İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Namaz Kılma Şekli

53 hadis

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi

عَن ابْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلَاةَ، وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ، رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ أَيْضًا، وَقَالَ: «سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، رَبَّنَا وَلَكَ الحَمْدُ»، وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ.
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi. Rükûa eğilmek istediğinde yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve rükûdan başını kaldırdığı zaman yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve «Semiallahu limen hamideh Rabbenâ leke'I-hamd» (Allah, kendisine hamt eden kuluna icabet etti. Rabbimiz, hamt sanadır.) derdi. Bunu (yani ellerini tekbir ile kaldırma işini) secdeye gideceği zaman yapmazdı.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılarken ellerini omuzu hizasına veya omuzuna kadar üç yerde kaldırırdı. O da omuz kemiği ve pazunun birleştiği yerdir. Birinci yer: Namaza başladığında başlangıç tekbiri getirdiği zaman. İkincisi: Rükûa gitmek için “Allahu Ekber” derken. Üçüncüsü: Rükûdan başını kaldırıp: ''Semiallahu limen hamideh Rabbenâ leke'I-hamd'' (Allah, kendisine hamt eden kuluna icabet etti. Rabbimiz, hamt sanadır.) dediği zaman. Secdeye başlarken ve secdeden kalkarken ellerini kaldırmazdı.

Faydalar
  1. Namazda elleri kaldırmanın hikmetlerinden biri de, namazın süsü ve Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya tazim olmasıdır.
  2. Ebû Humeyd es-Sâ'idî'nin Ebû Dâvûd ve diğer hadis kitaplarında geldiği gibi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ellerini dördüncü yerde kaldırdığı sabittir. Üç rekâtlı ve dört rekâtlı namazlarda ilk teşehhütten sonra ayağa kalkarken ellerini kaldırmıştır.
  3. Ayrıca Mâlik b. Huveyris'in Sahiheyn'de (Buhârî ve Müslim'de) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet ettiğine göre, ellerini kulakları hizasında kulaklarına dokunmadan kaldırdığı da sabittir: «Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ellerini kulak hizasına kadar kaldırdı.»
  4. "Semiallahu liman hamideh" ve "Rabbenâ ve leke'l Hamd" ifadelerinin bir arada söylenmesi imamlık yapan ve yalnız namaz kılana mahsustur. İmamın arkasında namaz kılan: Sadece ''Rabbenâ ve leke'l Hamd.'' der.
  5. Rükûdan sonra "Rabbenâ ve leke'l Hamd.'' (Rabbimiz, hamt sana mahsustur) demek, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet edildiğine göre sahihtir. Dört sîgası vardır ve bu, onlardan biridir. Bir kimsenin bu sîgaları araştırıp öğrenmesi ve bazen bunu, bazen de diğerlerini okuması en hayırlı olanıdır.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 148) (735). صحيح مسلم (1/ 292) (390). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 122). تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص151). تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (2/ 192).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, avucum onun avuçlarının içinde olduğu halde, Kur'an'dan sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti

