İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Cinler

8 hadis

Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yediği zaman üç parmağını yalardı.

عن أنس بن مالك رضي الله عنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه كان إذا أكل طعاما، لعق أصابعه الثلاث. قال: وقال: «إذا سقطت لُقمة أحدكم فليُمِطْ عنها الأذى، وليأكلها ولا يَدَعْهَا للشيطان» وأمر أن تُسْلَتَ القَصْعَةُ، قال: «فإنكم لا تدرون في أيِّ طعامكم البركة» وعن جابر بن عبد الله رضي الله عنه أن رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قالَ: "إنّ الشيطانَ يَحضُرُ أحدَكُم عندَ كلِ شيءٍ من شَأنِه، حتى يَحضُرَهُ عندَ طعامِهِ، فإذا سَقطتْ لقمةُ أحدِكُم فليَأخُذْها فَلْيُمِطْ ما كانِ بها من أذى، ثم ليَأكُلْها ولا يَدَعْها للشيطانِ، فإذا فَرَغَ فليَلْعَقْ أصابعَهُ، فإنه لا يَدري في أيِّ طَعامه البركة"
Enes İbn Mâlik ve Câbir İbn Abdullah –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yediği zaman üç parmağını yalar ve şöyle derdi: «Sizden birinizin lokması düşecek olursa onu alsın ve üzerindekileri temizleyip yesin, onu şeytana bırakmasın.» Ayrıca bize tabağı da sıyırmamızı emreder ve; «Bereketin, yemeğinizin neresinde olduğunu bilemezsiniz.» derdi. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiç şüphesiz ki şeytan, yaptığınız her işte ve hatta yemeğinizde dahi yanınızda hazır bulunur. Öyleyse birinizin yemeğinden bir lokma yere düşerse onu alsın, üzerine bulaşan şeyleri temizleyip yesin ve onu şeytana bırakmasın. Yemeği bitirince de parmaklarını yalasın. Çünkü bereketin, yemeğinin neresinde bulunduğunu bilemez.»
Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştirDereceBu hadisin her iki rivayeti de sahihtir
Açıklama

Hadiste, şeytandan uzak durulması ve şeytanın, insanın işlerinde onunla beraber olduğu, bundan dolayı davranışlarında dikkatli olması tembih edilmektedir. İnsan (yemek için) hazırlık yapar ve ondan sakınır şeytanın süslü göstermesine aldanmaz. İnsan için yemekte bereket vardır. İnsan, bu bereketin, yediğinde mi, parmaklarında kalanda mı, tabağın dibinde mi, yemekten kalanda mı yoksa düşen lokmada mı olduğunu bilmez. Bereketin hâsıl olması için bunların hepsine dikkat etmek gerekir. Bereket kelimesinin aslı artma, hayrın sürekliliği ve faydalanma demektir. Burada anlatılmak istenen; yemekle beslenmek, kendi sonunu selâmette kılmak ve Allah Teâlâ’ya itaatte kuvvetli olmak kuvvetli hale gelmektir. Bazı doktorlar, parmak uçlarının yemekte yalanmasının, bir salgının salgılanmasını sağlayarak yemeğin hazmını kolaylaştırdığını zikretmişlerdir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي. تطريز رياض الصالحين؛ تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبدالعزيز آل حمد، دار العاصمة-الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ. شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن-الرياض، 1426هـ. شرح صحيح مسلم؛ للإمام محي الدين النووي، دار الريان للتراث-القاهرة، الطبعة الأولى، 1407هـ. صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبدالباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. فتح الباري بشرح صحيح البخاري؛ للحافظ أحمد بن علي بن حجر العسقلاني، دار المعرفة-بيروت. كنوز رياض الصالحين؛ فريق علمي برئاسة أ.د. حمد العمار، دار كنوز إشبيليا-الرياض، الطبعة الأولى، 1430هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

“Melekler nurdan yaratıldı. Cinler dumanlı alevden, ateşten yaratıldılar. Âdem ise size anlatılandan yaratıldı.”

