İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Ayet Tefsirleri

11 hadis

«Fâtiha'yı okuduğunuz zaman "Bismillâhirrahmânirrahîm" i de okuyunuz. Çünkü Fatiha, Kur'ân'ın anası, Kitab'ın anası, es-Seb'u'l-Mesâni (yedişerli iki) dir. Bismillâhîrrahmânirrahîm de onun âyetlerinden biridir.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إذا قرأتم: الحمد لله فاقرءوا: ﴿بسم الله الرحمن الرحيم﴾ إنها أم القرآن، وأم الكتاب، والسبع المثاني، و﴿بسم الله الرحمن الرحيم﴾ إحداها.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Fâtiha'yı okuduğunuz zaman "Bismillâhirrahmânirrahîm" i de okuyunuz. Çünkü Fatiha Kur'ân'ın anası, Kitab'ın anası, es-Seb'u'l-Mesâni (yedişerli iki) dir. Bismillâhîrrahmânirrahîm de onun âyetlerinden biridir.»
Beyhakî rivayet etmiştir - Dârekutnî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadis-i şerif namazda Fatiha'dan önce besmeleyi okumanın meşru olduğunu açıklamıştır. Besmelenin Fatiha Suresi'nden bir cüz olduğunu söyleyerek delillendirmiştir. Burada besmelenin okunması ile murad edilen besmeleyi gizli okumaktır, açıktan okumak değildir. Sessiz okumak hadislerde daha çok ve daha sahih olarak gelmiştir. Tahâvî -rahimehullah- şöyle demiştir: Besmeleyi sesli okumayı terk etmek Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den ve halifelerinden tevatür yoluyla gelmiştir.

Kaynakça

سنن الدارقطني، تحقيق: شعيب الأرنؤوط وآخرون، ط1، مؤسسة الرسالة، بيروت، لبنان، 1424 هـ. صحيح الجامع الصغير وزيادته للألباني، ط3، المكتب الإسلامي، بيروت، 1408هـ. سنن البيهقي الكبرى، أحمد بن الحسين أبو بكر البيهقي، مكتبة دار الباز، مكة المكرمة، 1414هـ – 1994م، تحقيق: محمد عبد القادر عطا. توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبدالله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة، ط الخامسة 1423هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmaz. Güneş batıdan doğduğu zaman, insanların hepsi onu görürler de toptan hepsi iman ederler

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا، فَإِذَا طَلَعَتْ فَرَآهَا النَّاسُ آمَنُوا أَجْمَعُونَ، فَذَلِكَ حِينَ: {لاَ يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمَنَتْ مِنْ قَبْلُ، أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا} [الأنعام: 158] وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَقَدْ نَشَرَ الرَّجُلاَنِ ثَوْبَهُمَا بَيْنَهُمَا فَلاَ يَتَبَايَعَانِهِ، وَلاَ يَطْوِيَانِهِ، وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَقَدِ انْصَرَفَ الرَّجُلُ بِلَبَنِ لِقْحَتِهِ فَلاَ يَطْعَمُهُ، وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَهُوَ يَلِيطُ حَوْضَهُ فَلاَ يَسْقِي فِيهِ، وَلَتَقُومَنَّ السَّاعَةُ وَقَدْ رَفَعَ أَحَدُكُمْ أُكْلَتَهُ إِلَى فِيهِ فَلاَ يَطْعَمُهَا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmaz. Güneş batıdan doğduğu zaman, insanların hepsi onu görürler de toptan hepsi iman ederler. İşte bu {Rabbinin bazı ayetlerinin geldiği gün, önceden iman etmemiş veya imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye artık iman etmesinin bir yararı olmayacaktır. De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz.} [En’âm Suresi 158. Ayet] olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet alım-satım için satıcı ile müşteri aralarında kumaşlarını yay­mış olacaklar da alım-satım yapamadan ve kumaşlarını da düremeden ansızın kopacaktır. Muhakkak ki kıyamet, kişi sağımlı devesinin sütünü sağıp getirdiği halde, onu tadıp içmeden an­sızın kopacaktır. Muhakkak ki kişi su havuzunu sıvayıp tamir edecek, fakat kıyamet ansızın ko­pacak da havuzun suyunu kullanmak nasip olmayacaktır. Muhakkak ki sizden biriniz yemek yerken, lokmasını ağzına kaldıracak onu yiyemeden kıyamet ansızın kopacaktır.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyametin büyük alametlerinden birinin de Güneş'in doğudan değil de batıdan doğması olduğunu ve insanlar bunu görünce hepsinin iman edeceklerini haber vermiştir. O zaman kâfire imanı fayda vermez, salih amel ve tövbe de fayda vermez. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyametin ansızın geleceğini hatta kıyamet kopacağı zaman insanların gündelik hayatlarına, işlerine devam ederken olacağını haber vermiştir. Kıyamet, alım-satım için satıcı ile müşteri aralarında kumaşlarını yay­mış olacaklar alım-satım yapamadan ve kumaşlarını da toplayamadan ansızın kopacaktır. Kıyamet, kişi sağmal devesinin sütünü sağıp getirdiği halde, onu tadıp içmeden an­sızın kopacaktır. Kıyamet, bir insan su havuzunu sıvayıp tamir edecek, fakat havuzun suyunu kullanmak nasip olmadan ansızın kopacaktır. Kıyamet, bir kişi yemek yerken, lokmasını ağzına kaldıracak onu yiyemeden ansızın kopacaktır.

