İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Kaza ve Kaderin Mertebeleri

10 hadis

Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile

عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: كُنْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمًا، فَقَالَ: «يَا غُلَامُ، إِنِّي أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ، احْفَظِ اللهَ يَحْفَظْكَ، احْفَظِ اللهَ تَجِدْهُ تُجَاهَكَ، إِذَا سَأَلْتَ فَاسْأَلِ اللهَ، وَإِذَا اسْتَعَنْتَ فَاسْتَعِنْ بِاللهِ، وَاعْلَمْ أَنَّ الْأُمَّةَ لَوِ اجْتَمَعَتْ عَلَى أَنْ يَنْفَعُوكَ بِشَيْءٍ، لَمْ يَنْفَعُوكَ إِلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللهُ لَكَ، وَلَوِ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَضُرُّوكَ بِشَيْءٍ، لَمْ يَضُرُّوكَ إِلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللهُ عَلَيْكَ، رُفِعَتِ الْأَقْلَامُ وَجَفَّتِ الصُّحُفُ».
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bineğinin terkisinde oturuyordum. «Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Bil ki, bütün insanlar eğer sana bir şeyle fayda vermek üzere toplansa, sana ancak Allah’ın senin lehine yazdığı şey ile fayda verebilirler ve eğer sana bir şey ile zarar vermek üzere toplansa ancak Allah’ın senin aleyhine yazdığı şeyle sana zarar verebilirler. Kalemler kaldırıldı ve sahifeler kurudu.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Abbas -radıyallahu anh- küçük bir çocukken Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bineğe bindiğini haber vermiştir. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- İbn Abbas -radıyallahu anh-'a: «Muhakkak ki sana Allah katında fayda sağlayacak şeyleri öğreteceğim.» diye buyurmuştur. Allah'ın emirleri yerine getirip yasakladıklarından sakınarak Allah'ın dinini koru ki, seni itaat ve yakınlaştıran ibadetlerde bulsun, isyan ederken ve günahlarda bulmasın. Böyle yaparsan senin mükâfatın, Allah'ın seni dünya ve ahiret musibetlerinden koruması ve nereye gidersen git yaptığın işlerde sana yardım etmesi olacaktır. Bir şey istersen sadece Allah'tan iste. Çünkü dua edenlerin duasına ancak O icabet eder. Yardım dilediğinde yalnızca Allah'tan yardım dile. Şunu kesin olarak bil ki; yeryüzündeki bütün insanlar sana fayda sağlamak için bir araya toplansalar bile Allah'ın senin için yazdığının dışında bir fayda sağlayamayacaklardır. Yeryüzündeki bütün insanlar sana zarar vermek için bir araya toplansalar bile Allah'ın senin için takdir ettiğinin dışında bir zarar veremeyeceklerdir. Bu durumu Allah -Azze ve Celle- hikmet ve ilminin gerektirdiği şekilde takdir edip yazmıştır. Allah'ın yazdığında bir değişiklik yoktur.

Faydalar
  1. Küçük çocuklara tevhit ve edep kuralları gibi dini meseleleri öğretmenin önemi ifade edilmiştir.
  2. Karşılık, yapılan amelin türündendir.
  3. Yalnızca Allah'a itimat edip tevekkül etmek emredilmiştir. O ne güzel vekildir.
  4. Kaza ve kadere iman edip bundan razı olmak ifade edilmiştir. Şüphesiz Allah Teâlâ her şeyi takdir etmiştir.
  5. Kim Allah'ın emrini ihmal ederse, Allah Teâlâ da o kulunu koruyup muhafaza etmez.
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 284) (2516). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية (ص42). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص200). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، للعباد (ص69).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. (Yüce Allah kalemi yaratınca) ona: Yaz, diye emretti. (Kalem): Ey Rabbim neyi yazayım, dedi (Yüce Allah da:) Kıyamet kopuncaya kadar (olacak) her şeyin kaderini yaz!» buyurdu.

