İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Sehiv, Tilavet ve Şükür Secdesi

15 hadis

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara öğle namazını kıldırırken (birinci teşehhüde) oturmadan (üçüncü rekat için) ayağa kalktı. Cemaat de, onunla birlikte ayağa kalktı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- namazını tamamladığında, insanlar selam vermesini beklerken, o, selam vermeden önce (Allahu Ekber diye) tekbir alıp oturduğu halde (yanılmadan dola­yı) iki secde yaptı, sonra da selam verdi.

عن عبد الله بن بُحَيْنَةَ رضي الله عنه وكان من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم «أن النبي صلى الله عليه وسلم صلَّى بهم الظهر فقام في الركعتين الأُولَيَيْنِ، ولم يَجْلِسْ، فقام الناس معه، حتى إذا قضى الصلاة وانتظر الناس تسليمه: كَبَّرَ وهو جالس فسجد سجدتين قبل أن يُسَلِّمَ ثُمَّ سَلَّمَ».
Abdullah b. Buheyne -radıyallahu anh-'dan -Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabındandır- rivayet edildiğine göre: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara öğle namazını kıldırırken (birinci teşehhüde) oturmadan (üçüncü rekat için) ayağa kalktı. Cemaat de, onunla birlikte ayağa kalktı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- namazını tamamladığında, insanlar selam vermesini beklerken, o, selam vermeden önce (Allahu Ekber diye) tekbir alıp oturduğu halde (yanılmadan dola­yı) iki secde yaptı, sonra da selam verdi.''
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabıyla birlikte öğle namazını kıldı. İlk iki rekatı kıldığında birinci teşehhüde oturmadan (üçüncü rekat için) ayağa kalktı. Cemaat de, onunla birlikte ayağa kalktı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- son iki rekatı kılıp son teşehhüde oturup namazını tamamladığında, insanlar selam vermesini beklerken, o, selam vermeden önce (Allahu Ekber diye) tekbir alıp oturduğu halde namazın içindeki gibi iki secde yaptı, sonra da selam verdi. Bu iki secde Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in oturmayı unuttuğu ilk teşehhüd yerine geçen ondaki eksikliği gideren sehiv secdesidir.

Kaynakça

الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري، ط1، دار الفكر، دمشق، 1381هـ. تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الإمارات - مكتبة التابعين، القاهرة،1426هـ تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين، ط1، مكتبة الصحابة، الإمارات، 1426هـ. عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم، لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة، (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Sehiv secdesi hakkında rivayet olunan zülyedeyn hadisi