عَنِ ابْنَ مَسْعُودٍ رضي الله عنه قَالَ: عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَكَفِّي بَيْنَ كَفَّيْهِ، التَّشَهُّدَ، كَمَا يُعَلِّمُنِي السُّورَةَ مِنَ القُرْآنِ: «التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ». وفي لفظ لهما: «إِنَّ اللهَ هُوَ السَّلَامُ، فَإِذَا قَعَدَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلَاةِ فَلْيَقُلْ: التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ، فَإِذَا قَالَهَا أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ لِلَّهِ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، ثُمَّ يَتَخَيَّرُ مِنَ الْمَسْأَلَةِ مَا شَاءَ».
İbn Mesûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, avucum onun avuçlarının içinde olduğu halde, Kur'an'dan sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti: «Et-tahıyyâtü lillâhi vessalevâtu vettayyibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh, Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluhu.» Buhârî ve Müslim'in başka bir lafzında: «Allah selâmın kendisidir, sizden birisi namazda oturduğu zaman şöyle söylesin: Et-tahıyyâtü lillâhi vessalevâtu vettayyibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh, Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Bunu söylediğinde gökyüzü ve yerdeki bütün salih kullara selam vermiş olursun. Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluhu. Sonra dilediği gibi dua eder.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda okunan teşehhüdü İbn Mesûd -radıyallahu anh-'a öğretmiştir. İbn Mesûd -radıyallahu anh-'ın dikkatini çekmek için elini avuçlarının içine almıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kur'an'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretmesi bu duaya hem söz hem de anlam olarak önem verdiğini göstermektedir. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurmuştur: "Et-tahıyyâtü lillâhi": Tazim içeren bütün söz ve fiiller bu kapsama girmektedir. Bütün bu tazimler Allah -Azze ve Celle-'nin hakkıdır. "es-salevâtu": Farzları ve nafileleri ile bütün namazlar Allah Teâlâ'ya aittir. "et-tayyibâtu": Mükemmelliği ifade eden güzel söz, fiil ve özelliklerdir. Bütün bunlar Allah Teâlâ'nın hakkıdır. "Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh": Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in her türlü musibet ve zarardan selamette olması, her türlü hayrın onun için artması ve bereketlenmesi için niyazda bulunmaktır. "Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn": Namaz kılan, yerlerde ve gökte bulunan bütün salih kullar için selamette olmalarını niyaz etmektir. "Eşhedu en lâ ilâhe illallâh": Allah'tan başka hak ilah olmadığını kesin bir şekilde ikrar ve kabul ediyorum. "ve enne Muhammeden abduhu ve rasûluhu": Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kulluğunu ve son peygamber olduğunu ikrar ve kabul ediyorum. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılan kimsenin dilediği duayı etmesi için teşvik etmiştir.

Faydalar
  1. Bu teşehhüdün okunacağı yer, her namazda iki, üç ve dördüncü rekâtta ikinci secdeden sonraki oturuştadır.
  2. Teşehhüde oturulduğunda et-Tahiyyatu duasını okumak farzdır. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sabit olan her lafız ile yapılması caizdir.
  3. Namazda günah içermediği sürece kişinin sevdiği şeyi istemesi caizdir.
  4. Kişinin, duaya kendisi ile başlaması müstehaptır.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 59) (6265). صحيح مسلم (1/ 301) (402). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 168). تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص206). خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، لفيصل آل مبارك (ص94).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza kalkınca, ayakta durduğu zaman tekbir getirirdi, sonra rükûya varınca da tekbir getirirdi. Sonra rukûdan kalkarak belini doğrulturken «Semi'allahu Limen Hamidehu» derdi."