عن عبادة بن الصامت رضي الله عنه قال: يا بُنَيَّ، إنك لن تجد طعم الإيمان حتى تعلم أن ما أصابك لم يكن ليخطئك، وما أخطأك لم يكن ليصيبك، سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إن أول ما خلق الله القلم، فقال له: اكتب. فقال: رب، وماذا أكتب؟ قال: اكتب مقادير كل شيء حتى تقوم الساعة». يا بني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «من مات على غير هذا فليس مني». وفي رواية لأحمد: «إن أول ما خلق الله تعالى القلم، فقال له: اكتب، فجرى في تلك الساعة بما هو كائن إلى يوم القيامة». وفي رواية لابن وهب قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «فمن لم يؤمن بالقدر خيره وشره أحرقه الله بالنار».
"Ey oğulcuğum. (Kaderinde) sana isabet eden şeyin (sana ulaşmakta) şaşmayacağını, (kaderinde) sana isabet etmeyen şeyin de sana erişemeyeceğini (iyice) bilmedikçe hakiki imânın tadını bulamazsın. (Nitekim ben) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işittim: «Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. (Yüce Allah kalemi yaratınca) ona: Yaz, diye emretti. (Kalem): Ey Rabbim neyi yazayım, dedi (Yüce Allah da:) Kıyamet kopuncaya kadar (olacak) her şeyin kaderini yaz!» buyurdu." "Ey Oğulcuğum! Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i «Bundan başka (bir inanç) üzerinde ölen kimse benden değildir.» derken işittim. Ahmed’in rivayetinde şu şekildedir: «Allah’ın ilk yarattığı şey kalemdir. Allah, kaleme; yaz diye emretti. O saatten kıyamete kadar olacak her şey yazıldı.» İbn Vehb’in rivayetinde ise Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, hayrı ve şerri ile kadere iman etmezse Allah, onu ateş ile yakacaktır.»
İbn Vehb "el-Kader" adlı eserinde rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ubâde b. es-Sâmit -radıyallahu anh- oğlu Velid’e kadere, hayrı ve şerri ile iman etmesi hakkında tavsiyede bulunmuştur. Bu nasihatle, oğlu için kadere imanın getirdiği dünya ve ahiretteki güzel sonuçlar ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde kaderi inkâr etmenin dünya ve ahiretteki zararlı ve sakınılması gereken kötülükleri de ortaya çıkmıştır. Söylediklerine, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve selem-’in sünneti ile sabit olan Allah’ın her şeyin kaderini takdir ettiğine ve kaleme, mahlukât daha vücut bulmadan önce her şeyi yazmasını emrettiğine dair sözleri ile delil getirmiştir. Kıyamete kadar kâinatta gerçekleşecek olan her şey ancak bir kaza ve kader iledir.

Kaynakça

سنن أبي داود - سليمان بن الأشعث السِّجِسْتاني تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد: المكتبة العصرية، صيدا - بيروت. سنن الترمذي - محمد بن عيسى ، الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر ومحمد فؤاد عبد الباقي وإبراهيم عطوة عوض -شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي - مصر - الطبعة: الثانية، 1395 هـ - 1975 م. مسند الإمام أحمد بن حنبل المحقق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي مؤسسة الرسالة الطبعة: الأولى، 1421 هـ - 2001 م. - الجديد في شرح كتاب التوحيد- محمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي- دارسة وتحقيق: محمد بن أحمد سيد أحمد- مكتبة السوادي، جدة، المملكة العربية السعودية- الطبعة: الخامسة، 1424هـ/2003م. - الملخص في شرح كتاب التوحيد- صالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان - دار العاصمة الرياض - الطبعة: الأولى 1422هـ- 2001م. - القول المفيد على كتاب التوحيد- محمد بن صالح بن محمد العثيمين - دار ابن الجوزي، المملكة العربية السعودية- الطبعة: الثانية, محرم 1424هـ. - القدر وما ورد في ذلك من الآثار: عبد الله بن وهب المصري - المحقق: د. عبد العزيز عبد الرحمن العثيم -دار السلطان - مكة المكرمة الطبعة: الأولى، 1406 هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve Cennetten çıkarttın! dedi. Adem de ona: Sen, Allah'ın kelamı ile seçkin kıldığı bir kimsesin ve senin için eliyle (Tevrat'ı) yazdığı Musa'sın. Öyle iken sen, Allah'ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun? dedi. Böylece Adem, Musa'ya galip geldi. Adem, Musa'ya galip geldi.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «احتجَّ آدمُ وموسى، فقال له موسى: يا آدمُ أنت أبونا خَيَّبتنا وأخرجتَنا من الجنة، قال له آدمُ: يا موسى اصطفاك اللهُ بكلامِه، وخطَّ لك بيدِه، أتلومُني على أمرٍ قَدَّره اللهُ عليَّ قبل أنْ يخلُقَني بأربعين سنةً؟ فحَجَّ آدمُ موسى، فحَجَّ آدمُ موسى».
Ebu Hureyre'den -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre, Allah Rasûlü - sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve Cennetten çıkarttın! dedi. Adem de ona: Sen, Allah'ın kelamı ile seçkin kıldığı bir kimsesin ve senin için eliyle (Tevrat'ı) yazdığı Musa'sın. Öyle iken sen, Allah'ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun? dedi. Böylece Adem, Musa'ya galip geldi. Adem, Musa'ya galip geldi.» buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