عن أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قال: «صلَّى بنا رسول الله صلى الله عليه وسلم إحدى صَلاتَيْ الْعَشِيِّ -قال ابن سِيرِينَ وسمَّاها أبو هُرَيْرَةَ، ولكن نسيت أنا- قال: فصلَّى بنا ركعتين، ثم سلَّم، فقام إلى خَشَبَةٍ مَعْرُوضَةٍ في المسجد، فَاتَّكَأَ عليها كأنه غضبان ووضع يده اليُمنى على اليُسرى، و شَبَّكَ بين أصابعه، وخرجت السَّرَعَانُ من أبواب المسجد فقالوا: قَصُرَتِ الصلاة -وفي القوم أبو بكر وعمر- فهابا أن يكلماه، وفي القوم رجل في يديه طُول، يقال له: ذو اليدين فقال: يا رسول الله، أنسيت؟ أم قَصُرَتِ الصلاة؟ قال: لم أَنْسَ وَلَمْ تُقْصَرْ، فقال: أكما يقول ذو اليدين؟ فقالوا: نعم، فتقدَّم فصلَّى ما ترك، ثم سلَّمَ، ثم كبَّر وسجد مثل سجوده أو أطول، ثم رفع رأسه فكبَّر، ثم كبَّر وسجد مثل سجوده أو أطول، ثم رفع رأسه وكبَّر، فربما سألوه: ثم سلّم؟ قال: فَنُبِّئْتُ أن عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ قال: ثم سلَّمَ».
Ebû Hureyre –radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- bize aşiyy -öğle veya ikindi- namazlarından birini kıldırdı. -İbn Sîrîn -rahimehullah- dedi ki; Ebû Hureyre -radıyallah anh-, namazın ismini söyledi, fakat ben unuttum- İki rekâttan sonra selâm verdi. Sonra mescidin ön cephesindeki tahtanın yanında durup ellerini birbiri üstüne gelecek şekilde o tahtaya koydu. Yüzünde hiddet (belirtileri) görülüyordu. Bu ara "namaz kısaldı, namaz kısaldı" diyerek acele ile mescitten çıkanlar oldu. -Cemaat içinde Ebû Bekir ve Ömer -radıyallah anhuma- vardı- Fakat bu ikisi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir şey söylemekten çekindiler. Bu esnada, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Zülyedeyn (iki elli) adını taktığı elleri uzunca olan bir adam kalkıp: "Ya Rasûlallah! Unuttun mu yoksa namaz kısaltıldı mı?" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-; «Unutmadım, namaz kısaltılmadı da!» buyurdu. Adam: "Hayır Ya Rasulallah! Unuttun." dedi. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- cemaate dönüp: «Zülyedeyn doğru mu söyledi?» dedi, Evet, diye işarette bulundular. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yerine dönüp kalan iki rekâtı kıldırdı, sonra selâm verdi, tekbir aldı ve her zamanki secdesi gibi veya ondan daha uzun secde yapıp başını kaldırdı, tekrar tekbir aldı ve normal secdesi gibi veya ondan daha uzunca bir secde daha yaptı (yani toplam iki secde yaptı), sonra başını kaldırdı ve tekbir aldı. (Eyyûb) dedi ki: Muhammed'e "yanılmada selâm verdi mi?" dendi. O da: "Bunu Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'ın söylediğini hatırlamıyorum, ama İmrân b. Husayn'ın; "Sonra selâm verdi" dediğini haber aldım," dedi.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûller, insanların akıl bakımından en kâmil olanlarıdır. Aynı şekilde en sağlam kalpli ve tahhammül gücü en kuvvetli olanlar da onlardır. Allah Teâlâ'nın hakkı konusunda en adaletli/en doğru olanları da onlardır. Buna rağmen onlar, beşer/insan olma sınırının dışına çıkmamışlardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sıfatlar konusunda peygamberlerin en mükemmel olanıdır. Bununla beraber insan olma özelliği sebebiyle Allah, kullarına sehiv secdesinin hükümlerini teşri etmek için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in başına normal bir unutkanlık getirdi. Ebû Hureyre -radıyallahu anh- rivayet ediyor ki: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabesine öğle veya ikindi namazlarından birini kıldırdı. İbn Sîrîn -rahimehullah- dedi ki: Ebû Hureyre -radıyallahu anh- bu namazın ismini verdi ve fakat ben unuttum. İlk iki rekatten sonra selâm verdi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- mükemmel idi, bunun için nefsi ancak tam bir amel ile mutmain olurdu. Sebebini bilmediği bir eksiklik ve bir halel hissetti. Sonra mescidin ön cephesindeki tahtanın yanında durup ellerini birbiri üstüne gelecek şekilde o tahtaya koydu. Yüzünde hiddet (belirtileri) görülüyordu. Namaz kılanlardan hızlı olanlar mescidin kapılarından dışarı çıktılar ve kendi aralarında bir olay oldu şeklinde fısıldaşıyorlardı. Sanki onlar Nübüvvet makamını büyük görerek unutmanın hasıl olmayacağını düşündüler. Onların gönüllerinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir heybeti vardı (O'ndan çekiniyorlardı), aralarında Ebû Bekr ve Ömer -radıyallahu anhuma- olduğu halde onlardan hiçbiri bu önemli konuyu O'na açmaya cesaret edemediler. Özellikle de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu olay sebebiyle değişik bir etkilenme ve sıkılganlık durumuna şahit oldukları için bunu yapamadılar. Ancak içlerinden kendisine Zülyedeyn (iki elli) denilen bir sahabe bu sessizliği bozdu ve şu sözüyle bu durumu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sordu: "Ey Allah'ın Rasûlü! Unuttun mu yoksa namaz mı kısaltıldı?" Tam olarak ikisinden birini söylemedi. Çünkü o dönemde ikisinin de olması muhtemel idi. (Vahiy inmeye devam ediyordu ve din henüz kemâle ermemişti) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (zannına binaen) unutmadım ve kısalmadı da dedi. Zülyedeyn namazın kısalmadığını anladığı zaman Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in iki rekat kıldığından emin olunca Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in unuttuğunu anladı ve dedi ki: Bilakis unuttun. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Zülyedeyn'in sözününün doğruluğunu onaylamak istedi. Çünkü onun bu sözü, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazı tam kıldığı zannının tam tersinedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi sözünün doğruluğunu seçtirmek istedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, etrafında bulunan ashabına Zülyedeyn'in dediği gibi ben sadece iki rekat mı kıldım? diye sordu. Onlar: Evet dediler. O zaman Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- öne çıktı ve kılmadığı rekatları kıldı.Teşehhüdden sonra selam verdi. Otururken tekbir aldı, namaz esnasındaki secdesi gibi ya da daha uzun bir secde yaptı. Sonra başını secdeden kaldırdı ve tekbir aldı. Sonra da tekbir alıp birinci secdesi gibi ya da daha uzun bir secde daha yaptı. Sonra başını kaldırdı ve tekbir aldı, sonra da teşehhüd yapmadan selam verdi.

