İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Geçmiş Peygamberler ve Rasûller -aleyhimusselam-

14 hadis

«O halde siz benden Arap kabilelerini soruyorsunuz. (Bilin ki) Câhiliye döneminde hayırlı (şerefli) olanlar, şayet dînî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قِيلَ: يا رسُول الله، مَن أَكرم النَّاس، قال: اتقاهم، فقالوا: لَيس عن هذا نَسأُلُك، قال: «فَيُوسُفُ نَبِيُّ الله ابنُ نَبِيِّ الله ابنِ نَبِيِّ الله ابنِ خَلِيلِ اللهِ» قالوا: لَيس عَن هذا نَسأَلُك، قال: «فعَن مَعَادِن العَرَب تسأَلُوني؟ خِيَارُهُم في الجاهِليَّة خِيَارُهُم في الإِسلام إذا فَقُهُوا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Bazı insanlar Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanların en hayırlısı, şereflisi kimdir?" dediler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’tan en çok korkanlarıdır.» buyurdu. "Ey Allah’ın Rasûlü! Biz bunu sormuyoruz", dediler. «O halde, Allah’ın halîlinin (İbrâhim'in) oğlu, Allah’ın nebisi (İshak)’ın oğlu, Allah’ın nebisi (Yakub)’un oğlu, Allah’ın nebisi Yusuf’tur» buyurdu. "Ey Allah’ın Rasûlü, biz bunu da sormuyoruz", dediler. «O halde siz benden Arap kabilelerini soruyorsunuz. (Bilin ki) Câhiliye döneminde hayırlı (şerefli) olanlar, şayet dînî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar.» buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Hadiste; nesep, asıl bakımından insanların en şereflisi cahiliye döneminde en hayırlı olanlarıdır denilmiştir. Ancak dinî hükümleri iyi bilme şartı vardır. Mesela Haşimoğulları İslam'da Kureyş'in en hayırlılarıdır. Ancak Allah'ın dinini iyi bilme, hükümlerini öğrenme şartı vardır. Eğer onlarda dinin hükümlerini öğrenme hasıl olmazsa, nesebin şerefli olması sahibine öncelik tanımaz. Şayet nesebi şerefli olursa, nesep olarak Arapların en seçkini olur. Ancak Allah'ın katında mahlûkatın en şereflisi, en hayırlısı değildir. İnsan, nesebi ile dinin hükümlerini öğrenip anlamak şartıyla şerefli olur.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. شرح العقيدة الواسطية لابن عثيمين، تحقيق: سعد فواز الصميل، ط5، دار ابن الجوزي، الرياض، المملكة العربية السعودية، 1419هـ. شرح رياض الصالحين للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah, Adem -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yarattığında kendisine: "Git, meleklerden şu oturan topluluğa selam ver, sana nasıl selam vereceklerine kulak kesil. O, senin ve neslinin selamı olacak" diye buyurdu. Adem: "Es-selamu aleykum" dedi. Melekler de: "Es-selamu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler "ve rahmetullah" ibaresini de ilave ettiler.

عن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «لما خلق الله آدم صلى الله عليه وسلم قال: اذهب فَسَلِّمْ على أولئك -نَفَرٍ من الملائكة جلوس- فاستمع ما يُحَيُّونَكَ؛ فإنها تَحِيَّتُكَ وتحية ذُرِّيتِكَ. فقال: السلام عليكم، فقالوا: السلام عليك ورحمة الله، فَزَادُوهُ: ورحمة الله».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Allah, Adem -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yarattığında kendisine: "Git, meleklerden şu oturan topluluğa selam ver, sana nasıl selam vereceklerine kulak kesil. O, senin ve neslinin selamı olacak" diye buyurdu. Adem: "Es-selamu aleykum" dedi. Melekler de: "Es-selamu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler "ve rahmetullah" ibaresini de ilave ettiler.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Hadisin manası: Allah -Azze ve Celle-, Adem'i yarattığında ona, meleklerden bir topluluğa gidip selam vermesini ve onların bu selama nasıl karşılık vereceklerine dikkat etmesini istedi. Bu, aralarında yapmış oldukları selamlaşma, onun (Adem) ve ondan sonra gelen rasullerin dinine tabi olan zürriyetinin meşru olan selamlaşmaları olacaktı. Adem: "Es-selamu aleykum" dedi. Melekler de: "Es-selamu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık vererek "ve rahmetullah" ibaresini ilave ettiler. Bu selam verme şekli, selam verilip alındığında meşru olandır.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي. صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه. منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري، لحمزة محمد قاسم، عني بتصحيحه ونشره: بشير محمد عيون، الناشر: مكتبة دار البيان، دمشق - الجمهورية العربية السورية، مكتبة المؤيد، الطائف - المملكة العربية السعودية، عام النشر: 1410 هـ - 1990 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

