عن أبي هريرة رضي الله عنه : أن رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قالَ: "لا يَتَمَنَّ أحَدُكَم الموتَ، إما مُحسِناً فلعلَّه يَزْدَادُ، وإما مُسِيئاً فلعلَّه يَسْتَعْتِبُ".
وفي رواية قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : "لا يَتَمَنَّ أحَدُكُم الموتَ، ولا يَدْعُ به من قبلِ أنَ يَأتيَه؛ إنه إذا ماتَ انقطعَ عملُهُ، وإنه لا يَزيدُ المؤمنَ عُمُرُهُ إلا خيراً".
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: ’’Sizden hiç kimse, ölümü temenni etmesin. Çünkü o, eğer iyi bir kimse ise belki iyiliklerini daha da arttırır. Eğer kötü biriyse o zaman da belki tevbe eder de Allah’ın rızasını kazanır.’’ Muttefakun aleyh. Bu lafızla Buharî rivayet etmiştir. Müslim’in rivayetinde Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse, ölümü temenni etmesin ve vadesi dolmadan önce ölmek için dua etmesin. Çünkü o, öldüğünde amel etme imkânı kalmayacaktır. Ayrıca ömrü, mü’minin sadece hayrını artırır."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in şu buyruğu: ’’Sizden hiç kimse, ölümü temenni etmesin.’’ Buradaki yasaklama haram olduğu içindir. Çünkü ölümü istemekle Allah’ın kaderine razı olmamak vardır. Mü'min, üzerine düşen, başına bir sıkıntı, kötülük geldiği zaman sabretmektir. Eğer bu sıkıntı, kötülüğe sabrederse iki şeye nail olur: Birincisi: Günahların bağışlanmasıdır. İnsanın başına üzüntü, keder, eziyet ve herhangi bir şey gelmesin ki bu da günahlarına kefaret olmasın. Hatta bir yerine diken batması bile günahlara kefarettir. İkincisi: Başına bir şey geldiğinde sabredip ecrini Allah’tan bekleyip ve Allah’ın rızasını istemeye muvaffak kılınırsa sevap alır. Ama ölümü temenni ediyor olması, Allah’ın kaderine sabretmediğinin ve razı olmadığının delilidir. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- eğer iyi bir kimse ise hayatının kalan kısmında salih amellerini daha da arttırır duruma geleceğini açıklamıştır. Mü'min kötü ve eziyetli (bir hal üzere) kalsa dahi belki de sevapları artacaktır. Veyahut kötü biriyse, kötü ameller yaptıysa, o zaman da belki tövbe eder de Allah’tan özrünü kabul etmesini ve rızasını ister. Günahlarından tövbe eder ve bu hal üzere ölmüş olur. Çünkü bütün işler önceden belirlenmiştir, sabredip ecrini Allah’tan bekler, çünkü bu durumun sürekliliği imkânsızdır. Ölümü temenni edip bunun için dua etmenin yasaklanmasında, amelin ölüm ile kesileceğine işaret vardır. Çünkü hayat da amel için sebeptir. Amelle birlikte sevaplar artar, amel olmasa bile sadece tevhid üzere yaşamak bile amel olarak yeter. Çünkü tevhid amellerin en üstünüdür. Bunun zıttı olarak Allah Teâlâ’ya imandan dönmek gibi bir şey olabilmesi söz konusudur. Bu da nadir olan bir şeydir. İmanın şenliği kalbe karıştığı zaman, onu kimse kötü gösteremez. Nadir de olsa, iman kalbe yerleştikten sonra dinden dönme vuku bulmuştur. Allah’ın geçmişi bilmesinde bir kişi için kötü son var ise, ömrü uzun da olsa kısa da olsa mutlaka olacaktır. Ölümün bir an önce gelmesini istemekte onun için bir hayır yoktur. Hadiste iyilik yapanın iyiliğine teşvik vardır. Kötü birinin kötülüğünden sakındırma vardır. Sanki o şöyle diyor; kim iyi biriyse ölümü temenni etmeyi bıraksın, iyiliğine ve daha fazla iyilik istemeye devam etsin. Kim de kötü biriyse, ölümü temenni etmeyi terk etsin, kötülük üzere ölmemek için kötülükten vazgeçsin, böyle olursa tehlike de olur.
