عن عَبْدُ الله بْنُ عَبَّاسٍ رضي الله عنه قال: «استَفْتَى سعد بن عُبَادَةَ رسول الله في نَذْرٍ كان على أمِّه، تُوُفِّيَتْ قبل أَنْ تقضيَهُ، قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : فاقْضِهِ عنها».
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi: Sa'd b. Ubâde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- 'e: "Annem öldü, üzerinde adak borcu vardı ne yapayım?" diye (fetva) sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Annenin adağını onun adına sen yerine getir!» dedi.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Sa'd -radıyallahu anh-'ın annesi, üzerinde adak borcu varken öldü.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- oğlu Sad b. Ubâde -radıyallahu anh-'a annesinin adağını yerine getirmesini emretti.
Kaynakça
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري، ط1، دار الفكر، دمشق، 1381هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
تأسيس الأحكام للنجمي، ط2، دار علماء السلف، 1414ه.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنِ ابْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما: عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ نَهَى عَنِ النَّذْرِ، وَقَالَ: «إِنَّهُ لَا يَأْتِي بِخَيْرٍ، وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ».
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- adağı yasakladı ve şöyle buyurdu: «Adak, bir hayır getirmez. Ancak cimri kişiden adağı sebebiyle bir mal çıkarılır.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- adak adamayı yasaklamıştır. Adak, kişinin kendisine şeriatın zorunlu kılmadığı bir şeyi farz kılmasıdır. Peygamber Efendimiz -aleyhisselâm-: Adağın, bir şeyi ne öne çekeceğini ne de erteleyeceğini, aksine sadece cimri bir kimseden (normalde yapmak istemediği) bir şeyi çıkarmak için bir vesile olduğunu ve adakların kişinin kaderinde olmayan bir şeyi getirmeyeceğini ifade etmiştir.
Faydalar
- Adak adamak meşru değildir. Ancak adanan adak, günah olmayan bir adak ise yerine getirilmesi farzdır.
- Yasaklanmasının sebebi (Adak, bir hayır getirmez). Çünkü adak Allah'ın takdir ettiğinden hiçbir şeyi geri çeviremez. Öyle ki, adak adayan kişi, isteğinin yerine getirilmesinin adaktan kaynaklandığını zannetmesin. Allah Teâlâ bundan müstağnidir.
- Kurtubî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu yasak hakkında, şöyle bir örnek vermek uygundur. "Eğer Allah hastamı iyileştirirse şu kadar sadaka vermek üzerime borç olsun" demesi gibidir. Bu davranışın mekruh görülmesinin sebebi, bahsedilen (sadaka) ibadetini, belirttiği amacı elde etmeye bağlamış olmasıdır. Bu durum, kişinin Allah'a yakınlaşma niyetinin saf olmadığını, aksine bunu bir tür alışveriş gibi düşündüğünü gösterir. Bunu daha da açıklayan bir durum şudur: Eğer hastası iyileşmezse, iyileşmeye bağlı olarak adadığı sadakayı vermez. Bu ise cimri bir kimsenin halidir; çünkü cimri kimse, genellikle verdiğinden daha fazla bir karşılık alacağına inanmadıkça malından bir şey çıkarmaz.
Kaynakça
صحيح البخاري (8/ 124) (6608).
صحيح مسلم (3/ 1261) (1639).
خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، لفيصل آل مبارك (ص353).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص693).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ رضي الله عنه قَالَ: أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ، فَقَالَ: «وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، مَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ» ثُمَّ لَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ فَأُتِيَ بِإِبِلٍ، فَأَمَرَ لَنَا بِثَلاَثَةِ ذَوْدٍ، فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ: لاَ يُبَارِكُ اللَّهُ لَنَا، أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَسْتَحْمِلُهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا فَحَمَلَنَا، فَقَالَ أَبُو مُوسَى: فَأَتَيْنَا النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لَهُ، فَقَالَ: «مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ، بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ -إِنْ شَاءَ اللَّهُ- لا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ، فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلَّا كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ».
