İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Yumuşak Başlılığı

4 hadis

"Onu bırakın, o işini tamamladıktan sonra bevli üzerine bir kova yahut bir kap su dö­kün. Çünkü siz, zorlaştırıcı olarak değil, kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz."

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: بال أعرابي في المسجد، فقام الناس إليه لِيَقَعُوا فيه، فقال النبي صلى الله عليه وسلم : «دعوه وأريقوا على بوله سَجْلاً من ماء، أو ذَنُوبًا من ماء، فإنما بُعِثْتُمْ مُيَسِّرِينَ، ولم تُبْعَثُوا مُعَسِّرِينَ».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- naklediyor: "Bir bedevî kalkıp mescide bevletti. İnsanlar yüksek sesle konuşarak adama yöneldiler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de onlara şöyle buyurdu: "Onu bırakın, o işini tamamladıktan sonra bevli üzerine bir kova yahut bir kap su dö­kün. Çünkü siz, zorlaştırıcı olarak değil, kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz."
Muttefekun Aleyh. Hadisin bu lafzı Buhârî'ye aittirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bir bedevî kalkıp Mescid-i Nebevî'de bevleder. İnsanlar da onu dilleriyle sakındırmaya çalışır ve seslerini yükseltirler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara, adamı bırakmalarını, işini tamamladıktan sonra da bevlettiği yerin üzerine bir kova su dökmelerini emreder.

Kaynakça

الجامع المسند الصحيح (صحيح البخاري), تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري, تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر, دار طوق النجاة ترقيم محمد فؤاد عبدالباقي, ط 1422. رياض الصالحين-النووي-تعليق وتحقيق: الدكتور ماهر ياسين الفحل الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت-الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين, تأليف: سليم بن عيد الهلالي, دار ابن الجوزي. إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري, تأليف: أبو العباس أحمد بن محمد القسطلاني, الناشر: المطبعة الكبرى الأميرية, ط7 عام 1323.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, günah olmadığı müddetçe iki seçenek arasında muhayyer bırakıldığında (serbest kılındığında) mutlaka o iki işin en kolay olanını seçerdi. Eğer o iş günah ise, insanların ondan en uzak duranı kendisi olurdu

عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّهَا قَالَتْ: مَا خُيِّرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْنَ أَمْرَيْنِ إِلَّا أَخَذَ أَيْسَرَهُمَا، مَا لَمْ يَكُنْ إِثْمًا، فَإِنْ كَانَ إِثْمًا كَانَ أَبْعَدَ النَّاسِ مِنْهُ، وَمَا انْتَقَمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِنَفْسِهِ إِلَّا أَنْ تُنْتَهَكَ حُرْمَةُ اللَّهِ، فَيَنْتَقِمَ لِلَّهِ بِهَا.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, günah olmadığı müddetçe iki seçenek arasında muhayyer bırakıldığında (serbest kılındığında) mutlaka o iki işin en kolay olanını seçerdi. Eğer o iş günah ise, insanların ondan en uzak duranı kendisi olurdu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah’ın koyduğu sınırlar çiğnenmedikçe asla kendi şahsı için intikam almamıştır. Allah’ın bir haramı çiğnendiğinde ise, Allah için onun cezasını uygulardı.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Müminlerin annesi Aişe -radıyallahu anha-, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bazı ahlakî davranışlarından haber vermiştir. Bahsettiklerinden bir kısmı da şöyleydi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in iki iş arasında seçim yapmak durumunda kaldığında, bir günah olmadığı sürece mutlaka en kolay olanı seçerdi. Eğer en kolay olan bir günah barındırıyorsa, o zaman insanlar arasında ondan en uzak duranı o olur ve daha zor olanı seçerdi. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi şahsı için asla kimseyi cezalandırmazdı. Bilakis hakkından feragat eder, affederdi. Ancak Allah'ın yasakları çiğnendiğinde, Allah için cezalandırırdı. O, insanlar arasında Allah için en çok öfkelenen insandı.

