عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ، وَإِنَّ اللهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا، فَيَنْظُرُ كَيْفَ تَعْمَلُونَ، فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَاتَّقُوا النِّسَاءَ، فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةِ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ».
Ebû Saîd el- Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dünya göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah, onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun. Çünkü İsrailoğulları'ndaki ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- dünyanın tatlarının çekici, görüntüsünün yeşil olduğunu haber vermiştir. Bundan dolayı insan ona aldanır, onunla meşgul olur ve onu en önem verdiği şey haline getirir. Şüphesiz Allah Subhânehû ve Teâlâ nasıl hareket edeceğimizi, O'na itaat mi edeceğiz yoksa isyan mı edeceğimizi görmek için dünya hayatını bazımızın diğerlerine miras bıraktığı bir yer kılmıştır. Sonra şöyle buyurmuştur: Dünya metası ve süsünün sizi aldatmasından sakının ki Allah'ın size emrettiği şeyleri terk etmeye ve yasakladığı şeyleri yapmaya götürmesin. Dünya fitneleri arasında sakınılması gereken en büyük fitne kadın fitnesidir. Şüphesiz İsrailoğulları arasında gerçekleşen ilk fitne bu olmuştur.
Faydalar
- Takvalı olmak, dünyanın görünüş ve süslerine aldanmamak teşvik edilmiştir.
- Kadınlara bakmak, mahrem olmayan erkeklerle bir arada bulunmaları ve benzeri gibi fitnelerden sakındırılmıştır.
- Dünyadaki en büyük fitne kadın fitnesidir.
- Geçmiş ümmetlerden öğüt ve ibret alınmalıdır. İsrailoğulları'nın başına gelen diğerlerinin de başına gelebilir.
- Eğer erkeğin eşi ise kadının fitnesi kocasını kaldıramayacağı masraflarla sorumlu tutup, onu dini sorumluluklarından uzaklaştırmaya, dünyalık şeyler peşinde koşup helak olmasına sebep olabilir. Eğer mahrem olmayan özelliklerde dışarıda açık ve süslenmiş dolaşan bir kadın ise erkekler ile bir arada bulunup onları baştan çıkarabilir ve doğru yoldan sapmalarına neden olabilir. Hatta çeşitli derecelerde zinaya düşmeye bile yol açabilir. Bundan dolayı Mümin, Yüce Allah'a sımsıkı sarılmalı ve kadınların fitnesinden kurtulmayı istemelidir.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2098) (2742).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 146).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 173).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 103).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضيَ اللهُ عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dünya Müminin zindanı, kâfirin Cennet'idir.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, dünya hayatının Mümin için bir zindan gibi olduğunu haber vermiştir. Çünkü Mümin, emredilenleri yerine getirmek ve yasaklananlardan kaçınmak suretiyle dinî yükümlülüklere bağlı yaşar. Vefat ettiğinde ise bu yükümlülüklerden kurtulur ve Allah Teâlâ'nın kendisi için hazırladığı ebedî nimetlere kavuşur. Dünya, kâfir için ise bir Cennet gibidir. Çünkü o, nefsinin arzuladığı ve hevâsının istediği her şeyi yapar. Fakat öldüğünde, Kıyamet Günü'nde Allah Teâlâ'nın onun için hazırladığı sürekli azaba döner.
Faydalar
- İmam Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Her Mümin, dünyada haram ve mekruh şehvetlerden alıkonulduğu, ayrıca yerine getirmesi güç olan ibadetlerle yükümlü kılındığı için adeta bir mahpus gibidir. Vefat ettiğinde ise bunlardan kurtulur ve Allah Teâlâ'nın kendisi için hazırladığı ebedî nimetlere, hiçbir eksikliğin bulunmadığı tam bir huzur ve rahatlığa kavuşur. Kâfire gelince, onun payına düşen nimetler sadece dünyada elde ettiği kadardır; üstelik bunlar da azdır ve türlü sıkıntılarla gölgelenmiştir. Öldüğünde ise ebedî azaba ve sonsuz bedbahtlığa gider.
