عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «مَنْ يُرِدِ اللهُ بِهِ خَيْرًا يُصِبْ مِنْهُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah, kim için hayır dilerse ona musibet verir.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah'ın Mümin bir kulu için hayır dilediğinde, başına gelenlerden dolayı Allah'a dua ile yönelmesi, günahların bağışlanması ve derecesinin yükseltilmesi için o kulunu, kendisi, malı ve ailesi ile imtihan edeceğini haber vermiştir.
Faydalar
- Şüphesiz Mümin kul, çeşitli bela ve musibetler ile imtihan olur.
- Bela ve musibetler, Allah'ın o kulunu sevdiğinin bir göstergesi olabilir. Derecesi artar, makamı yükselir ve günahları bağışlanır.
- Bela ve musibetler anında, sabretmek ve tahammül etmek teşvik edilmiştir.
Kaynakça
صحيح البخاري (7/ 115) (5645).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 509).
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (1/ 98).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص45).
نزهة المتقين، مجموعة من المشايخ (1/ 71).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 244).
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (3/ 1127).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَن أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: وَجِعَ أَبُو مُوسَى وَجَعًا شَدِيدًا، فَغُشِيَ عَلَيْهِ وَرَأْسُهُ فِي حَجْرِ امْرَأَةٍ مِنْ أَهْلِهِ، فَلَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يَرُدَّ عَلَيْهَا شَيْئًا، فَلَمَّا أَفَاقَ، قَالَ: أَنَا بَرِيءٌ مِمَّنْ بَرِئَ مِنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَرِئَ مِنَ الصَّالِقَةِ وَالحَالِقَةِ وَالشَّاقَّةِ.
Ebû Burde b. Ebû Musa -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Ebû Musa şiddetli bir şekilde hastalandı. Başı, ailesinden bir kadının kucağındayken bayıldı, Ebû Mûsâ ona karşılık verecek durumda değildi. Kendine gelince şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kendisinden beri (uzak) olduğu kimseden ben de beriyim. Şüphesiz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-; [musibet anında] feryat figan ederek ağlayan, saçını kazıyan ve elbisesini yırtan kadından beri (uzak) olmuştur.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebû Bürde -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, babası Ebû Musa el-Eş'arî -radıyallahu anh- ağır bir hastalığa yakalanmış ve baygınlık geçirmişti. Başı, ailesinden bir kadının kucağındaydı. Kadın bağıra çağıra ağlayıp feryat ediyordu. Fakat babası baygınlık geçirdiği için ona bir karşılık verememişti. Kendine gelince şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in beri (uzak) olduğu kimseden ben de beriyim. Muhakkak ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de şu kimselerden beri olmuştur: (Es-Sâlika): Başına bir musibet geldiğinde sesini yükselterek feryat eden kadın. (El-Hâlika): Başına bir musibet geldiğinde saçlarını kazıtan kadın. (Eş-Şâkka): Başına bir musibet geldiğinde elbisesini yırtan kadın. Çünkü bu davranışlar, cahiliye dönemi davranışlarındandır. Bilakis musibet anında sabretmek ve mükâfatını Allah'tan beklemek emredilmiştir.
Faydalar
- Musibet anında elbiseyi yırtmak, saçı kazıtmak ve sesi yükseltmek yasaklanmıştır. Bu davranışlar büyük günahlardandır.
- Bağırıp sızlanmadan, sesini yükseltmeden üzülmek ve göz yaşı dökmek haram değildir. Zira bu, Allah'ın takdirine sabretmeye aykırı değildir. Bilakis bu, merhamettir.
- Allah’ın acı veren takdirlerine karşı söz veya davranışla hoşnutsuzluk göstermek (isyan etmek) haramdır.
- Musibetlere karşı sabretmek farzdır.
Kaynakça
صحيح البخاري (2/ 81) (1296).
