Kitap 48 · The Book Pertaining to the Remembrance of Allah, Supplication, Repentance and Seeking Forgiveness
124 rivayet · no. 6805–6936
Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.
Tercüme Edilmiş Nebevî Hadisler Ansiklopedisi’nde (HadeethEnc.com) bir rivayetin metninin aynısı bulunuyorsa, çevirisi o rivayetin altında kaynağı belirtilerek gösterilir. İkisi bir programla, yalnızca Arapça metne bakılarak eşleştirilmiştir: ansiklopedideki hadisin tüm metni, andığı sahabînin adıyla birlikte, rivayetin son kısmıyla harfi harfine aynıdır. Bu eşleştirmeyi kimse kontrol etmemiştir; Sabīl’in inceleyenleri de çeviriyi gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapçadır.
Bize Kuteybe b. Saîd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dedilerki): Bize Cerîr A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Âllah (Azze ve Celle) buyuruyor ki: Ben kulumun bana olan zannının yanındayım. Beni zikrettiği zaman da ben onunla beraberim. O beni gönülden zikrederse, onu gönlümden zikrederim. Cemaat arasında zikrederse, onu o cemaattan daha hayırlı bir cemaat arasında zikrederim. Bana bir karış yaklaşırsa; ben ona bir arşın yaklaşırım. Bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim.» buyurdular
{M-2} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye A'meş'den, bu isnadla rivayet etti. Ama: «O bana bir arşın yaklaşırsa; ben ona bir kulaç yaklaşırım» cümlesini zikretmedi
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ قَالَ إِذَا تَلَقَّانِي عَبْدِي بِشِبْرٍ تَلَقَّيْتُهُ بِذِرَاعٍ وَإِذَا تَلَقَّانِي بِذِرَاعٍ تَلَقَّيْتُهُ بِبَاعٍ وَإِذَا تَلَقَّانِي بِبَاعٍ أَتَيْتُهُ بِأَسْرَعَ " .
Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmam b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmam: Ebû Hureyre'nin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şudur... diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Bunlardan biri şudur: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah buyurmuştur ki : Kulum bir karışla benim karşıma çıktığı vakit, ben onu bir arşınla karşılarım. O benim karşıma bir arşınla çıkarsa, ben onu bir kulaçla karşılarım. Benim karşıma bir kulaçla çıkarsa, ona daha sür'atle gelirim, ulaşırım.» buyurdular
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke yolunda ilerliyordu. Cumdân adı verilen bir dağa varınca şöyle dedi: «Yolunuza devam edin! Bu, Cumdân Dağı'dır. Müferridler (Allah'ı çokça zikredenler) yarışı kazandılar.» Bunun üzerine sahabeler: Müferridler kimlerdir, ya Rasûlallah? diye sordular. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah’ı çokça zikredip, anan erkekler ve kadınlardır.»
Bize Amru'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer, toptan Süfyân'dan rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındir. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebu'z-Zînad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Onları kim ezberlerse cennete girer. Hem Allah vitrdir (tektir). Vitri sever.» buyurmuşlar. İbni Ebî Ömer'in rivayetinde: «Onları kim sayarsa...» denilmiştir
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَعَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ " . وَزَادَ هَمَّامٌ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهُ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ " .
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedikî): Bize Ma'mer Eyyûb'dan, o da İbni Sirin'den, o da Ebû Hureyre'den, bir de Hemmam b. Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Gerçekten Allah'ın doksandokuz ismi vardır. Bir müstesna yüz ismi Bunları kim sayarsa cennete girer.» Hemmâm, Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiği hadîsde : «O tektir, teki sever...» cümlesini ziyâde etmiştir
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Ebû Bekr (Dedikî): Bize İsmail b. Uleyye, Abdü'l-Aziz b. Suheyb'den, o da Enes'den, naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz dua ettiği zaman duada kesinlik göstersin! Allahım, dilersen bana ver! demesin. Çünkü Allah', zorlayacak yoktur.» buyurdular. İZAH 2679 DA
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail (yâni İbni Ca'fer) Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz dua ettiği vakit: Allahım, dilersen beni affet! demesin. Lâkin isteği kesinleştirsin ve rağbeti büyültsün. Çünkü Allah'a verdiği bir şey büyük gelmez.» buyurdular
Bize İshâk b. Musa El-Ensârî rivayet etti. (Dedikî): Bize Enes b. İyaz rivayet etti. (Dedikî): Bize Haris (bu zat İbni Abdirrahman b. Ebî Zübab'dır), Atâ' b. Mînâ'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz kat'iyyen: Allahım, dilersen beni affet! Allahım, dilersen bana rahmet et! demesin. Duada kesinlik göstersin. Çünkü Allah dilediğini yapandır. Onu zorlayacak yoktur.»
