İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Erkek ve Kadın Arasındaki İlişki

6 hadis

Berîre ve hanımı ile ilgili hadis

عن ابن عباس رضي الله عنهما في قصة بريرة وزوجها، قال: قال لها النبي صلى الله عليه وسلم : «لو رَاجَعْتِهِ؟» قالت: يا رسول الله تأمرني؟ قال: «إنما أشْفَع» قالت: لا حاجة لي فيه.
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-, Berîre ve kocasının kıssasını şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- Berîre'ye dedi ki: Ona (kocana) geri dönsen iyi olur.»O da: « Ey Allah'ın Rasulü bunu bana emrediyor musun?" diye sorunca, Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem: «Ben sadece onun için aracılık yapıyorum» dedi. Kadın bunun üzerine şu karşılığı verdi: «Bu hususta benim ona ihtiyacım yoktur.”
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Berîre -radıyallahu anha-’nın kocası bir köleydi ve ona Muğîs-radıyallahu anhu- deniliyordu. Aişe -radıyallahu anha-, Berîre-radıyallahu anha-’yı satın almadan önce onun hizmetinde bulunuyordu. Âişe -radıyallahu anha- onu satın alıp azat ettiğinde ona, kocası Muğîs’le evli kalıp kalmama hususunda tercih hakkı verildi. Berîre -radıyallahu anha- ayrılmayı seçti. Muğîs -radıyallahu anhu- ailesinin dağılmasına dayanamayıp Medine sokaklarında gözyaşları sakallarından süzülür bir şekilde ağlayarak Berîre’nin etrafında dolaşmaya başladı. Bu durumu Berîre -radıyallahu anha- duydu. Sevginin büyüklüğündendi. Böyle yaparak onu kararından vazgeçirmeyi ve onun kendisine dönmesini umut ediyordu. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- Berîre'ye dedi ki: Ona (kocana) dönsen bunda senin için ecir vardır. Berîre -radıyallahu anha-; Ey Allah'ın Rasulü! Bana, ona geri dönmemi mi emrediyorsun? Dedi. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-; “ Ben, sadece onun için aracılık yapıyorum.” dedi. Berîre -radıyallahu anha-’da; “Ona geri dönmem için ne bir sevgim ne de bir sebebim var.” dedi.

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين، أ. د . حمد بن ناصر بن عبد الرحمن العمار، دار كنوز اشبيليا الطبعة الأولى : 1430 هـ. بهجة الناظرين، الشيخ: سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي. نزهة المتقين، د. مصطفى سعيد الخن، د. مصطفى البغا، محي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة ، بيروت، الطبعة الأولى : 1397 هـ 1977 م، الطبعة الرابعة عشرة 1407 هـ 1987م. شرح رياض الصالحين، المؤلف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426 هـ. رياض الصالحين، د. ماهر بن ياسين الفحل، الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت، الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م. صحيح البخاري، لمحمد بن إسماعيل البخاري، دار طوق النجاة، الطبعة : الأولى، 1422هـ. مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، المؤلف: علي بن (سلطان) محمد، أبو الحسن نور الدين الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت - لبنان، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"İnsanların arasını bulmak için hayırlı haber götüren veya hayırlı söz söyleyen kimse yalancı sayılmaz."

