İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

İslam

23 hadis

Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları Allah’tan başka hak bir ilah olmadığına, benim de O'nun Rasûlü

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِمُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، حِينَ بَعَثَهُ إِلَى الْيَمَنِ: «إِنَّكَ سَتَأْتِي قَوْمًا أَهْلَ كِتَابٍ، فَإِذَا جِئْتَهُمْ فَادْعُهُمْ إِلَى أَنْ يَشْهَدُوا أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ فَتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَإِيَّاكَ وَكَرَائِمَ أَمْوَالِهِمْ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ، فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اللهِ حِجَابٌ».
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Muâz’ı Yemen’e vali olarak gönderdiğinde ona şöyle buyurdu: «Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları Allah’tan başka hak bir ilah olmadığına, benim de O'nun Rasûlü olduğuma şehadet etmeye davet et.» Buna uyarlarsa, Allah’ın bir gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı emrettiğini bildir. Bunu da kabul ederlerse, onlara zenginlerden alınıp fakirlere verilecek olan zekâtın da farz kılındığını bildir. Bunu da kabul ederlerse, mallarının en iyilerini almaya kalkma! Mazlum kimselerin bedduasından sakın! Çünkü Allah ile mazlum kimselerin arasında perde yoktur.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Muâz bin Cebel -radıyallahu anh-'ı Yemen'e Allah'a davet eden bir davetçi ve öğretmen olarak gönderdiğinde, hazırlıklı olması için Hristiyan bir toplulukla karşılaşacağını haber vermiştir. Sonra onları en önemli olan husustan başlayarak davet etmesini nasihat etmiştir. Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ederek öncelikle onları akidelerini düzeltmeye davet etmiştir. Çünkü onlar İslam'a bu şahadet ile girerler. Eğer bunu kabul ederlerse namazı kılmalarını onlara emretti. Çünkü namaz tevhitten sonra en büyük farzdır. Namazı kılmayı kabul ederlerse, zenginlerine mallarının zekâtını fakirlere vermelerini emretmiştir. Sonra zekât olarak mallarının en iyisini almaması konusunda uyarmıştır. Çünkü farz olan orta halli mallardan zekâtın verilmesidir. Sonra mazlumun beddua etmemesi için zulmetmekten sakındırmıştır. Çünkü mazlumun bedduası kabul edilir, geri çevrilmez.

Faydalar
  1. Allah'tan başka hak ilah olmadığına şehadet etmenin anlamı; Allah'ı ibadette birlemek ve O'ndan başkasına ibadet etmeyi terk etmektir.
  2. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehadet etmenin manası; ona ve getirdiklerine iman etmek ve onun getirdiklerini tasdik etmektir. İnsanlara gönderilen Allah'ın son Rasûlü odur.
  3. Âlim olan ve şüphesi olan kimseler ile konuşmak, cahiller ile konuşmak gibi değildir. Bundan dolayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Muâz b. Cebel'i «Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun.» diyerek uyarmıştır.
  4. Müslümanın dininde basiret/ilim sahibi olması önemlidir. Bu sayede şüphe sahiplerinin şüphelerinden kurtulur. Bu da ancak ilim talep ederek olur.
  5. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesinden sonra Yahudi ve Hristiyanların dinleri geçersiz kılınmıştır. İslam dinine girmedikleri ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmedikleri müddetçe kıyamet günü kurtuluş ehlinden olamazlar.
Kaynakça

صحيح البخاري (2/ 119) (1458)، (2/ 128) (1496)، (9/ 114) (7372). صحيح مسلم (1/ 50) (19). فتح الباري لابن حجر (13/ 349). الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح فوزان (ص54). الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد القرعاوي (ص64).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir.» diye buyurdu

عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللهِ رضي الله عنه قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ أَهْلِ نَجْدٍ ثَائِرُ الرَّأْسِ، نَسْمَعُ دَوِيَّ صَوْتِهِ، وَلَا نَفْقَهُ مَا يَقُولُ حَتَّى دَنَا مِنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَإِذَا هُوَ يَسْأَلُ عَنِ الْإِسْلَامِ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «خَمْسُ صَلَوَاتٍ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ» فَقَالَ: هَلْ عَلَيَّ غَيْرُهُنَّ؟ قَالَ: «لَا، إِلَّا أَنْ تَطَّوَّعَ، وَصِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ»، فَقَالَ: هَلْ عَلَيَّ غَيْرُهُ؟ فَقَالَ: «لَا، إِلَّا أَنْ تَطَّوَّعَ»، وَذَكَرَ لَهُ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الزَّكَاةَ، فَقَالَ: هَلْ عَلَيَّ غَيْرُهَا؟ قَالَ: «لَا، إِلَّا أَنْ تَطَّوَّعَ»، قَالَ: فَأَدْبَرَ الرَّجُلُ، وَهُوَ يَقُولُ: وَاللهِ، لَا أَزِيدُ عَلَى هَذَا، وَلَا أَنْقُصُ مِنْهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَفْلَحَ إِنْ صَدَقَ».
Talha b. Ubeydullah -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Necid ahalisinden bir adam geldi. Saçları karışıktı. Kulağımıza sesinin mırıltısı geliyordu, ancak ne dediğini anlayamıyorduk. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iyice yaklaşınca gördük ki, İslam'dan soruyormuş. Bunun akabinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gece ve gündüzde beş vakit namaz kılman gerekir» demişti ki adam tekrar sordu: "Bu beş vakit dışında bir sorumluluğum var mı? Rasûlullah: «Hayır! Ancak istersen nafile kılarsın.» dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ramazan orucu da var.» deyince adam: "Bunun dışında oruç var mı?" diye sordu. Rasûlullah: «Hayır! Ancak dilersen nafile tutarsın.» dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona zekâtı hatırlattı. Adam: "Zekât dışında sorumluluğum var mı?" dedi. Rasûlullah: «Hayır! Ama nafile verirsen o başka!» dedi. Adam geri döndü ve giderayak: "Bunlara ilave yapmayacağım gibi noksan da tutmayacağım." dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir.» diye buyurdu.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Necid ahalisinden bir adam Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi, saçları dağınık ve sesi yüksekti ve Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelinceye kadar ne söylediği anlaşılmıyordu. Adam Peygamber Efendimiz -aleyhisselâm-'a İslam'da yapılması farz olan şeyleri sordu? Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı zikrederek başladı ve Allah'ın kendisine her gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı farz kıldığını bildirdi. Adam dedi ki: Bu beş vakit namazdan başka namaz kılmam gerekiyor mu? Rasûlullah ona şöyle dedi: Hayır, nafile namaz kılmak istersen kılabilirsin. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selle- şöyle buyurdu: Allah'ın sana farz kıldığı şeylerden biri de ramazan ayında oruç tutmaktır. Adam dedi ki: Ramazan orucu dışında başka bir oruç tutmam gerekir mi? Rasûlullah ona şöyle dedi: Hayır! Nafile oruç tutmak istersen tutabilirsin. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona zekâttan bahsetti. Adam şöyle dedi: Farz olan zekâttan sonra herhangi bir sadaka vermem gerekiyor mu? Rasûlullah şöyle buyurdu: Hayır! Nafile/gönüllü olarak sadaka vermek istersen verebilirsin. Adam bu farzları Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den duyduktan sonra dönüp gitmeye başladı. Ekleme veya çıkarma yapmadan bunlara bağlı kalacağına dair Allah Teâlâ adına yemin etti. Bundan sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Eğer adam, yemin ettiği sözde sadık kalırsa kurtuluşa erenlerden olur.

Faydalar
  1. İslam şeriatının/dininin hoşgörüsü ve mükellefler için kolaylığı ifade edilmiştir.
  2. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu adama gösterdiği güzel muamele ifade edilmiştir, onun kendisine yaklaşmasını ve sorular sormasını izin vermiştir.
  3. Allah Teâlâ'ya davet ederken önem sırasına göre en önemli olandan başlayıp önem sırasına göre gidilmelidir.
  4. İslam akide ve ameldir, iman olmadan amel fayda sağlamaz, amel olmadan da iman fayda vermez.
  5. Bu amellerin önemi ve İslam'ın şartlarından biri olmaları ifade edilmiştir.
  6. Cuma namazı beş vakit farz namaz arasında yer alır. Çünkü üzerine cuma namazı kılmak farz olan kimseler için cuma namazı öğle namazının yerine geçer.
  7. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu kimse Müslüman olduğu için kelime-i şehadetten sonra İslam'ın şartları olan İslam'ın en kuvvetli farzlarını vurgulayarak öğretmeye başlamıştır. Hacdan bahsetmemesinin sebebi ise, farz kılınmadan önceydi ya da vakti gelmemişti.
  8. Bir kişi kendisini İslam dinine göre farz olanlarla sınırlandırırsa kurtuluşa erenlerden olur. Ama bu, bunu gönüllü olarak sünnetleri yerine getirmemesi anlamına gelmez. Çünkü nafile ibadetler, kıyamet gününde farz ibadetlerin tamamlayıcılarıdır.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 18) (46). صحيح مسلم (1/ 40) (11). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين. بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (2/ 346). نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (2/ 857). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 242).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum

عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَيُقِيمُوا الصَّلاَةَ، وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ، فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلَّا بِحَقِّ الإِسْلاَمِ، وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ».
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları takdirde, kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. İslâm’ın gerektirdiği haklar ise bunların dışındadır. Onların gizli hallerinin hesabı Allah’a aittir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın kendisine tek ve ortağı olmayan Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in risaletine şahitlik edinceye kadar müşriklerle savaşmasını emrettiğini bildirmektedir. Bu şehadete uygun hareket etmek, gündüz ve gece beş vakit namazı kılmak ve farz olan zekâtı hak edenlere vermek ile olur. Eğer bunları yaparlarsa, İslam onların kanlarını ve mallarını korur. İslam hükümlerine göre öldürülmesini hak ettikleri bir suç veya cinayet suçu işlemedikçe onları öldürmek caiz değildir. Sonra kıyamet günü Allah Teâlâ onların sırlarını bildiği için onların hesabını soracaktır.

