İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Halkına Karşı Yöneticinin Hakkı

18 hadis

«Allah Teâlâ bir devlet başkanı hakkında hayır dilediği zaman, ona unuttuğunu hatırlatan, hatırladığını yapmaya yardım eden doğru sözlü bir yardımcı verir. Şayet Allah Teâlâ o devlet başkanı için hayır dilemezse, ona unuttuğunu hatırlatmayan ve hatırladığını yapmaya da yardım etmeyen kötü bir yardımcı verir.»

عن عائشة رضي الله عنها مرفوعًا: «إِذَا أَرَادَ اللهُ بِالأمِيرِ خَيرًا، جَعَلَ لَهُ وَزِيرَ صِدقٍ، إِنْ نَسِيَ ذَكَّرَهُ، وَإِنْ ذَكَرَ أَعَانَهُ، وَإِذَا أَرَادَ بِهِ غَيرَ ذَلِكَ جَعَلَ لَهُ وَزِيرَ سُوءٍ، إِنْ نَسِيَ لَمْ يُذَكِّرهُ، وَإِنْ ذَكَرَ لَمْ يُعِنْهُ».
Âişe -radıyallahu anha-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah Teâlâ bir devlet başkanı hakkında hayır dilediği zaman, ona unuttuğunu hatırlatan, hatırladığını yapmaya yardım eden doğru sözlü bir yardımcı verir. Şayet Allah Teâlâ o devlet başkanı için hayır dilemezse, ona unuttuğunu hatırlatmayan ve hatırladığını yapmaya da yardım etmeyen kötü bir yardımcı verir.»
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ bir devlet başkanı hakkında hayır dilediği zaman» Bu hadiste bahsedilen irade (dilemek) kaderi kevni iradedir. Bundan dolayı hayır ve şer olarak gelmiştir. Allah Teâlâ o dilediği şeyi seve de bilir, buğz da edebilir. Bu, Allah Teâlâ'nın sevdiği şeri iradeyi de kapsayan genel bir iradedir. Bu hayır; kendisine doğru sözlü bir yardımcı bahşedilen yönetici olarak tefsir edilmiştir. Bu hayır; iki cihandaki hayra muvaffak kılınmak olduğu gibi, cennet olarak da tefsir edilmiştir. «Ona doğru sözlü bir yardımcı verir» ifadesi; sözlü ve fiili, gizli ve açık bütün hususları içerir. Bu yardımcıya doğruluk izafe edilmiştir. Çünkü dostlukta ve diğer hususlarda esas olan budur. «Unutuğunda» Bu yönetici unuttuğunda, ihtiyacı olan şeyi unuttuğunda -unutmak beşerin tabiatında olan birşeydir- ya da şer'i bir hükümde yanıldığında ya da mazlumun davasında veyahut da yönettiği kimselerin maslahatı olan bir hususta «Ona hatırlatır» yani, bu doğru sözlü vezir, ona doğru yolu gösterir. Yönetici «hatırladığında» sözü, fiili ve görüşü ile «ona yardımcı olur.» «Şayet Allah Teâlâ, o devlet başkanı için bunu dilemezse» Yani hayır dilemezse, onun için şer dilemiştir. Şerden uzak durmak i'ma ile tabir edilmiştir. Çünkü uzak durduğunda çirkinlik ve iğrençliğinden dolayı -şer- ismi ile zikredilir. Kendisinden uzaklaşıldığında uzaklaşılan o şeyin ismi ile zikredilmesi evladır. Eğer bu şer yapılırsa uzağı işaret eden işaret zamiri ile "Şunu" diye ifade edilir. Bu hadiste hayrın tazim edilip, makamının yükseltilmesi, onu talep etmeye teşvik ve onu elde etmede çaba sarfetmek vurgulanmıştır. Netice olarak «ona kötü bir yardımcı verir» ifadesi ile kastedilen şey; hayrı istenilen yöneticinin tam tersi olarak bu kimseye sözünde yaptıklarında kötü olan bir yardımcı verir anlamı kastedilmiştir. «Unuttuğunda» kesinlikle yapması gereken bir şeyi terk ettiğinde «ona bu şeyi hatırlatmaz» Çünkü onu buna sevk edecek nurlu bir kalbi yoktur. «Hatırladığını yapmaya yardım etmeyen» hayırlı işte ona yardım etmek bir tarafa onu, bu hayrı işlemekten engellemeye çalışır. Bu; onun tabiatının şerli olmasından ve amelinin kötülüğünden dolayı böyledir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الدمام، الطبعة: الأولى 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، فيصل بن عبد العزيز المبارك، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة: الأولى 1423هـ، 2002م. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، محمد علي بن البكري بن علان، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، الطبعة: الرابعة 1425هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ. صحيح الترغيب والترهيب، محمد ناصر الدين الألباني، مكتبة المعارف، الرياض، الطبعة: الخامسة. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ، 1987م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Allah, bir peygamber gönderdiği ve bir kimseyi halife yaptığı zaman, muhakkak onun iki türden sırdaşı olmuştur. Bunun biri ona marûfu, hayır yolunu emreder ve onu o yola teşvik eder durur. Diğeri de ona şerri emreder ve onu şer üzerine teşvik eder durur.»

