Şüphesiz ki Yüce Allah ümmetim için içinden geçirdikleri şeyleri fiilen yapmadıkları yahut dilleriyle konuşmadıkları müddetçe affetmiştir
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müslüman’ın içinden geçen kötü düşüncelerle, onları fiilen işlemedikçe veya dile getirmedikçe sorumlu tutulmayacağını haber vermektedir. Yüce Allah, bu konuda Ümmet-i Muhammed'e kolaylık sağlamış, zihinde oluşan ve kalpte gelip giden düşünceler nedeniyle onları sorumlu tutmamıştır. Ancak bu düşünceler kalpte yerleşip kesin bir inanca dönüşürse -örneğin kibir, gösteriş veya nifak gibi- ya da kişi bunları fiilen işler veya diliyle ifade ederse, o zaman bundan sorumlu olur.
- Allah -Tebâreke ve Teâlâ-, akla gelen düşünce ve vesveseleri affetmiş ve bağışlamıştır. İnsan bunları içinden ve aklından geçirir.
- Bir kimse boşanmayı düşünüp aklından geçirir ancak boşamayı telaffuz etmez veya yazılı olarak beyan etmezse boşanma sayılmaz.
- İnsanın içinden geçen düşünceler ne kadar büyük olursa olsun, bu insanın kendi nefsine yerleşmedikçe, bir kimse ona göre hareket etmedikçe veya o konuyu konuşmadıkça sorumlu tutulmaz.
- Ümmet-i Muhammed'in değeri büyüktür; çünkü önceki ümmetlerin aksine, içinden geçen düşünceler sebebiyle sorumlu tutulmama ayrıcalığına sahiptir.
صحيح البخاري (7/ 46) (5269). صحيح مسلم (1/ 116) (127). منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (7/ 560). فتح ذي الجلال والاكرام بشرح بلوغ المرام، لابن عثيمين (5/ 46). توضِيحُ الأحكَامِ مِن بُلوُغ المَرَام، للبسام (5/ 502). حاشية السندي على سنن ابن ماجه، للسندي (6/ 157). البدرُ التمام شرح بلوغ المرام، للمغربي (8/ 49).