Faydalar
  1. Hükümler sadece zahire göre uygulanır ve gizli olanların hesabını görmeyi Yüce Allah üstlenmiştir.
  2. Tevhide davetin önemi vurgulanmıştır. Şüphesiz tevhit, davette ilk başlanılması gereken husustur.
  3. Bu hadis, müşriklerin İslam'a girmeye zorlandığı anlamına gelmemektedir. Aksine onlara İslam'a girmek veya vergi ödemek arasında bir seçim hakkı tanındığı anlamına gelmektedir. Bunu kabul etmezler ve eğer İslam'a davete engel olurlarsa, ancak o zaman İslam'ın hükümlerine göre onlarla savaşılabilir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 14) (25). صحيح مسلم (1/ 53) (22). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية، لإسماعيل السعدي (ص23). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص125).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bana gerçekten büyük bir şey sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için bu elbette kolaydır

عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رضي الله عنه قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ، فَأَصْبَحْتُ يَوْمًا قَرِيبًا مِنْهُ وَنَحْنُ نَسِيرُ، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الجَنَّةَ وَيُبَاعِدُنِي عَنِ النَّارِ، قَالَ: «لَقَدْ سَأَلْتَنِي عَنْ عَظِيمٍ، وَإِنَّهُ لَيَسِيرٌ عَلَى مَنْ يَسَّرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ، تَعْبُدُ اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكْ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصُومُ رَمَضَانَ، وَتَحُجُّ البَيْتَ» ثُمَّ قَالَ: «أَلاَ أَدُلُّكَ عَلَى أَبْوَابِ الخَيْرِ: الصَّوْمُ جُنَّةٌ، وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ، وَصَلاَةُ الرَّجُلِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ» قَالَ: ثُمَّ تَلاَ: «{تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ}، حَتَّى بَلَغَ {يَعْمَلُونَ}» ثُمَّ قَالَ: «أَلاَ أُخْبِرُكَ بِرَأْسِ الأَمْرِ كُلِّهِ وَعَمُودِهِ، وَذِرْوَةِ سَنَامِهِ؟» قُلْتُ: بَلَى يَا رَسُولَ اللهِ، قَالَ: «رَأْسُ الأَمْرِ الإِسْلاَمُ، وَعَمُودُهُ الصَّلاَةُ، وَذِرْوَةُ سَنَامِهِ الجِهَادُ» ثُمَّ قَالَ: «أَلاَ أُخْبِرُكَ بِمَلاَكِ ذَلِكَ كُلِّهِ؟» قُلْتُ: بَلَى يَا نَبِيَّ اللهِ، فَأَخَذَ بِلِسَانِهِ قَالَ: «كُفَّ عَلَيْكَ هَذَا» فَقُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللهِ، وَإِنَّا لَمُؤَاخَذُونَ بِمَا نَتَكَلَّمُ بِهِ؟ فَقَالَ: «ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا مُعَاذُ، وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ أَوْ عَلَى مَنَاخِرِهِمْ إِلاَّ حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ».
Muâz b. Cebel -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir yolculukta Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraberdim ve bir gün yürürken ona yaklaştım. "Ya Rasûlullah! Beni Cennet'e sokacak, Cehennem'den uzaklaştıracak bir ameli haber verir misin?" dedim. O da şöyle buyurdu: «Bana gerçekten büyük bir şey sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için bu elbette kolaydır: Allah'a ibadet edersin. O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı dosdoğru kılarsın, zekâtı verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beyti (Kâbe'yi) haccedersin.» Sonra şöyle buyurdu: «Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır, sadaka suyun ateşi söndürdüğü gibi günahı söndürür, bir de insanın gecenin ortasında kıldığı namaz vardır.» Sonra “Onların yanları yataklardan uzaklaşır...” (Secde, 16) ayetini “...yaparlardı” kısmına kadar okudu. Sonra şöyle dedi: “Sana işin başını, direğini ve zirvesini haber vereyim mi?” Ben: “Evet, Ya Rasûlullah!” dedim. O da şöyle dedi: «İşin başı İslam, direği namaz, zirvesi cihattır.» Sonra şöyle buyurdu: «Bütün bunların da özünü sana haber vereyim mi?» Ben, evet Ya Rasûlullah! dedim. Dilini (eliyle) tuttu ve «İşte bunu koru» buyurdu. Ben de: Ey Allah'ın Peygamberi! Biz söylediğimiz sözlerden dolayı hesaba mı çekileceğiz? dedim. O da şöyle buyurdu: «Annen seni kaybetsin ey Muâz! İnsanları yüzükoyun Cehennem'e sürükleyen şey, dillerinin ekip biçtiğidir.»
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceBu hadis rivayet yollarının toplamı ile sahihtir
Açıklama