عن أم كلثوم بنت عقبة بن أبي مُعَيط رضي الله عنها قالت: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «ليس الكذاب الذي يُصلح بين الناس فَيَنْمِي خيرًا، أو يقول خيرًا» وفي رواية مسلم زيادة، قالت: ولم أسمعه يُرَخِّصُ في شيء مما يقوله الناس إلا في ثلاث، تعني: الحرب، والإصلاح بين الناس، وحديث الرجل امرأته، وحديث المرأة زوجها.
Ümmü Külsûm Binti Ukbe İbni Ebî Muayt -radıyallahu anhâ- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işittim demiştir: "İnsanların arasını bulmak için hayırlı haber götüren veya hayırlı söz söyleyen kimse yalancı sayılmaz." Müslim'in rivayetinde şu ziyade vardır: Peygamber -aleyhisselam-’ın insanların söyleyip durduğu yalanlardan sadece üçüne izin verdiğini işittim. Bunlar: "Savaşta, insanların arasını bulmak maksadıyla ve kocanın karısına, karının da kocasına (aile düzenini korumak maksadıyla) söylediği yalandır."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Asıl itibariyle yalan söylemek haramdır. Zira Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Yalandan sakının.Yalan insanı fucura/günaha, o da Cehennem'e götürür. Kişi durmadan yalan söyler ve yalanın peşine düşerse Allah katında yalancılardan yazılır." Müslim rivayet etmiştir. Ancak şu üç konuda yalan söylemeye izin verilmiştir: -İki kişi arasını bulup, düzeltmek için söylenen yalan -Savaş sırasında söylenen yalan -Eşler arasında söylenen yalan Bu üç hususta yalan söylemenin caiz olduğuna dair delil sünnette bulunmaktadır. Çünkü bu durumlarda hiç bir zarar yoktur, aksine yarar ve fayda vardır. Birincisi: Birbirine küs iki kişi yahut iki kabile arasını bulmak ve düzeltmek için söylenen yalan. Böyle bir durumda kişi aralarında anlaşmazlık olan insanlara birbirlerinden hayırlı ve güzel sözler nakleder. Kendisi hakkında övgüyle bahsettiğini ve birbirlerini güzel vasıflarla andıklarını aktarır. Aslında böyle şeyler duymamıştır. Ne var ki bu şekilde davranarak iki kişinin arasını düzeltmek, kırgınlık ve gücenmişliği ortadan kaldırmak istemektedir. Bir kimsenin bu kasıtla yalan söylemesi caizdir. Kişi böylece arada olan düşmanlık, buğz, husumet ve öfkeyi ortadan kaldırmaya çalışır. İkincisi: Savaşta söylenen yalan. Bu durumda kişi kendisini son derece güçlü ve kuvvetli gösterir. Böylece kendi safında olan ordusunu teşvik eder, düşmanı da tuzağa düşürür. Yahut Müslüman ordularının sayısının çok olduğu ve çok sayıda takviye geldiği haberini gönderir. Veyahut arkana bak, arkanda birisi var şimdi seni vuracak gibi sözler söyler. Bütün bunlar caizdir. Zira bu tür yalanlarda İslam ve Müslümanlar için son derece yarar ve faydalar bulunmaktadır. Üçüncüsü: Erkeğin hanımına, kadının da kocasına yalan söylemesi. Örneğin sen benim için en sevimli insansın, senin gibi bir insanı çok istedim gibi aralarında sevgi ve muhabbeti doğurup, daim edecek kelimeler sarf ederler. Bu tür sözleri konuşmakta fayda ve yarar olduğundan dolayı caizdir. Karı koca arasında söylenecek yalan aralarında sevgi ve muhabbeti, güzel geçinmeyi sağlaması ile sınırlıdır. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: "Erkeğin karısına, kadının da kocasına yalan söylemesinin hedefi, ortada olmayan sevgi ve muhabbeti izhar edip, ortaya çıkarmak olmalıdır. Ancak yapmaları gereken bir şeyi yapmamak yahut hakları olmayan bir şeyi elde etmek için yalan söylemek Müslümanların icması ile haramdır. Şerh-u Muslim, Nevevî, 16/158. Hafız İbn Hacer -rahimehullah- ise şöyle demiştir: "Kadın ve erkeğin söylediği yalanın, yapmaları gereken bir şeyi yapmamak, yahut hakları olmayan bir şeyi elde etmek için söylenen yalan olmadığı hakkında alimler ittifak etmişlerdir."

