İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Zikrin Faziletleri

25 hadis

Ben size inanmadığım için yem etmenizi istemedim. Fakat bana Cebrâil gelerek, Allah Teâlâ’nın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» diye buyurdu

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ: خَرَجَ مُعَاوِيَةُ عَلَى حَلْقَةٍ فِي الْمَسْجِدِ، فَقَالَ: مَا أَجْلَسَكُمْ؟ قَالُوا: جَلَسْنَا نَذْكُرُ اللهَ، قَالَ آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلَّا ذَاكَ؟ قَالُوا: وَاللهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلَّا ذَاكَ، قَالَ: أَمَا إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ تُهْمَةً لَكُمْ، وَمَا كَانَ أَحَدٌ بِمَنْزِلَتِي مِنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَقَلَّ عَنْهُ حَدِيثًا مِنِّي: وَإِنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ عَلَى حَلْقَةٍ مِنْ أَصْحَابِهِ، فَقَالَ: «مَا أَجْلَسَكُمْ؟» قَالُوا: جَلَسْنَا نَذْكُرُ اللهَ وَنَحْمَدُهُ عَلَى مَا هَدَانَا لِلْإِسْلَامِ، وَمَنَّ بِهِ عَلَيْنَا، قَالَ: «آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلَّا ذَاكَ؟» قَالُوا: وَاللهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلَّا ذَاكَ، قَالَ: «أَمَا إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ تُهْمَةً لَكُمْ، وَلَكِنَّهُ أَتَانِي جِبْرِيلُ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يُبَاهِي بِكُمُ الْمَلَائِكَةَ».
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Muâviye -radıyallahu anh- mescitte halka halinde oturan bir cemaatin yanına geldi ve şöyle dedi: "Burada niçin böyle toplandınız?" dediler ki: "Biz, Allah'ı zikretmek için oturduk." Muâviye -radıyallahu anh- "Allah için doğru söyleyin, siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?" diye sordu? Onlar: "Allah'a yemin olsun ki, yalnızca bunun için oturduk." dediler. Muâviye -radıyallahu anh-: "Ben sizin sözünüze inanmadığım için size yemin ettirmedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e benim kadar yakın olup da benden daha az hadis rivayet eden yoktur." dedi. Bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir ilim halkasında oturan sahabelerin yanına geldi de onlara: «Burada niçin oturuyorsunuz?» diye sordu. Bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lütufta bulunması sebebiyle Allah’ı zikretmek ve O'na hamdetmek için oturuyoruz, diye cevap verdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?» diye sordu. Onlar: "Evet, vallahi sadece bu maksatla oturduk", dediler. Bunun üzerine Allah'ın Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben size inanmadığım için yem etmenizi istemedim. Fakat bana Cebrâil gelerek, Allah Teâlâ’nın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Muâviye b. Ebî Süfyân -radıyallahu anhumâ- mescitteki bir topluluğun yanına gittiğinde onlara hangi sebeple toplandıklarını sordu. Dediler ki: Biz Allah'ı zikrediyoruz. Bunun üzerine Muâviye -radıyallahu anh- onlardan, sadece Allah'ı zikretmek için toplanıp oturdukları hususunda yemin etmelerini istedi. Bunun üzerine onun isteği doğrultusunda yemin ettiler: Sonra onlara şöyle dedi: Size herhangi bir suçlamada bulunarak yemin etmenizi istemedim veya samimiyetinizden şüphe etmedim. Ümmü Habibe'nin kız kardeşi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı olması ve vahiy katiplerinden biri olmasından dolayı Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e onun kadar yakın kimsenin olmadığını haber verdi. Bununla birlikte hadis rivayeti azdır. Muaviye -radıyallahu anh- bu kimselere, bir gün Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evinden çıkıp mescide geldiğinde, onları, Allah'ı zikrederken, kendilerine İslam'a hidayet ettiği ve Rasûlullah'ı onlara bahşettiği için Allah'a hamt ederken bulduğunu anlatmıştır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabına yaptığı gibi Muâviye -radıyallahu anh- da onlara soru sormuş ve yemin ettirmiştir. Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara soru sormasının ve yemin etmelerini istemesinin sebebinin; Cebrâil -aleyhisselâm-'ın kendisine gelip, Allah -Azze ve Celle-'nin onlarla iftihar ettiğini kendisine haber vermesi olduğunu açıklamıştır. Allah meleklere sizin faziletinizi izhar etti. Onlara yaptığınız amelin güzelliğini gösterdi ve onların yanında sizi övdü, demiştir.

