Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Cennet'e girecek ilk Mümin topluluğun, parlaklık bakımından dolunay gecesindeki ay gibi yüzlere sahip olacağını bildirmiştir. Onlardan sonra gelenler ise gökyüzünün en parlak yıldızı gibi olacaklardır. Orada tuvalet ihtiyaçları olmayacak; tükürmeyecekler ve burunlarını temizleme (sümkürme) gereksinimi duymayacaklardır. Tarakları altın, terleri misk kokusu olacak ve buhurdanlıklarından etrafa en hoş kokulu tütsüler yayılacaktır. Eşleri huri olacaktır. Hepsi, tek bir insanın ahlak ve uyuşumu içinde, boy ve yaratılış olarak babaları Âdem’in suretinde olacaklardır. Her birinin boyu göğe doğru altmış arşın olacaktır.
- Cennet ehlinin vasıfları açıklanmakta ve onların Cennet'teki makamlarının, dünyadaki amellerine ve derecelerine göre farklılık göstereceği belirtilmektedir.
- Anlamların daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve onları açıklığa kavuşturmak için benzetme yönteminin kullanılmıştır.
- Kurtubî -rahimehullah- şöyle demiştir: Şöyle bir soru akla gelebilir: Cennet ehli sakalsız oldukları ve saçları da hiç kirlenmediği halde tarağa ne ihtiyaçları vardır? Kokuları miskten daha güzel olduğu halde buhura (tütsüye) ne gerek vardır? Buna şöyle cevap verilir: Cennet ehlinin yemesi, içmesi, giyinmesi ve güzel kokular sürünmesi; açlık, susuzluk, çıplaklık veya kötü koku gibi bir sıkıntıdan (eksiklikten) kaynaklanmamaktadır. Bunlar sadece ardı arkası kesilmeyen lezzetler ve kesintisiz nimetlerdir. Buradaki hikmet ise, dünyada bir şekilde tatmış oldukları nimetlerin benzerleriyle Cennette de keyif almaları ve ödüllendirilmeleridir.
صحيح البخاري (4/ 132) (3327). صحيح مسلم (4/ 2179) (2834). عمدة القاري شرح صحيح البخاري (15/ 209). النهاية في غريب الحديث والأثر ص44.