صحيح مسلم (1/ 100) (104).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص287).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (2/ 371).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ، خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اللهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ، وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ، احْرِصْ عَلَى مَا يَنْفَعُكَ، وَاسْتَعِنْ بِاللهِ وَلَا تَعْجَزْ، وَإِنْ أَصَابَكَ شَيْءٌ، فَلَا تَقُلْ لَوْ أَنِّي فَعَلْتُ كَانَ كَذَا وَكَذَا، وَلَكِنْ قُلْ قَدَرُ اللهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ، فَإِنَّ (لَوْ) تَفْتَحُ عَمَلَ الشَّيْطَانِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «(Hayırlı amellerde, Allah'a itaatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli Mümin, zayıf Müminden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de Mümin olması sebebiyle) hepsinde hayır vardır. Yararına olan şeyde (Allah'a itaatte) hırslı ol. Allah’tan yardım dile, (itaat ve yardım istemekte) aciz olma! (Tembellik gösterme!) Bir musibet başına gelirse: “Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!” deme. “Allah takdir etmiştir. Onun dilediği olur!” de! Zira “keşke” kelimesi Şeytan'ın yapacağı işlere kapı açar.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her Müminin hayırlı olduğunu, ancak imanı, azmi, malı ve diğer yönleriyle kuvvetli olan Müminin, Allah -Azze ve Celle- katında zayıf olandan daha hayırlı ve daha sevimli olduğunu bildirmektedir. Daha sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iman eden kimseye, Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya güvenerek, O'ndan yardım dileyerek ve O'na tevekkül ederek, dünya ve ahiret işlerinden kendisine fayda sağlayacak vesilelere sarılmasını tavsiye etmiştir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her iki cihanda faydalı işler yapmak varken acizliği, tembelliği ve gafleti yasaklamıştır. Mümin; Allah'tan yardım isteyerek gayretle çalışır, sebeplere sarılır, Allah'tan iyilik dilerse, bütün işlerini Allah'a havale etmesi ve Allah -Azze ve Celle-'nin seçiminin hayırlı olduğunu bilmesi gerekir. Bundan sonra başına bir musibet gelirse şöyle demesin: “Ben öyle yapsaydım şöyle olurdu”; Kadere itiraz ederek, olup bitenden yakınarak "keşke sözü Şeytan'ın yolunu açar.” Ancak teslimiyet ve memnuniyetle: “Allah takdir etti, dilediğini yaptı” derse, olan biten her şey Allah'ın istediği doğrultusunda olur. Çünkü O, istediğini yapar ve O'nun hükmünü ortadan kaldıracak yoktur. O’nun hükmünü denetleyecek de yoktur.
Faydalar
- İnsanlar inanç/iman bakımından farklılık gösterirler.
- İşlerde güçlü kuvvetli olmak övülmüştür. Çünkü zayıflıktan elde edilemeyen faydalar güçlü olmakta elde edilmektedir.
- Kişi, kendisine fayda sağlayan şeylere yönelmeli, kendisine fayda sağlamayan şeylerden ise vazgeçmelidir.
- Mümin, her türlü işinde Allah'tan yardım istemeli, kendine güvenmemelidir.
- Kazayı ve kaderi ispat etmek, sebeplere sarılıp çabalamak ve hayırlara yönelmekle bağdaşmayan bir şey değildir.
- Felaketler gelip çattığında öfkeyle “keşke” demek yasak olduğu gibi, Allah Teâlâ'nın takdirine ve kaderine itiraz etmek de haramdır.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2052) (2664).
توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبد الله البسام (7/ 492).
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (10/ 338).
فتح ذي الجلال والإكرام، لابن عثيمين (6/ 430).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أسامة بن زيد رضي الله عنهما مرفوعاً: «إذا سمعتم الطاعونَ بأرض فلا تدخلوها وإذا وقع بأرض وأنتم فيها فلا تخرجوا منها».