Faydalar
  1. Muâviye -radıyallahu anh-'ın fazileti ve ilmi tebliğ etme hususunda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i örnek alıp onu takip etme konusundaki hırsı ve gayreti anlatılmıştır.
  2. Haberin önemini vurgulamak adına, suçlamadan karşı taraftan yemin etmesini istemenin caiz olduğu anlatılmıştır.
  3. Zikir ve ilim meclislerinin fazileti, Allah'ın onları sevmesi ve onlarla meleklere karşı övünmesi anlatılmıştır.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2075) (2701). نزهة المتقين (2/ 993). بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (2/ 522). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 271).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Size amellerinizin en hayırlısını, melikiniz olan Allah katında en değerlisini ve derecelerinizin en yüksek olanını

عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَلاَ أُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرِ أَعْمَالِكُمْ، وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُمْ، وَأَرْفَعِهَا فِي دَرَجَاتِكُمْ وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ إِنْفَاقِ الذَّهَبِ وَالوَرِقِ، وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُمْ فَتَضْرِبُوا أَعْنَاقَهُمْ وَيَضْرِبُوا أَعْنَاقَكُمْ؟» قَالُوا: بَلَى. قَالَ: «ذِكْرُ اللهِ تَعَالَى».
Ebû'd-Derdâ -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Size amellerinizin en hayırlısını, melikiniz olan Allah katında en değerlisini ve derecelerinizin en yüksek olanını altın ve gümüş infak etmekten daha hayırlı, düşmanla karşılaşıp sizin onların boyunlarını vurmanızdan, onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı bir şeyi size haber vereyim mi?» Ashab: “Evet” dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: (Bu amel) «Allah Teâlâ’yı zikretmektir.»
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve selem- ashabına şöyle sormuştur: Mâlik olan Allah -Azze ve Celle- katında sizin en hayırlı, en şerefli, en çok artan, en pak ve en temiz amellerinizi size haber vermemi ve öğretmemi ister misiniz? Cennette sizin makam bakımından en üstün olanınızı size haber vereyim mi? Sizin için altın ve gümüşle sadaka vermekten daha hayır olan şeyi haber vereyim mi? Sizin için, savaşta kâfirlerle karşılaşıp onların boyunlarını vurmanız, onların da sizin boynunuzu vurmasından daha hayırlı olan şeyi haber vereyim mi? Sahabeler: "Evet, bunu istiyoruz" dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Her zaman, her şekil ve durumda Allah Teâlâ'yı zikretmektir.