Kaynakça

تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426هـ، 2006م. تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، محمد بن صالح العثيمين، مكتبة الصحابة، الإمارات، الطبعة: الأولى 1426هـ، 2005م. الإفهام في شرح عمدة الأحكام لابن باز، تحقيق: سعيد القحطاني، مؤسسة عبد العزيز بن باز الخيرية، الرياض، الطبعة: الأولى 1435هـ. الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى 1381هـ. خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، فيصل بن عبد العزيز المبارك، الطبعة: الثانية 1412هـ، 1992م. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ. تأسيس الأحكام، أحمد بن يحيى النجمي، دار المنهاج، القاهرة، الطبعة: الأولى 1427هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ki:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:Muhammed dedi ki:Bize aşiyy -öğle veya ikindi- namazlarından birini kıldırdı. İki rekatten sonra selâm verdi. Sonra mescidin ön cephesindeki tahtanın yanında durup ellerini biri biri üstüne gelecek şekilde o tahtaya koydu. Yüzünde hiddet (belirtileri) görülüyordu. Bu ara "namaz kısaldı, namaz kısaldı" diyerek acele ile mescitten çıkanlar oldu. Cemaat içinde Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ-'da vardı. Fakat bu ikisi, Peygamber'e birşey söylemekten çekindiler. Bu esnada, Rasûlullah'ın zülyedeyn (iki elli) adını taktığı bir adam kalkıp:Ya Resûlullah! Unuttun mu? Yoksa namaz kısaltıldı mı? dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- unutmadım, namaz, kısaltılmadı da" buyurdu. Adam: Hayır ya Rasûlallah! Unuttun dedi. Peygamber cemaate dönüp: Zülyedeyn doğru mu söyledi?" dedi,Evet, diye işarette bulundular.Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yerine dönüp kalan iki rekatı kıldırdı, sonra selâm verdi, tekbir aldı ve her zamanki secdesi gibi veya ondan daha uzun secde yapıp başını kaldırdı, tekrar tekbir aldı ve normal secdesi gibi veya ondan daha uzunca bir secde daha yaptı, sonra başını kaldırdı ve tekbir aldı.Sahih-i Buhârî.

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: صَلَّى النبي صلى الله عليه وسلم إِحْدَى صَلاَتَيِ العَشِيّ -قال محمد: وَأَكْثَرُ ظَنِّي العصر- رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ سَلَّمَ، ثم قام إلى خَشَبَةٍ فِي مُقَدَّمِ المَسْجِدِ، فَوَضَعَ يَدَهُ عَلَيْهَا، وفيهم أبو بكر، وعمر رضي الله عنهما ، فَهَابَا أَنْ يُكَلِّمَاهُ، وخرج سَرَعَانُ النَّاسِ فَقَالُوا: أَقَصُرَتِ الصلاة؟ وَرَجُلٌ يَدْعُوهُ النبي صلى الله عليه وسلم ذُو اليَدَيْنِ، فَقَالَ: أَنَسِيتَ أَمْ قَصُرَتْ؟ فَقَالَ: لَمْ أَنْسَ وَلَمْ تُقْصَرْ، قَالَ: «بَلَى قَدْ نَسِيتَ، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ سَلَّمَ، ثُمَّ كَبَّرَ، فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ، فَكَبَّرَ، ثُمَّ وَضَعَ رَأْسَهُ، فكبر، فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ وَكَبَّرَ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ki:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:Muhammed dedi ki:Bize aşiyy -öğle veya ikindi- namazlarından birini kıldırdı. İki rekatten sonra selâm verdi. Sonra mescidin ön cephesindeki tahtanın yanında durup ellerini biri biri üstüne gelecek şekilde o tahtaya koydu. Yüzünde hiddet (belirtileri) görülüyordu. Bu ara "namaz kısaldı, namaz kısaldı" diyerek acele ile mescitten çıkanlar oldu. Cemaat içinde Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ-'da vardı. Fakat bu ikisi, Peygamber'e birşey söylemekten çekindiler. Bu esnada, Rasûlullah'ın zülyedeyn (iki elli) adını taktığı bir adam kalkıp:Ya Resûlullah! Unuttun mu? Yoksa namaz kısaltıldı mı? dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- unutmadım, namaz, kısaltılmadı da" buyurdu. Adam: Hayır ya Rasûlallah! Unuttun dedi. Peygamber cemaate dönüp: Zülyedeyn doğru mu söyledi?" dedi,Evet, diye işarette bulundular.Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yerine dönüp kalan iki rekatı kıldırdı, sonra selâm verdi, tekbir aldı ve her zamanki secdesi gibi veya ondan daha uzun secde yapıp başını kaldırdı, tekrar tekbir aldı ve normal secdesi gibi veya ondan daha uzunca bir secde daha yaptı, sonra başını kaldırdı ve tekbir aldı.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Hadisi şerif namaz kılanın unutursa ya da eksik olursa namazında yapması gereken şeyi açıklıyor.Kalan namazı tamamlar sonra da selam verir sonra da sehiv için iki secde yaparak hasıl olan hatayı giderir.Ebû Hureyre -radıyallahu anh- Şüphesiz ki; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ya öğle ya da ikindi namazını kıldığını ve ilk iki rekatı kılınca selam verdiğini rivayet ediyor.-sallallahu aleyhi ve sellem- tam olduğu için tam amel harici bir amele kalbi mutmain olmuyor.Sebebini bilmediği eksiklik ve hata hissetti.Tedirgin bir şekilde mescitteki tahtanın üzerine doğru kalktı ve durdu.Ve ellerini birleştirdi.Çünkü büyük olan nefsi orada tamamlamadığı bir şey olduğunu hissetti.Namaz kılanlardan acele edenler mescidin kapılarından çıktılar ve onlar aralarında bir şey oldu diye konuşuyorlardı.O da namazın kısalmasıydı.Sanki onlar peygamberlik makamını büyük görüp unutmanın olacağını düşünmediler.Ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gönüllerindeki heybetinden dolayı onlardan hiç biri bu konuyu açmaya cüret edemediler.Bu konuda Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ- içinde durum böyleydi.Ancak sahabeden kendisine ''Zülyedeyn'' denilen bir adam vardı.Bu sessizliği bozarak Nebî --sallallahu aleyhi ve sellem-'e şu sözüyle soru sordu:Ey Allah'ın Rasûlü! Unuttun mu yoksa namaz mı kısaldı?Peygamber --sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:-zannına binaen- Unutmadım ve kısalmadı.O vakit Zülyedeyn -radıyallahu anh- namazın kısalmadığını bilince,kendisi de peygamberin sadece iki rekat kıldığına emin olunca ve Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in unuttuğunu bildi.Hemen dedi ki:Bilakis unuttun.Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Zülyedeyn'in haberinin doğru olup olmadığını onaylamak istedi.Etrafında olan sahabelerine şöyle dedi:Zülyedeyn'in dediği gibi ben ancak iki rekat mı kıldım?Dediler ki:Evet.O vakit Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öne geçti ve namazdan terk ettiği rekatları kıldı.Teşehhüdden sonra selam verdi sonra oturduğu halde tekbir getirdi.Namazın içindeki secde gibi ya da daha uzun secde etti.Sonra da başını secdeden kaldırdı ve tekbir getirdi.Sonra da secdesinin aynısı gibi ya da daha uzunu tekbir getirip secde etti.Sonra başını kaldırdı tekbir getirdi sonra da selam verdi ve teşehhüd yapmadı.

