عن أبي سليمان مالك بن الحويرث رضي الله عنه قال: أَتَينَا رسُول الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- ونَحنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُون، فَأَقَمْنَا عِندَهُ عِشْرِينَ لَيلَةً، وَكَان رَسُولُ الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- رَحِيمًا رَفِيقًا، فَظَنَّ أَنَّا قَدْ اشْتَقْنَا أَهْلَنَا، فَسَألَنا عمَّنْ تَرَكْنا مِنْ أَهلِنا، فأَخبَرنَاه، فقال: «ارْجِعُوا إلى أَهْلِيكُم، فَأَقِيمُوا فيهم، وَعَلِّمُوهُم وَمُرُوهُم، وَصَلُّوا صَلاَةَ كَذَا في حِينِ كذَا، وصَلُّوا كَذَا في حِينِ كَذَا، فَإِذا حَضَرَتِ الصلاةُ فَلْيُؤذِّن لكم أَحَدُكُم وَلْيَؤُمَّكُم أكبركم».
زاد البخاري في رواية له: «وصَلُّوا كَمَا رَأَيتُمُونِي أُصَلِّي».
Ebû Süleyman Mâlik b. Huveyris -radıyallahu anh- şöyle dedi: Biz aynı yaşlarda bir grup genç Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- çok merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca, geride ailemizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine söyledik. O zaman şöyle buyurdu: «Haydi ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini bilgilendirin. Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin. Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun, en büyüğünüz de size imam olsun.» Buhârî bir rivayetinde şunu ilâve etmiştir: «Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Biz aynı yaşlarda bir grup genç olarak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık." Bu hâdise hicretin dokuzuncu senesinde Amu'l-Vufûd (elçiler senesi) da vuku bulmuştur. Bunlar, genç kimseler olup, yirmi gün boyunca Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında kalmış ve Allah'ın dinini iyi bir şekilde öğrenmek için gelmişlerdir. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- çok merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca," Yani ailemizi özlemiştik. "Geride ailemizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine söyledik. O zaman şöyle buyurdu": «Haydi ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini bilgilendirin. Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin. Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun, en büyüğünüz da size imam olsun.» Buhârî bir rivayetinde şunu ilâve etmiştir: «Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın.» Bu, bize Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in rahmet ve şefkatle meşhur olduğunu göstermektedir. O, insanlara karşı en merhametli ve onlara en faydalı olandır. O, onların ailelerine olan özlemlerini gördükten ve arkada kimi bıraktıklarını sorup onlar da haber verdikten sonra onlara ailelerine dönmelerini emretmiştir. «En büyüğünüz de size imam olsun.» Büyük olanın imamlığa takdim edilmesi vardır. Bu, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözüyle çelişmez. «Bir kavmin içinde Allah'ın kitabını en iyi okuyan kimse onlara imam olur.» Çünkü bu gençlerin hepsi aynı zamanda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelmişlerdir. Kur'an-ı Kerim'i okumada aralarında bir fark olmadığı anlaşılmaktadır. Okumada bazısı bazısından daha iyi değildir ve hepsi birbirine yakın okumaktadırlar. Kıraatta, sünnette ve hicrette eşit iseler, o zaman yaş olarak en büyüğe dönülür ve imamlık için o takdim edilir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: «Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın.» sözü, insanlara, Nebevî öğretinin söz ve amel ile olduğunu göstermektedir. Namazını sükûnet içinde kılmayana bunu sözlü olarak şöyle öğretmiştir: «Namaz kılmak istediğinde abdestini güzelce al! Sonra kıbleye yönel ve tekbir getir! Kur'an'dan kolayına gelen yeri oku! Sonra rükuya git..." Ancak bu hadiste geçen gençlere ameli olarak namazı öğretmiştir.
Kaynakça
رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد بن علان الشافعي، دار الكتاب العربي- بيروت - بدون تاريخ.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة - بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
صحيح البخاري، للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب - الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا - الطبعة الأولى 1430هـ.
