İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Dinî Tıp, Tedavi ve Rukye

21 hadis

“Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah’a dua ederim de sana şifa verir.”

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضيَ اللهُ عنهما: أنَّهُ قَالَ لعَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ: أَلَا أُرِيكَ امْرَأَةً مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ؟ قُلْتُ: بَلَى، قَالَ: هَذِهِ الْمَرْأَةُ السَّوْدَاءُ، أَتَتِ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَتْ: إِنِّي أُصْرَعُ وَإِنِّي أَتَكَشَّفُ، فَادْعُ اللهَ لِي، قَالَ: «إِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلَكِ الْجَنَّةُ، وَإِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللهَ أَنْ يُعَافِيَكِ» قَالَتْ: أَصْبِرُ، قَالَتْ: فَإِنِّي أَتَكَشَّفُ فَادْعُ اللهَ أَنْ لَا أَتَكَشَّفَ، فَدَعَا لَهَا.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre: İbn Abbas -radıyallahu anhuma-, Atâ b. Ebî Rebâh'a şöyle dedi: “Sana Cennet ehlinden bir kadını göstereyim mi?” Atâ, “Evet.” dedim. Bunun üzerine İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: “İşte şu siyahî kadın var ya! O, bir gün Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek: ‘Ben sara nöbeti geçiriyorum ve nöbet sırasında üzerim açılıyor. Benim için Allah’a dua edin.’ dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah’a dua ederim de sana şifa verir.” Kadın: “Sabrederim.” dedi. Sonra da: “Ancak nöbet sırasında üzerim açılıyor. Allah’a dua edin de üzerim açılmasın.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için dua etti.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Abbas -radıyallahu anhuma-, Atâ b. Ebî Rebâh'a şöyle dedi: "Sana Cennet ehli kadınlardan birini göstereyim mi?" Atâ, “Evet.” dedi. Bunun üzerine İbn Abbas: “İşte şu Habeşli siyahî kadın! O, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek, ‘Bende bir hastalık var. Sara nöbeti geçiriyorum. Nöbet sırasında farkında olmadan üzerim açılıyor ve bedenimden bazı yerler görünüyor. Benim için Allah'a dua edin de bana şifa versin.’ dedi. Nebî -aleyhisselam- da şöyle buyurdu: “Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah'a dua ederim de sana şifa verir.” Kadın: “Öyleyse sabrederim.” dedi. Ardından, “Fakat nöbet geçirdiğimde üzerim açılıyor. Allah'a dua edin de nöbet geçirdiğim zaman üzerim açılmasın.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için Allah'a dua etti.

Faydalar
  1. Dünyada karşılaşılan musibetlere sabretmek, Cennete girmeye vesile olur.
  2. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, sara (epilepsi) hastalığına sabreden kimsenin, buna karşılık en mükemmel şekilde sevap kazanacağına delil vardır.
  3. Sahâbe hanımlarının iffet ve hayâ sahibi olduklarını, örtünmeye büyük önem verdiklerini gösterir. Allah onlardan razı olsun. Nitekim bu kadın vücudunun bir kısmının görülmesinden çok korkuyordu.
  4. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: “Kendisinde buna güç bulunduğunu bilen ve meşakkatli olanı yerine getirmekte zorluk çekmeyeceğinden emin olan kimse için, ruhsatla amel etmek yerine azîmeti tercih etmek daha faziletlidir.”
  5. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: “Bu hadiste, bütün hastalıkların tedavisinde dua etmek ve Allah'a sığınmanın, ilaçlarla tedavi olmaktan daha etkili ve daha faydalı olduğuna işaret vardır. Duanın bedende meydana getirdiği etki ve tesir, maddî ilaçların etkisinden daha büyüktür. Ancak bunun fayda vermesi iki şarta bağlıdır: Birincisi, hasta ile ilgili olup onun niyetinin samimi ve içten olmasıdır. İkincisi ise tedavi eden kimse ile ilgilidir; onun Allah'a yönelişinin güçlü olması, kalbinin takvâ ve tevekkülle kuvvet bulmasıdır. Allah en doğrusunu bilir.”
  6. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, tedavi olmayı terk etmenin câiz olduğuna dair delil vardır.
Kaynakça

صحيح البخاري (7/ 116) (5652). صحيح مسلم (4/ 1994) (2576). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 95). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 235).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır

عَنْ سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ يَوْمَ خَيْبَرَ: «لَأُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ غَدًا رَجُلًا يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ، يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ»، قَالَ: فَبَاتَ النَّاسُ يَدُوكُونَ لَيْلَتَهُمْ أَيُّهُمْ يُعْطَاهَا، فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّاسُ غَدَوْا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُلُّهُمْ يَرْجُو أَنْ يُعْطَاهَا، فَقَالَ: «أَيْنَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ؟» فَقِيلَ: هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَشْتَكِي عَيْنَيْهِ، قَالَ: «فَأَرْسِلُوا إِلَيْهِ»، فَأُتِيَ بِهِ فَبَصَقَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي عَيْنَيْهِ وَدَعَا لَهُ، فَبَرَأَ حَتَّى كَأَنْ لَمْ يَكُنْ بِهِ وَجَعٌ، فَأَعْطَاهُ الرَّايَةَ، فَقَالَ عَلِيٌّ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أُقَاتِلُهُمْ حَتَّى يَكُونُوا مِثْلَنَا؟ فَقَالَ: «انْفُذْ عَلَى رِسْلِكَ حَتَّى تَنْزِلَ بِسَاحَتِهِمْ، ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ، وَأَخْبِرْهُمْ بِمَا يَجِبُ عَلَيْهِمْ مِنْ حَقِّ اللَّهِ فِيهِ، فَوَاللَّهِ لَأَنْ يَهْدِيَ اللَّهُ بِكَ رَجُلًا وَاحِدًا، خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ يَكُونَ لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ».
Sehl b. Sa'd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayber (savaşının olduğu) gün şöyle buyurmuştur: «Ben şüphesiz bu sancağı yarın öyle birine vereceğim ki, Allah fethi onun eliyle kolaylaştıracaktır. O Allah'ı ve Rasûlünü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever.» Bunun üzerine insanlar geceyi sancağın kime verileceğini konuşarak geçirdiler. Ertesi gün sabah olunca Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzuruna vardılar. Hepsi de sancağın kendisine verilmesini umuyordu. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ali b. Ebî Tâlib nerededir?» diye sordu. Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! O gözlerinden rahatsızdır dediler. «Ona haber gönderin.» buyurdu. Akabinde Ali getirildi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali'nin gözlerine tükürüğünü sürdü ve ona dua etti. Ali hemen iyileşti; sanki hiç ağrısı yokmuş gibi oldu. Allah Rasûlü - sallallahu aleyhi ve sellem- sancağı ona teslim etti. Bunun üzerine Ali: "Ey Allah'ın Rasûlü! Onlarla bizim gibi (Müslüman) oluncaya kadar savaşırım!" dedi. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Onların topraklarına yavaşça girip, yürü. Sonra onları İslam'a davet et ve İslam'da üzerlerine vacip olan Allah'ın haklarını onlara haber ver. Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanların yarın Hayber Yahudilerine karşı zafer kazanacağını, ordunun bayrak olarak kullanacağı sancağı kendisine vereceği bir adamın eliyle bunun olacağını haber vermiştir. O adamın özelliklerinden biri de Allah'ı ve Rasûlünü sevmesi, Allah ve Rasûlünün de onu sevmesidir. Sahabeler geceyi sancağın kime verileceğini tartışarak ve konuşarak geçirdiler. Bu büyük şerefe nail olmayı arzuladılar. Sabah olduğunda hepsi bu şerefe kendisinin nail olacağını umarak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gittiler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh-'ın nerede olduğunu sordu. Denildi ki: Hastadır ve gözlerinden şikâyetçidir. Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali -radıyallahu anh-'ı çağırmalarını söyledi ve onu getirdiler. Rasûlullah da mübarek tükürüğünden Ali -radıyallahu anh-'ın gözlerine sürdü ve onun için dua etti. Sanki hiçbir rahatsızlığı yokmuş gibi hastalığından şifa buldu. Sancağı ona verdi ve düşmanın kalesine yaklaşıncaya kadar yavaşça ilerlemesini emretti. Onlara İslam'a girmelerini teklif etmesini eğer kabul ederlerse üzerlerine farz olan şeyleri onlara haber vermesini söyledi. Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali -radıyallahu anh-'a Allah'a davet etmenin faziletini ve davetçi bir kişinin başka bir kimsenin hidayetine sebep olmasının, kendisi için kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlı olacağını beyan etmiştir. Kırmızı develer Arapların sahip oldukları veya sadaka verdikleri en değerli servetleriydi.