Kaynakça

صحيح مسلم، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. صحيح البخاري، لأبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري, تحقيق محمد زهير بن ناصر الناصر، الناشر: دار طوق النجاة، الطبعة الأولى 1422هـ. توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبدالله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة، ط الخامسة 1423هـ. تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، (ط10)، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Sizden biriniz namazda şek (şüphe) eder de üç mü, yoksa dört rekât mı kıldığını bilmezse, şüpheyi atsın ve kalbinin emin olduğu şeye göre namazını bina etsin, yani tamam­lasın. Sonra da henüz selam vermeden (namazın sonunda) iki secde yapsın

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا شَكَّ أَحَدُكُمْ فِي صَلَاتِهِ، فَلَمْ يَدْرِ كَمْ صَلَّى ثَلَاثًا أَمْ أَرْبَعًا، فَلْيَطْرَحِ الشَّكَّ، وَلْيَبْنِ عَلَى مَا اسْتَيْقَنَ، ثُمَّ يَسْجُدُ سَجْدَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يُسَلِّمَ، فَإِنْ كَانَ صَلَّى خَمْسًا شَفَعْنَ لَهُ صَلَاتَهُ، وَإِنْ كَانَ صَلَّى إِتْمَامًا لِأَرْبَعٍ كَانَتَا تَرْغِيمًا لِلشَّيْطَانِ».
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz namazda şek (şüphe) eder de üç mü, yoksa dört rekât mı kıldığını bilmezse, şüpheyi atsın ve kalbinin emin olduğu şeye göre namazını bina etsin, yani tamam­lasın. Sonra da henüz selam vermeden (namazın sonunda) iki secde yapsın. Bu durumda eğer beş rekât kılmış oluyor­sa, (iki secde yapmak suretiyle) onu çift rekâtlı yapmış olur. (Çünkü iki yanılma secdesi bir rekât yerine geçer.) Yok eğer dört rekâtlı kılmış oluyorsa, (o iki secde) şeytanı zelil ve hakir kılmış olur.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, namaz kılan bir kişinin namazında tereddüt edip üç mü, yoksa dört rekat mı kıldığını bilemediği durumda, şüpheli olan fazla sayıyı bırakmasını ve kesin olan üç rekata itibar etmesini bildirmiştir. Bu durumda üçüncü rekattan sonra dördüncü rekatı da kılar ve selam vermeden önce iki secde yapar. Kıldığı namaz aslında dört rekât ise; bir rekât ilave ile beş olur, iki sehiv secdesi bir rekât yerine geçer, böylece sayı tek rekât değil, çift rekât olur. Eğer fazladan kıldığı bir rekât namazın dördüncü rekâtı ise; hiçbir ekleme veya çıkarma yapılmaksızın namazını eda etmiş olacaktır. İki sehiv secdesi, Şeytan'ı zelil etmek, onu mağlup edip hedefine ulaşmaktan uzaklaştırmak içindir. Çünkü Şeytan, kişinin namazını karıştırmış ve onu bozmak için uğraşmıştır. Ancak Âdemoğlu, Allah Teâlâ’nın secde emrine uyarak namazını tamamlamış olur. Bu secde, İblis’in Allah’a isyan edip Âdem’e secde etmekten kaçındığı emrin tam zıddını yerine getirme anlamı taşır.