«Adem ile Musa münakaşa ettiler.» Yani herbiri diğerine burhan ve delilini zikretti. Bu olay Musa –aleyhisselam-’ın vefatından sonra yahut rüyada gerçekleşmiş olabilir. Çünkü peygamberlerin rüyaları vahiydir. Bu gibi konularda teslimiyet sergilemeliyiz. Olayın gerçek manada hakikatini bilmemiz mümkün değildir. «Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve Cennetten çıkarttın! dedi.» Bizi mahrum bırakan ve cennetten çıkarılmak ile sonuçlanan hata ile doğru yoldan ayrılmamıza sebep oldun. Bu olayın ardından bizler şeytanların bizi saptırması ile karşılaştık. «Adem de ona: Sen, Allah'ın kelamı ile seçkin kıldığı bir kimsesin.» Allah Teâlâ seni seçerek, konuştu ve kelamını sana duyurdu. Bu özellik Musa –aleyhisselam-’ın diğer peygamberler arasındaki bir hususiyetidir. Zira yüce Allah kendisi ile arada hiçbir aracı olmadan konuşmuş, kelamını duyurmuştur. «Ve senin için eliyle (Tevrat'ı) yazdığı Musa'sın.» Senin için Tevrat’ı kendi eliyle yazmıştır. Bu habere olduğu gibi iman etmeli, keyfiyetsizce, tahrif etmeden, hiçbir şeye benzetmeden ve inkâra düşmeden ispat etmeliyiz. «Öyle iken sen, Allah'ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun?» Nasıl olur da yüce Allah’ın beni yaratmadan kırk yıl önce levh-i mahfuzda, Tevrat sahifeleri ve levhalarında yazmış olduğu bir şeyden dolayı beni kınarsın. «Böylece Adem, Musa'ya galip geldi.» Yani Adem’in delili Musa’nınkinden üstün oldu. Allah’ın salat ve selamı ikisinin üzerine olsun. Yüce Allah Adem’in cennetten çıkarılacağını, yer yüzüne ineceğini biliyordu. Nasıl olur da bu konudaki yüce Allah’ın ilminin olduğu bir olayı geri çevirebilirdi. Adem –aleyhisselam-’ın delili üstün oldu. Çünkü hakkında takdir olan bir şeyi değiştirmek ve onu geri çevirmek mümkün değildi. Bilakis bu başına gelenler her şeyi çok iyi bilen ve her şeye kadir olan yüce Allah’ın takdir etmesinden başka bir şey değildi. Bu sebeple böyle bir olayı ne def etmek ve ne de olduktan sonra ortadan kaldırmak mümkündür. Önünde tek bir seçenek vardır, o da teslim olmaktır. Bütün bunlarla birlikte kader henüz ortaya çıkıp, yaşanmamış şeyler için delil olarak sunulamaz. Çünkü insan emirlere itaat etmek, yasaklardan kaçınmakla emir olunmuştur. Olaylar henüz yaşanmadan önce insan kendisi için kader olarak belirlenen şeyin ne olduğunu bilemez. Olay başına gelir ve def etmek mümkün olmaz ise kadere teslim olunmaktan başka bir yol yoktur. Bu Allah’ın kaderidir. Ne dilerse onu yapar diyerek, işlediği günah için istiğfarda bulunup, Rabbine tövbe eder. Bu olaydan anlaşılan o dur ki, Adem Musa’ya galip gelmiştir. Çünkü Musa Adem’i kendi soyundan gelen insanların işledikleri günahlar sebebiyle kınamıştır. Adem ise başına gelen bu olayın bir kader olduğunu dolayısıyla bu olayın yaşanmak zorunda olduğunu ileri sürmüştür. İster bu olaylar kulların kendi elleriyle işlediklerinden dolayı başlarına gelen belalar olsun ve ister başka hususlar olsun fark etmez aynıdır. Kulun sabır ve teslimiyet göstermesi gerekir. Ama bütün bunlar suç işlemiş suçluların kınanması ve cezalanmasını ortadan kaldırmaz.