Ebû Mûsâ el-Eşarî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Eş'ari kabilesinden bir grubun arasında, kendisinden binek istemek üzere, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldim. Ancak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'a yemin ederim ki, size binek vermeyeceğim. Zaten verecek bineğim de yok» diye buyurdu. Biz, Allah'ın dilediği kadar bir müddet bekledik. Bu arada Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e üç adet beyaz alınlı deve getirildi. Biz de bunlara bindik. Ancak aramızdan bazıları: "Vallahi, bunlar bize bereket getirmeyecek. Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den binek istemeye gittiğimizde o, bize binek vermeyeceğine dair yemin etmişti. Ama daha sonra bize binmemiz için bu hayvanları verdi. dediler. Ebû Musa dedi ki: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına döndük ve ona aramızda geçen konuşmayı aktardık. Şöyle buyurdu: «Size bu binekleri ben vermedim, Allah verdi. Ben Allah'a yemin ederim ki bir hususta yemin eder ancak başka bir şeyin daha hayırlı olduğunu görürsem o zaman yeminimin kefaretini vererek hayırlı olanı işlerim.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebû Mûsâ el-Eş‘arî -radıyallahu anh-: Kendisi ve kabilesinden bir grup insan ile birlikte, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelerek, cihada katılabilmek için binecek deve istediklerini haber vermiştir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara binek hayvanı vermeyeceğine dair yemin etmiştir. Çünkü yanında onlara verecek binek hayvanı da bulunmamaktaydı. Bunun üzerine geri döndüler ve bir süre orada kaldılar, sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e üç deve geldi. Develeri onlara gönderdi. İçlerinden bazıları birbirlerine şöyle dediler: Allah bu develeri bize bereketli kılmayacak. Çünkü Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bize vermemek üzere yemin etmişti, yanına gelip ona sordular: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Size bunları gönderen Allah Teâlâ'dır. Çünkü muvaffak kılan, rızık veren O'dur. Bunun benim ellerimle gerçekleşmesi için ben bir vesileyim. Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Allah’a yemin ederim ki, Allah'ın izniyle bir şeyi yapacağıma veya terk edeceğime yemin ederim de, sonradan yemin ettiğim şeyin aksinin daha hayırlı ve daha iyi olduğunu görürsem, mutlaka o daha hayırlı olanı yapar, yeminimden döner ve yeminime kefaret öderim.
Faydalar
- Bir kimsenin, başka biri tarafından yemin etmesi istenmeden gelecekle ilgili bile olsa bir haberin tekit edilmesi adına yemin etmesi caizdir.
- Yemin sonrası “İnşallah” diyerek istisna yapmak caiz olup, istisna, yeminle birlikte niyet edilerek yapılırsa ona bağlı olur. Bu durumda yeminini bozan kimseden kefaret istenmez.
- Daha iyisini gördüğünde yeminini bozmaya ve yemininin kefaretini ödemeye teşvik vardır.
Kaynakça
صحيح البخاري (8/ 146) (6718).
صحيح مسلم (3/ 1268) (1649).
خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، لفيصل آل مبارك (ص345).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص682).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هُريرة رضي الله عنه عن النبيِّ صلى الله عليه وسلم قال: "قال سليمان بن داود -عليهما السلام-: لَأَطُوفنَّ الليلةَ على سَبْعينَ امرأةً، تَلِدُ كلُّ امرأةٍ منهن غُلامًا يقاتلُ في سبيلِ الله، فقِيل له: قل: إن شاءَ الله، فلم يَقُلْ، فطافَ بهنَّ، فلم تَلِدْ منهن إلا امرأةٌ واحدةٌ نصفَ إنسانٍ". قال: فقال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم : "لو قالَ: إن شاء الله لم يَحْنَثْ، وكان دَرَكًا لحاجتهِ".
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Süleyman b. Davûd -aleyhisselam- şöyle demiştir: "Bu gece yetmiş hanımımı dolaşacağım. Her biri, Allah yolunda cihad edecek bir mücahit doğuracaktır. Ona inşallah de denildi ama demedi. Bütün hanımlarını dolaştı. Hanımlarından birisi dışında hiç biri hamile kalıp doğum yapmadı. O da eksik bir çocuk dünyaya getirdi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallalalhu aleyhi ve sellem- : Şayet Süleyman inşallah demiş olsaydı yemininde yalancı çıkmayacaktı ve İhtiyacına ulaşacaktı.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Allah'ın peygamberi Süleyman -aleyhisselam- beraberinde oturduğu kimselere: Bir gecede yetmiş hanımını dolaşıp onlarla cima edeceğini söyledi. Onun şeriatinde bu şekilde çok evlenmek caizdi yada ona has olan bir durumdu. Onlardan her birinin Allah yolunda cihad edecek bir mücahit doğurması niyeti vardı. Yanında oturanlar: İnşallah de dediler. İnşallah demeyi unuttu ve dediği gibi hanımlarını dolaştı. Hanımlarından birisi dışında hiç biri hamile kalıp doğum yapmadı. Oda eksik bir çocuk dünyaya getirdi. Yani tam yaratılışı tamamlanmadan düşük yaptı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Süleyman -aleyhisselam-'ın inşallah deseydi yemininde yalancı çıkmayacağını haber vermiştir. Bu sözü söylemiş olması ihtiyacının ve isteğinin gerçekleşmesinin sebebi olacaktı.