Faydalar
  1. Bir günah içermediği sürece, işlerin arasından en kolay olanını seçmek müstehaptır.
  2. Hadiste, İslam dininin kolaylığı ifade edilmiştir.
  3. Allah Teâlâ'nın rızasını kazanmak için Allah adına öfkelenmenin meşru olduğu haber verilmiştir.
  4. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yumuşak huyluluğu, sabrı ve Allah’ın koyduğu sınırların uygulanmasında hakkı gözetip kararlılıkla hareket etmesi ifade edilmiştir.
  5. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Hadiste, zor olanı bırakmak, kolay olana razı olmak ve mecbur kalınmayan şeylerde ısrar etmeyi terk etmek vardır.
  6. Allah Teala'nın hakları dışında, affedici olmak teşvik edilmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (4/ 189) (3560). صحيح مسلم (4/ 1813) (2327). فتح الباري لابن حجر (575/6). شرح صحيح مسلم (83/15). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (601/9). شرح رياض الصالحين لابن عثيمين (587/3).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Yahudiler, bir kadın hayız olduğunda, onu evden çıkarırlar, onunla beraber (yemek) yemezler, içmezler ve aynı evde birlikte bulunmazlardı. Sahabeler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorduklarında Allah Teâlâ: "Sana kadınların ay hâlini de sorarlar. De ki, O bir ezâdır. Onun için hayız zamanında kadınlardan ayrı kalın..." ayetini indirdi.