“Allahım! Sen bu kavmimi affet. Onlar cahil, bilmeyen kimselerdir.”

عن أبي عبد الرحمن عبد الله بن مسعود رضي الله عنه قال: كَأَنِّي أَنْظُر إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم يَحْكِي نَبِيًّا من الأنبياء، صلوات الله وسلامه عليهم، ضربه قومه فَأَدْمَوْهُ، وهو يمَسحُ الدَم عن وجهِهِ، يقول: «اللهم اغفر لِقَوْمِي؛ فإنهم لا يعلمون».
Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: “Sanki Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-'i gözlerimle görüyormuş gibi hatırlıyorum. Allah’ın salat ve selamı onun üzerine olsun. Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- kendinden önce gelmiş bir peygamber hakkında bize şöyle haber verdi. "Kavmi o peygambere öyle vurdu ve bedenini kanattı ki, O ise yüzünden kan akar vaziyetteyken bile: “Allahım! Sen bu kavmimi affet. Onlar cahil, bilmeyen kimselerdir.” diye dua ederdi.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- kendinden önce gelmiş bir peygamber hakkında bize şöyle haber verdi: Kendilerine gönderilmiş peygambere kavmi öyle vurup dövdü ki, yüzünden kanlar akar hale geldi. O ise buna karşılık olarak onlar için Allah’a affetmesi için dua etti. Bu davranış sabırlı ve halim olmak hususunda ulaşılacak en üstün mertebedir. Sadece onlar için dua etmekle yetinmeyip, şefkatle yaklaşarak onları mazur görme yoluna gitti. Zira onların cahil kimseler olduğunu bilmekteydi.

Kaynakça

صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الطبعة الأولى، 1418ه. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، محمد علي بن البكري، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة . شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، أبو زكريا محيي الدين النووي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة الثانية، 1399ه. تطريز رياض الصالحين، فيصل بن عبد العزيز المبارك، المحقق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ - 2002 م. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Üzerine Güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ، فِيهِ خُلِقَ آدَمُ، وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ، وَفِيهِ أُخْرِجَ مِنْهَا، وَلَا تَقُومُ السَّاعَةُ إِلَّا فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur. «Üzerine Güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Zira Adem o gün yaratılmış, o gün Cennet'e koyulmuş ve o gün Cennet'ten çıkarılmıştır. Kıyamet de ancak cuma günü kopacaktır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Güneş'in doğduğu en hayırlı günün cuma olduğunu bildirmektedir. O günün özelliklerinden biri de şudur: Allah, Adem -aleyhisselam-'ı o gün yarattı, onu o gün Cennet'e koydu ve o gün onu Cennet'ten çıkarıp yeryüzüne indirdi. Kıyamet ancak cuma günü kopacaktır.