عن عائشة رضي الله عنه قالت: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «خُلقت الملائكة من نور، وخُلق الجَانُّ من مَارِجٍ من نار، وخُلق آدم مما وُصِفَ لكم».
Aişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Melekler nurdan yaratıldı. Cinler dumanlı alevden, ateşten yaratıldılar. Âdem ise size anlatılandan yaratıldı.”
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- yaratılışın başlangıcı hususunda şunları zikretmiştir. Melekler nurdan yaratılmışlardır. Bundan dolayı onların tamamı Allah’a isyan etmezler ve ona kulluk etmekten büyüklenmezler. Cinler ateşten yaratılmışlardır. Bundan dolayı onların çoğu boş şeylerle meşgul olmak, amaçsız ve tutarsız olmak ve düşmanlık etmekle vasıflanmışlardır. Adem ise size anlatılan şeyden yani topraktan, kurumuş çamurdan, bir balçıktan yaratılmıştır. O, önce toprak idi, sonra çamur haline geldi ve sonra da balçık haline geldi ve ondan da Âdem aleyhisselam yaratıldı. (Riyâzu’s Sâlihîn Şerhi: (6/661)

Kaynakça

- صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. -التَّنويرُ شَرْحُ الجَامِع الصَّغِيرِ محمد بن إسماعيل الصنعاني، المحقق: د. محمَّد إسحاق محمَّد إبراهيم مكتبة دار السلام، الرياض -الطبعة: الأولى، 1432 هـ - 2011 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip, (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.»

