Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.
Tercüme Edilmiş Nebevî Hadisler Ansiklopedisi’nde (HadeethEnc.com) bir rivayetin metninin aynısı bulunuyorsa, çevirisi o rivayetin altında kaynağı belirtilerek gösterilir. İkisi bir programla, yalnızca Arapça metne bakılarak eşleştirilmiştir: ansiklopedideki hadisin tüm metni, andığı sahabînin adıyla birlikte, rivayetin son kısmıyla harfi harfine aynıdır. Bu eşleştirmeyi kimse kontrol etmemiştir; Sabīl’in inceleyenleri de çeviriyi gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapçadır.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmi ile Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Muhammed b. Alâ' EI-Hemdânî hep birden Ebu Muâviye'den rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. (Dedilerki): Bize Ebu Muâviye, A'meş'ten, o da İbrahim'den, o da A!kame'den naklen haber verdi. Alkame şöyle demiş: Abdullah ile birlikte Mina'da yürüyordum. Derken ona Osman rastladı ve onunla konuşmaya başladı. Osman ona : «Yâ Ebâ Abdirrahman! Seni genç bir hanımla evlendirsek ya. Olur ki sana geçmiş zamanından bir kısmını hatırlatır, dedi. Abdullah şu cevâbı verdi: — Sen böyle dedinse Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bize: «Ey gençler cemâati! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha yumdurucu, namusu daha koruyucudur. Kimin gücü yetmiyorsa o da oruç tutmayı iltizam etsin. Çünkü oruç onun için hayaların! kesmek (mesabesinde) dîr.» buyurdular
Bize Osman b. Eli Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Â'meş'den, o da İbrahim'den, o da Aîkame'den naklen rivayet etti. Alkame şöyle demiş: Ben Abdullah b. Mes'ud ile Mina'da yürüyordum birden ona Osman b. Affan rastladı. Ve : — Beri gel ya Ebâ Abdirrahman! diyerek onu tenhaya çekti. Abdullah onun bir haceti olmadığını görünce bana : — Gel ya Alkame! dedi. Ben de gittim. Osman ona : — Seni bakire bir kızla evlendirsek ya ey Ebâ Abdirrahman! Olurki, nefsinden kaybettiğin bazı şeyleri sana döner, dedi. Bunun üzerine Abdullah : — Sen böyle dedinse... diyerek Ebu Muâviye hadîsi gibi anlattı
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebu Muaviye, Â'meş'den, o. da Umâratu'bnu Umeyr'den, o da Abdurrahman b. Yezîd'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: «Ey gençler cemâati! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha yumdurucu, namusu daha koruyucudur. Kimin gücü yetmezse o da oruç tutmayı iltizam etsin. Çünkü oruç onun için hayalarını kesmek (mesabesinde) dir.» buyurdular
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Â'meş'den, o da Umaratu'bnu Umeyr'den, o da Abdurrahman b. Yezîd'den naklen rivayet etti. Abdurrahman şöyle demiş : Ben, amcam Alkame ve Esved, Abdullah b. Mes'ud'un yanına girdik. Ben o gün (henüz) gençdim. İbni Mes'ud bir hadîs söyledi ki, zannederim onu benîm için rivayet etti. «ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular dedi.» Râvi Ebu Muâviye hadîsi gibi rivayette bulundu. Şunu da ziyâde etti: «Abdurrahman: Artık durmayıp evlendim, dedi.»
{…} Bana Abdullah b. Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî rivayet etti. (Dediki): Bize Â'meş, Umâretu'bnu Umeyr'den, o da Abdurrahman h. Yezid'den, o da Abdullah'daıı naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: «îbni Mes'ud'un yanına girdik. Ben girenlerin en genci idim...» Râvi yukardakilerin hadîsi gibi rivayette buîunmuş. Fakat: «Artık durmayıp evlendim» cümlesini söylememiştir
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden bir grup, Peygamber Efendimiz'in eşlerine, onun gizli yaptığı nafile amellerini sordular. Sonrasında ise onlardan biri, "Ben artık kadınlarla evlenmeyeceğim" dedi. Bir diğeri de, "Ben de artık et yemeyeceğim" dedi. Bir diğeri ise "Ben de artık yatakta uyumayacağım" dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'a hamt ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: «Şöyle şöyle diyen kimselere de ne oluyor? Oysa ben namaz da kılıyorum, uyku da uyuyorum. Bazen oruç tutuyor, bazen de tutmuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Bu yüzden kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.»