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين أ. د . حمد بن ناصر بن عبد الرحمن العمار دار كنوز اشبيليا ـ الطبعة الأولى : 1430 هـ بهجة الناظرين الشيخ: سليم بن عيد الهلالي دار ابن الجوزي نزهة المتقين د . مصطفى سعيد الخن ـ د. مصطفى البغا ـ محي الدين مستو ـ علي الشرجبي ـ محمد أمين لطفي. مؤسسة الرسالة ، بيروت الطبعة الأولى : 1397 هـ 1977 م الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ 1987م شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح بن محمد العثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426 هـ. رياض الصالحين، د. ماهر بن ياسين الفحل، الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت، الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري، دار طوق النجاة، الطبعة : الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي - بيروت. المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، أبو زكريا محيي الدين يحيى بن شرف النووي، دار إحياء التراث العربي - بيروت، الطبعة: الثانية، 1392. منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري، المؤلف: حمزة محمد قاسم، راجعه: الشيخ عبد القادر الأرناؤوط، عني بتصحيحه ونشره: بشير محمد عيون، الناشر: مكتبة دار البيان، دمشق - الجمهورية العربية السورية، مكتبة المؤيد، الطائف - المملكة العربية السعودية، عام النشر: 1410 هـ - 1990 م. فتح الباري شرح صحيح البخاري، المؤلف: أحمد بن علي بن حجر العسقلاني الشافعي، الناشر: دار المعرفة - بيروت، 1379، رقم كتبه وأبوابه وأحاديثه: محمد فؤاد عبد الباقي، قام بإخراجه وصححه وأشرف على طبعه: محب الدين الخطيب، عليه تعليقات العلامة: عبد العزيز بن عبد الله بن باز. معالم السنن، وهو شرح سنن أبي داود، حمد بن سليمان الخطابي، الناشر: المطبعة العلمية - حلب، الطبعة: الأولى 1351 هـ - 1932 م. مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، المؤلف: علي بن (سلطان) محمد، أبو الحسن نور الدين الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت - لبنان الطبعة: الأولى، 1422هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

(Âişe -radıyallahu anha-) şöyle dedi: “Ailesi ile meşgul olurdu. - Yani ailesinin işleri hususunda hizmette bulunurdu- Namaz vakti geldiği zaman da namaza çıkardı.''

عَنِ الأَسْوَدِ بنِ يَزِيدَ قَالَ: سَأَلْتُ عَائِشَةَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ فِي بَيْتِهِ؟ قَالَتْ: كَانَ يَكُونُ فِي مِهْنَةِ أَهْلِهِ -تَعْنِي خِدْمَةَ أَهْلِهِ-، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ.
El-Esved b. Yezîd'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: (Âişe -radıyallahu anha-’ya) "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- evinde ne yapardı?" diye sordum. (Âişe -radıyallahu anha-) şöyle dedi: “Ailesi ile meşgul olurdu. - Yani ailesinin işleri hususunda hizmette bulunurdu- Namaz vakti geldiği zaman da namaza çıkardı.''
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'ya Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evdeki davranışları ve neler yaptığı soruldu. Âişle -radıyallahu anha- şöyle dedi: "O da diğer insanlar gibi bir insandı, kendisinin ve ailesinin hizmetinde bulunurdu; koyununu sağar, elbisesini yamardı, ayakkabısını onarır ve kovasını tamir ederdi. Namaz için kamet getirildiğinde ise hiç gecikmeden namaza çıkardı.”

Faydalar
  1. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tevazusunun ve ailesine karşı iyilik ve güzel muamelesinin mükemmelliği ifade edilmiştir.
  2. Dünyevi işler, insanın namazdan uzaklaşmasına neden olmamalıdır.
  3. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı ilk vaktinde kılmaya çok önem verirdi.
  4. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir:Bu hadiste tevazuya teşvik, kibirden uzak durma ve kişinin ailesine hizmet etmesinin fazileti vardır.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 136) (676). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 660). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 526). شرح صحيح البخاري، لابن بطال (2/ 296). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 516).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ebû Talha radıyallahu anh’ın hasta bir erkek çocuğu vardı. Ebû Talha evde değilken çocuk öldü.