Faydalar
  1. Namaz kılan kimse, namazında şüpheye düşerse, iki şeyden biri kendisine daha ağır basmıyorsa, şüpheyi bir kenara atmalı ve kesin olduğunu düşündüğü (rekât sayısına itibar ederek) ki o az olandır, onunla amel etmelidir. Namazını tamamlamalı ve selam vermeden önce sehiv secdesi yapmalı sonra selam vermelidir.
  2. Bu iki secde, namazı telafi etmenin, Şeytan'ı arzuladığı şeyden uzak, yıkılmış ve aşağılanmış bir duruma döndürmenin bir yoludur.
  3. Hadisteki şüphe, tercih etme durumu olmayan tereddüttür. Zannı galibi var ve ağır basıyorsa, ona göre hareket edilir.
  4. Vesveselerle mücadele etmek ve şeriatın emrine uyarak onu uzaklaştırmak teşvik edilmiştir.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 400) (571). توضيح الأحكام شرح بلوغ المرام، للبسام (2/ 338). منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (3/ 222). مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (2/ 799).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Namaz hakkında yeniden bir şey (vahiy) gelmiş olsaydı, muhakkak bunu size (önceden) haber verirdim. Fakat ben de sizin gibi bir insanım. Sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum. (Bir şeyi) unuttuğum zaman bana hatırlatınız. İçinizden biri namazından şüphe edecek olursa doğru olmaya daha yakın olan ihtimali seçsin (doğrudur diye verdiği karara yönelsin) de namazını onun üzerine tamamlasın. Sonra selam versin, sonra da iki kere secde yapsın.»

عن عبد الله بن مسعود رضي الله عنه قال: صلى النبي صلى الله عليه وسلم -قال إبراهيم: لا أدري زاد أو نقص- فلما سلم قيل له: يا رسول الله، أحَدَثَ في الصلاة شيء؟ قال: «وما ذاك»، قالوا: صليتَ كذا وكذا، فَثَنَّى رِجليْهِ، واستقبل القبلة، وسَجَدَ سجدتين، ثم سلم، فلما أقبل علينا بوجهه، قال: «إنه لو حَدَثَ في الصلاة شيءٌ لنَبَّأَتُكُم به، ولكن إنما أنا بَشَرٌ مثلكم، أنسى كما تَنْسَوْن، فإذا نسَيِتُ فذَكِّرُوني، وإذا شَكَّ أحدكم في صلاته، فَلْيَتَحَرَّ الصَّوَابَ فليُتِمَّ عليه، ثم ليسلم، ثم يسجد سجدتين».
Abdullah b. Mesûd -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre O şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kıldırdı.(hadisin ravilerinden) İbrahim: "Namazı artırdı mı, eksiltti mi bilmiyorum" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- selam verince O'na: "Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz hakkında yeniden bir şey mi (vahiy mi) geldi?" denildi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Neden sordun?» buyurdu.(Sahabiler) Şöyle, şöyle kıldınız da ondan, dediler. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- hemen (teşehhüd vaziyetini alarak) iki bacağını kıvırdı ve kıbleye karşı yönelip iki secde etti. Sonra selam verdi. Sonra yüzünü bize döndürdü ve şöyle buyurdu: «Namaz hakkında yeniden bir şey (vahiy) gelmiş olsaydı, muhakkak bunu size (önceden) haber verirdim. Fakat ben de sizin gibi bir insanım. Sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum. (Bir şeyi) unuttuğum zaman bana hatırlatınız. İçinizden biri namazından şüphe edecek olursa doğru olmaya daha yakın olan ihtimali seçsin (doğrudur diye verdiği karara yönelsin) de namazını onun üzerine tamamlasın. Sonra selam versin, sonra da iki kere secde yapsın.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Hadis; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara namaz kıldırdığını ve namazda fazla ya da eksik yaptığını açıklıyor. Sahabe namazda bir değişiklik mi oldu diye sordu? Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, namaz hakkında yeniden bir şey (vahiy) gelmiş olsaydı, muhakkak bunu onlara (önceden) haber vereceğini söyledi ve sonra kendisinin de bizim gibi insan olduğunu ve namazda fazla yahut noksan kılarak unutabildiğini zikretti. Daha sonra namazda unutarak fazla ya da eksik kılanın hükmünü zikretti. Eksik ya da fazla kıldığını düşünen kimsenin, kıldığı rekâtların ne kadar olduğuna bakması ve şayet namazda eksik varsa tamamlamasını yoksa iki defa sehiv secdesi yapmasını ve son olarak selam vermesi gerektiğini zikretti.