Faydalar
  1. Allah Teâlâ'yı zahirde ve batında zikretmeye devam etmek, Allah Teâlâ'ya yakınlaştıran en büyük ve Allah katında en faydalı amellerden biridir.
  2. Bütün ameller, Allah Teâlâ'yı zikretmek için meşru kılınmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (Namazı beni zikretmek/anmak için kılın). Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Kâbe'yi ve Safa ile Merve arasını tavaf etmek ve cemaratta taş atmak, yalnızca Allah Teâlâ'yı anmayı ikame etmek içindir. Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivayet etmiştir.
  3. İzz b. Abdüsselâm, Kavâid adlı eserinde şöyle demiştir: Bu hadis, sevabın, bütün ibadetlerde çekilen zahmetin miktarına göre verilmediğini göstermektedir. Bilakis Allah Teâlâ, az amel işleyene, çok amel işleyene verdiğinden daha fazla sevap verebilir. Çünkü sevap amellerin fazilet derecesindeki farklılıklara göre verilir.
  4. Münâvî, Feyzü'l-Kadîr isimli eserinde şöyle demiştir: Bu hadiste geçen zikir ifadesi, kendisi ile konuşulan kişinin durumuna göre değişiklik arz eder. Eğer cesur ve yiğit bir kişiyle muhatap olunursa ve İslam adına savaşarak o kimseden faydalanırsa, o kişiye senin zikrin cihattır denir veya parası fakirlere fayda sağlayan zengine senin cihadın sadaka vermektir denir. Hac yapmaya gücü yeten kimseye de senin zikrin haçtır denir. Yahut da anne ve babası hayatta olan birine senin cihadın onlara iyilik yapmandır denir. Bu şekilde hadisler arasında uyum ve doğru anlayış sağlanır.
  5. En kamil olan zikir; kalbin tefekkür etmesi ile birlikte dil ile söylenendir. Sonra sadece kalpte tefekkür edileni, sonra da yalnızca dilde olanıdır. Allah Teâlâ'nın izniyle her biri için bir ecir vardır.
  6. Bir Müslümanın sabah ve akşam, mescide, eve, tuvalete giriş-çıkış gibi durumlarla ilgili zikirleri yapmaya devam etmesi o kimseyi Allah'ı çokça zikredenlerden kılar.
Kaynakça

سنن الترمذي (5/ 389) (3377). سنن ابن ماجه (4/ 705) (3790). مسند أحمد (36/ 33) (21702). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 513). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 985). كنوز رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Müferridler (Allah'ı çokça zikredenler) yarışı kazandılar

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَسِيرُ فِي طَرِيقِ مَكَّةَ، فَمَرَّ عَلَى جَبَلٍ يُقَالُ لَهُ جُمْدَانُ، فَقَالَ: «سِيرُوا هَذَا جُمْدَانُ، سَبَقَ الْمُفَرِّدُونَ» قَالُوا: وَمَا الْمُفَرِّدُونَ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: «الذَّاكِرُونَ اللهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke yolunda ilerliyordu. Cumdân adı verilen bir dağa varınca şöyle dedi: «Yolunuza devam edin! Bu, Cumdân Dağı'dır. Müferridler (Allah'ı çokça zikredenler) yarışı kazandılar.» Bunun üzerine sahabeler: Müferridler kimlerdir, ya Rasûlallah? diye sordular. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah’ı çokça zikredip, anan erkekler ve kadınlardır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ı çok zikredenlerin durumunu, onların eşsiz olduklarını ve Naîm Cennetleri'nde en yüksek derecelere ulaşmada diğerlerini geçtiklerini açıklamış ve onları Cumdân Dağı'na benzetmiştir. O dağın diğer dağlardan ayrılan özelliği vardır.

Faydalar
  1. Allah'ı çokça zikretmek ve onunla meşgul olmak müstehaptır. Çünkü ahiret için yarışmak ancak çokça itaat ederek ve ibadette ihlaslı olunarak sağlanabilir.
  2. Allah'ı zikretmek; yalnız dille, yalnız kalple veya dil ve kalple birlikte yapılabilir ki, bu da en yüksek mertebedir.
  3. Mukayyet olan ve sürekli yapılan şerî zikirlerin arasında, sabah ve akşam zikri, farz namazlardan sonraki zikirler de vardır.
  4. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Biliniz ki zikrin fazileti, Allah'ı tesbih etmekle, tehlîl ile, tahmîdle, tekbir getirmekle ve benzeri şeylerle sınırlı değildir. Öyle ki; Allah Teâlâ'ya itaatle amel eden herkes, Allah Teâlâ'yı zikrediyor demektir.
  5. Allah'ı zikretmek, din üzere sabit olmanın en büyük vesilelerinden biridir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Ey iman edenler! Bir düşman birliği ile çatıştığınız vakit sebat ediniz ve Allah’ı çokça anınız ki, zafer sizin olsun.) [Enfâl Suresi: 45]
  6. Yüce Allah'ı zikreden kimseler ile Cumdân Dağı arasındaki benzerlik tek olma ve diğerlerinden ayrı olmasıdır. Cumdân Dağı diğer dağlardan ayrı bir dağdır. Aynı şekilde Allah Teâlâ'yı zikredenler de öyledir. Münferid olan, insanlar arasında olsa bile kalbi ve dili Rabbinin zikri ile yalnız olan ve huzur bulan kimsedir. Yalnızlık zamanlarında ülfet hisseder, insanlarla çokça kaynaşma sebebiyle yabancılık hisseder. Dağlar yeryüzünün sağlamlığına vesile olduğu gibi, zikir de dinde sağlamlığın vesilesidir veya salih amel işleyerek dünya ve ahirette önde olan kişi olabilir. Medine'den Mekke'ye giden bir yolcunun Cumdân'a ulaşması, onun Mekke'ye gelişine işarettir. Oraya ilk varan kimse diğerlerini geçmiş olur. Böylece Allah Teâlâ'yı zikreden kimse Allah Teâlâ'yı çokça zikretmesi sebebiyle diğerlerinin önünde olmuş, onları geçmiştir, en doğrusunu Allah bilir.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2062) (2676). نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (2/ 983). تيسير الكريم الرحمن في تفسير كلام المنان، لابن سعدي (ص665). بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (2/ 510). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 516).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