Kaynakça

صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. شرح صحيح البخاري لابن بطال، تحقيق: أبي تميم ياسر بن إبراهيم، نشر: مكتبة الرشد، الرياض-السعودية، الطبعة: الثانية 1423ه، 2003م. عمدة القاري شرح صحيح البخاري، لمحمود بن أحمد بن موسى الحنفى بدر الدين العينى، الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، للنووي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت، الطبعة: الثانية، 1392ه. شرح كتاب التوحيد من صحيح البخاري، لعبد الله بن محمد الغنيمان، الناشر: مكتبة الدار، المدينة المنورة، الطبعة: الأولى، 1405 هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ali -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bakîü’l-Garkad Kabristanı’nda bir cenazenin defni için bulunuyorduk. Derken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- elinde baston olduğu halde yanımıza geldi, oturdu. Biz de çevresine oturduk. Başını eğdi ve bastonuyla yere bir şeyler çizmeye başladı. Sonra da şöyle buyurdu: İçinizde, cennet veya cehennemdeki yeri önceden bilinmeyen kimse yoktur.” Orada bulunanlar. Ey Allahın Rasûlü! Biz akıbetimizi ezeldeki o yazıya havale edip ameli bırakalım mı? Dediler.Peygamber:(Hayır) siz görevinizi yapmaya bakın. Herkes niçin yaratıldı ise onu kolayca elde eder''buyurdu.Hadisin tamamını zikretti.Müttefun aleyh.

عن علي رضي الله عنه قال: كُنَّا في جَنَازة في بَقِيعِ الغَرْقَدِ، فَأتَانَا رسول الله صلى الله عليه وسلم فَقَعَدَ، وَقَعَدْنَا حَوْلَه ومعه مِخْصَرَةٌ فَنَكَّسَ وجعل يَنْكُتُ بِمِخْصَرَتِهِ، ثم قال: «ما مِنْكُمْ من أحَدٍ إلا وقد كُتِبَ مَقْعَدُه من النَّار ومَقْعَدُه من الجنَّة» فقالوا: يا رسول الله، أفلا نَتَّكِلُ على كِتَابِنَا؟ فقال: «اعملوا؛ فَكلٌّ مُيَسَّرٌ لما خُلِقَ له...» وذكر تمام الحديث.
Ali -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bakîü’l-Garkad Kabristanı’nda bir cenazenin defni için bulunuyorduk. Derken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- elinde baston olduğu halde yanımıza geldi, oturdu. Biz de çevresine oturduk. Başını eğdi ve bastonuyla yere bir şeyler çizmeye başladı. Sonra da şöyle buyurdu: İçinizde, cennet veya cehennemdeki yeri önceden bilinmeyen kimse yoktur.''Orada bulunanlar. Ey Allahın Rasûlü! Biz akıbetimizi ezeldeki o yazıya havale edip ameli bırakalım mı? Dediler.Peygamber:(Hayır) siz görevinizi yapmaya bakın. Herkes niçin yaratıldı ise onu kolayca elde eder” buyurdu.Ve hadisin tamamını zikretti.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Sahabe -radıyallahu anhum- Medine ehlinin kabristanlığında bir kişinin cenazesindeyken Nebî -sallalahu aleyhi ve sellem- ashabı arasına oturdu.elinde bir sopa vardı.Başını eğdi ve kederli bir şekilde düşünen gibi başını yere doğru eğdi.Ve sopayla yeri eşeledi.Sonra da Allah Teâlâ insanların kaderlerini ve onların cennet veya cehennemdeki yerlerini yazdı.Bunu Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işitince dediler ki:Kaza ve kader yazılmış ise,asi olan asi ve said olan said olacaktır.Cennette olan cennette ve cehennemde olan cehennemde iş böyle olduğu müddetçe amel işlemeyi terk edelim mi.Çünkü her şey mukadder ve yazılmış amel yapmak için çabalamanın bir faydası yok.Onlara şu sözüyle cevap verdi:Amel edin sadece Allah'ın takdir ettiği hayır ve şer amellere tevekkül etmeyin.Bilakis emrolunduğunuz şeyin gerektirdiğini yapın ve yasaklandığınız şeyi de terk edin.Şüphesiz ki cennet ve cehennem de ancak amel ile gelir.Cehenneme ancak cehennemlik amel yapanlar girer.Cennete de ancak cennetlik Amel yapanlar girer.Herkes niçin yaratıldı ise heyır ve şer olarak kolayca elde eder.Kim cennet ehlinden ise Allah ona o kişilerin amellerini kolaylaştırır.Kimde cehennem ehlinden ise Allah ona cehennem ehlinin amelini kolaylaştırır.

Kaynakça

نزهة المتقين، تأليف: مصطفى الخن وآخرون، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397هـ الطبعة الرابعة عشر 1407هـ. كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430هـ. بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي، سنة النشر: 1418 هـ- 1997م. صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة: الأولى، 1428هـ. صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ. دليل الفالحين، تأليف: محمد بن علان، الناشر: دار الكتاب العربي، نسخة الكترونية، لا يوجد بها بيانات نشر. شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426هـ. شرح الطيبي على مشكاة المصابيح، تأليف: شرف الدين الحسين بن عبد الله الطيبي، تحقيق: د. عبد الحميد هنداوي، الناشر: مكتبة نزار مصطفى الباز، مكة المكرمة، الرياض، الطبعة الأولى، 1417 هـ - 1997م. مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف: علي بن سلطان القاري، الناشر: دار الفكر، الطبعة: الأولى، 1422هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Kardeşim Cafer için bugünden sonra artık ağlamayın!»