عن أبي سعيد الخدري وأبي هريرة رضي الله عنهما مرفوعاً: "ما بعث الله من نبي ولا اسْتَخْلَفَ من خليفة إلا كانت له بطانتان: بطانة تأمره بالمعروف وتَحُضُّهُ عليه، وبطانة تأمره بالشر وتَحُضُّهُ عليه، والمعصوم من عصم الله".
Ebu Saîd El-Hudrî ve Ebu Hureyre -radıyallahu anhumâ-'dan merfû olarak rivayet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah, bir peygamber gönderdiği ve bir kimseyi halife yaptığı zaman, muhakkak onun iki türden sırdaşı olmuştur. Bunun biri ona marûfu, hayır yolunu emreder ve onu o yola teşvik eder durur. Diğeri de ona şerri emreder ve onu şer üzerine teşvik eder durur. Masûm (korunmuş) olan ise Yüce Allah'ın fenalıklardan koruduğu kimsedir.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah’ın, bir peygamber gönderdiği ve bir kimseyi halife yaptığı zaman, muhakkak onun iki türden sırdaşı olduğunu, bunlardan birinin ona marûfu, hayır yolunu emredip onu bu yola teşvik edip durduğunu, diğerinin ise ona şerri emredip onu şer üzerine teşvik edip durduğunu ve şerre teşvik edip onu emreden kimsenin etkisinden Yüce Allah'ın fenalıklardan koruduğu kimsenin korunmuş olduğunu haber vermiştir.

Kaynakça

صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الطبعة: الأولى 1418 هـ، 1997م. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ، 1987م. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ، 2007م. شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«(Benden) bir şeyi ısrarla istemeyin. Allah'a yemin olsun ki, biriniz benden bir şey ister de o istediğini benden ben hoşnut olmasam da alır ve böylece kendisine verdiğimde bereket olmaz.»

عن معاوية بن أبي سفيان رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لا تُلْحِفُوا في المسأَلة، فوالله لا يَسْألني أحدٌ منكم شيئًا، فَتُخْرِجَ له مسألته منِّي شيئًا وأنا له كارِهٌ، فيُبَارَك له فيما أَعْطَيتُه».
Ebu Abdurrahman Muaviye b. Ebî Sufyan -radiyallahu anh-'den rivayet olunduğuna göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «(Benden) bir şeyi ısrarla istemeyin. Allah'a yemin olsun ki, biriniz benden bir şey ister de o istediğini benden ben hoşnut olmasam da alır ve böylece kendisine verdiğimde bereket olmaz.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Muaviye b. Ebî Sufyan -radiyallahu anh-'den rivayet olunduğuna göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: (Benden) bir şeyi ısrarla istemeyin. Yani ısrarla talep etmeyin. İstemede aşırı gitmeyin. Hadiste geçen 'elhafe' ısrar etmek manasına gelen 'elahhe' fiiliyle tefsir edilir. Allah'a yemin olsun ki, biriniz benden bir şey ister de o istediğini benden, ben hoşnut olmasam da alır. Yani benden istenilen şeyi ben hoşlanmasam da benden alır. Burdaki cümle hal cümlesidir. Böylece kendisine verdiğimde bereket olmaz. Yani ısrarla istemesine karşılık bereket bulamaz.

