İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Kaza ve Kadere İman

26 hadis

Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا يَزَالُ البَلاَءُ بِالمُؤْمِنِ وَالمُؤْمِنَةِ فِي نَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَمَالِهِ حَتَّى يَلْقَى اللَّهَ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz.»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle haber vermektedir: Mümin erkek ve kadın, belâ ve imtihandan asla kurtulamaz. Bu belâlar, kişinin sağlığı ve bedeninde, hastalık, ölüm, isyan veya başka bir şekilde çocuklarında, fakirlik, ticaretin bozulması, hırsızlık, geçim sıkıntısı ve rızık darlığı gibi malında da olabilir. Allah, bu belâlar sayesinde kişinin bütün günahlarını ve hatalarını bağışlar. Öyle ki, kişi Allah’a kavuştuğunda tüm günahlarından ve işlediği hatalardan arınmış bir halde olur.

Faydalar
  1. Allah'ın Mümin kullarına olan merhametinin bir gereği de, onların bu dünyada başlarına gelen musibetleri ve afetleri kefaret kılıp günahlarını bağışlamasıdır.
  2. İmanın var olma şartıyla başa gelen musibet günahlara kefaret olur. Eğer kul başına gelenlere öfkelenmez ve sabrederse kendisine ecir verilir.
  3. Sevilen veya hoşlanılmayan her durumda sabretmeye teşvik edilir. Mümin bir kul Allah'ın emrettiklerini yerine getirene kadar sabretmeli, Allah'tan sevabını umarak ve azabından korkarak Yüce Allah'ın haram kıldıklarından uzaklaşıncaya kadar sabırlı olmalıdır.
  4. Peygamber Efendimiz'in “Mümin erkek ve Mümin kadın” ifadesini kullanması, özellikle kadınlar için bir vurgu ve teyit niteliğindedir. Çünkü sadece “Mümin” deseydi, kadınlar da bu kapsama girerdi; zira bu durum yalnızca erkeklere mahsus değildir. Dolayısıyla, bir kadın belâya uğradığında, onun da aynı şekilde günahlarının ve hatalarının bağışlanması ile mükâfatlandırılacağı vaat edilmiştir.
  5. Kulun acılarını her defasında kolaylaştıran, musibete sabretmenin getirdiği fazilettir.
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 204) (2399). مسند أحمد (13/ 248) (7859). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 113). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص51). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 273). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 80).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

“Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah’a dua ederim de sana şifa verir.”

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضيَ اللهُ عنهما: أنَّهُ قَالَ لعَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ: أَلَا أُرِيكَ امْرَأَةً مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ؟ قُلْتُ: بَلَى، قَالَ: هَذِهِ الْمَرْأَةُ السَّوْدَاءُ، أَتَتِ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَتْ: إِنِّي أُصْرَعُ وَإِنِّي أَتَكَشَّفُ، فَادْعُ اللهَ لِي، قَالَ: «إِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلَكِ الْجَنَّةُ، وَإِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللهَ أَنْ يُعَافِيَكِ» قَالَتْ: أَصْبِرُ، قَالَتْ: فَإِنِّي أَتَكَشَّفُ فَادْعُ اللهَ أَنْ لَا أَتَكَشَّفَ، فَدَعَا لَهَا.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre: İbn Abbas -radıyallahu anhuma-, Atâ b. Ebî Rebâh'a şöyle dedi: “Sana Cennet ehlinden bir kadını göstereyim mi?” Atâ, “Evet.” dedim. Bunun üzerine İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: “İşte şu siyahî kadın var ya! O, bir gün Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek: ‘Ben sara nöbeti geçiriyorum ve nöbet sırasında üzerim açılıyor. Benim için Allah’a dua edin.’ dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah’a dua ederim de sana şifa verir.” Kadın: “Sabrederim.” dedi. Sonra da: “Ancak nöbet sırasında üzerim açılıyor. Allah’a dua edin de üzerim açılmasın.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için dua etti.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Abbas -radıyallahu anhuma-, Atâ b. Ebî Rebâh'a şöyle dedi: "Sana Cennet ehli kadınlardan birini göstereyim mi?" Atâ, “Evet.” dedi. Bunun üzerine İbn Abbas: “İşte şu Habeşli siyahî kadın! O, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek, ‘Bende bir hastalık var. Sara nöbeti geçiriyorum. Nöbet sırasında farkında olmadan üzerim açılıyor ve bedenimden bazı yerler görünüyor. Benim için Allah'a dua edin de bana şifa versin.’ dedi. Nebî -aleyhisselam- da şöyle buyurdu: “Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah'a dua ederim de sana şifa verir.” Kadın: “Öyleyse sabrederim.” dedi. Ardından, “Fakat nöbet geçirdiğimde üzerim açılıyor. Allah'a dua edin de nöbet geçirdiğim zaman üzerim açılmasın.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için Allah'a dua etti.