Usame -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Bir yerde tâûn (veba) hastalığı olduğunu işitirseniz oraya girmeyiniz. Eğer bir yerde veba hastalığı vuku bulmuşsa ve siz de orada iseniz oradan çıkmayınız.”
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Vebâ hastalığı bir yere indiğinde, insan oraya girmemelidir. Onun, kendi sağlığını ve başkalarının sağlığını korumak için vebâ olan yere girmesi câiz değildir. Eğer vebâ hastalığı bir yere girmiş ise o da orada ise o kimsenin oradan çıkması câiz değildir. Onun, kendisine sevap yazılması için Allah’ın onun hakkındaki takdirine sabretmesi gerekir.
Kaynakça
- صحيح البخاري ،للإمام محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
- صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
- كنوز رياض الصالحين»،لحمد بن ناصر العمار،دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه.
- شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
- منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري تأليف- حمزة محمد قاسم مكتبة دار البيان، دمشق - الجمهورية العربية السورية، مكتبة المؤيد، الطائف - المملكة العربية السعودية-1410 هـ - 1990 م.
-دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين/محمد علي بن محمد بن علان البكري -اعتنى بها: خليل مأمون شيحا- دار المعرفة للطباعة والنشر والتوزيع، بيروت – لبنان- الطبعة: الرابعة، 1425 هـ - 2004 م.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ابن الدَّيْلَمِي قال: أتيتُ أُبَيَّ بن كعب فقلتُ: في نفْسي شيء من القدر، فحَدِّثْني بشيء لعل الله يُذْهِبَه مِن قلبي. فقال: «لو أنفقتَ مثل أُحُد ذَهَبًا ما قَبِلَه الله منك حتى تؤمن بالقدَر، وتعلمَ أنَّ ما أصابك لم يكن ليُخطِئك، وما أخْطأك لم يكن لِيُصِيبَك، ولو مُتَّ على غير هذا لكنتَ مِن أهل النار».
قال: فأتيتُ عبد الله بن مسعود، وحذيفة بن اليمان، وزيد بن ثابت، فكلهم حدَّثني بمثل ذلك عن النبي صلى الله عليه وسلم .
İbnü'd-Deylemî'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ubey b. Kâ'b'ın yanına gelip dedim ki: 'İçimde kader hakkında bir şeyler vardır. Bana bu hususta bîr şeyler anlat ki belki Allah, bu vesveseleri benden giderir.' Dedi ki: 'Eğer Allah yolunda Uhud dağı kadar altın infak etsen, kadere iman etmedikçe Allah bunu senden kabul etmez. Bil ki; başına gelmesi takdir olunanın mutlaka gelecektir, gelmemesi takdir olunmayan da mutlaka gelmiyecektir. Bu itikadın dışında bir itikat üzere ölürsen ateşe girersin! Sonra İbnü'd-Deylemî şöyle demiştir: Abdullah b. Mes'ûd'a, Huzeyfe b. Yemân'a ve Zeyd b. Sâbit'e geldim. Hepsi Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den aynısını rivayet etti."
İbn Mâce rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Abdullah b. Feyrûz ed-Deylemî -rahimehullah- kader konusunda bir sıkıntı hissetmeye başladı. Bu sıkıntının kendisini kaderi inkara götüreceğinden korktu. Bu promlemi sorup çözmek için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in sahabelerinden ilim sahiplerine gitti. Allah Teâlâ'nın: "Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun" ayeti ile amel ederek Mümin kimse kendisine problem olan meseleleri alimlere sorması yakışık alandır. Bu alimlerin hepsi ona kaza ve kadere iman etmenin olmazsa olmaz olduğu hususunda fetva vermişlerdir. Kadere iman etmeyenden sadır olan büyük infak olsa dahi kabul edilmez. Her kimde kadere iman etmeden ölürse cehennem ehlinden olur.
Kaynakça
- سنن أبي داود, أبو داود سليمان بن الأشعث الأزدي السِّجِسْتاني, المحقق: محمد محيي الدين عبد الحميد, المكتبة العصرية، صيدا – بيروت.
