İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Küfür

7 hadis

«Babası olmadığını bildiği birini babam diye sahiplenen kimse, babasına nankörlük etmiş olur. Kendisine ait olmayan bir şeyi sahiplenmeye kalkışan kimse bizden değildir. O, Cehennem'deki yerine hazırlansın. Her kim, bir adama öyle olmadığı halde kâfir veya Allah düşmanı derse, bu sözler gerisin geriye kendisine döner.»

عن أبي ذر رضي الله عنه مرفوعًا: (ليس من رجل ادَّعَى لغير أبيه -وهو يعلمه- إلا كفر، ومن ادعى ما ليس له، فليس منا وَلَيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ من النار، ومن دعا رجلا بالكفر، أو قال: عدو الله، وليس كذلك، إلا حَارَ عليه).
Ebû Zer -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buymuştur: «Babası olmadığını bildiği birini babam diye sahiplenen kimse, babasına nankörlük etmiş olur. Kendisine ait olmayan bir şeyi sahiplenmeye kalkışan kimse bizden değildir. O, Cehennem'deki yerine hazırlansın. Her kim, bir adama öyle olmadığı halde kâfir veya Allah düşmanı derse, bu sözler gerisin geriye kendisine döner.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadiste zikredilen üç hususu yapan kimse için şiddetli bir şekilde tehtid ve uyarı vardır. Bir de bunların üçünü birden işleyen kimsenin durumu ne (kadar da kötü) olur? Birincisi: Babasını bilen, nesebi de sabit olduğu halde onu inkâr edip bilmezlikten gelen ve kendisini babasından başka bir nesebe ya da kabileye nispet edip bunu iddia eden kimsedir. İkincisi: Nesebi, malı ve herhangi bir hakkı, herhangi bir işi, ilimlerden bir ilmi olmadığı halde kendisinde olmayan bir vasfı fırsat bilip insanları kendisine çekiyorsa, o kimse yalancıdır ve onun azabı çetindir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- böyle yapan bir kimseden uzaklaşmış ve ona, ateşten bir yer seçmesini emretmiştir. Çünkü o kimse Cehennem ehlindendir. Üçüncüsü: Bir kimseye küfür, yahudi olmak, hristiyan olmak ya da Allah'ın düşmanı olmak iftirasını atan kimsedir. Söylediği bu şeyler sözü söyleyen kimseye geri döner. Çünkü bu iftirayı atan kimse, bu kötü sıfatları, kötü söz ve fiillerinden haberdar olmayan müslümandan daha çok hak eder.

Kaynakça

صحيح البخاري، دار طوق النجاة، ط 1422هـ. صحيح مسلم، ط دار إحياء التراث العربي، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي. تيسير العلام، للبسام، الناشر: مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة العاشرة، 1426هـ - 2006 م. الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري، ط دار الفكر بدمشق، الطبعة الأولى 1381هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

İnsanlar arasında yerleşmiş küfür niteliği taşıyan iki huy vardır ki bunlar; bir kimsenin nesebine dil uzatmak ve ölen kimsenin ardından feryat ederek ağıt yakmak

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اثْنَتَانِ فِي النَّاسِ هُمَا بِهِمْ كُفْرٌ: الطَّعْنُ فِي النَّسَبِ، وَالنِّيَاحَةُ عَلَى الْمَيِّتِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İnsanlar arasında yerleşmiş küfür niteliği taşıyan iki huy vardır ki bunlar; bir kimsenin nesebine dil uzatmak ve ölen kimsenin ardından feryat ederek ağıt yakmak.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- insanlarda bulunan ve kâfirlerin amellerinden, câhiliye ahlâkından sayılan iki özelliği haber vermektedir. Bunlardan: Birincisi: İnsanların soyları hakkında konuşarak onları ayıplamak, onları küçük görmek, onlara karşı kibirli davranmak. İkincisi: Musibet anında kadere karşı hoşnutsuzluk gösterecek şekilde sesi yükseltmek ya da şiddetli üzüntü ve feryat sebebiyle elbiseleri yırtmaktır.