عن أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قال: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا قام إلى الصلاة يُكَبِّرُ حين يقوم، ثم يُكَبِّرُ حين يركع، ثم يقول: سَمِعَ اللَّه لِمَنْ حَمِدَهُ، حين يَرْفَعُ صُلْبَهُ من الرَّكْعَةِ، ثم يقول وهو قائم: ربنا ولك الحمد، ثم يُكَبِّرُ حين يَهْوِي، ثم يُكَبِّرُ حين يَرْفَعُ رأسه، ثم يُكَبِّرُ حين يَسْجُدُ، ثم يُكَبِّرُ حين يَرْفَعُ رأسه، ثم يفعل ذلك في صلاته كلها حتى يقضيها، ويُكَبِّرُ حين يقوم من الثِّنْتَيْنِ بعد الجلوس، ثم يقول: أبو هريرة «إني لأشَبَهُكم صلاة برسول الله صلى الله عليه وسلم ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza kalkınca, ayakta durduğu zaman tekbir getirirdi, sonra rükûya varınca da tekbir getirirdi. Sonra «Semi'allahu Limen Hamidehu» deyip rukûdan kalkarak belini doğrultunca «Rabbena ve Leke'l-Hamdu» derdi. Sonra secde için eğilince tekbir getirir, secdeden başını kaldırınca yine tekbir getirir, sonra tekrar sec­deye eğilince tekbir getirir, sonra secdeden başını kaldırınca yine tekbir getirirdi. Sonra da bunu namazın her rekâtinde namazı biti­rinceye kadar yapardı. İkinci rekâtin sonunda oturup et-Tehiyyattan sonra kalkınca yine tekbir getirirdi." Sonra Ebû Hureyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir: "Muhakkak ki sizden; namazı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına en çok benzeyen benim."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Namazın tamamı sözlü ve fiilî olarak Allah'ı tazim etmeyi içerir. Bu hadis-i şerifte namazın şiarı beyan edilmiştir. O da, Allah -Subhanehu ve Teâlâ- için azameti ve ululuğu ispat etmektir. Çünkü namaz, Allah'ı tazim ve yüceltmek için bir şiar ve bir alâmet kılınmıştır. Namaza başlanıldığında ayakta dümdüz durularak tekbiratu'l ihram (Başlangıç tekbiri) ile tekbir getirilir. Kıraatı bitirdiğinde rukûya eğilirken tekbir getirir. Rükûdan kalkıp belini doğrultunca "Semi'allahu Limen Hamidehu" der, sonra ayakta iken Allah'a hamd ve senâ eder. Sonra secde için eğilince tekbir getirir, secdeden başını kaldırınca yine tekbir getirir, sonra da bunu namazın her rekâtında namazı bitirinceye kadar yapar. İki teşehhüdü olan namazlarda ilk teşehhüdden kalkarken tekbir getirilir. Allah Teâlâ rukûdan doğrulma hariç geri kalan bütün intikallerde tekbir getirmeyi has kılmıştır.

Kaynakça

الإلمام بشرح عمدة الأحكام لإسماعيل الأنصاري، ط1، دار الفكر، دمشق، 1381ه تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الإمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426 هـ تنبيه الأفهام شرح عمدة لأحكام لابن عثيمين، ط1، مكتبة الصحابة، الإمارات، 1426ه عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق ، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408 هـ صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423 هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Secdede mu'tedil olun. Siz­den biriniz kollarını, köpeğin dirseklerini yere yaydığı gibi yayma­sın.»

عن أَنَس بن مالك رضي الله عنه عَنْ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «اعْتَدِلُوا في السجود، ولا يَبْسُطْ أحدكم ذِرَاعَيْهِ انْبِسَاطَ الكلب».
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Secdede mu'tedil olun. Siz­den biriniz kollarını, köpeğin dirseklerini yere yaydığı gibi yayma­sın.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- secdede itidalli olmayı emretmiştir. Böylece namaz kılan kimse secdede güzel bir görünümde olur. Ellerini yere koyar dirseklerini kaldırarak yan tarafından uzak tutar. Çünkü bu hal, enerjik olmanın ve namazı isteyenlerin göstergesidir. Çünkü bu görünüm secde azalarının yerleşip ibadetten haz almasını sağlar. Secdede kolların yayılması yasaklanmıştır. Çünkü bu haraket; tembelliğin ve bıkkınlığın göstergesidir. Aynı zamanda köpeğe benzeme vardır. Bu da güzel olmayan bir benzemedir.

Kaynakça

- صحيح البخاري -الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب، الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - الإلمام بشرح عمدة الأحكام للشيخ إسماعيل الأنصاري -مطبعة السعادة- الطبعة الثانية 1392ه. - تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام -محمد بن صالح العثيمين -رحمه الله- مكتبة الصحابة -الشارقة- الإمارات العربية المتحدة، الطبعة الأولى، 1426هـ. - تيسير العلام شرح عمدة الأحكام -عبد الله البسام- تحقيق محمد صبحي حسن حلاق -مكتبة الصحابة- الشارقة، الطبعة العاشرة، 1426هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazını izledim. O'nun kıyamının, rükusunun, rükudan sonra doğrulmasının, secdesinin, iki secde arasında oturuşunun, secdesinin ve selam vermesi ile namazdan çıkması arasında geçen zaman içerisindeki oturuşu birbirine çok yakındı.

