İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

İslamı Bozan Haller

6 hadis

Hasen (el-Basrî) den nakledildiğine o şöyle demiştir: “Sihri, ancak sihirbaz çözer.”

ورُوي عن الحسن أنه قال: "لا يحل السحر إلا ساحر".
Hasen (el-Basrî) den rivayet olunduğuna o şöyle demiştir: “Sihri, ancak sihirbaz çözer.”
İbn Ebî Şeybe rivayet etmiştir - Hattâbî rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Nüşra: Nüşra sihri (muskayı sihirle) çözmektir. Hasen (el-Basrî'nin) sözünün zahiri, onun sihri çözmeyi mutlak olarak yasaklamasıdır. Bu söz; sihrin, onun benzeri olan başka bir sihir ile çözülmesine haml edilir. Bu, şeytanın amelindendir. İbn Kayyım -rahimehullah- bu konuyu şu şekilde ayrıntılı bir şekilde zikretmiştir: Sihir yapılmış bir kimsenin ilacı/tedavisi helal olan ilaçlar ve Kur’an okunması şeklinde yapılması helal olan bir iştir. Sihir yapılmış kimseyi o sihrin benzeri bir şekilde tedavi etmek ise haram bir iştir.

Kaynakça

1-فتح المجيد شرح كتاب التوحيد، مطبعة السنة المحمدية، القاهرة، مصر، الطبعة: السابعة، 1377هـ - 1957م. 2-القول المفيد على كتاب التوحيد، دار ابن الجوزي، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الثانية, محرم، 1424هـ. 3-الملخص في شرح كتاب التوحيد، دار العاصمة الرياض، الطبعة: الأولى 1422هـ - 2001م. 4-الجديد في شرح كتاب التوحيد، مكتبة السوادي، جدة، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الخامسة، 1424هـ - 2003م. 5-التمهيد لشرح كتاب التوحيد، دار التوحيد، تاريخ النشر: 1424هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kim bir şeyde uğursuzluk olduğuna inanır veya kendisi için uğursuzluk getirecek şeyi bulması için başkasına (fal) baktırırsa

عن عمران بن حصين رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «‌لَيْسَ ‌مِنَّا ‌مَنْ ‌تَطَيَّرَ أَوْ تُطُيِّرَ لَهُ، أَوْ تَكَهَّنَ أَوْ تُكُهِّنَ لَهُ، أَوْ سَحَرَ أَوْ سُحِرَ لَهُ، وَمَنْ عَقَدَ عُقْدَةً، وَمَنْ أَتَى كَاهِنًا فَصَدَّقَهُ بِمَا يَقُولُ فَقَدْ كَفَرَ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ».
İmrân b. Husayn -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir şeyde uğursuzluk olduğuna inanır veya kendisi için uğursuzluk getirecek şeyi bulması için başkasına (fal) baktırırsa; kim kehanette bulunur veya kendisi hakkında kehanette bulunmasını isterse ve kim büyü yapar veya büyü yaptırırsa bizden değildir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirileni inkâr etmiş olur.»
Bezzâr rivayet etmiştirDereceHasen hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetinden bazı amellerde bulunanları “O bizden değildir” diyerek tehdit etmiştir. Bu amellerden bazıları şunlardır: Birincisi: "Kim bir şeyde uğursuzluk olduğuna inanır veya kendisi için uğursuzluk getirecek şeyi bulması için başkasına (fal) baktırırsa" Bunun aslı şudur: Yolculuk, ticaret veya başka bir işe girişirken bir kuşu havaya doğru salıvermektir. Bu kuş sağ tarafa uçarsa iyimser düşünüp yapmak istediğini yapar, eğer kuş sola uçarsa karamsar olur ve istediğini yapmaktan vazgeçer. Bu (kuşu havaya salma) işi kendisinin yapması veya onun yerine başkasını görevlendirmesi de caiz değildir. Bu uğursuzluk; kuşlar, hayvanlar, engelli insanlar, sayılar, günler veya başka işitsel veya görsel herhangi bir şey hakkında olabilir. İkincisi: "Kim kehanette bulunur veya kendisi için kehanette bulunulmasını isterse." Kim yıldızları ve başka şeyleri kullanarak gaybı bildiğini iddia ederse veya kâhin ve benzeri gibi gaybı bildiğini iddia eden birine gider ve iddia ettiği şeyleri tasdik edip ona inanırsa, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirileni inkâr etmiş olur. Üçüncüsü: "Kim büyü yapar veya kendisi için büyü yaptırırsa" başka birine fayda sağlamak veya zarar vermek niyetiyle ya da bir iplik bağlayarak düğüm atıp ve üzerine haram olan büyülü sözler okuyup üfleyerek kendisi büyü yapan veya kendisi için bir başkasına büyü yaptıran kimsedir.