- Sindî -rahimehullah- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in "Müminin zindanı" buyruğu şu anlama gelir: Mümin dünyada nimet içinde yaşasa bile, Cennet onun için bundan çok daha hayırlıdır. ‘Kâfirin Cenneti’ buyruğu ise şu anlama gelir: Kâfir dünyada sıkıntı ve darlık içinde yaşasa bile, Cehennem onun için bundan çok daha kötüdür.
- Allah Teâlâ katında dünya değersizdir.
- Bu dünya, imanlı insanlar için bir imtihan ve sınama yeridir.
- Kâfir, Cennetini dünyada peşin yaşamaya çalışmıştır; bu yüzden ahiret Cennetinden ve onun nimetlerinden mahrum bırakılarak cezalandırılmıştır.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2272) (2956).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 535).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 419).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 367).
موسوعة فقه القلوب، لمحمد التويجري (4/ 3471).
كتاب العلم، لابن عثيمين (ص37).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن سهل بن سعد الساعدي ـرضي الله عنه- قَالَ رَسُول اللَّه -صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم-: «لو كانت الدنيا تَعدل عند الله جَناح بَعوضة، ما سَقَى كافراً منها شَرْبَة ماء».
Sehl İbn Sa’d es-Sâidî -radıyallahu anh-’dan rivâyet edildiğine göre, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dünyanın Allah katında bir sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı, ondan kafire bir yudum su dahi içirmezdi.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadiste dünyanın Allah katındaki önemsizliğinin ve değersizliğinin beyanı vardır. Dünyanın hiçbir kıymeti yoktur. Eğer dünyanın, Allah katında en küçük bir kıymeti olsaydı dünyanın lezzetlerini ve güzel şeylerini tatmak bir tarafa, Allah, kâfire dünyada bir yudum su dahi içirmezdi. Bunun için ahirete bakarak dünya Allah katında önemsizdir. Ahiret; kâfirler için değil, sadece iman ehli kimseler için bir nimetler yurdudur. Bunun için iman ehlinin dünyanın hakikatini bilmesi ve dünyaya bağlanmaması gerekir. Dünya ikamet için karar kılınacak yer değil, bir uğrak yeridir. İman ehli, dünyadan asıl ikamet yerleri olan ahiret için kendisine yetecek kadarını alır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Size verilen her şey, dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan şeyler ise daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine, ileride kavuşacağı güzel bir vaatte bulunduğumuz kimse, kendisine dünya hayatının geçimliğini verdiğimiz, sonra da kıyamet günü azap için hazır edilecek kimse gibi midir?” (Kasas Suresi 60 ve 61. Ayetler)
Kaynakça
كنوز رياض الصالحين أ. د . حمد بن ناصر بن عبد الرحمن العمار - دار كنوز اشبيليا ـ الطبعة الأولى : 1430 هـ.
بهجة الناظرين - الشيخ: سليم بن عيد الهلالي - دار ابن الجوزي.
نزهة المتقين - د . مصطفى سيعد الخن، د. مصطفى البغا، محي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة ، بيروت - الطبعة الأولى : 1397 هـ 1977 م الطبعة الرابعة عشر 1407هـ 1987م.
شرح رياض الصالحين - المؤلف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين - الناشر: دار الوطن للنشر، الرياض
الطبعة: 1426 هـ.
رياض الصالحين د. ماهر بن ياسين الفحل - الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت
الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م.
صحيح مسلم- مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري - المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي
الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت.
سنن الترمذي- المؤلف: محمد بن عيسى الترمذي، أبو عيسى - تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر (جـ 1، 2) ومحمد فؤاد عبد الباقي (جـ 3) وإبراهيم عطوة عوض المدرس في الأزهر الشريف (جـ 4، 5) الناشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي - مصر - الطبعة: الثانية، 1395 هـ - 1975 م.
