عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ أَثْقَلَ صَلَاةٍ عَلَى الْمُنَافِقِينَ صَلَاةُ الْعِشَاءِ وَصَلَاةُ الْفَجْرِ، وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِيهِمَا لَأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا، وَلَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِالصَّلَاةِ فَتُقَامَ، ثُمَّ آمُرَ رَجُلًا فَيُصَلِّيَ بِالنَّاسِ، ثُمَّ أَنْطَلِقَ مَعِي بِرِجَالٍ مَعَهُمْ حُزَمٌ مِنْ حَطَبٍ إِلَى قَوْمٍ لَا يَشْهَدُونَ الصَّلَاةَ، فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهُمْ بِالنَّارِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur. Şayet münafıklar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi. Şüphe yok ki namazın kılınmasını emredip, sonra kamet getirilmesini, sonra da birisinin Müminlere namaz kıldırmasını emredip, ardından da ellerinde odun bağları bulunan adamlarla birlikte gidip, namaza gelmeyenlerin evlerini onlar evlerindeyken ateşe vermeyi içimden geçirdim.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- münafıkların, özellikle sabah ve yatsı namazlarına katılma konusundaki tembelliklerini haber vermiştir. Şayet onlar Müslümanlarla birlikte cemaatle namaz kılmanın sevap ve ecrini bilselerdi, çocukların elleri ve dizleri üzerinde emekledikleri gibi bu iki namaza gelirlerdi.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- namazın kılınmasını emredip yerine cemaate imamlık yapacak birisini bırakmak istemiştir. Ellerinde odun bağları bulunan bir grupla cemaatle namaz kılmayanların evine gidip ateşe vermek istemiştir. Çünkü onların bu konuda işledikleri günah çok büyüktür. Ancak evlerde kadınlar, günahsız masum çocuklar ve diğer mazur kişilerin oluşu bunu yapmasına mani olmuştur.
Faydalar
- Camide cemaatle namaz kılmanın terk edilmesinin tehlikesi ifade edilmiştir.
- Münafıklar, ibadetlerini riya ve itibardan başka bir amaçla yapmazlar. İnsanlar, onları görmediği müddetçe namaza gelmezler.
- Sabah ve yatsı namazının cemaatle kılınmasının fazileti çok büyüktür ve emekleyerek de olsa camiye bu iki namazı kılmak için gelinmesi gerekir.
- Sabah ve yatsı namazını cemaatle kılmaya özen gösteren kimse münafıklıktan beri olur. Bu namazları kılmak için cemaate gelmemek ise münafıklık alametidir.
Kaynakça
صحيح مسلم (1/ 451) (651).
صحيح البخاري (1/ 132) (657).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 88).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص107).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (1/ 136).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن زيد بن أَرْقَم رضي الله عنه قال: خَرَجْنَا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في سَفَر أَصَاب الناس فيه شِدَّة، فقال عبد الله بن أُبَيٍّ: لاَ تُنْفِقُوا على من عِندَ رسول الله صلى الله عليه وسلم حتى يَنْفَضُّوا، وقال: لَئِنْ رَجَعْنَا إلى المدينة لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ منها الأَذَلَّ، فَأَتَيْتُ رسول الله صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُه بذلك، فأَرْسَل إلى عبد الله بن أُبي، فاجْتَهَدَ يَمِينَه: ما فعل، فقالوا: كَذَب زَيْدٌ رسول الله صلى الله عليه وسلم فَوَقَعَ في نَفْسِي ممَّا قَاَلُوه شِدَّة حتَّى أَنْزَل الله تعالى تَصْدِيقِي: (إذا جاءك المنافقون) ثم دعاهُم النبي صلى الله عليه وسلم لِيَسْتَغْفِرَ لهم فَلَوَّوْا رُؤُوسَهُم.