عن عياض بن حمار المجاشعي رضي الله عنه ، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم ، قال ذات يوم في خطبته: «ألَا إن ربي أمرني أن أُعَلِّمَكم ما جَهِلتم، ممَّا علَّمني يومي هذا، كلُّ مالٍ نَحَلتُه عبدًا حلال، وإني خلقتُ عبادي حُنَفاء كلهم، وإنهم أتتهم الشياطين فاجتالتهم عن دينهم، وحَرَّمت عليهم ما أحللتُ لهم، وأمرتهم أن يُشركوا بي ما لم أُنزِّل به سلطانا، وإن الله نظر إلى أهل الأرض، فمَقَتهم عربهم وعَجَمهم، إلَّا بقايا من أهل الكتاب، وقال: إنما بعثتُك لأبتليَك وأبتلي بك، وأنزلتُ عليك كتابًا لا يغسله الماءُ، تقرؤه نائمًا ويقظان، وإنَّ اللهَ أمرني أن أحرِق قُرَيشًا، فقلت: رب إذا يَثْلُغوا رأسي فيدعوه خُبْزة، قال: استخرجهم كما استخرجوك، واغزهم نُغزك، وأنفق فسننفق عليك، وابعث جيشا نبعث خمسة مثله، وقاتل بمن أطاعك مَن عصاك، قال: وأهل الجنة ثلاثة ذو سلطان مُقْسِط مُتَصَدِّق مُوَفَّق، ورجل رحيم رقيق القلب لكل ذي قربى ومسلم، وعفيف متعفِّف ذو عيال، قال: وأهل النار خمسة: الضعيف الذي لا زَبْر له، الذين هم فيكم تبعا لا يبتغون أهلا ولا مالا، والخائن الذي لا يخفى له طمع، وإن دقَّ إلا خانه، ورجل لا يُصبح ولا يمسي إلا وهو يخادعك عن أهلك ومالك «وذكر» البخل أو الكذب والشِّنظير الفحَّاش».
İyad b. Hımâr -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün hutbesinde buyurdular ki: «Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben, bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.» Allah Teâlâ, yeryüzü ehline baktı ve Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç onların Arap, Acem hepsine öfkelendi ve dedi ki: «Ben seni imtihan etmek ve seninle de (başkasını) imtihan etmek üzere gönderdim. Sana, suyun yıkayıp (yok edemeyeceği) bir kitap gönderdim. Ta ki sen onu uyurken de uyanıkken de okuyasın! Allah Teala hazretleri bana, Kureyş'i ateşe vermemi (onlarla savaşmamı) emretti» Ben: «Ey Rabbim, bu durumda onlar başımı yararlar ve bir ekmek parçısına çevirirler!» dedim. «Öyleyse, seni çıkardıkları gibi sen de onları (Mekke'den) çıkar! Onlara karşı gazada bulun da biz de sana yardım edelim. İnfakta bulun, biz de sana infak edelim. Sen bir ordu gönder, biz de sana onun beş misli (yardımcı melek ordusu) gönderelim. Sana itaat edenlerle birlik ol, asilere karşı savaş!» buyurdu. «Cennetlikler üç kısımdır: -Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar. -Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar. -İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar.» Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- devamla dedi ki: «Cehennem ehli de beş kısımdır: -Aklı olmayan zayıflar. Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiç bir ehle ve mala tabi değildirler. -Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder. -Akşam, sabah her fırsatta malın ve ehlin hususunda seni aldatan adamlar. -Cimrilik ve yalanı da zikretti. -Bir de kötü huylu kaba sözlü insan.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün sahabesine hitap etti ve Allah'ın o gün ona öğrettiği ve ashabının bilmediği şeyleri onlara öğretmesini emrettiğini haber verdi. O gün, Rabbinin onlara öğretmesini emrettiği şeylerden biri şudur: (Benim bir kuluma verdiğim her mal helaldir.) Allah Teâlâ buyuruyor ki, kullarımdan bir kula verdiğim her mal ona helaldir. Burada söylenmek istenilen onların Allah'ın kendilerine helal kıldığı hayvanlardan bazılarını kendilerine haram kılmalarıdır. Şüphesiz ki onların haram saymalarıyla bu şey haram olmamıştır. O mala bir hakkın taalluk etmesi ya da bu malı onun olması hükmünden çıkaracak olan özel bir delilin hasıl olması durumu dışında bu mal ona helaldir. Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ''Ben bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım.'' Bütün kulları müslümanlar olarak yarattım. Günahlardan temiz olarak da denilmiştir. Dosdoğru ve hidayeti kabul etmeye yönelen olarak da denilmiştir. Bununla kastedilen şey "Elestu birabbikum" (Ben sizin Rabbiniz değilmiyim) dediğinde "Belâ" (Evet! Sen bizim Rabbimizsin) cevabını aldığı zamandır denilmiştir. Allah Teâlâ'nın şu sözü: ''Ancak şeytanlar gelip onları (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler. Onlara helal kıldığım şeyleri kendilerine haram kıldılar. Onlara, haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler. Şeytanlar geldiler ve onları küçümsediler ve onları üzerinde bulundukları halden uzaklaştırarak batıla götürdüler. Allah'ın onlara helal kıldığını haram kıldılar. Şeytanlar onlara Allah'ın kendilerine ibadet etmeyi emretmediği şeylere ibadet etmeyi ve ibadette onları Allah'a şirk koşmayı emrettiler ve buna dair bir delil de zikretmediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözü: «Allah Teala yeryüzü ehline baktı ve Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç onların arap ve acem hepsine öfkelendi.» Allah Teâlâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesinden önce yeryüzüne baktı ve onları şirk ve sapıklık üzerinde birleşmiş olarak gördü. Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç diğerlerine öfkelendi. (Allah'ın kendilerine kızmadığı kimseler) Onlar hak olan dinlerine sımsıkı sarılıp değiştirmeden bağlı kalan kimselerdi. Kitap ehlinin çoğu ise tahrif etmişlerdi. Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın şu sözü: ''Ben seni, imtihan etmek ve seninle de (başkasını) imtihan etmek üzere gönderdim.'' Manası: Sana emrettiğim ve senin bu görevi yaptığında ortaya çıkan hal ile seni insanlara gönderildiğin elçiliği tebliğ etmen, Allah yolunda hakkıyla cihad etmen, Allah Teâlâ için sabretmen ve diğer şeylerden dolayı seni insanlara gönderdim. Senin ile de seni gönderdiğim kimseleri imtihan ediyorum. Onlardan bazıları vardır, imanını izhar ederler ve itaatte ihlaslı olurlar. Ve bazıları da düşmanlığını ve küfrünü gösterir. Bir de münafıklık edenler vardır. Onu imtihan etmek için sözüyle murad edilen Allah Teâlâ'nın kullarını önceden vuku bulacağını bidiği şeyler ile değil onlardan vuku bulan şeyler ile cezalandırdığıdır. Yoksa Allah -Subhanehu- vuku bulmadan önce kulların kendileri özgür iradeleriyle bir şey yapmadan cezalandırması değildir. ''Sana, suyun yıkayıp yok edemeyeceği bir kitap gönderdim.'' Manası: Sana Kur'an-ı indirdim. O da kalplerde korunaklıdır. Oradan gitmez. Zamanlar geçsede kalıcıdır. Allah Teâlâ'nın şu buyruğu: ''Ta ki sen onu uyurken de uyanıkken de okuyasın!" Manası, uyku ve uyanıklık gibi iki halde de Kur'ân korunacaktır. Onu rahat ve kolay bir şekilde okuyacaksın. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: «Allah, Kureyş'i ateşe vermemi ve onlarla savaşmamı emretti.» Allah bana Kureyş kâfirlerini helak etmemi ve onları öldürmemi emretti. Ben: «Ey Rabbim, bu durumda onlar başımı yararlar ve bir ekmek parçasına çevirirler!» dedim. Başımı yararlar ve ekmeği kırıp parçaladıkları gibi kırarlarsa. Öyleyse, seni çıkardıkları gibi sen de onları (Mekke'den) çıkar! Allah Peygamber'i -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yaptıklarına karşılık olarak seni çıkardıkları gibi sen de Kureyş kâfirlerini çıkar. İki çıkarma arasında çok fark olsa bile. Onların Rasûlullah'ı çıkarmaları batıl bir çıkarmadır. Rasûlullah'ın onları çıkarması ise hak iledir. ''Onlara karşı gazada bulun da biz de sana yardım edelim.'' Onlarla savaşta sana yardım eder ve seni destekleriz. ''İnfakta bulun biz de sana infak edelim.'' Allah yolunda gayret edip infak et onun karşılığını sana dünya ve ahirette veririz. ''Sen bir ordu gönder, biz de sana onun beş misli (yardımcı melek ordusu) gönderelim.'' Kâfirlerle savaşmak için gönderdiğin zaman Bedir'de yaptığı gibi müslümanlardan meleklere beş katı yardımcı göndeririz. ''Sana itaat eden askerlerle birlik ol, sana isyan eden askerlere karşı savaş!" Sana itaat eden müslümanlarla beraber sana isyan eden kâfirlere karşı savaş. ''Cennetlikler üç kısımdır: -Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar. -Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar. -İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar." Cennet ehli üç sınıftır. Birinci Sınıf: Hüküm, kahır ve galebe sahibi bir adam. Bunlarla beraber o insanlar arasında adaletli davranır, onlara zulmetmez ve onlara iyilikte bulunur. Onun için hayır yolları kolaylaştırılır. İyilik kapıları açılır. İkinci Sınıf: Küçüklere, büyüklere merhametli olan ve özellikle de yakınlarına karşı yumuşak kalpli olan bir adam. Üçüncü Sınıf: Çoluk çocuk sahibi namuslu, insanlardan bir şey istemekten kaçınarak iffetli davranan, kendi ve ailesinin işinde Allah'a tevekkül eden, ailesini sevmesi ya da rızık korkusu onu tevekkülü terk edip yaratılmışlardan bir şey ummaya ve haram mal elde edip farz olan ilimi ve ameli bırakıp o işlerle uğraşmaya itmez. "Cehennem ehli de beş kısımdır: -Aklı olmayan zayıflar. Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiçbir ehle ve mala tabi değildirler. -Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder. -Akşam, sabah her fırsatta malın ve ehlin hususunda seni aldatan adamlar. -Cimrilik ve yalanı da zikretti. -Bir de kötü huylu kaba sözlü insan." Cehennem ehli de beş sınıftır. Birincisi: Aklı olmayan zayıflar. Aklı olmayan zayıf, bu sebeple de onu yapılmaması gerekli olan şeylerden men etmez. ''Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiçbir ehle ve mala tabi değildirler.'' Hanım/zevce istemeyen erkek hizmetçiler. Bunlar; helalden yüz çevirip haram işleyen kimselerdir. Yorularak ve temiz kazanç yoluyla helalinden mal kazanmak istemezler. İkincisi: ''Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder.'' Yani elde etmek istediği ve onu bulamayacağı hiç bir şey kendisine gizli kalmasın ki o, o şeyin peşinden koşup da onu araştırmasın. Onu bulup hainlik edene kadar uğraşır. Bu da onun hainlikle vasfedilmesinde mübalağalı bir anlatımdır. Üçüncüsü: Aldatan adamdır. Dördüncüsü: Yalancı ve cimri olandır. Beşincisi: Kötü huylu kaba sözlü insandır.