صحيح وضعيف سنن الترمذي - المؤلف: محمد ناصر الدين الألباني- مصدر الكتاب: برنامج منظومة التحقيقات الحديثية - المجاني - من إنتاج مركز نور الإسلام لأبحاث القرآن والسنة بالإسكندرية
تيسير الكريم الرحمن في تفسير كلام المنان - المؤلف: عبد الرحمن بن ناصر بن عبد الله السعدي - المحقق: عبد الرحمن بن معلا اللويحق - الناشر: مؤسسة الرسالة -الطبعة: الأولى 1420هـ -2000 م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي، ثُمَّ قَالَ لِي: «يَا حَكِيمُ، إِنَّ هَذَا المَالَ خَضِرٌ حُلْوٌ، فَمَنْ أَخَذَهُ بِسَخَاوَةِ نَفْسٍ، بُورِكَ لَهُ فِيهِ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِإِشْرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهِ، وَكَانَ كَالَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ، وَاليَدُ العُلْيَا خَيْرٌ مِنَ اليَدِ السُّفْلَى»، قَالَ حَكِيمٌ: فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالحَقِّ لاَ أَرْزَأُ أَحَدًا بَعْدَكَ شَيْئًا حَتَّى أُفَارِقَ الدُّنْيَا، فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ يَدْعُو حَكِيمًا لِيُعْطِيَهُ العَطَاءَ، فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَ مِنْهُ شَيْئًا، ثُمَّ إِنَّ عُمَرَ دَعَاهُ لِيُعْطِيَهُ، فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَهُ، فَقَالَ: يَا مَعْشَرَ المُسْلِمِينَ، إِنِّي أَعْرِضُ عَلَيْهِ حَقَّهُ الَّذِي قَسَمَ اللَّهُ لَهُ مِنْ هَذَا الفَيْءِ، فَيَأْبَى أَنْ يَأْخُذَهُ. فَلَمْ يَرْزَأْ حَكِيمٌ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ بَعْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى تُوُفِّيَ رَحِمَهُ اللَّهُ.
Hakîm b. Hizâm -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bir şey istedim, o da bana verdi. Sonra yine istedim, yine verdi. Sonra tekrar istedim, yine verdi ve bana şöyle buyurdu:
"Ey Hakîm! Şüphesiz bu mal, çekici ve tatlıdır. Kim onu gönül zenginliğiyle (hırsa kapılmadan, tamah etmeden) alırsa, ona o mal bereketli kılınır. Kim de onu hırsla ve göz dikerek alırsa, o mal kendisi için bereketli olmaz. Böyle kimse, yiyip de bir türlü doymayan kimse gibidir. Veren el, alan elden daha hayırlıdır.
Bunun üzerine ben dedim ki: "Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, senden sonra ölünceye kadar hiçbir kimseden hiçbir şey istemeyeceğim."
Bundan sonra Ebû Bekir -radıyallahu anh-, Hakîm'i devlet tarafından kendisine ayrılan maaşı vermek için çağırırdı; fakat Hakîm ondan hiçbir şey kabul etmezdi. Daha sonra Ömer -radıyallahu anh- da ona vermek istedi, fakat o yine kabul etmedi.
Bunun üzerine Ömer -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Ey Müslümanlar topluluğu! Ben, Allah'ın bu fey gelirlerinden kendisine ayırdığı hakkını ona vermeyi teklif ediyorum; fakat o bunu almayı kabul etmiyor."
