İçeriğe geç
Sahîh-i Müslim

Kitap 49 · The Book of Heart-Melting Traditions

15 rivayet · no. 6937–6951

Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.

Tercüme Edilmiş Nebevî Hadisler Ansiklopedisi’nde (HadeethEnc.com) bir rivayetin metninin aynısı bulunuyorsa, çevirisi o rivayetin altında kaynağı belirtilerek gösterilir. İkisi bir programla, yalnızca Arapça metne bakılarak eşleştirilmiştir: ansiklopedideki hadisin tüm metni, andığı sahabînin adıyla birlikte, rivayetin son kısmıyla harfi harfine aynıdır. Bu eşleştirmeyi kimse kontrol etmemiştir; Sabīl’in inceleyenleri de çeviriyi gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapçadır.

No. 6937Kitap 49, no. 1Arapça numaralandırma: 2736
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كُلُّهُمْ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ قُمْتُ عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا الْمَسَاكِينُ وَإِذَا أَصْحَابُ الْجَدِّ مَحْبُوسُونَ إِلاَّ أَصْحَابَ النَّارِ فَقَدْ أُمِرَ بِهِمْ إِلَى النَّارِ وَقُمْتُ عَلَى بَابِ النَّارِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا النِّسَاءُ ‏"‏ ‏.‏
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dedikî): Bize Hammad b. Seleme rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedikî): Bize Muâz b. Muâz El-Anberî rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Abdi'l-A'lâ dahî rivayet etti. (Dedikî): Bize Mu'temir rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedikî): Bize Cerir haber verdi. Bunların hepsi Süleyman Et-Teymî'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedikî): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dedikî): Bize Teymî, Ebû Osman'dan, o da Usâme b. Zeyd'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Cennetin kapısında durdum. Bir de gördüm ki, ona girenler hep fakirlerdir. Mevki sahipleri mahpusdurlar. Yalnız cehennemlikler müstesna! Onlar cehenneme (götürülmeye) emrolunmuşlardır. Bir de cehennemin kapısında durdum. Gördüm ki : Umumiyetle oraya girenler kadınlardır!» İZAH 2738 DE

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6938Kitap 49, no. 2Arapça numaralandırma: 2737.01
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي رَجَاءٍ، الْعُطَارِدِيِّ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ قَالَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اطَّلَعْتُ فِي الْجَنَّةِ فَرَأَيْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا الْفُقَرَاءَ وَاطَّلَعْتُ فِي النَّارِ فَرَأَيْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا النِّسَاءَ ‏"‏ ‏.‏
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedikî): Bize İsmail b. İbrahim Eyyub'dan, o da Ebû Recâ' El-Utâridî'den naklen rivayet etti. (Demişki): İbni Abbâs'ı şunu söylerken işittim: Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennete muttali oldum. Ve ekseri ehlinin fakirler olduğunu gördüm, cehenneme muttali oldum ve ekser ehlinin kadınlar olduğunu gördüm! buyurdular

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6939Kitap 49, no. 3Arapça numaralandırma: 2737.02
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الثَّقَفِيُّ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏
{M-94} Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedikî): Bize Sekafî haber verdi. (Dedikî): Bize Eyyûb bu isnadla haber verdi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6940Kitap 49, no. 4Arapça numaralandırma: 2737.03
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْهَبِ، حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اطَّلَعَ فِي النَّارِ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ أَيُّوبَ ‏.‏
{M-94-2} Bize Şeyban b. Ferrûh da rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû'l-Eşheb rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Recâ' İbni Abbas'dan naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cehennem'e muttali olmuş... Ve râvi Eyyub'un hadîsi gibi anlatmıştır

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6941Kitap 49, no. 5Arapça numaralandırma: 2737.04
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، سَمِعَ أَبَا رَجَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ مِثْلَهُ ‏.‏
{M-94-3} Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Usâme, Saîd b. Ebî Arûbe'den rivayet etti. O da Ebû Reca'yı İbni Abbas'dan naklen rivayet ederken dinlemiş. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular... Ve râvi yukarki hadîsin mislini anlatmıştır, İZAH 2738 DE