Sa'd b. Ebî Vakkâs -radiyallahu anhu- anlatıyor: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-, Osman b. Maz'ûn'un kadınlardan kesilip evlenmekten çekinmesini reddetti. Eğer Rasûlullah onun kadınlardan kesilip çekinmesine izin verseydi (biz daha ileri giderek) muhakkak hadımlaşırdık.
Bana Ebu Imrân Muhammed b. Câ'fer b. Ziyâd rivayet etti. (Dediki): Bize ibrahim b. Sa'd, ibni Şihâb Zühri'den, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den naklen rivayet etti. Sâîd şöyle demiş: Ben Sa'd'ı: «Osman b. Mazun'un bekârlığı kabul edilmedi; şayet ona izin verilseydi biz de hayalarımızı çıkarırdık.» derken işittim
Bize Muhammed b. Râîi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn b. Müsennâ rivayet elti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da ibni Şihab'dan naklen rivayet ettiki. ibni Şihab şöyle demiş: Bana Saîd b, El-Müscyyeb haber verdi. Kendisi Sa'd b. Ebî Vakkâa'ı şunu söylerken işitmiş : «Osman b. Mazun bekâr kalmak istedi de Resulullah (Sallalluhu Aleyhi ve Sellem) kendisini (bundan) nehi buyurdu. Şayet ona bekârlığı tecviz etseydi biz de hayalarımızı çıkarırdık.» izah: Bu hadisi Buhârî, Tirmizî, Nesâî ve ibni Mâce «Nikâh» bahsinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Tebettul esas itibariyle inkıta' mânâsına gelir. Hz, Meryem ile Fâtıme (Radiyallahu anha)'ya «Betul» denilir. Bunun sebebi dîn, fazilet ve âhirete rağbet hususunda zamanlarındaki kadınlardan mümtaz ve münkatı' olmalarıdır. Ulemânın beyânına göre' bu hadisteki tebettul'den murâd sırf Allah'ı ibâdet maksadı ile kadınlardan alâkayı keserek bekâr kalmaktır. Taberî : «Tebettul dünya ile, dünya şehvetlerini terk ederek kendini Alîah Teâlâ'nın ibâdetlerine vermektir.» diyor. Hz. Sa'd'ın: «Şayet ona izin verseydi biz de hayalarımızı çıkarırdık sözünden murâd bekârlığa ve sâir dünya lezzetlerinden alâkayı kesmeye izin verilseydi, biz de şehvetimizi kırmak için hayalarımızı çıkartır, şu suretle bekârlık bize âsân olurdu demektir. Bekârlık hıristiyanlıkta meşru' idi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz neslin çoğalması ve cihâd'ın devam edebilmesi için ümmetini bundan nehiy buyurmuştur. insanın hayalarını çıkarmak ve tenasül uzvunu kesmek bilittifak yasak'tır. Binâenaleyh bugün moda haline getirilmeye çalışılan umumî doğum kontrolü de dînen yasaktır. Çünkü bunun neticesi müslümanlar azalacaktır. Halbuki dînen müslümanların azalması değil, çoğaltılmaya çalışılması emir buyrulmuştur. Gerçi islâm hukukunda «az!» denilen bir fiilin meşruiyyetinden bahsolunmyştur. Fakat bu iş bâzı hallerde karı ile kocanın anlaşmasına bırakılmış bir istisnadır. Tamimine müsaade yoktur. Azl: Çocuk yapmamak için karı-koca anlaşarak erkeğin menisini dışarıya atmaktır. îbni Abdilberr'in «El-istîab» nâm eserinde' Aişe binti' Kudâme'den rivayet ettiği bîr hadisde şöyle denilmektedir: «Osman b. Mazun: Yâ Resulallah! Bize gazalarda bekârlık güç geliyor. Bana müsaade buyurur musun hayalarımı çıkartayım yâ Resulaliah? demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Hayır îbni Mazunn! Sen oruç tutmalısın. Çünkü oruç şehveti keser; buyurmuş.» Rivayete göre Osman b. Mazunn. Hz. Ali ve Ebu Zer (Radiyallahu anhum) hayalarını çıkararak bekâr yaşamak istemişler. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendilerini bundan men etmiştir. Bütün bunlar gösteriyor ki, dinimiz müslumanların azalmasını hedef tutan hiç bir vasıtayı meşru' görmemiştir. Gerçi: «ikiyüz tarihinden sonra sizin en hayırlınız hafif ve ailesiyle çoluk çocuğu olmayan bekârlarımzdır» mealinde bir hadîs rivayet olunursa da bu hadîs uydurmadır. Binâenaleyh ona asla iltifat olunamaz. Hz. Huzeyfe'nin üzerinden söylenen: «Sene yüz, yüzelli oldu mu sizden birinizin bir köpek eniği terbiye etmesi, çocuk terbiye etmesinden daha hayırlıdır.» sözü de bu kabil uydurmalardandır
Bize Amr b. Ali rivayet etti. (Dediki): Bize Abdul'â'lâ rivâyct. ctti. (Dediki): Bize Hişam b. Ebî Abdillâh, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbîr'den naklen rivayet eyledi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kadın görmüş. Müteakiben zevcesi Zeyneb'e gelmiş. Zeyneb kendine ait bir deri ovuyormuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi've Sellem) hemen hacetini bitirmiş. Sonra Ashabının yanına çıkarak: «Şüphesiz ki kadın şeytan suretinde gelir, şeytan suretinde gider. Biriniz bir kadın gördü mü hemen ailesine gelsin. Çünkü bu onun nefsinde olan şeyi giderir.» buyurmuşlar
{…} Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssanıed Abdilvâris rivayet etti. (Dediki): Bize Harb b. Ebi'l-Âliye rivayet eyIedi. (Dediki): Bize Ebu'z-Zübeyr, Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı) bir kadın görmüş. Râvi yukarda hadîsin mislini rivayet etmiş. Yalmz: «Zevcesi Zeyneb'e gelmiş. Zeyneb bir deri ovuyornıuş» demiş «Şeytan suretinde gider» cümlesini söylememiştir
Bana Selemetu'bnü Şebîbb rivayet etti. (Dediki): Bize Hasan b. Â'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'kıl, Ebu'z-Zübeyr'den naklen rivayet eyledi. (Demişki): Câbir şunu söyledi: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'i: «Birinizin bir kadın hoşuna gider de gönlüne girerse, hemen kendi karısına giderek onunla cima' etsin. Çünkü bu nefsindeki şeyi giderir.» buyururken işittim)
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize babam ile Veki' ve İbnu Bisr, İsmail'den, o da Kays'dan naklen rivayet ettiler. Kays şöyle demiş: Ben Abdullah'ı şunu söylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte gaza ediyorduk. Kadınlarımız yoktu. Bu sebeble hayalarımızı çıkarsak mı ki dedik. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan nehyetti. Sonra bize elbise mukabilinde muayyen bir zamaııa kadar bir kadınla evlenmemiz için ruhsat verdi. Bundan sonra Abdullah: «Ey îman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı şeylerin iyi, hoş olanlarını (kendinize) haram kılmayın. Hakka da tecavüz etmeyin. Çünkü Allah mütecavizleri sevmez.» [ Maide 87 ] âyet-i kerîmesini okudu.»
{…} Bize Osman bin Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki); Bize Cerîr, İsmail b. Ebî Hâlid'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti. Ve: «Sonra bize şu âyeti okudu» dedi; «Abdullah okudu» demedi
Bize E!îu Bekir b. Ebu Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' İsmail'den bu isnâdla rivayetle bulundu. «Biz genç olduğumuz haldeydik ve yâ Resulallah! Hayalarımızı çıkaralım mı diye sorduk?» dedi. «Gaza ediyorduk demedi.»
