عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَدْعُو وَيَقُولُ: «اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ النَّارِ، وَمِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ، وَمِنْ فِتْنَةِ المَسِيحِ الدَّجَّالِ».
وفِي لَفْظٍ لِمُسْلِمٍ: «إِذَا فَرَغَ أَحَدُكُمْ مِنَ التَّشَهُّدِ الْآخِرِ، فَلْيَتَعَوَّذْ بِاللهِ مِنْ أَرْبَعٍ: مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Kabir azabından, Cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal'in şerrinden sana sığınırım.» Müslim'deki rivayette: «Sizden biriniz, son
teşehhüdün sonunda dört şeyden Allah'a sığınsın: Cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal'in şerrinden.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda son oturuşta teşehhüdü okuduktan sonra selam vermeden önce dört şeyden Yüce Allah'a sığınır ve bizlere de bunlardan Allah'a sığınmamızı emretmiştir.
Birincisi: Kabir azabıdır.
İkincisi: Kıyamet günündeki Cehennem ateşidir.
Üçüncüsü: Dünyanın haram kılınan şehvetleri ve sapkın şüpheleri gibi hayatın fitnesi, ölüm döşeği, İslam'dan veya sünnetten sapmak, iki meleğin kabirde soracağı sorular gibi ölümün fitnesidir.
Dördüncüsü: Ahir zamanda çıkacak olan Mesih Deccal'in fitnesidir. Yüce Allah kullarını bununla imtihan edecektir. Fitnesi ve saptırmasının büyüklüğünden dolayı özel olarak zikredilmiştir.
Faydalar
- Bu sığınma, toplayıcı ve duaların en önemlilerinden biridir. Çünkü dünya ve ahiret kötülüklerinden sığınmayı da kapsar.
- Kabir azabının gerçek olduğu ispatlanmıştır.
- Fitnelerin tehlikesi, bunlardan Allah'a sığınmanın ve kurtulmak için O'na dua etmenin önemi ifade edilmiştir.
- Deccal'in çıkacağı ve fitnesinin büyüklüğü ispat edilmiştir.
- Son teşehhütte bu duanın yapılması müstehaptır.
- Salih amelden sonra dua etmek müstehaptır.
Kaynakça
صحيح البخاري (2/ 99) (1377).
صحيح مسلم (1/ 412) (588).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 172).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص212).
خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، لفيصل آل مبارك (ص96).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، إِذَا كَبَّرَ فِي الصَّلَاةِ، سَكَتَ هُنَيَّةً قَبْلَ أَنْ يَقْرَأَ، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي أَرَأَيْتَ سُكُوتَكَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ، مَا تَقُولُ؟ قَالَ «أَقُولُ: اللهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ، اللهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الْأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ، اللهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başladığında tekbir ve kıraat arasında kısa bir süre sükût ederdi. Dedim ki: Ey Allah’ın Rasûlü! Anam babam sana feda olsun, tekbir ile kıraat arasındaki sükût etmenizde ne okuyorsunuz? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu duayı okuyorum, dedi: «Allahumme bâid beynî ve beyne hatâyâye kemâ bâadte beyne’l-meşrikı ve’l-mağribi. Allâhumme nakkinî min hatâyâye kemâ yunakka’s-sevbu’l-ebyadu mine’d-denes. Allâhumme’ğsilnî min hatâyâye bi’s-selci ve’l-mâi ve’l-beradi.» (Allah'ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle. Allah'ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle)».
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlarken “Allahu Ekber” dediğinde, Fatiha Suresi'ni okumadan önce hafifçe durur ve bazı dualarla namaza başlardı. Sünnette gelen dualar arasında şu dua da vardır: «Allah'ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle. Allah'ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle).» Doğu ile batının buluşmasının imkânsız olduğu gibi, kendisiyle de günahlarının asla buluşmanın mümkün olmayacağı bir şekilde, günahlara düşmemesi, kendisini günahlarından uzaklaştırması için Allah -Azze ve Celle-'e dua etmektedir. Şayet günaha girmişse beyaz elbisenin kiri giderildiği gibi kendisini günahtan arındırmasını ve günahları silmesini, onu bu üç soğuk temizleyici su, kar ve dolu ile yıkayarak günahlarından temizlemesini, Cehennem'in alevini ve yakıcı sıcaklığını soğutmasını niyaz etmektedir.