Faydalar
  1. İnsanlara karşı tevazu göstermek ve kibirli olmamak teşvik edilmiştir.
  2. Musibete sabretmek, öfkelenmemek gerekir.
  3. Bu tür ameller, küçük küfür kapsamındadır. Küfrün bir şubesini işleyen kimse, ancak dinden çıkaran büyük küfür işlemedikçe, dinden çıkmış bir kâfir sayılmaz.
  4. İslam, insanların soyları hakkında konuşarak onları ayıplamak ve benzeri yollarla Müslümanlar arasında ayrılığa ve fitneye yol açan her şeyi yasaklamıştır.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 82) (67). كتاب التوحيد، للإمام محمد بن عبد الوهاب (ص96). الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح الفوزان (ص279). الجديد في شرح كتاب التوحيد، للقرعاوي (ص315).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Hiç kimse, bir başkasını ne fasıklıkla itham etsin, ne de kâfirlikle itham etsin! Yoksa, eğer o kişi böyle değilse, bu sözü kendisine geri döner

عَنْ أَبِي ذَرٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «لاَ يَرْمِي رَجُلٌ رَجُلًا بِالفُسُوقِ، وَلاَ يَرْمِيهِ بِالكُفْرِ، إِلَّا ارْتَدَّتْ عَلَيْهِ، إِنْ لَمْ يَكُنْ صَاحِبُهُ كَذَلِكَ».
Ebû Zer -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle dediğini işitmiştir: «Hiç kimse, bir başkasını ne fasıklıkla itham etsin, ne de kâfirlikle itham etsin! Yoksa, eğer o kişi böyle değilse, bu sözü kendisine geri döner.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir başkasına ''Sen bir fasıksın'' veya ''Sen bir kâfirsin'' diyen kimseyi uyarmıştır. Eğer o kimse söylediği gibi değilse, kendisi bu sıfata layık olur ve sözü kendisine döner. Fakat eğer söylediği gibi ise, söylediği sözün doğru olması sebebiyle kendisine hiçbir şey dönmez.

Faydalar
  1. Şeriata bağlı bir gerekçe olmaksızın, insanları kâfirlik veya fasıklıkla itham etmek yasaklanmıştır.
  2. İnsanlar hakkında hüküm verirken kesin olarak emin olmak gerekli/vaciptir.
  3. İbn Dakîkul'îd -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu, bir Müslümana haksız yere kâfir diyen kimse hakkında çok büyük bir tehdittir. Bu, son derece tehlikeli bir durumdur.
  4. İbn Hacer el-Askalânî -rahimehullah- şöyle demiştir: Ancak bununla kişinin ne fasık ne de kâfir olmaması, ‘Sen fasıksın’ dediği durumda günahkâr olmayacağını gerektirmez. Bilakis bu durumda tafsilat vardır: Eğer onun maksadı nasihat etmek veya başkasını onun hâlini açıklayarak uyarmak ise caiz olur. Yok eğer amacı onu ayıplamak, bu şekilde meşhur etmek ve sırf ona eziyet etmek ise caiz olmaz. Çünkü kişi, onu örtmek, öğretmek ve güzel bir üslupla öğüt vermekle emrolunmuştur. Dolayısıyla nezaketle yapması mümkün olduğu şeyi, kaba ve sert davranarak yapması caiz değildir. Çünkü bu, pek çok insanın tabiatında olduğu gibi, onun bu eylemde ısrar etmesine ve devam etmesine sebep olabilir. Özellikle de emreden kişi, makam bakımından emredilenden daha aşağı durumda ise.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 15) (6045). صحيح مسلم (1/ 79) (61). نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (2/ 1073). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (18/ 446). بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (3/ 82). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (6/ 220). التنوير شرح الجامع الصغير، للصنعاني (9/ 275).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Çünkü o bir gün olsun bile Rabbim, din (kıyamet) gününde benim günahımı bağışla, dememiştir.» diye buyurdu