عن عبد الله بن جعفر رضي الله عنهما : أن النبي صلى الله عليه وسلم أمهل آل جعفر ثلاثا، ثم أتاهم، فقال: «لا تبكوا على أخي بعد اليوم» ثم قال: «ادعوا لي بني أخي» فجيء بنا كأننا أفْرُخٌ فقال: «ادعوا لي الحلاق» فأمره، فحلق رؤوسنا».
Abdullah b. Cafer -radıyallahu anhuma- anlatıyor: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cafer'in çoluk çocuğuna üç gün gitmemişti. Sonra onlara gelerek: «Kardeşim Cafer için bugünden sonra artık ağlamayın!» buyurdu. Ardından: «Bana kardeşimin çocuklarını çağırın!» diye emretti. Bizi toplayıp getirdiler. Biz kendimizi kuş yavruları gibi hissediyorduk. Sonra: «Bana bir berber çağırın!» buyurdu. Gelen berbere emretti, berber bizim başlarımızı tıraş etti.
Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Cafer'in çoluk çocuğuna üç gün gitmemişti. Sonra onlara geldi. Cafer b. Ebu Talib Mute savaşında şehit olunca, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Abdullah’ın ailesine üç gün sonra geldi. Bu süre içinde morallerinin düzelmesini, keder ve hüzünlerinin gitmesini bekledi. «Kardeşim Cafer için bugünden sonra artık ağlamayın!» Üç günden sonra bu sahabenin arkasından gözyaşı dökmeyi yasakladı. Nitekim ilk günün hüznü ve kederi devam etmemelidir. Buradaki yasak tenzihî bir yasak olup, işlenen başka bir haram durum yoksa üç günün ardından gözyaşı dökmek mubahtır. "Sonra: «Bana kardeşimin çocuklarını çağırın!» diye emretti.” Bunlar Muhammed, Abdullah ve Avf’tır. "Bizi toplayıp getirdiler. Biz kendimizi kuş yavruları gibi hissediyorduk.” Annelerinin ölümünden dolayı kendilerini hüzün bürüyen kuş yavruları gibi hisseder olduk dediler. “Sonra: «Bana bir berber çağırın!» buyurdu. Gelen berbere emretti, berber bizim başlarımızı tıraş etti." Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- çocukların saçlarının kesilmesini emretmiştir. Çünkü annesi Esma Bint Umeys-radıyallahu anha- eşinin ölümünden dolayı meşgul olmuş ve çocuklarının bakımını yapamamıştır. Çocukların ise başları kirlenmiş ve bitlenmişti. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- çocukların saçlarının kesilmesini emrederek, çocuklarının saç bakımına zaman ayıramayan anneye yardımcı olmuş ve böylece onlar için faydalı bir karar vermiştir. Uyarı: Musibet anında saçları, kazıyıp, tıraş etmek caiz değildir. Bir hadiste: “Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- musibet anında sesini yükselterek bağıran, saçlarını kazıtan, elbisesini yırtıp, parçalayan kimselere lanet etmiştir.” diye buyrulmuştur. Hadiste geçen el-Halika; musibet anında saçını kazıyan, eş-şakka; elbisesini yırtıp, parçalayan, es-Salika; sesini yükselterek bağıran anlamlarına gelir. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Cafer’in –radıyallahu anh- çocuklarının saçlarının kesilmesini annelerinin meşgul olması sebebiyle emretmiştir. Başlarının bitlenmesinden endişe duyduğu için, böyle buyurmuştur. Yoksa başa gelen musibet için yapılmış bir emir değildir. Yüce Allah’ın salat ve selamı peygamberimiz Muhammed’in üzerine olsun. Avnu’l-Ma’bud Şerh-u Sunen’i Ebî Davûd, (11/164), Şerh-u Riyazi’s-Salihîn, İbn Useymîn, (6/382), Şerh-u Sunen-i Ebî Davûd, Abbad (Elektronik Nüsha).