Faydalar
  1. Güneş batıdan doğmadığı sürece İslam'a girme ve tövbe kabul olur.
  2. İman ve salih ameller ile kıyamete hazırlanmak teşvik edilmiştir. Çünkü kıyamet ansızın gelecektir.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 106) (6506)، صحيح مسلم (1/ 137) (157)، عمدة القاري شرح صحيح البخاري (23/ 92).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ölüm, alaca bir koç

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الخُدْرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يُؤْتَى بِالْمَوْتِ كَهَيْئَةِ كَبْشٍ أَمْلَحَ، فَيُنَادِي مُنَادٍ: يَا أَهْلَ الجَنَّةِ، فَيَشْرَئِبُّونَ وَيَنْظُرُونَ، فَيَقُولُ: هَلْ تَعْرِفُونَ هَذَا؟ فَيَقُولُونَ: نَعَمْ، هَذَا المَوْتُ، وَكُلُّهُمْ قَدْ رَآهُ، ثُمَّ يُنَادِي: يَا أَهْلَ النَّارِ، فَيَشْرَئِبُّونَ وَيَنْظُرُونَ، فَيَقُولُ: وهَلْ تَعْرِفُونَ هَذَا؟ فَيَقُولُونَ: نَعَمْ، هَذَا المَوْتُ، وَكُلُّهُمْ قَدْ رَآهُ، فَيُذْبَحُ ثُمَّ يَقُولُ: يَا أَهْلَ الجَنَّةِ خُلُودٌ فَلاَ مَوْتَ، وَيَا أَهْلَ النَّارِ خُلُودٌ فَلاَ مَوْتَ، ثُمَّ قَرَأَ: {وَأَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الحَسْرَةِ إِذْ قُضِيَ الأَمْرُ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ} [مريم: 39]، وَهَؤُلاَءِ فِي غَفْلَةٍ أَهْلُ الدُّنْيَا {وَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ} [مريم: 39]».
Ebû Saîd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ölüm, alaca bir koç suretinde getirilip Cennet ile Cehennem arasında durdurulur. Bir Münadi: ''Ey Cennet ahalisi!" Bunun üzerine başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi: "Bunu tanıyor musunuz?'' diye sorar. Cennet'tekiler: ''Evet, bu ölümdür.'' karşılığını verirler. Hepsi ölümü görmüştür. Sonra Münadi: "Ey Cehennem ahalisi!" Bunun üzerine başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi: "Bunu tanıyor musunuz?'' diye sorar. Cehennem' dekiler: ''Evet, bu ölümdür.'' karşılığını verirler. Hepsi ölümü görmüştür. Sonrasında verilen emirle bu koç kesilir ve Münadi: ''Ey Cennet ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var! Ey Cehennem ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var!'' diye seslenir. Sonrasında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: {Hala gaflet içinde bulunanları ve hala iman etmeyenleri işin bitmiş olacağı o pişmanlık günü ile uyar} [Meryem Suresi 39.] ayetini okudu. ''Dünya ahalisi gaflet içindedir'' {ve onlar iman etmiyorlar} [Meryem Suresi 39.] diye buyurdu.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyamet günü ölümün; beyaz ve siyah renkli alaca bir koç suretinde getirileceğini beyan etmiştir. ''Ey Cennet ahalisi!" diye seslenilir ve bunun üzerine onlar başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi onlara: "Bunu tanıyor musunuz?" der. Onlar da: "Evet, bu ölümdür." derler, hepsi onu görüp tanımıştır. Sonra bir münadi: "Ey Cehennem ahalisi!" diye seslenir ve bunun üzerine onlar başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi onlara: "Bunu tanıyor musunuz?" der. Onlar da: "Evet, bu ölümdür." derler, hepsi onu görüp tanımıştır. Sonrasında verilen emirle bu koç kesilir ve Münadi: ''Ey Cennet ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var! Ey Cehennem ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var!'' diye seslenir. Bu, Müminlerin nimetlerini ve kâfirlerin azaplarını artırmak içindir. Sonrasında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: {Hâlâ gaflet içinde bulunanları ve hâlâ iman etmeyenleri işin bitmiş olacağı o pişmanlık günü ile uyar.} [Meryem Suresi 39.] ayetini okudu. Kıyamet günü, Cennet ve Cehennem ehli birbirinden ayrılacaktır. Her biri, içinde ebedî olarak kalacakları yerlere girecektir. Kötü ameller işleyen neden salih ameller işlemedim diye, amellerinde ihmalkâr davrananlar da hayırları neden artırmadım diye sızlanıp pişman olacaktır.