İsrâ Gecesi İbrahim -aleyhisselam- ile karşılaştım. Bana şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve onlara haber ver ki, Cennet'in toprağı temiz, suyu tatlı,

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَقِيتُ إِبْرَاهِيمَ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي فَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ، أَقْرِئْ أُمَّتَكَ مِنِّي السَّلاَمَ، وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ الجَنَّةَ طَيِّبَةُ التُّرْبَةِ عَذْبَةُ الْمَاءِ، وَأَنَّهَا قِيعَانٌ، وَأَنَّ غِرَاسَهَا سُبْحَانَ اللهِ وَالحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ».
İbni Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «İsrâ Gecesi İbrahim -aleyhisselam- ile karşılaştım. Bana şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve onlara haber ver ki, Cennet'in toprağı temiz, suyu tatlı, arazisi düz ve boştur. Buraların dikili ağacı da "Subhânallâhi, Velhamdulillâhi, Velâ ilâhe illallâhu, Vallâhu ekber" sözleridir.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceBu hadis şahitleriyle birlikte hasendir
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- İsrâ ve Miraç Gecesi'nde İbrahim Halîl -aleyhisselâm- ile karşılaştığını ve İbrahim -aleyhisselâm-'ın kendisine şöyle dediğini anlatır: Ey Muhammed! Ümmetine selamımı ilet ve onlara bildir ki cennetin toprağı hoştur, suyu tatlıdır; tuzluluk yoktur. Cennet geniş, dümdüz ve ağaçsızdır. Onun dikimi güzel sözlerledir. Bunlar, kalıcı salih amellerdir: "Subhânallâhi, Velhamdulillâhi, Velâ ilâhe illallâhu, Vallâhu ekber" Müslüman bu sözleri her söylediğinde ve tekrar ettiğinde, kendisi için cennette bir fidan dikilir.

Faydalar
  1. Cennet'te bizim için çokça fidan dikilmesi için zikre devam etmek teşvik edilmiştir.
  2. İslam ümmetinin fazileti ifade edilmiştir. Öyle ki İbrahim -aleyhissalâtu vesselâm- bu ümmete selam söylemiştir.
  3. İbrahim -aleyhisselâm- Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetini Allah Teâlâ'yı çokça zikretmeye teşvik etmiştir.
  4. Et-Tîbî -rahimehullah- şöyle demiştir: Cennet başlangıçta dümdüz bir araziydi. Sonra Allah Teâlâ, lütuf ve ikramı ile orada, kulların amellerine göre ağaçlar ve köşkler var etmiştir. Her amel sahibine, yaptığı amele bağlı olarak kendisine mahsus olan şey vardır. Allah Teâlâ, onu yaratıldığı amele muvaffak kılıp bu vesileyle sevaba eriştirdiğinde ise, o kimseyi bu ağaçları diken bir kimse mesabesinde kılmıştır.
Kaynakça

