عَن أُمِّ الدَّرْدَاءِ وَ أَبِي الدَّرداءِ رَضيَ اللهُ عنهما أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ: «دَعْوَةُ الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ مُسْتَجَابَةٌ، عِنْدَ رَأْسِهِ مَلَكٌ مُوَكَّلٌ كُلَّمَا دَعَا لِأَخِيهِ بِخَيْرٍ، قَالَ الْمَلَكُ الْمُوَكَّلُ بِهِ: آمِينَ وَلَكَ بِمِثْلٍ».
Ummu’d-Derdâ ve Ebu’d-Derdâ -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Bir kimsenin din kardeşine gıyabında gizli yaptığı dua kabul olunan bir duadır. Bu duayı yapanın başı ucunda bir melek onun duasına: "Âmîn! Allah Teâlâ sana kardeşin için istediğinin bir mislini versin." der.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanın din kardeşi için onun bulunmadığı bir ortamda yaptığı duanın kabul edilmeye layık olduğunu haber vermiştir. Çünkü bu, ihlâsın en açık göstergelerindendir. Dua eden kimsenin başucunda görevli bir melek bulunur. O, din kardeşi için her hayır duası ettiğinde, görevli melek: “Âmin! Sana da kardeşin için istediğin şeyin bir benzeri verilsin.” diye dua eder.
Faydalar
- Müminler, en azından birbirlerine dua ederek de olsa, birbirlerine iyilik yapmaya teşvik edilmişlerdir.
- Gıyabında (arkasından) yapılan dua, imanın ve kardeşliğin samimiyetinin açık bir göstergesidir.
- Duanın, din kardeşinin gıyabında yapılmasının özellikle belirtilmesi, bunun ihlâsı ve kalbin huzurunu daha güçlü şekilde gerçekleştirmesinden dolayıdır.
- "Duaların kabul olma sebeplerinden biri de, bir Müslümanın kardeşinin gıyabında onun için dua etmesidir.
- İmam Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bir Müslümanın din kardeşi için gıyabında dua etmesinin fazileti bu hadiste açıkça görülmektedir. Bir kimse, Müslümanlardan bir topluluk için dua ederse bu fazilete erişir. Hatta bütün Müslümanlar için dua ederse de, zâhiren yine bu fazileti elde eder. Selef âlimlerinden bazıları, kendileri için dua etmek istediklerinde önce aynı duayı Müslüman kardeşleri için yaparlardı. Çünkü bu dua kabul edilir ve dua edene de onun bir benzeri verilir.
- Bu hadiste, meleklerin bazı görevleri bulunduğu ve Allah Teâlâ'nın onlardan bir kısmını bu işle görevlendirdiği belirtilmektedir.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2094) (2733).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 585).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 1018).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (6/ 48).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 510).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي ذر رضي الله عنه مرفوعاً: «إني أرى ما لا ترون، أطَّتِ السماء وحُقَّ لها أن تَئِطَ، ما فيها موضع أربع أصابع إلا ومَلَكٌ واضع جبهته ساجدا لله تعالى، والله لو تعلمون ما أعلم، لضحكتم قليلا ولبكيتم كثيرا، وما تلذذتم بالنساء على الفُرُشِ، ولخرجتم إلى الصُّعُداتِ تَجْأَرُون إلى الله تعالى».
«Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim sema uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semada dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur ki, orada Allah'a secde etmek için alnını koymuş bir melek olmasın. Allah'a yemin olsun ki, benim bildiğimi siz bilseydiniz az güler, çok ağlardınız, yataklarda kadınlardan zevk almayı terk eder, yollara,dökülür, Allah'a yalvar yakar olurdunuz."