Faydalar
  1. İnsanın ahiretteki varacağı yer, ya Cennet ya da Cehennem 'de ebedî yaşamdır.
  2. Kıyamet gününün dehşetinden sakındırılmıştır. O gün pişmanlık ve keder günüdür.
  3. Cennet ehlinin daimi mutluluğu, Cehennem ehlinin daimi hüznü ifade edilmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (6/ 93) (4730)، صحيح مسلم (4/ 2188) (2849)، التوضيح شرح الجامع الصحيح (22/595)، عمدة القاري شرح صحيح البخاري (19/ 52)، البحر المحيط الثجاج (43/686).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Yahudiler, Allah’ın gazaplandığı kimselerdir, Hristiyanlar da sapık kimselerdir

عَنْ ‌عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «الْيَهُودُ مَغْضُوبٌ عَلَيْهِمْ، وَالنَّصَارَى ضُلَّالٌ».
Adîy b. Hâtim -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yahudiler, Allah’ın gazaplandığı kimselerdir, Hristiyanlar da sapık kimselerdir.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Yahudilerin Yüce Allah'ın kendilerine öfkelendiği bir toplum olduklarını haber vermiştir. Çünkü hakkı öğrenip onunla amel etmemişlerdir. Hristiyanlar ise dalalet üzere olan bir toplumdur. Çünkü ilim olmadan amel etmişlerdir.

Faydalar
  1. İlim ile ameli birleştirmek, gazaba uğrayanların ve sapıkların yolundan kurtuluşa vesiledir.
  2. Yahudi ve Hristiyanların yoluna uymak sakındırılmış ve dosdoğru yol olan İslam'a sımsıkı sarılmanın önemi ifade edilmiştir.
  3. Hem Yahudiler hem de Hristiyanlar sapıklık üzeredir ve Allah'ın gazabını hak etmiştir. Ancak Yahudilerin en büyük özelliği Allah'ın onlara gazap etmesi, Hristiyanların en büyük özelliği de dalalet ehli olmalarıdır.
Kaynakça

سنن الترمذي (5/ 71) (2954)، النهاية في غريب الحديث و الأثر ( ص 548)، المنهل العذب المورود (5/250)، البحر المحيط الثجاج (9/248).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kur’ân’ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit, onlardan sakının