عن الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ رضي الله عنهما قال: «رَمَقْتُ الصلاة مع محمد صلى الله عليه وسلم فوجدت قيامه، فَرَكْعَتَهُ، فاعتداله بعد ركوعه، فسجدته، فَجِلْسَتَهُ بين السجدتين، فسجدته، فَجِلْسَتَهُ ما بين التسليم والانصراف: قريبا من السَّوَاء». وفي رواية: «ما خلا القيام والقعود، قريبا من السَّوَاءِ».
Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazını izledim. O'nun kıyamının, rükusunun, rükudan sonra doğrulmasının, secdesinin, iki secde arasında oturuşunun, secdesinin ve selam vermesi ile namazdan çıkması arasında geçen zaman içerisindeki oturuşu birbirine çok yakındı. Başka bir rivayette; "Kıyam ve oturuş hariç (namazın diğer kısımları) birbirine yakındı."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Berâ b. Âzib -radıyallahu anhuma- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-in nasıl namaz kıldığını öğrenip, ona tabi olmak için namazını izlemiş ve O'nun namazını şöyle vasfetmiştir. O'nun, namazı orantılı ve uzunluğu birbirine yakındı. Kıraatte bulunduğu kıyamı ve teşehhüde oturuşu, rükusu, rükudan doğrulması ve secdesi ile orantılıydı. Mesela rükuyu hafif tutup, kıyamı uzatmazdı ya da secdeyi uzun tutup sonra kıyamı ya da oturuşu hafif tutmazdı. Bilakis her bir rüknü diğer bir rükün ile orantılı yapardı. Yoksa manası şöyle değildir: Kıyam ve teşehhüd için oturuşu secde ve rüku kadardı. Bilakis manası; birini hafif (kısa) tutup diğerini ağır (uzun) tutmazdı.