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6942Kitap 49, no. 6Arapça numaralandırma: 2738.01
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ كَانَ لِمُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ امْرَأَتَانِ فَجَاءَ مِنْ عِنْدِ إِحْدَاهُمَا فَقَالَتِ الأُخْرَى جِئْتَ مِنْ عِنْدِ فُلاَنَةَ فَقَالَ جِئْتُ مِنْ عِنْدِ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ فَحَدَّثَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ أَقَلَّ سَاكِنِي الْجَنَّةِ النِّسَاءُ ‏"‏ ‏.‏
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedikî): Bize tabam rivayet etti. (Dedikî): Bize Şu'be, Ebû Teyyah'dan rivayet etti. (Demişki): Mutarrif b. Abdullah'ın iki karısı vardı. Onların birinin yanından geldi de, öteki: — Sen filân hanımın yanından mı geldin? diye sordu. O da: — Ben İmran b. Husayn'ın yanından geldim. Bize rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın): «Muhakkak cennet sâkinlerinin en azı kadınlardır.» buyurmuşlar

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6943Kitap 49, no. 7Arapça numaralandırma: 2738.02
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ مُطَرِّفًا، يُحَدِّثُ أَنَّهُ كَانَتْ لَهُ امْرَأَتَانِ بِمَعْنَى حَدِيثِ مُعَاذٍ ‏.‏
{M-95} Bize Muhammed b. Velîd b. Abdi'l-Hamid de rivayet etti. (Dedikî): Bize Şu'be, Ebû Teyyah'dan rivayet etti. (Demişki): Mutarrıf'i rivayet ederken dinledim. Kendisinin iki karısı varmış... Râvî Muaz'ın hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6944Kitap 49, no. 8Arapça numaralandırma: 2739
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْكَرِيمِ أَبُو زُرْعَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنِي يَعْقُوبُ بْنُ، عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ مِنْ دُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ وَجَمِيعِ سَخَطِكَ ‏"‏ ‏.‏
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in duasından biri şöyledir: «Allah'ım! Nimetinin zevalinden, afiyetin gidip de yerini hastalıklara bırakmasından, ansızın gelen azabından ve öfkene sebep olan her şeyden Sana sığınırım.»

Çeviri: HadeethEnc.comAçıklaması

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6945Kitap 49, no. 9Arapça numaralandırma: 2740
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، وَمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا تَرَكْتُ بَعْدِي فِتْنَةً هِيَ أَضَرُّ عَلَى الرِّجَالِ مِنَ النِّسَاءِ ‏"‏ ‏.‏
Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dedikî): Bize Süfyân ile Mu'temir b. Süleyman, Süleyman Et-Teymî'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den, o da Usâme b. Zeyd'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kendinden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fiîne bırakmadım.» buyurdular. İZAH 2742 DE

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6946Kitap 49, no. 10Arapça numaralandırma: 2741.01
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، جَمِيعًا عَنِ الْمُعْتَمِرِ، قَالَ ابْنُ مُعَاذٍ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ قَالَ أَبِي حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، أَنَّهُمَا حَدَّثَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ مَا تَرَكْتُ بَعْدِي فِي النَّاسِ فِتْنَةً أَضَرَّ عَلَى الرِّجَالِ مِنَ النِّسَاءِ ‏"‏ ‏.‏
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberî ile Süveyd b. Saîd ve Muhammed b. Abdi'l-A'la toptan Mu'temir'den rivayet ettiler. İbni Muâz (Dedikî): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dedikî): Babam şunu söyledi: Bize Ebû Osman, Usâme b. Zeyd b. Harise ile Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den rivayet etti. Onlar da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerki, şöyle buyurmuş : «Kendimden sonra insanlar içinde erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.»

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6947Kitap 49, no. 11Arapça numaralandırma: 2741.02
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كُلُّهُمْ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏
{M-98} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Hâlid El-Ahmer rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedikî): Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedikî): Bize Cerir haber verdi. Bu râvilerin hepsi Süleyman Et-Teymî'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İZAH 2742 DE

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6948Kitap 49, no. 12Arapça numaralandırma: 2742
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي مَسْلَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا نَضْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ وَإِنَّ اللَّهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا فَيَنْظُرُ كَيْفَ تَعْمَلُونَ فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَاتَّقُوا النِّسَاءَ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةِ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ ابْنِ بَشَّارٍ ‏"‏ لِيَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ ‏"‏ ‏.‏
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b, Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû Mesleme'den rivayet etti. (Demişki): Ebû Nadra'yı, Ebû Saîd'i Hudrî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken dinledim. Şöyle buyurmuşlar : «Şüphejiz dünya tatlı, yeşildir. Ve şüphesiz Allah sizi dünyaya halife kılmıştır. Ama ne yapacaksınız diye bakar. İmdi dünyadan korunun, kadınlardan da korunun! Çünkü Benî İsrail'in ilk fitnesi kadınlarda idi.» İbnû Beşşâr'ın hadîsinde: «Ne yapacağınıza bakmak için...» ibaresi vardır