Kaynakça

صحيح مسلم، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. صحيح البخاري، لأبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري, حقيق محمد زهير بن ناصر الناصر، الناشر: دار طوق النجاة، الطبعة الأولى 1422هـ. توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبدالله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة، ط الخامسة 1423هـ. منحة العلام في شرح بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن صالح الفوزان، ط 1، 1427هـ، دار ابن الجوزي. فتح ذي الجلال والإكرام بشرح بلوغ المرام، للشيخ ابن عثيمين، المكتبة الإسلامية، القاهرة، تحقيق صبحي رمضان وأم إسراء بيومي- الطبعة الأولى 1427هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Muğîre b. Şu'be -radıyallahu anh- bize namaz kıldırdı. İki rekâtta kalktı. Biz de "Subhanallah" dedik. "Subhanallah" dedi ve devam etti. Namazını tamamlayıp selam verince iki defa sehiv secdesi yaptı. Bitirdikten sonra şöyle dedi: ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i benim bu yaptığım şekilde yaparken gördüm."

عن زياد بن علاقة قال: صَلَّى بِنَا المغيرة بنُ شُعْبَةَ فَنَهَضَ في الركعتين، قلنا: سبحان الله، قال: سبحان الله وَمَضَى، فَلَمَّا أَتَمَّ صَلَاتَهُ وَسَلَّمَ، سَجَدَ سَجْدَتَيِ السَّهْوِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ، قَالَ: «رَأَيْتُ رسول الله صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ كَمَا صَنَعْتُ».
Ziyâd b. İlâka dedi ki: Muğîre b. Şu'be -radıyallahu anh- bize namaz kıldırdı. İki rekâtta kalktı. Biz de "Subhanallah" dedik. "Subhanallah" dedi ve devam etti. Namazını tamamlayıp selam verince iki defa sehiv secdesi yaptı. Bitirdikten sonra şöyle dedi: ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i benim bu yaptığım şekilde yaparken gördüm.''
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadis Muğîre b. Şu'be -radıyallahu anh-'ın uygulamasıyla şunu ortaya koyuyor: O, namazında dalgınlık yaptı ve teşehhüd yapmadı, arkasındaki insanlar "Subhanallah" dediler bunu anladı, ama yine de namazını tamamladı. Selam verdikten sonra dalgınlık için iki secde yaptı. Bu yaptığını Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in fiiline dayandırdı. Daha doğru olan sehiv secdesinin, Abdullah b. Mâlik b. Buhayne hadisi gereğince selamdan önce olmasıdır.

Kaynakça

سنن أبي داود، سليمان بن الأشعث أبوداود، دار الفكر، تحقيق : محمد محيي الدين عبد الحميد. سنن الترمذي، محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق: أحمد محمد شاكر وآخرين، دار إحياء التراث العربي، بيروت. مسند الإمام أحمد بن حنبل، أحمد بن حنبل أبو عبدالله الشيباني، تحقيق: شعيب الأرنؤوط و عادل مرشد، وآخرون، تحت إشراف: عبد الله بن عبد المحسن التركي، مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى1421هـ، 2001م. سنن الدارمي، تحقيق: حسين سليم أسد الداراني، دار المغني للنشر والتوزيع، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الأولى 1412هـ، 2000م. توضيح الأحكام شرح بلوغ المرام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة المكرمة، الطبعة الخامِسَة، 1423هـ، 2003 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Selam verdikten sonra her sehiv (yanılma) için iki secde vardır.»

عن ثوبان رضي الله عنه : أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «لكل سهو سجدتان بعدما يُسَلِّمُ».
Sevbân -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Selam verdikten sonra her sehiv (yanılma) için iki secde vardır.»
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Buradan murad edilen, namazda fazlalık, eksiklik ya da şüphe sebebiyle olan hangi yanılgı olursa olsun bu, sehiv secdesini gerektirir. Hadis, sehiv secdesinin selamdan sonra olmasını söyleyenlerin delillerindendir. Bu babtaki delilleri toplarsak selamdan sonra yapılacak sehiv secdesinin iki durumda olacağını gerektirmektedir. Şayet selam eksik olmuşsa veya şüphe etmişse zannı galibine göre hareket eder. Bu iki durumda sehiv secdesi selamdan sonra olur. Bu ikisi haricinde ise selamdan önce olur.