Kaynakça

تيسير العلام، للبسام، الناشر: مكتبة الصحابة، الإمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة العاشرة، 1426هـ - 2006 م. تنبيه الأفهام، للعثيمين، طبعة مكتبة الصحابة الإمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة الأولى، 1426. تهذيب اللغة, المؤلف: محمد بن أحمد بن الأزهري الهروي، المحقق: محمد عوض مرعب, الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت, الطبعة: الأولى، 2001م. - تأسيس الأحكام، لأحمد بن يحيى النجمي, طبعة دار المنهاج. صحيح البخاري، لأبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق محمد زهير بن ناصر الناصر، الناشر: دار طوق النجاة، الطبعة: الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Dön de yeniden kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ المَسْجِدَ فَدَخَلَ رَجُلٌ، فَصَلَّى، فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَرَدَّ وَقَالَ: «ارْجِعْ فَصَلِّ، فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ»، فَرَجَعَ يُصَلِّي كَمَا صَلَّى، ثُمَّ جَاءَ، فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: «ارْجِعْ فَصَلِّ، فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ» ثَلاَثًا، فَقَالَ: وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالحَقِّ مَا أُحْسِنُ غَيْرَهُ، فَعَلِّمْنِي، فَقَالَ: «إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَكَبِّرْ، ثُمَّ اقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ القُرْآنِ، ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْدِلَ قَائِمًا، ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا، وَافْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescide girdi. Derken biri de girip namaz kıldı. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip selam verdi. Allah Rasûlü selamı aldıktan sonra: «Dön de yeniden kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın.» buyurdu. O kimse dönüp evvelce kıldığı gibi namazı tekrar kıldı. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip selam verdi. Selam verdikten sonra: «Dön de yeni baştan kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın.» buyurdu. Ta ki Allah Rasûlü bunu üç kere yaptı. Nihayet o kimse: Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, bundan daha iyisini bilmiyorum. Bana (doğrusunu) öğret dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: «Namaza durduğun vakit başlangıç tekbirini al, sonra da Kur'an'dan kolayına geleni oku. Sonra rükû et, rükû hâlinde azaların iyice sükûnet bulup yerleşinceye kadar (bekle).” Sonra başını rukûdan kaldırıp ayakta (büsbütün) doğruluncaya kadar dur. Sonra secdeye var ve azaların iyice sükûnet bulup yerleşinceye kadar (bekle). Sonra başını secdeden kaldırıp da azaların sükûnet bulup yerleşinceye kadar otur. Sonra aynı şeyleri namazının bütün rekatlarında da aynen yap.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- mescide girdi ve onun ardından bir kişi mescide girdi ve iki rekât hızlı bir şekilde namaz kıldı. Ancak bu kişi, kıyamda, rükûda ve secdede tadili erkana dikkat etmedi. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- onun namazını dikkatle izliyordu. Sonra bu kişi mescidin bir köşesinde oturan Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi ve ona selam verdi, selamını aldı ve o kişiye şöyle dedi: Geri dön namazını tekrar et, çünkü sen namaz kılmadın. Bu kişi geri döndü ve daha önce kıldığı gibi namazını hızlıca kıldı. Sonra gelip Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e selam verdi ve Peygamber aleyhisselam- ona şöyle buyurdu: Geri dön tekrar namaz kıl. Çünkü sen namaz kılmadın, bunu üç kere tekrarladı. Bu kişi dedi ki: Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, bundan daha iyisini yapmayı bilmiyorum, bana öğret. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu: Namaz kılmak istediğinde iftitah/ başlangıç tekbirini al. Sonra Fâtiha’yı ve Allah'ın okumanı dilediği (sana kolay gelen) yerleri oku.Sonra rükû et; rükûda iyice sükûnet buluncaya kadar bekle. Bunun için avuçlarını dizlerinin üzerine koy, sırtını düz tut ve rükûunu tam olarak yerine getir. Sonra doğrul ve omurganı dik tut; kemikler eklem yerlerine dönüp yerleşinceye ve tam olarak ayakta duruncaya kadar bekle. Sonra secde et; secdede iyice sükûnet buluncaya kadar bekle. Bunun için alnını burnunla birlikte, ellerini, dizlerini ve ayak parmaklarının uçlarını yere iyice yerleştir. Sonra başını kaldır ve iki secde arasında otururken iyice sükûnet buluncaya kadar bekle. Sonra namazının her rekâtında bunu böyle yap.