عَنْ ‌عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: تَلَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَذِهِ الْآيَةَ: {هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ فَأَمَّا الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاءَ تَأْوِيلِهِ، وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلَّا اللَّهُ، وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا أُولُو الْأَلْبَابِ} [آل عمران: 7]. قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «فَإِذَا رَأَيْتِ الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ فَأُولَئِكَ الَّذِينَ سَمَّى اللهُ، فَاحْذَرُوهُمْ».
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- {Sana kitabı indiren O'dur. Onun (Kur’an’ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın temelidir. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve tevil etmek için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona iman ettik, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.} [Âl-i İmrân Suresi 7.] ayetini okudu. Âişe -radıyallahu anha-: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu söyledi: «Kur’ân’ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit, onlardan sakının. Onlar Allah’ın (kalplerinde eğrilik olduğunu) ismiyle belirttiği kimselerdir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- {Sana kitabı indiren O'dur. Onun (Kur’an’ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın temelidir. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve tevil etmek için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona iman ettik, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.} [Âl-i İmrân Suresi 7] ayetini okudu. Bu ayette Allah Teâlâ, peygamberine açık hükümler bulunan, kitabın aslı ve dayanağı, ihtilaf halinde başvurulacak Kur'an'ı indirdiğini haber vermiştir. Yine Kur'an'da birden fazla anlama gelebilecek başka ayetler de vardır. Bazı kimselere anlamları karışık gelir veya kendileriyle diğer ayet arasında çelişki olduğunu düşünürler. Sonra Allah Teâlâ, bu ayetlerle insanların davranışlarını açıklamış, kalplerinde eğrilik olup haktan meyledenler, muhkem olanı bırakıp ihtimal içeren müteşabih olanı kabul ederler. Bununla şüphe uyandırmak ve insanları saptırmak ve böylece onu kendi hevalarına uygun şekilde yorumlamak isterler. İlimde sebat edenler ise, bunların müteşabih ayetler olduğunu bilir ve onları muhkem olan ayetlere döndürürler. Müteşabih ayetlerin Allah Teâlâ'nın katından olduğunu bilir ve onlara iman ederler. Bu ayetler onlara karışık gelmez ve diğerleri ile çelişmez. Ancak akıl sahipleri bunu bilir ve ondan öğüt alır. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'ya: Kur’an’ın müteşabih ayetlerine tabi olanları gördüğünde, Yüce Allah'ın onları {kalplerinde eğrilik olan} kimseler olarak adlandırdığını haber vermiştir. Onlardan uzak durun ve söylediklerine kulak asmayın diye buyurmuştur.

Faydalar
  1. Kur'an'ın muhkem ayetleri, hükümleri açık manası ortadadır. Müteşabih olanlar ise; birden fazla manaya gelen, araştırma ve anlayış isteyen ayetlerdir.
  2. Kalpleri haktan sapmış, bidat ehli, insanları yanıltmak ve şüpheye düşürmek için sorun çıkaranlarla bir arada bulunmak sakındırılmıştır.
  3. Ayetin sonunda Allah Teâlâ {(Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.} diye buyurmuştur. Haktan sapanlara bir gönderme ve ilimde derinleşenlere bir övgü vardır. Kim hatırlayıp öğüt almaz ve hevasına uyarsa akıl sahiplerinden olmaz.
  4. Kalpteki sapkınlığın sebebi, müteşabih ayetlerin peşine düşmektir.
  5. Manası herkes tarafından anlaşılamayan müteşabih ayetleri muhkem ayetlere döndürmek farzdır.
  6. Allah Teâlâ, insanların iman ehli mi yoksa dalalet ehli mi olduğunun ayırt edilmesi için Kur'an'ın bir kısmını muhkem, bir kısmını da müteşabih kılarak imtihan etmiştir.
  7. Müteşabih ayetlerin Kur'an'da bulunması; âlimlerin diğer insanlara üstünlüğünü göstermek, yaratıcısına teslim olup acizliğini itiraf ederek akılların eksikliğini göstermek içindir.
  8. İlimde derinleşmenin fazileti ve onda sebat etmenin gerekliliği ifade edilmiştir.
  9. {Oysa onun gerçek tevilini ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar} ayeti ile ilgili müfessirlerin iki görüşü vardır. Allah lafzında durulduğunda buradaki onun tevilini ibaresinden kasıt bir şeyin hakikatini ve iç yüzünü manasına gelmektedir. Ruh ve kıyamet meselesi gibi anlaşılması mümkün olmayan şeylerin hakikatini ancak Allah bilir demektir. İlimde derinleşmiş olanlar buna iman ederler ve işin hakikatini Allah'a havale ederler ve bu sayede teslim olarak selamette kalırlar. Allah lafzında durulmaması durumunda ise tevil; tefsir, ortaya çıkarma, açıklama manasına gelir. O zaman ayetin manası Yüce Allah bunu bilir ve ilim sahipleri de bunu bilir demektir. Bundan dolayı buna iman eder ve muhkem olan ayetlere döndürürler.
Kaynakça

صحيح البخاري (6/ 33) (4547)، صحيح مسلم (4/ 2053) (2665)، فتح الباري (8/211)، شرح النووي على مسلم (16/217)، النهاية في غريب الحديث والأثر (ص 407، 465)، فتح الودود في شرح سنن أبي داود (4/415)، تحفة الأبرار شرح مصابيح السنّة (1/129)، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (41/ 559).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Sana olan hainlikleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilecek

