Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- aynı asırda bir arada yaşayan insan tabakalarının en hayırlısının, kendisinin ve sahabilerinin içinde bulunduğu tabaka (nesil) olduğunu haber vermiştir. Sonra onlardan sonra gelen ve sahabileri görüp Rasulullah'ı görmeyen Müminler (Tabiûn), ardından da onları takip eden Tebe-i Tabiûn neslidir. Hadisi rivayet eden sahabi, Efendimizin bu nesillerden sonra dördüncü asrı zikredip zikretmediği hususunda tereddüt etmiştir. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Şüphesiz onlardan sonra öyle bir topluluk gelecektir ki; hainlik edecekler ve insanlar onlara güvenmeyecektir. Kendilerinden şahitlik istenmeden önce (aceleyle/yalancıktan) şahitliğe kalkışacaklar, adakta bulunacaklar ama adaklarını yerine getirmeyeceklerdir. Yeme ve içmede o kadar aşırıya kaçıp (lüks ve konfora) içinde yaşayacaklardır ki, nihayetinde kendilerinde şişmanlık baş gösterecektir.
- Dünya tarihinin en hayırlı asrı ve nesli, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve ashabının yaşadığı asırdır. Sahîh-i Buhârî'de, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Ben, Âdemoğullarının en hayırlı nesillerinden, nesilden nesile seçilerek gönderildim; sonunda içinde bulunduğum en hayırlı nesle ulaştım.»
- İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadis, sahabelerin, tâbiinden daha üstün olduğunu ve tâbiinin de, tebe-i tabiûndan daha üstün olmasını gerektirir. Fakat bu üstünlük, toplulukla mı yoksa bireylerle mi ilgilidir? Cumhur (alimlerin büyük çoğunluğu) ise ikinci görüşe (bireysel üstünlük esasına) eğilim göstermiştir.
- Bu durum ilk üç neslin yoluna uymanın gerekliliğine işaret etmektedir. Çünkü nübüvvet (peygamberlik) zamanına zaman açısından daha yakın olan kimse; fazilet, ilim, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in örnek alma ve onun sünnetine uyma hususunda (sonraki nesillere kıyasla) önceliğe ve en çok hakka sahiptir.
- Nezir (Adak): Kişinin şeriatın kendisine vacip kılmadığı bir ibadeti, herhangi bir adak adama lafzını söyleyerek o ibadeti yapmayı kendi nefsine gerekli kılmasıdır.
- İhanet, adakları yerine getirmemek ve dünyaya bağlılık kınanmıştır.
- Hak sahibi durumdan haberdar olduğu takdirde, kendisinden şahitlik istenmeden (ortaya atılarak) şahitlik yapılması yerilmiştir. Ancak hak sahibinin bundan haberi yoksa (bu durum), Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Müslim'de rivayet edilen şu hadis-i şerifinin kapsamına girer: «Size şahitlerin en hayırlısını haber vereyim mi? O, kendisinden istenmeden şahitlik yapan kimsedir.»
صحيح البخاري (3/ 171) (2651). صحيح مسلم (4/ 1964) (2535)، (3/ 1344) (1719). النهاية في غريب الحديث والأثر (747). نيل الأوطار (8/ 341).