عَنْ المُغِيرَةِ رضي الله عنه قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ، فَأَهْوَيْتُ لِأَنْزِعَ خُفَّيْهِ، فَقَالَ: «دَعْهُمَا، فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ» فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا.
Mugîre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir yolculukta iken onun mestlerini çıkarmak için eğildiğimde şöyle dedi:«Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim.» Sonra onların üzerine mesh etti.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bir yolculuğunda abdest aldı, ayaklarını yıkamaya geldiğinde Mugîre b. Şu'be -radıyallahu anh- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ayağındaki mestleri çıkarmak için ellerini uzattı! Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onları bırak çıkarma, abdestliyken mestlerimi giydim.» diye buyurdu, Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ayaklarını yıkamak yerine mestleri üzerine mesh etmiştir.
Faydalar
- Küçük hadesi ortadan kaldırmak için abdest alırken mestler üzerine mesh etmek meşrudur. Ancak büyük hadesi ortadan kaldırmak için gusül alırken ayakların yıkanması gerekir.
- Islak el, mestin alt kısmına değil üst kısmına sürülerek mesh bir defa yapılır.
- Ayakların suyla yıkandığı tam bir abdestten sonra mestlerin üzerine mesh edilmesi, mestlerin temiz olması, ayaktaki yıkanması farz olan yeri örtmesi, cünüplük ve gusül gerektiren bir şeyden dolayı değil sadece küçük hadesten dolayı üzerine mest edilmesi, mukim için bir gün bir gece ve yolcu için üç gün üç gece İslam hukukunun belirlediği vakitte mesh edilmesi şarttır.
- Mestlere, çorap ve ayakları örten başka her şey kıyas edilir. Bunlar üzerine mest etmek caizdir.
- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel ahlak ve öğretme yeteneğine sahip olduğu ifade edilmiştir. Öyle ki Mugîre -radıyallahu anh-'ın mestleri çıkarmak istediğinde buna engel olurken bunun sebebini ona şöyle açıklamıştır; onları taharet üzerine giydiğini; bu konuda rahat olmasını ve hükmünü öğrenmesini istediğini belirtmiştir.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 52) (206).
صحيح مسلم (1/ 230) (274).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص50).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 36).
خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، لفيصل آل مبارك (ص27).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ حُذَيْفَةَ رضي الله عنه قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَانْتَهَى إِلَى سُبَاطَةِ قَوْمٍ، فَبَالَ قَائِمًا، فَتَنَحَّيْتُ فَقَالَ: «ادْنُهْ» فَدَنَوْتُ حَتَّى قُمْتُ عِنْدَ عَقِبَيْهِ فَتَوَضَّأَ فَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ.
Huzeyfe -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte olduğum bir zamanda tuvalet ihtiyacını gidermek istediğinde duvarın arkasında bir kavmin çöplüğüne vardı, orada ayakta bevletti. Ben kenara çekildim. Peygamber Efendimiz -aleyhisselam- bana: «Yaklaş» buyurdu. Ben de ökçelerinin yanında duruncaya kadar yaklaştım. Abdest aldı ve mestleri üzerine mesh etti.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Huzeyfe b. Yemân -radıyallahu anhumâ-, bir gün Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanındaydı, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- tuvalet ihtiyacını gidermek için bir kavmin çöplerini attığı yere girdi. Burası insanların evlerden süpürdükleri çöp ve pislikleri attıkları yerdir. Burada ayakta idrar yaptı, genellikle oturarak idrarını yapardı.
Bunun üzerine Huzeyfe -radıyallahu anh- yanından uzaklaştı ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona «Yaklaş!» dedi. Böylece Huzeyfe -radıyallahu anh- onun arkasında ayaklarının arka kısmında duruncaya kadar yaklaştı ki, başka birisi onu görmesin ona bir perde olsun.
Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest aldı ve ayaklarını yıkayacağı zaman, -ince deri ve benzeri ayağa giyilen ve aşık kemiklerini örten- meshlerin üzerine mesh etmekle yetindi ve onları çıkarmadı.
Faydalar
- Meshlerin üzerine mesh etmenin meşru oluşu ifade edilmiştir.
- İdrarını yapan kişinin üzerine bir şey sıçramaması şartıyla ayakta idrar yapmak caizdir.
- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- çöp atılan ve evlerin süpürülmesinden çıkan pisliklerin döküldüğü mekânı seçmiştir. Çünkü bu yer yumuşak bir zemin olduğu için idrar yapan kişinin üzerine idrarı sıçramaz.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 54) (224).
صحيح مسلم (1/ 228) (273).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص51).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (1/ 61).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ قَالَ: أَتَيْتُ صَفْوَانَ بْنَ عَسَّالٍ المُرَادِيَّ، أَسْأَلُهُ عَنِ المَسْحِ عَلَى الخُفَّيْنِ، فَقَالَ: مَا جَاءَ بِكَ يَا زِرُّ؟ فَقُلْتُ: ابْتِغَاءَ العِلْمِ، فَقَالَ: إِنَّ المَلاَئِكَةَ لَتَضَعُ أَجْنِحَتَهَا لِطَالِبِ العِلْمِ؛ رِضًا بِمَا يَطْلُبُ، فَقُلْتُ: إِنَّهُ حَكَّ فِي صَدْرِي المَسْحُ عَلَى الخُفَّيْنِ بَعْدَ الغَائِطِ وَالبَوْلِ، وَكُنْتَ امْرَأً مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَجِئْتُ أَسْأَلُكَ: هَلْ سَمِعْتَهُ يَذْكُرُ فِي ذَلِكَ شَيْئًا؟ قَالَ: نَعَمْ، كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفْرًا أَوْ مُسَافِرِينَ أَلَّا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ إِلَّا مِنْ جَنَابَةٍ، لَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ، فَقُلْتُ: هَلْ سَمِعْتَهُ يَذْكُرُ فِي الهَوَى شَيْئًا؟ قَالَ: نَعَمْ، كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ فَبَيْنَا نَحْنُ عِنْدَهُ إِذْ نَادَاهُ أَعْرَابِيٌّ بِصَوْتٍ لَهُ جَهْوَرِيٍّ: يَا مُحَمَّدُ، فَأَجَابَهُ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى نَحْوٍ مِنْ صَوْتِهِ: «هَاؤُمُ» وَقُلْنَا لَهُ: وَيْحَكَ اغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَ، فَإِنَّكَ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَقَدْ نُهِيتَ عَنْ هَذَا، فَقَالَ: وَاللَّهِ لاَ أَغْضُضُ، قَالَ الأَعْرَابِيُّ: المَرْءُ يُحِبُّ القَوْمَ وَلَمَّا يَلْحَقْ بِهِمْ، قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «المَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ يَوْمَ القِيَامَةِ»، فَمَا زَالَ يُحَدِّثُنَا حَتَّى ذَكَرَ بَابًا مِنْ قِبَلِ المَغْرِبِ مَسِيرَةُ عَرْضِهِ، أَوْ يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي عَرْضِهِ أَرْبَعِينَ أَوْ سَبْعِينَ عَامًا.
Zir b. Hubeyş -rahimehullah-'dan rivayet edildiğine göre: Mestler üzerine nasıl mesh edileceğini sormak üzere Safvân b. Assâl el-Murâdî -radıyallahu anh-'ın yanına gittim. Bana: “Ey Zirr! Seni buraya getiren nedir?” diye sordu. Ben: “İlim öğrenme arzusu.” dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: “Şüphesiz melekler, ilim talebesinin yaptığı ilim talebinden hoşnut oldukları için kanatlarını onun önüne sererler.” Ben de: “Büyük ve küçük abdestten sonra mestler üzerine nasıl mesh edileceği kafamı kurcaladı. Sen, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından birisin. Bu sebeple sana gelip, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu konuda bir şey söylediğini işitip işitmediğini sormak istedim.” dedim. Safvân: Evet, işittim dedi. Resûlullah ﷺ seferde olduğumuz zaman, mestlerimizi üç gün ve üç gece boyunca çıkarmamamızı emrederdi. Ancak cünüplük hâli bundan müstesnadır. Fakat büyük abdest, küçük abdest ve uyku sebebiyle mestlerimizi çıkarmamızı emretmezdi.” dedi. Ben: “Peki, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sevgi konusunda bir şey söylediğini işittin mi?” diye sordum. O: “Evet. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferdeydik. Bir ara onun yanında bulunduğumuz sırada, bir bedevî, gür ve yüksek sesiyle:
‘Ey Muhammed!’ diye seslendi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona, onun sesine benzer bir şekilde: ‘Buyur!’ diye karşılık verdi. Biz bedevîye: ‘Yazık sana! Sesini alçalt! Çünkü sen Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurundasın. Hâlbuki böyle yüksek sesle konuşman yasaklanmıştır.’ dedik. Fakat bedevî: ‘Allah’a yemin olsun ki sesimi alçaltmayacağım!’ dedi. Ardından bedevî: Birilerini seven, ama onlarla beraber olacak kadar iyiliği bulunmayan kimse hakkında ne dersin? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- konuşmaya devam etti. Nihayet bize batı tarafında bulunan bir kapıdan söz etti. Bu kapının genişliği öyle büyüktür ki, bir ucundan diğer ucuna bir binici kırk yahut yetmiş yıl boyunca yolculuk edebilir.