عَنْ ‌عَائِشَةَ رضي الله عنها: أَنَّ رَجُلًا قَعَدَ بَيْنَ يَدَيِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنَّ لِي مَمْلُوكِينَ يَكْذِبُونَنِي وَيَخُونُونَنِي وَيَعْصُونَنِي، وَأَشْتُمُهُمْ وَأَضْرِبُهُمْ، فَكَيْفَ أَنَا مِنْهُمْ؟ قَالَ: «يُحْسَبُ مَا خَانُوكَ وَعَصَوْكَ وَكَذَّبُوكَ وَعِقَابُكَ إِيَّاهُمْ، فَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ بِقَدْرِ ذُنُوبِهِمْ كَانَ كَفَافًا، لَا لَكَ وَلَا عَلَيْكَ، وَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ دُونَ ذُنُوبِهِمْ كَانَ فَضْلًا لَكَ، وَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ فَوْقَ ذُنُوبِهِمُ اقْتُصَّ لَهُمْ مِنْكَ الْفَضْلُ»، قَالَ: فَتَنَحَّى الرَّجُلُ فَجَعَلَ يَبْكِي وَيَهْتِفُ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَمَا تَقْرَأُ كِتَابَ اللهِ: {وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا}، الْآيَةَ»، فَقَالَ الرَّجُلُ: وَاللهِ يَا رَسُولَ اللهِ، مَا أَجِدُ لِي وَلهُمْ شَيْئًا خَيْرًا مِنْ مُفَارَقَتِهِمْ، أُشْهِدُكَ أَنَّهُمْ أَحْرَارٌ كُلُّهُمْ.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Adamın biri Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzuruna oturdu ve Ey Allah’ın Rasûlü! dedi. Benim kölelerim var bana yalan söylüyorlar, bana hainlik yapıyorlar ve benim emirlerime isyan ediyorlar, ben de onlara sövüp sayıyor ve dayak atıyorum. Bunlardan dolayı benim halim ne olacak? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sana olan hainlikleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilecek senin ceza onların suçu kadar ise hesap başa baş gelecektir. Ne alacağın ne de vereceğin olacaktır. Eğer senin verdiğin ceza suçların altında ise senin onlardan alacağın kalmıştır. Eğer senin verdiğin cezalar suçlarının üstünde ise fazlası onlar için senden kısas olarak alınacaktır.» Bunun üzerine adam bir kenara çekilerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah’ın kitabını okumuyor musun? {Kıyamet günü öyle doğru, öyle hassas teraziler kurarız ki, kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz, bir hardal tanesi kadar bile olsa, her şeyi tartıya sokarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.}» [Enbiya Suresi: 47. Ayet] ayetini okudu. Bunun üzerine adam: "Vallahi Ey Allah’ın Rasûlü! Bu kölelerimle benim aramın ayrılmasından başka bir çözüm bulamıyorum. Sizi şahit tutarım ki onların hepsi hürdür." dedi.
Tirmizî rivayet etmiştirDereceZayıf Hadis
Açıklama

Adamın biri Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip kölelerinin yaptıklarından şikâyet etti. Kendisine haber verirken yalan söylemişler, emanette ona hıyanet etmişler, ticarette kendisini kandırmışlar ve emirlerine itaat etmemişlerdir. Bu adam da onları terbiye etmek için sövüp saymış ve dayak atmıştır. Bunlardan dolayı kıyamette halinin ne olacağını sormuştur. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Sana olan hainlikleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilecek, senin ceza onların suçu kadar ise hesap başa baş gelecektir. Ne alacağın ne de vereceğin olacaktır. Eğer senin verdiğin ceza suçların altında ise senin onlardan alacağın kalmıştır. Eğer senin verdiğin cezalar suçlarının üstünde ise fazlası onlar için senden kısas olarak alınacaktır.» Bunun üzerine adam bir kenara çekilerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu adama: «Allah’ın kitabını okumuyor musun?» diye buyurmuştur. Sonra «{Kıyamet günü öyle doğru, öyle hassas teraziler kurarız ki, kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz, bir hardal tanesi kadar bile olsa, her şeyi tartıya sokarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.}» [Enbiya Suresi: 47. Ayet] ayetini okudu. Kıyamet günü kimseye zulmedilmez. İnsanlar arasında adalet terazisi kurulur. Bunun üzerine adam: "Vallahi Ey Allah’ın Rasûlü! Bu kölelerimle benim aramın ayrılmasından başka bir çözüm bulamıyorum, seni şahit tutarım ki hepsini Allah rızası için azat ediyorum. Çünkü ben hesap ve azaptan korkuyorum." dedi.