Kaynakça

صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، للنووي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت، الطبعة: الثانية، 1392هـ. مختار الصحاح، لزين الدين أبو عبد الله محمد الحنفي الرازي، تحقيق: يوسف الشيخ محمد، نشر: المكتبة العصرية - الدار النموذجية، بيروت – صيدا، لطبعة: الخامسة، 1420هـ / 1999م. التمهيد لشرح كتاب التوحيد-صالح بن عبد العزيز آل الشيخ، -الناشر: دار التوحيد-الطبعة: الأولى، 1424هـ - 2003م. الملخص في شرح كتاب التوحيد-صالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان-دار النشر: دار العاصمة الرياض- الطبعة الأولى 1422هـ- 2001م. القول المفيد على كتاب التوحيد-العثيمين-دار ابن الجوزي، المملكة العربية السعودية-الطبعة: الثانية, محرم 1424هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Güneşin hâcibi (ışığı) göründüğü vakit, güneş iyice mey­dana çıkıncaya kadar namazı bırakınız. Güneşin ışığı battığı zaman da ta kayboluncaya kadar namazı yine bırakınız. Kılacağınız nama­zınız için güneşin ne doğma zamanı, ne de batma zamanını tercih edi­niz. Çünkü o bir şeytanın -yahud şeytanın- iki boynuzu arasından çıkar.''

