İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

İmanın Artması ve Eksilmesi

9 hadis

Allah Teâlâ’nın benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan ihlaslı ve seçkin yakın çevresi ve ashabı vardı

عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا مِنْ نَبِيٍّ بَعَثَهُ اللهُ فِي أُمَّةٍ قَبْلِي إِلَّا كَانَ لَهُ مِنْ أُمَّتِهِ حَوَارِيُّونَ، وَأَصْحَابٌ يَأْخُذُونَ بِسُنَّتِهِ وَيَقْتَدُونَ بِأَمْرِهِ، ثُمَّ إِنَّهَا تَخْلُفُ مِنْ بَعْدِهِمْ خُلُوفٌ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ، وَيَفْعَلُونَ مَا لَا يُؤْمَرُونَ، فَمَنْ جَاهَدَهُمْ بِيَدِهِ فَهُوَ مُؤْمِنٌ، وَمَنْ جَاهَدَهُمْ بِلِسَانِهِ فَهُوَ مُؤْمِنٌ، وَمَنْ جَاهَدَهُمْ بِقَلْبِهِ فَهُوَ مُؤْمِنٌ، وَلَيْسَ وَرَاءَ ذَلِكَ مِنَ الْإِيمَانِ حَبَّةُ خَرْدَلٍ».
Abdullah b. Mes'ud -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ’nın benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan ihlaslı ve seçkin yakın çevresi ve ashabı vardı. Bu samimi çevre ve ashabından sonra, yapmadıklarını söyleyen ve emrolunmadıklarını yapan kimseler onların yerini aldı. Böyle kimselerle eliyle cihat eden Mümindir, diliyle cihat eden Mümindir, kalbiyle cihat eden de Mümindir. Bu kadarı dahi bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile iman yoktur.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah’ın, kendisinden önce her bir ümmete gönderdiği bütün peygamberlerin, ümmetinin içinde seçkin kimseler, yardımcıları ve ihlâslı mücahitleri olduğunu haber vermiştir. Bunlar, onun ardından hilafete ehil olan, sünnetine sarılan, onun emrine uyan kimselerdir. Sonra bu salih selefin ardından öyle insanlar gelir ki, onlarda hayır yoktur; söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmaz; kendilerine emredilmeyen şeyleri yaparlar. İşte kim onlara eliyle karşı koyarsa Mümindir; kim diliyle karşı koyarsa Mümindir; kim kalbiyle karşı koyarsa Mümindir. Bunun ötesinde ise hardal tanesi kadar bile iman yoktur.

Faydalar
  1. Sözleri ve eylemleriyle şeriatı ihlal edenlerle mücadele etmek teşvik edilmiştir.
  2. Kalbin kötülüğü inkâr etmemesi, imanın zayıflığının veya yok oluşunun delilidir.
  3. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- peygamberlerden sonra onların mesajını taşıyacak kimselerin varlığını kolaylaştırmıştır.
  4. Kim kurtuluşa nail olmak isterse, peygamberlerin yolunu tutmalıdır. Çünkü onların yolundan başka her yol helak ve dalalettir.
  5. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı -radıyallahu anhum-'un döneminden uzaklaşıldıkça, insanlar sünnetleri terk ettiler; hevâ ve arzularına uydular ve bidatlar ortaya çıkardılar.
  6. Cihadın derecelerinin açıklanması: Gücü yetenler için —başta yöneticiler, idareciler ve emirler olmak üzere— elle (fiilî olarak) değiştirmekle olur. Sözle cihat ise hakkı açıklamak ve ona davet etmekle gerçekleşir. Kalple cihat ise kötülüğü inkâr etmek, onu sevmemek ve ondan razı olmamaktır.
  7. İyiliği emretme ve kötülükten sakındırmak farzdır.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 69) (50). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 276). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص148). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (4/ 16). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 209).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

İman yetmiş -ya da altmış- küsur şubedir. (Şubelerin) en üstünü "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en altı ise eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaktır

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «الْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ -أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ- شُعْبَةً، فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ، وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الْإِيمَانِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İman yetmiş -ya da altmış- küsur şubedir. (Şubelerin) en üstünü "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en altı ise eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- imanın amel, itikat ve söz olmak üzere pek çok şube ve hasletlerinin olduğunu bildirmektedir. İmanın en üst ve en faziletli şubesi "Allah'tan başka hak ilah yoktur" sözüdür. Allah'ın tek ilah olduğunu, kendisinden başka hiçbir ilahın olmadığını kabul edip ibadet edilmeye layık tek ilah olduğunu bilerek ve ona uygun hareket ederek söylenmesi gerekir. İman bakımından amellerin en az seviyesi, insanların geçtiği yollarda bulunan ve onlara zarar veren her şeyi yoldan kaldırmaktır. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hayânın imanın özelliklerinden biri olduğunu, iyiliği yapmaya ve kötülükten sakındırmaya teşvik eden bir ahlak olduğunu bildirmiştir.

Faydalar
  1. İmanın şubeleri vardır ve bazısı diğerlerinden daha üstündür.
  2. İman; söz, amel ve inançtır.
  3. Allah Teâlâ'ya karşı hayâlı olmak; yasak ettiği yerde seni görmemeyi ve emrettiği yerde de seni bulmayı gerektirir.
  4. Sayıyı zikretmek, onunla sınırlamak anlamına gelmez, bilakis bu iman amellerinin çokluğuna delalet eder. Araplar bazen bir şey için sayı zikrederler bununla başka bir sayının olmayacağını söylemezler.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 11) (9). صحيح مسلم (1/ 63) (35). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين (1/ 154). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 169). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص106). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم لهلالي (1/ 205).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Müslüman; Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «المُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ المُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ».
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müslüman; Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Tam olarak İslam'a giren bir Müslüman, dilinden Müslümanların güvende olduğu kişidir. Onlara sövmez, onlara lanet etmez ve onların gıybetini yapmaz. Diliyle onlara herhangi bir zarar vermez. Diğer Müslümanlar onun elinden güvendedirler, bu yüzden onlara saldırmaz, mallarını hukuka aykırı olarak almaz ve buna benzer şeyler yapmaz. Muhacir, Allah Teâlâ'nın haram kıldığı şeyleri terk eden kimsedir.

Faydalar
  1. İslam'ın kemali, ancak başkalarına maddi ve manevi zarar vermemekle sağlanır.
  2. Dil ve elin özellikle zikredilmesinin sebebi, onlar ile yapılan hataların ve zararların çok olmasından dolayıdır. Kötülüklerin çoğu dil ve elden kaynaklanır.
  3. Günahı terk edip Allah Teâlâ'nın emrettiklerine uymaya teşvik edilmiştir.
  4. Müslümanların en hayırlısı, Allah Teâlâ'nın haklarını ve Müslümanların haklarını yerine getirendir.
  5. Saldırı, sözlü veya fiili olabilir.
  6. Tam hicret, Allah Teâlâ'nın haram kıldığı şeylerin terk edilmesidir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 11) (10). صحيح مسلم (1/ 65) (40). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 236). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 511). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 306).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

‌Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin, bu imanın en zayıf derecesidir

عن أبي سعيد الخُدْريِّ رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «‌مَنْ ‌رَأَى ‌مِنْكُمْ ‌مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ، وَذَلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ».
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «‌Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin, bu imanın en zayıf derecesidir.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- imkân nispetinde kötü ve yanlış olanı değiştirmeyi emreder; kötü ve yanlış olan, Allah ve Rasulü’nün yasakladığı her şeydir. Bundan dolayı bir kimse bir kötülük görürse, gücü yetiyorsa bunu eliyle değiştirmesi gerekir. Şayet buna gücü yetmiyor ise dili ile değiştirsin. Bu da bu kötülüğü yapana yaptığı şeyin zararını açıklayarak ve onu bu kötülük yerine iyiliğe yönlendirerek olur. Buna da gücü yetmez ise, bu kötülüğe kalbinden nefret ederek değiştirmeye çalışsın ve değiştirmeye gücüm olsaydı şüphesiz değiştirmeye çalışırdım kararlılığında olsun. Kalp ile kötülüğü değiştirmeye çalışmak imanın en zayıf mertebesidir.

