İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Kalp Amelleri

27 hadis

Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyamet hakkında soru sordu ve şöyle dedi: Kıyamet ne zaman kopacak? Rasûlullah «Kıyamet için ne hazırladın?» dedi

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ السَّاعَةِ، فَقَالَ: مَتَى السَّاعَةُ؟ قَالَ: «وَمَاذَا أَعْدَدْتَ لَهَا». قَالَ: لاَ شَيْءَ، إِلَّا أَنِّي أُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: «أَنْتَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ». قَالَ أَنَسٌ: فَمَا فَرِحْنَا بِشَيْءٍ، فَرِحْنَا بِقَوْلِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَنْتَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ» قَالَ أَنَسٌ: فَأَنَا أُحِبُّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَبَا بَكْرٍ، وَعُمَرَ، وَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ مَعَهُمْ بِحُبِّي إِيَّاهُمْ، وَإِنْ لَمْ أَعْمَلْ بِمِثْلِ أَعْمَالِهِمْ.
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyamet hakkında soru sordu ve şöyle dedi: Kıyamet ne zaman kopacak? Rasûlullah «Kıyamet için ne hazırladın?» dedi. Adam: Allah ve Rasûlü'nün sevgisi dışında hiçbir şey hazırlamadım dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -aleyhisselâm- buyurdu ki: «O halde sen, sevdiğinle berabersin.» Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: Ben, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i, Ebubekir'i ve Ömer'i çok seviyorum. Onların salih amelleri gibi salih amelim olmasa dahi, onlara olan sevgimden ötürü onlarla beraber olmayı umuyorum.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Çölde yaşayan bir bedevi Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyametin vaktini sordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi: Kıyamet için ne gibi salih amel hazırladın? Soru soran kişi şöyle dedi: Ben bunun için Allah'ı ve Rasûlünü sevmekten başka büyük bir amel hazırlamadım. O adam, kalp amellerinden, bedeni ve mali olarak başka hiçbir ibadetten bahsetmedi. Çünkü hepsi sevgiden kaynaklanan amellerin dallarıdır. Samimi sevgi, insanı salih ameller işlemek için çaba harcamaya sevk eder. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi: Sen Cennet'te sevdiğinle beraber olacaksın. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabı bu müjdeye son derece çok sevindiler. Daha sonra Enes -radıyallahu anh- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i Ebû Bekir'i ve Ömer'i sevdiğini ve ameli onların amelleri gibi olmasa da onlarla birlikte olmayı umduğunu söyledi.

