اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ فِي العَالَمِینَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَّجِيدٌ، عَدَدَ خَلْقِكَ وَرِضَی نَفْسِكَ وَزِنَةَ عَرْشِكَ وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ، وَعَدَدَ مَا ذَكَرَكَ بِهِ خَلْقُكَ فِيمَا مَضَى، وَعَدَدَ مَا هُمْ ذَاكِرُونَكَ بِهِ فِيمَا بَقَى، فِي كُلِّ سَنَةٍ وَشَهْرٍ وَجُمُعَةٍ وَيَوْمٍ وَلَيْلَةٍ وَسَاعَةٍ مِنَ السَّاعَاتِ وَشَمٍّ وَنَفَسٍ وَطَرْفَةٍ وَلَمْحَةٍ، مِنَ الأَبَدِ إِلَى الأَبَدِ، وَآبَادِ الدُّنْيَا وَآبَادِ الآخِرَةِ، وَأَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ، لَا يَنْقَطِعُ أَوَّلُهُ، وَلا يَنْفَدُ آخِرُهُ.
Allahümme sallı ala Seyyidina Muhammedin kema salleyte ala Seyyidina İbrahime ve barik ala Seyyidine Muhammedin ve ala ali Seyyidine Muhammedin kema barekte ala ali Seyyidine İbrahime fi l alemine inneke hamidün mecidün. Adede halkıke ve rızae nefsike ve zinete arşike. Ve midade kelimatike. Ve adede ma zekereke bihi halkuke fi ma meda ve adede mahüm zakirûneke bihi fi ma beka, fi külli senetin ve şehrin ve cumu'atin. Ve yevmin ve leyletin ve saatin minessaati. Ve şemmin ve nefesin ve tarfetin ve lemhatin minel ebedi ilel ebedi ve abadid dünya ve abadil ahireti ve eksere min zalike la yenkatı'u evvelühü vela yenfadü ahirühü.
Allahım, mahlukatının adedince, râzı olacağın şekilde, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı, yarattıklarının geçmişte seni zikrettikleri ve gelecek zamanda seni zikredecekleri kadar, her sene, her ay, her Cuma, her gün, her gece, her saat, her koklayışta, her nefeste, her göz açıp kapamada, her bir bakışta, ezelden ebede, dünyânın devirleri ve âhiretin sonsuzlukları boyunca, hatta bunların kat kat fazlasıyla, evveli olmayacak ve sonu gelmeyecek bir salât ile efendimiz İbrâhîm'in âline salât ettiğin ve bereket ihsân ettiğin gibi efendimiz Muhammed'e ve onun âline de salât eyle ve onlara da bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık, azâmet ve şeref sâhibisin.