Zeyd İbn Erkam –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre bir seferde Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte çıkmıştık. Bu seferde insanlar kıtlık ile karşılaştılar. Abdullah İbn Ubey de arkadaşlarına: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanındakilere infak etmeyin ki O’nun etrafından dağılsınlar, dedi. (İbni Ubey) dedi ki: Andolsun eğer Medine’ye dönersek kesinlikle daha aziz olan oradan zelil olanı çıkaracaktır. Zeyd dedi ki: Bunun üzerine ben de Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e gidip O’na bunu haber verdim. O da Abdullah İbn Ubeyy’e birisini gönderdi ve ona sordu. Olabildiğinde bu işi yapmadığına dair yemin etti ve: Zeyd, Rasulullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e yalan söyledi, dedi. Onların bu söylediklerinden dolayı da içime büyük bir sıkıntı düştü. Sonunda Allah beni tasdik etmek üzere: ’’Münafıklar sana geldiği vakit’’ sonra Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- onlar için istiğfar etmek için onları çağırdı ve onlar da yüzlerini çevirdiler ’’ buyruğunu indirdi.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Zeyd b. Erkam –radıyallahu anh- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- ve onunla beraber Müminlerin ve münafıkların olduğu bir seferde insanların yanlarında bulunan azığın yetersizliği sebebiyle başlarına açlık ve kıtlık geldiğini zikretti. Münafıkların başı olan- Abdullah İbn Ubey İbn Selül konuştu ve Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanındakilere infak etmeyin ki O’nun etrafından dağılsınlar dedi. Münafikun Suresi: 7. Ayet. Yani nafakadan hiçbir şey vermeyin ki dönsünler ve Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’i terk etsinler. Ve yine şöyle dedi: (Andolsun eğer Medine’ye dönersek kesinlikle daha aziz olan oradan zelil olanı çıkaracaktır) Münafikun Suresi 8. Ayet. Aziz olan ile kendini ve kavmini, zelil olan ile Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’i kast etti. Ve bu sözü Zeyd b. Erkam –radıyallahu anh- duydu. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelerek Abdullah İbn Ubey İbn Selül’un şöyle şöyle dediğini ona haber verdi ve ona karşı kendisini uyardı. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- ona birini gönderdi, o da öyle söylemediğine yemin etti ve çok kuvvetli bir şekilde yemin etti. Bu münafıkların genel bir halidir. Bildikleri halde yalan yere yemin ederler. Burada öyle demediğine dair yemin etmiştir. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- onların zahiren dediklerini kabul eder, gizlediklerini Allah’a bırakırdı. Bu iş Zeyd b. Erkam’a ulaşınca kendisine çok zor geldi. Çünkü adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanında yemin etti. Dediler ki Zeyd b. Erkam Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e yalan söyledi. Yani Zeyd b. Erkam Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e yalan haber verdi. Bu da Zeyd b. Erkam’ın üzerine ağır bir yük oldu. Allah onun doğru söylediğini şu ayet ile tasdik etti: "Münafıklar sana geldiği vakit" Münafıkun Suresi. Sonra da Nebi-sallallahu aleyhi ve sellem- onlardan sadır olan kötü söz sebebiyle onlara istiğfar etmek için başlarında Abdullah İbn Ubey olan münafıkları çağırdı. Allah katında onlara istiğfar ediyor olması sebebiyle de Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e karşı kibirli ve küçük gören bir davranışta bulunarak yüz çevirdiler.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
صحيح البخاري، ط1، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
دار البيان، دمشق، مكتبة المؤيد، الطائف ، ط 1410 هـ.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
شرح رياض الصالحين للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها قالت: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «ما أُظُن فُلَانا وفُلَانا يَعْرِفَان من دِيِننَا شَيْئَا».
قال اللَّيث بن سعد أحد رُواة هذا الحديث: هذان الرجلان كانا من المنافقين.
Aişe -radıyallahu anha-'dan rivayet olunan bir hadiste Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- iki kişi ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: «Ben falan ve falancanın dinimizden bir şey bildiklerini zannetmiyorum.» Hadisin ravilerinden olan Leys bin Sa’d: «O iki adam münafıklardandı.» demiştir.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Âişe –radıyallahu anha- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’den, O’nun, iki kişi hakkında İslam dini ile ilgili hiçbir şey bilmediklerini haber verdiğini rivayet ediyor. Çünkü bu iki adam Müslüman gibi görünen ancak içlerinde küfrü gizleyen münafıklardandı.Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-, bu adamlar hakkında onların yanında değilken konuşmuştur. Bu konuşma gıybet sayılmaz. Bilakis konuşulması gereken konulardandır. Zira onları tanımayanlar onların zahiren Müslüman görünümünde olmalarına aldanabilirler. “Zannetmiyorum” ifadesi burada kesin olarak bilmek manasına gelmektedir. Çünkü Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-, münafıkları, Yüce Allah’ın kendisine bildirmesi sebebiyle onları çok iyi biliyordu. Bera’a -yani Tevbe- Suresi münafıklardan bahsetmekteydi. İbn Abbâs –radıyallahu anhumâ- bizler bu sûreyi ortaya çıkaran sure olarak isimlendirirdik, demiştir. Devamla bu sure münafıklardan öyle bahseder oldu ki bizler korkar olduk, demiştir.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه.