Faydalar
- Sesli kıraat olan bir namaz olsa da başlangıç duasını sessiz okunur.
- Sahabeler -radıyallahu anhum- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yaptığı davranışları ve sessiz sakin olduğu durumlarını (her halini) öğrenmek için hırslı idiler.
- Başlangıç duasının başka sîgaları da vardır ve bir kişinin, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den kendisine zikredilen ve sabit olan duaları öğrenip, bu duayı bir namazda, diğer duayı başka bir namazda okuması en doğru olanıdır.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 149) (744).
صحيح مسلم (1/ 419) (598).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 118).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص143).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (2/ 186).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رضي الله عنه: أَنَّ رَسُولَ صَلَّى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَخَذَ بِيَدِهِ، وَقَالَ: «يَا مُعَاذُ، وَاللَّهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ»، فَقَالَ: «أُوصِيكَ يَا مُعَاذُ لَا تَدَعَنَّ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ تَقُولُ: اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ».
Muâz b. Cebel -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (Muâz’ın elini tutmuş ve) şöyle buyurmuştur: «Ey Muâz! Allah’a yemin ederim ki, ben seni gerçekten seviyorum.» Sonra şöyle buyurdu: «Ey Muâz! Sana her namazın sonunda şu duayı hiç bırakmamanı tavsiye ediyorum: Allah’ım! Seni anmak, sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et.»
Ebû Dâvûd, Nesâî ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Muâz -radıyallahu anh-'ın elini tutmuş ve ona şöyle buyurmuştur: Vallahi ben seni gerçekten seviyorum. Ey Muâz! Sana tavsiye ederim ki, her namazın sonunda şu duayı okumayaı sakın unutma: (Allah’ım! Seni zikretmede bana yardım et.) — Yani, itaate yaklaştıran her söz ve amelde Sana zikri devam ettirmemde bana yardımcı ol. (Ve Sana şükretmede bana yardım et.) — Yani, nimetlerin elde edilmesi ve belaların defedilmesi karşısında Sana şükretmemde bana yardımcı ol. (Ve Sana en güzel şekilde ibadet etmemde bana yardım et.) — Yani, Allah’a ihlâs ile ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ittibâ ederek kulluğu en güzel şekilde yerine getirmemde bana yardımcı ol.
Faydalar
- Bir kimseye onu Allah için sevdiğini söylemek meşru kılınmıştır.
- Bu duanın her farz ve nafile namazın sonunda yapılması müstehaptır.
- Bu birkaç kelimeden oluşan dua ifadelerinde, dünya ve âhirete dair bütün istekler bulunmaktadır.
- Allah için sevmenin faydaları arasında birbirine hakkı tavsiye etmek, birbirlerine öğüt vermek, iyilik ve takvada yardımlaşmak vardır.
- Et-Tîbî -rahimehullah- şöyle demiştir: Allah'ı anmak mutluluğun başlangıcıdır, O'na şükretmek nimetlere kavuşmaya vesiledir. Güzel bir şekilde ibadet etmek için insanı Allah Teâlâ'dan uzaklaştıran şeylerden soyutlanmak gerekir.
Kaynakça
سنن أبي داود (2/ 630) (1522).
سنن النسائي (3/ 53) (1303).
مسند أحمد (36/ 429) (22119).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 450).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص259).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 264).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (6/ 284).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 353).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَائِشَةَ رضي الله عنها قَالَتْ: فَقَدْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيْلَةً مِنَ الْفِرَاشِ فَالْتَمَسْتُهُ فَوَقَعَتْ يَدِي عَلَى بَطْنِ قَدَمَيْهِ وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ وَهُمَا مَنْصُوبَتَانِ، وَهُوَ يَقُولُ: «اللهُمَّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ».