Faydalar
  1. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in soruyu cevaplamasındaki hikmeti, soruyu soranı ilgilendiren ve onu kurtaran şeyi göstermiştir. O da ahiret için faydalı işler yaparak hazırlanma ve salih ameller işlemektir.
  2. Yüce Allah, kişinin Allah ile buluşmaya hazırlanması ve tam donanımlı olması için kıyamet saatinin ne zaman kopacağını kullarından gizlemiştir.
  3. Yüce Allah'ı, Rasûlünü ve Müminler'den salih olanları sevmenin fazileti anlatılmış ve müşriklerin sevilmemesi hususunda uyarıda bulunulmuştur.
  4. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözü: Sen sevdiğinle berabersin. Kastedilen, derece ve makam eşitliği değil, Cennet'te olmaları, mekânları uzakta da olsa, her birinin diğerini görebileceği bir yerde olmalarıdır.
  5. Müslüman, kendisi için en iyi ve en faydalı olana ve kendisine fayda sağlamayan şeyleri sormayı bırakmaya yönlendirilmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (5/ 12) (3688). صحيح مسلم (4/ 2032) (2639). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 435). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (6/ 177). المعجم الأوسط، للطبراني (1/ 131). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 342).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim, dedi.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعًا: «أن رجلا زَارَ أخًا له في قرية أخرى، فأَرْصَدَ الله تعالى على مَدْرَجَتِهِ مَلَكًا، فلما أتى عليه، قال: أين تريد؟ قال: أريد أخًا لي في هذه القرية، قال: هل لك عليه من نعمةٍ تَرُبُّهَا عليه؟ قال: لا، غيرَ أني أَحْبَبْتُهُ في الله تعالى ، قال: فإني رسولُ الله إليك بأنَّ الله قد أَحَبَّكَ كما أَحْبَبْتَهُ فيه».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Adamın biri, bir başka köydeki (din) kardeşini ziyâret etmek için yola çıktı. Allah Teâlâ, adamı gözetlemek için onun yolu üzerinde bir meleği görevlendirdi. Adam, meleğin yanına gelince, melek: "Nereye gidiyorsun?" dedi. Adam: "Şu (ileriki) köyde bir din kardeşim var, onu ziyârete gidiyorum" cevabını verdi. Melek: "O adamdan elde etmek isteğidin bir menfaatin mi var?" dedi. Adam: "Yok hayır, ben onu sırf Allah rızası için severim, onun için ziyâretine gidiyorum" dedi. Bunun üzerine melek: "Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim." dedi.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geçmiş ümmetlerde yaşamış başka bir köydeki kardeşini ziyarete giden bir adamdan haber vermiştir. Allah Teâlâ yolu üzerinde onu koruyacak ve gözetleyecek bir melek görevlendirmiştir. Melek o adama nereye gidiyorsun? diye sorduğunda, Adam, ilerideki köyde Allah için bir kardeşini ziyaret etmeye gittiğini haber vermiştir. Melek ona, gittiğin kişi senin kölen yada oğlun veyahut da nafakalarını üstlendiğin ve senin şefkatine ihtiyacı olan ya da maslahatın olan kimseler mi? diye sorduğunda, Adam: Yok, ben onu sırf Allah rızası için severim, onu ziyaret etmekle ancak Allah'ın rızasını umarım, demiştir. Bunun üzerine melek: "Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim," demiştir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، الدمام، دار ابن الجوزي، الطبعة: الأولى، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، فيصل بن عبد العزيز المبارك، المحقق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة: الأولى، 1423هـ - 2002م. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى، 1428هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، الطبعة: الرابعة، 1428هـ. شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، دار الوطن، الرياض، 1426هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükû ve secdede şu duayı çokça okurdu: «Ey kalpleri evirip, çeviren (Allah'ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl

عَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ: «يَا مُقَلِّبَ القُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ»، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ، آمَنَّا بِكَ وَبِمَا جِئْتَ بِهِ فَهَلْ تَخَافُ عَلَيْنَا؟ قَالَ: «نَعَمْ، إِنَّ القُلُوبَ بَيْنَ أُصْبُعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ اللهِ يُقَلِّبُهَا كَيْفَ يَشَاءُ».
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükû ve secdede şu duayı çokça okurdu: «Ey kalpleri evirip, çeviren (Allah'ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.» Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. Sana ve getirdiğin şeriata iman ettik, bu durumda hâlâ bizim hakkımızda korkuyor musun? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: «Evet çünkü kalpler Allah’ın iki parmağı arasındadır, onları dilediği şekilde evirip çevirir.»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

"Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dualarının çoğu, Allah'tan dinde sebat etmeyi ve O'na hakkıyla itaat etmeyi, doğru yoldan sapmamayı ve dalaletten uzak durmayı istemekti. Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu duayı bu kadar sık ​​yapmasına şaşırmıştı. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ona kalplerin Allah'ın iki parmağı arasında olduğunu ve onları dilediği gibi çevirdiğini haber verdi. Kalp, iman ve küfrün merkezidir ve çok değişip dönmesinden dolayı "kalp" olarak isimlendirilmiştir. Çünkü kalp, kaynayan bir tencerenin değişip çevrilmesinden daha şiddetli bir şekilde değişir ve çevrilir. Allah dilediği kişinin kalbini hidayet üzerine ve dinde sabit kılar. Allah dilediği kişinin de kalbini hidayetten sapkınlığa ve dalalete çevirir.