عن أنس رضي الله عنه : أن اليَهُود كانوا إذا حَاضَت المرأة فيهم لم يؤَاكِلُوها، ولم يُجَامِعُوهُن في البيوت فسأل أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم النبي صلى الله عليه وسلم فأنزل الله تعالى: {ويسألونك عن المحيض قل هو أذى فاعتزلوا النساء في المحيض} [البقرة: 222] إلى آخر الآية، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «اصْنَعُوا كلَّ شيء إلا النكاح». فَبَلغ ذلك اليهود، فقالوا: ما يُريد هذا الرَّجُل أن يَدع من أمْرِنا شيئا إلا خَالفَنَا فيه، فجاء أُسَيْدُ بن حُضَيْر، وعَبَّاد بن بِشْر فقالا يا رسول الله، إن اليهود تقول: كذا وكذا، فلا نُجَامِعُهُن؟ فَتغيَّر وجه رسول الله صلى الله عليه وسلم حتى ظَنَنَا أن قد وجَد عليهما، فخرجا فَاسْتَقْبَلَهُمَا هَدِيَّة من لَبَنٍ إلى النبي صلى الله عليه وسلم ، فأَرسَل في آثَارِهِما فَسَقَاهُمَا، فَعَرَفَا أن لم يَجِد عليهما.
Enes -radıyallahu anh- demiştir ki; Yahudiler, bir kadın hayız olduğunda, onu evden çıkarırlar, onunla beraber yemezler, içmezler ve aynı evde birlikte bulunmazlardı. Sahabeler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorduklarında Allah Teâlâ: "Sana kadınların ay hâlini de sorarlar. De ki: O bir ezadır. Onun için hayız zamanında kadınlardan ayrı kalın..." (Bakara Suresi: 222) mealindeki âyet-i kerimeyi indirdi; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Cimâ(cinsel ilişki) haricindeki herşeyi yapınız!» buyurdu. Bu söz Yahudilere ulaştığında: "Bu adam, bizim (dinimizin) işinden hiç bir şey bırakmadan hepsine muhalefet etmek istiyor" dediler. (Bunu duyan) Useyd b. Hudayr ve Abbâd b.Bişr Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldiler ve: "Ya Rasûlallah, Yahudiler şöyle şöyle diyorlar, hayızlı kadınlarla (cinsî) temasta da bulunsak mı?" dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yüzünün (rengi) değişti, hatta biz onlara kızdığını zannettik. Bu iki zat çıkmışlardı ki, Rasûlullah'a hediye olarak süt getiren biri ile karşılaştılar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- peşlerinden gönderip kendilerine (bu sütten) içirdi. Böylece o ikisi Rasûlullah'ın onlara kızmadığını anladılar."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Enes -radıyallahu anh-: "Yahudiler, bir kadın hayız olduğunda, onu evden çıkarırlar, onunla beraber yemezler, içmezler ve aynı evde birlikte bulunmazlardı." dediklerini haber vermiştir. Yani; Yahudiler hayızlı olan kadınla birlikte yemek yemekten, ondan arta kalan sudan içmekten, onun yapmış olduğu yemeği yemekten imtina ederlerdi. Çünkü onlar hayızlı kadının ve terinin necis olduğuna inanırlardı. "Aynı evde birlikte bulunmazlardı." Buradan kasıt bir yerde oturmaz ve beraber geçinmezlerdi. Yahudiler kadın hayız olduğunda ondan uzak durur birlikte yaşamazlardı. Bilakis onu evden çıkarırlardı. Ebû Dâvud'ta geçen Enes -radıyallahu anh-'ın rivayetinde geldiği gibi: "Yahudiler kadın hayız olduğunda onu evden çıkarır, onlarla birlikte yiyip içmez ve onunla birlikte aynı evde bulunmazlardı." Sahabeler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorduklarında, yani; sahabeler yahudilerin kadınlar hayızlı olduğunda onlardan uzak durduklarını öğrendiklerinde bunu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sormuşlar, bunun üzerine Allah Teâlâ: "Sana kadınların ay hâlini de sorarlar. De ki: O bir ezadır. Onun için hayız zamanında kadınlardan ayrı kalın!" ayetini indirmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Cima (cinsel ilişki) haricindeki her şeyi yapınız! dedi. Din, hayızlı kadınla beraber yiyip içmeye, bir arada yaşamaya, ona dokunmaya, beraber yatmaya izin vermiştir. Her şeyi mübah kılmış, ancak cinsel ilişkiye girmeyi yasaklamıştır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: «Cima (cinsel ilişki) haricindeki her şeyi yapınız!» sözü ayetin özetidir. Çünkü i'tizâl/uzak durmak; bir arada olmayı, beraber yiyip içmeyi kapsamaktadır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- uzak durmaktan kastedilenin sadece cinsel ilişkiyi terk etmek olduğunu bundan başka bir şey olmadığını beyan etmiştir. Bu söz Yahudilere ulaştığında, yani; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabına kadınları hayızlı olduğu zamanda cinsel ilişkide bulunmak hariç her şeyi yapmalarına izin verdiği haberi yahudilere ulaşınca demektir. "Bu adam, bizim (dinimizin) işinden hiç bir şey bırakmadan hepsine muhalefet etmek istiyor" dediler. Yani; bir şey yaptığımızı gördüğünde aksini yapmayı emretmiş ve aksini yapmaya yönlendirmiştir. Bizim yaptığımız her şeyde bize muhalefet etmeyi hırsla istemektedir. (Bunu duyan) Useyd b. Hudayr ve Abbâd b.Bişr Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldiler ve: "Ya Rasûlallah, Yahudiler şöyle şöyle diyorlar hayızlı kadınlarla (cinsî) temasta da bulunsak mı?" dediler. Yani: Useyd b. Hudayr ve Abbâd b.Bişr -radıyallahu anhuma- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e Yahudilerin onlara muhalefet ettiklerini öğrenince, söyledikleri sözü aktardıktan sonra bu iki sahabe -radıyallahu anhuma- Yahudilere her şeyde muhalefetin gerçekleşmesi için cima etmenin de mübah olduğunu sormuşlardır. Manası; onlar (Yahudiler) kadınlarla bir arada yaşamadıklarına muhalefet edip kadınlarla bir arada yaşıyor, onlarla yatıyor, onlarla yiyip içiyor ve cima etmek haricinde her şeyi yapıyoruz. Onlara bütün işlerde muhalefet etmeyi gerçekleştirmek için kadınlarla cima edelim mi? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yüzünün (rengi) değişti.” Yani; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- o ikisinin bu içtihadını ikrar etmemiş, bilakis kızmış ve kızgınlığının alameti yüzünde belirmiştir. Çünkü o ikisinin söylediği söz dine muhaliftir. Allah Teâlâ: “Hayız zamanında kadınlardan ayrı kalın!" (Bakara Suresi: 222) buyurmuş ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de ayette geçen uzak durmanın ne olduğunu açıklamıştır. Hayız zamanında onlarla cima etme hakkınız yoktur. “Hatta biz o ikisine kızdığını zannettik.” Yani; söyledikleri sözden dolayı onlara kızdığını zannettik. Bu iki zat çıkmışlardı ki, Rasûlullah'a hediye olarak süt getiren biri ile karşılaştılar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- peşlerinden biririsini gönderip kendilerine (bu sütten) içirdi.” Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanından çıktıklarında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e süt hediye etmeye gelen birisiyle karşılaştılar. Süt getiren kişi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına girdiğinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları geri getirmesi için birini gönderdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına geldiklerinde o ikisine lütufta bulundu ve o ikisinden razı olduğunu göstermek için hediye gelen sütten içirdi. “Böylece o ikisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara kızmadığını anladı." Yani; kızmadı, çünkü onlar söyledikleri sözlerde iyi niyetli oldukları için onları mazur görmüş ya da kızgınlığı o ikisine devam etmemiştir. Bilakis kızgınlığı geçmiştir. Bu da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in güzel ahlakının ve ashabına karşı şefkatinin göstergesidir.