Gerçekten de Hakîm b. Hizâm, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sonra vefat edinceye kadar insanlardan hiçbir şey istemedi ve hiçbir kimseden bir şey almadı.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Hakîm b. Hizâm -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den dünya malından bir şey istedi; Rasûlullah da ona verdi. Sonra tekrar istedi, yine verdi. Ardından Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu: Ey Hakîm! Şüphesiz bu mal, insanların arzu ettiği ve rağbet gösterdiği bir şeydir. Kim ona istemeden kavuşur ve onu hırs göstermeden, açgözlülük etmeden alırsa, o mala kendisi için bereket verilir. Kim de ona gönlünü kaptırarak, tamah ederek alırsa, o mal kendisi için bereketli kılınmaz. Böyle bir kimse, yiyip de bir türlü doymayan kişi gibidir. Veren el, Allah katında isteyen (alan) elden daha hayırlıdır. Hakîm -radıyallahu anh- dedi ki: Ben de şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resûlü! Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, senden sonra bu dünyadan ayrılıncaya kadar hiçbir kimseden isteyerek malını eksiltmeyeceğim (kimseden bir şey talep etmeyeceğim). Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in halifesi Ebû Bekir -radıyallahu anh-, Hakîm'i kendisine verilen devlet payını vermek için çağırırdı; fakat Hakîm -radıyallahu anh- ondan bir şey kabul etmeyi reddederdi. Sonra Müminlerin Emîri Ömer -radıyallahu anh- da onu çağırıp kendisine hakkını vermek istedi; ancak Hakîm -radıyallahu anh- yine kabul etmeyi reddetti. Bunun üzerine Ömer -radıyallahu anh- şöyle dedi: Ey Müslümanlar topluluğu! Ben ona, Allah'ın kâfirlerden savaş ve cihad olmaksızın Müslümanlara nasip ettiği fey malından kendisine ayırdığı hakkını teklif ediyorum; fakat o bunu almayı reddediyor.
Bundan sonra Hakîm -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sonra vefat edinceye kadar hiç kimseden isteyerek bir şey almadı.
Faydalar
- Mal kazanmak ve onu meşru yollarla biriktirmek, dünyaya karşı zühde aykırı değildir. Çünkü zühd; maldan tamamen uzak durmak değil, kişinin gönlünün mala bağlanmaması ve nefsinin cömert olmasıdır.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in engin cömertliğini göstermektedir. O, fakirliğe düşmekten endişe etmeyen bir kimsenin cömertliğiyle verir, bol bol bağışta bulunurdu.
- Bir kimseye yardım ederken ona faydalı olacak nasihatlerde bulunmak ve kardeşlerin yararını gözetmek gerekir. Zira insan, kendisine iyilik yapıldığı ve gönlünün yumuşadığı zaman güzel sözleri kabul etmeye daha elverişli olur.
- Bu hadis, insanlardan bir şey istemekten kaçınmanın ve özellikle gerçek bir ihtiyaç yokken dilenmekten uzak durmanın teşvik edildiğini göstermektedir.
- Bu hadis, mala düşkünlüğün ve insanlardan sürekli bir şeyler istemenin kötülenmesini içermektedir.
- İnsanlardan bir şey isteyen kişi ısrarcı davranırsa, onu geri çevirmek ve isteğini karşılamamak caizdir. Ona nasihat edilerek kanaat etmeye, insanlardan istemekten ve mal elde etme hırsından uzak durmaya teşvik edilir.
- Beytülmâlden bir şey almak, ancak yöneticinin onu kişiye tahsis edip vermesiyle hak hâline gelir. Ganimet veya devlet malı henüz dağıtılmadan önce kimse ondan kendi payı olduğunu ileri sürerek alamaz.
- Gerçek bir ihtiyaç bulunduğunda insanlardan yardım veya bir şey istemenin caiz olduğuna delalet eder.
- İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, yöneticinin ihtiyaç sahibinin ihtiyacını giderdikten sonra, yaptığı istekte bulunan zararı ona açıklamasının uygun olduğuna dair bir işaret vardır. Böylece vereceği nasihat yerini bulur. Çünkü ihtiyacını karşılamadan önce bunu açıklarsa, kişi bunun kendisine yardım edilmemesinin sebebi olduğunu zannedebilir.
- Bu hadiste, Hakîm b. Hizâm -radıyallahu anh-'ın üstün fazileti ile Yüce Allah'a ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e verdiği ahde sadakatle bağlı kalışı ortaya konulmaktadır.
- İshak b. Râhûye -rahimehullah- şöyle demiştir: Hakîm -radıyallahu anh- vefat ettiğinde ve Kureyş'in en zengin adamlarından biriydi.
Kaynakça
صحيح البخاري (4/ 5) (2750).
صحيح مسلم (2/ 717) (1035).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (8/ 13).
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (1/ 584).
نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (1/ 459).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 386).