Kaynakça

مسند أحمد بن حنبل، لأبي عبد الله أحمد بن محمد بن حنبل، تحقيق أبو المعاطي النوري، عالم الكتب. السنن، لأبي داود سليمان بن الأشعث السجستاني ، دار الفكر، تحقيق : محمد محيي الدين عبد الحميد. صحيح أبي داود للألباني، ط1، مؤسسة غراس للنشر والتوزيع، الكويت، 1423 هـ. توضيح الأحكام من بلوغ المرام للحافظ أحمد بن علي بن حجر العسقلاني، عبدالله بن عبد الرحمن البسام ، مكتبة الأسدي، مكة ، ط الخامسة 1423هـ .

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ebu Hureyre -radıyallahu anh- onlara “Gök yarıldığı zaman...” (İnşikâk Suresi:1) ayetini okudu ve secde etti. Secdeyi bitirdiği zaman onlara Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in de bu ayette secde ettiğini haber verdi.

عن أبي رافع أن أبا هريرة رضي الله عنه قرأ لهم: «إذا السماء انْشَقَّتْ» فسجد فيها، فلما انصَرَفَ أخبرهم أن رسول الله صلى الله عليه وسلم سجد فيها.
Ebu Râfiğ anlatıyor: Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’ın onlara “Gök yarıldığı zaman...” (İnşikâk Suresi: 1) ayetini okudu ve secde etti. Secdeyi bitirdiği zaman onlara Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in de bu ayette secde ettiğini haber verdiğini rivayet etmiştir.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Ebu Hureyre -radıyallahu anh- İnşikâk Sûresi’ni okuduğu ve “Onlara Kur’an okunduğu zaman secde etmezler.” ayetine gelince secde ettiği zikredilmiştir. Ona, Ebu Râfiğ -radıyallahu anh- bu surede secde etmekle alakalı karşı çıktığında ki, bu bir başka rivayette şu şekilde gelmiştir: Ebu Râfiğ dedi ki: Ebu Hureyre’ye; “Bu secde de nedir?" dedim. Ebu Râfiğ, Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’a Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’den onun Medine’ye geldikten sonra mufassal surelerde secde etmediği rivayet olunduğu için karşı çıkmıştır. Bunun üzerine Ebu Hureyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir: “Eğer Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i secde ederken görmemiş olsaydım secde etmezdim.” Yani ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e uyduğum ve onu örnek aldığım için secde ettim, demek istemiştir.