Faydalar
  1. Ali b. Ebû Tâlib -radıyallahu anh-'ın fazileti beyan edilmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah'ın ve Rasûlünün, Ali -radıyallahu anh-'a olan sevgisine, onun da Allah'a ve Rasûlüne olan sevgisine şahitlik etmiştir.
  2. Sahabelerin iyilik yapmakta hırslı olmaları ve hayırda yarışmaları ifade edilmiştir.
  3. Savaşırken edepli olmanın meşruiyeti, taşkınlıktan ve rahatsızlık verici gereksiz seslerden kaçınmanın gerekliliği belirtilmiştir.
  4. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin delilleri arasında, Yahudilere karşı zafer kazanılacağını haber vermesi ve Ali b. Ebî Tâlib'in gözlerinin Allah'ın izniyle Rasûlullah tarafından iyileştirilmesi de vardır.
  5. Cihadın en büyük amacı insanların İslam’a girmeleridir.
  6. Davet, yavaş yavaş yapılmalıdır. Önce kâfir birinden şehadet getirerek İslam'a girmesi istenir, ardından İslam'ın farzlarını yerine getirmesi emredilir.
  7. İslam'a davetin fazileti, davet edilen ve eden için davetin getireceği hayırlar, davet edilen kimseye hidayet nasip olursa davetçinin büyük bir mükâfatla ödüllendirileceği ifade edilmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (5/ 134) (4210). صحيح مسلم (4/ 1872) (2406). فتح المجيد شرح كتاب التوحيد، (ص88). القول المفيد على كتاب التوحيد، (1/ 134). الملخص في شرح كتاب التوحيد، (ص57). الجديد في شرح كتاب التوحيد، (ص67). التمهيد لشرح كتاب التوحيد، (ص59).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ebû Hureyre -radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Me­dine'nin kapıları ve yollarında bir takım me­lekler vardır. Medine'ye tâûn hastalığı da, Deccâl de giremez"

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «على أَنْقَابِ المدينةِ ملائكةٌ لا يدخلُها الطَّاعونُ، ولا الدَّجَّالُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Me­dine'nin kapıları ve yollarında bir takım me­lekler vardır. Medine'ye tâûn hastalığı da, Deccâl de giremez"
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'nin daziletlerinden biriside girişinde ve yollarında onu koruyan meleklerin olduğudur. Bununla birlikte -bulaşıcı ve çabuk öldüren- tâûn hastalığı ve Mesih Deccâl de giremez.

Kaynakça

-صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. -صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت. -عمدة القاري شرح صحيح البخاري، لمحمود بن أحمد بن موسى الحنفى بدر الدين العينى، الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. -إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري، لأحمد بن محمد بن أبى بكر بن عبد الملك القسطلاني القتيبي المصري، الناشر: المطبعة الكبرى الأميرية، مصر، الطبعة: السابعة، 1323 هـ. -المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، للنووي، نشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت، الطبعة: الثانية، 1392ه. -شرح صحيح البخاري لابن بطال، تحقيق: أبي تميم ياسر بن إبراهيم، نشر: مكتبة الرشد، الرياض-السعودية، الطبعة: الثانية 1423هـ، 2003م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

“Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır."

عن أبي موسى رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «فَنَاءُ أُمَّتي بالطَّعْن والطَّاعون». فقيل: يا رسول الله، هذا الطَّعْنُ قد عَرَفْناه، فما الطَّاعون؟ قال: «وَخْزُ أعدائِكم مِن الجِنِّ، وفي كلٍّ شُهَداء».
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır." Denildi ki: " Ya Rasûlallah! Taun'u (vebayı) biliyoruz, peki ta'n nedir?".Şöyle cevap verdi: "Ta'n, cinlerden olan düşmanlarınızın çarpmasıdır. Bununla birlikte her ikisinde de şehidlik vardır."
Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu ümmette en çok ölümün iki şeyde olacağını zikretmiştir. Birincisi: Düşman ile yapmış oldukları savaşlarda Müslümanların silah ile öldürülmeleridir. Aynı zamanda Müslümanların kendi arasında çıkan fitnelerde silah ile birbirilerini öldürmeleri de bu kapsamda değerlendirilir. İkincisi: Taun hastalığı ile gelen ölümdür. O hızlı bir ölümdür. Sebebi Müslümanların düşmanı kafir olan cinlerin çarpmasıdır. Öldürme ve taun'un herhangi birinden ölen şehittir. Şöyle de denilmiştir: Bu duadan kasıt: Yani Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetinin bu iki şeyden dolayı ölüp şehitliğe nail olmaları için dua etmiştir. Doğru olan birincisidir. En doğrusunu Allah bilir.