منار القاري، لحمزة قاسم (3/ 45).
المنهاج شرح صحيح مسلم، للنووي (7/ 126).
إكمال المعلم بفوائد مسلم، للقاضي عياض (3/ 566).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن كعب بن عياض رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إن لكل أُمَّة فتنة، وفِتنة أُمَّتي: المال».
Ka’b İbn Iyâd -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işittim: «Her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır. Benim ümmetimin fitnesi ise maldır.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ka’b ibn Iyâd -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işittim: «Her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır.» Fitne; dalâlet ve sapıklığa düşürür. “Benim ümmetimin fitnesi ise maldır.” Elde edilmesi istenen bütün istekleri kapsar. Mal, insanı meşgul edip itaatten alıkoyar ve ahireti unutturur.
Kaynakça
كنوز رياض الصالحين، أ.د. حمد بن ناصر بن عبد الرحمن العمار، دار كنوز اشبيليا، الطبعة الأولى : 1430 هـ.
بهجة الناظرين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي.
نزهة المتقين، د. مصطفى سعيد الخن، د. مصطفى البغا، محي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة الأولى: 1397 هـ 1977 م، الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ 1987م.
التعليقات الحسان على صحيح ابن حبان وتمييز سقيمه من صحيحه، وشاذه من محفوظه، مؤلف الأصل: محمد بن حبان أبو حاتم الدارمي البُستي، ترتيب: الأمير أبو الحسن علي بن بلبان بن عبد الله، علاء الدين الفارسي الحنفي، مؤلف التعليقات الحسان: أبو عبد الرحمن محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: دار با وزير للنشر والتوزيع، جدة - المملكة العربية السعودية، الطبعة: الأولى، 1424 هـ - 2003 م.
رياض الصالحين، د. ماهر بن ياسين الفحل، الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت، الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م.
صحيح مسلم، المؤلف: مسلم بن الحجاج أبو الحسن القشيري النيسابوري، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت.
سنن الترمذي، المؤلف: محمد بن عيسى بن سَوْرة بن موسى بن الضحاك الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر (جـ 1، 2) ومحمد فؤاد عبد الباقي (جـ 3) وإبراهيم عطوة عوض المدرس في الأزهر الشريف (جـ 4، 5)، الناشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي - مصر، الطبعة: الثانية، 1395 هـ - 1975 م.
صحيح وضعيف سنن الترمذي، المؤلف: محمد ناصر الدين الألباني، مصدر الكتاب: برنامج منظومة التحقيقات الحديثية - المجاني - من إنتاج مركز نور الإسلام لأبحاث القرآن والسنة بالإسكندرية.
مسند الإمام أحمد بن حنبل، المؤلف: أبو عبد الله أحمد بن محمد بن حنبل بن هلال بن أسد الشيباني، المحقق: شعيب الأرناؤوط - عادل مرشد، وآخرون، إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421 هـ - 2001 م.
مشكاة المصابيح، المؤلف: محمد بن عبد الله الخطيب العمري أبو عبد الله التبريزي، المحقق: محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: المكتب الإسلامي - بيروت
الطبعة: الثالثة، 1985.
صحيح الجامع الصغير وزياداته، المؤلف: أبو عبد الرحمن محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: المكتب الإسلامي.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عمرو بن عوف الأنصاري رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم بعث أبا عبيدة بن الجراح رضي الله عنه إلى البحرين يأتي بِجِزْيَتِهَا، فَقدِم بمالٍ من البحرين، فسمعت الأنصار بقدوم أبي عبيدة، فَوَافَوْا صلاة الفجر مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فلما صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم انصرف، فَتَعَرَّضُوا له، فتَبسَّم رسول الله صلى الله عليه وسلم حين رآهم، ثم قال: «أَظُنُّكُمْ سَمِعتم أن أبا عبيدة قَدِم بشيءٍ من البحرين؟» فقالوا: أجل، يا رسول الله، فقال: «أبشروا وأمِّلوا ما يَسُرُّكُم، فوالله ما الفَقرَ أخشى عليكم، ولكني أخَشى أن تُبْسَط الدنيا عليكم كما بُسِطَت على من كان قبلكم، فتَنَافسوها كما تَنَافسوها، فَتُهْلِكَكُم كما أهْلَكَتْهُمْ».