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Zir b. Hubeyş -radıyallahu anh-, Safvân b. Assâl el-Murâdî -radıyallahu anh-'ın yanına gelip mestler üzerine mesh etme konusunu sordu. Bunun üzerine Safvân: “Ey Zir! Seni buraya getiren nedir?” dedi. Zir: “İlim öğrenme arzusudur.” dedi. Bunun üzerine Safvân şöyle söyledi: “Şüphesiz melekler, ilim talebesinin yaptığı işten duydukları hoşnutluk ve ona verdikleri değer ve saygı sebebiyle kanatlarını ilim talebesinin önüne sererler.”
Zir şöyle dedi: “Büyük abdest ve küçük abdestten sonra mestler üzerine mesh etme konusunda içimde bir tereddüt oluştu. Sen, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sahâbîlerindensin. Bu sebeple sana bunu sormaya geldim: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda herhangi bir şey söylediğini işittin mi? Safvân şöyle dedi: "Evet, yolculukta olduğumuzda bize; cünüplük hariç büyük ve küçük abdest ile uyku gibi durumlar sebebiyle üç gün üç gece mestlerimizi çıkarmamamızı emrederdi. Cünüplük durumunda ise mestlerin çıkarılması gerekir. Bunun üzerine ben: 'Peki, onun sevgi hakkında bir şey söylediğini işittin mi?' diye sordum. Safvân şöyle dedi: “Evet. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-ile birlikte bir yolculuktaydık. Bir ara onun yanında bulunduğumuz sırada bir bedevî, yüksek sesle: ‘Ey Muhammed!’ diye seslendi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona, sesine yakın bir yükseklikte: ‘Gel!’ diye karşılık verdi. Biz ise bedevîye: ‘Yazık sana! Sesini alçalt. Çünkü sen, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurundasın. Onun yanında sesi yükseltmekten nehyedildin.’ dedik.” Bedevî, kaba ve sert mizacından dolayı: “Vallahi, sesimi alçaltmayacağım!” dedi. Bedevî: “Ey Allah’ın Resûlü! Bir kimse, salih kimseleri sever; fakat onların yaptıkları amelleri yapmamışsa, bu kimse onların arasında olur mu?” diye sordu.
Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Kişi Kıyamet Günü sevdiği kimseyle beraberdir.” Zir şöyle dedi:
“Safvân bize anlatmaya devam etti; sonunda Şam tarafında bulunan bir tövbe kapısından söz etti. Allah onu gökleri ve yeri yarattığı gün yaratmıştır. Bu kapının genişliğinde bir süvari kırk yahut yetmiş yıl boyunca ilerler. Güneş batıdan doğuncaya kadar da bu kapı kapanmaz.”
Faydalar
- İlim talep etmenin fazileti, ilim talebesinin yüksek makamı ve meleklerin ona gösterdiği saygı ifade edilmiştir.
- Sahabelerin -radıyallahu anhum- ilim öğrenme hususundaki hırslarını ve istekliliğini ifade etmektedir.
- Mestler üzerine mesh etmenin caiz olduğunu ifade eder. Süresi; yolculuk edenler için üç gün üç gece, mukim olanlar için ise bir gün bir gecedir.
- Mestler üzerine mesh, yalnızca küçük hades durumunda yapılır.
- Soru soran kimsenin, âlime hükmün dayanağını — bunun bir nas mı, yoksa âlimin kendi istidlâl ve içtihadı mı olduğunu — sorması câizdir. Âlimin de böyle bir sorudan rahatsızlık duymaması gerekir.
- Âlimlere ve salih insanlara karşı saygılı olunmalı ve ilim meclislerinde seslerin kısılması gerekir.