Kaynakça
بهجة شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي.
تطريز رياض الصالحين؛ تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبدالعزيز آل حمد، دار العاصمة-الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ.
الجمع بين الصحيحين؛ للإمام محمد بن فتوح الحميدي، تحقيق د. علي البواب، دار ابن حزم.
رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ.
شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن-الرياض، 1426هـ.
صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبدالله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبدالباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
فتح الباري بشرح صحيح البخاري؛ للحافظ أحمد بن علي بن حجر العسقلاني، دار المعرفة-بيروت.
كنوز رياض الصالحين؛ فريق علمي برئاسة أ.د. حمد العمار، دار كنوز إشبيليا-الرياض، الطبعة الأولى، 1430هـ.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي بكرة رضي الله عنه : أن رجلًا ذكر عند النبي صلى الله عليه وسلم فأثنى عليه رجلٌ خيرًا، فقال النبي صلى الله عليه وسلم : «ويحك! قطعت عنق صاحبك» يقوله مرارًا: «إن كان أحدكم مادحا لا محالة فليقل: أحسب كذا وكذا إن كان يرى أنه كذلك وحسيبه الله، ولا يُزكَّى على الله أحد».
Ebu Bekre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında bir adamdan bahsedilmiş ve orada bulunan bir kişi o adamı güzel bir şekilde övmüştü. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kopardın." buyurdu ve bu sözünü defalarca tekrarladı. Sonra da: "Şayet biriniz mutlaka arkadaşını methedecek ise, öyle sanıyorum ki o şöyle iyidir, böyle iyidir.’ desin. Ve bu sözünü, methettiği adamın bu şekilde olduğunu bilerek söylesin. Esasen onu hesaba çekecek olan Allah'tır ve Allah'a karşı hiç kimse kesin olarak temize çıkarılamaz" buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadiste nebevi mübarek yönlendirmeler bulunmaktadır. Müslüman kişi bir kimseyi aşırı övmekten kaçınmalıdır. Gurur ve kendini beğenmişlik, şeytanın insana yaklaştığı kapılardan birisidir. Aşırı övgü kişiyi gurura ve kibirli olmaya düşürebilir ve böylece helak olmasına sebep olabilir. Müslüman kişi bir kimseyi överken ölçülü davranarak, işin hakikatini Allah'a bırakır. Nefislerde gizli olanı ancak Allah Subhânehû ve Teâlâ bilir.
Kaynakça
صحيح البخاري -أبو عبد الله محمد بن إسماعيل بن إبراهيم بن المغيرة الجعفي البخاري، تحقيق محمد زهير بن ناصر الناصر -الناشر : دار طوق النجاة -الطبعة : الأولى 1422هـ.
صحيح مسلم المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، تأليف د/ مصطفى الخن، د/ مصطفى البغا، محيي الدين مستو، علي الشربجي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة، ط:الرابعة عشر1407
شرح رياض الصالحين، المؤلف : محمد بن صالح بن محمد العثيمين.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، تأليف محمد علي بن محمد علان.
كنوز رياض الصالحين، تأليف حمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا، ط1-1430ه.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، تأليف سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي.
رياض الصالحين، تأليف محيي الدين النووي، تحقيق عصام موسى هادي، ط: وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية بدولة قطر.
تطريز رياض الصالحين، تأليف فَيْصَلْ بنِ عَبْدِ العَزِيْزِ آل مُبَارَك.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «إن أَخْنَعَ اسم عند الله رجل تسمى ملك الأملاك، لا مالك إلا الله».
وفي رواية: «أَغْيَظُ رجل على الله يوم القيامة، وأخبثه وأَغْيَظُه عليه، رجل كان يسمى ملك الأملاك، لا مَلِكَ إلا الله».