Amr b. Avf el-Ensarî radiyallahu anhu’den rivayet olundu ki, Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı, cizye mallarını getirmek üzere Bahreyn'e gönderdi. Ebu Ubeyde cizye mallarını alarak Bahreyn'den Medine'ye geldiğinde Ensar Ebu Ubeyde'nin gelişini işittiler. Allah Rasulü ile birlikte sabah namazına geldiler. Allah Rasulü sabah namazını kılıp ayrılınca sahabeler hemen onun önüne koşuştular. Allah Rasulü onları bu halde görünce gülümsedi. Sonra: Öyle sanıyorum ki sizler, Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini duydunuz, sanırım" diye buyurdu. Sahabeler: Evet ya Rasulallah! dediler. Bunun üzerine Allah Rasulü: "O halde sevinin ve sizi sevindirecek şeyi umunuz! Allah'a yemin ediyorum ki, bundan sonra sizin adınıza fakirlikten korkmuyorum. Fakat sizin için dünyanın sizden öncekilere serildiği gibi size de serilmesinden ve onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışmanızdan, dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesinden korkuyorum," buyurdular.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı, cizye mallarını getirmek üzere Bahreyn'e gönderdi. Ebu Ubeyde cizye mallarını alarak Medine'ye geldiğinde Ensar Ebu Ubeyde'nin gelişini işittiler. Allah Rasulü’nün sallallahu aleyhi ve sellem yanına gelip, sabah namazında toplandılar . Allah Rasulü sabah namazını kılıp ayrılınca sahabeler hemen onun önüne koşuştular. Allah Rasulû onları bu halde görünce gülümsedi. Çünkü sahabeler mal için toplanıp, gelmişlerdi. Sonra: Öyle sanıyorum ki sizler, Ebu Ubeyde'nin (Bahreyn'den) geldiğini duydunuz, buyurdu. Sahabeler: Evet ya Rasulullah! Bizler bunu işittik ve payımızı almak için hemen geldik dediler. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem de bunun üzerine onların hoşuna gidecek haberi verip, müjdeledi. Ve devamla onların adına fakirlikten endişe duymadığını söyledi. Zira fakir kimse hakka genellikle zengin kimseden daha yakındır. Sahabelerin önünde dünyanın açılıp, yayılmasından ve bu sebeple yarış ve rekabete girmelerinden endişe duydu. İnsan bu konuma düşerse kendisine verilen rızık yetmez olur ve daha da fazlasını tamah eder hale gelir. Malı nereden ve nasıl kazandığı önemsizleşir. Helal ve haram olmasına dikkat etmez. Hiç şüphe yok ki, bu davranış insanı dünyaya bağlayıp, ahiretten uzaklaştıran bir yarış ve rekabettir. Onlardan önce yaşayan insanları helak ettiği gibi onları da helak ediverir.
Kaynakça
- صحيح البخاري، للإمام محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق محمد الناصر، دار طوق النجاة.
- صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ.
- كنوز رياض الصالحين»، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه.
- دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان بن إبراهيم البكري الصديقي الشافعي اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة -الطبعة الرابعة 1425ه.
- شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
- المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج /أبو زكريا يحيى بن شرف النووي: دار إحياء التراث العربي – بيروت الطبعة: الثانية، 1392.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضيَ اللهُ عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ: «اللهُمَّ لَا عَيْشَ إِلَّا عَيْشُ الْآخِرَهْ، فَاغْفِرْ لِلْأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَهْ».
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ey Allah'ım! Ahiret hayatından başka hayat yoktur; öyleyse Ensar'ı ve Muhacirler'i bağışla.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah'ın rızası, rahmeti ve Cenneti içinde yaşanacak olan gerçek hayatın ancak ahiret hayatı olduğunu haber vermiştir. Çünkü dünya hayatı geçicidir; asıl sürekli ve kalıcı olan ise ahiret hayatıdır.