- سنن ابن ماجه, ابن ماجه أبو عبد الله محمد بن يزيد القزويني، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي, الناشر: دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبي.
- مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421هـ - 2001م.
- مشكاة المصابيح، تأليف: محمد بن عبد الله، التبريزي، تحقيق : محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: المكتب الإسلامي، الطبعة: الثالثة، 1985م.
- الملخص في شرح كتاب التوحيد، دار العاصمة الرياض، الطبعة: الأولى 1422هـ- 2001م.
- الجديد في شرح كتاب التوحيد، مكتبة السوادي، جدة، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الخامسة، 1424هـ/2003م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أسيد بن أبي أسيد التابعي، عن امرأة من المبايعات، قالت: كان فيما أخذ علينا رسولُ الله صلى الله عليه وسلم في المعروف الذي أخذ علينا أن لا نعصيه فيه: أن لا نَخْمِشَ وجهًا، ولا نَدْعُوَ وَيْلًا، ولا نَشُقَّ جَيْبًا، وأن لا نَنْشُرَ شَعْرًا.
Üseyd b. Ebû Üseyd et–Tâbiî'nin, Peygamber'e biat etmiş kadınlardan birinden naklettiğine göre o hanım sahâbî şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ma‘rufta (iyilikte) itaat konusunda bizden aldığı biat (söz) içinde, iyilikte kendisine isyan etmeyeceğimize (özellikle musibet karşısında) yüzü(müzü) tırmalamayacağımıza, vah vah diye feryad etmeyeceğimize, yaka(mızı) yırtmayacağımıza, saç(larımızı) dağıtmayacağımıza dair aldığı (söz) de vardı.
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -aleyhisselam-, biat sırasında, kadın sahabelerden ona isyan etmeyeceklerine dair söz alıyordu.Bunlardan, kadının yüzünü tırmalamaması, yüzüne yahut da yanağına vurmaması, yasaklanmış olan yüksek ses ile ölünün arkasından ağlamaması, elbiselerini parçalamaması ve saçlarını yolmaması konusunda ki, kadın saçlarını bir musibet geldiği zaman yoluyordu, söz almıştır.
Kaynakça
نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ الطبعة الرابعة عشر 1407هـ.
كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430هـ.
بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي، سنة النشر: 1418هـ- 1997م.
سنن أبي داود، تأليف: سليمان بن الأشعث السِّجِسْتاني، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا.
صحيح الترغيب والترهيب، تأليف: محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: مكتبة المعارف، الطبعة: الخامسة.
رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي ، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة: الأولى، 1428هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه ، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لما خلق اللهُ آدمَ مسح ظهره، فسقط من ظهره كل نَسَمة هو خالقها من ذُرِّيته إلى يوم القيامة، وجعل بين عيني كل إنسان منهم وَبِيصًا من نور، ثم عرضهم على آدم فقال: أي رب، مَن هؤلاء؟ قال: هؤلاء ذريتك، فرأى رجلا منهم فأعجبه وَبِيصُ ما بين عينيه، فقال: أي رب مَن هذا؟ فقال: هذا رجل من آخر الأمم من ذُرِّيتك يقال له: داود. فقال: رب كم جعلتَ عُمُرَه؟ قال: ستين سنة، قال: أي رب، زِده من عُمُري أربعين سنة. فلما قضي عمر آدم جاءه مَلَكُ الموت، فقال: أوَلَم يبقَ من عمري أربعون سنة؟ قال: أوَلَم تُعْطِها ابنَك داود قال: فجَحَدَ آدمُ فجحدت ذُرِّيتُه، ونسي آدمُ فنسيت ذُرِّيتُه، وخَطِئ آدم فخَطِئت ذُرِّيتُه».