قال سفيان: «مثل شَاهَانْ شَاهْ»، وقال أحمد بن حنبل: سألت أبا عمرو عن أَخْنَع؟ فقال: «أَوْضَع».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Azîz ve Celîl olan Allah katında en kötü isim, Melikü'l-emlâk (melikler meliki) diye isimlendirilen kimsenin adıdır. Allah'tan başka Mâlik yoktur" Başka bir rivayette: "Kıyamet günü, Allah'ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü'l-emlâk olan kimsedir. Allah'tan başka Mâlik yoktur." Süfyân şöyle demiştir: Şâhân Şâh bunun bir örneğidir. Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: Hadiste geçen" Ahna" kelimesinin ne manaya geldiğini Ebû Amr'a sordum: "en düşük" diye cevap verdi.
Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah -azze ve celle-'nin katında en düşük ve en hakir kimsenin Allah'tan başka kimseye yakışmayacak Melikü'l-mulûk (melikler meliki) gibi azamet ve yücelik manasına gelen isimlerle isimlenen kimse olduğunu haber vermiştir. Çünkü bunda Allah ile benzerlik vardır. Bu ismin sahibinin kendisi yada onun için Allah'ın benzeri olduğu iddia edilmiş olur. Bundan dolayı bu isimle isimlenen kimse Allah -azze ve celle-'nin en buğz ettiği ve en kötü gördüğü kimsedir. Aynı zamanda manasının en buğz ettiği kimselerden biri olma ihtimalide vardır. Sonra -sallallahu aleyhi ve sellem- bu alemde hakiki manada Allah -azze ve celle-'den başka Melikü'l-mulûk (melikler meliki) olmadığını açıklamıştır. Bu hadiste manasını ve delalet ettiği şeyi anlamadan bazı kimselere isim ve lakap takan kimseler için öğüt ve hatırlatma vardır ki hadisteki yasağa düşmesinler. Allah' kendisinden yardım talep edilendir.
Kaynakça
صحيح البخاري-المحقق : محمد زهير بن ناصر الناصر-الناشر : دار طوق النجاة-الطبعة : الأولى 1422هـ.
-مسلم بن الحجاج-المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي-الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
القول المفيد على كتاب التوحيد، للشيخ محمد بن صالح العثيمين دار ابن الجوزي، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الثانية, محرم 1424ه.
الملخص في شرح كتاب التوحيد، للشيخ صالح الفوزان، دار العاصمة الرياض، الطبعة: الأولى 1422هـ- 2001م.
الجديد في شرح كتاب التوحيد، للشيخ محمد بن عبد العزيز القرعاوي، مكتبة السوادي، جدة، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الخامسة، 1424هـ/2003م.
المعجم الوسيط، مجمع اللغة العربية بالقاهرة،(إبراهيم مصطفى / أحمد الزيات / حامد عبد القادر / محمد النجار) - الناشر: دار الدعوة.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ حَلَفَ فَقَالَ فِي حَلِفِهِ: وَاللَّاتِ وَالعُزَّى، فَلْيَقُلْ: لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ: تَعَالَ أُقَامِرْكَ، فَلْيَتَصَدَّقْ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimse yemin eder de yemininde, Lât ve Uzzâ’ya yemin olsun ki derse, derhal ‘’La ilâhe illallah’’ desin. Yine bir kimse, arkadaşına: "Gel, seninle kumar oynayalım" derse, hemen sadaka versin.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'tan başkası adına yemin edilmemesi konusunda uyarıda bulunmaktadır. Mümin ancak Allah adına yemin eder. Bu hadiste Allah'tan başkası adına mesela Lât ve Uzza -İslam öncesi dönemde tapınılan iki put -yemin eden kimsenin, kendi kendine: Şirki reddedip yeminine kefaret olması için ''Lâ ilâhe illallah'' Allah'tan başka hak ilah yoktur demesi gerektiği haber verilmiştir.
Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir kimsenin arkadaşına "Gel, kumar oynayalım" demesini -ki bu, iki veya daha fazla kişinin birbiriyle yarışarak kazananın aralarında bulunan parayı almasıdır ve her biri ya kazanır ya da kaybeder- yasakladığını bildirmiştir. Ayrıca, böyle bir şeye davet ettiği için kişi, bu davetinin kefareti olarak sadaka vermesinin müstehap olduğunu ifade etmiştir.