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430 هـ مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف: عبيد الله بن محمد المباركفوري، الناشر: إدارة البحوث العلمية والدعوة والإفتاء، الطبعة: الثالثة - 1404 هـ بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، نسخة الكترونية ، لا يوجد بها بيانات نشر. صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة ، الطبعة الأولى : 1397 هـ الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي ، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل ، الطبعة: الأولى، 1428 هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Din samimiyettir

عن تميم الداري رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «الدِّينُ النَّصِيحَةُ» قُلْنَا: لِمَنْ؟ قَالَ: «لِلهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلِأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ».
Temîm ed-Dârî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Din samimiyettir.» Biz kendisine: Kime karşı? diye sorduk. Peygamber Efendimiz: «Allah'a, kitabına, Rasûlüne, Müminlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlara.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- dinin ihlas ve doğruluk üzerine inşa edildiğini, Yüce Allah'ın farz kıldığı şekilde tam, eksiksiz ve aldatma olmadan yerine getirilmesi gerektiğini haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e samimiyet kim içindir? diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: Birincisi: Allah Teâlâ'ya Karşı Samimiyet: Ameller sadece O'na yapılır ve O'na hiçbir şey ortak koşulmaz. O'nun rububiyetine, uluhiyetine, isim ve sıfatlarına iman eder, emrini yüceltir ve O'na iman etmeye davet ederiz. İkincisi: Yüce Allah'ın Kitabı Kur'an-ı Kerim'e Karşı Samimiyet: Onun Allah'ın kelamı, kitapların sonuncusu, kendinden önceki bütün dinlerin hükmünü ortadan kaldırdığına iman ederiz. Onu hakkıyla okur, muhkem ayetleri ile amel eder ve müteşabih ayetlerinden selamette olur, Kur'an ayetlerini tahrif edenlerin şüphelerini def eder, verdiği öğütleri alır, Kur'an ilimlerini yayar ve ona davet ederiz. Üçüncüsü: Allah'ın Rasûlü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Karşı Samimiyet: Onun son peygamber olduğuna iman ederiz, getirdiklerini tasdik ederiz, emrettiklerini yapar, yasakladıklarından kaçınırız. Yüce Allah'a yalnızca onun öğrettikleri ile ibadet ederiz. Onun hakkını tazim eder, ona hürmet eder, davetini yayar, şeriatını insanlara aktarır ve ona atılan bütün iftiraları reddederiz. Dördüncüsü: Müslümanların Yöneticilerine Karşı Samimiyet: Hak üzere olduklarında onlara yardımcı olur, yönetim meselesinde onlarla tartışmayız. Allah'a itaat olan her meselede onlara itaat ederiz. Beşincisi: Müslümanlara Karşı Samimiyet: Onlara ihsanda bulunur ve davet ederiz, onlara eziyet etmekten sakınır, onlar için hayrı isteriz, takva ve iyilik üzerine onlarla yardımlaşırız.