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen li-gayrihî
Açıklama
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ben sizin görmediğiniz ve bilmediğiniz şeyleri görmekte ve bilmekteyim demiştir. Sema da eğere binildiği zaman çıkan bir ses gibi bir ses çıkmış ve bu sesi çıkarmayı da hak etmiştir. Çünkü Semada dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur ki, orada Allah’a secde etmek için alnını koymak için bir melek olmasın. Allah’a yemin olsun ki Allah -Azze ve Celle-’nin Celalinin azametini ve intikamının şiddetini bilseydiniz, Allah Teâlâ’nın kuvvetinden korkar, az güler, çok ağlardınız. Bu korkunun şiddetinden yataklarda kadınlardan zevk alamaz ve yollara dökülür, sesinizi yükselterek Allah’a yalvar yakar olurdunuz.
Kaynakça
- دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد بن علان الشافعي، دار الكتاب العربي، بيروت.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، دار ابن الجوزي، الطبعة الأولى، 1418ه.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
- سنن الترمذي، لمحمد بن عيسى، الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر ومحمد فؤاد عبد الباقي وإبراهيم عطوة عوض، شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي - مصر، الطبعة: الثانية، 1395هـ - 1975م.
- مسند الإمام أحمد بن حنبل المحقق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421هـ - 2001م.
- سنن ابن ماجه :لابن ماجه أبو عبد الله محمد بن يزيد القزويني، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبي.
- صحيح الجامع الصغير وزياداته، الألباني، دار المكتب الإسلامي.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعًا: «صلاة الرجل في جماعة تَضعُفُ على صلاته في بيته وفِي سُوقِه خمسا وعشرين ضِعفًا، وذلك: أَنَّه إِذَا تَوَضَّأ، فَأَحسَن الوُضُوء، ثمَّ خرج إلى المسجد لاَ يُخرِجُهُ إلاَّ الصلاة؛ لَم يَخْطُ خُطوَةً إِلاَّ رُفِعَت له بِها درجة، وَحُطَّ عَنهُ بها خطيئة، فإذا صلَّى لم تزل الملائكة تُصَلِّي عليه، ما دام في مُصَلاَّه: اللهُمَّ صَلِّ عليه، اللهم اغفِر له، اللهم ارْحَمه، ولا يزال في صلاة ما انتظر الصلاة».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse, abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler onun için: Allah'ım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazdaymış gibidir.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın ecir ve sevabının, evinde ve çarşı pazarda tek başına kıldığı namazdan daha fazla olduğunu haber vermiştir. Evde, çarşı pazarda tek başına kılınan namazdan yirmi beş kat daha fazladır. Burada işaret edilen cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namaza fazileti camideki cemaati içermektedir. «Şüphesiz ki o» sözü kişi abdestini güzelce alırsa yani abdestin edep ve sünnetleri ile birlikte güzelce alırsa demektir. «Sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse» yani başka bir şey için ya da namaz ve başka bir şey için çıkarsa zikredilen fazileti kaçırır. «Attığı her adım sebebiyle derecesi bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Bu hata; Allah'ın hakkı olan küçük günahlardan olan hatadır.» Namazını kıldıktan sonra namaz kıldığı yerde oturmaya devam ettiği sürece melekler onun için dua eder, rahmet ve bağışlanma dilerler. Orda uzanmış abdestini bozmamış olsa dahi orda bulunmaya devam ettiği sürece bu kastedilmiş olabilir. Bu, namaz kılan kimsenin namazı beklediği müddetçe namazda olduğunu göstermektedir.
Kaynakça
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى، 1381هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة، 1426هـ.
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، محمد بن صالح العثيمين، مكتبة الصحابة، الإمارات، الطبعة: الأولى، 1426هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام -صلى الله عليه وسلم-، لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية، 1408هـ.
صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها قالت: قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم : «هذا جِبْرِيلُ يَقْرَأُ عليك السَّلام» قالت: قلت: وعليه السلام ورحمة الله وبركاته.
وهكذا وقع في بعض روايات الصحيحين: «وبركاته» وفي بعضها بحذفها، وزيادة الثقة مقبولة.