شرح رياض الصالحين، للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما عَنِ النَّبيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: «إذا اسْتَأذَنَت أَحَدَكُم امرَأَتُه إلى المسجِد فَلا يَمنَعهَا، قال: فقال بلال بن عبد الله: والله لَنَمنَعُهُنَّ، قال: فَأَقبَلَ عليه عبد الله، فَسَبَّهُ سَبًّا سَيِّئًا، ما سَمِعتُه سَبَّهُ مِثلَهُ قَطُّ، وقال: أُخبِرُك عن رسول الله صلى الله عليه وسلم وتقول: والله لَنَمنَعُهُنَّ؟».
وفي لفظ: «لا تَمنَعُوا إِمَاء الله مسَاجِد الله...».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anh-'tan merfu olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Kadınlarınız camiye gitmek için sizden izin isterlerse,onu engellemesin.Bilal b. Abdullah dedi ki:Allah'a yemin olsun ben onu engelleyeceğim.Dedi ki Abdullah ona doğru gitti.Ve ona çok kötü şekilde sövdü.Daha önce böyle sövdüğünü işitmedim.Ve dedi ki ben sana Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den haber vereceğim.Ve sen Allah'a yemin olsun ki ben onları engelleceğim diyorsun?''Başka bir lafızda:''Allah'ın kadın kullarını mescitlerinden alıkoymayın.''
Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirDereceSahih Hadis
Açıklama
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ- Şüphesiz ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle dediğini rivayet etti:Kadınlarınız camiye gitmek için sizden izin isterlerse, onlara engel olmasın.Kadının cemaat faziletini almasına engel olmaması için.Ve bu hadiste kadının namaz kılmak için mescide gitmesinin hükmünün açıklanması vardır ki o da caizdir.Abdullah b. Ömer -radıyallahu anh-'ın oğullarından biri bu hadisi anlattığı zaman hazır bulunuyordu.Zamanın Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in zamanından farklı olarak kadınların süslenmede çok daha genişleyerek değiştiğini gördü.Kıskançlık onu kadınları korumaya itti.Bu sözün üzerine şöyle dedi -kanun koyana itiraz etme kastı olmadan- Allah'a yemin olsun ki onları engelleyeceğim.Babası onun sözünde itiraz ediyormuş gibi anladı.-Bu red edişiyle- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu konudaki sünnetine karşı.Allah ve Rasûlu için kızması onu oğluna çok aşırı sövmeye itti.Ve Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ- dedi ki:sana Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den haber vereceğim.Ve sen Allah'a yemin olsun ki ben onları engelleceğim diyorsun?
Kaynakça
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الإمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
تنبيه الأفهام شرح عمدة لأحكام، لابن عثيمين، ط1، مكتبة الصحابة، الإمارات، 1426هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408 هـ.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعًا: «صلاة الرجل في جماعة تَضعُفُ على صلاته في بيته وفِي سُوقِه خمسا وعشرين ضِعفًا، وذلك: أَنَّه إِذَا تَوَضَّأ، فَأَحسَن الوُضُوء، ثمَّ خرج إلى المسجد لاَ يُخرِجُهُ إلاَّ الصلاة؛ لَم يَخْطُ خُطوَةً إِلاَّ رُفِعَت له بِها درجة، وَحُطَّ عَنهُ بها خطيئة، فإذا صلَّى لم تزل الملائكة تُصَلِّي عليه، ما دام في مُصَلاَّه: اللهُمَّ صَلِّ عليه، اللهم اغفِر له، اللهم ارْحَمه، ولا يزال في صلاة ما انتظر الصلاة».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse, abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler onun için: Allah'ım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazdaymış gibidir.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın ecir ve sevabının, evinde ve çarşı pazarda tek başına kıldığı namazdan daha fazla olduğunu haber vermiştir. Evde, çarşı pazarda tek başına kılınan namazdan yirmi beş kat daha fazladır. Burada işaret edilen cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namaza fazileti camideki cemaati içermektedir. «Şüphesiz ki o» sözü kişi abdestini güzelce alırsa yani abdestin edep ve sünnetleri ile birlikte güzelce alırsa demektir. «Sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse» yani başka bir şey için ya da namaz ve başka bir şey için çıkarsa zikredilen fazileti kaçırır. «Attığı her adım sebebiyle derecesi bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Bu hata; Allah'ın hakkı olan küçük günahlardan olan hatadır.» Namazını kıldıktan sonra namaz kıldığı yerde oturmaya devam ettiği sürece melekler onun için dua eder, rahmet ve bağışlanma dilerler. Orda uzanmış abdestini bozmamış olsa dahi orda bulunmaya devam ettiği sürece bu kastedilmiş olabilir. Bu, namaz kılan kimsenin namazı beklediği müddetçe namazda olduğunu göstermektedir.