عَنْ عَائِشَةَ رضي الله عنها قَالَتْ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ، ابْنُ جُدْعَانَ كَانَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ يَصِلُ الرَّحِمَ، وَيُطْعِمُ الْمِسْكِينَ، فَهَلْ ذَاكَ نَافِعُهُ؟ قَالَ: «لَا يَنْفَعُهُ، إِنَّهُ لَمْ يَقُلْ يَوْمًا: رَبِّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي يَوْمَ الدِّينِ».
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ya Rasûlallah! İbn Cud'ân cahiliye döneminde akrabalık bağını gözetir, yoksula yemek yedirirdi. Bunun ona faydası olacak mı? dedim. Allah Rasulü: «Hayır, ona faydası olmayacak Çünkü o bir gün olsun bile Rabbim, din (kıyamet) gününde benim günahımı bağışla, dememiştir.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam'dan önce Kureyş'in ileri gelenlerinden olan Abdullah b. Cud'ân'dan haber vermiştir. Akrabalarını ziyaret edip onlara ihsanda bulunmak, fakirleri doyurmak ve bunun gibi İslam'ın yapılmasını teşvik ettiği güzel amelleri olan birisiydi. Ancak bu ameller Allah'ı küfreden birisi olduğu için ahirette kendisine bir fayda sağlamayacaktır. Bir gün olsun bile din (kıyamet) günü günahlarımı bağışla diye dua etmemiştir.

Faydalar
  1. İmanın faziletini ve amellerin kabul edilmesinin şartı olduğu beyan edilmiştir.
  2. Küfrün kötülüğü ve salih amelleri yerle bir etmesi beyan edilmiştir.
  3. Kâfirler, Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri için ahirette yaptıklarından fayda görmezler.
  4. Bir kimsenin kâfir olduğunda işlediği ameller, Müslüman olduğunda kendisine yazılır ve sevabı verilir.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 196) (214)، شرح النووي على مسلم (3/87)، المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (1/ 459)، إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري (4/ 170)، التنوير شرح الجامع الصغير (2/364)، فتح المنعم (2/54)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (3/ 455).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rabbiniz ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sorunca, oradakiler: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu karşılığı verdi: «Allah şöyle buyurdu: Kullarımdan bir kısmı bana iman etmiş ve bir kısmı da inkar etmiş olarak sabahladı

عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الجُهَنِيِّ رضي الله عنه أَنَّهُ قَالَ: صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَاةَ الصُّبْحِ بِالْحُدَيْبِيَةِ عَلَى إِثْرِ سَمَاءٍ كَانَتْ مِنَ اللَّيْلَةِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ، فَقَالَ: «هَلْ تَدْرُونَ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ؟» قَالُوا: اللهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: «أَصْبَحَ مِنْ عِبَادِي مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ، فَأَمَّا مَنْ قَالَ: مُطِرْنَا بِفَضْلِ اللهِ وَرَحْمَتِهِ، فَذَلِكَ مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ بِالْكَوْكَبِ، وَأَمَّا مَنْ قَالَ: بِنَوْءِ كَذَا وَكَذَا، فَذَلِكَ كَافِرٌ بِي وَمُؤْمِنٌ بِالْكَوْكَبِ».
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Hudeybiye'de, bize geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazı kıldırdı. Namazı bitirince cemaate doğru dönüp: «Rabbiniz ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sorunca, oradakiler: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu karşılığı verdi: «Allah şöyle buyurdu: Kullarımdan bir kısmı bana iman etmiş ve bir kısmı da inkar etmiş olarak sabahladı. Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı diyen bana iman etmiş, yıldızları da inkâr etmiş olarak sabahladı. Ancak; falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı diyen kimse ise beni inkâr etmiş ve yıldıza iman etmiş olarak sabahladı.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hudeybiye'de geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazını kıldırmıştır. Hudeybiye Mekke'ye yakın bir kasabadır. Selam verip namazı bitirdiğinde cemaate yüzünü dönmüş ve; «Rabbiniz -Azze ve Celle- ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sormuştur. Sahabeler: Allah ve Rasûlü daha iyi bilir demişlerdir. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Şüphesiz Allah Teâlâ yağmur yağdığında insanların iki kısma ayrıldığını haber vermiştir: Bir kısmı Allah Teâlâ'ya iman edenler ve diğer kısmı ise Allah Teâlâ'yı inkâr edenlerdir. ''Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı'' diyenler, yağmurun yağmasını Allah'a nispet etmişlerdir. Onlar kâinatı yaratan ve kâinatı idare eden Allah'a iman eden, yıldızları inkâr eden kimselerdir. ''Falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı'' diyen kimseler ise Allah'ı inkâr eden, yıldıza iman eden kimselerdir. Yıldızlara yağmurun yağmasını nispet etmek küçük küfürdür. Allah Teâlâ bunu dini ya da dünyevi bir takdir olarak sebep kılmamıştır. Ancak bir kimse, yağmurun yağmasını ve dünyada meydana gelen olayların sebebini yıldızların doğmasına ve kaymasına bağlarsa ve asıl bu işleri yapanın hakikatte yıldızlar olduğuna iman ederse, büyük küfür işleyerek İslam dininden çıkmış olur.