Kaynakça

صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام، تأليف: صالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان، الطبعة: الأولى، 1427 هـ _ 2006 م. توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن عبد الرحمن بن صالح البسام، الناشر: مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م. فتح ذي الجلال والإكرام، شرح بلوغ المرام، تأليف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين، الناشر: المكتبة الإسلامية، تحقيق: صبحي بن محمد رمضان، وأُم إسراء بنت عرفة. المنهاج شرح صحيح مسلم، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي، الناشر: دار إحياء التراث العربي، الطبعة: الثانية 1392هـ. مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف: علي بن سلطان القاري، الناشر: دار الفكر، الطبعة: الأولى، 1422هـ. عون المعبود شرح سنن أبي داود، تأليف: محمد شمس الحق العظيم آبادي، الناشر: دار الكتب العلمية، الطبعة: الثانية، 1415هـ. شرح سنن أبي داود، تأليف: عبد المحسن بن حمد بن عبد المحسن العباد، نسخة الإلكترونية.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallalalhu aleyhi ve sellem- balı ve tatlı şeyleri severdi. Ayrıca, ikindi namazlarını kıldıktan sonra (hergün) hanımlarını teker teker ziyaret eder, her birine yaklaşır (sohbette bulunurdu.) Bu ziyaretlerinin birinde Hafsa'nın yanına girmişti. Bu defa onun yanında, her zamanki kaldığı mutad müddetten daha fazla kaldı.