Kaynakça

نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي ، سنة النشر: 1418 هـ- 1997م سنن أبي داود، تأليف: سليمان بن الأشعث السِّجِسْتاني، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا. السنن الكبرى، تأليف: أحمد بن شعيب النسائي، تحقيق: حسن عبد المنعم شلبي، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421 هـ رياض الصالحين، تأليف : محيي الدين يحيى بن شرف النووي ، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل ، الطبعة: الأولى، 1428 هـ شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426 هـ عون المعبود شرح سنن أبي داود، تأليف: محمد شمس الحق العظيم آبادي، الناشر: دار الكتب العلمية، الطبعة: الثانية، 1415 هـ مسند الإمام أحمد بن حنبل-المحقق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون-إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي الناشر: مؤسسة الرسالة-الطبعة: الأولى، 1421 هـ - 2001 م مشكاة المصابيح، تأليف: محمد بن عبد الله، التبريزي، تحقيق : محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: المكتب الإسلامي، الطبعة: الثالثة، 1985م شرح سنن أبي داود، تأليف: عبد المحسن بن حمد بن عبد المحسن العباد، نسخة الإلكترونية.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Numân b. Beşîr –radıyallahu anhuma- şöyle dedi: Abdullah b. Revâha -radıyallahu anhu- baygın düştü. Kız kardeşi ağlayarak: Ey benim dağ gibi kardeşim! Ey şöyle olan, ey böyle olan deyip onun için ağıt yakmaya başladı. Abdullah b. Revâha -radıyallahu anh- kendisine gelince kız kardeşine: "Sen bir şey söyledikçe mutlaka bana da sen böyle misin? denildi, dedi." Buharî rivayet etmiştir.

عن النعمان بن بشير رضي الله عنهما قال: أُغْمِي على عبد الله بن رواحة رضي الله عنه فجعلت أُخْتُه تبكي، وتقول: واجَبَلاهُ، واكذا، واكذا: تُعَدِّدُ عليه. فقال حين أفَاق: ما قُلْتِ شيئا إلا قِيل لي أنت كذلك؟
Numân b. Beşîr –radıyallahu anhuma- şöyle dedi: Abdullah b. Revâha -radıyallahu anh- baygın düştü. Kız kardeşi ağlayarak: Ey benim dağ gibi kardeşim! Ey şöyle olan, ey böyle olan deyip onun için ağıt yakmaya başladı. Abdullah b. Revâha -radıyallahu anh- kendisine gelince kız kardeşine: "Sen bir şey söyledikçe mutlaka bana da sen böyle misin? denildi." dedi.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Numân b. Beşîr -radıyallahu anhuma- Abdullah b. Revâha -radıyallahu anh-'ın hastalandığı ve hastalığının ağırlığından dolayı bayıldığını haber vermiştir. Kız kardeşi Abdullah b. Revâhâ'yı o hal üzere görünce onun öldüğünü zannedip; Ey benim dağ gibi kardeşim, ey şöyle olan diyerek ağlamaya başlamıştır. Abdullah -radıyallahu anh-'ın kızkardeşi için Abdullah -radıyallahu anh-, herhangi bir olay başına geldiğinde kendisine sığındığı ve bütün işlerinde kendisine güvendiği dağ gibi bir kimseydi. Kız kardeşi ağlıyor ve cahiliye adetlerine göre Abdullah -radıyallahu anh-'ın iyiliklerini ve özelliklerini zikrediyordu. Abdullah -radıyallahu anh- kendisine gelince baygın olduğu esnada başına gelenleri kız kardeşine şöyle anlattı: Bana; sen kendisine yönelinip sığınılan dağ mısın? Sen seni vasfettikleri gibi böyle böyle biri misin? Abdullah b. Revâha -radıyallahu- anh-'ın bayıldığı sırada kız kardeşinin onu övmek için saydığı bütün özellikleri kendisine haber verdiler. Bu da öfkeli ve çok korkutucu bir tarzda olmuştur. Bir rivayette geldiğine göre kız kardeşi bu olaydan ibret aldı ve Abdullah -radıyallahu anh- vefat ettiğinde onun için ağıt yakmadı.

Kaynakça

- صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - كنوز رياض الصالحين،لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. - فتح الباري شرح صحيح البخاري- أحمد بن علي بن حجر العسقلاني الشافعي- دار المعرفة - بيروت،رقم كتبه وأبوابه وأحاديثه: محمد فؤاد عبد الباقي- قام بإخراجه وصححه وأشرف على طبعه: محب الدين الخطيب- عليه تعليقات العلامة: عبد العزيز بن عبد الله بن باز. - عمدة القاري شرح صحيح البخاري/بدر الدين العينى -دار إحياء التراث العربي – بيروت-بدون تاريخ. - دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين؛ لمحمد بن علان الشافعي،تحقيق خليل مأمون شيحا-دار المعرفة-بيروت-الطبعة الرابعة1425ه. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Allah kâinatı karanlıkta yarattı. Sonra onların üzerine nurundan saçtı. Kime bu nurdan isabet ettiyse o kimse hidâyeti bulmuştur ve kime de isabet etmemişse o kimse dalalettedir. Bu yüzden derim ki; izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın ilmine uygun olarak (kâinat takdir edildi ve) kalem kurudu. (hüküm kesinleşti)»

