İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Davalar ve Kanıtlar

5 hadis

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- evinin önünde bağrışan hasımları duydu."

عن أُمُّ سَلَمَة رضي الله عنها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم سَمِعَ جَلَبَةَ خَصْمٍ بِبَابِ حُجْرَتِهِ، فَخَرَجَ إلَيْهِمْ، فقال: «ألا إنما أنا بشر، وإنما يأتيني الخصم، فلعل بعضكم أن يكون أبلغ من بعض؛ فَأَحْسِبُ أَنَّهُ صَادِقٌ؛ فَأَقْضِي لَهُ، فمن قضيت له بحق مسلم فإنما هي قطعة من نار، فَلْيَحْمِلْهَا أَوْ يَذَرْهَا».
Ümmü Seleme -radıyallau anhâ-’ dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- evinin önünde bağrışan hasımları duydu. Onlara çıkıp şöyle dedi: «Ben sadece bir beşerim. Sizler bana yargılanmak üzere geliyorsunuz. Belki sizden biriniz, delilini getirmekte diğerinizden daha becerikli ve daha üstün anlatımlı olabilir. Ben de dinlediğime göre, o kimsenin lehinde hüküm verebilirim. Kimin lehine kardeşinin hakkını alıp hüküm vermişsem bu hak ateşten bir parçadır; ister onu alsın, ister bıraksın.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- evinin kapısının önünde tartışıp münakaşa eden hasımların seslerinin birbirine karıştığını duydu. Aralarında hüküm vermek için evinden dışarı çıktı ve şöyle dedi: Ben sadece sizin gibi bir beşerim. Gaybı bilmem, sizden hangisinizin doğru hanginizin yalan söylediğini bilmek için işlerin gizliliklerinden haber veremem. Aralarında hüküm vermem için hasımlar bana gelir. Benim hükmüm iki tarafın getirdiği delilleri, açıklamaları ve yeminlerinden duyduklarım üzerinedir. Belki sizden biriniz, delilini getirmekte diğerinizden daha becerikli ve daha üstün anlatımlı olabilir. Ben de dinlediğime göre o kimsenin lehinde hüküm veririm. Hakikatte hak lehine hüküm verdiğim kimsenin hasmının olabilir. Şunu iyi bilin ki benim hükmüm, işlerin zahirlerine göredir, batınına göre değildir. Benim zahire göre verdiğim hüküm ile haram olan bir şey helal olmaz. Bundan dolayı kimin lehine kardeşinin hakkını alıp hüküm vermişsem ve o bunun batıl olduğunu biliyorsa, o kimse için ateşten bir parça ayırırım; ister onu alsın, ister bıraksın. Bunun cezası ona dönecektir. Allah zalimler için tuzak kurar.

Kaynakça

الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى 1381هـ. تأسيس الأحكام، أحمد بن يحيى النجمي، دار علماء السلف، الطبعة: الثانية 1414هـ. تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426هـ. عمدة الأحكام من كلام خير الأنام -صلى الله عليه وسلم- لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية 1408هـ. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Her kim, bir Müslümanın malını haksız yere kendi eline geçirmek için bile bile yalan yere yemin ederse, Allah'ın huzuruna, Allah kendisine gazap etmiş olarak çıkar