Faydalar
- Yemin ancak Allah adına, O'nun isim ve sıfatları adına yapılabilir.
- Allah’tan başkası adına yemin etmek haramdır. Bu, Lat ve Uzza gibi putlar adına yemin etmek, emanet adına yemin etmek, peygamber adına yemin etmek veya başka bir şey adına yemin etmek için de geçerlidir.
- Hattâbî -rahimehullah- şöyle demiştir: Yemin ancak yüce sayılan bir mabut adına yapılır. Dolayısıyla bir kimse Lât ve diğer (putlar) üzerine yemin ederse kâfirlere benzemiş olur. Bu yüzden o kimseye tevhit sözüyle hatasını düzeltmesi emredilmiştir.
- Allah'tan başkası adına yemin eden kimsenin üzerine yemin kefareti gerekmez. Tövbe etmesi ve bağışlanma dilemesi gerekir. Çünkü bu, tövbe dışında kefaret edilemeyecek kadar büyük bir günahtır.
- Kumar, her türü ve şekliyle haram kılınmıştır. Bu, Allah Teâlâ’nın haram kıldığı ve içkiyle birlikte putlara tapmayı da zikrettiği "meysir"dir.
- Günah işlendiği takdirde ondan vazgeçmenin farz olduğu ifade edilmiştir.
- Kim bir kötülük işlerse, onun arkasından bir iyilik yapmalıdır. Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri yok eder.
Kaynakça
صحيح البخاري (6/ 141) (4860).
صحيح مسلم (3/ 1268) (1647).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين (2/1228).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (3/ 273).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «لا ينبغي لصِدِّيق أن يكون لعَّانًا».
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Sıddîk (özü sözü doğru) kimseye lanetçi olmak yakışmaz."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Hiç şüphesiz, çokça lanet okumak; bir müminin Allah Teâlâ katında erişebilmesi mümkün olan sıddıklık makamının kemal derecesine ulaşabilmesi ile çelişir.
Kaynakça
- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى 1418ه.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
- صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي.
- كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى 1430ه.
- دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان بن إبراهيم البكري الصديقي الشافعي اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة.
- مفتاح دار السعادة ومنشور ولاية العلم والإرادة، لمحمد لن أبي بكر الزرعي ابن قيم الجوزية، دار الكتب العلمية، بيروت.
- شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عمران بن الحصين رضي الله عنهما ، قال: بينما رسولُ الله صلى الله عليه وسلم في بعض أَسْفَارِه، وامرأة من الأنصار على ناقة، فضَجِرَتْ فلَعَنَتْهَا، فسمع ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: «خُذُوا ما عليها ودَعُوهَا؛ فإنها مَلْعُونَةٌ»، قال عمران: فكَأَنِّي أراها الآن تمشي في الناس ما يَعْرِضُ لها أحد".
İmrân b. Husayn -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi:Bir seferde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber bulunuyorduk. Devesinin üzerindeki Medineli bir hanım, devesinden sıkılarak ona lânet etti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kadının sözünü duyunca:"Üzerindekileri alın, deveyi salın gitsin. Çünkü o deve lânetlenmiştir" buyurdu.İmrân der ki: O deve hâlâ gözümün önündedir, insanların arasında gezinirdi de kimse ona ilişmezdi.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
İmrân b. Husayn -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:Ensardan bir kadın devesinin üzerindeydi.Deveden yoruldu ve sıkıldı ve şöyle dedi:Allah sana lanet etsin.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu dediğini işitti.Ve devenin üzerindeki semerin ve eşyaların alınmasını ve sonra da bırakılmasını emretti.Çünkü o latenlenmişti.İmrân -radıyallahu an- dedi ki:O deve hâlâ gözümün önündedir, insanların arasında gezinirdi de kimse ona ilişmezdi.Çünkü Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onun serbest bırakılmasını emretmişti.
Kaynakça
1- رياض الصالحين للنووي، تحقيق: ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، ط1، 2007م.
2- نزهة المتقين شرح رياض الصاحين: شرح الدكتور مصطفى الخن وآخرين، مؤسسة الرسالة، ط1، 1987م.