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedikî): Bize İsmail (yâni İbni Uleyye) Abdü'l-Aziz'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz başına gelen bir zarardan dolayı kat'iyyen ölüm istemesin, istemekten başka çâre yoksa: Allahım, benim için hayat hayırlı ise beni yaşat, vefat daha hayırlı ise beni öldür! desin.» buyurdular
{M-10} Bize İbni Ebî Halef rivayet etti. (Dedikî): Bize Ravh rivayet etti, (Dedikî): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedikî): Bize Affan rivayet etti. (Dedikî): Bize Hammad (yâni İbni Seleme) rivayet etti. Her iki râvi Sâbit'ten, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Yalnız o burada: «Kendisine isabet eden bir zarardan» demiştir
حَدَّثَنِي حَامِدُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، وَأَنَسٌ، يَوْمَئِذٍ حَىٌّ قَالَ أَنَسٌ لَوْلاَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ " . لَتَمَنَّيْتُهُ .
Bana Hâmid b. Ömer rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdü'l-Vâhid rivayet etti. (Dedikî): Bize Âsim, Nadr b. Enes'den rivayet etti. Enes o gün sağ idi. Enes şöyle demiş: Eğer Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın biriniz ölümü temenni etmesin...» buyurmasaydı ben onu temenni ederdim, demiş. İzah 2682 de
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdullah b. İdris, İsmail b. Ebî Hâlid'den, o da Kays b. Ebî Hâzim'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Habbâb'ın yanına girdik, karnına yedi dağlama yapmıştı. Eğer Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi ölüm duasından nehyetmeseydi ölmek için dua ederdim, dedi
{m-12} Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne ile Cerîr b. Abdi'l-Hamîd ve Vekî' haber verdiler. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedikî): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz ile Yahya b. Habîb de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İsmail'den bu isnadla rivayet etmişlerdir. İzah 2682 de
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَتَمَنَّى أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ وَلاَ يَدْعُ بِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُ إِنَّهُ إِذَا مَاتَ أَحَدُكُمُ انْقَطَعَ عَمَلُهُ وَإِنَّهُ لاَ يَزِيدُ الْمُؤْمِنَ عُمْرُهُ إِلاَّ خَيْرًا " .
Bize Muhammed b. Râü' rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedikî): Bize Ma'mer, Hemmam b. Münebbih'den naklen haber verdi. Hemmam: Ebâ Hureyre'nin, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Onlardan biri de şudur: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz ölümü temenni etmesin. O kendisine gelmezden önce, onu dua etmesin; çünkü biriniz öldüğü vakit ameli kesilir. Ve çünkü mu'mine ömrü ancak hayır ziyâde eder.» buyurdular
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dedikî): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dedikî): Bize Katâde, Enes b. Mâlik'den, o da Ubâde b. Sâmit'den naklen rivayet ettiki: Nebîyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Her kim Allah'a kavuşmayı dilerse, Allah (da) o na kavuşmayı diler. Ve her kim Allah'a kavuşmayı hoş görmezse, Allah (da) o na kavuşmayı hoş görmez.» buyurmuşlar
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
{m-14} Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşar da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedikî): Bize Şube Katâde'den rivayet etti. (Demişki): Ben Enes b. Mâlik'i, Ubâde b. Sâmit'den, o da Nebi (Sallallahu Aleylıi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet ederken dinledim. İZAH 2686 DA
Bize Muhammed b. Abdillah Er-Ruzzî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Haris El-Huceymî rivayet etti. (Dedikî): Bize Saîd Katâde'den, o da Zürara'dan, o da Sa'd b. Hişâm'dan, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim Allah'a kavuşmayı dilerse, Allah (da) orsa kavuşmayı diler; ve her kim Allah'a kavuşmayı hoş görmezse, Allah (da) ona kavuşmayı hoş görmez.» buyurdu. Ben : — Yâ Nebiyyallah! Ölüm'den hoşlanmadığı için mi? O halde hepimiz ölümden hoşlanmıyoruz! dedim. Bunun üzerine : «Öyle değil! Lâkin mü'mine Allah'ın rahmeti, rıdvanı ve canneti müjdelendiği vakit, Allah'a kavuşmayı diler. Allah (da) ona kavuşmayı diler. Kâfir ise Allah'ın azabı ve hışmı ile müjdeiendiği vakit, Allah'a kavuşmaktan hoşlanmaz. Allah (da) ona kavuşmaktan hoşlanmaz.» buyurdular
{m-15} Bize bu hadîsi Muhammed b, Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. (Dedikî): Bize Saîd Katâde'den bu isnadla rivayet etti
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedikî): Bize Ali b. Müshir, Zekeriyya'dan, o da Şa'bi'den, o da Şureyh b. Hânî'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim Allah'a kavuşmayı dilerse Allah (da) ona kavuşmayı diler. Ve her kim Allah'a kavuşmayı hoş görmezse, Allah (da) ona kavuşmayı hoş görmez, ölüm Allah'a kavuşmaktan öncedir.» buyurdular
حَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، حَدَّثَنِي شُرَيْحُ بْنُ هَانِئٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ بِمِثْلِهِ .