Muâz -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Bir yolculukta Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraberdim ve bir gün yürürken ona yaklaştım. "Ya Rasûlullah! Beni Cennet'e sokacak, Cehennem'den uzaklaştıracak bir ameli haber verir misin?" dedim. Şöyle dedi: “Bana nefisler üzerine ağır gelen, büyük bir amel sordun. Şüphesiz bu, Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için kolay ve basittir. İslam'ın farzlarını yerine getir: Birincisi: Yalnızca Allah'a ibadet eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın. İkincisi: Gerekli şartları, rükünleri ve farzlarına riayet ederek bir gün ve gecede farz kılınan beş vakit namazı (sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı) kılarsın. Üçüncüsü: Farz olan zekâtı verirsin. Zekât; şer‘an belirlenmiş bir miktara ulaşan maldan, hak sahiplerine verilen malî bir ibadettir. Dördüncüsü: Ramazan orucunu tutarsın. Oruç şafak vaktinden gün batımına kadar ibadet niyetiyle yeme, içme ve orucu bozan diğer şeylerden uzak durmaktır. Beşincisi: Allah Teâlâ’ya ibadet maksadıyla menâsiki yerine getirmek için Mekke’ye giderek Beytullah’ı haccedersin. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Sana hayır kapılarına ulaştıran yolu göstereyim mi? Bu, farzların peşinden nafile ibadetleri yapmakla olur: Birincisi: Nafile oruç tutmaktır. Bu, nefsin arzularını kırarak ve kuvveti azaltarak günahlardan sakınmayı sağlar. İkincisi: Nafile sadaka vermektir. Bu, işlenmiş günahı söndürür, ortadan kaldırır ve izlerini siler. Üçüncüsü: Gece yarısının son üçte birlik kısmında Teheccüd namazı kılmaktır. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu âyeti okudu: {Yanları uzaklaşır} yani kalkarlar {yataklardan} yani yattıkları yerlerden, namaz, zikir, Kur'an tilaveti ve dua ile {Rablerine anarlar} {korku ve umut ile, verdiğimiz rızıktan infak ederler. Hiç kimse, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.} yani öyle nimetler ki, gözlerini o gün (kıyamet gününde) ve Cennet'te hoşnut edecek, gönüllerini ferahlatacaktır ve {yapmakta olduklarına karşılık olarak} verilecektir. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Sana dinin aslını, dayandığı direğini ve onun zirvesini haber vereyim mi?" Muâz -radıyallahu anh- şöyle dedi: Evet, Ey Allah'ın Rasûlü! Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “İşin başı İslâm’dır; bu da iki şehâdettir. Bu iki şehâdetle kişi dinin aslını elde eder.” Dinin direği namazdır; namazsız İslâm olmaz. Nasıl ki bir ev direksiz olmaz, o zaman namazsız din ayakta durmaz. Kim namaz kılarsa dini güçlü ve yüce olur. İslam'ın zirvesi ise cihaddır; yani Allah’ın kelimesini yüceltmek için din düşmanlarıyla savaşta gayret göstermektir. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dedi: “Sana bütün bunların sağlamlaştırıcısını ve tamamlayıcısını haber vereyim mi?” Bunun üzerine dilini tutarak şöyle dedi: “İşte bunu koru! Seni ilgilendirmeyen şeyleri konuşma.” Muâz -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Rabbimiz söylediğimiz her sözden dolayı bizi hesaba çeker ve bununla bizi cezalandırır mı?!” Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Annen seni kaybetsin." Bu sözle kastı ona beddua etmek değildir; bu, Arapların dikkat çekmek ve bir konunun önemini vurgulamak için kullandığı bir ifadedir. Sonra sözlerine şöyle devam etmiştir: “İnsanları yüzüstü ateşe sürükleyip oraya atan şey, dilleri ile ekip biçtikleridir. Bunlar; küfür, iftira, hakaret, gıybet, koğuculuk, yalan isnat ve bunlara benzer sözlerdir.

Faydalar
  1. Sahabeler -radıyallahu anhum- ilme son derece önem verirdi. Bu sebeple, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bu konuda çokça soru sorarlardı.
  2. Sahabenin -radıyallahu anhum- derin anlayışlarının sebebi, amellerin Cennet'e girmeye vesile olduğunu bilmeleriydi.
  3. Muâz -radıyallahu anh-'tan gelen soru çok büyük bir sorudur. Çünkü gerçekte hayatın ve varoluşun sırrı budur. Bu dünyada var olan her şey, ister insanlardan olsun ister cinlerden, varacağı yer ya Cennet ya da Cehennem'dir. Bu sebeple, bu soru büyük bir öneme sahiptir.
  4. Cennet'e girmek İslâm’ın beş şartını yerine getirmeye bağlıdır: İki şehadet, namaz, zekât, oruç ve hac.
  5. Dinin başı, en değerli görevi ve farzların en yücesi, hiçbir ortağı olmaksızın yalnızca Yüce Allah'a kulluk ederek O'nu birlemektir.
  6. Allah'ın kullarına olan merhameti, onlara iyilik kapılarını açması, böylece sevap ve günahların bağışlanmasına vesile olmasıdır.
  7. Farzları eda ettikten sonra nafile ibadetlerle Allah’a yaklaşmanın fazileti.
  8. Namaz, İslâm’da, bir çadırı ayakta tutan direk gibidir; direk yıkılırsa çadır yıkılır. Aynı şekilde namaz insanın hayatında olmazsa İslâm da ortadan kalkar.
  9. İnsanın dinine zarar verecek sözlerden dilini koruması gerekir.
  10. Dile hakim olmak, kontrol etmek ve dizginlemek her türlü iyiliğin temelidir.
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 362) (2616). سنن ابن ماجه (5/ 116) (3973). مسند أحمد (36/ 344) (22016). التحفة الربانية، لإسماعيل الأنصاري (ص67). شرح الأربعين النووية، للعثيمين (ص291). الأحاديث الأربعين النووية مع ما زاد عليها ابن رجب وعليها الشرح الموجز المفيد، لعبد الله بن صالح المحسن (ص57).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