Faydalar
  1. Dünyada karşılaşılan musibetlere sabretmek, Cennete girmeye vesile olur.
  2. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, sara (epilepsi) hastalığına sabreden kimsenin, buna karşılık en mükemmel şekilde sevap kazanacağına delil vardır.
  3. Sahâbe hanımlarının iffet ve hayâ sahibi olduklarını, örtünmeye büyük önem verdiklerini gösterir. Allah onlardan razı olsun. Nitekim bu kadın vücudunun bir kısmının görülmesinden çok korkuyordu.
  4. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: “Kendisinde buna güç bulunduğunu bilen ve meşakkatli olanı yerine getirmekte zorluk çekmeyeceğinden emin olan kimse için, ruhsatla amel etmek yerine azîmeti tercih etmek daha faziletlidir.”
  5. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: “Bu hadiste, bütün hastalıkların tedavisinde dua etmek ve Allah'a sığınmanın, ilaçlarla tedavi olmaktan daha etkili ve daha faydalı olduğuna işaret vardır. Duanın bedende meydana getirdiği etki ve tesir, maddî ilaçların etkisinden daha büyüktür. Ancak bunun fayda vermesi iki şarta bağlıdır: Birincisi, hasta ile ilgili olup onun niyetinin samimi ve içten olmasıdır. İkincisi ise tedavi eden kimse ile ilgilidir; onun Allah'a yönelişinin güçlü olması, kalbinin takvâ ve tevekkülle kuvvet bulmasıdır. Allah en doğrusunu bilir.”
  6. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, tedavi olmayı terk etmenin câiz olduğuna dair delil vardır.
Kaynakça

صحيح البخاري (7/ 116) (5652). صحيح مسلم (4/ 1994) (2576). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 95). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 235).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Mükâfatın büyüklüğü, belanın şiddetine göredir. Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır. Kim başına gelene rıza gösterirse Allah ondan hoşnut olur. Kim de rıza göstermezse, Allah'ın gazabına uğrar.»

عن أنس بن مالك رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: "إن عِظَمَ الجزاءِ مع عِظَمِ البلاءِ، وإن الله تعالى إذا أحب قوما ابتلاهم، فمن رَضِيَ فله الرِضا، ومن سَخِطَ فله السُّخْطُ".
Enes İbn Mâlik -radıyallahu anh-’den rivâyet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Mükâfatın büyüklüğü, belanın şiddetine göredir. Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır. Kim başına gelene rıza gösterirse Allah ondan hoşnut olur. Kim de rıza göstermezse, Allah'ın gazabına uğrar.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hadiste Mümin kimsenin nefsine, malına ve diğer şeylere gelen musibetlerinden haber vermiştir. Eğer sabrederse Allah o musibetlere karşı ona sevap verir. Musibet ne kadar büyük olursa tehlikesi de o kadar büyük olur. Allah tarafından sevabı da o ölçüde büyük olur. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- musibetlerin Allah’ın mümini sevmesinin alametlerinden/işaretlerinden olduğunu beyan etmiştir. Allah’ın kaderi ve kazası şüphesiz ki olacaktır. Ancak kim sabreder ve razı olursa. Allah bunun karşılığında sabretmesiyle ona sevabını verecektir ve bu da sevap olarak ona yeter. Kim de Allah’ın kazasına ve kaderine kızar ve hoş görmez ise Allah da ona kızar ve bu da ona ceza olarak yeter.