عن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إنَّ اللهَ عزَّ وجلَّ خلق خَلْقَه في ظُلْمة، فألقى عليهم من نوره، فمَن أصابه مِن ذلك النور اهتدى، ومَن أخطأه ضلَّ»، فلذلك أقول: جَفَّ القلم على علم الله.
Abdullah b. Amr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim demiştir: «Allah kâinatı karanlıkta yarattı. Sonra onların üzerine nurundan saçtı. Kime bu nurdan isabet ettiyse o kimse hidâyeti bulmuştur ve kime de isabet etmemişse o kimse dalalettedir. Bu yüzden derim ki izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın ilmine uygun olarak (kâinat takdir edildi ve) kalem kurudu. (hüküm kesinleşti.)»
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadis Allah -Azze ve Celle-'nin kâinatı karanlıkta yarattığını açıklıyor. Sonra da onların üzerine nurundan saçmıştır. Kime o nurdan isabet ettiyse o kimse Cennet'e giden hidâyeti bulmuştur. Kime de isabet etmeyip onu geçmiş ve ona ulaşmamış ise o kimse dalâlete düşüp hak yoldan çıkmıştır.Çünkü hidayet ve dalâlet Allah'ın ilmine uygun olarak gelmiştir. Kimin için ezelde hükmetmişse o sabit kalır ve değişmez. Kalemin kuruması onu anlatan bir ibaredir.

Kaynakça

سنن الترمذي، نشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي – مصر، الطبعة: الثانية، 1395هـ - 1975م. مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421هـ - 2001م. صحيح الجامع الصغير وزياداته، للألباني، نشر: المكتب الإسلامي. تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي- أبو العلا محمد عبد الرحمن المباركفورى -الناشر: دار الكتب العلمية - بيروت. فقه الأسماء الحسنى -عبد الرزاق العباد -دارالتوحيد -الرياض.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdik ve kabul edilmiş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk gün ve gecede derlenir, toplanır

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ الصَّادِقُ المَصْدُوقُ: «أَنَّ خَلْقَ أَحَدِكُمْ يُجْمَعُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا وَأَرْبَعِينَ لَيْلَةً، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً مِثْلَهُ، ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَهُ، ثُمَّ يُبْعَثُ إِلَيْهِ المَلَكُ، فَيُؤْذَنُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ، فَيَكْتُبُ: رِزْقَهُ وَأَجَلَهُ وَعَمَلَهُ وَشَقِيٌّ أَمْ سَعِيدٌ، ثُمَّ يَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ، فَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الجَنَّةِ حَتَّى لاَ يَكُونُ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ إِلَّا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ، فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُ النَّارَ، وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ إِلَّا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ، فَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا».
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdik ve kabul edilmiş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk gün ve gecede derlenir, toplanır. Sonra ikinci kırk günlük süre içinde pıhtı haline döner. Sonra da bir o kadar zaman içinde bir parça et olur. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve melek, ona ruh üfler. Bu melek dört şeyle; anne rahmindeki canlının rızkını, ecelini, amelini, iyi biri mi, yoksa kötü biri mi olacağını yazmakla emrolunur. Sizden biri, cennetliklerin yaptığı işleri yapar ve kendisi ile Cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır da, sonra anne karnında yazılan yazının hükmü öne geçer, cehennemliklerin yaptığı işleri yapar ve Cehennem'e girer. Yine sizden biri cehennemliklerin yaptığı işleri yapar ve kendisi ile Cehennem arasında bir arşın mesafe kalır; sonra anne karnında yazılan yazının hükmü öne geçer ve o kişi cennetliklerin yaptığı işleri yapar ve neticede Cennet'e girer.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Mes'ûd -radıyallahu anh-: Doğru sözlü, Yüce Allah'ın doğruluğunu tasdik ettiği Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı şu şekildedir: Kişi hanımıyla ilişkiye girdiğinde erkekten gelen meni kadının rahminde kırk gün nutfe/embriyo olarak kalır. Sonra alaka, kan pıhtısı halini alır ve bu da ikinci kırk gündedir. Sonra da mudga, bir çiğnemlik et parçası halini alır ve üçüncü kırk gündedir. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve bu melek, üçüncü kırk günden sonra ona ruh üfler. Bu melek dört şeyi yazmakla emrolunmuştur. Bunlar; yaşadığı süre içinde hangi nimetler ile rızıklandırılacak, eceli, dünyada ne kadar kalacak, ameli ve mutlulardan mı yoksa bedbahtlardan mı olacak? Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin Cennet ehlinin amelini yapacağına ve bu kimsenin amelinin insanlar nazarında salih amel olarak görüneceğine ve nasıl bir kimse ile ulaşmak istediği bir yer arasında bir arşın yer kalıyor ise bu kimse ile Cennet arasında da bir arşın yer kalacağına sonra da anne karnında yazılan kaderi bunun önüne geçip, Cehennem ehlinin amellerini işleyeceğine ve bununla amelleri son bulup Cehennem'e gireceğine dair yemin etmiştir. Çünkü yaptığı salih amellerin kabul şartı; bu amellerde sebat etmesi ve değiştirmemesidir. Bir diğer kişi ise; Cehennem ehlinin amellerini işler, Cehennem ile arasında bir arşın kadar bir mesafe kalır oraya girmeye yaklaşır, sonra da anne karnında yazılan kaderi bunun önüne geçer, Cennet ehlinin amellerini işler ve Cennet'e girer.