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yatakta bulamadım. Onu aradım; derken elim, odada secde hâlindeyken ayaklarının altına dokundu. Ayakları dikilmiş durumdaydı ve şöyle diyordu:«Allah'ım! Senin gazabından rızana, cezalandırmandan affına sığınırım. Senden yine Sana sığınırım. Seni lâyık olduğun şekilde sena etmekten (övmekten) acizim. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında uyuyordum. Geceleyin onu yanımda bulamadım. Elimle odada namaz kıldığı yeri yokladım. Bir de baktım ki secde hâlinde, ayakları dikilmiş durumda ve şöyle diyordu:
Rızânı vesile edinerek gazabından sana sığınırım; affın ve esenliğinle de cezandan sana sığınırım. Ve yine Sana karşı Senden sana sığınırım; cemâl sıfatlarını vesile ederek celâl sıfatlarından korunmayı isterim. Çünkü Senden yine ancak Sen korursun. Allah’tan kaçıp sığınılacak hiçbir yer yoktur; ancak yine O’na sığınılır. Seni lâyık olduğun şekilde sena etmekten acizim. Senin nimetlerini ve ihsanını hak ettiğin şekilde saymaya ne gücüm yeter ne de buna ulaşabilirim. Bu konuda ne kadar çaba sarf edersem edeyim, nimetlerinin ihatasından ve şükründen aciz kaldığımı itiraf ederim. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin. Kendine yakışan övgülerle kendini öven sensin. Öyleyse senin övgünün hakkını tam olarak kim yerine getirebilir ki?!
Faydalar
- Bu duaları secdede yapmak müstehaptır.
- Mîrek -rahimehullah- şöyle demiştir: Nesâî’nin rivayetlerinden birinde şöyle geçer: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu duayı, namazını bitirip yatağına yattığı zaman okurdu.
- Kur'an ve sünnette gelmiş olan isimleri ve sıfatlarıyla Allah'a dua ve sena etmek müstehaptır.
- Hadiste, rükû ve secde halindeyken, yaratıcımız olan Allah'ı yüceltme vardır.
- Allah'ın zatına sığınmak caiz olduğu gibi, Yüce Allah'ın sıfatlarına sığınmak da caizdir.
- El-Hattâbî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu sözde çok güzel bir mana daha vardır. O da şudur ki; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın rızasına sığınarak O'nun gazabından, afiyetine sığınarak da cezalandırmasından korunmayı dilemiştir. Rıza ve gazap birbirine zıt iki kavramdır; aynı şekilde afiyet ve bağışlanma da cezayla yakalamanın karşıtıdır. Fakat zıddı olmayan Zat’a, yani Allah Subhânehu ve Teâlâ'ya gelince; başka bir şeye değil, yine O'na sığınmıştır. Bunun anlamı şudur: Kulluk vazifesinin hakkını tam olarak yerine getirememekten ve O’nu gereği gibi sena etmekteki kusurlardan dolayı bağışlanma dilemektir. Sana övgüyü saymakla bitiremem sözüne gelince, buna ne gücüm yeter ne de bunu layıkıyla başarabilirim demektir.
Kaynakça
صحيح مسلم (1/ 352) (486).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص781).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 510).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين 2/ 979).
طريق الهجرتين وباب السعادتين، لابن قيم الجوزية (ص136).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: مَا صَلَّى النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلاَةً بَعْدَ أَنْ نَزَلَتْ عَلَيْهِ: {إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالفَتْحُ} [النصر: 1] إِلَّا يَقُولُ فِيهَا: «سُبْحَانَكَ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي».