Faydalar
  1. Bu hadis, kötülüğü değiştirme mertebelerinin açıklanmasındaki asılları ifade etmektedir.
  2. Kötülüğü yasaklamak kademeli olarak emredilmiştir. Herkes gücü ve kudreti ölçüsünde değiştirmeye çalışır.
  3. Kötülükten sakındırmak, dinde sorumluluğu hiç kimseden düşmeyen büyük bir husustur ve her Müslüman, gücüne göre onunla sorumlu tutulur.
  4. İyiliği emredip kötülükten sakındırmak imanın özelliklerindendir ve iman artar ve eksilir.
  5. Kötülüğü yasaklarken yapılan bu işin kötü olduğu ilmine sahip olma şartı vardır.
  6. Kötülüğü inkâr ederken kendisinden daha büyük bir kötülükle sonuçlanmama şartı vardır.
  7. Kötülükten sakındırma hususunda bir Müslümanın öğrenmesi gereken adabı ve şartları vardır.
  8. Kötülüğü inkâr ederken şeri siyaset, ilim ve basirete ihtiyaç vardır.
  9. Kalp ile bu kötülüğü inkâr etmemek imanın zayıflığına işaret eder.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 69). جامع العلوم والحكم (2/245). المعين على تفهم الأربعين (ص 393). شرح الأربعين النووية للعثيمين (ص: 336). البحر المحيط الثجاج (2/204). فتح القوي المتين للعباد (ص 116).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

''İyi bir Müslüman olan cahiliyede yaptığı şeylerden sorumlu tutulmaz. Kötü bir Müslüman olan hem önceki hem de sonra yaptıklarından sorumlu tutulur.'' buyurmuştur

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللهِ، أَنُؤَاخَذُ بِمَا عَمِلْنَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ؟ قَالَ: «مَنْ أَحْسَنَ فِي الْإِسْلَامِ لَمْ يُؤَاخَذْ بِمَا عَمِلَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَمَنْ أَسَاءَ فِي الْإِسْلَامِ أُخِذَ بِالْأَوَّلِ وَالْآخِرِ».
İbn Mesûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Adamın biri Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi ve "Ey Allah'ın Rasulü! Cahiliyede yaptığım şeylerden sorumlu tutulur muyum?" diye sorunca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: ''İyi bir Müslüman olan cahiliyede yaptığı şeylerden sorumlu tutulmaz. Kötü bir Müslüman olan hem önceki hem de sonra yaptıklarından sorumlu tutulur.'' buyurmuştur.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam'a girmenin faziletini açıklamıştır. Kim iyi bir Müslüman olur ve bunda samimi, sadık olursa cahiliye döneminde işlemiş olduğu günahlardan sorumlu tutulmaz. Her kim de dine münafık olarak girer ya da dinden dönerse kâfir olduğu dönemdeki ve Müslüman olduğu dönemdeki bütün amellerinden hesaba çekilir.

Faydalar
  1. Sahabeler -radıyallahu anhum- cahiliye döneminde işledikleri amellerden korkar ve dinlerine önem verirdi.
  2. İslam'da sebat etmek teşvik edilmiştir.
  3. İslam'a girmenin fazileti ve önceki amellere kefaret olması ifade edilmiştir.
  4. Mürted ve münafık, daha önce cahiliye döneminde işlediği her amelden ve İslam dininde işlediği her günahtan dolayı hesaba çekilecektir.
Kaynakça

صحيح البخاري (9/ 14) (6921). صحيح مسلم (1/ 111) (120). مشارق الأنوار على صحاح الآثار (2/229). الكواكب الدراري (24/43). عمدة القاري شرح صحيح البخاري (24/ 76).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten de bu tür şeyleri hissediyor musunuz?» diye buyurdu, Ashab: Evet! diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunu böyle hissetmeniz imanınızın doğruluğunu gösteriyor.» diye buyurdu