- Cahillere görgü kurallarını ve davranış biçimlerini öğretmek gerekir.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ağırbaşlılığını ve güzel ahlâkını örnek almak teşvik edilmiştir. İnsanlarla, onların bilgi ve anlayış seviyelerine uygun şekilde konuşmak gerekir.
- Mübârekfûrî -rahimehullah- şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sesini yükseltmesi, ona duyduğu şefkatten kaynaklanmaktadır. Nitekim {Seslerinizi peygamberin sesinden daha fazla yükseltmeyin} âyeti gereğince, bilmeden böyle davranarak amelinin boşa gitmesinden endişe edilmiştir. Bu sebeple Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onun cehaletini mazur görmüş; ona olan derin şefkati nedeniyle de sesini, adamın sesine denk hatta onun üzerine çıkacak şekilde yükseltmiştir."
- Salih kimselerle beraber bulunmaya, onlara yakın olmaya ve onları sevmeye özen göstermek gerekir.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: “Onlarla beraber olması, her bakımdan onların sahip olduğu makam ve mükâfatın aynısına sahip olmasını gerektirmez.”
- Ümit ve beklenti kapısını açık tutmak, kurtuluş müjdesi vermek ve öğüt verirken yumuşak ve nazik bir üslup kullanmak gerekir.
- Eserde, Allah -Azze ve Celle-’nin rahmetinin genişliği ve tövbe kapısını kullarına açık tuttuğu ifade edilmiştir.
- İnsanları tövbe etmeye, nefis muhasebesi yapmaya ve Allah Teâlâ'ya dönmeye teşvik etmektedir.
Kaynakça
سنن الترمذي (5/ 505) (3535).
سنن ابن ماجه (1/ 302) (478).
مسند أحمد (30/ 18) (18095).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 36).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 107).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 57).
المعجم الوسيط (2/ 968).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد خير، عن علي رضي الله عنه ، قال: لو كان الدين بالرأي لكان أسفل الخُفِّ أولى بالمسح من أعلاه، وقد «رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يمسح على ظَاهر خُفَيْهِ».
Abdu Hayr'dan onun da Ali -radıyallahu anh-'tan rivayet ettiğine göre Ali -radıyallahu anh- şöyle demiştir: "Şayet din görüş ile olsaydı mestlerin altını mesh etmek, mestlerin üstünü mesh etmekten daha uygun olurdu. Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i mestlerinin üzerine mesh ederken gördüm.''
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ali -radıyallahu anh- eğer din nakil harici akıldan alınır olsaydı, mestlerin altını mesh etmenin mestlerin üstünü mesh etmekten daha uygun olacağını haber veriyor. Çünkü mestlerin altı yere değer ve mestlere necaset ve pislik bulaşır. Akıl tarafından baktığımızda mesh etmek için mestlerin altı daha uygundur. Ancak şeriat bunun tersi ile gelmiştir. Bundan dolayı nassı alıp onunla amel etmek ve nassa ters olanı terketmek gerekir. Ali -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mestlere mesh yaptığını görmüştür. Başka bir yönden Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yaptığı akla uygundur. Çünkü o mestlerin altını su ile mesh etse necaseti taşımasına sebep olur. Meshi mestlerin üzerine yaparak üzerine yapışmış olan tozları izale etti. Çünkü mestlerin üzeri görünür durumdadır. Mesh edilmesi daha uygun olmuştur. Bütün şeri hükümler doğru akla ters değildir. Ancak bazen bu durum bazı akıl sahiplerine gizli kalabilir.
Kaynakça
سنن أبي داود، تأليف: سليمان بن الأشعث السِّجِسْتاني، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا.
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف: علي بن سلطان القاري، الناشر: دار الفكر، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
مشكاة المصابيح، تأليف: محمد بن عبد الله التبريزي، تحقيق : محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: المكتب الإسلامي، الطبعة: الثالثة، 1985م.
تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام، تأليف: صالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان، الطبعة: الأولى، 1427 هـ - 2006 م.
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن عبد الرحمن بن صالح البسام، الناشر: مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م.
سبل السلام شرح بلوغ المرام، تأليف: محمد بن إسماعيل بن صلاح الصنعاني، الناشر: دار الحديث الطبعة: بدون طبعة وبدون تاريخ.