وعَنْها قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ: «سُبْحَانَكَ اللهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللهُمَّ اغْفِرْ لِي» يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, üzerine {Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman...} (Nasr: 1) suresi indikten sonra, kıldığı her namazda mutlaka şöyle derdi: «Subhâneke Rabbenâ ve bi-hamdike Allâhumma'ğfir-lî» Manası: «Rabbimiz! Seni hamdinle tenzih eder ve tesbih ederim. Allah'ım, beni bağışla!» Yine Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükû ve secdede çokça şöyle derdi:
«Subhânekallâhumme Rabbenâ ve bi-hamdike, Allâhumma'ğfir-lî» Manası: «Allah'ım! Rabbimiz! Seni hamdinle tenzih eder ve tesbih ederim. Allah'ım, beni bağışla!» O, bu sözüyle Kur'an'ın (emrini) uyguluyordu.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Müminlerin annesi Aişe -radıyallahu anha-'nın haber verdiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e {Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman...} ayeti nazil olunca, Kur’an’ın emrine uymuş ve Yüce Allah’ın “Rabbini hamt ile tespih et ve O’ndan mağfiret dile” emrine hemen uymuştur. Namazda rükû ve secde ederken sık sık «Subhâneke» yani ''Seni, sana yakışmayan her türlü noksanlıktan tenzih ederim'', «Allâhumme Rabbenâ ve bi-hamdike» yani ''Senin zatının, sıfatlarının ve fiillerinin kemaline karşı övgü ile, «Allâhumme'ğfir-lî» yani ''günahlarımı silip, onları affet'' derdi.
Faydalar
- Bu duanın, rüku ve secdelerde sık sık okunması müstehaptır.
- Ömrün son deminde istiğfar etmekte (bağışlanma dilemekte); ibadetlerin -ve özellikle de namazın- sonunda, ibadet esnasında meydana gelen kusur ve noksanlıkları telafi etmek adına yine istiğfar ile kapanış yapılması gerektiğine dair bir uyarı (ve işaret) vardır.
- Yüce Allah'a, duanın kabulü için tevessül etmenin en güzel yolu, O'na hamt etmek, O'nu tespih etmek ve O'nu her türlü noksanlıktan ve kusurdan tenzih etmektir.
- Her durumda istiğfarda bulunmanın ve bağışlanma dilemenin fazileti bildirilmiştir.
- Hadiste, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, Allah'a olan tam kulluğu ve emrine itaat etmesi ifade edilmiştir.
Kaynakça
صحيح البخاري (6/ 178) (4968، 4967).
صحيح مسلم (1/ 350-351) (484).
تيسير العلام، للبسام (ص214).
تنبيه الأفهام، للعثيمين (2/ 278).
الإفهام في شرح عمدة الأحكام، لابن باز (ص263).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 176).
خلاصة الكلام، فيصل المبارك (ص97).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى قَالَ: لَقِيَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ، فَقَالَ: أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً؟ إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ عَلَيْنَا، فَقُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَدْ عَلِمْنَا كَيْفَ نُسَلِّمُ عَلَيْكَ، فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ؟ قَالَ: «فَقُولُوا: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ».
Abdurrahman b. Ebî Leyla dedi ki: Kâ‘b İbni Ucre -radıyallahu anh- benimle karşılaştı ve sana bir hediye vereyim mi? dedi. Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımıza gelmişti. Kendisine: "Yâ Rasûlallah! Allah sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik, sana nasıl salavat getireceğiz? diye sorduk. O da şöyle söyleyin diye buyurdu: «Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme, inneke hamîdün Mecîd. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme, inneke Hamîdün Mecîd.»