Faydalar
  1. Cuma gününün, haftanın diğer günlerine olan üstünlüğü ifade edilmiştir.
  2. Cuma günü çokça salih amel işlemek, Allah Teâlâ'nın rahmetini kazanmak ve O'nun gazabına uğramamak için hazırlık yapmak teşvik edilmiştir.
  3. Hadislerde cuma gününün zikredilen bu özelliklerinin, cuma gününün faziletinden bahsetmediği söylenmiştir. Çünkü Adem'in Cennet'ten çıkarılması ve kıyametin kopuşu bir fazilet sayılmaz. Şöyle de denilmiştir: Öyle ki; bunların hepsi birer fazilettir ve Adem'in Cennet'ten çıkışı, rasûllerden, nebilerden ve salihlerden olan zürriyetin var olmasına sebeptir. Kıyametin kopuşu, takva sahiplerine verilecek mükâfatın hızlandırılmasına ve Allah'ın kendileri için hazırladığı ikramlara, şereflere kavuşmalarına sebeptir.
  4. Bu rivayette belirtilenlerin dışında cuma gününün diğer özellikleri de bulunmaktadır. Bunlar arasında şunlar zikredilebilir: Adem -aleyhisselâm-'ın tövbesin kabul edilmesi, ruhunun kabzedilmesi ve o günde bir zaman vardır ki; Mümin bir kul, dua ederek Allah'tan bir şey ister ve o vakitte dua ederse mutlaka Allah o kula istediğini verir.
  5. Bir yıl içindeki en hayırlı gün Arafat Günü'dür. En hayırlı günün Kurban Bayramı günü olduğu da söylenmiştir. Haftanın en hayırlı günü cuma günü, senenin en hayırlı gecesi ise Kadir Gecesi'dir.
Kaynakça

صحيح مسلم (2/ 585) (854). بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (2/ 313). نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (2/ 824). مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعبيد الله المباركفوري (4/ 422). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 164).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah Musa'ya rahmet etsin. O, bundan daha fazla eziyete uğradı, ama sabretti.

عن عبد الله بن مسعود رضي الله عنه قال: لما كان يوم حُنين آثر رسول الله صلى الله عليه وسلم ناسًا في القِسْمَة، فأعطى الأَقْرَع بن حَابِس مئة من الإبل، وأعطى عُيينة بن حِصن مثل ذلك، وأعطى نَاسًا من أشراف العَرب وآثَرَهُم يومئذ في القِسْمَة. فقال رجل: والله إن هذه قِسْمَة ما عُدل فيها، وما أُريد فيها وجه الله، فقلت: والله لأُخبرن رسول الله صلى الله عليه وسلم فأتيته فأخبرته بما قال، فتغير وجهه حتى كان كالصِّرفِ. ثم قال: «فمن يَعْدِل إذا لم يعدل الله ورسوله؟» ثم قال: «يَرحم الله موسى، قد أُوذي بأكثر من هذا فصبر». فقلت: لا جَرم لا أرفع إليه بعدها حديثًا.
Abdullah b. Mesud -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Huneyn Günü, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ganimet paylaşımında bazı kimselere öncelik verdi. Akra' b. Hâbis -radıyallahu anh-'a yüz deve verdi. Üyeyne b. Hısn -radıyallahu anh-'a da aynısını verdi. O gün Arapların önde gelenlerine öncelik vererek onlara ganimet paylarından verdi. Adamın biri: "Vallahi bu içinde ada­let yapılmayan bir taksimat olmuştur ve bunda Allah'ın rızası da gözetilmemiştir" dedi. Ben de, "Vallahi bu sözü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber vereceğim" deyip O'na geldim ve (o adamın) dediğini anlattım. Bunun üzerine Rasûllullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yüzü öyle bir değişti ki, kırmızı boya gibi oldu ve sonra: «Allah ve Rasûlü adaletli olmamış ise, kim adaleti tatbik edebi­lir?» buyurup ardından; «Allah Musa -aleyhisselam-'a rahmet etsin. O'na bundan daha kötü sözlerle eziyet edildiği halde O, sabretmişti.» bu­yurdu. İbni Mes'ûd -radıyallahu anh- devamla der ki: "Bu olaydan sonra kesinlikle ona -bu tür- sözleri götürmeyeceğim" dedim.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Abdullah b. Mesud -radıyallahu anh- Huneyn Gazvesi'nde olduklarını haber veriyor. Bu gazve; Mekke'nin Fethi'nden sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Tâife yaptığı gazvedir. Deve, koyun, dirhem ve dinar gibi çokça ganimetlerin elde edildiği bir gazvedir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Ci'râne denilen yerde durdu. Orası da Tâif tarafında haram bölgenin bittiği yerdir. Ganimetleri bu gazveye katılanlar arasında taksim etti. Akra' b. Hâbis'e yüz deve verdi. Üyeyne b. Hısn'a yüz deve verdi. Arapların önde gelenlerine verdi. Onları İslam'a ısındırıyordu. Şayet bunların İslam'ı (müslümanlığı) verilen şeyler ve mallar sebebiyle gerçekleşir ve güzelce olursa, bunların peşinden gidenler de İslam'a gireceklerdi. O zaman kuvvet ve izzet İslam'ın idi. Ama imanları kuvvetli olanlara gelince Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara imanları gereği ganimetten birşey vermedi. Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ganimetleri kabile reislerine ve Araplar'ın önde gelenlerine verip diğerlerine vermeyerek O'nun paylaştırmasındaki davranışını görünce şöyle dedi: Vallahi bu içinde ada­let yapılmayan bir taksimat olmuştur ve hem bunda Allah rızası da gözetilmemiştir. İbn Mesud -radıyallahu anh- bu sözü duyunca hızlı bir şekilde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gitti. Daha öncesinde ona haber vereceğine yemin etmişti. O'na bu sözü haber verince Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kızgınlığı arttı. Yüzü değişti, katkısız kırmızı boya gibi oldu ve «Allah ve Rasûlü adaletli olmamış ise, kim adaleti tatbik edebi­lir?» diyerek o adamın söylediği sözü yanlış buldu. Ardından da; «Allah Musa -aleyhisselam-'a rahmet etsin. O'na bundan daha kötü sözlerle eziyet edildiği halde O, sabretmişti.» dedi. İbn Mesud -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in durumunu görünce şayet ben o topluluktan hoş olmayan bir söz duyarsam kesinlikle onu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber vermeyeceğim, dedi. Bu tür sözleri Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve İslam'a zarar vermeyecekse, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in aşırı kızgınlığını görmesinden dolayı ona haber vermeyeceğini söylemiştir.

