عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه عن النبيِّ -صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم- أَنَّهُ قَالَ: «الخَاِزنُ المسلم الأمين الَّذِي يُنْفِذُ ما أُمِرَ بِهِ فَيُعْطِيهِ كَامِلاً مُوَفَّراً طَيِّبَةً بِهِ نَفسُهُ فَيَدْفَعُه إلى الَّذِي أُمِرَ لَهُ بِهِ، أَحَدُ المُتَصَدِّقِين».
وفي رواية: «الذي يُعطِي مَا أُمِرَ به».
Ebû Mûsâ el-Eş’arî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -salallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kendisine emredileni tamı tamına, eksiksiz olarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirip verilmesi istenilen kişiye veren güvenilir müslüman kasadar, sadaka veren iki kişiden biridir.» Başka bir rivayette: «Emredileni veren» şeklindedir.
Buhârî rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh. Hadisin bu lafzı Buhârî'ye aittirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebû Mûsâ el-Eş’arî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kendisine emredileni tamı tamına, eksiksiz olarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirip verilmesi istenilen kişiye veren güvenilir müslüman kasadar, sadaka veren iki kişiden biridir.» Muttefekun Aleyh. Hâzin/Kasadar mübteda ve ehad'ul mütesaddikin/sadaka veren iki kişiden biridir ise haberdir. Şüphesiz ki kasadar iki kişi, şu dört özelliği toplayan kişidir: Müslüman olmak, güvenilir olmak, kendisine verilmesi için bırakılan şeyi yerine vermek, verilmesi istenileni gönül rahatlığıyla verirken mutlu ve güleryüzlü olmak. Birinci Özellik: İslam, yani müslüman olmaları. Bu kimseler müslümandır. Burada kâfir kastedilmemiştir. Eğer kasadar olan kimse güvenilir, vermekle emrolunanı veren bir kâfir ise o kimseye ecir yoktur. Çünkü kafirlere yapmış oldukları hayırdan dolayı kıyamette sevap yoktur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik." (Furkân Suresi: 23) Başka bir ayette: "Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır." (Bakara Suresi: 217) buyrulmuştur. Eğer kâfir kimse hayır işler, sonra müslüman olursa geçmişte yapmış olduğu hayırların karşılığı ona verilir. İkinci özellik: Güvelir olan kimsedir. Emanet olarak ona verirler. Verilen malı korur, ifsad etmez, aşırılığa gitmez ve kendi malına katmaz. Üçüncü Özellik: Vermekle emrolunduğu şeyi yerine getirir. Çünkü bazı insanlar güvenilir olabilir. Ancak üşengeç olabilir. Bu kimse ise güvenilir ve vermekle emrolunduğunu yerine getirendir. Gücü ve güvenilirliği bir arada toplamıştır. Dördüncü Özellik: Verilmesi istenileni gönül rahatlığıyla verirken mutlu ve güler yüzlü olandır. Yani verdiği kimsenin başına kakmaz ya da kendi kereminden verdiğini izhar etmez. Bilakis gönül hoşnutluğuyla verir. Bu kimse kendi malından bir kuruş vermemiş olmasına rağmen sadaka veren iki kişiden biridir. Örnek olarak: Bir kişi mal sahibidir. Kasadar olan kişi; Müslüman güvenilir, verilmesi emredileni gönül rahatlığıyla sahibine veren birisidir. Kendisine malı güvendiği için veren kimse "Ey falanca! Şu fakire on bin riyal ver!" dediğinde, bu kasadar olan kimse Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in (bu hadiste) vasfettiği gibi verirse, on bin riyal sadaka veren kimse gibidir. Sadaka veren kimseninde sevabından hiçbir eksilme olmaz. Ancak bu Allah –Azze ve Celle-‘nin lütfudur.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425 ه.
رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
شرح رياض الصالحين للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَن عَائِشَةَ أُمِّ المؤْمِنين رضي الله عنها زَوْجَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَدَّثَتْهُ قَالَتْ: جَاءَتْنِي امْرَأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَانِ تَسْأَلُنِي، فَلَمْ تَجِدْ عِنْدِي غَيْرَ تَمْرَةٍ وَاحِدَةٍ، فَأَعْطَيْتُهَا فَقَسَمَتْهَا بَيْنَ ابْنَتَيْهَا، ثُمَّ قَامَتْ فَخَرَجَتْ، فَدَخَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَحَدَّثْتُهُ، فَقَالَ: «مَنْ يَلِي مِنْ هَذِهِ البَنَاتِ شَيْئًا، فَأَحْسَنَ إِلَيْهِنَّ، كُنَّ لَهُ سِتْرًا مِنَ النَّارِ».
Müminlerin annesi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı Âişe -radıyallahu anha- şöyle rivayet etmiştir: Yanıma, beraberinde iki kızı bulunan bir kadın geldi ve benden bir şeyler istedi. Yanımda ona verebileceğim tek bir hurmadan başka bir şey bulamadım. Ben de onu kendisine verdim. Kadın o tek hurmayı iki kızı arasında paylaştırdı; kendisi ondan hiçbir şey yemedi. Sonra kalkıp çıktı. Ardından Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanıma girdi. Ben de durumu kendisine anlattım. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «Kim bu kız çocuklarının bakım ve sorumluluğunu üstlenir de onlara güzel davranırsa, onlar kendisi için Cehennem ateşine karşı bir perde (koruyucu) olurlar.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- yanına iki kızıyla birlikte bir kadının geldiğini haber vermektedir. Kadın, kendisinden yiyecek bir şey vermesini istedi. Ancak Âişe -radıyallahu anha-'ın yanında bir tek hurmadan başka verebileceği hiçbir şey yoktu. O da bu hurmayı kadına verdi. Kadın ise hurmayı iki kızı arasında paylaştırdı ve kendisi ondan hiçbir şey yemedi. Ardından kalkıp ayrıldı. Bir süre sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- içeri girdi. Âişe -radıyallahu anha- da bu olayı kendisine anlattı. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Kim kız çocuklarının bakım ve sorumluluğunu üstlenir; onlara ihsanda bulunur, güzel bir terbiye verir, yedirip içirir, giydirir ve bütün bunlara sabır gösterirse, o kızlar onun için Cehennem ateşine karşı bir örtü ve koruyucu olurlar.
Faydalar
- Kız çocuklarına bakmak ve onlar için çabalamak, insanı Cehennem ateşinden uzaklaştıran en büyük faziletlerden biridir.
- Az da olsa, kişinin imkânı ölçüsünde sadaka vermesi teşvik edilmiştir.
- Anne ve babaların çocuklarına duydukları sevgi çok yoğundur.
- Bu hadis, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ev halkının geçiminin ancak yetecek kadar olduğunu, evlerinde çoğu zaman fazla bir yiyecek bulunmadığını göstermektedir.
- Îsârın (başkasını kendine tercih etmenin) faziletini ve bunun müminlerin özelliklerinden biri olduğunu göstermektedir. Nitekim Âişe -radıyallahu anha-, şiddetli ihtiyaç içinde olmasına rağmen elindeki tek hurmayı o kadın ile iki kızına vermiş, onları kendisine tercih etmiştir. Bu da onun cömertliğini, eli açıklığını ve yüksek ahlâkını ortaya koymaktadır.
- Kız çocuklarının verilmesi "imtihan" olarak nitelendirilmiştir. Çünkü onların bakım ve geçimlerini üstlenmek birtakım zorluk ve meşakkatler içerir. Ayrıca bazı insanların kız çocuklarını hoş karşılamaması veya onların çoğunlukla kendi geçimlerini sağlayacak bir kazanç imkânına sahip olmamaları da bunun sebepleri arasında sayılmıştır.
