Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Tâif ile Mekke arasında bir vadi olan Huneyn'e gitmek için çıktığında yanında yeni İslam'a girmiş bazı sahabeler de vardı. “Zâtu Envât” denilen, yani üzerinde asılı bir şeyler bulunan bir ağacın yanından geçtiler. Müşrikler ona hürmet eder, bereket dilemek için üzerine silahlarını ve diğer eşyalarını asarlardı. Bunun caiz olduğunu düşünerek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den, kendilerine bereket dileyerek silahlarını asabilecekleri bunun gibi bir ağaç belirlemesini istediler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Yüce Allah'ı tazim etmek ve söylenen bu sözü kınamak için Subhanallah! demiştir. Bu sözün, Mûsâ -aleyhisselam-'ın kavminin söylediği {Onların ilahları olduğu gibi, bize de bir ilah yap} sözüne benzer olduğunu bildirmiştir. Putlara tapanları görünce, müşriklerin putları olduğu gibi, kendileri içinde putları olmasını istediler. Şüphesiz bu da onların yolundan gitmek demektir. Daha sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu ümmetin Yahudi ve Hristiyanların yolundan gideceğini ve onların yaptığını yapacağını haber vererek, buna karşı uyarıda bulunmuştur.
- İnsan hoşuna giden güzel gördüğü bir şeyin kendisini Allah Teâlâ'ya yaklaştıracağını düşünür ama bu şey hakikatte onu Allah'tan uzaklaştırır.
- Müslüman, dinde söylenmemesi gereken bir şeyi duyduğunda, şaşırdığında “Subhânallah” ve “Allahu Ekber” demelidir.
- Ağaçtan, taştan vb. şeylerden bereket istemek şirktir ve bereket yalnızca Allah'tan istenir.
- Putlara tapınmanın amacı; onları yüceltmek, onlara yönelip onların yanında durmak ve onlardan bereket istemektir.
- Şirke giden kapıları ve yolları kapatmak gerekir.
- Yahudileri ve Hristiyanları kınayan deliller bizim için bir uyarıdır.
- Dinimizden olduğunu gösteren deliller olmadığı sürece İslamiyet'ten önceki cahiliye dönemine, Yahudilere ve Hristiyanlara benzemek yasaklanmıştır.
سنن الترمذي (4/ 49) (2180). مسند أحمد (36/ 225) (21897). الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد القرعاوي (ص101). الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح الفوزان (ص91). القول المفيد على كتاب التوحيد، لابن عثيمين (1/ 201).