رياض الصالحين، للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
صحيح البخاري، ط1، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
شرح صحيح البخاري، لابن بطال، تحقيق: أبو تميم ياسر بن إبراهيم، ط2، مكتبة الرشد - السعودية، الرياض، 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي مسعود عقبة بن عمرو الأنصاري البدري رضي الله عنه قال: لما نزلت آية الصدقة كنَّا نُحَامِلُ على ظُهُورِنَا، فجاء رجل فتصدق بشيء كثير، فقالوا: مُراءٍ، وجاء رجل آخر فتصدق بصاع، فقالوا: إن الله لَغَنيٌّ عن صاع هذا!؛ فنزلت: (الذين يلمزون المطوعين من المؤمنين في الصدقات والذين لا يجدون إلا جهدهم).
Ebû Mes'ud Ukbe b. Amr el-Ensârî el-Bedrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle dedi: Sadaka ayeti indiği zaman sırtımızda birşeyler taşırdık (o kazancımızdan sadaka verirdik).(Münafıklar) Dediler ki: (Bu) riyakârdır. (Hemen ardından) Başka bir adam daha geldi ve bir sa' miktarı sadaka verdi. (Oradakiler) Allah'ın, bunun verdiği bir sa' sadakaya ihyiyacı yoktur, dediler. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler (var ya), Allah da onları alaya alır ve onlar için elim bir azap vardır." (Tevbe Sûresi: 79)
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebû Mes'ud -radıyallahu anh- dedi ki; "Sadaka ayeti indiği zaman"; yani sadaka vermeyi teşvik eden ayet indiği zaman. Hâfız (İbn Kesîr) dedi ki: Sanki o Allah Teâlâ'nın şu ayetine işaret ediyor: (Onların mallarından sadaka (zekat) al, bununla onları (günahlardan) temizlersin.) (Tevbe Sûresi:103) Sahabe hemen ve çabuk bir şekilde Rasûlullah -sallalahu aleyhi ve sellem-'e sadaka vermek için acele davrandılar. Her biri gücünün yettiği miktarda sadakayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e taşıyıp getiriyordu. Adamın biri çok sadaka ile geldi, bir adam da az bir sadaka ile geldi. Münâfıklar da eğer adamın biri çok sadaka ile gelirse bu riyâkârdır, Allah'ın rızasını hedeflememiştir dediler. Şayet az bir sadaka ile gelirse de Allah'ın bunun sadakasına ihtiyacı yoktur, dediler. Bir adam da bir sa' miktarı (üç kilo) sadaka ile gelince; Allah'ın senin bir sa' (üç kilo) olarak getirdiğin sadakaya ihtiyacı yoktur, dediler. Bunun üzerine Allah -Azze ve Celle-; "Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler (var ya), Allah da onları alaya alır ve onlar için elim bir azap vardır." (Tevbe Suresi: 79) ayetini indirdi. Yani Allah rızası için gönüllerinden ve güçlerinin yettiğinden sadaka verenleri ayıplıyorlardı. Onlar da (münâfıklar) sahabelerle alay ediyorlardı. (Çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları alaya alır. Ve onlar için elem verici azap vardır). Onlar Müminlerle dalga geçip onları alaya aldılar, Allah işte onları alaya alır). Böyle bir duruma düşmekten Allah'a sığınırız/Allah esirgesin.
Kaynakça
تطريز رياض الصالحين، فيصل بن عبد العزيز المبارك، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة: الأولى 1423هـ، 2002م.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر 1407هـ، 1987م.
شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ.
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن محمد بن زيد: أن نَاسًا قالوا لجده عبد الله بن عمر رضي الله عنهما : إنا ندخل على سَلاطِينِنَا فنقول لهم بخلاف ما نتكلم إذا خرجنا من عندهم، قال: كنا نَعُدُّ هذا نفاقا على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم .
Muhammed b. Zeyd'den nakledildiğine göre bazı kişiler, dedesi Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhümâ-'ya gelip: Biz idarecilerimizin yanına girer ve onlara karşı, oradan çıktığımız zaman söylediklerimizin tam tersi sözler söyleriz, dediler. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer: Bu sizin yaptığınızı biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında iki yüzlülük sayardık, cevabını verdi.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhümâ-'ya gelip: Biz idarecilerimizin yanına girer ve onlara karşı, oradan çıktığımız zaman söylediklerimizin tam tersi sözler söyleriz, dediler.Bunun üzerine Abdullah b. Ömer: Bu sizin yaptığınızı biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında iki yüzlülük sayardık, cevabını verdi.Bu da onlar konuşup yalan söylemeleri,hiyanet edip nasihat etmemeleri sebebiyledir.Emirler,vezirler,başkanlar ve kırallar gibi yöneticilerin yanına girenlerin yapmaları gereken bir iş hakkında konuştuğu zaman doğrusunu konuşmalarıdır.