Faydalar
  1. Herkese karşı samimiyet emredilmiştir.
  2. Dinde samimiyetin yeri ifade edilmiştir.
  3. Din; itikat, söz ve ameli kapsar.
  4. Nasihat edilecek kişiyi aldatmayı terk etmek ve onun hayrını istemek samimiyettir.
  5. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in öğretim metodunun güzelliği ifade edilmiştir. Bir şeyden genel olarak bahsetmiş sonra da onu detaylandırmıştır.
  6. Öncelik sırasına göre başlamak gerekir. Bundan dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- önce Allah'a karşı samimiyeti sonra kitabına karşı samimiyeti sonra Rasûlüne karşı samimiyeti sonra Müslümanların yöneticilerine karşı samimiyeti son olarak bütün Müslümanlara karşı olan samimiyeti zikretmiştir.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 74) (55). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثا النووية (ص21). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص115). شرح النووي على مسلم (2/ 37).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

'İmamlar (yöneticiler) sizin için namaz kılarlar; eğer eksiksiz kıldırırlarsa hem size hem de onlara sevabı vardır; şayet hata ederlerse, size sevap, onlara da ceza vardır.''

عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "يُصَلُّونَ لكم، فإن أصابوا فلكم، وإن أخطأوا فلكم وعليهم".
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:''İmamlar (yöneticiler) sizin için namaz kılarlar; eğer eksiksiz kıldırırlarsa hem size hem de onlara sevabı vardır; şayet hata ederlerse, size sevap, onlara da ceza vardır.''
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sizin için namaz kılan yöneticilerin olduğunu,eğer eksiksiz kıldırırlarsa hem size hem de onlara sevabı olduğunu,şayet hata ederlerse, size sevap, onlara da ceza olduğunu haber vermiştir.Bu yöneticilerde olsa da cami imamlarının da kapsamaktadır.(Sevap ya da günah ) Hher birinin namaz kılarken yaptığı kötülüğü ve iyiliğine göredir.Hadiste yöneticilere karşı sabretmenin gerekli olduğuna işaret vardır.Şayet namazda yanlış bile yapsalar ve vaktinde kılmasalar dahi onların yaptıklarının doşına çıkmamak gerektiği ve onların namazı ertelediği gibi cemaatle namazı ertelemememiz gerektiğidir.O vakit namazı ilk vaktinde kılmayarak geciktirmemiz,cemaate uymak ve onlardan aykırı davranmamak için mazeretli bir geciktirme olur.Bu durumda bizim için sanki ilk vaktinde namaz kılmış gibi oluruz.Geciktirmenin şartı namaz vaktinin çıkmamasıdır.Bu da göstermektedir ki idarecilere karşı gelmek,onlara soğuk durmak,insanları onlara karşı kışkırtmak ve onların yanlışlarını ve kötülüklerini insanların arasında yaymak,bütün bunlar İslam dinine aykırıdır.

Kaynakça

صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت. نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى، 1397هـ، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ. بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي، سنة النشر: 1418هـ - 1997م. رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي، تحقيق: د.ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة الأولى، 1428هـ. شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426هـ. تطريز رياض الصالحين، لفيصل بن عبد العزيز المبارك النجدي, تحقيق: عبد العزيز آل حمد, دار العاصمة, الطبعة الأولى، 1423هـ. مجموع فتاوى العلامة عبد العزيز بن باز -رحمه الله- أشرف على جمعه وطبعه: محمد بن سعد الشويعر.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Dinleyin ve itaat edin! Onlar, kendi vazifelerinden sorumlu, siz de kendi vazifenizden sorumlusunuz