Faydalar
  1. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbine teslimiyeti ve O'na boyun eğmesi ve ümmetini de bu konuda dua edip istemeye yöneltmesi ifade edilmiştir.
  2. Dinde istikamet ve sebat üzere olmak önemlidir ve asıl kıymetli olan kişinin ölüm anındaki durumudur.
  3. Kul, göz açıp kapayıncaya kadar Allah'ın onu İslam üzere sabit kılmasından müstağni olamaz.
  4. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i örnek alarak onu takip etmek ve bu duayı çokça okumak teşvik edilmiştir.
  5. İslam üzere sebat etmek, kulun ulaşmaya çalışması ve Rabbine şükretmesi gereken en büyük nimettir.
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 19) (2140). مسند أحمد (19/ 160) (12107). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 476). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 567). نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (2/ 1014). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص808). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (6/ 41).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kim, şehit olmayı içtenlikle dilerse; Allah, onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi, isterse yatağında ölmüş olsun

عَن سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ سَأَلَ اللهَ الشَّهَادَةَ بِصِدْقٍ بَلَّغَهُ اللهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ، وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ».
Sehl b. Huneyf -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, şehit olmayı içtenlikle dilerse; Allah, onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi, isterse yatağında ölmüş olsun.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şehitliği ve Allah yolunda öldürülmeyi isteyen, niyetinde sadık ve samimi olan kimseye, bu niyetinin Allah -Azze ve Celle- için olması gerektiğini haber vermiştir. Bu samimi niyetine karşılık cihat dışında yatakta ölse bile Allah o kimseye şehitlik mertebelerini verecektir.

Faydalar
  1. Niyetin samimi olması ve kişinin elinden geleni yapması, beklenen sevap ve ödüle ulaşmanın sebebidir. Kişi, istenen ameli fiilen gerçekleştirmemiş olsa bile fark etmez.
  2. Allah -Azze ve Celle- yolunda cihat etmeye ve şehit olmaya teşvik vardır.
  3. Allah Teâlâ küçük bir amel karşılığında Cennet'te en yüksek dereceleri bahşederek bu ümmeti şereflendirmektedir.
Kaynakça

صحيح مسلم (3/ 1517) (1909). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 123). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 87).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal’dan daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?» "Evet! Ey Allah'ın Rasûlü, söyleyin!" dedik. «Şirk-i hafîdir (gizli şirk). Meselâ, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar.» buyurdular.

عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه مرفوعاً: "ألا أخبركم بما هو أَخْوَفُ عليكم عندي من المسيح الدجال؟ قالوا: بلى يا رسول الله، قال: الشرك الخفي يقوم الرجل فيصلي فَيُزَيِّنُ صلاته لما يرَى من نَظَرِ رَجُلٍ".
Ebu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh'den merfu olarak rivayet olunan bir hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal’dan daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?» "Evet! Ey Allah'ın Rasûlü, söyleyin!" dedik. «Şirk-i hafîdir (gizli şirk). Meselâ, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar.» buyurdular.
İbn Mâce rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Sahabe –radıyallahu anhum- kendi aralarında Mesih Deccal’ı müzakere ediyorlardı ve ondan ürküyorlardı. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- onlara Mesih Deccal’dan daha ürkütücü bir şeyi haber verdi: O da niyette ve kasıtta insanlara görünmeyen şirkti. Sonra da onu, Allah rızası kazanmak niyetiyle yapılan bir amel olduğunu, insanların görmesi sebebiyle de bu ameli güzel kılma olarak açıkladı.

Kaynakça

فتح المجيد شرح كتاب التوحيد، مطبعة السنة المحمدية، القاهرة، مصر، الطبعة: السابعة، 1377هـ - 1957م. القول المفيد على كتاب التوحيد، دار ابن الجوزي، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الثانية، 1424هـ. الملخص في شرح كتاب التوحيد، دار العاصمة الرياض، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2001م. الجديد في شرح كتاب التوحيد، مكتبة السوادي، جدة، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الخامسة، 1424هـ - 2003م. التمهيد لشرح كتاب التوحيد، دار التوحيد، تاريخ النشر: 1424هـ. سنن ابن ماجه، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبي. صحيح الجامع، طبعة المكتب الإسلامي.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım. Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu ve işlemiş olduğu şirkini terk ederim