Kaynakça
رياض الصالحين للنووي، تحقيق: ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، ط1، 2007م.
صحيح البخاري، بترقيم محمد فؤاد عبد الباقي.
نزهة المتقين شرح رياض الصاحين، شرح الدكتور مصطفى الخن وآخرين، مؤسسة الرسالة، ط 1. 1987م.
تطريز رياض الصالحين، لفيصل بن عبد العزيز آل مبارك، تحقيق: عبد العزيز آل حمد، دار العاصمة، ط1، الرياض، 2002م.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لابن علان، دار الكتاب العربي، بيروت.
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، مؤسسة ابن عثيمين الخيرية، مدار الوطن للنشر، الرياض، ط1426هـ.
كنوز رياض الصالحين، المجلس العلمي كنوز دار إشبيليا، الرياض، ط1، 2009م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه مرفوعاً: «يكشِف ربُّنا عن ساقِه، فيسجدُ له كلُّ مؤمنٍ ومؤمنةٍ، فيبقى كلُّ مَن كان يسجدُ في الدنيا رياءً وسُمْعةً، فيذهبُ ليسجدَ، فيعودَ ظهرُه طبقًا واحدًا».
Ebu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre o, şöyle demiştir: Ben Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işittim, şöyle buyuruyordu: «(Kıyamet günü) Rabbimiz kendi sâkından/baldırından açar, bunun üzerine her mü'min ve mümine secde eder. Ancak dünyada insanlara göstermek ve halka işittirmek için secde eden secdesiz kalır. Gerçi öylesi de secde etmeye gider, fakat onun sırtı tek bir tabakaya döner.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Rabbimiz Subhânehu ve Teâlâ, baldırını açar. Bunun üzerine her mümin, mümine O’na secde eder. Münafıklar, dünyada, insanlar onların secde ettiklerini görsünler diye secde ettikleri için secde etmekten men edilirler. Onların sırtları tek bir tabaka haline gelir. Ne eğilebilirler ve ne de secde edebilirler. Çünkü onlar, hakikatte dünyada Allah’a secde eden kimseler değillerdi. Onlar sadece dünyalık gayeleri için secde ediyorlardı. Hadiste geçen sâk/baldır-bacak ifadesini güç, zorluk vb. şeklinde tevil etmek doğru değildir. Bilakis bunun, tevil, tekyif, temsil, tahrif ve ta’tîle gitmeksizin Allah’ın sıfatı olarak ispat edilmesi (buna iman edilmesi) gerekir.
Kaynakça
صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه.
عمدة القاري شرح صحيح البخاري، لمحمود بن أحمد بن موسى الحنفى بدر الدين العينى، الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي بن سلطان الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت – لبنان، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م.
شرح كتاب التوحيد من صحيح البخاري، لعبد الله بن محمد الغنيمان، الناشر: مكتبة الدار، المدينة المنورة، الطبعة: الأولى، 1405 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنِ ابْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: «مَثَلُ الْمُنَافِقِ، كَمَثَلِ الشَّاةِ الْعَائِرَةِ بَيْنَ الْغَنَمَيْنِ تَعِيرُ إِلَى هَذِهِ مَرَّةً وَإِلَى هَذِهِ مَرَّةً».
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Münafık, iki sürü arasında gidip gelen şaşkın koyun gibidir. Bir o sürüye gider, bir bu sürüye!»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- münafıkların iki sürü arasında hangi sürünün peşinde gideceğini bilmeyen kararsız koyunlar gibi olduklarını beyan etmiştir. Bazen bir sürünün peşinden bazen de bir diğer sürünün peşinden giderler. Münafıklar iman ile küfür arasında tereddütte kalmışlardır. Onlar açık ve gizli olarak ne Müminler ile ne de kâfirler ile beraberdir. Hakikatte açıktan Müminler ile beraber ve kalplerinde ise şek ve tereddüt vardır. Bazen bu tarafa bazen de diğer tarafa yönelirler.
Faydalar
- Mananın daha iyi anlaşılması için örnek vererek açıklamak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yöntemidir.
- Münafıkların şek ve tereddüt içinde kalmaları ve istikrarsızlıkları beyan edilmiştir.