عَنْ وَائِلٍ الْحَضْرَمِيِّ قَالَ: سَأَلَ سَلَمَةُ بْنُ يَزِيدَ الْجُعْفِيُّ رضي الله عنه رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: يَا نَبِيَّ اللهِ، أَرَأَيْتَ إِنْ قَامَتْ عَلَيْنَا أُمَرَاءُ يَسْأَلُونَا حَقَّهُمْ وَيَمْنَعُونَا حَقَّنَا، فَمَا تَأْمُرُنَا؟ فَأَعْرَضَ عَنْهُ، ثُمَّ سَأَلَهُ، فَأَعْرَضَ عَنْهُ، ثُمَّ سَأَلَهُ فِي الثَّانِيَةِ أَوْ فِي الثَّالِثَةِ، فَجَذَبَهُ الْأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ، وَقَالَ: «اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا، فَإِنَّمَا عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا، وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ».
Vâil el-Hadramî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Seleme b. Yezîd el-Cu’fî -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle sordu: Ey Allah'ın Nebi'si! Bizden kendi haklarını isteyen, ama bize hakkımızı vermeyen idareciler gelecek olsa, bu durumda ne yapmamızı emredersin? diye Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sordu. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ona cevap vermedi. Sonra yine ikinci ya da üçüncü kez sordu. Eş'as b. Kays soruyu soran adamı çekti. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Dinleyin ve itaat edin! Onlar, kendi vazifelerinden sorumlu, siz de kendi vazifenizden sorumlusunuz.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e insanlardan işitip itaat etmelerini isteyen, fakat kendilerine düşen hakları -adaleti yerine getirmek, ganimeti vermek, zulümleri gidermek ve eşit davranmak gibi- vermeyen yöneticiler hakkında soruldu. “Bunlar karşısında bize neyi emredersin?” denildi. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan yüz çevirdi. Sanki bu soruları hoş görmüyordu. Fakat soruyu soran kişi ona ikinci ve üçüncü kez tekrar sordu. Eş'as b. Kays -radıyallahu anh- soruyu soran kişiyi çekerek onu susturmaya çalıştı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle cevap verdi: "Onların söylediklerini dinleyin ve emirlerine uyun. Çünkü adaleti yerine getirmek ve halkın hakkını vermek gibi kendilerine yüklenen ve sorumlu kılındıkları şeyler onlar sorumludur. Sizin üzerinize düşen itaat etmek, hakları yerine getirmek ve musibetlere karşı sabretmektir.

Faydalar
  1. Yöneticilere, halkın haklarını tam olarak yerine getirmeseler dahi, Allah Teâlâ’nın razı olduğu hususlarda dinleyip itaat etmek emredilmiştir.
  2. İdarecilerin görevlerini ihmal etmeleri, halka da görevlerini ihmal etme hakkı vermez. Herkes yaptığı işlerden sorumludur ve kusurlarından dolayı hesaba çekilir.
  3. Din, karşılıklı pazarlık ve şartlı bir değiş-tokuş üzerine kurulmuş değildir. Bilakis, karşı taraf kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmese bile, kişinin kendi üzerine vacip olanı yerine getirmesi esasına dayanır. Nitekim bu hadis-i şerifte de bu hakikat ifade edilmiştir.
Kaynakça

صحيح مسلم (3/ 1474) (1846). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 719). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 664). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص432). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 553).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını düzeltiyor; Kimimiz ok atma talimi yapıyor, kimimiz de meradaki hayvanlarının başında bulunuyordu. Derken Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in müezzini: Namaza toplanın! Diye seslendi. Biz de Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in etrafında toplandık. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şunları söyledi: “Benden önce gelen her peygamberin vazifesi, ümmetine, onlar hakkında hayırlı olduğunu bildiği şeyleri göstermek ve onlar için şer olduğunu bildiği şeylere karşı da onları uyarmaktı. Bu, ümmetinizin selameti, başında (ilk nesillerinde) olacaktır. Sonra gelenler ise belâlara ve yadırgadıkları bir takım hallere dûçar olacaklardır. Biri diğerini aratan fitneler gelecektir. Bu fitnelerden biri geldiğinde mü’min, ‘Bu beni helâk edecek! der. Ardından bu fitne kalkar, sonra bir fitne daha gelir. Mü’min yine,"Bu, (beni helâk edecek!) der ve bu şekilde devam eder. Cennete girmek ve cehennemden uzaklaştırılmak isteyen kimse, ölüm kendisine geldiğinde Allah’a ve ahiret gününe iman üzere olsun. İnsanlara da kendisine yapılmasını dilediği şeyleri yapsın. Kim, bir imama (hükümdara) bey'at edip, elini sıkıp ona yürekten bağlanırsa, gücü yettiği kadar ona itaat etsin. Eğer bir başkası çıkıp (iktidarı ele geçirmek için) onunla mücadeleye girişirse, onun boynunu vurun.”