Kaynakça
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى، 1381هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة، 1426هـ.
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، محمد بن صالح العثيمين، مكتبة الصحابة، الإمارات، الطبعة: الأولى، 1426هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام -صلى الله عليه وسلم-، لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية، 1408هـ.
صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «صلاةُ الجَمَاعَة أَفضَلُ من صَلاَة الفَذِّ بِسَبعٍ وعِشرِين دَرَجَة».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadis; cemaat ile kılınan namazın tek başına kılınan namaza göre faziletini açıklamaktadır. Cemaatte büyük fayda ve maslahatlar olduğu için cemaatle kılnan namaz tek başına kılınan namaza göre sevap bakımından yirmi yedi derece daha faziletli ve üstündür. Tek başına kılınan namaz ile cemaat ile kılınan namaz arasında büyük farklılıklar bulunmakta olup, cemaatle kılınan namazda bir çok faydalar vardır. Şüphesiz ki, kim bu büyük kazancı zayi ederse bu faziletten mahrumdur.
Kaynakça
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الإمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة، 1426هـ.
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، محمد بن صالح العثيمين، مكتبة الصحابة، الإمارات، الطبعة: الأولى، 1426هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم، لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية، 1408هـ.
صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن جابر رضي الله عنه قال: أراد بنو سلمة أن ينتقلوا للسكن قرب المسجد فبلغ ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال لهم: «إنه قد بلغني أنكم تُريدون أن تنتقلوا قُرب المسجد؟» فقالوا: نعم، يا رسول الله قد أردنا ذلك، فقال: «بَنِي سَلِمَة، دِيارَكُم، تُكتب آثارُكُم، ديارَكُم تُكتب آثاركُم».
وفي رواية: «إن بكلِّ خَطْوَة درجة».
Cabir b.Abdullah -radıyallahu anh- merfû olarak rivayet ediyor: "Selime oğulları kabilesi mescide yakın bir yere taşınmak istediler. Bu durum Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ulaşınca, «Bana ulaşan habere göre siz mescidin yakınına taşınmak istiyormuşsunuz.» buyurdu. Onlar da: "Evet Yâ Rasûlallah! Bunu istiyorduk” dediler. Bunun üzerine Rasûlallah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ey Selime oğulları! Yurdunuzda oturunuz. Sizin (mescide gelmek için attığınız) adımlarınız yazılmaktadır. Yurdunuzda oturunuz. Sizin (mescide gelmek için attığınız) adımlarınız yazılmaktadır.» buyurdu. Bir rivayette ise «Her atılan adıma bir derece vardır.» buyurmuştur."