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ وَهُوَ فِيهَا فَاجِرٌ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ». قَالَ: فَقَالَ الْأَشْعَثُ: فِيَّ وَاللَّهِ كَانَ ذَلِكَ؛ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ أَرْضٌ، فَجَحَدَنِي، فَقَدَّمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَلَكَ بَيِّنَةٌ؟» قُلْتُ: لَا. قَالَ: فَقَالَ لِلْيَهُودِيِّ: «احْلِفْ». قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِذَنْ يَحْلِفَ وَيَذْهَبَ بِمَالِي. فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى: {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا}. إِلَى آخِرِ الْآيَةِ.
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim, bir Müslümanın malını haksız yere kendi eline geçirmek için bile bile yalan yere yemin ederse, Allah'ın huzuruna, Allah kendisine gazap etmiş olarak çıkar» Dedi ki: Eş'as (b. Kays) şöyle dedi: Vallahi bu durum benim hakkımda (benim başımdan geçen bir olay üzerine) yaşanmıştı; Benimle Yahudi bir adam arasında (ortak) bir arazi vardı. Adam benim hakkımı inkâr etti. Ben de onu Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şikâyet ettim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana: "Bir delilin (ispatın) var mı?" diye sordu. Ben: "Hayır, yok" dedim. Bunun üzerine Yahudiye: "Yemin et" buyurdu. Ben araya girerek: "Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman yemin eder ve malımı alıp götürür!" dedim. Bunun üzerine Yüce Allah şu ayet-i kerimeyi indirdi: "Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle satanlar var ya, işte onların ahirette bir nasibi yoktur..." ayetin sonuna kadar.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, yalan söylediğini bile bile, bu yemin vasıtasıyla başkasına ait bir malı ele geçirmek için Allah adına yalan yere yemin etmekten sakındırmıştır. (Böyle yapan kimse) Allah'ın huzuruna, Allah kendisine gazap etmiş olarak çıkacaktır. Bunun üzerine Eş'as b. Kays -radiyallahu anh-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu sözü, kendisi ile Yahudi bir adam arasında bir arazinin mülkiyeti konusunda çıkan bir anlaşmazlık üzerine söylediğini haber vermiştir. İkisi beraber Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hakemliğine başvurmuşlar, o da Eş'as'a şöyle buyurmuştur: (Rasûlullah şöyle buyurdu:) 'İddia ettiğin şeyi ispatlaman için delil getirmek sana düşer. Eğer delil getirmekten aciz kalırsan (delil bulamazsan), senin için davalı olan karşı tarafın yemininden başka bir seçenek yoktur.' Bunun üzerine Eş'as şöyle dedi: Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman o Yahudi adam yemin eder, hiç de çekinmez (sakınmaz) ve malımı alıp götürür! Bunun üzerine Yüce Allah, bu durumu tasdik eden şu ayet-i kerimeyi Kur'an-ı Kerim'de indirdi: {Şüphesiz satın alanlar} ve değiştirenler, {Allah’a verdikleri sözü} yani Allah'ın Müminlere emaneti yerine getirmeleri yönündeki vasiyetini {ve yeminlerini} yani O'nun adına yalan yere ettikleri yeminleri, {az bir bedelle} dünya malının geçici menfaati karşılığında satanlar var ya; {işte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur.} {Allah onlarla konuşmayacaktır} yani onları sevindirecek ve kendilerine fayda verecek bir kelam etmeyecek, aksine onlara gazap edecektir. {Kıyamet gününde onlara bakmayacaktır} yani onlara rahmet ve ihsan nazarıyla bakmayacaktır. {Onları temize de çıkarmayacaktır} yani onları güzel övgülerle anmayacak, günah ve kirlerden bağışlayarak arındırmayacaktır. {Ve onlar için elem verici} işledikleri bu günah sebebiyle can yakıcı {bir azap vardır.}

Faydalar
  1. İnsanların mallarının batıl yollarla yenmesi haram kılınmıştır.
  2. Müslümanların haklarının (dokunulmazlığının), azına da çoğuna da riayet edilmesinin önemi vurgulanmıştır.
  3. Delil getirmek iddia edene (davacıya), yemin etmek ise inkâr ettiği takdirde davalıya (kendisine dava açılana) düşer.
  4. Hak, iki şahitle ispatlanır. Davacının delili yoksa, davalının yemin etmesi gerekir.
  5. Yalan yere yemin etmek (Yemîn-i gamûs) haramdır; bu yemin, yemin eden kimsenin karşı tarafın hakkını elinden alması anlamına gelir. Büyük günahlardan biridir, bunu yapan Allah Teâlâ'nın gazabına ve cezasına maruz bırakır.
  6. Hâkim, davanın taraflarına, özellikle de yemin edilmek istendiği sırada vaaz ve nasihatte bulunur.
Kaynakça