عن أنس رضي الله عنه قال: كان ابن لأبي طلحة رضي الله عنه يشتكي، فخرج أبو طلحة، فَقُبِضَ الصَّبي، فلما رجع أبو طلحة، قال: ما فعل ابني؟ قالت أم سليم وهي أم الصَّبي: هو أسْكَن ما كان، فَقَرَّبَت إليه العشاء فتَعَشَّى، ثم أصاب منها، فلما فَرَغ،َ قالت: وارُوا الصَّبي فلما أصبح أبو طلحة أتى رسول الله صلى الله عليه وسلم فأخبره، فقال:«أعَرَّسْتُمُ اللَّيلَةَ؟» قال: نعم، قال: «اللَّهُمَّ بارِك لهما»، فولدت غلامًا، فقال لي أبو طلحة: احْمِلْهُ حتى تأتي به النبي صلى الله عليه وسلم وبعث معه بتمرات، فقال: «أمَعَه شيء؟» قال: نعم، تَمَرات، فأخذها النبي صلى الله عليه وسلم فمَضَغَها، ثم أخذها من فِيه فجعلها في فِيِّ الصَّبي، ثم حَنَّكَهُ وسماه عبد الله. وفي رواية: قال ابن عيينة: فقال رجل من الأنصار: فرأيت تِسْعَة أولاد كلهم قد قرؤوا القرآن، يعني: من أولاد عبد الله المولود. وفي رواية: مات ابن لأبي طلحة من أم سليم، فقالت لأهلها: لا تُحَدِّثوا أبا طلحة بابْنِهِ حتى أكون أنا أُحدِّثه، فجاء فَقَرَّبَتْ إليه عشاء فأكَل وشرب، ثم تَصَنَّعَتْ له أحْسَن ما كانت تصنع قبل ذلك، فَوَقَع بها. فلمَّا أن رأت أنه قد شَبِع وأصاب منها، قالت: يا أبا طلحة، أرأيت لو أن قومًا أعَارُوا عَارِيَتَهُم أهل بيت فطَلَبوا عَارِيَتَهُم، ألهم أن يَمْنَعُوهُم؟ قال: لا، فقالت: فَاحْتَسِبْ ابنك، قال: فغضِب، ثم قال: تَرَكْتِني حتى إذا تَلطَّخْتُ، ثم أخبرتني بابني؟! فانطلق حتى أتى رسول الله -صلى الله عليه وسلم- فأخبره بما كان فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «بارك الله في لَيْلَتِكُمَا»، قال: فَحَمَلَتْ. قال: وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم في سَفَر وهي معه، وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا أتى المدينة من سَفر لا يَطْرُقُهَا طُرُوقًا فَدَنَوا من المدينة، فضَرَبَها المَخَاض، فَاحْتَبَسَ عليها أبو طلحة، وانطلق رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: يقول أبو طلحة: إنك لَتَعْلَمُ يَا رَبِّ أنه يُعْجِبُنِي أن أخرج مع رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا خرج وأدخل معه إذا دخل وقد احْتَبَسْتُ بما ترى، تقول أم سليم: يا أبا طلحة، ما أجِدُ الذي كنت أجِدُ، انطلق، فانطلقنا وضربها المَخَاض حين قَدِما، فولدت غلامًا. فقالت لي أمي: يا أنس، لا يُرْضِعْهُ أحدٌ حتى تَغْدُو به على رسول الله صلى الله عليه وسلم فلمَّا أصبح احتَمَلْتُه فانْطَلَقتُ به إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم ... وذكر تمام الحديث.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ebû Talha radıyallahu anh’ın hasta bir erkek çocuğu vardı. Ebû Talha evde değilken çocuk öldü. Eve döndüğü zaman: “Oğlumun durumu nedir?” diye sordu. Çocuğun annesi Ummu Süleym: O şimdi eskisinden daha rahat, dedi. Akşam yemeğini hazırlayıp getirdi. Ebû Talha yemeğini yedi sonra da hanımıyla yattı. Daha sonra hanımı ona “Çocuğu defnediniz” dedi. Ebû Talha sabahleyin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gitti ve olup biteni anlattı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Bu gece ilişkide bulundunuz mu?” diye sordu. Ebû Talha: Evet, dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Allahım, bu ikisine mübârek kıl” diye dua etti. (Zamanı gelince) Ummu Süleym bir erkek çocuk doğurdu. Ebû Talha bana: “Çocuğu al, Peygamber’e götür” dedi. Ummu Süleym de bir miktar hurma verdi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Çocuğun yanında herhangi bir şey var mı?” diye sordu. Ben: Evet, bir kaç hurma var, dedim. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hurmaları ağzına alıp çiğnedi. Sonra çıkarıp çocuğun ağzına koydu ve damağını hafifçe yerleştirdi, adını da Abdullah koydu. Başka bir rivayette Süfyân b. Uyeyne; “Ensardan bir kişi Abdullah’ın dokuz çocuğunu gördüğünü, hepsinin de Kur’an’ı okuyan ve mânasını anlayan kimseler olduğunu söylemiştir.” Başka bir rivayette ise, olay şöyle anlatılmaktadır: Ebû Talha’nın, Ummu Süleym’den olma bir oğlu vefat etti. Ummu Süleym, ev halkına: Ebû Talha’ya ben haber vermedikce, oğlu hakkında hiç biriniz bir şey söylemeyiniz! diye tenbihledi. Sonra Ebû Talha eve geldi. Ummu Süleym akşam yemeğini getirdi. Ebû Talha yemeğini yedi. Yemekten sonra Ummu Süleym, eskiden olduğundan daha güzel süslendi. O da hanımıyla yattı. Ebû Talha’nın karnı doyup tatmin olduğunu görünce Ummu Süleym ona: Ey Ebû Talha, bir millet, bir aileye emânet bir şey verseler de, sonra emânetlerini isteseler, iade etmeyebilirler mi, ne dersin? dedi. Ebû Talha: Hayır, (vermemezlik edemezler) dedi. Ummu Süleym: O halde oğlunu geri alınmış böyle bir emânet bil, dedi. Ebû Talha kızdı ve: Mademki öyle, niçin hiç bir şey olmamış gibi davrandın? Şimdi de tutmuş, oğlumun durumunu bana haber veriyorsun, öyle mi? dedi. Derhal kalkıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gitti ve olanı biteni olduğu gibi haber verdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Geçen gecenizi Allah hakkınızda bereketli kılsın” buyurdu. Ummu Süleym hâmile kaldı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sefere çıkmıştı. Ummu Süleym de bu sefere iştirak etmişti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seferden döndüğünde Medine’ye gece girmezdi. Medine’ye yaklaştıklarında Ümmü Süleym’i doğum sancıları tuttu. Bu sebeple Ebû Talha onun yanında kaldı, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yoluna devam etti. Ebû Talha şöyle demeye başladı: Rabbim! Sen çok iyi bilirsin ki ben, Rasûlün ile beraber Medine’den çıkmaktan, onunla beraber Medine’ye girmekten son derece memnun olurum. Fakat bu defa bildiğin sebepten takılıp kaldım. Bunun üzerine Ummu Süleym: Ebû Talha! Şimdi artık sancım kalmadı. Sen git, dedi. (Enes diyor ki) Biz yolumuza devam ettik. Medine’ye geldiklerinde Ummu Süleym’i yine doğum sancısı tuttu ve bir erkek çocuk doğurdu. Annem (Ummu Süleym) bana: Enes, bu çocuğu sen sabahleyin Resûlullah’a götürmeden kimse emzirmesin, dedi. Sabahleyin ben çocuğu alıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e götürdüm. Hadisin tamamını zikretmiştir.