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْحَسَنَ بْنَ مُحَمَّدٍ، يُحَدِّثُ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، وَسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالاَ خَرَجَ عَلَيْنَا مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَذِنَ لَكُمْ أَنْ تَسْتَمْتِعُوا . يَعْنِي مُتْعَةَ النِّسَاءِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Şu'be, Amr b. Dinar'dan, rivayet eyledi. (Demişki): Ben Hasan b. Muhammed'i, Câbir b. Abdillah ile Selemetü'bnü Ekva'dan naklen rivayet ederken dinledim. Şöyle demişler: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dellâlı yanımıza çıkarak: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) istimta' yâni kadınlarla mut'a nikâhı yapmamız için size izin vermiştir, dedi.»
Bana Ümeyyetu'bnu Bimtâm El-Ayşî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd yâni ibni Zurey' rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh yâni ibni Kasım, Amr b. Dinar'dan, o da Hasan b. Muhammed'den, o da Selemetu'bnu Ekvâ' ile Câbîr b. Abdillah'tan naklen rivayet eylediki : «Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi de Mut'a için bize izin verdi» demişler
Bize Hasan El-Hulvâni rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Ata' şunu söyledi: Câbir b. Abdillah Umre yaparak geldi. Biz de evinde onun yanına vardık. Derken cemaat ona bazı şeyler sordular. Sonra mut'a'dan söz açtılar. Câbir : «Evet, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekir ve Ömer zamanlarında biz mut'a yaptık.» dedi
Bana Mulıammed b. Rafi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi. (Dediki): Câbir b. Abdillâh'ı şunu söylerken işittim. Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi've Sellem) ile Ebu Bekir devirlerinde bir avuç kuru hurma ve un mukabilinde birkaç günlüğüne mut'a yapardık. Nihayet Amr b. Hureys hâdisesinde Ömer bundan nehyetti
Bize Hâmid b. Ömer E!-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid yâni ibni Ziyâd, Âsım'dan, o da Ebu Nadrâ'dan naklen rivayet eyledi. (Demişki): Câbir b. Abdillah'ın yanındaydım. Ona biri gelerek: îbni Abbâs ile ibni Zübeyr iki mut'a hakkında ihtilâf ettiîer, dedi. Bunun üzerine Câbir şunu söyledi: «Biz bunları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında yaptık. Sonra Ömer onlardan bizi nehyetti
İyâs b. Seleme babasından rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Evtas yılında mut'a için üç gün ruhsat verdi. Sonra bunu yasakladı."
Bize Kutaybetü'bsnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Kabi' b. Sabrate'l-Cühenî'den, o da babası Sebrâ'dan naklen rivayet etti ki. (Şöyie demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mut'a için bize izin verdi. Bunun üzerine bir zat ile ben Benî Âmîr'den bir kadına gittik. Kadın uzun boyunlu dişi deve gibi bîr şeydi. Ona kendimizi arz ettik. Kadın (bana): Ne vereceksin? dedi. Ben: — Kaftanımı cevâbını verdim. Arkadaşım da: — Kaftanımı veririm, dedi. Arkadaşımın kaftanı benimkinden daha güseldi. Ama ben arkadaşımdan daha genç îdim. Kadın arkadaşımın kaftanına bakınca onu, bana bakınca da benî beğendi. Sonra : — Sen ve kaftanın bana kâfidir, dedi. Bunun üzerine onunla üç gece bîr arada kaldım. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kimin yanında şu mut'a yaptığı kadınlardan biri varsa, ona hemen yol versin» buyurdular