Buhârî buna benzer bir şekilde rivayet etmiştir - Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadisin Manası: Selime oğulları kabilesi mescide yakın bir yere taşınmak istediler. Kendi yurtları uzak olduğu için, yakın bir yere taşınmak istediler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- İmam Buharî'nin rivayetinde olduğu üzere Medine'nin boşalmasından hoşlanmıyordu. Medine'nin tümüyle yaşanılan bir yer olmasını istiyor, münafık ve kafirlerin gözüne büyük bir şehir olarak gözükmesini hedefliyordu. Bunu duyan Allah Rasûlü: «Bana ulaşan habere göre siz mescidin yakınına taşınmak istiyormuşsunuz.» diye onlara sordu. Onlar da: "Evet Yâ Rasûlallah! Bunu istiyorduk” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ey Selime oğulları! Yurdunuzda oturunuz. Sizin (mescide gelmek için attığınız) adımlarınız yazılmaktadır. Yurdunuzda oturunuz. Sizin (mescide gelmek için attığınız) adımlarınız yazılmaktadır.» buyurdu ve her atılan adıma bir derece olduğunu açıkladı. Ebu Hureyre -radıyallahu anh- mevkuf olarak rivayet ettiği hadiste şöyle demiştir: «Sevap bakımından en fazla olanınız evleri (camiye) en uzak olanınızdır.» Kendisine neden böyle olduğu sorulunca, «Çokça atılan adımlar sebebiyle» diyerek cevap vermiştir. İmam Malik el-Muvatta adlı eserinde rivayet etmiştir. Hadis no: 33. Ev camiye ne kadar çok uzak olursa, karşılığında verilen derece ve silinen günahlar bir o kadar çok olur. Elbette bu faziletli sevaba nail olabilmek için, kişi evinde güzelce abdest almalı, bir bineğe binmeden yürüyerek camiye gitmelidir. Atacağı adımların az yada çok olması arasında çok büyük bir farklılık yoktur. Kişinin camiye giderken attığı her bir adımında kendisine iki şey verilir. Bir derecesi yükselir ve işlemiş olduğu bir günahı silinir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden birisi merfû olarak rivayet eder ki: «Sizden biri güzelce abdest alır, sonra namaz kılmak için çıkarsa, sağ ayağını her kaldırışında Allah -Azze ve Celle- ona bir sevap yazar, sol ayağını her koyduğunda da Allah -azze ve celle- bir günahını siler. Yakın olsun uzak olsun durum böyledir.» Ebu Davûd, (563) rivayet etmiştir. Şeyh el-Elbanî Sahihu Ebi Davûd adlı eserinde Sahih Hadis demiştir. 3/97, hadis no:572. İbn Abbâs -radıyallahu anh-'den rivâyet olunduğuna göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Rabbim Azze ve Celle bu gece en güzel surette İbn Abbâs dedi ki: Uykuda' bana göründü ve Ey Muhammed büyük ve ileri gelen melekler topluluğu hangi konuda münakaşa ediyorlar biliyor musun? diye buyurdu. Ben de "evet kefaretler ve dereceler hakkında dedim." Ardından "kefaret ve dereceler" nedir dedi?" Namazdan sonra mescitlerde kalıp, beklemek, cemaate yaya olarak yürümek her türlü zorlukta bile abdest organlarını iyice yıkamaktır." diye buyurdu. İmam Ahmed rivayet etmiştir. Hadis no: 3483. Şeyh el-Elbanî Sahihu'l-Cami'i-s-Sağîr ve Ziyadetuhu adlı eserinde Sahih Hadis demiştir. 3/97, hadis no: 572. Dereceleri elde etmek ancak şu hususları gerçekleştirmekle olur: 1-Camiye abdestli olarak gitmek 2-Sevap umarak gitmek. "Ameller niyetlerle olur. Her kimseye niyetinin karşılığı vardır." Muttefakun aleyh. 3-Evinden camiye gitmek için çıkmış olmak. 4-Mazeret dışında bineğe binmeden yürüyerek gitmek. Bir insanın mazereti varsa araba ile camiye gitmesinde bir beis yoktur. Tekerleklerin dönüşü adım yerine geçer. Her bir dönüş bir adım sayılır. Yere temas eden nokta tekerlek döndükçe bir tur sonra bir daha yere temas edecektir. Camiye yürüyerek gitmenin fazileti bir defa daha ortaya çıkmaktadır ki, Allah Teâlâ camiye gidiş ve dönüşte her adım için sevap yazmaktadır.
Kaynakça
كنوز رياض الصالحين، أ. د. حمد بن ناصر بن عبد الرحمن العمار، دار كنوز اشبيليا، الطبعة الأولى، 1430هـ.
بهجة الناظرين، الشيخ: سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الكتاب غير نازل في الشاملة وحملته من المكتبة الوقفية، ولم أجد بيانات غير ما ذكرنا.