- Münafıkların içinde bulundukları durum sakındırılmış, samimiyet, zahiri ve batini olarak imanda kararlı olmak teşvik edilmiştir.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2146) (2784)، إكمال المعلم بفوائد مسلم (8/ 313)، عمدة القاري شرح صحيح البخاري (16/ 69).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو رضي الله عنهما قال: قال رَسولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ كَانَ مُنَافِقًا خَالِصًا، وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَلَّةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَلَّةٌ مِنْ نِفَاقٍ حَتَّى يَدَعَهَا: إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ، وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ، وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ».
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder).»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanda bulunması halinde, münafıklara çok benzemesine sebep olacak dört özellikten sakındırmıştır. Bu, söz konusu özellikler kişide baskın bir şekilde yerleşmişse geçerlidir. Yoksa nadiren görülen kimse bu kapsama girmez. Bunlar şunlardır:
Birincisi: Konuştuğunda, kasten yalan söylemesi ve sözünde doğru olmamasıdır.
İkincisi: Bir antlaşma yaptığında ona vefa göstermemesi ve muhatabına hıyanet etmesidir.
Üçüncüsü: Söz verdiğinde sözünde durmaması ve verdiği sözü bozmasıdır.
Dördüncüsü: Bir kimseyle tartışıp kavga ettiğinde, kavgası şiddetli olur, haktan sapar, onu çürütmek ve geçersiz kılmak için hileye başvurur, haksızlık eder ve yalan söyler.
Nifak, içten farklı olanı dışa vurmaktır. Bu anlam, bu özelliklere sahip kişide mevcuttur. Onun nifakı, kendisiyle konuşanlara, verilen sözlere, emanet edilenlere, tartıştıklarına ve yapılan ahitlere karşı olur; İslam’da açıkça nifak içinde olan ve küfrü gizleyip, İslam'ını gösteren bir münafık değildir. Kimde bu özelliklerden biri bulunursa, o kişide o özelliği terk edene kadar nifaktan bir alamet vardır.
Faydalar
- Münafığın bazı alametlerini açıklamak, insanları korkutmak ve bu özelliklere düşmekten sakındırmak içindir.
- Hadiste kastedilen, bu özelliklerin münafıklık özelliği olduğu ve bu özelliklere sahip olan kişinin bu özellikler bakımından münafıklara benzediği ve onların ahlakını taşıdığıdır; yani İslam’ı gösterip küfrü gizleyen bir münafık değildir. Hadis, söz konusu özelliklerin hakimiyetinde kalan, onları önemsemeyen ve hafife alan kimseler için geçerli olduğu da söylenmiştir. Zaten böyle olan kimse genellikle bozuk inanç sahibidir.
- Gazalî şöyle demiştir: Dinin aslı üç şeyle sınırlıdır: Söz, amel ve niyet. Hadis; sözün yalanla, amelin hıyanetle, niyetin ise sözünde durmamakla dini açıdan bozulmaya yol açtığına dikkat çekmiştir. Çünkü verilen sözün yerine getirilmemesi, ancak kişinin söz verdiği anda kararlı olması durumunda nifak oluşturur; eğer kişi kararlıyken bir engel veya başka bir görüş ortaya çıkarsa, bundan nifak meydana gelmez.
- İki tür nifak vardır: İtikadî nifak: Kişiyi imandan çıkaran nifaktır. Bu, İslâm’ı izhar edip, küfrü gizlemektir. Amelî nifak: Münafıkların ahlâklarında onlara benzemektir. Bu, kişiyi imandan çıkarmaz; ancak büyük günahlardan biridir.
- İbn Hacer şöyle demiştir: Âlimler, ittifak etmişlerdir ki, kalbiyle ve diliyle tasdik eden bir kimse bu özellikleri (münafıkların sıfatlarını) işlese bile, hakkında küfür hükmü verilmez ve o, cehennemde ebedî kalacak münafık da değildir.
- Nevevî şöyle demiştir: Bir grup âlim şöyle demiştir: Burada kastedilenler, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında yaşayan münafıklardır. Onlar iman ettiklerini söylediler, fakat (dini) yalanladılar; dinleri konusunda kendilerine güvenildi, ama ihanet ettiler; din konusunda yardım edeceklerine ve destek vereceklerine dair söz verdiler ve sözlerinde durmadılar, husumetli oldukları kimselere ise haddi aşıp haksızlık ettiler.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 16) (34)، صحيح مسلم (1/ 78) (58)، المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (1/ 250)، بهجة قلوب الأبرار (ص 26)، البحر المحيط الثجاج (2/370).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com