Allah'ım! İbrahim’e (ve ailesine) rahmet ettiğin gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık olan ve yüce olansın. Allah’ım! İbrahim’e (ve ailesine) hayır ve bereket lütfettiğin gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye layık olan ve yüce olansın.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Sahabeler, "Selam sana ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun..."? diye selam vermeyi öğrendikten sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e nasıl salavat getireceklerini sordular. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine nasıl salavat getirileceğini ve manasını anlatmıştır: ''Allâhumme salli alâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed'' Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de salatu selam eyle. Yani: Onu, (mele-i âlâda) en yüce toplulukta, onun dinine uyanları ve yakınları arasında Müminleri güzel sözlerle öv Allah'ım. «Allah’ım! İbrahim -aleyhisselam-'ın izinden gidenlere rahmet ettiğin gibi» Nasıl ki, İbrahim'in ailesine, İbrahim'e, İsmail'e ve İshak'a ve onların soyundan gelenlere ve onların peşinden giden Müminlere lütufta bulunduysan, aynı şekilde Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e de lütfundan bahşet. ''Sen çokça hamt edilen, şan ve şeref sahibisin'' Yani: Zatında, sıfatlarında ve fiillerinde övülmeye layık olan, azametinde, hükümranlığında ve cömertliğinde engin olan. ''Allah'ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ailesini de mübarek kıl.'' Yani, ona en büyük hayır ve fazileti ver, o fazileti artır ve onun için o fazileti sabit kıl.
Faydalar
- Selefi salihin ilim meseleleri üzerinde müzakere yapıyorlardı.
- Namazın son teşehhüdünde/oturuşunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salatu selam getirmek farzdır.
- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına kendisine salatu selam getirmeyi öğretti.
- Bu kip, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salatu selam getirmenin en mükemmel şeklidir.
Kaynakça
صحيح البخاري (8/ 77) (6357).
صحيح مسلم (1/ 305) (406).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص208).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (2/ 270).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 170).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها أنّ رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم كانَ يقول في ركوعه وسجودِه: «سبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ المَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ».
Âişe -radıyallahu anhuâ-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükûsunda ve secdesinde şöyle söylüyordu:''Subbûh, Kuddûs, meleklerin ve Cebrâil'in Rabbi olan (Allah).''
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- rükûunda ve secdesinde ''Subbûhun Kuddûsun rabbul melaiketi verrûh'' derdi.Subbûhun,Kuddûsun yani tenzih etmekte mubalağadır.Allah Celle ve Alâ her türlü noksanlıklardan münezzehtir.''Rabbul Melâike'' Meleklerin rabbi melekler Allah -Azze ve Celle'nin- ordularıdır.Görmediğimiz bir alemdir.''Rûh'' O da Cebrâil -aleyhisselam- olup meleklerin en faziletlisidir.Ve bir insan için rükûsunda ve secdesinde çokça ''Subbûhun Kuddûsun Rabbu'l Melâiketi ver'-Rûh'' demesi gerekir.Kuddûs Allah'ın en güzel isimlerindendir.O da Kuds kelimesinden alınmıştır.Manası:Yücelterek ve büyük sayarak O'nu kötülükten tenzih etti ve uzaklaştırdı demektir.Subbûh Allah'ın güzel isimlerinden bir isimdir.Yani mukaddes olan her türlü ayıp ve noksanlıktan münezzeh demektir.
Kaynakça
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ.
رياض الصالحين، للنووي، تحقيق: ماهر الفحل، دار ابن كثير - بيروت، الطبعة الأولى 1428هـ - 2007م.
صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين, مؤسسة الرسالة, الطبعة الرابعة عشر, 1407هـ.
كنوز رياض الصالحين، نشر: دار كنوز إشبيليا، الطبعة الأولى، 1430هـ - 2009م.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
شرح أسماء الله الحسنى في ضوء الكتاب والسُّنَّة، للقحطاني، الناشر: مطبعة سفير، الرياض، توزيع: مؤسسة الجريسي للتوزيع والإعلان، الرياض.
صفات الله عز وجل الواردة في الكتاب والسنة، علوي بن عبد القادر السَّقَّاف، دار الهجرة، الطبعة الثالثة، 1426 هـ - 2006 م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ قَالَ: كَانَ ابْنُ الزُّبَيْرِ يَقُولُ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ حِينَ يُسَلِّمُ: «لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الْفَضْلُ وَلَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ» وَقَالَ: «كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُهَلِّلُ بِهِنَّ دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ».