- İslam, cahiliye devrinin yanlış ve kötü geleneklerini ortadan kaldırmıştır. Bu kapsamda, kız çocuklarına değer verilmesini, onlara iyi davranılmasını ve haklarının korunmasını özellikle tavsiye etmiştir.
- Hadisin bazı rivayetlerine göre, bu büyük ecir ve fazilet, yalnızca bir kız çocuğuna güzel bir şekilde bakıp onu yetiştiren kimse için de geçerlidir.
Kaynakça
صحيح البخاري (8/ 7) (5995).
صحيح مسلم (4/ 2027) (2629).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 353).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص199).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (5/ 151).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 106).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 277).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ العِبَادُ فِيهِ إِلَّا مَلَكَانِ يَنْزِلاَنِ، فَيَقُولُ أَحَدُهُمَا: اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا، وَيَقُولُ الآخَرُ: اللَّهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا».
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kulların sabaha eriştiği her gün, gökten iki melek iner. Onlardan biri: 'Allah'ım! Hayır yolunda harcayan (infak eden) kişiye harcadığının yerine yenisini ver' diye dua eder. Diğeri de: 'Allah'ım! Cimrilik edip vermeyenin malını telef et (yok et)' diye beddua eder.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, güneşin doğduğu her gün iki meleğin inerek seslendiğini haber vermiştir. Onlardan biri şöyle der:
Allah'ım! Senin rızana uygun işlerde, ailesinin geçiminde, misafir ağırlamada ve nafile hayırlarda infak eden kimseye, harcadığının yerine yenisini ver; ona harcadığı şeyde hayırlı bir karşılık ihsan et ve malını bereketli kıl.
Diğer melek de şöyle der: Allah'ım! Bu harcamalardan kaçınan cimriye (malını korumak için saklayana) telef (ziyan) ver; hak sahiplerinden esirgediği o malını helak et.
Faydalar
- Cömert kimseye, (harcadığının yerine) daha fazla karşılık verilmesi ve harcadığından daha hayırlısının ona lütfedilmesi için dua etmenin caizliği ifade edilmiştir. Buna karşılık, Allah'ın kendisine farz kıldığı yerlere harcama yapmaktan kaçınan ve cimrilik eden kişinin de malının telef olması için beddua etmenin caizliği ifade edilmiştir.
- Meleklerin, infak eden salih Müminler için hayır ve bereket duası vardır. Muhakkak onların duası icabet edilen dualardandır.
- Ailenin nafakası, akrabayı gözetip bağları sürdürmek ve hayır yolları gibi; farz olan ve nafile olarak yapılan her türlü harcamaya teşvik vardır.
- Hayır yollarında harcama yapan kimsenin fazileti beyan edilmiştir. Akabinde Allah, karşılık olarak ona, yerine başkasını verir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.) [Sebe Suresi: 39]
- Bu beddua, sadece farz olan infaklarda cimrilik yapması durumunda söz konusu olur. Müstehap olan infaklar ise bu kapsama girmez. Çünkü o, böyle bir bedduayı hak etmez.
- Cimriliğin ve pintiliğin haram olması ifade edilmiştir.
Kaynakça
صحيح البخاري (2/ 115) (1442).
صحيح مسلم (2/ 700) (1010).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 157).
نزهة المتقين بشرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 293).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 376).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي أمامة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «أفضل الصَّدَقَات ظِلُّ فُسْطَاطٍ في سَبِيل الله ومَنِيحَةُ خَادِم في سَبِيل الله، أو طَرُوقَةُ فَحْلٍ في سَبِيل الله».