Faydalar
  1. Allah'a tevekkül etmenin, Allah'ın kaza ve kaderine iman etmenin farz olduğu ifade edilmiştir. Uğursuzluğa inanmanın, karamsar olmanın, büyü yapmanın ve yaptırmanın, fal bakmanın ve baktırmanın ve bunları yapanlardan bu işleri yapmalarını istemenin haram olduğu anlatılmıştır.
  2. Gaybı bildiğini iddia etmek, tevhit ile çelişen şirktir.
  3. Kâhinlere inanıp onlara gitmek haramdır. Buna el falı okumak, fincana ve burçlara bakmak da dahildir. Bilgi edinme ve inceleme amaçlı olsa dahi bunların hepsinin yapılması arasında bir fark yoktur.
Kaynakça

مسند البزار = البحر الزخار (9/ 52) (3578). شرح السنة للبغوي (12/ 182). مجموع الفتاوى (35/ 173). القول المفيد على كتاب التوحيد، لابن عثيمين (1/ 543). التمهيد لشرح كتاب التوحيد، لصالح آل الشيخ (ص315). الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد القرعاوي (ص242). الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح الفوزان (ص217).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Yıldızlardan bir bilgi edinen, bir parça sihir elde etmiş olur. Bilgisi arttıkça günahı da artar

عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «من اقتبَسَ علْمًا مِنَ النُّجُومِ اقْتبَسَ شُعبَة مِن السِّحرِ، زادَ ما زادَ».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yıldızlardan bir bilgi edinen, bir parça sihir elde etmiş olur. Bilgisi arttıkça günahı da artar.»
Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yıldız ve burçlardan bir şeyler öğrenip ilim sahibi olan ve yıldızların, burçların hareketlerini, giriş çıkışlarını bir kimsenin ölümü, hayatı veya hastalığı gibi gelecekte olacak dünyevî olaylara delil getirmeye çalışan kimselerin sihirden bir kısım öğrendiğini ve bir insanın bu bilgiyi ne kadar daha fazla öğrenirse, o kadar fazla sihir yapmış olacağını açıklamıştır.

Faydalar
  1. Yıldızların durumuna göre gelecekten haber veren müneccimlik haram kılınmıştır. Çünkü o gaybı bilme iddiasıdır.
  2. Haram olan müneccimlik, tevhidi ortadan kaldıran sihir çeşitlerindendir. Yönleri ve kıbleyi bulmak için, mevsimlerin ve ayların başlangıcını bilmek için yıldızlara bakmak bu kapsama girmez.
  3. Bir kimse müneccimlik hakkında ilmini ne kadar artırıyorsa o kimse sihrin çeşitlerini de o kadar çok öğrenmiş olur.
  4. Yüce Allah kitabında yıldızların üç faydasını zikretmiştir: Gökyüzünün süsü, kendisiyle yol bulmak için kullanılan işaretler ve Şeytanlara atılan taşlardır.
Kaynakça

سنن أبي داود (6/ 50) (3905). سنن ابن ماجه (4/ 670) (3726). مسند أحمد (3/ 454) (2000). الجديد في شرح كتاب التوحيد، للقرعاوي (ص230). الملخص في شرح كتاب التوحيد، للفوزان (ص206).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rabbiniz ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sorunca, oradakiler: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu karşılığı verdi: «Allah şöyle buyurdu: Kullarımdan bir kısmı bana iman etmiş ve bir kısmı da inkar etmiş olarak sabahladı

عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الجُهَنِيِّ رضي الله عنه أَنَّهُ قَالَ: صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَاةَ الصُّبْحِ بِالْحُدَيْبِيَةِ عَلَى إِثْرِ سَمَاءٍ كَانَتْ مِنَ اللَّيْلَةِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ، فَقَالَ: «هَلْ تَدْرُونَ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ؟» قَالُوا: اللهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: «أَصْبَحَ مِنْ عِبَادِي مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ، فَأَمَّا مَنْ قَالَ: مُطِرْنَا بِفَضْلِ اللهِ وَرَحْمَتِهِ، فَذَلِكَ مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ بِالْكَوْكَبِ، وَأَمَّا مَنْ قَالَ: بِنَوْءِ كَذَا وَكَذَا، فَذَلِكَ كَافِرٌ بِي وَمُؤْمِنٌ بِالْكَوْكَبِ».
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Hudeybiye'de, bize geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazı kıldırdı. Namazı bitirince cemaate doğru dönüp: «Rabbiniz ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sorunca, oradakiler: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu karşılığı verdi: «Allah şöyle buyurdu: Kullarımdan bir kısmı bana iman etmiş ve bir kısmı da inkar etmiş olarak sabahladı. Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı diyen bana iman etmiş, yıldızları da inkâr etmiş olarak sabahladı. Ancak; falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı diyen kimse ise beni inkâr etmiş ve yıldıza iman etmiş olarak sabahladı.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hudeybiye'de geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazını kıldırmıştır. Hudeybiye Mekke'ye yakın bir kasabadır. Selam verip namazı bitirdiğinde cemaate yüzünü dönmüş ve; «Rabbiniz -Azze ve Celle- ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sormuştur. Sahabeler: Allah ve Rasûlü daha iyi bilir demişlerdir. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Şüphesiz Allah Teâlâ yağmur yağdığında insanların iki kısma ayrıldığını haber vermiştir: Bir kısmı Allah Teâlâ'ya iman edenler ve diğer kısmı ise Allah Teâlâ'yı inkâr edenlerdir. ''Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı'' diyenler, yağmurun yağmasını Allah'a nispet etmişlerdir. Onlar kâinatı yaratan ve kâinatı idare eden Allah'a iman eden, yıldızları inkâr eden kimselerdir. ''Falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı'' diyen kimseler ise Allah'ı inkâr eden, yıldıza iman eden kimselerdir. Yıldızlara yağmurun yağmasını nispet etmek küçük küfürdür. Allah Teâlâ bunu dini ya da dünyevi bir takdir olarak sebep kılmamıştır. Ancak bir kimse, yağmurun yağmasını ve dünyada meydana gelen olayların sebebini yıldızların doğmasına ve kaymasına bağlarsa ve asıl bu işleri yapanın hakikatte yıldızlar olduğuna iman ederse, büyük küfür işleyerek İslam dininden çıkmış olur.

Faydalar
  1. Yağmur yağdıktan sonra; ''Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı'' demek güzeldir.
  2. Kim yaratılış ve meydana gelme açısından yağmurun yağmasını ya da başak bir hususu yıldızlara nispet ederse, büyük küfür işleyerek kâfir olur. Şayet yıldızları bir sebep olarak görürse küçük küfür işlemiş olur. Çünkü dini olarak da hakikatte de yıldızlar sebep kılınmamıştır.
  3. Nimetlere nankörlük edildiğinde küfre sebep olabilir, nimetlere şükredildiğinde ise imana sebep olabilir.
  4. Şirke düşülmesini engellemek için; vakit kastedilse bile ''Falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı" demek yasaklanmıştır.
  5. Nimetleri elde etmede ve musibetleri defetmede kalbin, Yüce Allah'a bağlanması gerekir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 169) (846)، صحيح مسلم (1/ 83) (71)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (2/ 484)، المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (1/ 260).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Muhakkak ki, kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır

عن جابرٍ رضي الله عنه قال: سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول: «إِنَّ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالْكُفْرِ تَرْكَ الصَّلَاةِ».
Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Muhakkak ki, kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- farz namazların terk edilmesi hakkında uyarmış, kişi ile şirk ve küfre düşmesi arasında namazın terk edilmesi olduğunu haber vermiştir. Namaz İslam'ın ikinci şartıdır ve dindeki yeri çok büyüktür. Kim farz oluşunu inkâr ederek terk ederse Müslümanların icması ile kâfir olur. İhmal ve tembellikten dolayı tamamen namazı terk eden kimse de kâfirdir. Sahabenin bu konuda icması bize aktarılmıştır. Şüphesiz bazen kılıp bazen terk eden kimse de bu şiddetli tehdide maruz kalır.

Faydalar
  1. Namazın önemi ve sabırla kılmaya devam edilmesi ifade edilmiştir. Namaz İman ile küfür arasındaki ayırt edici bir özelliktir.
  2. Namazı terk edip ihmal etmek şiddetli bir şekilde yasaklanmıştır.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 88) (82)، المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (1/ 271)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (2/ 622).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terk eden kimse küfre düşer

عن بريدة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ الْعَهْدَ الَّذِي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمُ الصَّلَاةُ، فَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرَ».
Bureyde -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terk eden kimse küfre düşer.»
Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanlarla diğer kâfirler ve münafıklar arasındaki ahit ve anlaşmanın namaz olduğunu, onu terk edenin kâfir olacağını açıklamıştır.

Faydalar
  1. Namazın ne kadar önemli olduğu ifade edilmiştir. Şüphesiz namaz, Mümin ile kâfiri birbirinden ayıran bir özelliktir.
  2. İslam'ın hükümleri, insanın kalbindeki ile değil zahirdeki hali ile sabit olur.
Kaynakça

سنن النسائي (1/ 231) (463)، سنن الترمذي (4/ 365) (2621)، سنن ابن ماجه (2/ 181) (1079)، مسند أحمد (38/ 20) (22937)، فيض القدير (4/ 395)، ذخيرة العقبى في شرح المجتبى (6/ 192) (6/ 193).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com