عن أبي ذر رضي الله عنه قال: قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم «يَا أَبَا ذَرٍّ، إِنِّي أَرَاكَ ضَعِيفًا، وَإِنِّي أُحِبُّ لَكَ مَا أُحِبُّ لِنَفْسِي، لاَ تَأَمَّرَنَّ عَلَى اثْنَينِ، وَلاَ تَوَلَّيَنَّ مَالَ يَتِيمٍ».
Ebû Zer -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle dedi: «Ey Ebû Zer, ben seni zayıf görüyorum. Ben kendim için istediğimi senin için de isterim. Sakın iki kişi üzerine âmir olma ve yetim malına da velilik yapma!»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebû Zer -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisine; «Ben seni zayıf görüyorum. Ben kendim için istediğimi senin için de isterim. Sakın iki kişi üzerine amir olma, yetim malına da velilik yapma!» dediğini haber vermiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu dört cümleyi Ebû Zer'e açıklamıştır. Birincisi: Ona şöyle demiştir: «Ben seni zayıf görüyorum» Bu vasıf gerçeğe mutabık olup nasihatı gerektirecek bir durumdur. Mesela bir kimse başka bir kimseye: Sövme ve kırmak için değil de nasihat babından sende şunlar şunlar var dese bunda bir sıkıntı yoktur. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben seni zayıf görüyorum» demiştir. İkincisi: «Ben kendim için istediğimi senin için de isterim.» Bu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel ahlâkının bir örneğidir. İlk cümlede kırıcı bir şey vardır. «Ben kendim için istediğimi senin için de isterim.» dediğinde kendim için istediğimi senin için de istediğim için böyle söyledim demektir. Üçüncüsü: «Sakın iki kişi üzerine âmir olma!» İki kişi üzerine yönetici olma demektir. Bunun anlamı; sayı artarsa onlara da yönetici olma demektir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onu yönetici olmaktan men etmesinin sebebi onun zayıf olması sebebiyledir. Yöneticilikte ise güvenilir ve güçlü insana ihtiyaç duyulur. Güçlü olan idare etmeyi , keskin konuşmasını bilir. Bir şey dediğinde yapılır. İnsanlar önünde zayıf olmaz. Eğer insanlar kişiyi zayıf kabul ederlerse onların nazarında bir hürmeti kalmaz. Ahmaklar ona baş kaldırır. Ancak güçlü olursa Allah'ın hudutları aşılamaz. Allah'ın kendisine bahşetmiş olduğu yönetimde kusuru olmaz. İşte gerçek yönetici budur. Dördüncüsü: «Yetim malına da velilik yapma!» Yetim, büluğ çağına ermeden babası ölen kimsedir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona, yetimin malı üzerine veli olmasını yasaklamıştır. Çünkü yetimin malı, özen ve himaye etmeye ihtiyaç duyar. Ebû Zer zayıf olduğu için hakkıyla bu mala özen gösteremez diye ona; «Yetim malına da velilik yapma!» demiştir. Yani yetime veli olma, bu görevi başkasına bırak demektir. Burada Ezû Zer -radıyallahu anh-'ı eksik görmek yoktur. İyiliği emreden ve kötülüğü yasaklayan birisidir. Buna ziyade olarak da züht hayatı yaşayan birisiydi. Ancak yönetim ve velilik gibi belirli bazı hususlarda zayıf bir kimse idi.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
شرح رياض الصالحين للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي ذر رضي الله عنه قال: قُلتُ: يَا رسُولَ الله، أَلاَ تَسْتَعْمِلُنِي؟ فَضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى مَنْكِبِي، ثُمَّ قَالَ: «يَا أَبَا ذَرٍّ، إِنَّكَ ضَعِيفٌ، وَإِنَّهَا أَمَانَةٌ، وَإِنَّهَا يَوْمَ القِيَامَةِ خِزيٌ وَنَدَامَةٌ، إِلاَّ مَنْ أَخَذَهَا بِحَقِّهَا، وَأَدَّى الَّذِي عَلَيهِ فِيهَا».