عن ابن عمر رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إذا طلعَ حاجبُ الشمس فدَعُوا الصلاةَ حتى تَبْرُزَ، وإذا غاب حاجبُ الشمس فدَعُوا الصلاةَ حتى تغيبَ، ولا تَحَيَّنُوا بصلاتِكم طُلُوعَ الشمسِ ولا غروبَها، فإنَّها تطلُعُ بيْن قَرْنَيْ شيطان، أو الشيطان».
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Güneşin hâcibi (ışığı) göründüğü vakit, güneş iyice mey­dana çıkıncaya kadar namazı bırakınız. Güneşin ışığı battığı zaman da ta kayboluncaya kadar namazı yine bırakınız. Kılacağınız nama­zınız için güneşin ne doğma zamanı, ne de batma zamanını tercih edi­niz. Çünkü o bir şeytanın -yahud şeytanın- iki boynuzu arasından çıkar.''
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- güneşin bir tarafı doğduğu zaman tamamen gözüküp yükselene kadar namaz kılmamamızı emrediyor.Güneşin bir tarafı batttığı zaman da tamamen batana kadar namazı terk etmemizi emrediyor.Bu yasaklamadaki sebep şudur; çünkü güneş şeytanın iki boynyzu arasında doğuyor ve batıyor.Yani başının iki yanından.Çünkü şeytan güneşin doğuşu iki boynuzu arasından olması için güneşe doğru ayakta duruyor.Bu şekilde güneşe secde edenin kıblesi olmaktadır.Keza batışındada böyledir.İbadette onlara benzeme olmaması için o vakitte namaz kılmaktan nehyedildi.

Kaynakça

- صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه. - صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. - عمدة القاري شرح صحيح البخاري، لمحمود بن أحمد بن موسى الحنفى بدر الدين العينى، الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. - مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي بن سلطان الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت – لبنان، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م. - شرح الطيبي على مشكاة المصابيح المسمى بـ (الكاشف عن حقائق السنن), شرف الدين الحسين بن عبد الله الطيبي, المحقق: د. عبد الحميد هنداوي, الناشر: مكتبة نزار مصطفى الباز - مكة المكرمة - الرياض, الطبعة: الأولى، 1417 هـ - 1997 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Âmir'den nakledildiğine göre Alkame'ye:İbn Mesud Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte cin gecesinde hazır bulundu mu?diye sordum.Alkame şöyle dedi:Ben İbn Mesud -radıyallahu anh-'a sorup:Sizden bir kimse Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte cin gecesinde bulundu mu? dedim.O, hayır ama biz bir gece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte idik.Onu yanımızda bulamayınca vadilerde ve dağ geçitleri arasında onu aradık.Onu cinler kaptı yahut gizlice öldürüldü, dedik.Bu sebeple bir topluluğun geçirdiği en kötü bir geceyi geçirdik.Sabhı edince O Hira tarafından geliverdi, dedi.İbn Mesud dedi ki:Ey Allah'ın Rasûlü, seni göremeyince aradık,seni bulamadık.Bu sebeple bir kavmin geçirdiği en kötü bir geceyi geçirdik.Allah Rasûlü:''Bana cinlerin davetçisi geldi,onunla birlikte gittim,onlara Kur'an okudum'' buyurdu.İbn Mesud dedi ki:Sonra bizi alıp götürdü,bizlere onların izlerini ve ateşlerinin kalıntılarını gösterdi.Allah Rasûlünden azık istediler,O da:''Elinize geçen üzerine Allah adı anılmış her kemik olabildiğince etli olarak sizindir.Her deve tezeği de hayvanlarınıza yemdir.'' buyurdu.Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:''Artık bu ikisi ile istincâ yapmayınız çünkü bunlar kardeşlerinizin yiyeceğidir.'' buyurdu.Müslim rivayet etmiştir.