Kaynakça

كتاب التوحيد للإمام محمد بن عبد الوهاب، ت: د. دغش العجمي، مكتبة أهل الأثر, الطبعة الخامسة, 1435ه. الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي, ت: محمد بن أحمد سيد, مكتبة السوادي، الطبعة: الخامسة، 1424ه. الملخص في شرح كتاب التوحيد، دار العاصمة، الرياض، الطبعة: الأولى 1422هـ - 2001م. جامع الترمذي، ت: أحمد شاكر, شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي, الطبعة: الثانية، 1395هـ. صحيح الجامع الصغير , للألباني , المكتب الإسلامي.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Her şey kader iledir. Hatta acizlik ve zekilik ya da zekilik ve acizlik bile

عَنْ طَاوُسٍ أَنَّهُ قَالَ: أَدْرَكْتُ نَاسًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُونَ كُلُّ شَيْءٍ بِقَدَرٍ، قَالَ: وَسَمِعْتُ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ رضي الله عنهما يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كُلُّ شَيْءٍ بِقَدَرٍ، حَتَّى الْعَجْزِ وَالْكَيْسِ، أَوِ الْكَيْسِ وَالْعَجْزِ».
Tâvûs -rahimehullah şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından birçok kişiye yetiştim. Onlar “Her şey kader iledir" diyorlardı. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-’dan şöyle işittim, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her şey kader iledir. Hatta acizlik ve zekilik ya da zekilik ve acizlik bile.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her şeyin kader ile olduğunu haber vermiştir. Hatta tembellik; dünya ve ahiret işlerinde yapılması gerekeni terk etmek, ertelemek ve vaktini geçirmek, aynı şekilde zekilik; dünya ve ahiret işlerinde çalışkan ve zeki olmak da böyledir. Allah -Azze ve Celle- tembelliği, zekiliği ve her şeyi takdir etmiştir. Bu alemde her şey Yüce Allah'ın ilmi ve dilemesine göre gerçekleşir.

Faydalar
  1. Sahabenin -radıyallahu anhum- kadere olan itikadı beyan edilmiştir.
  2. Tembellik ve zekilik dahil her şey Allah'ın kaderine göre gerçekleşir.
  3. Sahabeler -radıyallahu anhum- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hadislerini titiz davranarak ve dikkat ederek rivayet etmişlerdir.
  4. Hayrı ve şerri ile kaderin tamamına iman etmek gerekir.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2045) (2655)، إكمال المعلم (8/143)، شرح النووي على مسلم (16/205)، الفتح الرباني لترتيب مسند الإمام أحمد بن حنبل الشيباني (1/ 122).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah bir kulun bir yerde ölmesini takdir etmişse, onun oraya gitmesine sebep olacak bir ihtiyaç kılar

عَنْ مَطَرِ بْنِ عُكَامِسٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً».
Matar b. Ukâmis -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah bir kulun bir yerde ölmesini takdir etmişse, onun oraya gitmesine sebep olacak bir ihtiyaç kılar.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Yüce Allah'ın bir kulunun bulunmadığı bir yerde ölmesini takdir edip dilediğinde, onun oraya gitmesine sebep olacak bir ihtiyaç kılıp orada onun canını alacağını haber vermiştir.

Faydalar
  1. Bu hadis, Allah -Azze ve Celle-'nin şu buyruğunu da tasdik etmektedir. {Hiç kimse nerede öleceğini bilemez.}
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 23) (2146)، تحفة الأحوذي (6/ 299).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Lâ ilahe illallah de ki, kıyamet günü bu kelime ile sana şahitlik edeyim