Bize Ebu Kâmil Fudayl b. Hüseyin El-Cahterî rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr yani ibni Mufaddal rivayet etti. (Dediki): Bize Umâratu'bnu Gaziyye, Rabi' b. Semra'dan naklen rivayet eyledi ki, Babası Mekke'nin fethinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte gaza etmiş. (Demişki): «Orada onbeş gece —yani geceleri de sayılırsa otuz gün— kaldık; Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kadınlarla mut'a yapmak için izin verdi. Derken ben kavmimden bir zat ile birlikte dışarı çıktım. Güzellik hususunda benim ona üstünlüğüm vardı. Arkadaşım çirkine yakın bir adamdı. Her birimizin kaftanı vardı. Fakat benim kaftanım eski, amcaoğlunun kaftanı ise yepyeni bir şeydi. Mekke'nin alt tarafına yahut üst tarafına vardığımız vakit bize uzun boyunlu dişi deve gibi (endamlı) bir kadın rastladı. (Kendisine) : — Bizden birimizle mut'a yapmaya razı olur musun? dîye sorduk. Kadın: — Ne verirsiniz? dedi. Biz de her birimiz kaftanımızı yaydık. Kadın her ikimize bakmaya başladı. Arkadaşım kadının yanıbaşına baktığını görünce : — Bunun kaftanı eskidir. Benim kaftanım ise yepyenidir, dedi. Kadın ise iki veya üç defa : — Onun kaftanının zararı yok mukabelesinde bulundu. Sonra kadınla ben mut'a yaptım ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mut'a'yı haram edinceye kadar yanından çıkmadım.»
{…} Bana Ahmed b. Saîd b. Sahr Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Nu'man rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Umaretü'bnü Gaziyye rivayet eyledi. (Dediki): Bana Rabi' b. Sebrate'l-Cühenî, babasından rivayet etti. (Şöyle demiş): «Fetih yılında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Mekke'ye müteveccihen yola çıktık...» Râvî Beşir hadîsi gibi rivayette bulunmuş. Şunu da ziyâde etmiştir: «Kadın bu işe yarar mı? dedi.» Bu hadisde: «Bunun kaftanı eski püsküdür, dedi» cümlesi de vardır
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Abdil Azız b. Ömer rivayet etti. (Dediki): Bana Rabi' b. Sebrete'l-Cühenî rivayet etti. Ona da babası anlatmış ki; kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile berabermiş. Efendimiz şöyle buyurmuşlar : «Ey cemâat! Ben size kadınlarla mut'a hususunda izin vermiştim. Ama artık Allah bunu kıyamet gününe kadar haram kılmıştır. imdi kimin de yanında bu gunâ kadınlardan biri varsa ondan hemen arınsın. Hem o kadınlara verdiğiniz şeylerden hiç birini geri almayın.»
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا بَيْنَ الرُّكْنِ وَالْبَابِ وَهُوَ يَقُولُ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ .
{…} Bize bu hadisi Ebu Bekr b. Ebu Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdetu'bnu Süleyman, Abdul Aziz b. Ömer'den naklen bu isnadla rivayette bulundu. Sebra: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Kabe'de rükün ile kapının arasında ayakta gördüm.» demiş. ibni Numeyr hadîsinde olduğu gibi söylüyormuş
Bize ishâk b. ibrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem haber verdi. (Dediki): Bize ibrahim b. Sa'd, Abdülmelik b. Rabi' b. Sebrate'l-Cuhenî'den, o da babasından, o da dedesinden naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): «Fetih yılında Mekke'ye girdiğimiz vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mut'a yapmamızı emir buyurdu. Artık ondan bizi nehyedinceye kadar mut'a'dan çıkmadık.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etts, (Dediki): Bize Azîz b. Rabi' b. Sebrate'bni Ma'bed haber verdi. (Dediki); Babam Rabi' b. Sebra'yi, babası Sebratü'bnu Ma'bed'den naklen rivayet ederken dinledim. Mekke'nin fethi yılında Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} kadınlarla mut'a yapmayı emir buyurmuş. Sebra demişki: Bunun üzerine ben ve Benî Suley kabilesinden bir arkadaşım dışarı çıktık. Nihayet Benî Âmir kabilesinden bir kadın bulduk. Kadın uzun boyunlu dişi deve gibi (endamlı) idî. Kadın'a mut'a teklifinde kulunduk. Ve kendisine kaftanlarımızı arz ettik. Kadın bana bakıyor, benî. arkadaşımdan güzel görüyor; arkadaşımın kaftanını da benim kaftanımdan güzel görüyordu. Bu hususta bir müddet nefsiyle istişareden sonra beni arkadaşıma tercih etti. Bu suretle kadınlar bizimle beraber üç gece kaldılar. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlardan ayrılmayı bize emir buyurdu
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ الرَّبِيعِ بْنِ سَبْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ نِكَاحِ الْمُتْعَةِ .