نزهة المتقين، د. مصطفى سعيد الخن، د. مصطفى البغا، محي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة الأولى.
1397هـ - 1977م.
شرح رياض الصالحين، الشيخ: محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن للنشر، طبع عام 1426هـ.
رياض الصالحين، د. ماهر بن ياسين الفحل، الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت، الطبعة: الأولى، 1428هـ - 2007م.
صحيح البخاري، محمد بن اسماعيل البخاري، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، المؤلف: مسلم بن الحجاج أبو الحسن القشيري، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت.
شرح الزرقاني على موطأ الإمام مالك، المؤلف: محمد بن عبد الباقي بن يوسف الزرقاني، تحقيق: طه عبد الرءوف سعد، الناشر: مكتبة الثقافة الدينية - القاهرة، الطبعة: الأولى، 1424هـ - 2003م.
موطأ الإمام مالك، المؤلف: مالك بن أنس بن مالك الأصبحي، صححه ورقمه وخرج أحاديثه وعلق عليه: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء التراث العربي، بيروت - لبنان، عام النشر: 1406هـ - 1985م.
سنن أبي داود، المؤلف: أبو داود سليمان بن الأشعث الأزدي، المحقق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا - بيروت.
صحيح أبي داود - الأم، المؤلف: محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: مؤسسة غراس للنشر والتوزيع، الكويت، الطبعة الأولى، 1423هـ - 2002م.
مسند الإمام أحمد بن حنبل، المؤلف: أبو عبد الله أحمد بن محمد بن حنبل الشيباني، المحقق: شعيب الأرناؤوط - عادل مرشد، وآخرون، إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى، 1421هـ - 2001م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «صَلَاةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلَاتِهِ فِي بَيْتِهِ وَصَلَاتِهِ فِي سُوقِهِ بِضْعًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً، وَذَلِكَ أَنَّ أَحَدَهُمْ إِذَا تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ أَتَى الْمَسْجِدَ لَا يَنْهَزُهُ إِلَّا الصَّلَاةُ، لَا يُرِيدُ إِلَّا الصَّلَاةَ، فَلَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إِلَّا رُفِعَ لَهُ بِهَا دَرَجَةٌ، وَحُطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةٌ، حَتَّى يَدْخُلَ الْمَسْجِدَ، فَإِذَا دَخَلَ الْمَسْجِدَ كَانَ فِي الصَّلَاةِ مَا كَانَتِ الصَّلَاةُ هِيَ تَحْبِسُهُ، وَالْمَلَائِكَةُ يُصَلُّونَ عَلَى أَحَدِكُمْ مَا دَامَ فِي مَجْلِسِهِ الَّذِي صَلَّى فِيهِ، يَقُولُونَ: اللهُمَّ ارْحَمْهُ، اللهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللهُمَّ تُبْ عَلَيْهِ، مَا لَمْ يُؤْذِ فِيهِ، مَا لَمْ يُحْدِثْ فِيهِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde ve pazarda kıldığı namazından yirmi küsur derece üstün olur. Şöyle ki, bir kimse güzel bir şekilde abdest alır, sonra camiye gider, namazdan başka hiçbir şey onu buna sevk etmez, sadece namaz kılmak kastı ile camiye girinceye kadar attığı her adımla bir derece yükseltilir ve attığı her adımla bir günahı bağışlanır. Mescide girdiği zaman orada namazı beklediği müddetçe namazda sayılır. Biriniz namaz kıldığı yerde bulunduğu sürece melekler onun için dua eder ve şöyle derler: Abdestini bozmadığı veya eziyet etmediği sürece "Allah’ım! Bu kuluna rahmet et. Allah’ım! Bu kuluna mağfiret eyle! Allah’ım! Burada abdest bozarak eziyet vermedikçe bunun tövbesini kabul et!"».
