. İslam'ın diğer hususları bu binanın tamamlayıcı özellikleridir. İslam'ın şartlarından birincisi: Kelime-i şehadet; Allah'tan başka hak ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın rasûlü olduğuna şahitlik etmektir. Bu iki husus biri diğerinden ayrılmayan tek bir rükündür. Kul, Allah'ın birliğini ve Allah'tan başka hiç kimsenin ibadete layık olmadığını kabul ederek ve bu sözün gereklerini yerine getirerek hareket eder, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in risaletine iman eder ve ona tabi olarak bunu söyler. İkinci şart: Namaz kılmaktır. Bir günde farz kılınan beş vakit; sabah, öğlen, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını şartları, rükünleri ve vaciplerini gözeterek kılmaktır. Üçüncü şart: Farz olan zekâtı vermektir. Dinin belirlediği miktara ulaşan malın hak edenlere verildiği mali bir ibadettir. Dördüncü şart: Haccetmektir. Allah -Azze ve Celle-'ye ibadet etmek kastıyla hac amellerini yerine getirmek için Mekke'ye gitmektir. Beşinci şart: Ramazan orucunu tutmaktır. İbadet kastıyla imsak vaktinden Güneşin batışına kadar yeme içme ve bunun dışındaki orucu bozan hususlardan uzak durmaktır.
Faydalar
- İslam'ın ilk şartındaki kelime-i tevhide şahitlik etmenin iki kısmı birbirinden ayrılmaz. Dolayısıyla biri olmadan diğeri geçerli değildir. Bundan dolayı bir şart olarak belirlenmiştir.
- Kelime-i tevhide şahitlik etmek dinin temelidir ve bunlar olmadan hiçbir söz ve amel kabul edilmez.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 11) (8)، صحيح مسلم (1/ 45) (16)، و(1/ 88) (82)، فتح الباري لابن رجب (1/ 22)، جامع العلوم والحكم (1/147)، شرح الأربعين لابن العطّار (ص 62)، شرح الأربعين النووية لعبد الكريم الخضير (ص 87)، فتح القوي المتين في شرح الأربعين للعباد (ص 29)، شرح الأربعين النووية لصالح آل الشيخ (ص 91 - 95)، التحفة الربانية لإسماعيل الأنصاري (ص 12).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ جَابِرٍ رضي الله عنه قَالَ: أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلٌ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، مَا الْمُوجِبَتَانِ؟ فَقَالَ: «مَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَمَنْ مَاتَ يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ النَّارَ»
Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve selem-'e gelip: Ey Allah'ın Rasûlü Cennet'le Cehennem'i vacip kılan iki şey nedir? diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: «Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Cennet'e girmeyi gerektiren ve Cehennem'e girmeyi gerektiren iki özelliği sormuştur. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu soruya şöyle cevap vermiştir: Cennet'e girmeyi gerektiren özellik yalnızca Yüce Allah'a ibadet edip hiçbir şeyi O'na ortak koşmadan ölen kimse için geçerlidir. Cehennem'e girmeyi gerektiren özellik ise, Yüce Allah'a rubûbiyetinde, ulûhiyetinde, isim ve sıfatlarında denk ve ortaklar edinerek şirk koşarak ölen kimse için geçerlidir.
Faydalar
- Hadiste Tevhidin fazileti beyan edilmiştir. Kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan Mümin olarak ölürse Cennet'e girecektir.
- Hadiste şirkin tehlikesi beyan edilmiştir. Kim de Yüce Allah'a şirk koşarak ölürse Cehennem'e girecektir.
- Tevhit ehli olup günahkâr olan kimseler Yüce Allah'ın dilemesi altındadır. Dilerse onlara azap eder, dilerse de bağışlar ve sonra gidecekleri yer Cennet olur.