Kaynakça
-صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
-صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
-عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق ، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408هـ.
-تأسيس الأحكام، للنجمي، ط2، دار علماء السلف، 1414ه.
-تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
-الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري، ط. دار الفكر بدمشق، الطبعة الأولى 1381هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن كَعْب بن مالك رضي الله عنه قال: قلتُ: يا رسولَ الله، إن مِن تَوبتي أن أَنْخَلِعَ مِنْ مالي؛ صدقةً إلى الله وإلى رسولِه، فقال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم : "أمسِكْ عليك بعضَ مالِكَ؛ فهو خيرٌ لكَ".
Kâ'b b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: Yâ Rasûlallah! Tövbemin kabul edilmesine şükran olarak bütün malımı Allah ve Rasûlu uğrunda fakirlere dağıtmak istiyorum, dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Malının bir kısmını dağıtmayıp elinde tutman senin için daha hayırlı olur” buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Kâ'b b. Mâlik el-Ensârî -radıyallahu anh- nifak ve mazereti olmadan Tebuk gazvesine katılmayan üç kişiden birisiydi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Tebük gazvesinden döndüğünde Kâ'b'ı hecretti (alakayı kesmek) ve ashabınada hecretmelerini emretti. Bu alakayı kestikleri dönemde onların tövbelerinin kabul edildiğini haber veren ayet nazil oldu. Rasûlullah ve ashabı onlardan razı oldular. Allah'ın kendisinden razı olup, tövbesini kabul etmesine şiddetle sevinmesinden dolayı Allah yolunda bütün malını infak etmek istedi. Nebî -sallallahu aleyhi ve selem- malının bir kısmını elinde tutması için ona nasihatta bulundu. Allah Teâlâ onun niyetinin doğruluğunu ve tevbesinin güzelliğini bildiği için bütün malını bağışlamasa dahi onun günahlarını bağışladı ve onu affetti. Allah Teâlâ kuluna kaldıramayacağı bir yük yüklemez. Allah'ın rızasından mutlu olarak Allah'ın katında onu bulma ümidiyle malının bir kısmını infak etti. Kendisinin, ailesinin menfaati ve gerekli ihtiyaçlarını karşılayabilmek için malının bir kısmınıda kendine bıraktı. Allah Teâlâ kullarına karşı çok şefkatlidir.
Kaynakça
-صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
-صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
-عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق ، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408هـ.
-تأسيس الأحكام للنجمي، ط2، دار علماء السلف، 1414ه.
-تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
-الإلمام بشرح عمدة الأحكام, إسماعيل الأنصاري, الطبعة الثانية 1392هـ.
-الشرح الممتع على زاد المستقنع، محمد بن صالح بن محمد العثيمين، دار ابن الجوزي، الطبعة: الأولى، 1422- 1428هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ وَهُوَ فِيهَا فَاجِرٌ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ». قَالَ: فَقَالَ الْأَشْعَثُ: فِيَّ وَاللَّهِ كَانَ ذَلِكَ؛ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ أَرْضٌ، فَجَحَدَنِي، فَقَدَّمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَلَكَ بَيِّنَةٌ؟» قُلْتُ: لَا. قَالَ: فَقَالَ لِلْيَهُودِيِّ: «احْلِفْ». قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِذَنْ يَحْلِفَ وَيَذْهَبَ بِمَالِي. فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى: {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا}. إِلَى آخِرِ الْآيَةِ.