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6949Kitap 49, no. 13Arapça numaralandırma: 2743.01
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ الْمُسَيَّبِيُّ، حَدَّثَنِي أَنَسٌ، - يَعْنِي ابْنَ عِيَاضٍ أَبَا ضَمْرَةَ - عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ بَيْنَمَا ثَلاَثَةُ نَفَرٍ يَتَمَشَّوْنَ أَخَذَهُمُ الْمَطَرُ فَأَوَوْا إِلَى غَارٍ فِي جَبَلٍ فَانْحَطَّتْ عَلَى فَمِ غَارِهِمْ صَخْرَةٌ مِنَ الْجَبَلِ فَانْطَبَقَتْ عَلَيْهِمْ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ انْظُرُوا أَعْمَالاً عَمِلْتُمُوهَا صَالِحَةً لِلَّهِ فَادْعُوا اللَّهَ تَعَالَى بِهَا لَعَلَّ اللَّهَ يَفْرُجُهَا عَنْكُمْ ‏.‏ فَقَالَ أَحَدُهُمُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ كَانَ لِي وَالِدَانِ شَيْخَانِ كَبِيرَانِ وَامْرَأَتِي وَلِيَ صِبْيَةٌ صِغَارٌ أَرْعَى عَلَيْهِمْ فَإِذَا أَرَحْتُ عَلَيْهِمْ حَلَبْتُ فَبَدَأْتُ بِوَالِدَىَّ فَسَقَيْتُهُمَا قَبْلَ بَنِيَّ وَأَنَّهُ نَأَى بِي ذَاتَ يَوْمٍ الشَّجَرُ فَلَمْ آتِ حَتَّى أَمْسَيْتُ فَوَجَدْتُهُمَا قَدْ نَامَا فَحَلَبْتُ كَمَا كُنْتُ أَحْلُبُ فَجِئْتُ بِالْحِلاَبِ فَقُمْتُ عِنْدَ رُءُوسِهِمَا أَكْرَهُ أَنْ أُوقِظَهُمَا مِنْ نَوْمِهِمَا وَأَكْرَهُ أَنْ أَسْقِيَ الصِّبْيَةَ قَبْلَهُمَا وَالصِّبْيَةُ يَتَضَاغَوْنَ عِنْدَ قَدَمَىَّ فَلَمْ يَزَلْ ذَلِكَ دَأْبِي وَدَأْبَهُمْ حَتَّى طَلَعَ الْفَجْرُ فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا مِنْهَا فُرْجَةً نَرَى مِنْهَا السَّمَاءَ ‏.‏ فَفَرَجَ اللَّهُ مِنْهَا فُرْجَةً فَرَأَوْا مِنْهَا السَّمَاءَ ‏.‏ وَقَالَ الآخَرُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ كَانَتْ لِيَ ابْنَةُ عَمٍّ أَحْبَبْتُهَا كَأَشَدِّ مَا يُحِبُّ الرِّجَالُ النِّسَاءَ وَطَلَبْتُ إِلَيْهَا نَفْسَهَا فَأَبَتْ حَتَّى آتِيَهَا بِمِائَةِ دِينَارٍ فَتَعِبْتُ حَتَّى جَمَعْتُ مِائَةَ دِينَارٍ فَجِئْتُهَا بِهَا فَلَمَّا وَقَعْتُ بَيْنَ رِجْلَيْهَا قَالَتْ يَا عَبْدَ اللَّهِ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَفْتَحِ الْخَاتَمَ إِلاَّ بِحَقِّهِ ‏.‏ فَقُمْتُ عَنْهَا فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا مِنْهَا فُرْجَةً ‏.‏ فَفَرَجَ لَهُمْ ‏.‏ وَقَالَ الآخَرُ اللَّهُمَّ إِنِّي كُنْتُ اسْتَأْجَرْتُ أَجِيرًا بِفَرَقِ أَرُزٍّ فَلَمَّا قَضَى عَمَلَهُ قَالَ أَعْطِنِي حَقِّي ‏.‏ فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ فَرَقَهُ فَرَغِبَ عَنْهُ فَلَمْ أَزَلْ أَزْرَعُهُ حَتَّى جَمَعْتُ مِنْهُ بَقَرًا وَرِعَاءَهَا فَجَاءَنِي فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَظْلِمْنِي حَقِّي ‏.‏ قُلْتُ اذْهَبْ إِلَى تِلْكَ الْبَقَرِ وَرِعَائِهَا فَخُذْهَا ‏.‏ فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَسْتَهْزِئْ بِي ‏.‏ فَقُلْتُ إِنِّي لاَ أَسْتَهْزِئُ بِكَ خُذْ ذَلِكَ الْبَقَرَ وَرِعَاءَهَا ‏.‏ فَأَخَذَهُ فَذَهَبَ بِهِ فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا مَا بَقِيَ ‏.‏ فَفَرَجَ اللَّهُ مَا بَقِيَ ‏.‏
Bana Muhammed b. İshak El-Müseyyebî rivayet etti. (Dedikî): Bana Enes (yâni Ebû Damra İbni İyâd) Musa b. Ukbe'den, o da Nâfi'den, o da Abdullah b. Ömer'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Ki, şöyle buyurmuşlar : «Bir zamanlar üç kişi yolda giderlerken kendilerini yağmur tutmuş ve dağda bir mağaraya sığınmışlar. Arkacığsndan mağaranın ağzına dağdan bir kaya düşmüş ve onları kapamış. Bunun üzerine yolcular birbirlerine : — Bakın Allah için sâlih amel işledinizse, o ameller vasıtasıyle Allah'a duâ edin. Ola ki, Allah bu kayayı sizden açar, demişler, içlerinden biri : — Allahım! Benim iki ihtiyar geçkin ana-babam!a, bir karım ve küçük çocuklarım vardı. Onlara iyi bakardım. Hayvanlarımı yanlarına getirdiğim vakit süt sağar, evvelâ annemle babamdan başlsyarak çocuklanmdan önce onlara içirirdim. Şu var ki: Bir gün ağaçlık beni uzaklara götürdü de akşamlayıncaya kadar gelemedim. Ve onları uyumuş buldum. Hemen evvelce yaptığım gibi süt sağdım. Ve kabı getirerek başları ucuna dikildim. Onları uykularından uyandırmaya kıyamıyor; çocuklara da onlardan evvel süt vermekten çekiniyordum. Çocuklar ayaklarımın dibinde çağrışıyorlardı. Benim ve çocukların hâli bu minval üzere fecir doğuncaya kadar devam etti. Eğer benim bunu senin rızanı dileyerek yaptığını biliyorsan, bu kayadan bize bir mikdarını arala da, ondan gökyüzünü görelim, demiş. Bunun üzerine Allah kayanın bir mikdarını aralamış ve ondan gökyüzünü görmüşler. Diğeri : — Allahım! Benim bir amcam kızı vardı. O'nu erkeklerin kadınları sevmesinin en son derecesiyle sevmiştim. Ondan kendisiyle evlenmek taleb ettim. Ama o, kendisine yüz altın getirmedikçe bunu kabul etmedi. (Çalışıp) Yoruldum. Nihayet yüz altını topladım ve ona götürdüm. Ayaklarının önüne oturduğumda : __ Ey Allah'ın kulu! Allah'dan kork ve bu mührü nahak yere açma! dedi. Ben de yanından kalktım. Eğer bunu senin rızânı dileyerek yaptığımı biliyorsan, bu kayanın bir kısmını bize aç, demiş. Allah Teâla da onlara (bir miktar daha) açmış, öteki : -- Allahım! Ben bir ölçek pirince bir çırak tutmuştum, işini bitirdiği vakit : — Bana hakkımı ver! dedi. Ben de kendisine ölçeğini arzettim. Fakat o kabul etmedi. Onu ekmeye devam ettim. Nihayet o pirinçten çobanlarıyla birlikte bir sürü sığır elde eltim. Derken bana geldi ve : __ Allah'dan kork da benim hakkıma zulmetme! dedi. Ben : __ Çobanlarıyle beraber şu sığırlara git de onları al! dedim. (Bu sefer): — Allah'dan kork! Benimle alay etme! dedi. __ Ben seninle alay etmiyorum. Bu sığırları çobanlarıyle birlikte al! dedim. O da aldı, götürdü. Eğer bunu senin rızanı taleb için yaptığımı biliyorsan, bize (kayanın) kalan kısmını da aç! demiş. Bunun üzerine Allah kalan kısmı da açmış.»