Ebu Umâme -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sadakaların en değerli ve kıymetlisi Allah yolunda çarpışan mücahide bağışlanan çadır gölgesi veya Allah yolunda çarpışan mücahide hizmet edecek hizmetçi veya Allah yolunda çarpışan mücahidin bineceği bir binektir.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama
Hadisin anlamı: Kişinin harcamada bulunacağı en faziletli üç şey Allah yolunda çarpışan mücahide yahut bunun dışında muhtaç olan başkalarına bağışlanan çadır gölgesi veya hizmet edecek hizmetçi veya binilecek bir binektir. Muhakkak ki bunlar Allah yolunda yapılan harcamalardandır. Bu üç şeyin efdaliyeti insanların o zamanda bu şeylere duyulan ihtiyacından dolayı olabilir. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de ashabını buna teşvik etmek istemişti. Günümüzde, insanların ya bu şeylere ihtiyacı hiç kalmadı ya da bazı yerlerde çok az kalmıştır. Bu husustaki hüküm (azınlığa göre değil) genele göre verilir. Bu hadis, Aişe -radıyallahu anha-’nın rivayet ettiği şu hadise benzemektedir: «Ey Aişe içinde hurma olmayan evin halkı açtır.» Müslim rivayet etmiştir. Şeyh İbn Bâz -rahimehullah- şöyle demiştir: İlim ehli nezdinde bu, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Medine ehlinin azığı olan hurma mesabesindedir.
Kaynakça
رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه .
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي - الطبعة الأولى1418ه
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ
مرقاة المفاتيح :علي بن سلطان محمد، أبو الحسن نور الدين الملا الهروي القاري، دار الفكر، بيروت - لبنان الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م
مجموع فتاوى العلامة عبد العزيز بن باز، أشرف على جمعه وطبعه: محمد بن سعد الشويعر.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ وَهُوَ عَلَى المِنْبَرِ، وَذَكَرَ الصَّدَقَةَ، وَالتَّعَفُّفَ، وَالمَسْأَلَةَ: «اليَدُ العُلْيَا خَيْرٌ مِنَ اليَدِ السُّفْلَى، فَاليَدُ العُلْيَا: هِيَ المُنْفِقَةُ، وَالسُّفْلَى: هِيَ السَّائِلَةُ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- minberde iken sadaka vermekten, iffetli olmaktan (kimseye muhtaç görünmemekten) ve istemekten (dilenmekten) söz ederek şöyle buyurdu: «Veren el, alan elden daha hayırlıdır. Veren el (infak eden) eldir; alan el ise isteyen (dilenen) eldir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberde hutbe irad ederken sadakadan ve insanlardan istemeyip iffetli davranmaktan söz etti. Ardından şöyle buyurdu: Veren ve bahşeden üstün el; isteyen alan elden daha hayırlı ve Allah'a daha sevgilidir.
Faydalar
- Bu hadiste, hayır yollarında mal harcamanın ve infakta bulunmanın fazileti, buna karşılık insanlardan istemenin (dilenmenin) ise kınanması vardır.
- Bu hadiste, insanlardan istemeyip iffetli davranmaya ve onlara muhtaç olmamaya teşvik vardır. Ayrıca yüce ahlâk ve faziletli davranışlara yönelmeyi, bayağı ve değersiz işlerden uzak durmayı öğütler. Çünkü Allah, yüce ve üstün ahlâkı sever.
- En üstün olan, veren (infak eden) eldir. Sonra, almaya tenezzül etmeyip iffetini koruyan el gelir. Ardından, istemeden kendisine verilen şeyi kabul eden el gelir. En aşağı derecede olan ise, insanlardan isteyip dilenen eldir.
Kaynakça
صحيح البخاري (2/ 112) (1429).
صحيح مسلم (2/ 717) (1033).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 590).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 465).
التوضيح لشرح الجامع الصحيح، لابن الملقن (10/ 315).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 388).
تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي، المباركفوري (3/ 288).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص212).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ابن مسعود رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «أيُّكم مالُ وارثِه أحَبُّ إليه من مالَه؟» قالوا: يا رسول الله، ما منَّا أحد إلا مَالُه أحَبُّ إليه. قال: «فإن مالَه ما قدَّم، ومالُ وارثِه ما أخَّر».