Faydalar
  1. Yağmur yağdıktan sonra; ''Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı'' demek güzeldir.
  2. Kim yaratılış ve meydana gelme açısından yağmurun yağmasını ya da başak bir hususu yıldızlara nispet ederse, büyük küfür işleyerek kâfir olur. Şayet yıldızları bir sebep olarak görürse küçük küfür işlemiş olur. Çünkü dini olarak da hakikatte de yıldızlar sebep kılınmamıştır.
  3. Nimetlere nankörlük edildiğinde küfre sebep olabilir, nimetlere şükredildiğinde ise imana sebep olabilir.
  4. Şirke düşülmesini engellemek için; vakit kastedilse bile ''Falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı" demek yasaklanmıştır.
  5. Nimetleri elde etmede ve musibetleri defetmede kalbin, Yüce Allah'a bağlanması gerekir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 169) (846)، صحيح مسلم (1/ 83) (71)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (2/ 484)، المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (1/ 260).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Muhakkak ki, kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır

عن جابرٍ رضي الله عنه قال: سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول: «إِنَّ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالْكُفْرِ تَرْكَ الصَّلَاةِ».
Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Muhakkak ki, kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- farz namazların terk edilmesi hakkında uyarmış, kişi ile şirk ve küfre düşmesi arasında namazın terk edilmesi olduğunu haber vermiştir. Namaz İslam'ın ikinci şartıdır ve dindeki yeri çok büyüktür. Kim farz oluşunu inkâr ederek terk ederse Müslümanların icması ile kâfir olur. İhmal ve tembellikten dolayı tamamen namazı terk eden kimse de kâfirdir. Sahabenin bu konuda icması bize aktarılmıştır. Şüphesiz bazen kılıp bazen terk eden kimse de bu şiddetli tehdide maruz kalır.

Faydalar
  1. Namazın önemi ve sabırla kılmaya devam edilmesi ifade edilmiştir. Namaz İman ile küfür arasındaki ayırt edici bir özelliktir.
  2. Namazı terk edip ihmal etmek şiddetli bir şekilde yasaklanmıştır.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 88) (82)، المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (1/ 271)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (2/ 622).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terk eden kimse küfre düşer

عن بريدة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ الْعَهْدَ الَّذِي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمُ الصَّلَاةُ، فَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرَ».
Bureyde -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terk eden kimse küfre düşer.»
Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanlarla diğer kâfirler ve münafıklar arasındaki ahit ve anlaşmanın namaz olduğunu, onu terk edenin kâfir olacağını açıklamıştır.

Faydalar
  1. Namazın ne kadar önemli olduğu ifade edilmiştir. Şüphesiz namaz, Mümin ile kâfiri birbirinden ayıran bir özelliktir.
  2. İslam'ın hükümleri, insanın kalbindeki ile değil zahirdeki hali ile sabit olur.
Kaynakça

سنن النسائي (1/ 231) (463)، سنن الترمذي (4/ 365) (2621)، سنن ابن ماجه (2/ 181) (1079)، مسند أحمد (38/ 20) (22937)، فيض القدير (4/ 395)، ذخيرة العقبى في شرح المجتبى (6/ 192) (6/ 193).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com