Ebû Zer -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Rasûlü! Beni memur tayin etmez misin?" dedim. Bu sözüm üzerine, elini omzuma vurdu ve sonra da: «Ey Ebu Zer, görüyorum ki sen zayıfsın. O (yönetim sorumluluğu) ise, bir emanettir. O, onu (yönetimi) hakkıyla alan ve o hususta üzerinde olanı yerine getiren kimse dışında, kıyamet günü utanç ve pişmanlıktır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebû Zer -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yöneticilik ve yönetici olarak görevlendirilmesi hususunda kendisine özel nasihat ettiğini haber vermiştir. Bunun sebebi Ebû Zer -radıyallahu anh-'ın kendisini memur tayin etmesini istemesidir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona, «Görüyorum ki sen zayıfsın.» Bu söz ağır bir sözdür. Ancak emanet, insanın üzerinde olduğu vasfı açıkça söylemeyi gerektirir. Şayet güçlü ise güçlüdür. Zayıf ise zayıftır. Bu da yöneticilikte kişinin güçlü ve güvenilir olmasının gerekliliğinin şart olduğunun delilidir. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-; «O (yani yönetim sorumluluğu) ise, bir emanettir» demiştir. Bir kimse güçlü ve emin ise bu sıfatlarla emir ya da vali olmayı hak eder. Eğer güçlü ama güvenilir değilse veya güvenilir ama güçlü değilse veyahut da zayıf ve güvenilir değilse, bu üç kısım sahiplerinin emir olması doğru değildir. Bizler güçlü olanı emir tayin ederiz. Çünkü bu insanlar için daha hayırlıdır. İnsanlar idareye ve güce ihtiyaç duyarlar. Şayet güç olmaz özellikle de dindarlık zayıf olursa işler zayi olur. O yüzden bu hadis yöneticilikten kaçınılmasını gerekli kılan büyük bir aslı içerir. Özellikle yöneticiliğin getirdiği vazifeleri yapmaya güç yetiremeyecek zayıflıkta olan kimse için. Hadiste geçen utanç ve pişmanlık kısmına gelince «Kıyamet günü utanç ve pişmanlıktır.» sözü ile zikredilmiştir. Bu durum yöneticiliğe ehil olmayan kimsenin ya da ehli olup adaletli bir şekilde hükmetmeyen kimse hakkında söylenmiştir. Allah Teâlâ, o kimseyi kıyamet gününde rüsva eder, ayıbını ortaya çıkarır ve o kimse ihmal ettiklerinden dolayı pişman olur. Ancak kim yöneticiliğe hak sahibi ve adaletle hükmeden kimse ise bu tehdit onu içermez. Bundan dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu istisna edip şöyle buyurmuştur: «Ancak kim hakkı ile yöneticiliği alırsa ve görevini en iyi şekilde eda ederse bu müstesnadır.» Kim hak ettiği için bu görevi alırsa sahih hadislerde bunun faziletinin büyüklüğü açıklanmıştır. Bir hadiste: «Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır. Adil devlet başkanı...» ve başka bir hadiste: «Şüphesiz ki adaletli olanlar, Allah Teâlâ nezdinde nurdan minberler üzerinde olacaklardır.» diye buyrulmuştur. Konuyla alakalı başka hadislerde bulunmaktadır.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
رياض الصالحين، للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، للنووي، ط2، دار إحياء التراث العربي - بيروت، 1392ه.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
تطريز رياض الصالحين، تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبد العزيز آل حمد، دار العاصمة، الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها قالت: سمعتُ من رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول في بيتي هذا: «اللَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ، وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَرَفَقَ بِهِمْ فَارْفُقْ بِهِ».