İbn Mes'ud merfû olarak rivayet ediyor: Allah rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Hanginize mirasçısının malı kendi malından daha sevimlidir?” diye sordu. Onlar: "Ey Allah’ın Rasûlü! Hepimiz malımızı mirasçının malından daha fazla severiz.” dediler. Bunun üzerine Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem de-: «Kişinin kendi malı, hayır yaparak önceden gönderdiğidir. Mirasçısının malı ise (harcamayıp) geride bıraktığıdır!» buyurdu.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadisin Manası: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- sahabelerine; «Hanginize mirasçısının malı kendi malından daha sevimlidir?» diye sordu. Yani hanginiz mirasçısından miras yoluyla alıp, sahip olduğu malı kendi eliyle kazandığı maldan daha fazla sever. Onlar: “Hepimiz malımızı mirasçının malından daha fazla severiz.” dediler. Yani her insan kendi eliyle kazandığı tam tasarruf sahibi olduğu malını, başkasının malından daha çok sever. Zira insan kendi malı, istek ve arzularını gerçekleştirmesi için bir vesiledir. Bunun üzerine Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kişinin kendi malı, hayır yaparak önceden gönderdiğidir.» Yani kişinin hayattayken kendisi için, hac ibadeti, vakıf bırakmak, okul yapmak, cami, hastane inşa etmek, ailesi ve kendisi için harcadıkları mal ve mülkü kıyamet gününde önünde bulacaktır. Dünya hayatında Allah yolunda harcamayıp, biriktirdiği malı kendine ait olmayıp, mirasçılarına taksim edilecektir. Hiçbir karşılığını bulamayacaktır. Bu manada İmam Müslim Abdullah b. Eş-Şıhhîyr –radıyallahu anh-’den bir hadis rivayet etmiştir. "Allah Rasûlü’nün yanına gelmiştim. Sizi çokluk oyaladı ayetini okuyordu. Ademoğlu malım malım, der durur. Senin yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka verip baki bıraktığın malından başkası mı vardır?" Bu hadis insanın kendisine ait malın tümünü Allah yolunda harcaması gerektiği anlamına gelmez. Manası şöyledir: Nasıl ki insan mirasçılarına mal bırakmak için çalışıp, didinir. İşte böyle aynı ciddiyetle ahireti için da çalışıp, bir şeyler biriktirmesi gerekir. Kendisi için, hanımı, çocukları ve anne babası için harcaması farz olan masrafların dışında artan malını ahireti için harcamalıdır. İnsanın bu sayılan kişilere bakması farzdır. Ebu Umame –radıyallahu anh-'dan rivayet olunan bir hadiste Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: «Ey insan, fazla olan malını harcaman senin için hayırlıdır. O malı yanında alıkoyman senin için şerdir.» Müslim, 2/718, no:1036.
Kaynakça
كنوز رياض الصالحين ، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار ، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430 هـ
بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه.
نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ، الطبعة الرابعة عشرة 1407 هـ
صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ.
رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة: الأولى، 1428 هـ .
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين؛ لمحمد بن علان الشافعي، تحقيق خليل مأمون شيحا-دار المعرفة-بيروت-الطبعة الرابعة 1425ه.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ابن مسعود رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لا حَسَدَ إلا في اثنتين: رجل آتاه الله مالا، فسَلَّطَه على هَلَكَتِهِ في الحَقِّ، ورجل آتاه الله حِكْمَة، فهو يقضي بها ويُعَلِّمَها».
وعن ابن عمر رضي الله عنهما ، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «لا حسد إلا في اثنتين: رجل آتاه الله القرآن، فهو يقوم به آناء الليل وآناء النهار، ورجل آتاه الله مالا، فهو ينفقه آناء الليل وآناء النهار».