{m-16} Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedikî): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. (Dedikî): Bize Zekeriyya, Âmir'den rivayet etti. (Demişki): Bana Şureyh b. Hâni' rivayet etti. Ona da Âişe haber vermişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yukarki hadîsin mislini buyurmuşlar. İZAH 2686 DA
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ شُرَيْحِ، بْنِ هَانِئٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . قَالَ فَأَتَيْتُ عَائِشَةَ فَقُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَذْكُرُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثًا إِنْ كَانَ كَذَلِكَ فَقَدْ هَلَكْنَا . فَقَالَتْ إِنَّ الْهَالِكَ مَنْ هَلَكَ بِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا ذَاكَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . وَلَيْسَ مِنَّا أَحَدٌ إِلاَّ وَهُوَ يَكْرَهُ الْمَوْتَ . فَقَالَتْ قَدْ قَالَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَيْسَ بِالَّذِي تَذْهَبُ إِلَيْهِ وَلَكِنْ إِذَا شَخَصَ الْبَصَرُ وَحَشْرَجَ الصَّدْرُ وَاقْشَعَرَّ الْجِلْدُ وَتَشَنَّجَتِ الأَصَابِعُ فَعِنْدَ ذَلِكَ مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ .
Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî rivayet etti. (Dedikî): Bize Abser Mutarrifden, o da Âmir'den, o da Şureyh b. Hâni'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim Allah'a kavuşmayı dilerse, Allah (da) ona kavuşmayı diler; ve her kim Allah'a kavuşmayı hoş görmezse, Allah (da) ona kavuşmayı hoş görmez.» buyurdu. Bunun üzerine ben Âişe'ye gelerek: -- Ey mü'minlerin annesi! Ben Ebû Hureyre'yi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bir hadîs rivayet ederken dinledim. Eğer (mesele) öyleyse biz helak olduk demektir, dedim. Âişe : -- Helak olan Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sözüyle helak olmuştur! Ne o? dedi. --Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim Alloh'a kavuşmayı dilerse, Allah (da) ona kavuşmayı diler; ve her kim Allah'a kavuşmayı hoş görmezse, Allah (da) ona kavuşmayı hoş görmez...» buyurmuş. Halbuki bizde ölümden hoşlanan hiç bir kimse yoktur, dedim. Âişe: — Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söyledi. Ama o senin anladığın mânâda değildir. Lâkin göz yukarıya dikildiği, göğüs alıp vermeye başladığı, tüyler dikenlendiği ve parmaklar yumulduğu zaman, o anda her kim Allah'a kavuşmayı dilerse Allah (da) ona kavuşmayı diler; ve her kim Allah'a kavuşmayı hoş görmezse; Allah (da) ona kavuşmayj hoş görmez mânâsınadır, dedi
{m-17} Bize bu hadîsi İshak b. İbrahim El-Hanzalî de rivayet etti. (Dedikî): Bana Cerir, Mutarrifden bu isnadla Abser'in hadîsi gibi haber verdi. İZAH 2686 DA
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Âmir El-Eş'arî ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme Bureyd den, o da Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Her kim Allah'a kavuşmayı dilerse, Allah (da) ona kavuşmayı diler; ve her kim Allah'a kavuşmayı hoş görmezse, Allah da ona kavuşmayı hoş görmez.» buyurmuşlar
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti. (Dedikî): Bize Vekİ', Cafer b. Bürkan'dan, o da Yezid b. Esam'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Şüphesizki Allah: Ben kulumun bana olan zannının yanındayım; bana dua ettiği zamanda ben onunla beraberim buyuruyor.»