عن عائشة، قالت: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يحِبُّ الحَلْواء والعسل، فكان إذا صلَّى العصر دارَ على نسائه، فَيَدْنُو منهنَّ، فدَخَل على حفصة، فَاحْتَبَسَ عندها أكثرَ ممَّا كان يحْتَبِس، فسألتُ عن ذلك، فقيل لي: أهْدَتْ لها امرأة من قومها عُكَّةً من عسل، فسَقَتْ رسول الله صلى الله عليه وسلم منه شرْبة، فقلتُ: أمَا والله لنَحْتالَنَّ له، فذكرتُ ذلك لسَوْدَة، وقلتُ: إذا دخل عليكِ، فإنه سَيَدْنُو منكِ، فقولي له: يا رسول الله، أَكَلْتَ مَغَافِيرَ؟ فإنه سيقول لك: «لا»، فقولي له: ما هذه الرِّيح؟ وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم يشْتَدُّ عليه أنْ يوجد منه الريح، فإنه سيقول لك: «سَقَتْني حفصة شربة عسل»، فقولي له: جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ، وسأقول ذلك له، وقولِيه أنتِ يا صفية، فلما دخَل على سودة قالت: تقول سودة: والذي لا إله إلا هو لقد كدتُ أن أبادئه بالذي قلتِ لي، وإنه لعلى البابِ فرقًا منكِ، فلما دَنا رسول الله صلى الله عليه وسلم ، قالت: يا رسول الله، أَكَلْتَ مَغَافِيرَ؟ قال: «لا»، قالت: فما هذه الريح؟ قال: «سَقَتْني حفصة شربة عسل»، قالت: جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ، فلما دخل عليَّ، قلتُ له: مثل ذلك، ثم دخل على صفية، فقالت بمثل ذلك، فلما دخل على حفصة، قالت: يا رسول الله، ألا أسْقِيك منه؟ قال: «لا حاجةَ لي به»، قالت: تقول سودة: سبحان الله، والله لقد حَرَمْنَاهُ، قالت: قلتُ لها: اسْكُتِي.
Âişe'den rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallalalhu aleyhi ve sellem- balı ve tatlı şeyleri severdi. Ayrıca, ikindi namazlarını kıldıktan sonra (hergün) hanımlarını teker teker ziyaret eder, her birine yaklaşırdı. Bu ziyaretlerinin birinde Hafsa'nın yanına girmişti. Bu defa onun yanında, her zamanki kaldığı mutad müddetten daha fazla kaldı. Ben bunu sordum. Bana: "Yakınlarından bir kadın Hafsa'ya bir okka (Tâif) balı hediye etti, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ondan şerbet yapıp ikram etmiş olmalı, (o da şerbet hatırına sohbetini biraz uzatmıştır)" dediler. Ben: "Öyleyse, kasem olsun biz de ona mutlaka bir hile kurmalıyız!" dedim. Bunu Sevde'ye anlattım: "(Hafsa'dan sonra sıra senin) O girince sana yaklaşacak. Sana yaklaşınca O'na: " Ya Rasûlallah! Sen megâfîr mi yedin?" diyeceksin. (Ben biliyorum ki, o sana:) "Hayır!"diyecek. O zaman sen de: "Öyleyse senden burnuma gelen bu koku da ne?" diyeceksin. "Rasûlullah kendisinde kötü bir koku hissedilmesine tahammül edemez, buna çok üzülürdü (Bu sebeple gerçeği. itiraf ederek) muhakkak "Hafsa bana bal şerbeti ikram etti" diyecek. O zaman sen kendisine "Demek ki arı, balını urfut ağacından almış" diyeceksin. (Senden sonra bana uğradığı zaman) ben de böyle hareket edip aynı şeyleri söyleyeceğim. Ey Safiyye, sana uğradığı zaman sen de aynı şeyleri söyle! dedim." Âişe anlatmaya devam etti: "Sevde (bilâhere bana) dedi ki: "Kendinden başka ilâh bulunmayan Allah'a kasem olsun, bana tenbih ettiğin şeyleri, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kapıdan görünür görünmez, senden korktuğum için (unutmadan) hemen söylemek istedim." Ne ise, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine yaklaşınca Sevde: "Ya Rasûlallah meğâfır mi yediniz?" dedim: O da Hayır dedi. Sevde: "Öyleyse bu koku da ne?" dedi. O da " Hafsa bana bal şerbeti ikram etti. " dedi. Sevde: " Demek ki arı urfut yemiş." dedi. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatmaya devam ederek: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana uğrayınca ben de aynı şeyleri söyledim. Keza, Safiyye'ye uğrayınca o da aynı şeyleri söyledi. Müteâkiben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hafsa (radıyallahu anhâ)'nın yanına girince: " Ya Rasûlallah! sana o şerbetten ikram edeyim mi?" diye sorar. Rasûlullah!: "Hayır, ihtiyacım yok!" cevabını verir. (Bu durumu işittiği zaman) Sevde (radıyallahu anhâ): "Allah'a kasem olsun balı ona haram ettik!" dedi. Ben kendisine: "Sus, (sesini çıkarma)" dedim."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadiste Âişe -radıyallahu anaha- Rasûlullah -sallalalhu aleyhi ve sellem-'in yemeklerden tatlı olan herşeyi sevdiğini ve balı sevdiğini zikretmiştir. İkindi namazını kıldıktan sonra (hergün) hanımlarını teker teker ziyaret eder, her birine yaklaşır cime etmeden onları öper ve dokunurdu. Bu ziyaretlerinin birinde Hafsa -radıyallahu anha-'nın yanına girmişti. Bu defa onun yanında, her zamanki kaldığından daha uzun kaldı. Ben bunu sordum. Bana: "Yakınlarından bir kadın Hafsa'ya bir kırba bal hediye etti, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ondan şerbet yapıp ikram etmiş olmalı, (o da şerbet hatırına sohbetini biraz uzatmıştır)" dediler. Âişe -radıyallahu anha- bunu kıskanmıştı. Sevde, Safiyye ile ittifak edip yanlarına girdiklerinde megafir mi? yedin diyeceklerdi. Megafir kötü kokusu olan reçinedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-kendisinden kötü koku gelmesinden hoşlanmazdı. Hafsa'nın yanına ona bal ikram etti ve Rasûlullah onu reddetti. Başka bir rivayette: Bir daha içmeyeceğine yemin etti olarak gelmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bal şerbeti ikram eden kişi hakkında rivayetler farklılık göstermektedir. Zeynep'in yanında, Sevde'nin yanında olduğu söylenmiştir. Bazı ilim ehli bal şerbetini ikram edenin Zeynep olduğunu tercih etmişlerdir. Âişe -radıyallahu anha- ile yardımlaşanın Hafsa olduğu belirtilmiştir. Bazı alimler kıssanın birden fazla gerçekleştiğini bir şeyden dolayı aynı olay birden fazla gerçekleşmiş olabilir. O yüzden bu başka kıssa olabilir.