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Allah -Azze ve Celle- Adem -aleyhissalatu ve's-selam-'ı yarattığı zaman sırtını meshetti. Bunun uzerine kıyamete kadar onun neslinden yaratacagi insanlardan herbirinin iki gözü arasına nurdan bir parlaklık koydu. Sonra hepsini Adem -aleyhisselam-'a arzetti. Adem -aleyhisselam-: "Ey Rabbim! Bunlar da kim?" diye sordu. Allah: "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasındaki parlaklık çok hoşuna gitmişti. "Ey Rabbim şu da kim?" diye sordu. "Davud!" deyince; "Pekala ne kadar ömür verdin?" diye sordu. "Altmış yıl!" dedi. Adem: "Ey Rabbim! Ona benim ömrümden kırk yıl ilave et!" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: Adem'in -aleyhisselam- ömrü tamam olunca ölüm meleği ona geldi. Adem -aleyhisselam- meleğe: "Benim ömrümden kırk yıl daha geride kalmadı mı?" dedi. Melek: "Sen onu oğlun Davud'a vermedin mi?" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Adem inkar etti, zürriyeti de inkar etti, Adem unuttu ve meyveden yedi. Zürriyeti de unuttu. Adem hata işledi, zürriyeti de hata işledi.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Allah Teâlâ Adem -aleyhisselam-'ı yarattıgı zaman Adem'in sırtını sıvazlayıp meshetti. Bunun uzerine kıyamete kadar onun neslinden yaratacagi insanlardan herbiri onun sırtından çıktı. Bu mesh etme (sıvazlama) ve çıkarma işlemi hakikati (hakikatteki anlamı) üzeredir. Bu hususta zahirin dışına çıkmak caiz değildir. Ehli sünnetin görüşü de budur. Allah Teâlâ onları sırtından çıkardığı zaman insanlardan herbirinin iki gözü arasına nurdan bir parlaklık koydu. Sonra da onları Adem -aleyhisselam-'a arzetti. Adem -aleyhisselam-: "Ey Rabbim! Bunlar kimdir?" diye sordu. Allah: "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasındaki parlaklık çok hoşuna gitmişti. "Ey Rabbim şu da kim?" diye sordu. Allah: "O, Dâvûd!" deyince. "Pekala ona ne kadar ömür verdin?" diye sordu. Allah: Altmıs yıl!" dedi. Adem: "Ey Rabbim, ona benim ömrümden kırk yıl ilave et!" dedi. Allah Teâlâ Davud'un ömrünü altmış yıl yaptı. Adem -aleyhisselam-'ın ömrü, ömrünün bitimine kırk yıl kala tamam olunca ölüm meleği ruhunu kabzetmek üzere Adem'e geldi. Adem -aleyhisselam- meleğe: "Benim ömrümden geriye kırk yıl kalmadı mı?" dedi. Bunun üzerine melek: "Sen o kırk yılı oğlun Davud'a vermedin mi?" dedi. Adem bunu inkâr etti. Çünkü onun, ömründen kırk yıl verme işi, Adem'in neslinin mesh edilmek sureti ile yayıldığı ve saçıldığı zamandaki alemde idi. Ölüm meleğinin geldiği anda Adem bunu hatırlayamadı. Adem inkâr etti. Zürriyeti de inkar etti. Adem unuttu, onun zürriyeti de unuttu. Adem günah işledi, onun zürriyeti de günah işledi. Çünkü çocuk, babasına benzer. İşte Davud -aleyhisselam-, onun yazılı olan ömrü kırk yıl idi. Sonra Allah bu ömrü altmış yıl yaptı. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- olanı, olacak olanı, olmayanı, olsaydı nasıl olacaktı bütün bunları bilendir. O onun için ne yazdığını, bundan sonra da onun için ömrünü ne kadar artıracağını bilendir. Meleklerin ise Allah Teâlâ'nın onlara öğrettiğinden başka bir ilimleri yoktur. Allah, herşeyi olmadan önce de olduktan sonra da bilendir. Bunun içindir ki alimler şöyle demişlerdir: Şüphesiz ki silmek ve sabit tutmak meleklerin sahifelerindedir. Ama Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın ilmine gelince onda bir karışıklık olmaz, bilmediği bir şey sonradan ortaya çıkmaz, onun katındaki ilimde bir silinme ve sabit kalma yoktur.