Bize Muhammed b. Beşşâr b. Osman Eİ-Abdî rivayet etti. (Dedikî): Bize Yahya (yani İbni Saîd) ile İbni Ebî Adiy, Süleyman'dan (bu zat Et-Teymî'dir), o da Enes b. Mâlik'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar) : «Allah (Azze ve Celle) Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim, buyurdu.»
{m-20} Bize Muhammed b. Abdil-A'lâ El-Kaysî rivayet etti. (Dedikî): Bize Mu'temir, babasından bu isnadla rivayet etti. Ama: «O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim...» cümlesini anmadı
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah -Azze ve Celle- şöyle demiştir: Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim. Beni andıkça onun yanında olurum. O, beni kendi nefsinde anarsa ben de onu kendi nefsimde anarım. O, beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Eğer o, bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedikî): Bize Veki' rivayet etti. (Dedikî): Bize A'meş Ma'rur b. Süveyd'den, o da Ebû Zer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki : «Allah (Azze ve Celle): Her kim bir hayırla gelirse, ona bu hayrın on misli vardır. Ziyade de veririm. Ve her kim bir kötülükle gelirse, onun cezası kötülüğün mislidir. Yahut affederim. Bana kim bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; bana kim bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Her kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim. Ve her kim bana hiç bir şeyi şerik koşmamak şartıyla yer dolusu günahla gelirse, ben kendisini o günahın misli mağfiretle karşılarım, buyuruyor.» İbrahim dediki: Bize Hasen b. Bişr rivayet etti. (Dedikî): Bize bu hadîsi Veki' rivayet etti
{m-22} Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den bu isnadla, bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız o: «Onun için on misli vardır. Yahut ziyade ederim...» dedi
حَدَّثَنَا أَبُو الْخَطَّابِ، زِيَادُ بْنُ يَحْيَى الْحَسَّانِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَادَ رَجُلاً مِنَ الْمُسْلِمِينَ قَدْ خَفَتَ فَصَارَ مِثْلَ الْفَرْخِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ كُنْتَ تَدْعُو بِشَىْءٍ أَوْ تَسْأَلُهُ إِيَّاهُ " . قَالَ نَعَمْ كُنْتُ أَقُولُ اللَّهُمَّ مَا كُنْتَ مُعَاقِبِي بِهِ فِي الآخِرَةِ فَعَجِّلْهُ لِي فِي الدُّنْيَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سُبْحَانَ اللَّهِ لاَ تُطِيقُهُ - أَوْ لاَ تَسْتَطِيعُهُ - أَفَلاَ قُلْتَ اللَّهُمَّ آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ " . قَالَ فَدَعَا اللَّهَ لَهُ فَشَفَاهُ .
Bize Ebû'l-Hattab Ziyâd b. Yahya El-Hassânî rivayet etti. (Dedikî): Bize Muhammed b. Ebî Adiy, Humeyd'den, o da Sabit'ten, o da Enes'den naklen rivayet ettiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müslümanlardan zayıflamış da kuş yavrusu gibi olmuş bir zatı dolaştı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Allah'a bir şeyle dua ediyor yahut ondan bir şey istiyor muydun?» diye sordu. O zât: — Evet! Allah'ım, bana âhirette ne ile ceza vereceksen, onu bana dünyada peşin ver, diyordum, cevâbını verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sübhânellah! Sen buna takat getiremezsin —yahut senin buna gücün yetmez— Allah'ım bize dünyada iyilik, âhirette de iyilik ver. Ve bizi cehennem azabından koru! deseydin ya!» buyurdu. Müteakiben Allah'a onun için dua etti. Allah da şifâsını verdi
{m-23} Bize bu hadîsi Âsim b. Nadr Et-Teymî rivayet etti. (Dedikî): Bize Hâlid b. Hâris rivayet etti. (Dedikî): Bize Humeyd bu isnadla: «Bizi cehennem azabından koru...» cümlesine kadar rivayet etti, ziyâdeyi anmadı
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedikî): Bize Affân rivayet etti. (Dedikî): Bize Hammâd rivayet etti. (Dedikî): Bize Sabit, Enes'den naklen haber verdiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dolaşmak üzere ashabından bir zâtın yanına girmiş. (Adamcağız) Kuş yavrusu gibi olmuş... Râvi Humeyd'in hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur. Yalnız o: «Allah'ın azabına sen takat getiremezsin.» demiş. «Müteakiben onun için Allah'a dua etti. Allah da şifasını verdi...» cümlesini anmamıştır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سَالِمُ بْنُ نُوحٍ الْعَطَّارُ، عَنْ سَعِيدِ، بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ .
{m-24} Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Salim b. Nuh El-Attâr, Saîd b. Ebi Arûbe'den, o da Katâde'den, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etti
Bize Muhammed b. Hatim b. Meymun rivayet etti. (Dedikî): Bize Behz rivayet etti. (Dedikî): Bize Vûheyb rivayet etti. (Dedikî): Bize Süheyl babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar : «Şüphesizki: Allah Tebareke ve Teâla'nın bir takım seyyar fazla melekleri vardır. Bunlar zikir meclislerini araştırırlar. İçerisinde zikir olan bir meclis buldular mı onlarla beraber otururlar. Ve kanatlarıyla birbirlerini kuşatırlar. Ta ki kendileriyle alt semanın arası dolar. Cemaat dağıldıkları vakit yükselir ve gökyüzüne çıkarlar. Allah (Azze ve Celle) onları bildiği halde kendilerine: Nereden geldiniz? diye sorar. Onlar da: Senin yeryüzündeki bazı kullarının yanından (geldik), onlar sana tesbih ediyor, tek bîr, tehlilde bulunuyor, sana hamdediyor ve senden istiyorlar, cevabını verirler. Teâla Hazretleri: Benden ne istiyorlar? diye sorar: Senden cennetini istiyorlar, derler. Onîar benim cennetimi gördü mü? der. Hayır yâ Rabbî! cevabını verirler. Acaba cennetimi görmüş olsalar ne yaparlar? der. Melekler: Senden eman dilerler, derler. Benden neden eman dilerler? Diye sorar. Senin cehenneminden yâ Rabbi! diye cevap verirler. Onlar benim cehennemimi görmüşler mi? der. Hayır! cevabını verirler. Acaba cehennemimi görmüş olsalar ne yaparlar? der. Senden mağfiret dilerler, derler. O da: Ben onları mağfiret ettim, ne diledilerse kendilerine verdim. Ve onları eman diledikleri şeyden kurtardım, buyurur. Bunun üzerine melekler: Ya Rabbi ! İçlerinde filân var, günahı çok bir kul. O ancak oradan geçerken onlarla beraber oturdu, derler. Teâla Hazretleri: Onu da affettim. Onlar öyle bîr cemaat ki, onlarla düşüp kalkan şaki'olmaz, buyurur.»