عَنْ ‌أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِعَمِّهِ: «قُلْ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، أَشْهَدُ لَكَ بِهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ»، قَالَ: لَوْلَا أَنْ تُعَيِّرَنِي قُرَيْشٌ، يَقُولُونَ: إِنَّمَا حَمَلَهُ عَلَى ذَلِكَ الْجَزَعُ لَأَقْرَرْتُ بِهَا عَيْنَكَ. فَأَنْزَلَ اللهُ: {إِنَّكَ لا تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللهَ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ } [القصص: 56].
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- amcasına şöyle dedi: «Lâ ilahe illallah de ki, kıyamet günü bu kelime ile sana şahitlik edeyim.» Ebû Talip: "Kureyş beni yerip, korktuğu için bunu yaptı demeseydi bunu söyleyip seni mutlu etmek isterdim." dedi. Bunun üzerine Yüce Allah şu ayeti indirdi: {(Rasûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir.} [Kasas Suresi: 56. Ayet]
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ölüm döşeğindeki amcası Ebû Talip'ten, kıyamet günü kendisine şefaat edebilmesi için ve onun Müslümanlığına şahitlik etmek için la ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur sözünü söylemesini istemiştir. Ebû Talip, Kureyş'in kendisi hakkında kötü söz söylemesinden, ölümden ve acizlikten korktuğu için Müslüman oldu demelerinden çekindiği için şehadeti söylemekten yüz çevirmiştir. Ebu Talib, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: Bu korktuğum şeyler olmasaydı, şehadet getirip seni mutlu etmek isterdim ve sen razı oluncaya kadar dilediğini söylerdim demiştir. Bunun üzerine Allah Teâlâ, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in İslam'a girmeleri için kalplere hidayet vermeye kadir olmadığına delalet eden ayetini indirmiştir. Bilakis Yüce Allah tek başına dilediği kuluna hidayet eder. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- insanlara hakkı beyan etme, irşat ve dosdoğru yola yönlendirme hidayetine sahiptir.

Faydalar
  1. İnsanların sözlerinden korkulduğu için hak terk edilmez.
  2. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- doğru yola irşat etme hidayetine sahiptir, ancak kalplere hidayet etmek onun elinde değildir.
  3. İslam dinine davet etmek için hasta olan kâfiri ziyaret etmek meşrudur.
  4. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her durumda Yüce Allah'ın dinine davet etmede hırslı olmuştur.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 55) (25)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (1/ 539)، النهاية في غريب الحديث والأثر (ص 742).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Sizden birinizin yaratılışı annesinin karnında kırk gün boyunca nutfe (sperm) olarak toplanır

عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ الصَّادِقُ المَصْدُوقُ: «إِنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يُرْسَلُ إلَيْهِ المَلَكُ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ، وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ: بِكَتْبِ رِزْقِهِ، وَأَجَلِهِ، وَعَمَلِهِ، وَشَقِيٍّ أَوْ سَعِيدٍ؛ فَوَالَّذِي لَا إلَهَ غَيْرُهُ إنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الجَنَّةِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلَّا ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُهَا، وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلَّا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا».
Ebû Abdurrahman Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdik edilmiş ve kabul görmüş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden birinizin yaratılışı annesinin karnında kırk gün boyunca nutfe (sperm) olarak toplanır. Sonra aynı süreyle alaka (kan pıhtısı) olur. Sonra yine aynı süreyle mudğa (bir çiğnem et parçası) olur. Sonra Allah bir meleği gönderir, ona ruh üfler. Bu melek dört şeyle; anne rahmindeki canlının rızkını, ecelini, amelini, iyi biri mi, yoksa kötü biri mi olacağını yazmakla emrolunur. Kendisinden başka hak ilah olmayana yemin ederim ki, sizden biriniz Cennet ehlinin ameliyle amel eder; Cennetle arasında bir arşın mesafe kalır, fakat yazısı (kaderi) öne geçer, Cehennem ehlinin ameliyle amel eder ve oraya girer. Sizden biriniz Cehennem ehlinin ameliyle amel eder; Cehennemle arasında bir arşın mesafe kalır, fakat yazısı (kaderi) öne geçer, Cennet ehlinin ameliyle amel eder ve oraya girer.
Buhârî ve Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Mes'ûd -radıyallahu anh-: Doğru sözlü, Yüce Allah'ın doğruluğunu tasdik ettiği Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı şu şekildedir: Kişi hanımıyla ilişkiye girdiğinde erkekten gelen meni kadının rahminde kırk gün nutfe/embriyo olarak kalır. Sonra alaka, kan pıhtısı halini alır ve bu da ikinci kırk gündedir. Sonra da mudga, bir çiğnemlik et parçası halini alır ve üçüncü kırk gündedir. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve bu melek, üçüncü kırk günden sonra ona ruh üfler. Bu melek dört şeyi yazmakla emrolunmuştur. Bunlar; yaşadığı süre içinde hangi nimetler ile rızıklandırılacak, eceli, dünyada ne kadar kalacak, ameli ve mutlulardan mı yoksa bedbahtlardan mı olacak? Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin Cennet ehlinin amelini yapacağına ve bu kimsenin amelinin insanlar nazarında salih amel olarak görüneceğine ve nasıl bir kimse ile ulaşmak istediği bir yer arasında bir arşın yer kalıyor ise bu kimse ile Cennet arasında da bir arşın yer kalacağına sonra da anne karnında yazılan kaderi bunun önüne geçip, Cehennem ehlinin amellerini işleyeceğine ve bununla amelleri son bulup Cehennem'e gireceğine dair yemin etmiştir. Çünkü yaptığı salih amellerin kabul şartı; bu amellerde sebat etmesi ve değiştirmemesidir. Bir diğer kişi ise; Cehennem ehlinin amellerini işler, Cehennem ile arasında bir arşın kadar bir mesafe kalır oraya girmeye yaklaşır, sonra da anne karnında yazılan kaderi bunun önüne geçer, Cennet ehlinin amellerini işler ve Cennet'e girer.