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Enes b. Mâlik'in hadisi Ebû Talha'nın hasta bir erkek çocuğu olduğunu aktarmaktadır. Ebû Talha, Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'ın annesinin kocasıdır. Enes'in babasından sonra Ebû Talhayla evlenmiştir. Ebû Talha bazı işleri için evden çıkmıştığında hasta olan çocuğu vefat etmiştir. Eve döndüğü zaman: “Oğlumun durumu nedir?” diye sordu. Çocuğun annesi Ummu Süleym: O şimdi eskisinden daha rahat, dedi. Doğru söylemiştir çocuk en sakin bir haldeydi. Çünkü çocuk ölmüştü. Ebû Talha hanımının bu sözünden hastalıktan dolayı sakinleştiğini ve afiyet içinde olduğunu anlamıştır. Hanımı onun için akşam yemeği takdim etmiş, Ebû Talha oğlunun iyileştiğini zanederek akşam yemeğini yemiştir. Sonra hanımıyla cima ettikten sonra hanımı ona: “Çocuğu defnediniz” şüphesiz ki o vefat etmiştir dedi. Birinci rivayette böyle geçmektedir. Ebû Talha sabahleyin çocuğu defnedip, olup biteni Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e anlattı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Bu gece ilişkide bulundunuz mu?” diye sordu. Ebû Talha: Evet, dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Allah'ım, bu ikisine mübârek kıl” diye dua etti. (Zamanı gelince) Ummu Süleym bir erkek çocuk doğurdu. Enes şöyle demiştir: Ebû Talha bana: “Çocuğu al, Peygamber’e götür” dedi ve damağına koyması için bir miktar hurmada gönderdi. Bunun sebebi Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tükürüğü çocuğun midesine ilk giren şey olsun bununla bereketlensin diyedir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Çocuğun yanında herhangi bir şey var mı?” diye sordu. Ben: Evet, bir kaç hurma var, dedim. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hurmaları ağzına alıp çiğnedi ve mubarek tükürüğü ile karıştı böylelikle çocuğun kolay yutacağı hale geldi. Midesine ilk giren şey Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ağzında ciğneyip tükürüğü ile karışan hurma olacaktı. Bununla onu bereketli kıldı. Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- çiğnediği hurmaları ağzından çıkarıp çocuğun ağzına koydu ve damağını hafifçe yerleştirdi, adını da Abdullah koydu. Sonra bu çocuğun ileride dokuz çocuğunu oldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in duasının bereketiyle bütün çocukları Kur’an’ı okuyup mânasını anlayan kimseler oldular.” Müslim’de ki rivayette: Ummu Süleym, ev halkına: Ebû Talha’ya ben haber vermedikce, oğlu hakkında hiç biriniz bir şey söylemeyiniz! diye tenbihledi. Sonra Ebû Talha eve geldi. Ummu Süleym akşam yemeğini getirdi. Ebû Talha yedi, içti. Yemekten sonra Ummu Süleym, eskiden olduğundan daha güzel süslendi kokular süründü. Hanımıyla ilişkiye girdikten sonra hanımı Ummu Süleym oğlunu sabine verilmesi gereken bir emanete benzeterek bir misal verdi. Ona: Ey Ebû Talha, bir millet, bir aileye emânet bir şey verseler de, sonra emânetlerini isteseler, iade etmeyebilirler mi, ne dersin? dedi. Ebû Talha: Hayır, (vermemezlik edemezler) dedi. Ummu Süleym: O halde oğlunu geri alınmış böyle bir emânet bil, dedi. Ebû Talha –radıyallahu anh- hanımından bunları duyduğunda çok kızdı ve: Mademki öyle, niçin hiç bir şey olmamış gibi davrandın? Şimdi de tutmuş, oğlumun durumunu bana haber veriyorsun, öyle mi? dedi. Derhal kalkıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e hanımını yaptıklarından dolayı şikayet etmek için gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- faydalanmaları için o ikisine dua ederek:“Geçen gecenizi Allah hakkınızda bereketli kılsın” buyurdu. Bu gecenizi sizin için hayırlı çocuk ve güzel semeresi olan bir gece kılsın. Ummu Süleym hâmile kaldı. Ummu Süleym ve kocası Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir yolculuktaydı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adeti kafilenin geldiği haberini ulaştıran bir elçi göndermeden Medine'ye girmezdi. Bu sebeple Ebû Talha onun yanında kaldı, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yoluna devam etti. Ebû Talha Rabbine şu sözlerle dua etti: Rabbim! Sen çok iyi bilirsin ki ben, Rasûlün ile beraber Medine’den çıkmaktan, onunla beraber Medine’ye girmekten son derece memnun olurum. Fakat bu defa bildiğin sebepten takılıp kaldım. Bunun üzerine Ummu Süleym: Ebû Talha! Şimdi artık sancım kalmadı. Sen git, dedi. Medine’ye geldiklerinde Ummu Süleym’i yine doğum sancısı tuttu ve bir erkek çocuk doğurdu. Sonra Enes -radıyallahu anh-'a bu çocuğu Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e götürmesini emretti. Bu çocuğu kimse emzirmesin, diye tembih etti. Çünkü ilk olarak çocuğun midesine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tükürüğünün ulaşmasını istiyordu. Böylelikle her iki dünyada da ona fayda olarak dönecekti. Bu çocuğun üzerinde kendisine bahşedilen salih, takvalı, başarılı çocuklarının çokluğuyla (bereketin) tesiri açıkça ortaya çıkmıştı. Bu hadisin açıklamasına şu bilgilerle son verelim: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bedeninden ayrılan bir şey ile teberrük bu ümmetten hiç bir kimsenin özelliği olmayıp yalnızca onun hususiyetindendir. Bunun en büyük delili ayetlerin nuzülüne ve dinin hakikatine şahitlik eden sahabeler “Hulafau'r-Raşidîn ve cennetle müjdelenen diğer sahabelerle teberruk etmemişlerdir.