Faydalar
  1. Bu sahabe, Allah'ın azabından korktuğu için kölelerini azat etmede samimi olduğu ifade edilmiştir.
  2. Zalimden, yaptığının miktarı kadar veya daha az misli ile kısas uygulanması caizdir, fakat fazlası haramdır.
  3. Hizmetkâr ve zayıflara iyi davranmak teşvik edilmiştir.
Kaynakça

سنن الترمذي (5/ 227) (3165)، النهاية في غريب الحديث والأثر (ص 804)، مرقاة المفاتيح (8/3533)، تحفة الأحوذي (9/3).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Senin söylediklerin ve kendisine çağırdığın şey güzel. Keşke bizim yapmış olduğumuz günahların bir kefareti olduğunu bize haber verebilsen (de biz de Müslüman olsak)." dediler

عَنِ ‌ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا: أَنَّ نَاسًا مِنْ أَهْلِ الشِّرْكِ، كَانُوا قَدْ قَتَلُوا وَأَكْثَرُوا، وَزَنَوْا وَأَكْثَرُوا، فَأَتَوْا مُحَمَّدًا صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالُوا: إِنَّ الَّذِي تَقُولُ وَتَدْعُو إِلَيْهِ لَحَسَنٌ، لَوْ تُخْبِرُنَا أَنَّ لِمَا عَمِلْنَا كَفَّارَةً، فَنَزَلَ {وَالَّذِينَ لا يَدْعُونَ مَعَ اللهِ إِلَهًا آخَرَ وَلا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللهُ إِلا بِالْحَقِّ وَلا يَزْنُونَ}[الفرقان: 68]، وَنَزَلَت: {قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللهِ} [الزمر: 53].
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Şirk ehlinden olup da birçok kişiyi öldürmüş, çok zina yapmış bazı kimseler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldiler ve: "Senin söylediklerin ve kendisine çağırdığın şey güzel. Keşke bizim yapmış olduğumuz günahların bir kefareti olduğunu bize haber verebilsen (de biz de Müslüman olsak)." dediler. Bunun üzerine {Onlar ki Allah ile beraber bir başka ilaha tapmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler...} [Furkân Suresi 68] ve {De ki: "Ey kendi nefislerine karşı ölçüyü aşan kullarım, Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin...} [Zümer Suresi 53] ayet-i kerimeleri nazil oldu.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına birçok kişiyi öldürmüş, çok zina yapmış bazı müşrikler geldiler ve İslam'a ve onun öğretilerine davet ettiğin şeyler çok güzel, ancak bizim halimiz, içinde bulunduğumuz şirk ve büyük günahların kefareti var mıdır? dediler. Bunun üzerine Allah'ın, günahlarının çok ve büyük olmasına rağmen insanlardan tövbeyi kabul ettiğini ve eğer böyle olmasaydı onların küfür ve azgınlıklarına devam edeceklerini ve bu dine girmeyeceklerini bildiren iki ayet nazil olmuştur.

Faydalar
  1. İslam'ın fazileti ve büyüklüğü ifade edilmiştir. Şüphesiz İslam, geçmiş günahları ortadan kaldırır.
  2. Yüce Allah'ın kullarına olan rahmeti, bağışlaması ve mağfiretinin çokluğu ifade edilmiştir.
  3. Şirk, haksız yere adam öldürmek ve zina haram kılınmıştır. Bu günahları işleyen tehdit edilmiştir.
  4. Samimi bir tövbe, ihlas ve salih amellerle birleşirse, Allah Teâlâ'ya küfür de dahil bütün büyük günahlara kefaret olur.
  5. Allah Teâlâ'nın rahmetinden ümidini kesip umutsuzluğa kapılmak haramdır.
Kaynakça

صحيح البخاري (6/ 125) (4810)، صحيح مسلم (1/ 113) (122)، إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري (7/ 319)، النهاية في غريب الحديث والأثر (ص 808).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ey insanlar! Allah sizden cahiliyetin kibrini ve gururunu, ata ve ecdatla böbürlenmeyi tamamen kaldırmıştır