Faydalar
  1. Sonuç olarak işler kaza ve kaderde yazıldığı gibi olur ve takdir edilen gerçekleşir.
  2. Amellerin zahirine aldanmak sakındırılmıştır. Çünkü ameller sonlarına göre değerlendirilir.
Kaynakça

صحيح البخاري (9/ 135) (7454)، (4/ 111) (3208)، صحيح مسلم (4/ 2036) (2643)، عمدة القاري شرح صحيح البخاري (15/ 130)، شرح الأربعين النووية للعثيمين (ص: 84).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 10
10 hadis
  1. Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile
  2. «Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. (Yüce Allah kalemi yaratınca) ona: Yaz, diye emretti. (Kalem): Ey Rabbim neyi yazayım, dedi (Yüce Allah da:) Kıyamet kopuncaya kadar (olacak) her şeyin kaderini yaz!» buyurdu.
  3. «Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve Cennetten çıkarttın! dedi. Adem de ona: Sen, Allah'ın kelamı ile seçkin kıldığı bir kimsesin ve senin için eliyle (Tevrat'ı) yazdığı Musa'sın. Öyle iken sen, Allah'ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun? dedi. Böylece Adem, Musa'ya galip geldi. Adem, Musa'ya galip geldi.»
  4. Ali -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bakîü’l-Garkad Kabristanı’nda bir cenazenin defni için bulunuyorduk. Derken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- elinde baston olduğu halde yanımıza geldi, oturdu. Biz de çevresine oturduk. Başını eğdi ve bastonuyla yere bir şeyler çizmeye başladı. Sonra da şöyle buyurdu: İçinizde, cennet veya cehennemdeki yeri önceden bilinmeyen kimse yoktur.” Orada bulunanlar. Ey Allahın Rasûlü! Biz akıbetimizi ezeldeki o yazıya havale edip ameli bırakalım mı? Dediler.Peygamber:(Hayır) siz görevinizi yapmaya bakın. Herkes niçin yaratıldı ise onu kolayca elde eder''buyurdu.Hadisin tamamını zikretti.Müttefun aleyh.
  5. «Kardeşim Cafer için bugünden sonra artık ağlamayın!»
  6. Numân b. Beşîr –radıyallahu anhuma- şöyle dedi: Abdullah b. Revâha -radıyallahu anhu- baygın düştü. Kız kardeşi ağlayarak: Ey benim dağ gibi kardeşim! Ey şöyle olan, ey böyle olan deyip onun için ağıt yakmaya başladı. Abdullah b. Revâha -radıyallahu anh- kendisine gelince kız kardeşine: "Sen bir şey söyledikçe mutlaka bana da sen böyle misin? denildi, dedi." Buharî rivayet etmiştir.
  7. «Allah kâinatı karanlıkta yarattı. Sonra onların üzerine nurundan saçtı. Kime bu nurdan isabet ettiyse o kimse hidâyeti bulmuştur ve kime de isabet etmemişse o kimse dalalettedir. Bu yüzden derim ki; izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın ilmine uygun olarak (kâinat takdir edildi ve) kalem kurudu. (hüküm kesinleşti)»
  8. Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdik ve kabul edilmiş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk gün ve gecede derlenir, toplanır
  9. Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce
  10. Her şey kader iledir. Hatta acizlik ve zekilik ya da zekilik ve acizlik bile

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com