Ardından Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendisini ve muhacirleri bağırlarına basan, onlara yardım eden, mallarını onlarla paylaşan Ensar için; ayrıca Allah'ın lütfunu ve rızasını umarak yurtlarını ve mallarını terk eden Muhacirler için Allah'tan bağışlanma, lütuf ve Allah'ın rızasını dilemiştir.
Faydalar
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dünya nimetlerine değer vermemesi, asıl hedef ve ilgisini ahiret hayatıdır.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetini bu dünyanın geçici zevklerinden uzak durmaya teşvik etmiştir.
- Muhacirler ve Ensâr'ın faziletini ortaya koymaktadır. Zira onlar, Resûlullah -sallallahgu aleyhi ve sellem-'in kendileri için Allah'tan bağışlanma dilemesi gibi büyük bir şerefe nail olmuşlardır.
- Kul, dünyada elde ettiği nimetlerle sevinip gururlanmamalıdır. Çünkü dünya, içindeki sıkıntı ve kederlerle birlikte hızla yok olup giden geçici bir yurttur. Asıl kalınacak yurt ve ebedî istikrar yeri ise ahirettir.
Kaynakça
صحيح البخاري (8/ 88) (6413).
صحيح مسلم (3/ 1431) (1805).
مرقاة المفاتيح، لعلي القاري (7/ 3016).
فتح الباري شرح صحيح البخاري، لابن حجر (11/ 231).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 362).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (7/ 223).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 529).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 412).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضيَ اللهُ عنهُ سمعتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يقولُ: «أَلاَ إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ، مَلْعُونٌ مَا فِيهَا، إِلاَّ ذِكْرُ اللهِ وَمَا وَالاَهُ وَعَالِمٌ أَوْ مُتَعَلِّمٌ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Biliniz ki, dünya ve onun içinde bulunanlar lanetlenmiştir (değersizdir). Ancak Allah’ı zikretmek, O’na yaklaştırıcı şeyler (salih ameller), öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci müstesnadır.»
Tirmizî ve İbn Mâce rivayet etmiştirDereceHasen hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- dünya ve içindekilerin Allah katında sevilmeyen, yerilmiş, terk edilmiş ve değersiz olduğunu haber vermiştir. Dünyadaki her şey (gaflete sebep olduğu için) övülmez ve terk edilir; çünkü dünya ve içindeki her şey, insanı Allah Teâlâ’dan alıkoyar ve O'ndan uzaklaştırır. Ancak Allah’ı zikretmek, O’na yaklaşmayı sağlayan ve O'nun sevdiği benzer ameller ile şerî (dinî) ilmi bilip insanlara öğreten âlim ve bu ilmi öğrenmeye çalışan talebe bundan müstesnadır.
Faydalar
- Dünyayı mutlak olarak (genel bir şekilde) lanet etmek caiz değildir; çünkü bunu yasaklayan hadisler gelmiştir. Ancak dünyanın insanı Allah Teâlâ’dan uzaklaştıran ve O’na itaat etmekten alıkoyan yönlerine lanet etmek ise caizdir.
- Dünyadaki her şey oyun ve eğlenceden ibarettir; ancak Allah’ı zikretmek ve bu zikir ile (salih amellere) vesile ve yardımcı olan şeyler bundan müstesnadır.
- İlmin, âlimin ve ilim talebesinin faziletini ifade edilmiştir.
- İbn Teymiyye -rahimehullah- şöyle demiştir: Dünyanın yerilen (kötülenen) kısmı; meşru olmayan yollardan elde edilen haramlar, çoklukla övünmek ve gururlanmak için edinilen helaller ile sadece gösteriş ve kibir amacıyla sahip olunan şeylerdir. İşte akıl sahiplerinin katında nefret edilen (çirkin görülen) dünya tam olarak budur.
Kaynakça
سنن الترمذي (4/ 151) (2322).
سنن ابن ماجه (5/ 231) (4112).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 542).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 424).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (7/ 325).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 374).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com