عن عامر، قال: سألتُ عَلْقَمةَ: هل كان ابنُ مسعود شَهِدَ مع رسول الله صلى الله عليه وسلم ليلةَ الجنِّ؟ قال: فقال عَلْقَمةُ، أنا سألتُ ابنَ مسعود فقلتُ: هل شَهِدَ أحدٌ منكم مع رسول الله صلى الله عليه وسلم ليلةَ الجنِّ؟ قال: لا، ولكنَّا كنَّا مع رسول الله ذاتَ ليلة ففَقَدْناه فالتمسناه في الأودية والشِّعاب. فقلنا: استُطِير أو اغْتِيل. قال: فبِتْنَا بِشَرِّ ليلة بات بها قومٌ، فلما أصبحْنا إذا هو جاء من قِبَل حِرَاء. قال: فقلنا يا رسول الله فقدْناك فطلبْناك فلم نجدْك، فبِتْنَا بِشَرِّ ليلة بات بها قوم. فقال: «أتاني داعي الجنِّ فذهبتُ معه فقرأتُ عليهم القرآنَ» قال: فانطلقَ بنا فأرانا آثارَهم وآثارَ نِيرانِهم وسألوه الزاد فقال: «لكم كلُّ عظم ذُكر اسمُ الله عليه يقع في أيديكم أوفر ما يكون لحمًا، وكلُّ بَعْرة عَلَفٌ لدوابِّكم» . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «فلا تسْتَنْجُوا بهما فإنَّهما طعامُ إخوانِكم».
Âmir'den nakledildiğine göre Alkame'ye:İbn Mesud Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte cin gecesinde hazır bulundu mu?diye sordum.Alkame şöyle dedi:Ben İbn Mesud -radıyallahu anh-'a sorup:Sizden bir kimse Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte cin gecesinde bulundu mu? dedim.O, hayır ama biz bir gece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte idik.Onu yanımızda bulamayınca vadilerde ve dağ geçitleri arasında onu aradık.Onu cinler kaptı yahut gizlice öldürüldü, dedik.Bu sebeple bir topluluğun geçirdiği en kötü bir geceyi geçirdik.Sabhı edince O Hira tarafından geliverdi, dedi.İbn Mesud dedi ki:Ey Allah'ın Rasûlü, seni göremeyince aradık,seni bulamadık.Bu sebeple bir kavmin geçirdiği en kötü bir geceyi geçirdik.Allah Rasûlü:''Bana cinlerin davetçisi geldi,onunla birlikte gittim,onlara Kur'an okudum'' buyurdu.İbn Mesud dedi ki:Sonra bizi alıp götürdü,bizlere onların izlerini ve ateşlerinin kalıntılarını gösterdi.Allah Rasûlünden azık istediler,O da:''Elinize geçen üzerine Allah adı anılmış her kemik olabildiğince etli olarak sizindir.Her deve tezeği de hayvanlarınıza yemdir.'' buyurdu.Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:''Artık bu ikisi ile istincâ yapmayınız çünkü bunlar kardeşlerinizin yiyeceğidir.'' buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Âmir Şa'bî -rahimehullah- Alkame -rahimehullah-'a her ikiside değerli tabiindirler- sordu:İbn Mesud Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte cin gecesinde hazır bulundu mu?diye sordu.Alkame İbn Mesud -radıyallahu anh-'a bu mesele hakkında sorduğunu haber verdi.O da onlardan hiç birinin o olaya şahit olmadığını haber verdi.Lakin onlar Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte gecelerden bir gece onu bulamadıklarınuı ve O'nu vadilerde ve dağlar arasındaki yollarda aradıklarını ve O'nu bulamadıklarını haber verdi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gizlice öldürülmesinden yahut cinlerin kapıp kaçırmasından korktular.Son derece üzgün ve kötü durumda gecelediler.Sabahlayınca Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i Hira dağı tarafından gelirken gördüler.Ve O'nu kaybettiklerini,aradıklarını ve bulamadıklarını sonra da son derece üzüntülü ve kötü bir şekilde gecelediklerini haber verdiler.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ''Kendisine cinlerin davetçisinin geldiğini,onunla birlikte gittiğini,cinlere Kur'an okuduğunu haber verdi.Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem -sahabe ile birlikte hareket etti ve onların izlerini ve ateşlerinin kalıntılarını gösterdi.Ve sahabelere cinlerin ondan yemek istediğini ve yemeklerinin Allah'ın isminin zikredilerek kesilmiş hayvanın kemiği ellerine geçerse onu et dolu bir şekilde bulacaklarını haber verdi.Ve keza hayvanların dışkılarınında onların hayvanlarının yiyeceği olacağını haber verdi.Sonra da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem -ümmetinin kemik ve hayvan dışkılarıyla taharatlanmalarını yasakladı.Çünkü bu onların cinlerden olan kardeşlerinin yiyeceğidir.