Aişe -radıyallahu anha- şöyle dedi: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ey Aişe! Bu Cibril’dir. Sana selam söylüyor!’ dedi. Ben de: "Aleyhi’s-selam ve rahmetullahi ve berekatuhu" diyerek cevap verdim." Muttefakun aleyh. Buharî ve Müslim'in bazı rivayetlerinde "ve berekatuhu" diğer bazı rivayetlerde ise bu ziyade bulunmamaktadır. Sika olan râvîlerin ziyadeleri makbuldür.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Aişe -radıyallahu anha- bizlere şu olayı haber vermektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine Ey Aişe! Bu Cibril’dir. Sana selam söylüyor! Bir rivayette ise; "Sana selam hediye ediyor." demiştir. Yani seni İslam selamı ile selamlıyor. Aişe -radıyallahu anha da- "ve aleyhi’s-selam ve rahmetullahi ve berekatuhu" diyerek cevap vermiştir. Böylece kendisine verilen selama daha güzel bir şekilde karşılık vermiştir. Zira böyle yaparak yüce Allah'ın şu ayeti kerimesi ile amel etmiştir. "Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin." (Nisâ Suresi, 86). Sünnete göre bir kişiye başkasından selam getirilirse karşılık olarak "ve aleyhi’s-selam ve rahmetullahi ve berekatuhu" diyerek karşılık verebilir. Aişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edilen yukarıdaki hadisin zahiri bunu ifade etmektedir. Ayrıca "Aleyke ve aleyhi's-selam" yahut "aleyhi ve aleyke's-sselam ve rahmetullahi ve berekatuhu" diyerek karşılık vermesi de güzel olur. Bir başka konu ise: Bir kimse, falanca kişiye benden selam götür derse senin bu selamı götürmen üzerine farz olur mu? Alimler bu konuda ayrıntılı olarak cevap vererek şöyle demişlerdir. Bu selamı alıp, iletme konusunda kabul ettiysen senin üzerine bu selamı sahibine götürmek farzdır. Zira Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi emretmektedir." (Nisâ Suresi, 58). Şayet sana bir kimse gelip falancaya selamımı ilet derse, sen de sessiz kalır yahut hatırlarsam iletirim gibi ifadelerle cevap verirsen senin üzerine bu selamı iletmek sadece hatırladığın zaman gerekli olur. Ancak güzel olan davranış hiç bir kimseye böyle bir görev yüklememektir. Zira böyle bir görevi hatırlayıp, yerine getirmekte zorluk vardır. Beni soranlara benden selam ilet gibi ifadeler kullanılması güzeldir. Ancak bunu bir sorumluluk olarak yüklemekte bir yarar yoktur. Kişi utanıp, haya ettiğinden dolayı kabul edip sonra da unutabilir. Bazı alimler erkeklerin kadınlara selam vermesinin caiz olduğunu söylemişlerdir. Nitekim İmam Buharî şöyle demiştir: "Erkeklerin kadınlara, kadınların da erkeklere selam vermesi babı." Bu konuda cevaz verirken fitneden uzak olması kaydını zikretmek gerekir. Çünkü kadın-erkeklerin bir arada bulunmasını savunan kimseler bu noktadan hareket edip, (fitneye) girebilirler. Bu nedenle İmam Nevevî bu hadis ile ilgili faydalardan bahsederken şöyle demiştir: " Bir mefsedeye sebebiyet vermemek şartıyla yabancı bir erkeğin yabancı bir kadına selam göndermesi (caizdir)."
Kaynakça
نزهة المتقين، تأليف جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397ه.
صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426هـ.
رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي، تحقيق: د.ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة الأولى، 1428هـ.
دليل الفالحين، تأليف: محمد بن علان، الناشر: دار الكتاب العربي، نسخة الكترونية، لا يوجد بها بيانات نشر.