صحيح البخاري (3/ 121) (2416). صحيح مسلم (1/ 123) (138). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (2/ 136). تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص687). فتاوى اللجنة الدائمة - اللجنة الدائمة للبحوث العلمية والإفتاء (23/ 513).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"İki kadın vardı. Bunların beraberlerinde iki de çocukları vardı. Bir kurt gelerek bu çocuklardan birini kapıp kaçırdı. Kadın, arkadaşına: "Kurt senin çocuğunu kaçırdı!" dedi. Diğeri ise: "Hayır, senin çocuğunu alıp gitti!" dedi. Bunlar (ihtilafa düştüler) Hükmolunmak üzere Davud aleyhisselam'a başvurdular. Davud aleyhisselam, büyük kadın lehine hükmetti.''

عن أبي هريرة رضي الله عنه : أنه سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: كانت امرأتان معهما ابناهما، جاء الذئب فذهب بابن إحداهما، فقالت لصاحبتها: إنما ذهب بابنك، وقالت الأخرى: إنما ذهب بابنك، فتحاكما إلى داود صلى الله عليه وسلم فقضى به للكبرى، فخرجتا على سليمان بن داود صلى الله عليه وسلم فأخبرتاه، فقال: ائتوني بالسكين أَشُقُّهُ بينهما، فقالت الصغرى: لا تفعل! رحمك الله، هو ابنها، فقضى به للصغرى.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «İki kadın vardı. Bunların beraberlerinde iki de çocukları vardı. Bir kurt gelerek bu çocuklardan birini kapıp kaçırdı. Kadın, arkadaşına; "Kurt senin çocuğunu kaçırdı!" dedi. Diğeri ise: "Hayır, senin çocuğunu alıp gitti!" dedi. Bunlar (ihtilafa düştüler) Hükmolunmak üzere Davud -aleyhisselam-'a başvurdular. Davud -aleyhisselam-, büyük kadın lehine hükmetti. Küçük kadın, hükme razı olmayınca, davayı Süleyman -aleyhisselam-’a götürdüler. Süleyman -aleyhisselam-: "Bir bıçak getirin, çocuğu ikiye böleyim, size birer parça vereyim!" diye hükmetti. Küçük kadın: "Böyle yapma! Allah'ın rahmetine mazhar ol! Çocuk onundur!" dedi. Süleyman -aleyhisselam- bu cevap üzerine çocuğun küçük kadına ait olduğuna hükmetti.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bize, iki oğullarıyla beraber çıkan ve ikisinden birinin oğlunu kurdun yediği ve diğerinin oğlunun kaldığı iki kadının kıssasından haber veriyor. İki kadından her biri o kalan çocuk benim diyor. Davud -aleyhisselam-'a davalaşmak için gittiler. Davud -aleyhisselam-, kendi içtihadıyla büyük kadın lehine hükmetti. Çünkü büyük kadın doğum yapmayı bırakmış olabilirdi. Ama genç olana gelince belki de ilerde başka çocuk yapabilirdi. O'nun yanından oğlu Süleyman -aleyhisselam-'a gittiler. Ona bu olaydan haber verdiler, o da bir bıçak istedi ve dedi ki: Bu çocuğu ikiye böleyim, size birer parça vereyim! Büyük olan kabul etti, ama küçük olan itiraz etti ve çocuk büyük olan kadınındır, dedi. Küçük olanı şefkat ve rahmet yakaladı. Çünkü gerçekten onun oğlu idi ve küçük olan; "Ey Allah'ın nebisi onun oğludur." dedi. Bu şekilde bu oğlana rahmet etmesi ve o büyük olanın oğludur demesi sebebiyle delil ve karineyle birlikte hükmü küçük olan kadının lehine verdi. Oğlanın yaşaması ikiye kesilmesinden daha evladır. Böylece Süleyman -aleyhisselam- küçük olan kadının lehine hüküm verdi.