عن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما قال: كنا مع رسول الله - صلى الله عليه وسلم- في سفر، فَنَزَلنَا مَنْزِلًا، فَمِنَّا مَنْ يُصلِح خِبَاءَه، ومِنَّا من يَنتَضِل، ومِنَّا مَن هو في جَشَرِهِ، إِذْ نادى مُنادي رسول الله صلى الله عليه وسلم : الصَّلاةُ جَامِعَةٌ. فاجْتَمَعنَا إلى رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فقال: «إِنَّه لَمْ يَكُن نبي قبْلِي إِلاَّ كَان حَقًّا عليه أَنْ يَدُلَّ أُمَّتَه عَلَى خَيرِ مَا يَعْلَمُهُ لَهُم، ويُنذِرَهُم شّرَّ ما يعلمه لهم، وإِنَّ أُمَّتُكُم هذه جَعَل عَافِيَتَهَا في أوَّلِها، وَسَيُصِيبُ آخِرَهَا بَلاَءٌ وأُمُورٌ تُنكِرُونَهَا، وتَجِيءُ فِتنَةٌ يُرَقِّقُ بَعْضُهَا بَعضًا، وتَجِيءُ الفتنة فيقول المؤمن: هذه مُهلِكَتِي، ثُمَّ تَنْكَشِف، وتجيء الفتنة فيقول المؤمن: هَذِه هذِه. فمَنْ أَحَبَّ أنْ يُزَحْزَحَ عن النار، ويدخل الجنة، فَلْتَأْتِه مَنِيَتُهُ وهو يؤمن بالله واليوم الآخر، وَلْيَأتِ إِلى النَّاسِ الَّذِي يُحِبُّ أَنْ يُؤْتَى إليه، ومَنْ بَايَع إِمَامًا فَأَعْطَاه صَفْقَةَ يَدِهِ، وَثَمْرَةَ قلْبِهِ، فَلْيُطِعُه إِن اسْتَطَاع، فَإِن جَاء آخَرُ يُنَازِعُه فَاضْرِبُوا عُنُقَ الآخَرِ».
Abdullah İbn. Amr -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını düzeltiyor; kimimiz ok atma talimi yapıyor, kimimiz de meradaki hayvanlarının başında bulunuyordu. Derken Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in müezzini: Namaza toplanın! Diye seslendi. Biz de Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in etrafında toplandık. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şunları söyledi: “Benden önce gelen her peygamberin vazifesi, ümmetine, onlar hakkında hayırlı olduğunu bildiği şeyleri göstermek ve onlar için şer olduğunu bildiği şeylere karşı da onları uyarmaktı. Bu ümmetinizin selameti, başında (ilk nesillerinde) olacaktır. Sonra gelenler ise belâlara ve yadırgadıkları bir takım hallere dûçar olacaklardır. Biri diğerini aratan fitneler gelecektir. Bu fitnelerden biri geldiğinde mü’min, ‘Bu beni helâk edecek! der. Ardından bu fitne kalkar, sonra bir fitne daha gelir. Mü’min yine,"Bu, (beni helâk edecek!) der ve bu şekilde devam eder. Cennete girmek ve cehennemden uzaklaştırılmak isteyen kimse, ölüm kendisine geldiğinde Allah’a ve ahiret gününe iman üzere olsun. İnsanlara da kendisine yapılmasını dilediği şeyleri yapsın. Kim, bir imama (hükümdara) bey'at edip, elini sıkıp ona yürekten bağlanırsa, gücü yettiği kadar ona itaat etsin. Eğer bir başkası çıkıp (iktidarı ele geçirmek için) onunla mücadeleye girişirse, onun boynunu vurun.”
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadiste, peygamberlerin üzerine farz olan, hayrı açıklamak, ona teşvik etmek ve insanları ona yönlendirmek ve şerri açıklayıp insanları ondan sakındırmanın davetçilerin üzerine de farz olduğunun beyanı vardır. Hadiste aynı zamanda, bu ümmetin evveline hayır ve fitnelerden selâmette olmanın verildiğinin ve ümmetin sonuna da şer ve belâ türünden şeylerin isabet edeceğinin beyanı vardır. Öyle ki biri diğerini aratan fitneler gelecektir. Bundan kurtuluş ancak, tevhid, sünnete bağlılık, insanlara güzel muamelede bulunmak, imama (yöneticiye) verilen ahde bağlı kalmak, ona asla karşı çıkmamak ve Müslümanların cemaatini bölmek isteyen kimse ile savaşarak mümkün olacaktır.