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i benim bu evimde şöyle söylediğini işittim: «Allah'ım! Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara merhamet edenlere sen de merhamet et.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
-Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- küçük ya da büyük Müslümanların yönetimini üstlenen herkese dua etmiştir. İster bu, yöneticilik genel veya özel bir yöneticilik olsun fark etmez. Yönettiği kimselere zorluk çıkarır ve merhamet etmezse, Yüce Allah da ona zorluk çıkararak amelinin türünde karşılığını verir.
Hiç şüphesiz yönettiği kimselere merhamet edip işlerini kolaylaştıran kimseye de Yüce Allah merhamet eder ve işlerini kolaylaştırır.
Faydalar
- Kim Müslümanların herhangi bir işini üstlenirse, onlara elinden geldiğince iyi davranmalıdır.
- Karşılık, işlenen amellerin türünden olur.
- Merhamet ve sertlik sayılan şeyin ölçüsü, Kur'an ve sünnete aykırı olmayan ölçüdür.
Kaynakça
صحيح مسلم (3/ 1458) (1828).
فتح ذي الجلال والاكرام بشرح بلوغ المرام، لابن عثيمين (6/ 367).
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (10/ 224).
توضيح الأحكام من بلوغ المرام، للبسام (7/ 419).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي بَكْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً».
Ebû Bekre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Yönetimlerini bir kadına bırakan bir toplum asla felaha (kurtuluşa) eremez.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir toplumun; yargı, genel yöneticilik veya bakanlık gibi işlerinin yönetimini ve yetkisini bir kadına vermesi halinde, arzuladıkları başarıya asla ulaşamayacaklarını beyan etmiştir.
Faydalar
- Kadınlar devlet başkanlığını, insanlar arasında hüküm vermeyi (yargıyı) ve benzeri genel yetki gerektiren görevleri üstlenemezler. Vakıf yöneticiliği, yetimlerin idaresi, okul müdürlüğü ve benzeri hususi (özel) işlere gelince; bunlarda bir sakınca yoktur.
- Kadının yetersizliğinin ve zayıflığının açıklanması; genel yönetim ve yöneticilik görevlerinde erkeklerle aynı konumda olmadığı ve bu tür görevleri üstlenmesinin başarıya ulaşamamanın bir sebebi olduğu belirtilmektedir.
- Allah kadını yaratmış ve ona erkeğin fıtratından farklı bir tabiat vermiştir. Bu doğrultuda; kadının kendine özgü yapısı sebebiyle yapmaya elverişli olmadığı bazı işler olduğu gibi, erkeğin de kendine özgü yapısı sebebiyle yapmaya elverişli olmadığı bazı işler vardır.
- Kastedilen (hadiste olumsuzlanan) felah; din dilindeki başarıdır ki bu da dünya ve ahiret hayrını elde etmektir. Bir devletin veya ülkenin refah ve gelişme içinde olması, o toplumun Allah’ın rızasına uygun bir hayat sürdüğü anlamına gelmez. Allah’a itaat üzere olmayan kimse, dünyalık işleri görünüşte ne kadar iyi durumda olursa olsun, gerçek anlamda felaha erenlerden değildir.
- Bu ifade kadınları küçümsemez, aksine yeteneklerini onlara uygun ve doğru şekilde kullanmaları için yol gösterir.
Kaynakça
صحيح البخاري (6/ 8) (4425).
عمدة القاري شرح صحيح البخاري، لبدر الدين العيني (14/ 210).
أعلام الحديث (شرح صحيح البخاري) لأبي سليمان الخطابي (3/ 1787).
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، لعبد الله البسام (7/ 183).
فتح ذي الجلال والإكرام شرح بلوغ المرام، لابن عثيمين (2/ 268).
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (3/ 441).
ذخيرة العقبى في شرح المجتبى، للولوي (1/ 82).
كشف المشكل من حديث الصحيحين، لابن الجوزي (2/ 16).
Bu hadis HadeethEnc.com’da