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6950Kitap 49, no. 14Arapça numaralandırma: 2743.02
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ، جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، ح وَحَدَّثَنِي سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو كُرَيْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ الْبَجَلِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَرَقَبَةُ بْنُ مَسْقَلَةَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَحَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنُونَ ابْنَ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، كُلُّهُمْ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ أَبِي ضَمْرَةَ عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ وَزَادُوا فِي حَدِيثِهِمْ ‏"‏ وَخَرَجُوا يَمْشُونَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ صَالِحٍ ‏"‏ يَتَمَاشَوْنَ ‏"‏ ‏.‏ إِلاَّ عُبَيْدَ اللَّهِ فَإِنَّ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ وَخَرَجُوا ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ بَعْدَهَا شَيْئًا ‏.‏
{M-100} Bize İshûk b. Mansûr ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Asım, İbni Cüreyc'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Musa b. Ukbe haber verdi. H. Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dedikî): Bize Ali b. Mûshir Ubeydullah'dan rivayet etli. H. Bana Ebû Kureyb ile Muhammed b. Tarif El-Becelî dahi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Fudayl rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Varakabe b. Meskale rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb ile Ilascn El-IIulvâni ve Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ya'kub (yâni; İbni İbrahim b. Sa'd) rivayet etti. (Dedikî): Bize babam, Salih b. Keysan'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni. Ömer'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ebû Damre'nin Musa b. Ukbe'den rivayet ettiği hadîs mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Onlar hadîslerinde: «yürümeye çıkmışlardı...» cümlesini de ziyâde etmişlerdir. Salih'in hadîs'inde: «gezinti yapıyorlardı...» cümlesi vardır. Yalnız Ubcydullah müstesna! Çünkü onun hadîsinde: «çıkmışlardı...» cümlesi vardır. Ondan sonra bir şey anmamıştır