Bîze Amrun-Nâkid ile Ibni Numeys rivâyeî ettiler. (Dediierki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Zuhrî'den, o da Rabi' b. Sebra:dan. o da babasıbdan naklen rivayet elti ki. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mut’a nikahından nehi buyurmuş
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ الرَّبِيعِ، بْنِ سَبْرَةَ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى يَوْمَ الْفَتْحِ عَنْ مُتْعَةِ النِّسَاءِ.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki}: Bize ibni Uleyye, Ma'mer'den o da Zühri'den, o da Rabi b. Sebra'dan o da babasından naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seltem) kadınlarla mut'a yapmayı fetih gününde nehi buyurmuş
Bana bu hadîsi Hasan El-Hulvanî ile Abd b. Humeyd, Ya'kub b. ibrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demişki): Bana babam, Sâlih'den naklen rivayet elti. (Demişki): Bize ibni Şihâb, Rabi' b. Sebrate'l-Cuheni'den, o da babasından naklen haber verdi. Babası Rabi'a, Resulullah (Sallallahu Aleyhı've Sellem)'in fetih zamanında mut'a'dan yani kadınlarla mut'a yapmaktan nehi buyurduğunu ve kendisinin iki kırmızı kaftan mukabilinde mut'a yapmış olduğunu haber vermiş
Bana Harmeletu'bnu Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus haber verdi, ibni Şihâb şöyle demiş: Bana Urvetü'bnü Zubeyr haber verdi ki, Abdullah b. Zübeyr Mekke'de ayağa kalkmış ve bir zat'a ta'rizde bulunarak: «Şüphesiz ki, bazı insanların Allah gözlerini kör ettiği gibi, kalblerini de kör etmiş. Nikâhı mut'a'ya fetva veriyorlar.» demiş. Bunun üzerine o zât kendisine nida ederek: «Sen hakikaten kaba saba bir adamsın. Ömrüme yemin ederim ki, mut'a imâmül-müttekin zamanında yapılırdı.» demiş. Bununla Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'i kasdetmiş. ibni Zübeyr ona şu mukabelede bulunmuş — Öyle ise kendini bir dene. Vallahi sen bunu yaparsan seni taşlarınla recm ederim. ibni Şihâb şöyle demiş: Bana Halid b. Muhacir b, Seyfullah haber verdi ki. kendisi bir zâtın yanında otururken o zât'a bir adam gelerek mut'a hususunda fetva istemiş. O da mut'a yapmasını emretmiş. Bunun üzerine ibni Ebî Amrate'l-Ensâri ona : — Ağır ol! demiş. O zât: — Ne o? Vallahi mut'a imamul muttekîn zamanında yapılmıştır. Mukabelesinde bulunmuş. ibni Ebî Amra: «Mut'a islâm'ın ilk zamanlarında muztar kalanlar için iaşe, kan ve domuz eti (yemek) gibi bir ruhsattı. Sonra Allah dîni muhkem kıldı ve bundan nehi buyurdu.» demiş. ibni Şîhâb şöyle demiş : Bana Rabi' b. Sebrate'I-Cuheni haber verdi ki, babası şunu söylemiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında iki kırmızı kaftan mukabilinde Benî Âmir kabilesinden bir kadınla mut'a yapmıştım. Sonra bizi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mut'a'dan nehi buyurdu.» ibni Şîhâb demişki: «Ben Rabi' b. Sebra'yı, Ömer b. Abdil Azîz'e bunu anlatırken oturduğum yerden dinledim.»