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanın cemaatle namaz kılmasının, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan yirmi küsur kat daha faziletli olduğunu bildirmiştir. Sonra bunun sebebini hakkında şöyle demiştir: Bir kimse abdestini en güzel şekilde alıp tamamlar, sonra da sadece namaz kılmak niyeti ile camiye giderse, attığı her adımla bir derece ve makamı yükseltilir ve attığı her adımla bir günahı bağışlanır. Mescide girip namazı bekleyerek oturursa, namazı beklediği sürece kendisine namaz sevabı verilir ve namaz kıldığı yerde oturduğu sürece melekler onun için şöyle dua ederler: Abdestini bozmadığı veya insanlara veya meleklere zarar verecek bir şey yapmadığı sürece, "Allah'ım! Onu affet, Allah'ım! Ona merhamet et, Allah'ım! Onun tövbesini kabul et."
Faydalar
- Evinde veya çarşıda tek başına namaz kılmak geçerlidir, fakat mazeretsiz olarak camideki cemaati terk ederse günah işlemiş olur.
- Camide cemaatle namaz kılmak, tek başına kılmaktan yirmi beş, yirmi altı ya da yirmi yedi derece daha faziletlidir.
- Meleklerin görevlerinden biri de Müminler için dua etmektir.
- Camiye abdestli gitmenin fazileti ifade edilmiştir.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 103) (477).
صحيح مسلم (1/ 459) (649).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين (1/ 26).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 178).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 72).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص15).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 43).
المعجم الوسيط (1/ 60).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رضي الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ أَكَلَ ثُومًا أَوْ بَصَلًا، فَلْيَعْتَزِلْنَا -أَوْ قَالَ: فَلْيَعْتَزِلْ- مَسْجِدَنَا، وَلْيَقْعُدْ فِي بَيْتِهِ»، وَأَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أُتِيَ بِقِدْرٍ فِيهِ خَضِرَاتٌ مِنْ بُقُولٍ، فَوَجَدَ لَهَا رِيحًا، فَسَأَلَ فَأُخْبِرَ بِمَا فِيهَا مِنَ البُقُولِ، فَقَالَ قَرِّبُوهَا إِلَى بَعْضِ أَصْحَابِهِ كَانَ مَعَهُ، فَلَمَّا رَآهُ كَرِهَ أَكْلَهَا، قَالَ: «كُلْ فَإِنِّي أُنَاجِي مَنْ لاَ تُنَاجِي».
ولِمُسْلِمٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الْبَقْلَةِ، الثُّومِ - وقَالَ مَرَّةً: مَنْ أَكَلَ الْبَصَلَ وَالثُّومَ وَالْكُرَّاثَ فَلَا يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا، فَإِنَّ الْمَلَائِكَةَ تَتَأَذَّى مِمَّا يَتَأَذَّى مِنْهُ بَنُو آدَمَ».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim sarımsak veya soğan yemişse, bizden ve mescidimizden uzak dursun! Evinde otursun.» Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e içinde bakla türünden sebzeler bulunan bir tabak getirildi. Efendimiz sebzelerin kokusunu duyarak (Bunların ne olduğunu) sordu. Müteakiben sebzelerin içinde bakla türleri olduğunu kendisine haber verdiler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- onları ashabından birine, yaklaştırmalarını söyledi. Fakat o da tabağı görünce sebzeleri yemek istemedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sen ye! Çünkü ben senin münacat etmediğinle münacatta bulunuyorum.» Müslim'de: Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bu bitkiden, sarımsaktan yerse» Bir defasında şöyle demiştir: «Kim sarımsak, soğan, pırasa yemişse, mescidimize yaklaşmasın. Çünkü insanoğlunun rahatsız olduğu şeyden melekler de rahatsız olur.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, sarımsak veya soğan yiyen kimsenin, kokularıyla cemaatle namaza gelen kardeşlerine eziyet etmemesi için mescide gelmesini yasaklamıştır. Bu yasak, mescide gelme konusunda bir yasaktır, yoksa onları yeme yasağı değildir; çünkü sarımsak ve soğan helâl yiyeceklerdendir. Nitekim bir gün Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e içinde sebzeler bulunan bir tencere getirilmişti. Ondan bir koku almış, içinde ne olduğu kendisine haber verilince yemekten kaçınmış ve tencereyi ashabından birine yaklaştırarak onun yemesini istemişti. O sahabî, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e uymak için yemek istemedi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- onu görünce şöyle buyurmuştur: Ye; çünkü ben vahiy sebebiyle meleklerle konuşuyorum.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- insanın rahatsız olduğu kötü kokulardan meleklerin de rahatsız olduğunu bildirmiştir.