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «قَالَ اللهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى: أَنَا أَغْنَى الشُّرَكَاءِ عَنِ الشِّرْكِ، مَنْ عَمِلَ عَمَلًا أَشْرَكَ فِيهِ مَعِي غَيْرِي تَرَكْتُهُ وَشِرْكَهُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurdu: Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım. Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu ve işlemiş olduğu şirkini terk ederim.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Tebâreke ve Teâlâ'nın kutsi bir hadiste şöyle buyurduğunu haber vermiştir: «Ben şirk konusunda ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım.» O her şeyden müstağnidir. Bir kimse itaat olan bir amel işlediğinde ve bu amelini Allah ile birlikte başkasını da ortak ettiğinde, Yüce Allah o kimseyi terk eder, onun amelini kabul etmez ve sahibine geri çevirir. Bundan dolayı işlenen amelin ihlaslı bir şekilde sadece Allah Teâlâ'ya yapılması gerekir. Zira Allah Teâlâ kendi rızası için yapılan amelden başkasını kabul etmez.

Faydalar
  1. Şirkten ve bütün çeşitlerinden sakındırılmıştır. Şirk, amellerin kabul olmasını engeller.
  2. Yüce Allah'ın azametini ve her şeyden müstağni olduğunun farkında olmak amel işlerken ihlaslı olmayı kolaylaştırır.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2289) (2985). شرح النووي على مسلم (18/ 115). الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح الفوزان (ص287). الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد القرعاوي (ص325).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Advâ (hastalığın bir kişiden başka bir kişiye geçmesi) yoktur, Tıyera (uğursuzluk) yoktur, Hâmeh/Baykuş (Araplar bu kuşun birinin evine konmasını uğursuzluk sayarlardı) yoktur. Safer (safer ayının uğursuz sayılması) yoktur. Aslandan kaçtığın gibi cüzzamlıdan kaç

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لاَ عَدْوَى وَلاَ طِيَرَةَ، وَلاَ هَامَةَ وَلاَ صَفَرَ، وَفِرَّ مِنَ المَجْذُومِ كَمَا تَفِرُّ مِنَ الأَسَدِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Advâ (hastalığın bir kişiden başka bir kişiye geçmesi) yoktur, Tıyera (uğursuzluk) yoktur, Hâmeh/Baykuş (Araplar bu kuşun birinin evine konmasını uğursuzluk sayarlardı) yoktur. Safer (safer ayının uğursuz sayılması) yoktur. Aslandan kaçtığın gibi cüzzamlıdan kaç.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam öncesi cahiliye adetlerinden olan bazı hususları açıklamış, her işin Allah'ın elinde olduğunu beyan etmiş ve O'nun emri ve takdiri dışında hiçbir şeyin olmayacağını haber vermiştir. Bu hususlar şunlardır: Birincisi: İslamiyet öncesi cahiliye dönemindeki insanlar hastalığın kendiliğinden bulaşıcı olduğuna inanıyorlardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir hastalığın hasta olan kişiden başkalarına direk bulaştığı inancının doğru olmadığını bildirmiş ve buna inanmayı yasaklamıştır. Kainatı idare eden Allah'tır. Hastalığı veren ve ortadan kaldıran da O'dur. Bu, O'nun dilemesi ve takdiri dışında gerçekleşmez. İkincisi: İslamiyet öncesi cahiliye dönemindeki insanlar seyahat veya ticaret için yola çıkmak istediklerinde kuşları korkutup uçururlardı. Şayet sağa uçarlarsa sevinirler, yola çıkarlardı. Sola uçarlarsa bunu uğursuzluk sayar karamsarlığa kapılıp yola çıkmazlardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kuşların (sola uçmasıyla) ilgili bu uğursuzluğu yasaklamış ve bunun batıl bir inanç olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Üçüncüsü: İslamiyet öncesi cahiliye dönemindeki insanlar şöyle derlerdi: Bir eve baykuş konarsa, o evin halkının başına felaket gelir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda uğursuzluğu yasaklamıştır. Dördüncüsü: Kamerî ayların ikinci ayı olan safer ayını uğursuz saymak haramdır. Safer: Midede bulunan, hayvanlara ve insanlara bulaşan bir kurtçuk olduğu söylenir. Uyuzdan daha bulaşıcı olduğu iddia edilmektedir. Bu inancı kabul etmemiş ve doğru bir inanç olmadığını bildirmiştir. Beşincisi: Cüzzamlıdan, aslandan uzak durur gibi uzak durulmasını emretmiştir. Bu, insanın kendi nefsini koruması, selamette olması ve hastalıktan korunmak için Allah'ın emrettiği sebeplere sarılmak içindir. Cüzzam, insan organlarını yiyip bitiren bir hastalıktır.