Bana Selemetü'bnü Şebîb rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'kıl, ibni Ebî Able'den, o da Ömer b. Abdilâzîz'den naklen rivayet eyledi. Şöyle demiş: Bize Rabî' b. Sebrate'l-Cühenî, babasından naklen rivayet eyledi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mut'a'dan nehyetmiş ve: «Dikkat edin! Mut'a şu gününüzden kıyâmet gününe kadar haramdır; kim bîr şey verdi ise onu (geri) almasın!» buyurmuşlar
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, ibni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Muhammed b. Alî'nin oğulları Abdullah ile Hasen'den, onların da babalarından, onun da Ali b. Ebî Talib'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber günü kadınlarla mut'a yapmaktan ve ehli eşeklerin etlerini yemekten nehi buyurdular.»
{…} Bize hu hadîsi Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Cüveyriye, Mâlik'den bu isnadla rivayette bulundu. Mâlik: «Ali b. Ebi Talib'in birine sen gerçekten şaşkın bir adamsın; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi nehiy buyurdu derken işittiğini söylemiş.» Râvi hadîsi, Yahya b. Yahya'nın Mâlik'den rivayet ettiği hadîs gibi rivayet etmiştir
Bize Ebü Bekir b. Ebî Şeybe ile ibni Numeyr ve Züheyr b. Harb toptan îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyoe, Zührî'den, o da Muhammed b. Ali'nin oğulları Hasen ile Abdullah'dan, onlar da babalarından, o da Ali'den nakien rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber günü hem nikâhı müt'a-dan, hem de ehli eşeklerin etlerin(i yemek) den nehiy buyurmuş
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, ibni Şihab'-dan, o da Muhammed b. Alî'nin oğulları Hasen ile Abdullah'dan, onlar da babalarından, o da Ali'den naklen rivayet eyledi ki, Hz. Ali îbni Abbâs'ı kadınlara mut'a yapmak hususunda müsamahakâr konuşurken işiterek : — Yavaş ol ey îbnü Abbâs! Çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem): Hayber günü hem mut'a'dan, hem de ehli eşeklerin etlerin (i yemek) den nehiy buyurdu; demiş
Bana Ebu't-Tâhir ile Harmeletu'bnu Yahya rivayet etti (Dedilerki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, Şihâb'dan, o da Muhammed b. Ali b. Ebi Tâîib'in oğulları Hasen ile Abdullah'dan, onîar da babalarından naklen haber verdi. Muhammed, Ali b. Ebi Tâlib'i îbni Abbâs'a şunları söylerken işitmiş : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber günü hem kadınlara mut'a yapmaktan, hemde ehli eşeklerin etlerini yemekden nehiy buyurdular.» İzah için buraya tıklayın
Bize Abdullah b. Meslemete'I-Ka'nebi rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik, Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Bir kadınla halası ve yine bir kadınla teyzesi bir nikâh altında toplanamaz» buyurdular
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَرْبَعِ نِسْوَةٍ أَنْ يُجْمَعَ بَيْنَهُنَّ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَالْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا .
Bize Muhammed b. Rumh b. EI-Muhâcir rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Irak b. Maik'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dört kadının bir nikâh altında toplanmasını (yâni) bir kadınla onun halasını ve yine bir kadınla onun teyzesini beraberce nikâh etmeyi nehiy buyurmuş
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Abdilazîz rivayet etti. (Müslim der ki, îbni Mesleme, Ebu Umâmete'bni Sehl b. Huneyfin neslinden Medîneli bir Ensârîdir.) o da ibni Şihâb'dan, o da Kabîsatü'bnu Züeyb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Hala kardeş kızı üzerine, kız kardeş kızı da teyze üzerine nikâh edilemez.» buyururken işittim
Bana Harmeletü'bnu Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, ibni Şîhâb'dan naklen habeı verdi. (Demişki): Bana Kabîsatü'bnu Züeyb el-Kâ'bî haber verdi. Kendisi Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) erkeğin bir kadınla onun halasını ve bîr kadınla onun teyzesini bîr nikâh altında toplamasını yasak etti.» îbni Şihab: «Biz kadının babasının teyzesi île babasının halasını da aynı hükümde olduğunu zannediyoruz.» demiş
Bana Ebu Ma'n Er-Rakâşî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam Yahya'dan naklen rivayet etti ki, Yahya kendisine Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen yazmış. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir kadın halasının ve teyzesinin üzerine nikah edilemez» buyurdular
وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ يَحْيَى، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ.