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim, bir Müslümanın malını haksız yere kendi eline geçirmek için bile bile yalan yere yemin ederse, Allah'ın huzuruna, Allah kendisine gazap etmiş olarak çıkar» Dedi ki:
Eş'as (b. Kays) şöyle dedi: Vallahi bu durum benim hakkımda (benim başımdan geçen bir olay üzerine) yaşanmıştı; Benimle Yahudi bir adam arasında (ortak) bir arazi vardı. Adam benim hakkımı inkâr etti. Ben de onu Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şikâyet ettim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana: "Bir delilin (ispatın) var mı?" diye sordu. Ben: "Hayır, yok" dedim. Bunun üzerine Yahudiye: "Yemin et" buyurdu. Ben araya girerek: "Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman yemin eder ve malımı alıp götürür!" dedim. Bunun üzerine Yüce Allah şu ayet-i kerimeyi indirdi: "Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle satanlar var ya, işte onların ahirette bir nasibi yoktur..." ayetin sonuna kadar.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, yalan söylediğini bile bile, bu yemin vasıtasıyla başkasına ait bir malı ele geçirmek için Allah adına yalan yere yemin etmekten sakındırmıştır. (Böyle yapan kimse) Allah'ın huzuruna, Allah kendisine gazap etmiş olarak çıkacaktır.
Bunun üzerine Eş'as b. Kays -radiyallahu anh-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu sözü, kendisi ile Yahudi bir adam arasında bir arazinin mülkiyeti konusunda çıkan bir anlaşmazlık üzerine söylediğini haber vermiştir. İkisi beraber Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hakemliğine başvurmuşlar, o da Eş'as'a şöyle buyurmuştur: (Rasûlullah şöyle buyurdu:) 'İddia ettiğin şeyi ispatlaman için delil getirmek sana düşer. Eğer delil getirmekten aciz kalırsan (delil bulamazsan), senin için davalı olan karşı tarafın yemininden başka bir seçenek yoktur.' Bunun üzerine Eş'as şöyle dedi: Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman o Yahudi adam yemin eder, hiç de çekinmez (sakınmaz) ve malımı alıp götürür! Bunun üzerine Yüce Allah, bu durumu tasdik eden şu ayet-i kerimeyi Kur'an-ı Kerim'de indirdi: {Şüphesiz satın alanlar} ve değiştirenler, {Allah’a verdikleri sözü} yani Allah'ın Müminlere emaneti yerine getirmeleri yönündeki vasiyetini {ve yeminlerini} yani O'nun adına yalan yere ettikleri yeminleri, {az bir bedelle} dünya malının geçici menfaati karşılığında satanlar var ya; {işte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur.}
{Allah onlarla konuşmayacaktır} yani onları sevindirecek ve kendilerine fayda verecek bir kelam etmeyecek, aksine onlara gazap edecektir. {Kıyamet gününde onlara bakmayacaktır} yani onlara rahmet ve ihsan nazarıyla bakmayacaktır. {Onları temize de çıkarmayacaktır} yani onları güzel övgülerle anmayacak, günah ve kirlerden bağışlayarak arındırmayacaktır. {Ve onlar için elem verici} işledikleri bu günah sebebiyle can yakıcı {bir azap vardır.}
Faydalar
- İnsanların mallarının batıl yollarla yenmesi haram kılınmıştır.
- Müslümanların haklarının (dokunulmazlığının), azına da çoğuna da riayet edilmesinin önemi vurgulanmıştır.
- Delil getirmek iddia edene (davacıya), yemin etmek ise inkâr ettiği takdirde davalıya (kendisine dava açılana) düşer.
- Hak, iki şahitle ispatlanır. Davacının delili yoksa, davalının yemin etmesi gerekir.
- Yalan yere yemin etmek (Yemîn-i gamûs) haramdır; bu yemin, yemin eden kimsenin karşı tarafın hakkını elinden alması anlamına gelir. Büyük günahlardan biridir, bunu yapan Allah Teâlâ'nın gazabına ve cezasına maruz bırakır.
- Hâkim, davanın taraflarına, özellikle de yemin edilmek istendiği sırada vaaz ve nasihatte bulunur.
Kaynakça
صحيح البخاري (3/ 121) (2416).
صحيح مسلم (1/ 123) (138).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (2/ 136).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص687).
فتاوى اللجنة الدائمة - اللجنة الدائمة للبحوث العلمية والإفتاء (23/ 513).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ثابِت بْن الضَّحَاكِ رضي الله عنه أنه بايع رسول الله صلى الله عليه وسلم تحت الشجرة، وأن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «من حلف على يمين بملة غير الإسلام، كاذبا مُتَعَمِّدًا فهو كما قال، ومن قتل نفسه بشيء عُذِّبَ به يوم القيامة، وليس على رجل نَذْرٌ فيما لا يملك» وَفِي رِوَايَة: «ولَعْنُ المؤمنِ كَقَتْلِهِ». وفي رواية: «من ادَّعَى دَعْوَى كَاذِبَةً لِيَتَكَثَّرَ بها لم يَزِدْهُ اللهُ -عزَّ وجل- إلا قِلَّةً».