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قال: جَاءَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَسَأَلُوهُ: إِنَّا نَجِدُ فِي أَنْفُسِنَا مَا يَتَعَاظَمُ أَحَدُنَا أَنْ يَتَكَلَّمَ بِهِ، قَالَ: «وَقَدْ وَجَدْتُمُوهُ؟» قَالُوا: نَعَمْ، قَالَ: «ذَاكَ صَرِيحُ الْإِيمَانِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından bazı kimseler gelip, "Bazen içimize, dile getirmeyi büyük bir suç olarak gördüğümüz bazı şeyler düşüyor" diye sordular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten de bu tür şeyleri hissediyor musunuz?» diye buyurdu, Ashab: Evet! diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunu böyle hissetmeniz imanınızın doğruluğunu gösteriyor.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından bir grup gelip, çirkinlikleri ve onlara karşı nefretleri sebebiyle söyleyemedikleri büyük işleri içlerinde hissettiklerini sordular. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: İşte bu hissettikleriniz, Şeytan'ın kalbe soktuğu şeyleri büyük görüp söylemekten sizi alıkoyan apaçık bir iman ve yakîndir. Şeytan'ın sizin kalbinizi ele geçiremedi. Şeytan'ın kalbini ele geçirdiği kimse kendini bu şeylerden alıkoyup defedemez.

Faydalar
  1. Şeytanın vesveseden başka iman ehline karşı bir şey yapmaya kadir olmadığı ve acizliği beyan edilmiştir.
  2. Nefsin vesveselerini tasdik ve kabul etmemek gerekir. Çünkü o Şeytan'dandır.
  3. Şeytan'ın vesvesesi Mümine zarar vermez, fakat onun vesvesesinden Allah'a sığınmalı ve önünü kesip bitirmek için gayret göstermelidir.
  4. Müslüman, dini konusunda kafasını karıştıran hususlarda susmamalı ve sormalıdır.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 119) (132)، معالم السنن (4/174)، المفهم للقرطبي (1/344)، شرح النووي على مسلم (2/154)، البحر المحيط الثجاج (3/622).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Elbisenin eskidiği gibi içinizdeki iman da eskir. Allah'tan imanınızı yenilemesini isteyin

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رضي الله عنهما قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ الْإِيمَانَ لَيَخْلَقُ فِي جَوْفِ أَحَدِكُمْ كَمَا يَخْلَقُ الثَّوْبُ الْخَلِقُ، فَاسْأَلُوا اللَّهَ أَنْ يُجَدِّدَ الْإِيمَانَ فِي قُلُوبِكُمْ».
Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Elbisenin eskidiği gibi içinizdeki iman da eskir. Allah'tan imanınızı yenilemesini isteyin.»
Hâkim ve Tabarânî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yeni bir elbise kullanıldıkça nasıl eskirse, Müslümanın kalbindeki imanın da zayıflayıp eskidiğini haber vermiştir. Bunun sebebi ibadetlerden uzaklaşma, günahları işleme ve nefsin arzularına kapılmaktır. Bundan dolayı farzları yerine getirmeli, Yüce Allah'ı çokça zikredip bağışlanma talebinde bulunarak imanımızı yenilemesi için Allah Teâlâ'ya dua etmemizi nasihat etmiştir.

Faydalar
  1. Yüce Allah'tan kalpteki imanı yenilemesini ve sebat vermesini istemek teşvik edilmiştir.
  2. İman; söz, amel ve itikattır. İtaatler ile artar, günahlar ile azalır.
Kaynakça

المستدرك على الصحيحين للحاكم (1/ 45) (5)، المعجم الكبير للطبراني (13/ 36) (84)، النهاية في غريب الحديث والأثر، ص(282)، النهاية (1/316)، فيض القدير (2/323)، التنوير شرح الجامع الصغير (3/434).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, rasûl olarak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den razı olan kimse imanın tadını almıştır

عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ رضي الله عنه أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ: «ذَاقَ طَعْمَ الْإِيمَانِ مَنْ رَضِيَ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا».
Abbâs b. Abdulmuttalib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle derken işitmiştir: «Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, rasûl olarak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den razı olan kimse imanın tadını almıştır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- imanında samimi olan ve kalbi imanla huzura kavuşan bir Müminin, kalbinde rahatlık, genişlik, sevinç, huzur ve Allah Teâlâ'ya yakın olmanın lezzetini idrak edeceğini bildirmektedir. Bunun şartı üç şeyden razı olmasıdır: Birincisi: Kişinin Allah’ı rab olarak kabul etmesidir. Bu da, Allah’ın rububiyeti gereği kullara takdir ettiği rızık, hâl ve durumlar karşısında gönlünün genişlemesi, kalbinin huzur bulmasıyla gerçekleşir. Böyle kişi, Allah’ın takdir ettiği şeylere karşı kalbinde hiçbir itiraz bulundurmaz ve Allah’tan başka bir rab aramaz. İkincisi: İslam’ı din olarak kabul edip ondan razı olmasıdır. Bu da, İslam’ın içerdiği sorumluluklar ve farzlar karşısında gönlünün genişlemesi, içinin rahat olmasıyla gerçekleşir. Böyle kişi, İslam’ın yolundan başka bir yola yönelmez. Üçüncüsü: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rasûl olarak razı olmasıdır. Bu da, onun getirdiği her şeye tereddüt ve şüphe duymadan gönlünün rahatça kabul edip, mutlulukla karşılamasıyla gerçekleşir. Böyle kişi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yoluna uygun bir yol dışında başka hiçbir yola uymaz.

Faydalar
  1. İmanın kalpte hissedilen bir tatlılığı ve bir lezzeti vardır; bu tat aynı ağızda yiyecek ve içeceklerin tadının alınması gibidir.
  2. Beden, yiyecek ve içeceklerin tadını ancak sağlıklı olduğunda alır. Aynı şekilde kalp de, saptırıcı hevâ hastalıklarından ve haram arzuların kirinden temizlenip selim hâle gelirse imanın tadını bulur. Ne zaman ki kalp hastalanır ve zayıflarsa, iman tadını alamaz; hatta bazen helâkine sebep olan arzuları ve günahları tatlı bile görür.
  3. İnsan bir şeyi kabul edip beğendiğinde, onu yapmak kendisine kolay gelir; o konuda hiçbir zorluk hissetmez, onunla ilgili her şeyden sevinç duyar ve onun neşesi kalbine işler. Aynı bunun gibi, bir Müminin kalbine iman yerleştiğinde, Rabbinin emirlerine itaat etmek ona kolay gelir ve nefsi bundan lezzet alır; bu itaati yerine getirmekte zorlanmaz.
  4. İbnu'l-Kayyim şöyle demiştir: Bu hadis, Allah’ın rububiyetinden ve ulûhiyetinden razı olmayı; O’nun Rasûlünden razı olup ona tam bir teslimiyetle yönelmeyi; Allah’ın dininden razı olup ona teslim olmayı kapsamaktadır.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 62) (34)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (2/ 11)، إكمال المعلم بفوائد مسلم (1/ 270).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 9
9 hadis
  1. Allah Teâlâ’nın benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan ihlaslı ve seçkin yakın çevresi ve ashabı vardı
  2. İman yetmiş -ya da altmış- küsur şubedir. (Şubelerin) en üstünü "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en altı ise eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaktır
  3. Müslüman; Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir
  4. ‌Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin, bu imanın en zayıf derecesidir
  5. ''İyi bir Müslüman olan cahiliyede yaptığı şeylerden sorumlu tutulmaz. Kötü bir Müslüman olan hem önceki hem de sonra yaptıklarından sorumlu tutulur.'' buyurmuştur
  6. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten de bu tür şeyleri hissediyor musunuz?» diye buyurdu, Ashab: Evet! diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunu böyle hissetmeniz imanınızın doğruluğunu gösteriyor.» diye buyurdu
  7. Elbisenin eskidiği gibi içinizdeki iman da eskir. Allah'tan imanınızı yenilemesini isteyin
  8. Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, rasûl olarak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den razı olan kimse imanın tadını almıştır
  9. Biz, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikteyken henüz genç delikanlılardık. Kur’ân’ı öğrenmeden önce imanı öğrendik. Sonra Kur’ân’ı öğrendik ve onun sayesinde imanımız arttı

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com