منار القاري، تأليف: حمزة محمد قاسم، الناشر: مكتبة دار البيان، عام النشر: 1410هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ الصَّادِقُ المَصْدُوقُ: «إِنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يُرْسَلُ إلَيْهِ المَلَكُ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ، وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ: بِكَتْبِ رِزْقِهِ، وَأَجَلِهِ، وَعَمَلِهِ، وَشَقِيٍّ أَوْ سَعِيدٍ؛ فَوَالَّذِي لَا إلَهَ غَيْرُهُ إنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الجَنَّةِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلَّا ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُهَا، وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلَّا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا».
Ebû Abdurrahman Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdik edilmiş ve kabul görmüş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden birinizin yaratılışı annesinin karnında kırk gün boyunca nutfe (sperm) olarak toplanır. Sonra aynı süreyle alaka (kan pıhtısı) olur. Sonra yine aynı süreyle mudğa (bir çiğnem et parçası) olur. Sonra Allah bir meleği gönderir, ona ruh üfler. Bu melek dört şeyle; anne rahmindeki canlının rızkını, ecelini, amelini, iyi biri mi, yoksa kötü biri mi olacağını yazmakla emrolunur. Kendisinden başka hak ilah olmayana yemin ederim ki, sizden biriniz Cennet ehlinin ameliyle amel eder; Cennetle arasında bir arşın mesafe kalır, fakat yazısı (kaderi) öne geçer, Cehennem ehlinin ameliyle amel eder ve oraya girer. Sizden biriniz Cehennem ehlinin ameliyle amel eder; Cehennemle arasında bir arşın mesafe kalır, fakat yazısı (kaderi) öne geçer, Cennet ehlinin ameliyle amel eder ve oraya girer.
Buhârî ve Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
İbn Mes'ûd -radıyallahu anh-: Doğru sözlü, Yüce Allah'ın doğruluğunu tasdik ettiği Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı şu şekildedir: Kişi hanımıyla ilişkiye girdiğinde erkekten gelen meni kadının rahminde kırk gün nutfe/embriyo olarak kalır. Sonra alaka, kan pıhtısı halini alır ve bu da ikinci kırk gündedir. Sonra da mudga, bir çiğnemlik et parçası halini alır ve üçüncü kırk gündedir. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve bu melek, üçüncü kırk günden sonra ona ruh üfler. Bu melek dört şeyi yazmakla emrolunmuştur. Bunlar; yaşadığı süre içinde hangi nimetler ile rızıklandırılacak, eceli, dünyada ne kadar kalacak, ameli ve mutlulardan mı yoksa bedbahtlardan mı olacak? Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin Cennet ehlinin amelini yapacağına ve bu kimsenin amelinin insanlar nazarında salih amel olarak görüneceğine ve nasıl bir kimse ile ulaşmak istediği bir yer arasında bir arşın yer kalıyor ise bu kimse ile Cennet arasında da bir arşın yer kalacağına sonra da anne karnında yazılan kaderi bunun önüne geçip, Cehennem ehlinin amellerini işleyeceğine ve bununla amelleri son bulup Cehennem'e gireceğine dair yemin etmiştir. Çünkü yaptığı salih amellerin kabul şartı; bu amellerde sebat etmesi ve değiştirmemesidir. Bir diğer kişi ise; Cehennem ehlinin amellerini işler, Cehennem ile arasında bir arşın kadar bir mesafe kalır oraya girmeye yaklaşır, sonra da anne karnında yazılan kaderi bunun önüne geçer, Cennet ehlinin amellerini işler ve Cennet'e girer.
Faydalar
- İnsanın yaratılış aşamaları anlatılmaktadır.
- Kaza ve kadere iman edilmesinin gerekliliği ifade edilmiştir.
- Sonuç olarak işler kaza ve kaderde yazıldığı gibi olur ve takdir edilen gerçekleşir.
- Amellerin zahirine aldanmak sakındırılmıştır. Çünkü ameller sonlarına göre değerlendirilir.
Kaynakça
صحيح البخاري (9/ 135) (7454)، (4/ 111) (3208).
صحيح مسلم (4/ 2036) (2643).
عمدة القاري شرح صحيح البخاري (15/ 130).
شرح الأربعين النووية للعثيمين (ص: 84).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com