Kaynakça

نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م. شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي. صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Eğer insanlar yalnızca iddialarıyla (delilsiz) haklı kabul edilselerdi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve kanlarını (canlarını) talep ederdi. Ancak, delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir

عَن ابنِ عباسٍ رضي الله عنهما أنَّ رسولَ اللهِ صلي الله عليه وسلم قال: «لَو يُعطَى النّاسُ بدَعواهُم لادَّعَى رِجالٌ أموالَ قَومٍ ودِماءَهُم، ولَكِنَّ البَيِّنَةَ على المُدَّعِى، واليَمينَ على مَن أنكَرَ».
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Eğer insanlar yalnızca iddialarıyla (delilsiz) haklı kabul edilselerdi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve kanlarını (canlarını) talep ederdi. Ancak, delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir.»
Beyhakî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, insanların delil ve kanıt olmaksızın yalnızca iddialarıyla haklı sayılmalarının mümkün olmadığını açıklamıştır. Aksi takdirde, bazı kimseler başkalarının mallarını ve canlarını talep ederdi. Ancak iddia sahibinin, talebini destekleyen bir delil veya kanıt sunması gerekir. Eğer delili yoksa, dava davalıya arz edilir. Davalı bu iddiayı inkâr ederse, yemin eder ve sorumluluktan kurtulur.

Faydalar
  1. İbn Dakîki'l-Îd şöyle demiştir: “Bu hadis, hükümlerin temel ilkelerinden biridir ve anlaşmazlık ve davalarda en önemli başvuru kaynağıdır.”
  2. Şeriat, insanların mallarını ve canlarını haksızlıktan korumak için gelmiştir.
  3. Hakim, bilgisine göre karar vermez, delillere dayanır.
  4. Delilden yoksun her iddia reddedilir; bu, haklar ve muameleler konularında olduğu gibi iman ve ilim meselelerinde de geçerlidir.
Kaynakça

السنن الكبرى للبيهقي تحقيق التركي (21/ 242 - 243) (21243). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية (ص76). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص328). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، لعبد المحسن البدر (ص114).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Eğer insanlar yalnızca iddialarıyla (delilsiz) haklı kabul edilselerdi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve kanlarını (canlarını) talep ederdi. Ancak, delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir

عَن ابنِ عباسٍ رضي الله عنهما أنَّ رسولَ اللهِ صلي الله عليه وسلم قال: «لَو يُعطَى النّاسُ بدَعواهُم لادَّعَى رِجالٌ أموالَ قَومٍ ودِماءَهُم، لَكِنَّ البَيِّنَةَ على المُدَّعِى، واليَمينَ على مَن أنكَرَ».
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Eğer insanlara sadece iddialarıyla (istedikleri) verilseydi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve canlarını (haksız yere) talep ederlerdi. Ancak; delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir.»
Beyhakî ve diğerleri böyle rivayet etmiştir, bir kısmı da Sahîheynde'dir (Buhârî ve Müslim)DereceHasen hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, insanların delil ve kanıt olmaksızın yalnızca iddialarıyla haklı sayılmalarının mümkün olmadığını açıklamıştır. Aksi takdirde, bazı kimseler başkalarının mallarını ve canlarını talep ederdi. Ancak iddia sahibinin, talebini destekleyen bir delil veya kanıt sunması gerekir. Eğer delili yoksa, dava davalıya arz edilir. Davalı bu iddiayı inkâr ederse, yemin eder ve sorumluluktan kurtulur.

Faydalar
  1. İbn Dakîki'l-Îd şöyle demiştir: “Bu hadis, hükümlerin temel ilkelerinden biridir ve anlaşmazlık ve davalarda en önemli başvuru kaynağıdır.”
  2. Şeriat, insanların mallarını ve canlarını haksızlıktan korumak için gelmiştir.
  3. Hakim, bilgisine göre karar vermez, delillere dayanır.
  4. Delilden yoksun her iddia reddedilir; bu, haklar ve muameleler konularında olduğu gibi iman ve ilim meselelerinde de geçerlidir.
Kaynakça

السنن الكبرى للبيهقي تحقيق التركي (21/ 242 - 243) (21243). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية (ص76). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص328). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، لعبد المحسن البدر (ص114).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com