سنن الترمذي (5/ 455) (3462). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي (2/ 512). الكاشف عن حقائق السنن (شرح المشكاة)، للطيبي (6/ 1831). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 186). مشكاة المصابيح، للتبريزي (2/ 716). مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، للمباركفوري (7/ 476). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 985).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Herhangi bir topluluk, oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, merkep leşi yanından kalkmış gibi olur. O meclis de onlar için bir pişmanlık olur

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لَا يَذْكُرُونَ اللَّهَ فِيهِ إِلَّا قَامُوا عَنْ مِثْلِ جِيفَةِ حِمَارٍ، وَكَانَ لَهُمْ حَسْرَةً».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Herhangi bir topluluk, oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, merkep leşi yanından kalkmış gibi olur. O meclis de onlar için bir pişmanlık olur.»
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir mecliste oturup sonra oradan Allah'ı anmadan kalkan topluluğun, ancak eşek leşinin etrafında toplanmış bir topluluk gibi koku ve pislik içinde kalktıklarını bildirmiştir. Bu da Allah'ın zikriyle meşgul olmamaları sebebiyledir. Bu toplanma, onlar için kıyamet günü bir zarar, bir eksiklik ve kaçınılmaz bir pişmanlık olacaktır.

Faydalar
  1. Allah'ı anmayı ihmal etme konusunda zikredilen uyarı sadece toplantılarla sınırlı kalmayıp diğer durumları da kapsamaktadır. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bir yerde oturan bir kimsenin Allah Teâlâ'yı anılmadan oradan ayrılması mekruhtur.
  2. Kıyamet gününde başlarına gelecek olan pişmanlık, ya zamanı Allah'a itaatle değerlendirmemeleri sebebiyle sevabı ve mükâfatını kaçırmış olmalarından ötürü, ya da Allah'a itaatsizlikle vakit geçirmenin günahı ve cezası sebebiyledir.
  3. Bu uyarı, mubah olan meclislerde bu gafletin gerçekleşmesine dair gelmiştir. Peki ya gıybet, dedikodu vb. haramlar içeren meclisler için bu durum nasıl olur?
Kaynakça

سنن أبي داود (7/ 221) (4855). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 120). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 654).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah sizin için sadaka verilecek şeyleri zaten belirlemedi mi? Her tesbih bir sadaka, her tekbir bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (Lâ ilahe illallah) bir sadaka, iyiliği emretmek bir sadaka, kötülükten sakındırmak bir sadakadır. Sizden birinizin cinsi münasebetinde bile sadaka vardır.