Kaynakça

- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه . - دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين؛ لمحمد بن علان الشافعي، دار الكتاب العربي-بيروت - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ. - صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. - كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Zenginken, fakirken, neşeliyken, kederliyken ve başkası sana tercih edilip, kayırılırken bile söz dinleyip itaat etmen şarttır."

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «عليك السمع والطاعة في عُسْرِكَ ويُسرك، ومَنْشَطِكَ ومَكْرَهِكَ، وأثَرَة ٍعليك».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh'den merfu olarak rivayet edildi ki; "Zenginken, fakirken, neşeliyken, kederliyken ve başkası sana tercih edilip, kayırılırken bile söz dinleyip itaat etmen şarttır."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadiste: Müslümanın günahı emretmediği ve gücünün yetmediği şeyden sorumlu tutmadığı müddetçe her durumda yöneticinin sözünü dinleyip ona itaat etmesinin farz olduğu açıklanmıştır. Hatta bazen kendisine meşakkat olsa ya da bazı hakları zayi olsa dahi bu böyledir. Toplumun maslahatını kendi maslahatının önüne geçirmesi gerekir.

Kaynakça

صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين, مؤسسة الرسالة, الطبعة الرابعة عشر, 1407ه. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد بن علان الصديقي, دار الكتاب العربي. تطريز رياض الصالحين، لفيصل بن عبد العزيز المبارك النجدي, تحقيق: عبد العزيز آل حمد, دار العاصمة , الطبعة: الأولى، 1423 هـ. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي, دار ابن الجوزي. شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، دار مدار الوطن للنشر، الرياض, الطبعة : 1426 هـ. كنوز رياض الصالحين، بإشراف حمد العمار, دار كنوز إشبيليا, الطبعة الأولى, 1430ه.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 18
18 hadis
  1. «Allah Teâlâ bir devlet başkanı hakkında hayır dilediği zaman, ona unuttuğunu hatırlatan, hatırladığını yapmaya yardım eden doğru sözlü bir yardımcı verir. Şayet Allah Teâlâ o devlet başkanı için hayır dilemezse, ona unuttuğunu hatırlatmayan ve hatırladığını yapmaya da yardım etmeyen kötü bir yardımcı verir.»
  2. «Allah, bir peygamber gönderdiği ve bir kimseyi halife yaptığı zaman, muhakkak onun iki türden sırdaşı olmuştur. Bunun biri ona marûfu, hayır yolunu emreder ve onu o yola teşvik eder durur. Diğeri de ona şerri emreder ve onu şer üzerine teşvik eder durur.»
  3. «(Benden) bir şeyi ısrarla istemeyin. Allah'a yemin olsun ki, biriniz benden bir şey ister de o istediğini benden ben hoşnut olmasam da alır ve böylece kendisine verdiğimde bereket olmaz.»
  4. Din samimiyettir
  5. 'İmamlar (yöneticiler) sizin için namaz kılarlar; eğer eksiksiz kıldırırlarsa hem size hem de onlara sevabı vardır; şayet hata ederlerse, size sevap, onlara da ceza vardır.''
  6. Dinleyin ve itaat edin! Onlar, kendi vazifelerinden sorumlu, siz de kendi vazifenizden sorumlusunuz