Rıdvân bîatında -ağacın altında- biat eden sahâbîlerden Sâbit b. Dahhâk -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Kim İslâm'dan başka bir din adına bilerek yalan yere yemin ederse, o kişi dediği gibi (yalancının biri)dir. Kim, ne ile intihar ederse, kıyamet günü onunla azâb olunur. Sahip olmadığı bir şeyi adayanın adağı geçersizdir. Başka bir rivayette: Mü'mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir." Bir diğer rivayette: "Kim malını artırmak için yalan yere iddiada bulunursa, Allah -azze ve celle- onun malını artırmaz ancak azaltır."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Hudeybiye günü Rıdvân bîatında ağacın altında biat eden sahâbîlerden birisi olan Sâbit b. Dahhâk el-Ensarî, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den şu manadaki hadisi rivayet etmiştir: "Kim İslâm'dan başka bir din adına yemin ederse, şayet böyle böyle ise o yahudidir, hristiyandır, mecusidir, kafirdir, Allah ve Rasulün'den beridir demesi gibi bilerek yalan yere yemin ederse, kendini kafir olan dinlerden birine nisbet eden kimse gibidir. Kim kendisini kılıç, bıçak, mermi gibi öldürücü aletlerle öldürürse, kıyamet günü onunla azâb olunur. Sahip olmadığı bir şeyi adayanın; falancanın kölesini adayan yada falancanın malından bir şeyi tasadduk etmeyi adayan kimse gibi adağı geçersizdir. Çünkü yerine gelmemiş ve ulaşmamıştır. Mü'mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir. Çünkü lanet eden ve öldüren kimse Allah'ın haram kıldığı şeyi ihlal etmede, günaha girmede ve azabı hak etmede ortaktırlar. Kim kibirlenmek ve çoğaltmak için kendisinde olmayan mal, ilim, nesep, şeref, makam ve bunun dışındaki şeylerle küstahlık yapmak için yalan iddiada bulunursa, Allah Teâlâ onun zilletini ve hakirliğini arttırır. Çünkü o kendisinide olmayan şeylerle nefsini yüceltmek istemiştir. Yaptığı işin karşılığı maksadının cinsindendir.
Kaynakça
1- صحيح البخاري، دار طوق النجاة ط 1422هـ.
2- صحيح مسلم، ط دار إحياء التراث العربي، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي.
3- الإلمام بشرح عمدة الأحكام لإسماعيل الأنصاري.ط دار الفكر، بدمشق، الطبعة الأولى 1381هـ.
4- تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، تحقيق: محمد صبحي بن حسن حلاق، نشر: الناشر: مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة، 1426 هـ - 2006 م.
5- تأسيس الأحكام للنجمي، ط دار المنهاج، 1427هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد الله بن مسعودٍ رضي الله عنه مرفوعًا: (من حلف على يَمِينِ صَبْرٍ يَقْتَطِعُ بها مال امرئ مسلم، هو فيها فاجر، لقي الله وهو عليه غضبان)، ونزلت: (إن الذين يشترون بعهد الله وأيمانهم ثمنا قليلا) إلى آخر الآية".
Abdullah b. Mesûd -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yalan yeminle malını cazip kılan kimse, Müslüman bir kimsenin malını gasbetmiş olduğu için kendisine gazap edilmiş olarak Allah'a kavuşur.» Şu ayet nazil olmuştur: "Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadiste; haksız yere bir kişinin malı alan kimse için tehdit vardır. O kimseye olan husûmetinden dolayı almıştır. Bundan dolayı günah olan yalan bir yemin etmiştir. Kendisine gazap edilmiş olarak Allah Teâlâ'ya kavuşur. Allah'ın ona gazaplanmasından dolayı o kimse helak olur. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an-ı Kerim'de, bu tehdidi tasdik etmek için hadiste geçen ayeti kerimeyi okumuştur.
Kaynakça
- صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ.
- صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
- الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى 1381هـ.
- تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426هـ.
- تأسيس الأحكام، أحمد بن يحيى النجمي، دار المنهاج، القاهرة، الطبعة: الأولى 1427هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com