Faydalar
- Sarımsak, soğan ya da pırasa yiyenlerin camilere gitmesi yasaklanmıştır.
- Bu hükme, namaz kılanları rahatsız eden her türlü kötü koku da dâhildir; sigara (tütün) dumanı ve benzeri kokular gibi.
- Yasaklanmanın sebebi kokudur, dolayısıyla çokça pişirme veya başka bir şekilde koku ortadan kaybolursa, kerahet ortadan kalkar.
- Camide namaza gitmesi gereken kimse için, cemaatle namazı kaçırmasına sebep olmaması amacıyla bu tür şeyleri yemek mekruhtur. Ancak mescide gitmemek için hile olarak bunları yerse, bu durumda haram olur.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sarımsak ve benzeri şeyleri yemekten imtina etmesi haram olduğu için değil, Cebrâîl -aleyhisselam- ile görüşüp konuştuğu içindir.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel bir öğretim metotlarından birisi de; verdiği hükmü sebebini açıklayarak birlikte zikretmesidir. Böylece muhatap, hikmeti öğrenmekle gönül rahatlığına kavuşur.
- Kâdî şöyle demiştir: Âlimler, bu hükmü cami dışında bayram, cenaze ve benzeri gibi ibadet için toplanılan mekânlarda buna dahildir. Aynı şekilde ilim ve zikir meclisleri, ziyafetler ve benzeri topluluklar da bu kapsamdadır. Ancak çarşılar ve benzeri yerler buna dâhil değildir.
- Âlimler şöyle demişlerdir: Bu hadiste, sarımsak ve benzeri şeyleri yiyen kimsenin -mescit boş olsa bile- mescide girmesinin engelleneceğine dair delil vardır. Bunun sebebi, mescidin meleklerin bulunduğu bir mekân olması ve ayrıca hadislerin bu konudaki genel ifadeleridir.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 170) (855).
صحيح مسلم (1/ 394) (564)، (1/ 395) (564).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص204).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (2/ 260).
تاج العروس من جواهر القاموس، للزَّبيدي (5/ 332).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ غَدَا إِلَى الْمَسْجِدِ أَوْ رَاحَ أَعَدَّ اللهُ لَهُ فِي الْجَنَّةِ نُزُلًا، كُلَّمَا غَدَا أَوْ رَاحَ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim sabah akşam camiye gider gelirse, her gidip gelişinde Allah Teâlâ o kimseye Cennet'teki ikramını hazırlar.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ibadet, ilim veya başka hayırlı bir maksatla -günün başında ya da sonunda, herhangi bir vakitte- mescide gelen kimseyi, Allah’ın ona Cennet'te bir makam ve ikram hazırladığıyla müjdelemiştir. Kişi mescide gece veya gündüz her gelişinde bu ikram yenilenir.
Faydalar
- Camiye gitmenin fazileti ve orada cemaatle namaza devam etme hususundaki teşvik (büyüktür). Zira camilere gitmekten geri duran kimse, Allah Teâlâ’nın kendi evine yönelenler için hazırladığı hayırdan, faziletten, sevaptan ve ikramdan ne kadar da mahrum kalmaktadır.
- İnsanlar kendi evlerine gelen kimseye ikram eder, ona yemek ikram ederler. Allah Teâlâ ise mahlûkatından çok daha ikram sahibidir. Kim O’nun evine giderse, Allah ona ikram eder; onun için Cennet'te büyük ve görkemli bir ikram (konaklama) hazırlamıştır.
- Camilere gitmekten dolayı sevinç ve coşku duymak gerekir; çünkü kişi camiye -sabah ya da akşam- her gidişinde kendisi için (Cennet'te) bir ikram hazırlanır.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 133) (662).
صحيح مسلم (1/ 463) (669).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 153).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 166).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 204).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com