Kaynakça
صحيح مسلم (1/ 94) (93)، إكمال المعلم بفوائد مسلم (1/ 363)، شرح النووي على مسلم (2/96) المفهم للقرطبي (1/290)، تطريز رياض الصالحين (ص 281)، الكوكب الوهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج (3/63).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قال: جَاءَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَسَأَلُوهُ: إِنَّا نَجِدُ فِي أَنْفُسِنَا مَا يَتَعَاظَمُ أَحَدُنَا أَنْ يَتَكَلَّمَ بِهِ، قَالَ: «وَقَدْ وَجَدْتُمُوهُ؟» قَالُوا: نَعَمْ، قَالَ: «ذَاكَ صَرِيحُ الْإِيمَانِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından bazı kimseler gelip,
"Bazen içimize, dile getirmeyi büyük bir suç olarak gördüğümüz bazı şeyler düşüyor" diye sordular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten de bu tür şeyleri hissediyor musunuz?» diye buyurdu, Ashab: Evet! diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunu böyle hissetmeniz imanınızın doğruluğunu gösteriyor.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından bir grup gelip, çirkinlikleri ve onlara karşı nefretleri sebebiyle söyleyemedikleri büyük işleri içlerinde hissettiklerini sordular. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: İşte bu hissettikleriniz, Şeytan'ın kalbe soktuğu şeyleri büyük görüp söylemekten sizi alıkoyan apaçık bir iman ve yakîndir. Şeytan'ın sizin kalbinizi ele geçiremedi. Şeytan'ın kalbini ele geçirdiği kimse kendini bu şeylerden alıkoyup defedemez.
Faydalar
- Şeytanın vesveseden başka iman ehline karşı bir şey yapmaya kadir olmadığı ve acizliği beyan edilmiştir.
- Nefsin vesveselerini tasdik ve kabul etmemek gerekir. Çünkü o Şeytan'dandır.
- Şeytan'ın vesvesesi Mümine zarar vermez, fakat onun vesvesesinden Allah'a sığınmalı ve önünü kesip bitirmek için gayret göstermelidir.
- Müslüman, dini konusunda kafasını karıştıran hususlarda susmamalı ve sormalıdır.
Kaynakça
صحيح مسلم (1/ 119) (132)، معالم السنن (4/174)، المفهم للقرطبي (1/344)، شرح النووي على مسلم (2/154)، البحر المحيط الثجاج (3/622).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ابن عباس رضي الله عنهما قال: جاءَ رجُلُ إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسولَ اللهِ، إن أحدنا يجدُ في نفسِهِ -يُعرِّضُ بالشَّيءِ- لأَن يكونَ حُمَمَةً أحَبُّ إليه من أن يتكلَّم بِهِ، فقال: «اللهُ أكبرُ، اللهُ أكبرُ، الحمدُ لله الذي ردَّ كيدَه إلى الوسوسَةِ».
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek: Ey Allah'ın Rasûlü! Birimiz içinde kendisine (sıkıntı) veren bir duygu hissettiğinde; onun içinde yanan bir kor gibi olması (başkalarına) söylemesinden daha sevimli geliyor dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allahu Ekber! Allahu Ekber! (Şeytan'ın) vesvese vermek için (kurduğu) tuzağını bozan Allah'a hamdolsun.» cevabını verdi.
Ebû Dâvûd ve Nesâî de (Sünen-i) el-Kübrâ'da rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip, Ya Rasûlallah! Bizden birisi içinde nefsinin kendisine (sıkıntı) veren büyük bir sözü söyletmek istediğinde, onun içinde yanan bir kor gibi olması (başkalarına) söylemesinden daha sevimli geliyor dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem iki kez tekbir getirdi ve Şeytan'ın kurduğu tuzağı bozup, bunun sadece bir vesvese olmasından dolayı Allah'a hamdetti.
Faydalar
- Şeytan'ın, Müminleri imandan küfre çevirmek için pusuya yatıp onlara vesvese vermek için beklediği beyan edilmiştir.
- Şeytan'ın iman ehline karşı zayıflığı ifade edilmiştir. Vesvese vermekten başka bir şey yapamaz.
- Mümin, Şeytan'ın vesveselerinden yüz çevirmeli ve onları uzaklaştırmalıdır.
- Güzel bir şey olduğunda, şaşırılan bir şey olduğunda veya bunlara benzer şeyler olduğunda tekbir getirmenin meşru olduğu ifade edilmiştir.
- Bir Müslümanın aklını karıştıran her şeyi alime sormasının meşru olduğu ifade edilmiştir.
Kaynakça
سنن أبي داود (7/ 435) (5112) السنن الكبرى للنسائي (9/ 249) (10435)، شرح سنن أبي داود للعباد (580/ 28)، صحيح مسلم (1/ 119) (132)، شرح سنن أبي داود لابن رسلان (19/370)، ومرقاة الصعود (3/1301).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com