Kaynakça

صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ صحيح مسلم المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، للنووي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت، الطبعة: الثانية، 1392هـ. التوضيح لشرح الجامع الصحيح, ابن الملقن سراج الدين أبو حفص عمر بن علي بن أحمد الشافعي, ت: دار الفلاح للبحث العلمي وتحقيق التراث، دار النوادر، دمشق – سوريا, الطبعة: الأولى، 1429 هـ - 2008 م. إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري, أحمد بن محمد بن أبى بكر بن عبد الملك القسطلاني القتيبي المصري, الناشر: المطبعة الكبرى الأميرية، مصر, الطبعة: السابعة، 1323 هـ فتح الباري شرح صحيح البخاري, أحمد بن علي بن حجر أبو الفضل العسقلاني الشافعي, دار المعرفة - بيروت، 1379, رقم كتبه وأبوابه وأحاديثه: محمد فؤاد عبد الباقي, قام بإخراجه وصححه وأشرف على طبعه: محب الدين الخطيب. إكمال المعلم بفوائد مسلم لعياض بن موسى بن عياض بن عمرون اليحصبي السبتي، المحقق: الدكتور يحيى إسماعيل، الناشر: دار الوفاء للطباعة والنشر والتوزيع، مصر، الطبعة: الأولى، 1419 هـ - 1998 م. معالم السنن، وهو شرح سنن أبي داود, أبو سليمان حمد بن محمد بن إبراهيم بن الخطاب البستي المعروف بالخطابي, المطبعة العلمية - حلب, الطبعة: الأولى 1351 هـ - 1932 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com