{…} Bana îshak b. Mensur rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa, Şeyban'dan, o da Yahya'dan naklen rivayet eyledi. (Demişki): Bana Ebu Seleme rivayet etti. Kendisi Ebu Hureyre'yi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu» derken işitmiş. Râvî bu hadîsi yukardaki hadîs gibi rivayet etmiştir
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usâme, Hişam'dan, o da Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi. Efendimiz : «Bir adam din kardeşinin dünürlüğünün üzerine dünür göndermez. Dîn kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlığa girişmez; kadın halasının ve teyzesinin üzerine nikâh edilemez. Kadın kız kardeşinin kabını boşaltmak için onun boşanmasını isteyemez. Kadın isteyene varmalıdır. Onun nasibi ancak Allah'ın kendisine takdir ettiği şeydir.» buyurmuşlar
Bana Muhriz b. Avn b. Ebî Avn rivayet etti. (Dediki): Bize Aliyyü'bnü Müshir, Davud b. Ebî Hind'den, o da ibni Sîrîn'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet eyledi. Ebu Hureyre şöyle demiş : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının halası veya teyzesinin üzerine nikâh edilmesini yahud kadının kız kardeşinin kabında olanı boşaltmak için onun boşanmasını istemesini yasak etti. Zîra Allah (Azze ve Celle) onun rızkını verir.»
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile ibni Beşşâr ve Ebu Bekr b. Nâfi' rivayet ettiler. Lâfız ibnî'l-Müsennâ ile ibni Nâfi'indir. (Dedilerki): Bize ibni Ebu Adiyy, Şu'be'den, o da Amr b. Dinar'dan, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle demiş : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kadınla halasının ve bir kadınla teyzesinin bir nikâh altında toplanmasını yasak etti.»
{…} Bana Muhammed b. Hatim rivayet eti. (Dediki): Bize Şebâte rivayet etti. (Dediki); Bize Verkaa', Amr b. Dinar'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet eyledi
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنْ نُبَيْهِ بْنِ وَهْبٍ، أَنَّفَقَالَ أَبَانٌ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَنْكِحُ الْمُحْرِمُ وَلاَ يُنْكَحُ وَلاَ يَخْطُبُ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti, (Dediki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da Nubeyh b. Vehb'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Ömer b. Ubeydillah, Talhatu'bnıü Ömer'e, Şeybetü'bnü Cübeyr'in kızını nikâh etmek istemiş de o gün hacc emiri bulunan Ebân b. Osman'ın bu nikâhta bulunması için kendisinle haber göndermiş. Bunun üzerine Ebân şunu söylemiş : «Ben Osman b. Affân'ı: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İhrâmlı olan bir kimse ne nikâh edebilir; ne nikâh olunur; ne de dünür gönderir.» buyurdu, derken işittim
Bize Muhammed b. Ebî Bekr EI-Mukaddemî rivayet etti. etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd, Eyyub'dan, o da Nafi'den naklen rivayet eyledi. (Nafi' şöyle demiş) : Bana Nubeyh b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Beni Ömer b. Ubeydullah b. Ma'mer gönderdi. Kendisi Şeybetü'bnu Osman'ın kızını oğluna istiyordu. Bu sebeble beni hacc emiri bulunan Ebân b. Osman'a yolladı. Ebân : «Beri bak. Ben bu adamı bedevi sanıyorum. Çünkü ihrâmîı bir kimse ne nikâh edebilir, ne de nikâh olunur. Bunu bize Osman, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi.» dedi
Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.
50 / 167
167 rivayet · no. 3398–3567
Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.