Faydalar
  1. İnsanın yaratılış aşamaları anlatılmaktadır.
  2. Kaza ve kadere iman edilmesinin gerekliliği ifade edilmiştir.
  3. Sonuç olarak işler kaza ve kaderde yazıldığı gibi olur ve takdir edilen gerçekleşir.
  4. Amellerin zahirine aldanmak sakındırılmıştır. Çünkü ameller sonlarına göre değerlendirilir.
Kaynakça

صحيح البخاري (9/ 135) (7454)، (4/ 111) (3208). صحيح مسلم (4/ 2036) (2643). عمدة القاري شرح صحيح البخاري (15/ 130). شرح الأربعين النووية للعثيمين (ص: 84).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile

عَنْ أَبِي العَبَّاسِ، عَبْدِ الله بْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كُنْت خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمًا، فَقَالَ: «يَا غُلَامِ! إنِّي أُعَلِّمُك كَلِمَاتٍ: احْفَظِ اللَّهَ يَحْفَظْكَ، احْفَظِ الله تَجِدْهُ تُجَاهَكَ، إذَا سَأَلْتَ فَاسْأَلِ اللهَ، وَإِذَا اسْتَعَنْتَ فَاسْتَعِنْ بِاَللهِ، وَاعْلَمْ أَنَّ الأُمَّةَ لَوْ اجْتَمَعَتْ عَلَى أَنْ يَنْفَعُوكَ بِشَيْءٍ لَمْ يَنْفَعُوكَ إلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ لَكَ، وَإِنِ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَضُرُّوكَ بِشَيْءٍ لَمْ يَضُرُّوكَ إلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيْكَ؛ رُفِعَتِ الأَقْلَامُ، وَجَفَّتِ الصُّحُفُ». وَفِي رِوَايَةِ غَيْرِ التِّرْمِذِيِّ: «احْفَظِ اللهَ تَجِدْهُ أَمَامَكَ، تَعَرَّفْ إلَى اللهِ فِي الرَّخَاءِ يَعْرِفْكَ فِي الشِّدَّةِ، وَاعْلَمْ أَنَّ مَا أَخْطَأَكَ لَمْ يَكُنْ لِيُصِيبَكَ، وَمَا أَصَابَك لَمْ يَكُنْ لِيُخْطِئَكَ، وَاعْلَمْ أَنَّ النَّصْرَ مَعَ الصَّبْرِ، وَأَنْ الفَرَجَ مَعَ الكَرْبِ، وَأَنَّ مَعَ العُسْرِ يُسْرًا».
Ebu'l-Abbas Abdullah b. Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben, bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in (bineğinin) arkasındaydım ve o, şöyle buyurdu: «Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Bil ki, bütün insanlar eğer sana bir şeyle fayda vermek üzere toplansa, sana ancak Allah’ın senin lehine yazdığı şey ile fayda verebilirler ve eğer sana bir şey ile zarar vermek üzere toplansa ancak Allah’ın senin aleyhine yazdığı şeyle sana zarar verebilirler. Kalemler kaldırıldı ve sahifeler kurudu.» Tirmizî'deki rivayetin dışında başka bir rivayette: «Allah’ın emir ve yasaklarını gözet ki; O’nun yardım ve desteğini daima önünde bulasın. Bolluk zamanlarında Allah’ın emirlerine bağlı kalmakla O’nu tanı ki; O da darlığa düşünce seni kurtarmak suretiyle seni tanısın. Bil ki, (senin için takdir edilmemiş) musibet sana isabet edecek değildir. Başına gelecek musibet ise (muhakkak sana dokunarak sıkıntı verecektir) hata yapmaz. Şunu da iyi bil ki; yardım sabırla birlikte gelir, sıkıntıyla beraber ferahlık vardır; her bir zorlukla beraber kolaylık vardır.»