3- كنوز رياض الصالحين، المجلس العلمي كنوز دار إشبيليا، الرياض، ط1، 2009م.
4- صحيح مسلم بتحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
5- شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، مؤسسة ابن عثيمين الخيرية، مدار الوطن للنشر، الرياض، ط1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «إذا قال الرَّجُل: هَلَكَ الناس، فهو أَهْلَكُهُم».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Bir kimsenin: "İnsanlar helak oldu!" dediğini duyarsanız, bilin ki o, herkesten çok helak olandır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bir kimse "İnsanlar helak oldu!'' derse, bu söz ile onların eksikliğini, küçüklüğünü ister ve onlardan üstün olduğunu söylemek ister. Bunu da kendinin onlardan üstün olduğunu düşündüğü için yapar. Bu şekilde söyleyerek onlardan daha fazla helak olmuş olur. Bu kef harfinin merfû olarak rivayetine göredir: ''Ehlekuhum'' Nasp ile olan rivayette: ''Ehlekehum'' Manası: Onların helakına sebep oldu demektir. Çünkü onları Allah'ın rahmetinden ümitsizliğe ve ye'se düşürdü. O da tevbe ile dönmelerinden onları alıkoyması sebebiyledir. Ve onları üzerinde bulundukları hal üzere kalmalarına sebebiyet verdiği için onlar helak olana kadar onları ümitsizliğe devam etmeye itti.
Kaynakça
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر 1407هـ، 1987م.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، كنوز إشبيليا، الرياض، الطبعة: الأولى1430هـ، 2009م.
بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي ، سنة النشر: 1418 هـ- 1997م.
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ، 2007م.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، محمد علي بن البكري بن علان، نشر دار الكتاب العربي، نسخة الكترونية ، لا يوجد بها بيانات نشر.
شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، دار الوطن، الرياض، الطبعة: 1426هـ.
مجالس التذكير من حديث البشير النذير، عبد الحميد محمد بن باديس الصنهاجي، الناشر: مطبوعات وزارة الشؤون الدينية، الطبعة: الأولى 1403هـ، 1983م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن بُريدة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لا تقولوا للمُنَافق سَيِّدٌ، فإنه إن يَكُ سَيِّدًا فقد أسْخَطْتُمْ ربكم عز وجل ».
Bureyde -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Münafığa 'efendi' demeyiniz. Eğer onu efendi sayacak olursanız, Azîz ve Celîl olan Rabbinizi gazaplandırmış olursunuz.»
Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadisin Manası: Münafık kavminin büyüğü efendisi olsa bile ona efendi dediğinizde Allah’ı gazaplandırmış olursunuz. Çünkü bu onu yüceltmedir. O da bunu hak etmeyenlerdendir. Eğer kavminin büyüğü ve efendisi değil ise bu yalan ve nifak olur. Her iki halde de efendi lafzının münafığa ıtlak edilmesini yasaklıyor. Ve aynısı kâfir, fasık ve bidatçı için de geçerlidir. O efendilik vasfını kesinlikle hak etmemektedir. Mirkâtü’l-Mefâtih (7/3009), Abbad’ın Sünen-i Ebi Davud’un elektronik olarak tescil edilmiş şerhinden.
Kaynakça
نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى: 1397 هـ الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ.
كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى: 1430 هـ.
بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي ، سنة النشر: 1418 هـ- 1997م.
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف: علي بن سلطان القاري، الناشر: دار الفكر، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
سنن أبي داود، تأليف: سليمان بن الأشعث السِّجِسْتاني، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، الناشر: المكتبة العصرية، صيدا.
رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة: الأولى، 1428 هـ.
شرح سنن أبي داود، تأليف: عبد المحسن بن حمد بن عبد المحسن العباد، نسخة الإلكترونية.
شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426 هـ.
مشكاة المصابيح، تأليف: محمد بن عبد الله التبريزي، تحقيق: محمد ناصر الدين الألباني، الناشر: المكتب الإسلامي، الطبعة: الثالثة، 1985م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com