شرح سنن أبي داود، تأليف: عبد المحسن بن حمد بن عبد المحسن العباد، نسخة الإلكترونية.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ثوبان رضي الله عنه ، قال: «بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً، فأصابهم البَرْد فلما قَدِموا على رسول الله صلى الله عليه وسلم أمَرَهُم أن يَمْسَحوا على الْعَصَائِب والتَّسَاخِين».
Sevbân -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki: ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir seriyye göndermişti. Şiddetli bir soğuğa tutuldular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına döndükleri zaman onlara sarıklarının ve mestlerin/ayakkabıların üzerlerine mesh etmelerini emretti.''
Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Sevbân -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, sahabesinden bir grubu kâfirlerle savaşmak için gönderdiğini haber veriyor. Havanın soğuk olması sebebiyle yolculukları esnasında sarıkları ve mestleri çıkarmak zor oldu. Medine'ye geldikleri zaman bunu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber verdiler. Onlara sarıkların ve mestlerin üzerine mesh etmeleri için izin verdi. Mükelleflere kolaylık ve yardım olması için bu mestlerin deriden, yünden yahut da kumaştan olması arasında bir fark yoktur. Bu sabit bir sünnettir. Mukim iken, yolcu iken, bir özre binaen ya da özürsüz olarak yapılabilir.
Kaynakça
سنن أبي داود، تأليف: سليمان بن الأشعث السِّجِسْتاني، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا.
مسند الإمام أحمد، تأليف: أحمد بن محمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرناؤوط وغيره، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421هـ.
صحيح أبي داود - الأم، للألباني، نشر: مؤسسة غراس للنشر والتوزيع، الكويت، الطبعة: الأولى، 1423هـ - 2002 م.
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن عبد الرحمن بن صالح البسام، الناشر: مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة، الطبعة الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م.
فتح ذي الجلال والإكرام، شرح بلوغ المرام، تأليف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين، الناشر: المكتبة الإسلامية، تحقيق: صبحي بن محمد رمضان، وأُم إسراء بنت عرفة.
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن صالح الفوزان، الناشر: دار ابن الجوزي، الطبعة الأولى ، 1427 هـ - 1431 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ وَلَبِسَ خُفَّيْهِ فَلْيُصَلِّ فِيهِمَا، وَلْيَمْسَحْ عَلَيْهِمَا ثُمَّ لَا يَخْلَعْهُمَا إِنْ شَاءَ إِلَّا مِنْ جَنَابَةٍ».
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz abdest alıp mestlerini giyince onların üzerine mesh etsin; onlarla namaz kılsın ve dilerse cünüplük (ten dolayı gusletmesi) hali dışında onları çıkarmasın.»
Dârekutnî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanın abdest aldıktan sonra mestlerini giyer, ardından abdesti bozulur ve yeniden abdest almak isterse, dilerse mestlerinin üzerine mesh edebileceğini ve bu süre içinde onları çıkarmadan namazını da kılabileceğini haber vermiştir. Ancak cünüp olursa, mestlerini çıkarması ve gusletmesi gerekir.
Faydalar
- Mestler üzerine mesh etmek, ancak tam bir taharet (abdest) alındıktan sonra giyilmiş olmaları hâlinde caizdir.
- Mukim için mesh süresi bir gün bir gece, yolcu için ise üç gün ve üç gecedir.
- Mestler üzerine mesh etmek, küçük hadese (abdesti bozan durumlara) mahsustur; büyük hadeste (cünüplük gibi) ise mesh caiz değildir. Bilakis mestlerin çıkarılıp ayakların yıkanması gerekir.
- Ayakkabı, mest ve benzeri şeylerle namaz kılmak müstehap kabul edilmiştir; bu, Yahudilere muhalefet etmek içindir. Ancak bunun şartı, onların temiz olması ve namaz kılanlara veya camideki halılara zarar vermemesi gerekir.
- Mest üzerine mesh etmek bu ümmet için bir kolaylık ve rahatlık kılınmıştır.
Kaynakça
سنن الدارقطني (1/ 376) (781).
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، لعبد الله البسام (1/ 274).