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار ، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430 هـ. بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي، سنة النشر: 1418 هـ- 1997م. تطريز رياض الصالحين، تأليف: فيصل بن عبد العزيز آل مبارك، الناشر: دار العاصمة للنشر والتوزيع، الطبعة: الأولى، 1423 هـ. نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ، الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ. شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426 هـ. دليل الفالحين، تأليف: محمد بن علان، الناشر: دار الكتاب العربي، نسخة الكترونية ، لا يوجد بها بيانات نشر. صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sefere gitmek istediğinde kadınları arasında kur'a çekerdi. Kadın­lardan hangisinin kur'ası çıkarsa, Rasûlullah beraberinde o hanımı ile yola çıkardı.

عن عائشة رضي الله عنها قالت: «كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا أراد أَنْ يَخْرُج أَقْرَعَ بَيْن نِسائه، فأيَّتُهُنَّ يَخْرُج سَهْمُها خَرَج بها النبي صلى الله عليه وسلم ، فَأَقْرَعَ بَيْنَنَا في غَزْوَةٍ غَزَاها، فَخَرج فيها سَهْمِي، فخَرَجْتُ مع النبي صلى الله عليه وسلم بَعْد ما أُنْزِلَ الحِجابُ».
Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sefere gitmek istediğinde kadınları arasında kur'a çekerdi. Kadın­lardan hangisinin kur'ası çıkarsa, Rasûlullah beraberinde o hanımı ile yola çıkardı. Yapmış olduğu gazvelerin bir tanesinde bizim aramızda kura çekti. Bu kurada benim nasibim çıktı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber hicap ayeti nazil olduktan sonra yola çıktım.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadiste Âişe -radıyallahu anha- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımları arasındaki adaletinin ne kadar kamil olduğundan bahsetmektedir. Sefere çıkmek istediğinde gönüllerini hoşnut etmek için hanımları arasında kura çekerdi. Hangi hanımının nasibi çıkarsa yanına onu alırdı. Çıkmış olduğu gazvelerin birisinde yine hanımları arasında kura çekti, bu beni mustalik gazvesiydi. Âişe -radıyallahu anha-'nın nasibi çıktı ve Rasûlullahla birlikte sefer etti. Sonra bu hadisenin Allah Teâlâ'nın hicab ayetini indirdikten sonra gerçekleştiğini haber verdi. Bir sonraki seferde hanımları arasında kura çekeceği bilinen bir şeydi. Çünkü bir önceki seferde nasibi çıkan hakkını almış oluyordu. En son kalan son seferde Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte kura çekmeden çıkıyordu.