  7. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını düzeltiyor; Kimimiz ok atma talimi yapıyor, kimimiz de meradaki hayvanlarının başında bulunuyordu. Derken Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in müezzini: Namaza toplanın! Diye seslendi. Biz de Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in etrafında toplandık. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şunları söyledi: “Benden önce gelen her peygamberin vazifesi, ümmetine, onlar hakkında hayırlı olduğunu bildiği şeyleri göstermek ve onlar için şer olduğunu bildiği şeylere karşı da onları uyarmaktı. Bu, ümmetinizin selameti, başında (ilk nesillerinde) olacaktır. Sonra gelenler ise belâlara ve yadırgadıkları bir takım hallere dûçar olacaklardır. Biri diğerini aratan fitneler gelecektir. Bu fitnelerden biri geldiğinde mü’min, ‘Bu beni helâk edecek! der. Ardından bu fitne kalkar, sonra bir fitne daha gelir. Mü’min yine,"Bu, (beni helâk edecek!) der ve bu şekilde devam eder. Cennete girmek ve cehennemden uzaklaştırılmak isteyen kimse, ölüm kendisine geldiğinde Allah’a ve ahiret gününe iman üzere olsun. İnsanlara da kendisine yapılmasını dilediği şeyleri yapsın. Kim, bir imama (hükümdara) bey'at edip, elini sıkıp ona yürekten bağlanırsa, gücü yettiği kadar ona itaat etsin. Eğer bir başkası çıkıp (iktidarı ele geçirmek için) onunla mücadeleye girişirse, onun boynunu vurun.”
  8. "Zenginken, fakirken, neşeliyken, kederliyken ve başkası sana tercih edilip, kayırılırken bile söz dinleyip itaat etmen şarttır."
  9. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’ sözünü dinleyip itaat etmek üzere biat ettiğimiz zaman bize: ‘’Gücünüz yettiği kadar’’ buyururdu.
  10. «Bir müslümanın, günah işlemesi emredilmediği sürece, sevdiği veya sevmediği bütün) konularda (devleti yöneten kimseye itaat etmesi şarttır. Bir günah işlemesi emredildiği zaman ise kimseyi dinleyip itaat etmez.»
  11. «Sultanı/yöneticiyi küçük düşüreni, Allah da küçük düşürür.»
  12. "Üzerinize başı kuru üzüm gibi siyah, Habeşli bir köle bile tâyin edilse dinleyin ve itaat edin."
  13. "Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş, bana karşı gelen Allah'a karşı gelmiş olur. Emire/devlet başkanına itaat eden bana itaat etmiş, devlet başkanına karşı gelen bana karşı gelmiş olur."
  14. «Devlet başkanlarınızın en hayırlısı, sizi seven ve sizin tarafınızdan sevilen, size dua eden ve sizin duanızı alan kimselerdir. Devlet başkanlarınızın en kötüsü de, size buğz eden ve sizin buğzunuza hedef olan, size lânet eden ve lanetlerinizi alan kimselerdir.»
  15. Muhammed b. Zeyd'den nakledildiğine göre bazı kişiler, dedesi Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhümâ-'ya gelip: Biz idarecilerimizin yanına girer ve onlara karşı, oradan çıktığımız zaman söylediklerimizin tam tersi sözler söyleriz, dediler. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer: Bu sizin yaptığınızı biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında iki yüzlülük sayardık, cevabını verdi.
  16. Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-yi Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır
  17. Yalan söyleyen ve zulmeden yöneticiler olacaktır. Kim onların yalanlarına inanır ve zulümlerine ortak olursa, o benden değildir; ben de ondan değilim
  18. Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir köle bile yönetici olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com