Kaynakça

-مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421هـ - 2001م. -التنوير شرح الجامع الصغير، لمحمد بن إسماعيل بن صلاح بن محمد الحسني، الكحلاني الأمير الصنعاني، المحقق: د. محمَّد إسحاق محمَّد إبراهيم، الناشر: مكتبة دار السلام، الرياض، الطبعة: الأولى، 1432 هـ - 2011 م. -إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري، لأحمد بن محمد بن أبى بكر بن عبد الملك القسطلاني القتيبي المصري، الناشر: المطبعة الكبرى الأميرية، مصر، الطبعة: السابعة، 1323 هـ. -مختار الصحاح، لزين الدين أبو عبد الله محمد بن أبي بكر بن عبد القادر الحنفي الرازي، تحقيق: يوسف الشيخ محمد، نشر: المكتبة العصرية - الدار النموذجية، بيروت – صيدا، لطبعة: الخامسة، 1420هـ / 1999م. -فيض القدير شرح الجامع الصغير, زين الدين محمد المدعو بعبد الرؤوف بن تاج العارفين بن علي بن زين العابدين الحدادي ثم المناوي القاهري , الناشر: المكتبة التجارية الكبرى - مصر, الطبعة: الأولى، 1356 -إرواء الغليل في تخريج أحاديث منار السبيل, محمد ناصر الدين الألباني, إشراف: زهير الشاويش, المكتب الإسلامي – بيروت, الطبعة: الثانية 1405 هـ - 1985م. -شرح سنن النسائي المسمى «ذخيرة العقبى في شرح المجتبى»، المؤلف: محمد بن علي بن آدم الإثيوبي الوَلَّوِي، الناشر: دار المعراج الدولية للنشر - دار آل بروم للنشر والتوزيع, الطبعة الأولى, 1416- 1424.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Amr b. Şuayb, babası kanalıyla dedesinden rivayet ettiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse, (ehil olmadığı) halde tabip­lik yapmaya kalkar (ve hastaya zarar verirse), sorumludur."

عن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «مَنْ تَطَبَّبَ، ولا يُعْلَمُ مِنْهُ طِبٌّ، فهو ضامِنٌ»
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'dan- rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse, (ehil olmadığı) halde tabip­lik yapmaya kalkar (ve hastaya zarar verirse), sorumludur."
İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Kim, ilmi olmadığı halde tabiblik iddiasında bulunup, insanları kandırıp onları tedavi etmeye kalkarsa ve tedavi ettiği hastayı öldürürse, o kimse sorumludur. Çünkü o insanları kandırarak ve bilmediği şeyi yaparak cana kastedmiştir. Hastayı tedavi eden haddini aşıp hastayının ölmesine sebebiyet veriyorsa bundan sorumlu olduğunda hiç bir hilaf yoktur. Bilmediği halde öğrenmek yada yaparak deneyim kazanmak için yapan kimsede haddi aşan kimsedir. Eğer yaptığı işten ölüm sadır olursa diyetten sorumludur. Kısas gereği öldürme o kimseden düşer. Çünkü hastanın izni olmadan başına buyruk hareket etmemiştir.

Kaynakça

سنن أبي داود، المحقق: محمد محيي الدين عبد الحميد . الناشر: المكتبة العصرية، صيدا – بيروت. سنن الترمذي ، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر (جـ 1، 2) ومحمد فؤاد عبد الباقي (جـ 3) وإبراهيم عطوة عوض المدرس في الأزهر الشريف (جـ 4، 5) الناشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي – مصر . الطبعة: الثانية، 1395 هـ - 1975 م. سنن للنسائي، تحقيق: عبد الفتاح أبو غدة، الناشر: مكتب المطبوعات الإسلامية، حلب، الطبعة: الثانية، 1406 – 1986. فتح ذي الجلال والإكرام شرح بلوغ المرام،محمد بن صالح بن محمد العثيمين، تحقيق: صبحي بن محمد رمضان، وأُم إسراء بنت عرفة، المكتبة الإسلامية، القاهرة،الطبعة الأولى ، 1427هـ. توضيح الأحكام من بلوغ المرام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة، الطبعة الخامسة، 1423. منحة العلام شرح بلوغ المرام، عبد الله الفوزان، دار ابن الجوزي، الطبعة الأولى، 1428. بلوغ المرام من أدلة الأحكام، أحمد بن علي بن حجر العسقلاني، تحقيق وتخريج وتعليق: سمير بن أمين الزهيري-الناشر: دار الفلق – الرياض-الطبعة: السابعة، 1424 هـ. سلسلة الأحاديث الصحيحة وشيء من فقهها وفوائدها، تأليف محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: مكتبة المعارف للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة: الأولى، لمكتبة المعارف.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com