Faydalar
  1. Allah'a güvenip dayanmanın ve meşru sebepleri yerine getirmenin gerekliliği ifade edilmiştir.
  2. Allah'ın kaza ve kaderine, sebeplerin Allah'ın elinde olduğuna, bunları gerçekleştirenin veya etkisini ortadan kaldıranın O olduğuna iman etmek gerekir.
  3. Bazı insanların siyah ve kırmızı gibi renkler veya bazı sayılar, isimler, kişiler ve engelli kişiler hakkında edindiği uğursuzluk iptal edilmiştir. Bunun batıl bir inanç olduğu ortaya konmuştur.
  4. Cüzzamlılara ve bulaşıcı hastalıkları olanlara yakınlaşmak hadiste yasaklanmıştır. Bu Yüce Allah'ın belirlediği düzen gereği bazı sebeplerin belirli sonuçlara yol açması doğal bir süreçtir. Şayet Allah dilerse hiçbir şeye etki etmeyecek şekilde sebeplerin etki gücünü ortadan kaldırır. Allah dilerse (bulaşıcı hastalıkları) bırakır ve hastalıklar etki eder.
Kaynakça

صحيح البخاري (7/ 126) (5707). صحيح مسلم (4/ 1742) (2220). فتح المجيد شرح كتاب التوحيد، لعبد الرحمن التميمي (ص307). القول المفيد على كتاب التوحيد، لابن عثيمين (1/ 565). الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح الفوزان (ص228). الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد القرعاوي (ص253). التمهيد لشرح كتاب التوحيد، لصالح آل الشيخ (ص77).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ben bazı kimselerin kalbinde sabırsızlık ve tamah gördüğüm için veririm. Bazı kimseleri de, Allah’ın kalplerinde yarattığı kanaat ve hayırla baş başa bırakırım. Amr İbni Tağlib de bunlardan biridir.»