سبل السلام شرح بلوغ المرام، للصنعاني (1/ 86).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن جابر رضي الله عنه قال: خرجنا في سَفَر فأصاب رجُلا مِنَّا حَجَرٌ فَشَجَّهُ في رأسه، ثم احتلم فسأل أصحابه فقال: هل تجدون لي رُخْصَة في التَّيمم؟ فقالوا: ما نَجِد لك رُخْصَة وأنت تَقْدِرُ على الماء فاغْتَسَل فمات، فلمَّا قَدِمْنَا على النبي صلى الله عليه وسلم أخبر بذلك فقال: «قَتَلُوه قَتَلَهُم الله ألا سَألُوا إذ لم يعلموا فإنَّما شِفَاء العِيِّ السؤال، إنما كان يَكفيه أن يَتيمَّم ويَعْصِر-أو يَعْصِب- على جُرحِه خِرقَة، ثم يمسح عليها، ويَغسل سائر جسده».
Câbir -radıyallahu anh- şöyle dedi. Sefere çıkmıştık. Bizden bir adamın başına taş isabet etti ve onun başını yardı. Daha sonra adam ihtilam oldu ve arkadaşlarına teyemmüm yapabilmem için bana ruhsat var mıdır? diye sordu. Onlar: Senin için teyemmüm yapabilme ruhsatı yoktur, dediler. Adam bu cevap üzerine o haliyle gusletti ve başındaki yaraya suyun isabet etmesi nedeniyle öldü. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına döndüğümüzde bu olay kendisine anlatılınca Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün. Dikkat edin! Bilmiyorsanız sorunuz. Zira cahilliğin şifası sormaktır. Onun teyemmüm yapması yeterdi. Başını bir bez parçasıyla bağlar, onun üzerini mesheder ve vücudunun geri kalan kısmını yıkardı.» dedi.
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceHasen li-gayrihî
Açıklama
Câbir -radıyallahu anh- bir sefere çıktıklarından haber vermiş ve şöyle demiştir. Bir adamın başına taş isabet etti ve onun başını yardı. Daha sonra ise adam ihtilam oldu ve arkadaşlarına azalarını yıkamak yerine teyemmüm almasının yerli olup olmayacağını sordu. Onlar: Senin için teyemmüm yapabilme ruhsatı yoktur. Sen suyla yıkanabilirsin dediler. Adam da suyla yıkandı ve öldü. Yani, suyun bulunmasından dolayı teyemmüm alman yeterli değildir. Ancak teyemmüm, su bulunmadığı zaman alınır. Suyun var olmasından dolayı sana bir ruhsat yoktur, dediler. Sonra adam yıkandı yarası sudan etkilendi ve radıyallahu anh vefat etti. Medineye döndüklerinde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e olanları haber verdiler ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onları şu sözüyle kınadı: «Onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün.» Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara beddua etmiştir. Çünkü onlar vermiş oldukları hatalı fetva ile o adamın ölmesine sebep olmuşlardır. «Dikkat edin! Bilmiyorsanız sorunuz.» Yani, onların yapması gereken acele fetva vermeden sormalarıydı. Çünkü bunda başkalarına zarar vermek vardır ki, öyle de oldu. «Zira cahilliğin şifası sormaktır» Hadiste geçen el-îyyu ifadesi cehalet manasına gelmektedir. Manası, bilmedikleri için neden sormadılar. Çünkü cahilliğin şifası sormaktır. Şayet insan şer'î hükümde cahil olursa, bu cehaletinin şifası sormasıdır. Zarara götürecek ya da insanları ölüme götürecek bir şey ile fetva vermemelidir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, onlara meseleyi şu sözüyle açıklamıştır: «Onun teyemmüm yapması yeterdi. Başını bir bez parçasıyla bağlar, onun üzerini mesheder ve vücudunun geri kalan kısmını yıkardı.» Bu o kimse için gerekli olandı. Dinin aslına da uygun olan budur. Ama o kimsenin ölümüne, bedenine zarar gelmesine ya da iyilişmesinin gecikmesine sebep olacak bir şeye onu zorlamak dinin aslına uygun değildir. Bundan dolayı yarası olan, başı yarılan kimseye vücudunun geri kalan kısmını suyla yıkama ruhsatı verilir. Yaranın üzerine de mesh etmesi yeterlidir. Ancak sargının ya da alçının bulunmasıyla teyemmüm yapmak meşru olmaz. Çünkü bir azayı iki kez temizlemeyi gerekli görmek dinin kurallarına muhaliftir. Hadis -En doğrusunu Allah bilir- sargının ihtiyaç fazlası olduğuna hamledilir. Onun çıkarılması zarar ya da meşakkate sebebiyet verir. Bunun için sargıdan dolayı ziyade olarak teyemmüm meşru kılınmıştır. Ya da abdest azalarında yara varsa, su tutulması imkansızsa, o azanın yıkanması yerine teyemmüm yapılmasına hamledilir.