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، كنوز إشبيليا، الرياض، الطبعة: الأولى 1430هـ، 2009م. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الطبعة: الأولى 1418 هـ، 1997م. تطريز رياض الصالحين، فيصل بن عبد العزيز المبارك، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة: الأولى 1423هـ، 2002م. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الطبعة الأولى. شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، محمد علي بن البكري بن علان، نشر دار الكتاب العربي، لم أقف على رقم الطبعة. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ، 2007م. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت،الطبعة: لا يوجد بيان لرقم الطبعة، 1423هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın nebisi Dâvûd -aleyhisselam- da kendi elinin emeğini yerdi.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «كان داود -عليه السلام- لا يأكلُ إلا من عمل يده». وعن المقدام بن معد يكرب رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «ما أكل أحد طعاما قط خيرا من أن يأكل من عمل يده، وإن نبي الله داود صلى الله عليه وسلم كان يأكل من عمل يده».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Davud -aleyhisselam- ancak elinin emeğiyle kazandığını yerdi.» Mikdâm b. Ma’dî Kerib -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın nebisi Dâvûd -aleyhisselam- da kendi elinin emeğini yerdi.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceBu hadisin her iki rivayeti de sahihtir
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bizlere Dâvûd -aleyhisselam-’ın ancak kendi elinin emeğini yediğini haber vermiştir. Dâvûd -aleyhisselam- zırh ve benzeri savaş aletlerini iyi bir şekilde imal eden bir sanatkârdı. Allah’ın peygamberleri – Allah’ın salâtı ve selâmı onların üzerine olsun- zanaat, ziraat, koyun çobanlığı ve bundan başka işleri yaparak kendi elleriyle kazandıklarını yerlerdi. Onların dışındaki insanların da bu amelleri yapıp insanların önünde başlarını eğip bir şeyler istemekten uzak durmaları gerekir.