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 6951Kitap 49, no. 15Arapça numaralandırma: 2743.03
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ بَهْرَامَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالَ ابْنُ سَهْلٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ انْطَلَقَ ثَلاَثَةُ رَهْطٍ مِمَّنْ كَانَ قَبْلَكُمْ حَتَّى آوَاهُمُ الْمَبِيتُ إِلَى غَارٍ ‏"‏ ‏.‏ وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَجُلٌ مِنْهُمُ ‏"‏ اللَّهُمَّ كَانَ لِي أَبَوَانِ شَيْخَانِ كَبِيرَانِ فَكُنْتُ لاَ أَغْبُقُ قَبْلَهُمَا أَهْلاً وَلاَ مَالاً ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ فَامْتَنَعَتْ مِنِّي حَتَّى أَلَمَّتْ بِهَا سَنَةٌ مِنَ السِّنِينَ فَجَاءَتْنِي فَأَعْطَيْتُهَا عِشْرِينَ وَمِائَةَ دِينَارٍ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ فَثَمَّرْتُ أَجْرَهُ حَتَّى كَثُرَتْ مِنْهُ الأَمْوَالُ فَارْتَعَجَتْ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ فَخَرَجُوا مِنَ الْغَارِ يَمْشُونَ
{M-100-2} Bana Muhammed b. Sehl Et-Temînıî ile Abdullah b. Abdirrahman b. Behram ve Ebû Bekr b. İshâk rivayet ettiler. (İbni Sehl: Haddesena, dedi. Ötekiler: Ahberana tâbirini kullandılar. Dedilerki): Bize Ebû'l-Yeman haber verdi. (Dedikî): Bize Şuayb, Zührî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Salim b. Abdillah haber verdiki, Abdullah b. Ömer şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim: «Sizden öncekilerden üç kişi yola koyuldular. Nihayet onları geceleme (ihtiyacı) bir mağaraya sığındırdı...» Ve râvi hadîsi Nâfi'in, İbni Ömer'den rivayet ettiği hadîs mânâsında anlatmıştır. Şu kadar var ki o : «Onlardan bir adam: Allahım! Benim ihtiyar yaşlı anne-babam vardı. Ben onlardan önce ne aileye içeceî: bir şey verirdim, ne de mal'a...» demiştir. Bir de şöyle demiştir: «Kız bana gelmekten imtina etti. Hattâ kıtlığa duçar oldu. Bunun üzerine bana geldi. Ben de ona yüz yirmi altın verdim.» Şunu da söylemiştir: «Ben onun ücretini ürettim. Hattâ ondan dalga dalga birçok mallar meydana geldi.» Şunu da söylemiştir: «Müteakiben mağaradan çıkıp gittiler

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.