عن عَمْرُو بن تَغْلِبَ ـ رضي الله عنه ـ أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بمالٍ أو سَبْيٍ فَقَسَّمه، فأعطى رجالا، وترك رجالًا، فبَلغَه أن الَّذِين تَرَك عَتَبُوا، فحمد الله، ثم أثنى عليه، ثم قال: «أما بعد، فوالله إني لأُعطي الرجل وأدَعُ الرجلَ، والذي أدعُ أحبُّ إلي من الذي أُعطي، ولكني إنما أُعطي أقوامًا لما أرى في قلوبهم من الجَزَع والهَلَع، وَأَكِلُ أقواما إلى ما جَعَلَ الله في قُلُوبِهم من الغِنَى والخَيْر، منهم عَمْرُو بن تَغْلِبَ» قال عمرو بن تغلب: فوالله ما أُحبُّ أن لي بكلمة رسول الله صلى الله عليه وسلم حُمْرَ النَّعَم.
Amr İbn Tağlib -radıyallahu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ganimet malları ya da esirler getirilmişti. O bunları dağıttı. Ancak bazı kimselere hiçbir şey vermedi. Mal vermediği kişilerin hoşlanmayıp söylendikleri kendisine ulaşınca, Allah’a hamd ve senâ ettikten sonra şöyle buyurdu: «Allah’a yemin ederim ki, ben kimilerine veriyor, kimilerine vermiyorum. Aslında mal vermediğim kimseler, verdiklerimden bence daha sevgilidir. Ben bazı kimselerin kalbinde sabırsızlık ve tamah gördüğüm için veririm. Bazı kimseleri de, Allah’ın kalplerinde yarattığı kanaat ve hayırla baş başa bırakırım. Amr İbn Tağlib de bunlardan biridir.» Amr İbn Tağlib der ki: “Vallahi Hz. Peygamber’in hakkımda söylediği bu söz, benim için kızıl develere sahip olmaktan daha değerlidir."
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Amr İbn Tağlib -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ganimet malları ya da esirler getirildiğini anlatmıştır. Bunlar düşmandan ele geçirilen erkek ya da kadın esirlerdi. Bu esirleri kimine verip kimine vermemek suretiyle dağıtmıştı.” Bazı kimselere kalplerini ısındırmak için bu ganimetten vermiş, bazılarına güvendiği için vermemişti. Çünkü o kimseler Allah’ın kendilerine güçlü bir iman ve kesin inanç bahşettiği kimselerdi. “Mal vermediği kişilerin ileri geri söylendikleri kendisine ulaşınca” kendi aralarında Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’i zanlarından dolayı kınadılar. Şüphesiz Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- özellikle o kimselere dindeki faziletlerinden dolayı vermiştir diye konuştular. Allah Rasûlü - sallallahu aleyhi ve sellem- onlara hutbe vermek için bir araya topladı. Allah’a hamd ve sena ettikten sonra; «Allah’a yemin ederim ki, ben kimilerine veriyor, kimilerine vermiyorum. Aslında mal vermediğim kimseler, verdiklerimden bence daha sevgilidir.» Buradan kasıt bazı kimselere bir şeyler veriyor olmam, vermediğim kimselerden daha çok sevdiğim anlamına gelmez. Bilakis vermediğim kimseler bana verdiğim kimselerden daha sevgilidir. Sonra onlara neden bazılarına verip, bazılarına vermediğini açıklamıştır. Ben bazı kimselerin kalbinde sabırsızlık ve tama’ gördüğüm için veririm, ganimetten kendilerine bir şey verilmediğinde şiddetli bir şekilde sabırsızlık ve sıkıntı duyan kimselere kalplerini kazanmak ve hoşnut etmek için veririm. Bazı kimseleri de, Allah’ın kalplerinde yarattığı kanaat ve hayırla baş başa bırakırım. Yani onlara vermiyor olmamın sebebi Allah Azze ve Celle’nin onların kalbine verdiği kanaat ve gönül zenginliğinden ve hayırdan dolayıdır. Hayır ise kesin inanç ve iman gücüdür. Amr İbn Tağlib -radıyallahu anh- o kimselerdendi. Yani imanlarının güçlü olmasından dolayı kendisine ganimetten bir şey verilmeyen kimselerdendi. Başka bir hadiste, “Muhakkak ki ben yüzü üzerine cehenneme atılmasından korktuğum için, bana daha sevgili kişiler olmasına rağmen o kimseye vereceğim." Müslim rivayet etmiştir. Amr İbn Tağlib -radıyallahu anh- Rasûlullah – sallallahu aleyhi ve sellem-’in kendisine sena ettiğini duyduğunda “Vallahi Hz. Peygamber’in hakkımda söylediği bu söz, benim için bütün dünyaya bedeldir.” Yani Allah adına yemin ederek Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve selem-'in benim hakkımdaki bu övgüsüne, Arapların en sevdiği kırmızı develere bile değişmeye razı olmam demektir.