Kaynakça

صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ صحيح مسلم، تأليف مسلم بن الحجاج النيسابوري، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري, أحمد بن محمد بن أبى بكر بن عبد الملك القسطلاني القتيبي المصري, الناشر: المطبعة الكبرى الأميرية، مصر, الطبعة: السابعة، 1323 هـ تاج العروس من جواهر القاموس, محمّد بن محمّد بن عبد الرزّاق الحسيني، أبو الفيض، الملقّب بمرتضى، الزَّبيدي, مجموعة من المحققين, الناشر: دار الهداية توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن عبد الرحمن بن صالح البسام، الناشر: مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام، تأليف: صالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان، الطبعة: الأولى، 1427 هـ 2006 م فتح ذي الجلال والإكرام شرح بلوغ المرام لمحمد بن صالح بن محمد العثيمين، تحقيق: صبحي بن محمد رمضان، وأُم إسراء بنت عرفة، ط1، المكتبة الإسلامية، مصر، 1427هـ. منحة العلام في شرح بلوغ المرام، تأليف : عبد الله بن صالح الفوزان، الناشر : دار ابن الجوزي الطبعة : الأولى ، 1427 هـ ـ 1431 هـ بلوغ المرام من أدلة الأحكام، لابن حجر. دار القبس للنشر والتوزيع، الرياض - المملكة العربية السعودية. الطبعة: الأولى، 1435 هـ - 2014 م التيسير بشرح الجامع الصغير، للمناوي. دار النشر - مكتبة الإمام الشافعي - الرياض - 1408- 1988م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