Tirmizî ve diğerleri rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Abbas -radıyallahu anh- küçük bir çocukken Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bineğe bindiğini haber vermiştir. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: «Muhakkak ki ben sana Allah katında fayda sağlayacak şeyleri öğreteceğim.» diye buyurmuştur: Allah'ın emirlerini yerine getirip yasakladıklarından sakın ki, seni itaat ve yakınlaştıran ibadetlerde bulsun, isyan ederken ve günahlarda bulmasın. Böyle yaparsan senin mükâfatın, Allah'ın seni dünya ve ahiret musibetlerinden koruması ve nereye gidersen git yaptığın işlerde sana yardım etmesi olacaktır. Bir şey istersen sadece Allah'tan iste; çünkü dua edenlerin duasına ancak O icabet eder. Yardım dilediğinde sadece Allah'tan yardım dile. Şunu kesin olarak bil ki; yeryüzündeki bütün insanlar sana fayda sağlamak için bir araya toplansalar bile Allah'ın senin için yazdığının dışında bir fayda sağlayamayacaklardır. Yeryüzündeki bütün insanlar sana zarar vermek için bir araya toplansalar bile Allah'ın senin için takdir ettiğinin dışında bir zarar veremeyeceklerdir. Bu durumu Allah -Azze ve Celle- hikmeti ve ilminin gerektirdiği şekilde takdir edip yazmıştır. Allah'ın yazdığında bir değişiklik yoktur. Kim emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından kaçınarak Allah'ın hakkını gözetirse şüphesiz Allah -Subhânehû ve Teâlâ- kulunun yanındadır, onun durumunu bilir ve kulunu destekler. Kim bolluk zamanında Allah'a itaat ederse, Allah da ona dara düştüğünde bir çıkış yolu verir. Her kul, Allah'ın kendisi için takdir ettiği hayır ve şerre razı olmalıdır. Zorluk ve sıkıntı zamanlarında kul sabırlı olmalıdır. Zira sabır, kurtuluşun anahtarıdır. Sıkıntı, şiddetli olduğunda Allah'ın yardımı gelecektir. Bir zorlukla karşı karşıya kalındığında ise Allah zorluğun hemen ardından kolaylık verir.

Faydalar
  1. Küçük çocuklara tevhit ve edep kuralları gibi dini meseleleri öğretmenin önemi ifade edilmiştir.
  2. Karşılık, yapılan amelin türündendir.
  3. Yalnızca Allah'a itimat edip tevekkül etmek emredilmiştir. O ne güzel vekildir.
  4. Kaza ve kadere iman edip bundan razı olmak ifade edilmiştir. Şüphesiz Allah Teâlâ her şeyi takdir etmiştir.
  5. Kim Allah'ın emrini ihmal ederse, Allah Teâlâ da o kulunu koruyup muhafaza etmez.
  6. Müjdeli haber şudur ki, bir kimse sıkıntıya düştüğünde kolaylığı beklemelidir.
  7. Kulun başına bir musibet geldiğinde ve sevdiğini bir şeyi kaybettiğinde duyduğu teselli, O'nun şu sözündedir: «Bil ki, (senin için takdir edilmemiş) musibet sana isabet edecek değildir. Başına gelecek musibet ise (muhakkak sana dokunarak sıkıntı verecektir) hata yapmaz.» Birinci cümle hoşlanılmayan şeyin gelmesinden dolayı bir teselli, ikinci cümle ise sevilen bir şeyin kaybedilmesinden dolayı bir tesellidir.
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 284) (2516). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية (ص42). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص200). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، للعباد (ص69).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com