Kaynakça

بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي ، سنة النشر: 1418 هـ- 1997م نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ، الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي ، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل ، الطبعة: الأولى، 1428 هـ تيسير الكريم الرحمن في تفسير كلام المنان، تأليف: عبد الرحمن بن ناصر آل سعدي، تحقيق: عبد الرحمن بن معلا اللويحق، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1420هـ التنوير شرح الجامع الصغير، تأليف: محمد بن إسماعيل الصنعاني، تحقيق: د/ محمد إسحاق محمد إبراهيم ، الناشر: مكتبة دار السلام، الطبعة: الأولى، 1432 هـ فتح الباري شرح صحيح البخاري، تأليف: أحمد بن علي بن حجر، رقمه وبوب أحاديث: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار المعرفة - بيروت، 1379 هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Zekeriyya aleyhisselam marangoz idi."

عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «كان زكريا -عليه السلام- نجَّارا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Zekeriyya aleyhisselam marangoz idi."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizlere bu hadiste Zekeriyya aleyhisselam’ın kazancını elde ettiği mesleğin marangozluk olduğunu haber vermektedir.

Kaynakça

- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ. - صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي. - كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helak etti

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «دَعُونِي مَا تَرَكْتُكُمْ، إِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِسُؤَالِهِمْ وَاخْتِلَافِهِمْ عَلَى أَنْبِيَائِهِمْ، فَإِذَا نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَيْءٍ فَاجْتَنِبُوهُ، وَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِأَمْرٍ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur. «Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helak etti. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- fıkhî hükümlerin üç kısma ayrıldığını bildirmiştir: Sessiz kalınanlar, yasaklar ve emirler. Birincisine gelince: Şeriatın herhangi bir konuda sessiz kalmasıdır. Zira herhangi bir konuda hüküm olmayabilir ve eşyalarla ilgili temel prensip, farz olmamasıdır. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in döneminde, henüz gerçekleşmemiş bir şey hakkında soru sormaktan kaçınılması gerekirdi; çünkü böyle bir soru üzerine o konuda bir farz ya da haram hükmü inebilirdi. Çünkü Yüce Allah, o şeyi kullarına olan merhameti sebebiyle hükümsüz bırakmıştır. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından sonra ise, dinle ilgili ihtiyaç duyulan konularda fetva veya bilgi edinme amacıyla soru sormak caiz, hatta teşvik edilmiştir. Ancak bu sorular, gereksiz zorluk veya inat uğruna sorulursa, işte bu durumda soruyu sormaktan kaçınılması gerektiği bu hadiste ifade edilmiştir. Zira bu durum, İsrailoğulları’nın başına geldiği gibi sonuçlanabilir. Onlara bir inek kesmeleri emredilmişti; herhangi bir inek kesselerdi bu emri yerine getirmiş olacaklardı, fakat işi zorlaştırdılar ve bu yüzden kendilerine de iş zorlaştırıldı. İkincisi: Yasaklardır; yasakları terk eden sevap kazanır, yapan da cezalandırılır. Dolayısıyla yasaklanan şeylerin hepsinden kaçınılmalıdır. Üçüncüsü: Emirler; yerine getiren mükâfatlandırılır, terk eden ise cezalandırılır. Dolayısıyla emredilenlerden mümkün olduğu kadarı yapılmalıdır.