عَنْ أَبِي ذَرٍّ رضي الله عنه: أَنَّ نَاسًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالُوا لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا رَسُولَ اللهِ، ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالْأُجُورِ، يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي، وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ، وَيَتَصَدَّقُونَ بِفُضُولِ أَمْوَالِهِمْ، قَالَ: «أَوَلَيْسَ قَدْ جَعَلَ اللهُ لَكُمْ مَا تَصَّدَّقُونَ؟ إِنَّ بِكُلِّ تَسْبِيحَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَكْبِيرَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَحْمِيدَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَهْلِيلَةٍ صَدَقَةً، وَأَمْرٌ بِالْمَعْرُوفِ صَدَقَةٌ، وَنَهْيٌ عَنْ مُنْكَرٍ صَدَقَةٌ، وَفِي بُضْعِ أَحَدِكُمْ صَدَقَةٌ»، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللهِ، أَيَأتِي أَحَدُنَا شَهْوَتَهُ وَيَكُونُ لَهُ فِيهَا أَجْرٌ؟ قَالَ: «أَرَأَيْتُمْ لَوْ وَضَعَهَا فِي حَرَامٍ أَكَانَ عَلَيْهِ فِيهَا وِزْرٌ؟ فَكَذَلِكَ إِذَا وَضَعَهَا فِي الْحَلَالِ كَانَ لَهُ أَجْرٌ».
Ebû Zer -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre; Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashabından bazı kişiler, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e şöyle dediler: "Ya Rasûlallah! Zenginler sevapları alıp götürdüler. Zira bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor ve fazladan sahip oldukları malları sadaka olarak veriyorlar." Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- cevaben onlara şöyle buyurdu: « Allah sizin için sadaka verilecek şeyleri zaten belirlemedi mi? Her tesbih bir sadaka, her tekbir bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (Lâ ilahe illallah) bir sadaka, iyiliği emretmek bir sadaka, kötülükten sakındırmak bir sadakadır. Sizden birinizin cinsi münasebetinde bile sadaka vardır. » Sahabeler: "Ya Rasûlallah! Birimiz şehvetini giderdiğinde, onda da ecir varmı? diye sordu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Ne dersiniz? Bir kimse şehvetini haram işleyerek (zina ederek) giderirse, o kimse günaha girer mi? İşte aynı şekilde şehvetini helalde giderdiği zaman da o kimseye ecir verilir.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bazı fakir sahabiler, hallerini ve fakirliklerini, bolca sevap kazanmak için zengin kardeşleri gibi mal ile sadaka veremediklerini Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şikâyet ettiler; çünkü onlar bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor, ayrıca fazladan sahip oldukları mallarından sadaka veriyorlar; biz ise sadaka veremiyoruz! Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onların güç yetirebilecekleri sadaka çeşitlerini göstererek şöyle buyurmuştur: Allah sizin için kendinizden sadaka sayılacak şeyler kılmadı mı?! (Subhânallah) Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim demeniz sizin için bir sadakadır. (Allahu Ekber) Allah en büyüktür demeniz bir sadakadır. (Elhamdulillah) Hamt Allah'a mahsustur demeniz bir sadakadır. (Lâ İlâhe İllallah) Allah'tan başka hak ilah yoktur demeniz bir sadakadır. (Emr-i bilmâ'rûf) İyiliği emretmeniz bir sadakadır. (Nehy-i anil münker) Kötülükten sakındırmanız bir sadakadır. Hatta sizden birinizin eşiyle cinsel ilişkide bulunması bile bir sadakadır. Hayret ettiler, şaşırdılar ve: "Ey Allah'ın Rasûlü! Bizden biri şehvetini giderdiğinde de ecir alır mı?! Nebî -aleyhisselam- şöyle buyurdu: Ne dersiniz? Bir kimse şehvetini haram işleyerek (zina ederek) giderirse, o kimse günaha girer mi? İşte aynı şekilde şehvetini helalde giderdiği zaman da o kimseye ecir verilir.

Faydalar
  1. Sahabeler hayır işlerinde yarışıyorlar, Allah Teâlâ katındaki büyük sevabı ve lütfu kazanmak için can atıyorlardı.
  2. İyiliğin pek çok çeşidi vardır ve bunlar bir Müslümanın iyi niyet ve güzel bir amaçla yaptığı her eylemi kapsar.
  3. İslam; kolay ve müsamahakâr bir dindir, bu yüzden her Müslüman Allah'a itaat etmek için kolayına gelen bir amel bulur.
  4. Nevevî şöyle demiştir: Bu (hadis), mübah olan şeylerin, samimi niyetlerle yapıldığında ibadet hâline geldiğine delildir. Örneğin, cinsel ilişki, eğer niyeti eşin hakkını yerine getirmek ve onunla Allah’ın emrettiği şekilde geçinmek, hayırlı bir evlat istemek, kendi nefsi veya eşini korumak ve her ikisini de harama bakmaktan men etmek, haramı düşünmekten veya arzulamaktan alıkoymak ya da başka hayırlı maksatlar için olursa ibadet sayılır.
  5. Dinleyici üzerinde daha net ve etkili bir izlenim bırakması amacıyla örnekleme ve benzetme yapılmıştır.
Kaynakça

صحيح مسلم (2/ 697) (1006). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 201). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 161). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (3/ 31). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 150).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et

عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ بُسْرٍ رضي الله عنه أَنَّ رَجُلاً قَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ إِنَّ شَرَائِعَ الإِسْلاَمِ قَدْ كَثُرَتْ عَلَيَّ، فَأَخْبِرْنِي بِشَيْءٍ أَتَشَبَّثُ بِهِ، قَالَ: «لاَ يَزَالُ لِسَانُكَ رَطْبًا مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ».
Abdullah b. Büsr –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! İslam'ın nafile ibadetleri bana çok fazla geldi. Bana öyle bir şey söyle ki ona sımsıkı sarılayım.” dedi. «Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et.»
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bir adam, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e nafile ibadetlerin çoğaldığını, bunları yapamayacak kadar zayıf kaldığını hususunda şikâyet etti. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den kendisine büyük sevap kazandıran, kolay bir amel gösterip ona sarılabileceği bir yol tavsiye etmesini istedi. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona, dilinin her zaman Allah Teâlâ’yı zikretmekle canlı ve hareketli olmasını tavsiye etti. Yani her vakit ve her durumda tesbih, tahmid, istiğfar, dua ve benzeri zikirlerle meşgul olmasını öğütledi.

Faydalar
  1. Sürekli olarak Allah Teâlâ'yı zikretmenin fazileti ifade edilmiştir.
  2. Allah'ın büyük lütuflarından biri de sevap kazanılacak yolları kolaylaştırmasıdır.
  3. Kulların, hayır ve iyilik kapılarından elde ettikleri pay bakımından birbirlerinden üstün olmaları ifade edilmiştir.
  4. Allah’ı dil ile çokça zikretmek – tesbih, tahmid, tehlil, tekbir ve benzeri zikirlerle – ve bunun kalbin tasdikiyle birlikte olması, pek çok nafile ibadetin yerini tutar.
  5. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sordukları soruları dikkate alarak, soru soran her bir kimsenin kendisine uygun olan cevabı vermiştir.
Kaynakça

سنن الترمذي (5/ 388) (3375). سنن ابن ماجه (4/ 707) (3793). مسند أحمد (29/ 226) (17680). جامع العلوم والحكم في شرح خمسين حديثا من جوامع الكلم، لابن رجب الحنبلي (2/ 510). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية، لإسماعيل الأنصاري (ص104). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، للنووي وابن رجب (ص154). الأحاديث الأربعون النووية وعليها الشرح الموجز المفيد، لعبد الله بن صالح المحسن (ص93).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz defa O'na tövbe ediyorum

عن الْأَغَرِّ رضي الله عنه، وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللهِ، فَإِنِّي أَتُوبُ فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ مَرَّةٍ».
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden olan el-Eğar -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz defa O'na tövbe ediyorum.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, insanlara çokça tövbe ve istiğfar etmelerini emretmiştir. Kendisinin geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olduğu halde, günde yüz defadan fazla Yüce Allah’a tövbe ettiğini ve O’ndan bağışlanma dilediğini haber vermiştir. Bu durum, O'nun Yüce Allah’a karşı sergilediği tam bir tevazu ve kulluk bilincinin göstergesidir.