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedikî): Bize İsmail (yâni; İbni Uleyye) Abdü'l-Aziz'den (bu zât İbni Suheyb'dir) rivayet etti. (Demişki): Katâde, Enes'e: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ekseriyetle hangi duayı okurdu? diye sordu. Enes : — Ekseriyetle yaptığı duada : «Allahım! Bize dünyada hasene, âhirette de hasene ver. Ve bizi cehennem azabından koru!» diyordu. Râvi demiş ki: Enes dahi bir istek duasında bulunmak murâd ederse bu duayı okur, herhangi bir duâ yapmak isterse, o hususta bununla duâ ederdi
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ " .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedikî): Bize babam rivayet etti. (Dedikî): Bize Şu'be, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti, (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik, âhirette de iyilik ver! Ve bizi cehennem azabından koru!» derdi
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedikî): Mâlik'e Sümey'den dinlediğim, onun da Ebû Sâlih'den, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir kimse günde yüz defa, لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير [La İlahe İllallahu Vahdehu la şerike lehu lehu'l-mulk ve lehu'l-hamd ve huve ala kulli şey'in kadir] (Meali:) Bbir Allah'dan başka İlâh yoktur. Onun şeriki yoktur; mülk onundur, hamd de ona mahsustur. Hem o her şeye kadirdir, derse, o kimse için on köle dengi sevab olur. Ve kendisine yüz hasene yazılır. Yüz günahı da silinir. Bu onun için o gün akşamlayıncaya kadar şeytandan mahfaza olur. Onun yaptığından daha faziletli bir iş kimse yapamaz. Meğer ki, onun yaptığından fazla yapsın. Ve bir kimse günde yüz kere Allah'ı hamdeyle birlikte tenzih ederim derse; günahları denizin köpüğü kadar bile olsa sâktt olur.» buyurmuşlar. İZAH 2698 DE
Bana Muhammed b. Abdi'l-Melik EI-Emevî rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdü'l-Aziz b. Muhtar, Süheyl'den, o da Sümey'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (ŞÖyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir kimse sabahladığı ve akşamladığı zaman yüz defa [Sübhanallahi ve bi-hamdihi] = Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim, derse; kıyamet gününde hiç bir kimse onun getirdiğinden daha faziletli bîr şey getiremez. Meğer ki; biri onun dediği kadar yahut fazlasını getirmiş ola.» buyurdular. İZAH 2698 DE
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr ile Züheyr b. Harb Ebû Kureyb ve Muhammed b. Tarif El-Beceli rivayet ettiler (Dedilerki): Bize İbni Fudayl Umara b. Ka'ka'dan, o da Ebu Zür'a dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İki kelime vardır ki, dil'e hafif, mizan da ağır, Allah'a makbuldurlar. (Bunlar) [Sübhanallah ve bi hamdihi - Sübhanallahi'l-Azim ] = Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim. - Büyük Allah'ı tenzih ederim (kelimeleridir).» buyurdular. İZAH 2698 DE
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bana (Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Hamt, yalnızca Allah'adır. Allah'tan başka hak ilah yoktur. Allah en büyüktür) sözünü söylemek, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevimli gelir.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedikî): Bize Ali b. Mûshir ile İbnû Numeyr, Musa El-Cühenî'den rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Abdıllah b. Numeyr de rivayet etli. Lâfız onundur. (Dedikî): Bize babam rivayet etti. (Dedikî): lîize Musa El-Cühenî, Mus'ab b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir bedevi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Bana söyleyeceğim bir söz öğret! dedi. [ La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh - Allahu ekber kebira ve'l-hamdu lillahi kesira sübhanallahi rabbi'l-alemin - La havle ve la kuvvete illa billahi'l-azizi'l-hakim ] = «Tek Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Onun şeriki yoktur. Allah en büyüktür. (Onu) büyük olarak anarım. Allah'a çok hamdolsun, âlemlerin Rabbi olan Allah'ı tenzih ederim. Güç ve kuvvet ancak aziz, hakim olan Allah'a mahsustur de!» buyurdu. Bedevi: — Bunlar Rabbim için; ya kendim için ne diyeceğim? diye sordu. «Allahım! Beni affet! Bana acı! Bana hidayet ver! Ve beni rızıklandır! de.» buyurdular. Musa: «Bana afiyet ver kelimesine gelince (bunda) ben tevehhüm ediyorum ve bilmiyorum.» demiş. İbnii Ebî Şeybe kendi hadîsinde Musa'nın sözünü anmamıştır. İZAH 2698 DE
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا أَبُو مَالِكٍ الأَشْجَعِيُّ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُ مَنْ أَسْلَمَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَارْزُقْنِي " .
Bize Ebû Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdü'l-Vâhid (yâni; İbni Ziyad) rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Mâlik EI-Eşcaî babasından rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müslüman olan bir kimseye: «Allahım! Beni affet; bana acı; bana hidâyet ver ve beni nzıklandır!» demesini öğretirdi
Bize Saîd b. Ezber El-Vâsıti rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Mâlik El-Eşcaî babasından rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir kimse müslüman olduğu vakit Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona namazı öğretir, sonra şu kelimelerle duâ etmesini emir buyururdu: «Allahım ! Beni affet; bana acı; bana hidâyet ve afiyet ver ve beni nzıklandır!» :
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedikî): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dedikî): Bize Ebû Mâlik babasından naklen haber verdi. Ki babası Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dinlemiş. Ona bir adam gelmiş de : — Yâ Resûlallahî Rabbimden isteyeceğim vakit ne demeliyim? diye sormuş: «Allahım! Beni affet; bana acı; bana afiyet ver ve beni nzıklandır, de!» buyurmuş ve baş parmağından başka parmaklarını toplamış: «İşte bunlar senin için dünyanı ve âhiretini (bir araya) toplar.» buyurmuşlar. İZAH 2698 DE
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedikî): Bize Mervân ile Ali b. Müshir, Musa El-Cühenî'den rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedikî): Bize babam rivayet etti. (Dedikî): Bize Musa El-Cûhenî Mus'ab b. Sa'd'dan rivayet etti. (Demişki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanındaydık : «Biriniz her gün bin sevab kazanmaktan âciz midir?» buyurdu. Kendisine beraberinde oturanlardan biri: — Bizden birimiz bin sevabı nasıl kazanır? diye sordu: «Yüz kere tesbih çeker ve kendisine bin sevab yazılır. Yahut üzerinden bin günah indirilir.» buyurdular
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir Müminin dünyevi sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da o kimsenin dünya ve ahiretteki işlerini kolaylaştırır. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve ahirette ayıbını örter. Kişi kardeşine yardım ettiği müddetçe, Allah da onun yardımındadır. Kim ilim talep etmek için bir yola girerse, Allah onun için Cennet'e giden yolu kolaylaştırır. Bir grup, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında onu müzakare etmek üzere Allah'ın evlerinden birinde toplanırsa, üzerlerine mutlaka sekinet iner ve onları rahmet kaplar, melekler etraflarını kuşatır ve sarar. Allah da onları kendi katında bulunanların arasında anar. Bir kimseyi ameli yavaşlatırsa, nesebi ileri götüremez.»
{M-38} Bize Muhammed b. Abdillah b. Nuıneyr rivayet etti (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize hu hadîsi Nasr b. Alî El-Cehdamî de rivayet etti. (Dedikî): Bize Ehu Üsame rivayet ettiller ikî ravî demişlerki: Bize A'meş rivayet etti. (Dediki); Bize İbni Numeyr, Ebu Salih'den rivayet etti. Ebu Üsamc'nin hadîsinde: «Ebu Muaviye hadisinde olduğu gibi, bize Ebu Salih, Ebu Hureyre'den rivayet etti. (Şöyle demiş) : Resulullah (Sallalluhu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: ...» ibaresi vardır. Şu kadar var ki, Ehu Usame hadîsinde başı sıkılana kolaylık zikredilmemiştir. İZAH 2701 DE
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Muâviye -radıyallahu anh- mescitte halka halinde oturan bir cemaatin yanına geldi ve şöyle dedi: "Burada niçin böyle toplandınız?" dediler ki: "Biz, Allah'ı zikretmek için oturduk." Muâviye -radıyallahu anh- "Allah için doğru söyleyin, siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?" diye sordu? Onlar: "Allah'a yemin olsun ki, yalnızca bunun için oturduk." dediler. Muâviye -radıyallahu anh-: "Ben sizin sözünüze inanmadığım için size yemin ettirmedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e benim kadar yakın olup da benden daha az hadis rivayet eden yoktur." dedi. Bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir ilim halkasında oturan sahabelerin yanına geldi de onlara: «Burada niçin oturuyorsunuz?» diye sordu. Bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lütufta bulunması sebebiyle Allah’ı zikretmek ve O'na hamdetmek için oturuyoruz, diye cevap verdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?» diye sordu. Onlar: "Evet, vallahi sadece bu maksatla oturduk", dediler. Bunun üzerine Allah'ın Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben size inanmadığım için yem etmenizi istemedim. Fakat bana Cebrâil gelerek, Allah Teâlâ’nın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» diye buyurdu.
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybe b. Saîd ve Ebû'r-Rabi' El-Atekî toptan Hammad'dan rivayet ettiler. Yalıya dediki: Bize Hammad b. Zeyd, Sâbit'ten, o da Ebû Bürde'den, o da Egar El-Müzenî'den —bu zatın sahâbîliği vardı— naklen haber verdi. Ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gerçek şu ki, bazen kalbime gaflet çöküyor ama ben Allah'a günde yüz defa istiğfar ederim.» buyurmuşlar
Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.
50 / 124
124 rivayet · no. 6805–6936
Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.