Kaynakça
سنن الترمذي، نشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي – مصر، الطبعة: الثانية، 1395هـ - 1975م.
صحيح الجامع الصغير وزياداته، للألباني، نشر: المكتب الإسلامي.
المصباح المنير في غريب الشرح الكبير، لأحمد بن محمد بن علي الفيومي، الناشر: المكتبة العلمية – بيروت.
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي بن سلطان الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت – لبنان، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م.
مجموع الفتاوى، لتقي الدين أحمد بن عبد الحليم بن تيمية الحراني، المحقق: عبد الرحمن بن محمد بن قاسم، الناشر: مجمع الملك فهد لطباعة المصحف الشريف، المدينة النبوية، المملكة العربية السعودية، عام النشر: 1416هـ/1995م.
صفات الله عز وجل الواردة في الكتاب والسنة- علوي بن عبد القادر السَّقَّاف- الناشر: الدرر السنية - دار الهجرة-الطبعة: الثالثة، 1426 هـ - 2006م.
قصص الأنبياء-أبو الفداء إسماعيل بن عمر بن كثير -تحقيق: مصطفى عبد الواحد -الناشر: مطبعة دار التأليف - القاهرة-الطبعة: الأولى، 1388 هـ - 1968 م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي عزة الهذلي رضي الله عنه قال قال رسول الله صلى الله وسلم: «إذا أراد اللهُ قَبْضَ عبد بأرض جعلَ له بها حاجة».
Ebû Azze el-Huzelî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah, bir kulunun ruhunu bir yerde kabzetmek istediğinde, ona orada bir ihtiyaç peydâ eder.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd et-Tayâlisî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Şayet Allah Teâlâ kulunun canını, o kulun olmadığı bir yerde almak isterse, onun için ölmesini dilediği yerde bir ihtiyaç var eder. İhtiyacını görmek için bu yere gittiğinde Allah Teâlâ onu orada vefat ettirir. Allah -Azze ve Celle-'nin takdiri ve yazgısı muhakkak takdir ettiği gibi vuku bulur. Bu da kaza ve kadere imandandır.
Kaynakça
سنن الترمذي، محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر، ومحمد فؤاد عبد الباقي، وإبراهيم عطوة عوض، شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، مصر، الطبعة: الثانية، 1395هـ، 1975م.
مسند الإمام أحمد بن حنبل، أحمد بن حنبل أبو عبدالله الشيباني، تحقيق: شعيب الأرنؤوط و عادل مرشد، وآخرون، تحت إشراف: عبد الله بن عبد المحسن التركي، مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى1421هـ.
مسند أبي داود الطيالسي، أبو داود سليمان بن داود الطيالسي، تحقيق: محمد بن عبد المحسن التركي، الناشر: دار هجر، مصر، الطبعة: الأولى، 1419هـ، 1999م.
سلسلة الأحاديث الصحيحة وشيء من فقهها وفوائدها، محمد ناصر الدين الألباني، مكتبة المعارف للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة الأولى لمكتبة المعارف، 1422هـ.
الصحاح تاج اللغة وصحاح العربية، إسماعيل بن حماد الجوهري الفارابي، تحقيق: أحمد عبد الغفور عطار، دار العلم للملايين، بيروت، الطبعة: الرابعة 1407هـ، 1987م.
فيض القدير شرح الجامع الصغير، زين الدين محمد عبد الرؤوف المناوي، المكتبة التجارية الكبرى، مصر، الطبعة: الأولى 1356هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com