Abdullah İbn Mes’ûd -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre: «Yalnız şu iki kimseye gıpta edilmelidir; biri, Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse, diğeri, Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.» İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Yalnız şu iki kişiye gıpta edilmelidir: Biri, Allah’ın kendisine verdiği Kur’ân ile gece gündüz meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine verdiği malı gece gündüz harcayan kimsedir.»
Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- burada hasedin bir çok çeşidi olduğuna işaret etmiştir. Bazısı zemmedilmiş haset olup, şer'î olarak haram kılınmıştır. O da kişinin kardeşinde olan nimetin zevalini temenni etmesidir. Mubah olan haset vardır. O da dünyalık bir nimeti başkasında görüp, aynısını kendisi için temenni etmesidir. Bir de övülen haset vardır ki şer'î olarak müstehaptır. O da başkasında dini bir nimeti görür ve kendisi için temenni eder. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- «Yalnız şu iki kimseye gıpta edilmelidir.» sözünde bunu kasdetmektedir. Yani haset; çeşitlerinde ve hükümlerinde farklılık göstermektedir. Çeşitleri olsa da iki tür haset dışında hiç bir haset müstesap olmaz ve övülmez. Birinci tür: Allah Teâlâ, zengin, takvalı olan kişiye helal mal vermiş ve bu malını Allah yolunda infak etmiştir. Bir kimse de onun gibi olmayı temenni etmiş ve bu nimete gıbta etmiştir. İkinci tür: Allah Teâlâ, alim olan kimseye kendisiyle amel ettiği faydalı ilim vermiş ve bu kişi başkasına bu ilmi öğretmiş ve insanlar arasında bununla hüküm vermiştir. Bir kimse de onun gibi olmak istemiş (ve bu nimete gıbta etmiştir.)
Kaynakça
كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار ، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430 هـ
بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، نسخة الكترونية، لا يوجد بها بيانات نشر.
نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ، الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ
رياض الصالحين، تأليف : محيي الدين يحيى بن شرف النووي ، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل ، الطبعة: الأولى، 1428 هـ
صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت
صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه
شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426 هـ
منار القاري، تأليف: حمزة محمد قاسم، الناشر: مكتبة دار البيان ، عام النشر: 1410 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله، أي الصدقة أعظم أجرًا؟ قال: «أن تَصَدَّقَ وأنت صحيحٌ شَحِيحٌ، تخشى الفقر وتَأَمَلُ الغِنى، ولا تُمْهِلْ حتى إذا بلغتِ الحُلْقُومَ قلت: لفلان كذا ولفلان كذا، وقد كان لفلان».
Ebu Hureyre -radıyallahhu anh- anlatıyor: "Bir adam Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve selem- gelip: "Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?" Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurdu: «Güçlü kuvvetliyken, sağlığın yerinde olup malına düşkün olduğunda, fakir düşmekten korktuğun ve daha çok zengin olmayı düşlediğin bir sırada verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma/erteleme. Zaten o mal vârislerden şunun veya bunun olmuştur.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bir adam Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve selem- gelip, hangi sadakanın sevabı daha büyüktür diye sormuştur. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona: «Gücün kuvvetin ve sağlığın yerindeyken, malına düşkün olduğunda, hayatın uzun olup fakir düşmekten korktuğunda ve daha çok zengin olmayı düşlediğin bir sırada sadaka vermelisin. Sadaka vermeyi, falana şu kadar sadaka ya da vasiyetim veya filana bu kadar sadaka ya da vasiyetim diyerek ölüm sana gelip, bu dünyadan ayrılacağını anladığın zamana erteleme. Çünkü mal artık mirasçılarının malıdır.» Şerh Riyazussalihin İbn Useymin şerhi(2/29,30), Delilul Falihin (2/52, 53)
Kaynakça
- دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لابن علان، نشر دار الكتاب العربي.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م.
- شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي.
- صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
- صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
- رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com