'Ben kadınlarla musafaha etmem (tokalaşmam). Benim yüz kadına birden söylediğim bir söz, tek bir kadına söylediğim söz gibidir

عَنْ أُمَيْمَةَ بِنْتِ رُقَيْقَةَ رضي الله عنها أَنَّهَا قَالَتْ: أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي نِسْوَةٍ مِنَ الْأَنْصَارِ نُبَايِعُهُ، فَقُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، نُبَايِعُكَ عَلَى أَلَّا نُشْرِكَ بِاللَّهِ شَيْئًا، وَلَا نَسْرِقَ، وَلَا نَزْنِيَ، وَلَا نَأْتِيَ بِبُهْتَانٍ نَفْتَرِيهِ بَيْنَ أَيْدِينَا وَأَرْجُلِنَا، وَلَا نَعْصِيَكَ فِي مَعْرُوفٍ، قَالَ: «فِيمَا اسْتَطَعْتُنَّ، وَأَطَقْتُنَّ» قَالَتْ: قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَرْحَمُ بِنَا، هَلُمَّ نُبَايِعْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنِّي لَا أُصَافِحُ النِّسَاءَ، إِنَّمَا قَوْلِي لِمِائَةِ امْرَأَةٍ كَقَوْلِي لِامْرَأَةٍ وَاحِدَةٍ، أَوْ مِثْلُ قَوْلِي لِامْرَأَةٍ وَاحِدَةٍ».
Ümeyme binti Rukayka -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ensar kadınlarından bir grup kadınla birlikte, biat etmek üzere Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına geldim. Dedik ki: 'Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, ellerimiz ve ayaklarımız arasında bir iftira uydurup getirmemek (başkasına ait bir çocuğu kocalarımıza nispet etmemek) ve maruf (iyi ve meşru) olan hiçbir şeyde sana karşı gelmemek üzere sana biat ediyoruz.' Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: '(Bu saydıklarınızı) gücünüz yettiğince ve takat getirebildiğiniz ölçüde (kabul edin)' buyurdu. (Hadisi rivayet eden kadın) dedi ki: 'Biz, Allah ve Rasûlü bize bizden daha merhametlidir, dedik ve (şöyle devam ettik): Haydi ey Allah’ın Rasûlü, (elini uzat da) sana biat edelim!' Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: 'Ben kadınlarla musafaha etmem (tokalaşmam). Benim yüz kadına birden söylediğim bir söz, tek bir kadına söylediğim söz gibidir (hepiniz için geçerlidir).'
Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ümeyme binti Rukayka -radıyallahu anha- şöyle rivayet etmiştir: Ensar'dan bazı kadınlarla birlikte Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, iftira atmayacaklarına ve doğru olan şeyde ona isyan etmeyeceklerine dair biat ettiler. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Yapabildiğiniz ve gücünüzün yettiği ölçüde. Biz de dedik ki: "Allah ve Rasûlü bize karşı çok daha merhametlidir. Gelin, Ey Allah'ın Rasûlü! Erkeklerin yaptığı gibi el sıkışarak size biat edelim." Bunun üzerine, -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Kadınlarla el sıkışmam ama yüz kadına verdiğim söz ve onlardan biat almam, bir kadına verdiğim sözle ve bir kadından aldığım biatle aynıdır.

Faydalar
  1. Bu hadis, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kadınlardan biat alma şeklini açıklamaktadır.
  2. Mahrem olmayan kadınlarla tokalaşmak haramdır.
  3. Dini yükümlülükler güç yetirebilme ve kudret sahibi olmaya bağlıdır.
Kaynakça

سنن الترمذي (3/ 247) (1597). سنن النسائي (7/ 149) (4181). سنن ابن ماجه (4/ 128) (2874). ذخيرة العقبى في شرح المجتبى (32/ 263).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com