Faydalar
  1. En önemli olana ve ihtiyaç duyulana odaklanmalı, ihtiyaç olmayanı hemen bırakmalı, olmamış olanı sormakla meşgul olunmamalıdır.
  2. İşleri karmaşıklaştıracak ve birçok anlaşmazlığa yol açacak şüphelere kapı açacak sorular sormak haramdır.
  3. Tüm yasakların terk edilmesi emredilmiştir. Çünkü yasaklanan şeyi bırakmanın hiçbir zorluğu yoktur ve bu nedenle genel olarak yasaklanmıştır.
  4. Yapılması istenilen şeyi mümkün olduğu ölçüde yapmak emredilmiştir. Çünkü emredilen şey sebebiyle bir zorluk gelebilir ya da insan onu yapmakta aciz kalabilir. Bu yüzden mümkün olduğu kadar yapılması emredilmiştir.
  5. Çok soru sormak yasaklanmıştır. Âlimler soru sormayı iki kısma ayırmışlardır: Biri; bir kimsenin emrolunduğu üzere din konusunda ihtiyaç duyulan şeyin öğrenme yönüyle olması. Bu amaçla soru sormak yapılması emredilen işlerdendir. Sahabelerin sorduğu da bu türden sorulardır. İkincisi ise; inat ve yapması gerekli olmayan bir şeyi kendi kendine gerekli kılma niyetiyle sorulan sorular olup, bu tür sorular yasaklanmıştır.
  6. Bu ümmet, kendisinden önceki ümmetlerde olduğu gibi, peygamberine itaatsizlikten sakındırılmıştır.
  7. Gerekli olmayan şeyleri çokça sormak ve peygamberlere karşı gelmek helak olma sebebidir. Özellikle, sadece Allah’ın bilebileceği gaybî meseleler ve kıyamet günüyle ilgili durumlar gibi ulaşılması imkansız konularda sorular sormak tehlikelidir.
  8. Zor konularda soru sormaktan sakınılması gerektiği belirtilmiştir. El-Evzaî -rahimehullah- şöyle demiştir: "Allah, kulunun ilmindeki bereketi almak istediğinde, onun diline karışıklık verir. Gerçekten ben, onları en az bilgiye sahip insanlar olarak gördüm." İbn Vehb de şöyle demiştir: Mâlik -rahimehullah-'ı şöyle derken işittim: İlimde tartışmak, insanın kalbinden ilmin nurunu alıp götürür.'"
Kaynakça

صحيح البخاري (9/ 94) (7288). صحيح مسلم (2/ 975) (1337). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 236). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 181). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 268).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 14
14 hadis
  1. «O halde siz benden Arap kabilelerini soruyorsunuz. (Bilin ki) Câhiliye döneminde hayırlı (şerefli) olanlar, şayet dînî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar.»
  2. Allah, Adem -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yarattığında kendisine: "Git, meleklerden şu oturan topluluğa selam ver, sana nasıl selam vereceklerine kulak kesil. O, senin ve neslinin selamı olacak" diye buyurdu. Adem: "Es-selamu aleykum" dedi. Melekler de: "Es-selamu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler "ve rahmetullah" ibaresini de ilave ettiler.
  3. “Allahım! Sen bu kavmimi affet. Onlar cahil, bilmeyen kimselerdir.”
  4. Üzerine Güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür
  5. Allah Musa'ya rahmet etsin. O, bundan daha fazla eziyete uğradı, ama sabretti.
  6. «Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın nebisi Dâvûd -aleyhisselam- da kendi elinin emeğini yerdi.»
  7. "Zekeriyya aleyhisselam marangoz idi."
  8. Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helak etti
  9. Eyyub -aleyhisselâm- çıplak olarak yıkanırken (gökten) üzerine altından çekirge düştü.
  10. Musa -aleyhisselam-'ın Hızır ile Olan Kıssası
  11. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kertenkelelerin öldürülmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Kertenkele İbrahim -aleyhisselam-'ın ateşinin (yanması için) üflerdi.”
  12. 'Âdem -aleyhisselam- vefat edince, melekler üç defa su ile yıkadılar. Onu defnettiler. Sonra çocuklarına dönerek, (Ey âdemoğulları! Ölülerinize böyle yapınız) dediler.''
  13. Canım elinde olana yemin olsun ki, yakın bir zamanda İbn Meryem size adil bir idareci, doğru bir imam olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizye koyacaktır. Mal o kadar çoğalacak ki kimse malı kabul etmeyecektir
  14. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakının, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getirin

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com