Kaynakça

-صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. -تاج العروس من جواهر القاموس، للزبيدي، نشر: دار الهداية. -المصباح المنير في غريب الشرح الكبير، لأحمد بن محمد بن علي الفيومي، الناشر: المكتبة العلمية – بيروت. -المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، للنووي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت، الطبعة: الثانية، 1392ه. -مختار الصحاح، لزين الدين أبو عبد الله محمد بن أبي بكر بن عبد القادر الحنفي الرازي، تحقيق: يوسف الشيخ محمد، نشر: المكتبة العصرية - الدار النموذجية، بيروت – صيدا، لطبعة: الخامسة، 1420هـ / 1999م. -عمدة القاري شرح صحيح البخاري، لمحمود بن أحمد بن موسى الحنفى بدر الدين العينى، الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. -التوضيح لشرح الجامع الصحيح, عمر بن علي بن أحمد ابن الملقن, ت: دار الفلاح للبحث العلمي وتحقيق التراث, دار النوادر، دمشق – سوريا, الطبعة: الأولى، 1429 هـ - 2008 م. -الإفصاح عن معاني الصحاح، ليحيى بن هبيرة بن محمد بن هبيرة الذهلي الشيباني، المحقق: فؤاد عبد المنعم أحمد، الناشر: دار الوطن، سنة النشر: 1417هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Şeytan, tahtını su üzerine kurar, sonra çetelerini insanlara gönderir. Çetelerinden onun yanında en yakın mertebede bulunanlar, insanlar arasında en çok fitne çakaranlardır.

عن جابر رضي الله عنه ، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إنَّ إبليسَ يضعُ عرْشَه على الماء، ثم يَبْعَث سَراياه، فأدْناهم منه منزِلةً أعظمُهم فتنةً، يجيء أحدهم فيقول: فعلتُ كذا وكذا، فيقول: ما صنعتَ شيئًا. قال: ثم يجيء أحدهم فيقول: ما تركتُه حتى فَرَّقتُ بينه وبين امرأتِه، قال: فيُدْنِيه منه ويقول: نعم أنت». قال الأعمش: أراه قال: «فيَلْتَزِمُه».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şeytan, tahtını su üzerine kurar, sonra çetelerini insanlara gönderir. Çetelerinden onun yanında en yakın mertebede bulunanlar, insanlar arasında en çok fitne çakaranlardır. Bunlardan biri, Şeytanın yanına gelir ve: «Falanla o kadar uğraştım, nihayet onu şu ve şu halde bıra-kıp geldim» der. İblis te ona, «Vallahi bir şey yapmış değilsin.» diye karşılık verir. Bir başkası gelir, o da: «Ben falan adamla uğraştım, nihayet onunla ailesini birbirinden ayırdım.» der, İblis onu yanına yaklaştırır ve ona: «Sen ne iyi yapmışsın.» diye cevap verir.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

İblis tahtını -sahip olduğu mülkün tahtıdır- su üzerine koyuyordu.Sonra da insanları fitneye sokup saptırması için cinlerden ordularını gönderiyor.Mertebe bakımından İblise en yakın olanı insanları sapıtmada en çok başarılı olanıdır.Şeytanlardan biri İblise gelir ve şöyle derdi:Şçyle şöyle yaptım.Hırsızlık yapmayı emrettim,örnek olarak içki içmeyi emrettim.İbliste ona şöyle diyor:Büyük bir iş yapmadın.Ya da bir iş sayılacak şet yapmadın.Şeytanlardan biri gelir ve İblise şöyle diyene kadar:Filanca kişiynin kendisiyle hanımı arasını ayırdım ve onu hanımını boşayana kadar bırakmadım.İblis onu kendisine yaklaştırır.Ona sarılır ve onu kucaklar.Ona şöyle der:''Evet sensin'' Evet sen istediğimi yerine getiren sensin.İnsanları saptırmada ve ifsad etmedeki temennimi yerine getirdin.

Kaynakça

- صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. - إكمال المعلم بفوائد مسلم لعياض بن موسى بن عياض بن عمرون اليحصبي السبتي، المحقق: الدكتور يحيى إسماعيل، الناشر: دار الوفاء للطباعة والنشر والتوزيع، مصر، الطبعة: الأولى، 1419 هـ - 1998 م. - مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي بن سلطان الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت – لبنان، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

(Şeytan'ın) vesvese vermek için (kurduğu) tuzağını bozan Allah'a hamdolsun.» cevabını verdi

عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: جاءَ رجُلُ إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسولَ اللهِ، إن أحدنا يجدُ في نفسِهِ -يُعرِّضُ بالشَّيءِ- لأَن يكونَ حُمَمَةً أحَبُّ إليه من أن يتكلَّم بِهِ، فقال: «اللهُ أكبرُ، اللهُ أكبرُ، الحمدُ لله الذي ردَّ كيدَه إلى الوسوسَةِ».
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek: Ey Allah'ın Rasûlü! Birimiz içinde kendisine (sıkıntı) veren bir duygu hissettiğinde; onun içinde yanan bir kor gibi olması (başkalarına) söylemesinden daha sevimli geliyor dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allahu Ekber! Allahu Ekber! (Şeytan'ın) vesvese vermek için (kurduğu) tuzağını bozan Allah'a hamdolsun.» cevabını verdi.
Ebû Dâvûd ve Nesâî de (Sünen-i) el-Kübrâ'da rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip, Ya Rasûlallah! Bizden birisi içinde nefsinin kendisine (sıkıntı) veren büyük bir sözü söyletmek istediğinde, onun içinde yanan bir kor gibi olması (başkalarına) söylemesinden daha sevimli geliyor dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem iki kez tekbir getirdi ve Şeytan'ın kurduğu tuzağı bozup, bunun sadece bir vesvese olmasından dolayı Allah'a hamdetti.

Faydalar
  1. Şeytan'ın, Müminleri imandan küfre çevirmek için pusuya yatıp onlara vesvese vermek için beklediği beyan edilmiştir.
  2. Şeytan'ın iman ehline karşı zayıflığı ifade edilmiştir. Vesvese vermekten başka bir şey yapamaz.
  3. Mümin, Şeytan'ın vesveselerinden yüz çevirmeli ve onları uzaklaştırmalıdır.
  4. Güzel bir şey olduğunda, şaşırılan bir şey olduğunda veya bunlara benzer şeyler olduğunda tekbir getirmenin meşru olduğu ifade edilmiştir.
  5. Bir Müslümanın aklını karıştıran her şeyi alime sormasının meşru olduğu ifade edilmiştir.
Kaynakça

سنن أبي داود (7/ 435) (5112) السنن الكبرى للنسائي (9/ 249) (10435)، شرح سنن أبي داود للعباد (580/ 28)، صحيح مسلم (1/ 119) (132)، شرح سنن أبي داود لابن رسلان (19/370)، ومرقاة الصعود (3/1301).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bu Hinzib denilen Şey­tan'dır. Onu hissettiğin an ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa tükür

عن عُثْمَانَ بْنَ أَبِي الْعَاصِ رضي الله عنه: أنه أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنَّ الشَّيْطَانَ قَدْ حَالَ بَيْنِي وَبَيْنَ صَلَاتِي وَقِرَاءَتِي يَلْبِسُهَا عَلَيَّ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «ذَاكَ شَيْطَانٌ يُقَالُ لَهُ خِنْزَِبٌ، فَإِذَا أَحْسَسْتَهُ فَتَعَوَّذْ بِاللهِ مِنْهُ، وَاتْفُلْ عَلَى يَسَارِكَ ثَلَاثًا»، قَالَ: فَفَعَلْتُ ذَلِكَ فَأَذْهَبَهُ اللهُ عَنِّي.
Osman b. Ebi’l-Âs -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek: "Ey Al­lah’ın Rasûlü‎! Şeytan benimle namazım ve kıraatim ara­sına girdi, karıştırmama sebep oldu.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Bu Hinzib denilen Şey­tan'dır. Onu hissettiğin an ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa tükür.» Osman dedi ki: “Ben böyle yaptım; Allah da onu benden uzaklaştırdı.”
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Osman b. Ebi’l-Âs -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek şöyle dedi: Ey Al­lah’ın Rasûlü‎! Şeytan benimle namazım ara­sına girdi, huşulu olmamı engelledi, kıraatimi karıştırmama sebep oldu ve onda şüphe etmeme sebep oldu dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: «Bu Hinzeb denilen Şey­tan'dır. Onu hissettiğin an Allah'a yönel, ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa hafif bir şekilde tükür.» Osman -radıyallahu anh- : "Ben, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bana emrettiği şeyi yaptım. Allah da onu benden uzaklaştırdı." demiştir.

Faydalar
  1. Namazda huşu ve kalbin hazır bulunmasının önemi, Şeytan'ın bu konuda kafa karıştırıp şüpheye düşürmeye çalıştığı ifade edilmiştir.
  2. Namazda vesvese verdiği zaman sol tarafa üç defa tükürerek Şeytan'dan Allah'a sığınmak müstehaptır.
  3. Sahabeler -radıyallahu anhum- başlarına gelen sorunlarla ilgili Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e döndüklerinde onlara çözüm bulduğu ifade edilmiştir.
  4. Sahabelerin kalpleri hayat doludur ve bütün dertleri ahireti kazanmaktır.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 1728) (2203)، إكمال المعلم (7/110)، شرح النّووي على مسلم (14/190)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (36/ 136).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com