Kaynakça
سنن أبي داود، تأليف: سليمان بن الأشعث السِّجِسْتاني، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا.
سنن ابن ماجه، تأليف: محمد بن يزيد بن ماجه القزويني، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: الناشر: دار إحياء الكتب العربية.
مشكاة المصابيح، تأليف: محمد بن عبد الله، التبريزي، تحقيق: محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: المكتب الإسلامي، الطبعة: الثالثة، 1985م.
معالم السنن، تأليف: حمد بن محمد بن إبراهيم الخطابي، الناشر: المطبعة العلمية، الطبعة: الأولى 1351 هـ.
النهاية في غريب الحديث والأثر، تأليف: مجد الدين أبو السعادات المعروف بابن الأثير، الناشر: المكتبة العلمية - بيروت، 1399هـ - 1979م، تحقيق: طاهر أحمد الزاوى - محمود محمد الطناحي.
معجم اللغة العربية المعاصرة، تأليف: د/ أحمد مختار عبد الحميد عمر، بمساعدة فريق عمل، الناشر: عالم الكتب، الطبعة: الأولى، 1429 هـ - 2008م.
تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام، تأليف: صالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان، الطبعة: الأولى، 1427 هـ - 2006 م.
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، تأليف: عبد الله البسام، الناشر: مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة، الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م.
فتح ذي الجلال والإكرام، شرح بلوغ المرام، تأليف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين، الناشر: المكتبة الإسلامية، تحقيق: صبحي بن محمد رمضان، وأُم إسراء بنت عرفة.
سبل السلام شرح بلوغ المرام، تأليف: محمد بن إسماعيل بن صلاح الصنعاني، الناشر: دار الحديث، الطبعة: بدون طبعة وبدون تاريخ.
شرح سنن أبي داود، تأليف: عبد المحسن بن حمد بن عبد المحسن العباد، نسخة الإلكترونية.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن شريح بن هانئ، قال: أتيتُ عائشة أسألها عن المسح على الخُفَّين، فقالت: عَلَيْكَ بِابْنِ أبِي طالب، فَسَلْهُ فإِنَّه كان يُسَافِرُ مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فسألناه فقال: «جَعَلَ رسول الله صلى الله عليه وسلم ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيَهُنَّ للمسافر، ويوما وليلة للمُقيم».
Şureyh b. Hâni dedi ki: Aişe –radıyallahu anha-’ya mestler üzerine mesh etmeyi sormaya geldim. Dedi ki: İbn Ebî Talib’e git, çünkü o Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yolculuk yapardı. Ona sorduk oda buyurdu ki: "Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- yolcuya üç gün ve üç gece yolcu olmayana da bir gün ve bir gece mestlerin üzerine meshetme süresi verdi."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Şureyh b. Hâni Ali –radıyallahu anh-’ın arkadaşlarındandır. Ali –radıyallahu anh-’ın yanına mestler üzerine meshin süresini sorup fetva almak için geldi. Bu bilgi isteme annemiz Aişe –radıyallahu anhâ-’nın mesh ile sünneti bildiğinden dolayı Ali –radıyallahu anh-’a havale etmesinden sonra oldu. Dedi ki ona meshten sorduk. Yani meshin süresi hakkında sorduk. Mesh ıslak elin ayağa depdirilmesi ile olur. el-Huffu/Mest deriden yapılan aşık kemiklerini örten ayakkabıdır. el-Cevrabu: Soğuktan korunmak için aşık kemiklerinin üzerine kadar olup, giymek için edinilen kişilerin ayaklarına sardıkları kıldan, yünden, kalın ya da ince olan şeydir. Ali b. Ebî Talib –radıyallahu anh- onlara cevap verdi: "Yolcuya üç gün ve üç gece, yolcu olmayana da bir gün ve bir gece" Bunda ilim adamlarının çoğunluğunun görüş olarak yolcu için sürenin üç gün ve yolcu olmayana bir gün bir gece olmasında delil vardır. Yolcu için mesh müddetini artırmasının sebebi yolculuğun meşakkatinden/zorluğundan dolayı ruhsatı yolcu olmayandan daha fazla hak etmesindendir.
Kaynakça
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423 هـ.
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة، الطبعة: الخامِسَة 1423هـ، 2003م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com