Kaynakça

صحيح مسلم، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء التراث العربي، بيروت. توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبدالله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة، ط الخامسة 1423هـ. تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام، شرحه الشيخ د. صالح بن فوزان الفوزان، اعتنى بإخراجه: عبد السلام السليمان، ط 1، 1427هـ - 2006م. فتاوى اللجنة الدائمة، اللجنة الدائمة للبحوث العلمية والإفتاء، جمع وترتيب: أحمد بن عبد الرزاق الدويش.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 15
15 hadis
  1. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara öğle namazını kıldırırken (birinci teşehhüde) oturmadan (üçüncü rekat için) ayağa kalktı. Cemaat de, onunla birlikte ayağa kalktı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- namazını tamamladığında, insanlar selam vermesini beklerken, o, selam vermeden önce (Allahu Ekber diye) tekbir alıp oturduğu halde (yanılmadan dola­yı) iki secde yaptı, sonra da selam verdi.
  2. Sehiv secdesi hakkında rivayet olunan zülyedeyn hadisi
  3. Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ki:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:Muhammed dedi ki:Bize aşiyy -öğle veya ikindi- namazlarından birini kıldırdı. İki rekatten sonra selâm verdi. Sonra mescidin ön cephesindeki tahtanın yanında durup ellerini biri biri üstüne gelecek şekilde o tahtaya koydu. Yüzünde hiddet (belirtileri) görülüyordu. Bu ara "namaz kısaldı, namaz kısaldı" diyerek acele ile mescitten çıkanlar oldu. Cemaat içinde Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ-'da vardı. Fakat bu ikisi, Peygamber'e birşey söylemekten çekindiler. Bu esnada, Rasûlullah'ın zülyedeyn (iki elli) adını taktığı bir adam kalkıp:Ya Resûlullah! Unuttun mu? Yoksa namaz kısaltıldı mı? dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- unutmadım, namaz, kısaltılmadı da" buyurdu. Adam: Hayır ya Rasûlallah! Unuttun dedi. Peygamber cemaate dönüp: Zülyedeyn doğru mu söyledi?" dedi,Evet, diye işarette bulundular.Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yerine dönüp kalan iki rekatı kıldırdı, sonra selâm verdi, tekbir aldı ve her zamanki secdesi gibi veya ondan daha uzun secde yapıp başını kaldırdı, tekrar tekbir aldı ve normal secdesi gibi veya ondan daha uzunca bir secde daha yaptı, sonra başını kaldırdı ve tekbir aldı.Sahih-i Buhârî.
  4. Sizden biriniz namazda şek (şüphe) eder de üç mü, yoksa dört rekât mı kıldığını bilmezse, şüpheyi atsın ve kalbinin emin olduğu şeye göre namazını bina etsin, yani tamam­lasın. Sonra da henüz selam vermeden (namazın sonunda) iki secde yapsın
  5. «Namaz hakkında yeniden bir şey (vahiy) gelmiş olsaydı, muhakkak bunu size (önceden) haber verirdim. Fakat ben de sizin gibi bir insanım. Sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum. (Bir şeyi) unuttuğum zaman bana hatırlatınız. İçinizden biri namazından şüphe edecek olursa doğru olmaya daha yakın olan ihtimali seçsin (doğrudur diye verdiği karara yönelsin) de namazını onun üzerine tamamlasın. Sonra selam versin, sonra da iki kere secde yapsın.»
  6. Muğîre b. Şu'be -radıyallahu anh- bize namaz kıldırdı. İki rekâtta kalktı. Biz de "Subhanallah" dedik. "Subhanallah" dedi ve devam etti. Namazını tamamlayıp selam verince iki defa sehiv secdesi yaptı. Bitirdikten sonra şöyle dedi: ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i benim bu yaptığım şekilde yaparken gördüm."
  7. «Selam verdikten sonra her sehiv (yanılma) için iki secde vardır.»
  8. Ebu Hureyre -radıyallahu anh- onlara “Gök yarıldığı zaman...” (İnşikâk Suresi:1) ayetini okudu ve secde etti. Secdeyi bitirdiği zaman onlara Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in de bu ayette secde ettiğini haber verdi.
  9. Sa'd Suresi'ndeki secde, kesinkes emrolunan secdelerden değildir. Ancak ben, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i bu surede secde ederken gördüm.
  10. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Necm Sûresi'ni okudum, o ise secde etmedi.
  11. Ya Rasûlallah! Hac Sûresi'nde iki secde var mı? diye sordum. «Evet, o secdeleri yapmak istemeyen o ayetleri okumasın.» buyurdu.
  12. Rabîa b. Abdillah el Hudeyr et-Teymi'den rivayet edildiğine göre:Ebu Ömer b. Hattab -radıyallahu anh-'ın bir Cuma günü minber üzerinde Nahl suresini okumuş, nihayet secde ayetine geldiği zaman minberinden inip secde etmiş ; insanlar da onunla beraber secde etmişler. Ertesi Cuma olduğu zaman Ömer, o sureyi yine okumuş, nihayet secde Ayetine geldiği zaman: Ey insanlar! Biz secde ayetini okuyup geçiyoruz, binaenaleyh her kim secde ederse, muhakkak sünnete icabet etmiş; doğru yapmıştır. Her kim de secde etmezse, ona da günah yoktur, demiştir. Ve Ömer -radıyallahu anh- kendisi de secde etmemiştir. Ve başka bir rivayette:''Şüphesiz ki Allah’u Teâlâ - tilavet - secdesini farz kılmadı.Bizim ismememiz müstesnadır.''Sahih- i Buhârî.
  13. "Mutlu olacağı bir haber geldiğinde ya da bir şeyle müjdelendiğinde Allah'a şükrederek secdeye kapanırdı."
  14. «Cebrâil -aleyhisselam- bana gelerek, şunu müjdeledi: Allah -Azze ve Celle- sana salat selam getirene, salat selam edeceğini haber verdi. Ben de bu müjde sebebiyle Allah -Azze ve Celle-'ye şükür secdesinde bulundum.»
  15. Berâ -radıyallahu anh- dedi ki:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Halid b. Velîd -radıyallahu anh-'ı onları İslama davet etmesi için Yemen'e gönderdi onun davetine icabet etmediler.Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali b. Ebî Talib'i gönderdi ve ona Halid ve onunla beraber olanların geri dönmelerini sadece Halid ile beraber olup Ali -radıyallahu anh- ile kalmak isteyen kimsenin kalmasını emretti.Berâ -radıyallahu anh- bende onunla beraber kalanlardan biriydim dedi.O topluluğa yaklaşınca bize doğru çıkıp geldiler Ali -radıyallahu anh- bize namaz kıldırdı bizde arkasında bir saf olduk.Sonra da bizim önümüze geçti.Onlara Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yazısını okudu ve peşinden Hemedân kabilesinin hepsi müslüman oldular.Ali -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Müslüman olduklarını yazdı.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yazıyı okuyunca secdeye kapandı.Sonra da başını kaldırdı ve şöyle buyurdu:''Hemedân'a selam olsun Hemedân'a selam olsun.Beyhakî Sünen-i Kübrâ.

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com