‘Onu öldürme. Çünkü eğer onu öldürürsen, sen onu öldürmeden önce onun bulunduğu konumda olursun; o da sen onu öldürmeden önce senin bulunduğun konumda olur.’

عَنْ المِقْدَادِ بْنَ عَمْرٍو الكِنْدِيَّ رضي الله عنه: أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَرَأَيْتَ إِنْ لَقِيتُ رَجُلًا مِنَ الكُفَّارِ فَاقْتَتَلْنَا، فَضَرَبَ إِحْدَى يَدَيَّ بِالسَّيْفِ فَقَطَعَهَا، ثُمَّ لاَذَ مِنِّي بِشَجَرَةٍ، فَقَالَ: أَسْلَمْتُ لِلَّهِ، أَأَقْتُلُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَعْدَ أَنْ قَالَهَا؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لاَ تَقْتُلْهُ» فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ قَطَعَ إِحْدَى يَدَيَّ، ثُمَّ قَالَ ذَلِكَ بَعْدَ مَا قَطَعَهَا؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لاَ تَقْتُلْهُ، فَإِنْ قَتَلْتَهُ فَإِنَّهُ بِمَنْزِلَتِكَ قَبْلَ أَنْ تَقْتُلَهُ، وَإِنَّكَ بِمَنْزِلَتِهِ قَبْلَ أَنْ يَقُولَ كَلِمَتَهُ الَّتِي قَالَ».
Mikdâd b. Amr el-Kindî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Ey Allah’ın Rasûlü! Kâfirlerden bir adamla karşılaşırsam ve onunla çarpışırsak; o da kılıçla elimden birini vurup keserse, sonra benden kaçıp bir ağaca sığınır: ‘Allah için Müslüman oldum’ derse, bunu söyledikten sonra onu öldüreyim mi?” Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: ‘Onu öldürme.’ Bu kişi “Ey Allah’ın Rasûlü! O benim elimden birini kesti, sonra bunu ancak kestikten sonra söyledi!” Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: ‘Onu öldürme. Çünkü eğer onu öldürürsen, sen onu öldürmeden önce onun bulunduğu konumda olursun; o da sen onu öldürmeden önce senin bulunduğun konumda olur.’
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Mikdâd b. el-Esved -radıyallahu anh- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle sordu: “Eğer savaşta kâfirlerden bir adamla karşılaşırsam ve kılıçlarla birbirimizle çarpışırsak; o da kılıçla ellerimden birini vurup keserse, sonra benden kaçıp bir ağaca sığınır ve: ‘Lâ ilâhe illallah’ derse, elim kesildikten sonra onu öldürmem bana helâl olur mu?” Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu: Onu öldürme. Bunun üzerine Mikdâd b. el-Esved -radıyallahu anh-: Ey Allah'ın Rasûlü, o benim bir elimi kesti, bununla beraber onu öldürmeyeyim mi? dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Onu öldürme. Çünkü artık onun kanı haram olmuştur. Şayet onu İslâm’a girdikten sonra öldürürsen, o senin konumunda olur; yani İslâm’ı sebebiyle kanı korunmuş (masum) olur. Sen ise onu öldürdüğün için onun konumunda olursun; yani kısas olarak kanın helâl hâle gelir.

Faydalar
  1. Bir kimseden, söz veya fiil olarak İslâm’a girdiğine delâlet eden bir şey sadır olursa, onu öldürmek haram olur.
  2. Kâfirlerden biri savaş esnasında Müslüman olursa, onun kanı korunmuş olur ve kendisinden aksi bir şey ortaya çıkmadığı sürece ondan el çekmek gerekir.
  3. Müslümanın hevası (arzu ve eğilimleri), asabiyet ve intikama değil; şeriata tâbi olmalıdır.
  4. İbn Hacer şöyle demiştir: Hadisenin (bu olayın) fiilen gerçekleşmediği görüşü tercih edilerek, meydana gelmeden önce vuku bulması muhtemel meseleler hakkında soru sormanın câiz olduğu anlaşılmaktadır. Seleften bazılarından bu tür soruların kerih görüldüğüne dair nakledilen sözler ise, ancak gerçekleşmesi pek nadir olan durumlara hamledilir. Genel olarak meydana gelmesi mümkün olan hususlarda ise, bilinmesi için bunlar hakkında soru sormak meşrudur.
Kaynakça

صحيح البخاري (5/ 85) (4019). صحيح مسلم (1/ 95) (95). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 359). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 461). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (6/ 345). المعجم الوسيط، (2/ 815).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ey Usame! Onu, "Lâ ilâhe illallah" dedikten sonra mı öldürdün?