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر العمار، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430 هـ بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، نسخة الكترونية، لا يوجد بها بيانات نشر نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ الطبعة الرابعة عشرة 1407 هـ صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي ، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة: الأولى، 1428 هـ منار القاري، تأليف: حمزة محمد قاسم ، الناشر: مكتبة دار البيان، عام النشر: 1410 هـ المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، تأليف: محيي الدين يحيى النووي، الناشر: دار إحياء التراث العربي، الطبعة: الثانية 1392 هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 27
27 hadis
  1. Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyamet hakkında soru sordu ve şöyle dedi: Kıyamet ne zaman kopacak? Rasûlullah «Kıyamet için ne hazırladın?» dedi
  2. «Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim, dedi.»
  3. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükû ve secdede şu duayı çokça okurdu: «Ey kalpleri evirip, çeviren (Allah'ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl
  4. Kim, şehit olmayı içtenlikle dilerse; Allah, onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi, isterse yatağında ölmüş olsun
  5. «Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal’dan daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?» "Evet! Ey Allah'ın Rasûlü, söyleyin!" dedik. «Şirk-i hafîdir (gizli şirk). Meselâ, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar.» buyurdular.
  6. Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım. Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu ve işlemiş olduğu şirkini terk ederim
  7. Advâ (hastalığın bir kişiden başka bir kişiye geçmesi) yoktur, Tıyera (uğursuzluk) yoktur, Hâmeh/Baykuş (Araplar bu kuşun birinin evine konmasını uğursuzluk sayarlardı) yoktur. Safer (safer ayının uğursuz sayılması) yoktur. Aslandan kaçtığın gibi cüzzamlıdan kaç
  8. Ben bazı kimselerin kalbinde sabırsızlık ve tamah gördüğüm için veririm. Bazı kimseleri de, Allah’ın kalplerinde yarattığı kanaat ve hayırla baş başa bırakırım. Amr İbni Tağlib de bunlardan biridir.»
  9. «İki göz var ki ateş onlara değmeyecektir. Allah’ın azabından korkarak ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyen göz.»
  10. Sizden hiçbiriniz, Allah hakkında hüsnüzan beslemeden ölmesin
  11. İki Müslüman, kılıçları ile (birbirlerini öldürmek için) karşı karşıya gelirlerse, ölen de öldürülen de ateştedir
  12. İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir
  13. Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve amellerinize bakar
  14. «Gerçekten Medine'de öyle adamlar var ki siz bir yolda yürür veya bir vadiyi geçerseniz sizinle beraberdirler. Kendilerini hastalık hapsetmiştir.»
  15. Ameller niyetlere göredir
  16. «Kim korkarsa, akşam karanlığında yol alsın. Kim akşam karanlığında yol alırsa, hedefine varır. Haberiniz olsun Allah'ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir.»
  17. (Hayırlı amellerde, Allah'a itaatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli Mümin, zayıf Müminden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de Mümin olması sebebiyle) hepsinde hayır vardır
  18. Şüphesiz ki Allah Teâlâ bana: 'O kadar mütevazı olun ki, kimse kimseye karşı övünmesin ve kimse kimseye haksızlık (zulüm/taşkınlık) etmesin!' diye vahyetti
  19. Sizden biriniz, beni, kendisinden, annesinden, babasından, çoluk çocuğundan ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olmaz
  20. İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidir. Onların Cahiliye dönemde hayırlı ve değerli olanları, dînî emirleri anlayıp amel ettikçe İslâm devrinde de hayırlılarıdır. Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbirleriyle tanışanlar kayna­şır, tanışmayanlar da ayrılırlar."
  21. «Kim bir şeye bağlanırsa, o şeyle başbaşa bırakılır.»
  22. Sırat-ı müstakim dosdoğru bir yoldur
  23. ‘Kul, namaz kılar; fakat kıldığı namazdan kendisi için ancak onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı yazılır.’”
  24. Hangi Müslüman bir musibete uğrar da Allah'ın kendisine emrettiği gibi: {İnnâ Lillahi ve innâ ileyhi râciûn} (Şüphesiz biz Allah’a aitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz) [Bakara Suresi: 156] Allah'ım! Musibetim sebebiyle bana ecir ver ve bana onun yerine daha hayırlısını ihsan et.' Allah mutlaka ona, kaybettiğinden daha hayırlısını lütfeder.Allah mutlaka ona, kaybettiğinden daha hayırlısını lütfeder
  25. Size oruç, namaz ve zekâttan daha hayırlı bir şey söylemeyeyim mi?
  26. Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiği şey vardır
  27. Birr: Güzel ahlaktır. Günah, nefsinde tereddüt yaşayıp, sıkıldığın ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com