Faydalar
  1. İman derecesi veya mertebesi ne olursa olsun herkesin, Yüce Allah'a yönelmesi ve tövbe ederek kendini düzeltmesi gerekir. Hiçbir insan, Yüce Allah'a karşı olan görevini yerine getirirken kusurlardan ve hatalardan münezzeh değildir. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: (Ey Müminler, hepiniz Allah'a tövbe edin!) [Nûr Suresi, 31.]
  2. Tövbe, hem işlenen günah ve haramlardan hem de Allah’ın emrettiği görevleri yerine getirmedeki eksikliklerden dolayı yapılır.
  3. Tövbe ederken ihlaslı olmak, onun kabul şartıdır. Bu sebeple, bir günahı Allah için değil de başka bir sebeple terk eden kimse, tövbe etmiş sayılmaz.
  4. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Tövbenin üç şartı vardır: Kişinin bu günahı işlemekten vazgeçmesi, bu günahından pişman olması ve bir daha asla bu tür bir günaha dönmemeye kesin olarak karar vermesi. Günah eğer bir başka kulun hakkıyla ilgili ise, dördüncü bir şartı daha vardır; o da haksızlık yapılan hususu (gasp edilen hakkı) sahibine iade etmek yahut ondan helallik almaktır.
  5. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem'in istiğfar etmesinin, mutlaka işlemiş olduğu günahlardan dolayı olduğu zannedilmemelidir. Bilakis bu; onun kulluğunun kemalinden, Allah Teâlâ’yı zikretmeye olan bağlılığından, Allah’ın hakkının ne kadar büyük olduğunu idrak etmesinden ve kul ne kadar amel ederse etsin Allah’ın nimetlerine gerektiği gibi şükretmede eksik kaldığını hissetmesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu, ümmetine kendisinden sonra yol göstermek ve onları eğitmek gibi başka hikmetler de taşımaktadır.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2075) (2702). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 33). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 97). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 52).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 25
25 hadis
  1. Ben size inanmadığım için yem etmenizi istemedim. Fakat bana Cebrâil gelerek, Allah Teâlâ’nın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» diye buyurdu
  2. Size amellerinizin en hayırlısını, melikiniz olan Allah katında en değerlisini ve derecelerinizin en yüksek olanını
  3. Müferridler (Allah'ı çokça zikredenler) yarışı kazandılar
  4. İsrâ Gecesi İbrahim -aleyhisselam- ile karşılaştım. Bana şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve onlara haber ver ki, Cennet'in toprağı temiz, suyu tatlı,
  5. Herhangi bir topluluk, oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, merkep leşi yanından kalkmış gibi olur. O meclis de onlar için bir pişmanlık olur
  6. Allah sizin için sadaka verilecek şeyleri zaten belirlemedi mi? Her tesbih bir sadaka, her tekbir bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (Lâ ilahe illallah) bir sadaka, iyiliği emretmek bir sadaka, kötülükten sakındırmak bir sadakadır. Sizden birinizin cinsi münasebetinde bile sadaka vardır.
  7. Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et
  8. Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz defa O'na tövbe ediyorum
  9. Bir kul bir günah işlediğinde; "Allah'ım! Günahımı bağışla! derse,
  10. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem'in hutbe okurken üzerine yaslandığı bir hurma kütüğü vardı. Minber koyulduğu zaman, bu kütükten gebe develerin iniltisine benzer sesler çıktığını duyduk. Ta ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberden inerek, elini kütüğe koydu da inilti kesildi.
  11. ''Allah katında en sevimli olan sözü sana bildireyim mi?Allah'a en sevimli olan söz:
  12. «Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, ardından da istiğfar eden (af dileyen) bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi (bağışlardı).»
  13. Geriye kalan salih ameller; Lâ ilâhe illallah, Subhanallah, Vallahu Ekber, Elhamdulillah, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’tir.
  14. Ademoğlu, Allah'ı zikretmekten başka kendisini Allah'ın azabından daha çok kurtarıcı olan bir amel işlememiştir.
  15. Kim, bir günde yüz defa: Subhânallâhi ve bi-hamdihî (Allah'a hamt ederek O'nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim) derse, günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır
  16. Her kim on kere
  17. Allah -Azze ve Celle- şöyle buyurmuştur: Kulum beni zikrettiği ve dudakları benim zikrimle kıpırdadığı müddetçe ben o kulumla beraberim.
  18. “Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz benim yanımda bulunduğunuz hal üzere ve zikretmeye devam ederseniz, sizinle melekler döşeklerinizin üzerinde ve yollarınızın üzerinde musafaha ederlerdi. Fakat Ey Hanzala! Bazen öyle bazen böyle.” buyurdu.
  19. Allah, güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır.''
  20. Zikir meclislerinin faziletiyle alakalı hadisler.
  21. Müezzin; "Allahu Ekber, Allahu Ekber dediği zaman, sizlerden biri "Allahu Ekber, Allahu Ekber." derse,
  22. Müezzini duyduğunuzda, sizde söylediklerini tekrar edin. Sonra da benim için salavat getirin
  23. Bu Hinzib denilen Şey­tan'dır. Onu hissettiğin an ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa tükür
  24. Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" (Allah'tan başka hak ilâh yoktur. O, tektir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamt O'nadır. O'nun her şeye gücü yeter.) sözünü günde yüz defa söylerse,
  25. Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak tut

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com