عن أسامة بن زيد رضي الله عنهما ، قال: بَعَثَنَا رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم إلى الحُرَقَةِ من جُهَيْنَةَ فَصَبَّحْنَا القَوْمَ على مِيَاهِهِم، ولَحِقْتُ أنا ورجلٌ من الأنصارِ رجلًا منهم، فلما غَشِينَاهُ، قال: لا إله إلا الله، فَكَفَّ عنه الأَنْصَارِيُّ، وطَعَنْتُهُ بِرُمْحِي حَتَّى قَتَلْتُهُ، فَلَمَّا قَدِمْنَا المدينةَ، بَلَغَ ذَلِكَ النبيَّ صلى الله عليه وسلم فقال لي: «يا أسامةُ، أَقَتَلْتَهُ بَعْدَ مَا قَالَ: لا إلهَ إلَّا اللهُ؟!» قُلْتُ: يا رسولَ اللهِ، إنما كان مُتَعَوِّذًا، فقال: «أَقَتَلْتَهُ بعد ما قال: لا إلهَ إلَّا اللهُ؟!» فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا عَلَيَّ حتى تَمَنَّيْتُ أَنِّي لم أَكُنْ أَسْلَمْتُ قَبْلَ ذَلِكَ اليَوْمِ. وفي رواية: فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «أَقَالَ: لا إلهَ إلا اللهُ وَقَتَلْتَهُ؟!» قُلْتُ: يا رسولَ اللهِ، إنما قَالَهَا خَوْفًا من السِّلَاحِ، قال: «أَفَلَا شَقَقْتَ عَنْ قَلْبِهِ حَتَّى تَعْلَمَ أَقَالَهَا أَمْ لَا؟!» فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا حَتَّى تَمَنَّيْتُ أَنِّي أَسْلَمْتُ يَوْمَئِذٍ. وعن جندب بن عبد الله رضي الله عنه : أن رسول الله صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بَعْثًا مِن المسلمينَ إلى قومٍ من المشركينَ، وأنهم الْتَقَوا، فَكَانَ رجلٌ مِن المشركينَ إذا شَاءَ أَنْ يَقْصِدَ إلى رجلٍ مِن المسلمينَ قَصَدَ له فَقَتَلَهُ، وأَنَّ رجلًا مِن المسلمينَ قَصَدَ غَفْلَتَهُ. وكُنَّا نَتَحَدَّثُ أَنَّهُ أسامةُ بْنُ زيدٍ، فَلَمَّا رَفَعَ عَلَيْهِ السَّيْفَ، قال: لا إلهَ إلا اللهُ، فَقَتَلَهُ، فجاءَ البَشِيرُ إلى رسولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ وأَخْبَرَهُ، حتى أَخْبَرَهُ خَبَرَ الرجلِ كَيْفَ صَنَعَ، فَدَعَاهُ فَسَأَلَهُ، فقال: «لِمَ قَتَلْتَهُ؟» فقال: يا رسولَ اللهِ، أَوْجَعَ في المسلمينَ، وقَتَلَ فُلانًا وفُلانًا، وسَمَّى له نَفَرًا، وإِنِّي حَمَلْتُ عليهِ، فَلَمَّا رَأَى السَّيْفَ، قال: لا إلهَ إلا اللهُ. قال رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم : «أَقَتَلْتَهُ؟» قال: نعم. قال: «فَكَيْفَ تَصْنَعُ بلا إلهَ إلا اللهُ، إذا جَاءَتْ يَومَ القِيَامَةِ؟» قال: يا رسولَ اللهِ، اسْتَغْفِرْ لِي. قال: «وكَيْفَ تَصْنَعُ بلا إلهَ إلا اللهُ إذا جَاءَتْ يَوْمَ القِيَامَةِ؟» فجعل لا يَزِيدُ على أَنْ يقولَ: «كَيْفَ تَصْنَعُ بلا إلهَ إلا اللهُ إذا جَاءَتْ يَوْمَ القيامةِ».
Usame İbn Zeyd -radıyallahu anhumâ- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerilerine hücum ettik. Ben ve Ensar'dan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka hak ilah yoktur.” dedi. Bunun üzerine Ensar'dan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti. Ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kulağına gitti ve bana: «Ey Usame! Onu "Lâ ilâhe illallah" dedikten sonra mı öldürdün?» buyurdu. Ben: Yâ Rasûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar: «Onu, Lâ ilâhe illallah dedikten sonra mı öldürdün?» diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben daha önce Müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. Cündeb İbn Abdullah -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müslümanlardan müteşekkil bir askerî birliği müşriklerden bir kavme göndermişti. Müslüman askerler, müşriklerle karşılaştılar. Müşriklerden bir adam, Müslüman askerlerden istediğine saldırıp öldürüyordu. Müslümanlardan biri de onun boş bulunduğu anı gözlüyordu. Biz bu Müslümanın Usame İbn Zeyd olduğunu konuşup duruyorduk. Usame, kılıcını çekip de adamı öldüreceği sırada o: "Lâ ilâhe illallah" dedi. Fakat Usame onu yine de öldürdü. Peygamber Efendimiz’e müjdeci geldi. Peygamberimiz ona ordunun durumunu sordu, o da olup biteni kendisine haber verdi. Hatta o adamın durumunu ve Usame’nin ona ne yaptığını da anlattı. Bunun üzerine Peygamber Usame’yi çağırdı ve ona: «Adamı niçin öldürdün?» diye sordu. Usame: Yâ Rasûlallah! O adam Müslümanların canını yaktı; falanı ve falanı öldürdü, diyerek bir kaç şehidin adını saydı. Sözüne devamla şunları söyledi: Ben ise onun üzerine yürüdüm. Kılıcı görünce: "Lâ ilâhe illallah" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Böyle diyen adamı öldürdün mü?» diye sordu. Ben: Evet, dedim. Bunun üzerine Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem: «Lâ ilâhe illallah kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın?» dedi. Usame İbn Zeyd: Yâ Rasûlallah! Allah’tan beni bağışlamasını dile, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- durmadan: «Lâ ilâhe illallah kelimesi kıyamet günü huzuruna geldiğinde ne yapacaksın, söyle?» «Lâ ilâhe illallah sözü kıyamet günü huzuruna geldiğinde ne yapacaksın?» diyor, başka bir söz söylemiyordu.
Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Usame Bin Zeyd’i Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. O topluluğa ulaşınca onlara saldırdılar. Müşriklerden bir adam kaçtı. Usame -radıyallahu anh- ve Ensar'dan bir sahabe onu yakalamak için peşine düştüler ve Usâme onu öldürdü. O ikisi onu yakaladıklarında adam La ilahe illallah dedi. Bu sözü söylediğini duyan Ensar'dan olan sahabi onu bıraktı, fakat Usame -radıyallahu anh- onu öldürdü. Medine’ye gelince bu olay Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kulağına gitti ve Usame -radıyallahu anh-’a: La ilahe illallah demesine rağmen onu öldürdün mü? dedi. O da: Evet, Ya Rasûlallah dedi. Sonra Usâme sözüne: O, bu sözü ölümden kurtulmak için söyledi ve o adam Müslümanların canını yaktı; falanı ve falanı öldürdü, diye devam etti. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: Onun kalbini mi yardın ki buna inanıyor ve kesin bir şekilde konuşuyorsun! dedi. “Lâ ilâhe illallah" kelimesi kıyamet günü huzuruna geldiğinde ne yapacaksın, sana kim şefaat edecek, seni kim savunacak! Kelime-i tevhid getirildiğinde seninle tartışacak ve sana söyle denilecek: O sözü söyleyeni nasıl öldürürsün? Usame -radıyallahu anh-: İlk defa o gün Müslüman olmuş olmayı temenni ettim, demiştir. Çünkü o, kâfirken Müslüman olsaydı Allah -Azze ve Celle- onu bağışlayacaktı. Ancak o bu fiili Müslüman olarak yapmıştır.