عَنِ ‌ابْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَطَبَ النَّاسَ يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ، فَقَالَ: «يَا أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ اللهَ قَدْ أَذْهَبَ عَنْكُمْ عُبِّيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ وَتَعَاظُمَهَا بِآبَائِهَا، فَالنَّاسُ رَجُلَانِ: بَرٌّ تَقِيٌّ كَرِيمٌ عَلَى اللهِ، وَفَاجِرٌ شَقِيٌّ هَيِّنٌ عَلَى اللهِ، وَالنَّاسُ بَنُو آدَمَ، وَخَلَقَ اللهُ آدَمَ مِنْ تُرَابٍ، قَالَ اللهُ: {يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ} [الحجرات: 13]».
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke'nin Fethi'nde halka hitaben şöyle buyurmuştur: «Ey insanlar! Allah sizden cahiliyetin kibrini ve gururunu, ata ve ecdatla böbürlenmeyi tamamen kaldırmıştır. İnsanlar iki kısımdır. Birisi itaatkâr, muttaki, Allah katında değerlidir. Diğeri de facir, bedbaht ve Allah katında rezil bir kimsedir. Bütün insanlar Âdem’dendir, (O’nun çocuklarıdır.) Allah, Adem'i topraktan yaratmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Ey insanlar! Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Kolaylıkla tanışasınız diye, sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Allah her halinizi bilir, O her şeyden haberdardır.} [Hucurat Suresi: 13]».
Tirmizî ve İbn Hibbân rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke'nin fethedildiği gün halka hitaben şöyle buyurmuştur: Ey insanlar, Allah sizden cahiliye kibrini ve gururunu, atalar ile övünmeyi kaldırmıştır. İnsanlar iki türlüdür: Allah -Azze ve Celle-'ye ibadet eden salih, takva sahibi, itaatkâr bir Mümin, insanlar arasında nesep ve soyu olmasa da Allah katında değerli bir kuldur. Ya da bedbaht, facir kâfir olan kimsedir. Allah katında değersiz zelildir. Saygın, prestijli ve otorite sahibi olsa bile hiçbir değeri yoktur. Bütün insanlar Âdem'in çocuklarıdır, Yüce Allah Âdem'i topraktan yaratmıştır. Dolayısıyla aslı topraktan olan insanın kibirlenmesi ve kendini beğenmesi yakışmaz. Bunun delili Allah -Azze ve Celle-'nin şu buyruğudur: {Ey insanlar! Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Kolaylıkla tanışasınız diye, sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Allah her halinizi bilir, O her şeyden haberdardır.} [Hucurat Suresi: 13].

Faydalar
  1. Soy sop ile övünmek yasaklanmıştır.
Kaynakça

سنن الترمذي (5/ 309) (3270)، صحيح ابن حبان (9/ 137) (3828)، عون المعبود وحاشية ابن القيم (14/ 16)، النهاية في غريب الحديث والأثر (ص587).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 11
11 hadis
  1. «Fâtiha'yı okuduğunuz zaman "Bismillâhirrahmânirrahîm" i de okuyunuz. Çünkü Fatiha, Kur'ân'ın anası, Kitab'ın anası, es-Seb'u'l-Mesâni (yedişerli iki) dir. Bismillâhîrrahmânirrahîm de onun âyetlerinden biridir.»
  2. Güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmaz. Güneş batıdan doğduğu zaman, insanların hepsi onu görürler de toptan hepsi iman ederler
  3. Ölüm, alaca bir koç
  4. Yahudiler, Allah’ın gazaplandığı kimselerdir, Hristiyanlar da sapık kimselerdir
  5. Kur’ân’ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit, onlardan sakının
  6. Sana olan hainlikleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilecek
  7. Senin söylediklerin ve kendisine çağırdığın şey güzel. Keşke bizim yapmış olduğumuz günahların bir kefareti olduğunu bize haber verebilsen (de biz de Müslüman olsak)." dediler
  8. Ey insanlar! Allah sizden cahiliyetin kibrini ve gururunu, ata ve ecdatla böbürlenmeyi tamamen kaldırmıştır
  9. {Sonra o gün, size verilen nimetlerden dolayı hesaba çekileceksiniz.}
  10. Hayır! Bilakis, ‘İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız Sanadır.’ deyin
  11. Gaybın anahtarları beş tanedir

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com