Ebu'z-Zübeyr'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: İbn ez-Zübeyr her namazı bitirip selam verdiği zaman şöyle derdi: «Bir ve ortağı olmayan Allah’tan başka hak ilah yoktur. Mülk O’nundur, hamt O’nadır, O’nun her şeye gücü yeter. Ondan başka güç ve kuvvet yoktur. O'ndan başka hak ilah yoktur. Ancak ona ibadet ederiz, nimet O'nundur, fazilet O'nundur. Güzel övgü O'nadır. Allah'tan başka hak ilah yoktur. Kâfirler hoş görmese de dini yalnızca O'na halis kılarız.» Dedi ki: «Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- her namazdan sonra bu kelimeleri yüksek sesle söylerdi.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- her farz namazdan sonra selam verip bu önemli zikri yüksek sesle okurdu ve anlamı şudur:
“Lâ ilâhe illallah" manası; Yüce Allah'tan başka hak ilah yoktur demektir.
“O tektir O’nun ortağı yoktur.” Anlamı: İlahlığında, Rabliğinde, isim ve sıfatlarında O'nun ortağı yoktur.
"Hükümranlık mülk O'nundur." Anlamı: Mutlak, küllî ve geniş mülk O'nundur. Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin mülkü O'na aittir.
“Hamt O'na mahsustur” Anlamı: Mutlak mükemmellikle vasıflanmış, her durumda; sıkıntı anında da rahatlık anında da mükemmel olmasıyla sevgi ve tazim edilerek övgüye layık olandır.
“O her şeye Kadir'dir”: O'nun kudreti her yönden tam ve eksiksizdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz ve hiçbir şey O'nu bir şeyler yapmaktan alıkoyamaz.
"Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır" Allah’ın izni ve yardımı olmadan bir hâlden başka bir hâle geçiş (güç yetirme) yoktur; O’nun yardımı olmadan ne günahı terk edebilir, ne de itaate güç yetirilebilir. Güç ve kuvvet yalnızca Allah’tandır; yardımcı O'dur, O’na dayanılır.
“Allah'tan başka hak ilah yoktur ve biz O'ndan başkasına kulluk etmeyiz”: İlahlığın anlamı vurgulanmış, şirk reddedilmiştir. O'ndan başkası ibadet edilmeye layık değildir.
“Nimet O'nundur, lütuf da O'nundur.” Nimetleri yaratan, onlara malik olan ve kullarından dilediğine onları ihsan eden O'dur.
En güzel hamt O'na mahsustur: Her zaman O'nun zatına, sıfatlarına, fiillerine, nimetlerine hamt edilir.
“Allah'tan başka hak ilah yoktur ve biz dini O'na halis kılarız”, yani Allah'a itaatte tevhit ehliyiz ve Allah'a itaatte riya ve gösteriş yapmayız.
“Kâfirler hoşlanmasa da” yani, kâfirler kerih görseler de Allah'ı birlemede ve O'na kullukta sebat edenlerdeniz.
Faydalar
- Her farz namazdan sonra bu zikre devam edilmesi müstehaptır.
- Müslüman, diniyle gurur duyar ve kâfirler hoşlanmasa da dinin şiarlarını gösterir.
- Hadis-i şerifte “namazın sonunda” tabiri geçmektedir, namazdan sonra açıkça denilmese de asıl olan selamdan sonra söylenmesidir. Dua olarak yapılıyor ise namaz bitmeden yani selam vermeden önce yapılır.
Kaynakça
صحيح مسلم (1/ 415) (594).
سبل السلام شرح بلوغ المرام، للصنعاني (1/ 293).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 61).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمصطفى الخِن وغيره (2/ 973).
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (2/ 499).
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (2/ 762).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 492).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com