Kaynakça

رياض الصالحين، للنووي، نشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق – بيروت، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، الطبعة: الأولى، 1428هـ - 2007م. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لابن علان، نشر دار الكتاب العربي. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407ه 1987م. شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426ه. كنوز رياض الصالحين، نشر: دار كنوز إشبيليا، الطبعة: الأولى، 1430ه 2009م. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه. صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar

عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ، إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى».
En-Nu'mân b. Beşîr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanların iyilik yapma, merhametli olma, yardımlaşma, birbirlerine destek olma ve başlarına gelen eziyetlerden etkilenmede tek bir vücut gibi olmaları gerekir. Vücudun bir uzvu hastalandığında bütün vücut buna uykusuz kalarak ve ateşli hastalığa tutularak tepki verir.

Faydalar
  1. Müslümanların haklarına büyük önem verilmeli, birbirlerine yardım etmeleri ve birbirlerine karşı lütufkâr olmaları teşvik edilmelidir.
  2. İman edenler arasında sevgi ve yardımlaşma olmalıdır.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 10) (6011). صحيح مسلم (4/ 1999) (2586). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين (1/ 246). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 317). كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين (4/ 405). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص173). المعجم الوسيط (1/ 492).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir

عَنْ عَبْدِ اللهِ بنِ عُمَر رضي الله عنهما قال: قال رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: «بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَإِقَامِ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَحَجِّ الْبَيْتِ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve rasûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam'ı sağlam bir yapıya ve bu yapıyı destekleyen beş sütuna benzetmiştir. İslam'ın diğer hususları bu binanın tamamlayıcı özellikleridir. İslam'ın şartlarından birincisi: Kelime-i şehadet; Allah'tan başka hak ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın rasûlü olduğuna şahitlik etmektir. Bu iki husus biri diğerinden ayrılmayan tek bir rükündür. Kul, Allah'ın birliğini ve Allah'tan başka hiç kimsenin ibadete layık olmadığını kabul ederek ve bu sözün gereklerini yerine getirerek hareket eder, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in risaletine iman eder ve ona tabi olarak bunu söyler. İkinci şart: Namaz kılmaktır. Bir günde farz kılınan beş vakit; sabah, öğlen, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını şartları, rükünleri ve vaciplerini gözeterek kılmaktır. Üçüncü şart: Farz olan zekâtı vermektir. Dinin belirlediği miktara ulaşan malın hak edenlere verildiği mali bir ibadettir. Dördüncü şart: Haccetmektir. Allah -Azze ve Celle-'ye ibadet etmek kastıyla hac amellerini yerine getirmek için Mekke'ye gitmektir. Beşinci şart: Ramazan orucunu tutmaktır. İbadet kastıyla imsak vaktinden Güneşin batışına kadar yeme içme ve bunun dışındaki orucu bozan hususlardan uzak durmaktır.

Faydalar
  1. İslam'ın ilk şartındaki kelime-i tevhide şahitlik etmenin iki kısmı birbirinden ayrılmaz. Dolayısıyla biri olmadan diğeri geçerli değildir. Bundan dolayı bir şart olarak belirlenmiştir.
  2. Kelime-i tevhide şahitlik etmek dinin temelidir ve bunlar olmadan hiçbir söz ve amel kabul edilmez.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 11) (8)، صحيح مسلم (1/ 45) (16)، و(1/ 88) (82)، فتح الباري لابن رجب (1/ 22)، جامع العلوم والحكم (1/147)، شرح الأربعين لابن العطّار (ص 62)، شرح الأربعين النووية لعبد الكريم الخضير (ص 87)، فتح القوي المتين في شرح الأربعين للعباد (ص 29)، شرح الأربعين النووية لصالح آل الشيخ (ص 91 - 95)، التحفة الربانية لإسماعيل الأنصاري (ص 12).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 23
23 hadis
  1. Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları Allah’tan başka hak bir ilah olmadığına, benim de O'nun Rasûlü
  2. Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir.» diye buyurdu
  3. Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum
  4. Bana gerçekten büyük bir şey sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için bu elbette kolaydır
  5. ‘Onu öldürme. Çünkü eğer onu öldürürsen, sen onu öldürmeden önce onun bulunduğu konumda olursun; o da sen onu öldürmeden önce senin bulunduğun konumda olur.’
  6. Ey Usame! Onu, "Lâ ilâhe illallah" dedikten sonra mı öldürdün?
  7. Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar
  8. İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir
  9. ''İyi bir Müslüman olan cahiliyede yaptığı şeylerden sorumlu tutulmaz. Kötü bir Müslüman olan hem önceki hem de sonra yaptıklarından sorumlu tutulur.'' buyurmuştur
  10. Çünkü o bir gün olsun bile Rabbim, din (kıyamet) gününde benim günahımı bağışla, dememiştir.» diye buyurdu
  11. Şeytan, sizden birinize gelir ve şunu kim yarattı, bunu kim yarattı? diye sorar ve en son olarak; Rabbini kim yarattı? diye sorar. Kim böyle bir şeyle karşılaşırsa, Allah'a sığınsın ve bu vesveseye son versin
  12. Şüphesiz ki Allah, Mümin'in yaptığı iyilikler hakkında hiçbir zulüm etmez. İyiliğinin karşılığını dünyada verir, ahirette de onun sevabını verir
  13. Sen geçmişte yaptığın hayırlarla Müslüman oldun.» diye buyurdu
  14. Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdik ve kabul edilmiş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk gün ve gecede derlenir, toplanır
  15. Ben, Bekir oğlu Sa'd kabilesinden Dımâm b. Sa'lebe’yim." dedi
  16. Yahudiler, Allah’ın gazaplandığı kimselerdir, Hristiyanlar da sapık kimselerdir
  17. Lâ ilahe illallah de ki, kıyamet günü bu kelime ile sana şahitlik edeyim
  18. Senin söylediklerin ve kendisine çağırdığın şey güzel. Keşke bizim yapmış olduğumuz günahların bir kefareti olduğunu bize haber verebilsen (de biz de Müslüman olsak)." dediler
  19. Bizim namazımızı kılan, kıblemize yönelen ve kestiğimiz hayvanın etinden yiyen kimse, Allah’ın ve Resûlü’nün güvencesi altında bulunan Müslümandır. O hâlde Allah’ın verdiği güvenceyi ihlal etmeyin
  20. Herhangi bir kimse kardeşine: 'Ey kâfir!' derse, bu söz ikisinden birine döner. Eğer söylediği kimse gerçekten dediği gibi ise (yani gerçekten kâfir ise), söz yerini bulmuş olur; aksi takdirde bu söz onu söyleyene döner
  21. İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir
  22. Farz namazları kılsam, Ramazan orucunu tutsam, helalleri helal, haramları haram kabul etsem
  23. Bana gerçekten büyük bir şey hakkında sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için bu elbette kolaydır

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com