Faydalar
  1. Bunlar namazın rükünleridir. Sehven (unutularak) da cehalet sebebiyle de terk edilmeleri mazur görülmez. Bunun delili, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ona namazı yeniden kılmasını emretmesidir. Sadece ona namazın nasıl kılınacağını öğretmekle yetinmemiş, ayrıca iade etmesini de emretmiştir.
  2. Tadili erkan namazın rükünlerindendir.
  3. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, namazın bazı farzlarını yerine getirmeyen kimsenin namazının sahih olmayacağına da delil vardır.
  4. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste; öğrenene ve bilgisiz kimseye yumuşak ve nazik davranmanın, konunun onun için açıklığa kavuşturulup, özetleyerek anlatmanın ve o kimse hakkında önemli olanla yetinmenin gerekliliği ifade edilmiştir. Durumu henüz bunları ezberlemeye ve yerine getirmeye müsait olmadığı için ayrıntılara ise girmemek gerekir.
  5. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bir kimse fetva için bir soru sorduğunda, müftü onun sormadığı fakat bilmeye ihtiyaç duyduğu başka bir hususu fark ederse, onu da açıklaması güzel ve tavsiye edilen bir davranıştır. Bu, gereksiz söz söylemek değil, Müslümana samimi nasihatte bulunmaktır.
  6. "Bundan başkasını güzelce yapamıyorum, bana öğret" sözü sebebiyle, kişinin kendi eksikliğini ve yetersizliğini itiraf etmesinin faziletine delil vardır.
  7. İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Hadiste, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak ve ilim öğrenmek isteyen kimsenin âlimden kendisine ders vermesini istemesi vardır.
  8. Karşılaşma esnasında selam vermek müstehap, verilen selamı almak ise farzdır. Görüşme kısa aralıklarla tekrarlansa bile selamı yenilemek müstehap, her seferinde verilen selamı almak ise farzdır.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 152) (757). صحيح مسلم (1/ 298) (397). تيسير العلام، للبسام (ص167). تنبيه الأفهام، للعثيمين (2/ 213). الإفهام في شرح عمدة الأحكام، عبد العزيز بن باز (ص203). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 138).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi kızı Zeynep'ten olan torunu Umâme'yi taşıyarak namaz kılardı.

عن أبي قَتَادَةَ الأَنْصَارِيِّ رضي الله عنه قال: «أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يُصَلِّي وهو حامل أُمَامَةَ بنت زينب بنت رسول الله صلى الله عليه وسلم ». ولأبي العاص بن الربيع بن عبد شَمْسٍ رضي الله عنه : «فإذا سجد وضعها، وإذا قام حملها».
Ebû Katâde el-Ensârî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre (O, şöyle demiştir): Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi kızı Zeynep'ten olan torunu Umâme'yi taşıyarak namaz kılardı. Ebû'l-Âs İbnu'r-Rabî' İbn Abdişşems -radıyallahu anh-'tan gelen bir rivayette: ''Şöyle ki, secdeye vardığı zamân onu yere koyar, secdeden kalktığında ise onu tekrar kucağına alırdı.''
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi kızı Zeynep'ten olan torunu Umâme binti Zeyneb'i namaz kılarken kucağına alarak namaz kılardı. Kıyama kalktığı zaman onu omzuna koyardı. Rükû ve secde yaptığı zaman da sevgisinden ve şefkatinden dolayı onu yere koyardı.

Kaynakça

تيسير العلام للبسام الناشر: مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة الطبعة- العاشرة، 1426 هـ - 2006 م . تنبيه الأفهام للعثيمين -طبعة مكتبة الصحابة الامارات - مكتبة التابعين- القاهرة- الطبعة الأولى 1426. صحيح البخاري -أبو عبد الله محمد بن إسماعيل بن إبراهيم بن المغيرة الجعفي البخاري، تحقيق محمد زهير بن ناصر الناصر - الناشر : دار طوق النجاة -الطبعة : الأولى 1422هـ. صحيح مسلم المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. تأسيس الأحكام -أحمد بن يحيى النجمي- دار المنهاج- القاهرة- مصر -الطبعة الأولى.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-,Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ- namaza ''Elhamdü lillahi Rabbi'l âlemîn'' diyerek başlıyorlardı.Bir rivayette:''Ebû Bekir,Ömer ve Osman ile beraber namaz kıldım onlardan hiç birinin Besmeleyi (sesli) okuyarak kıldığını duymadım.Müslim'in rivayetinde:''Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ebû Bekir,Ömer ve Osman'ın arkasında namaz kıldım (namazda) kıraata ''Elhamdü lillahi Rabbi'l âlemîn'' diyerek başlıyorlardı.Ne kıraatın başında ne de sonunda ''Bismillahirrahmanirrahhim,'i'' zikretmiyorlardı.

عن أَنَس بن مالك رضي الله عنه «أنّ النبي صلى الله عليه وسلم وأبا بكر وعمر رضي الله عنهما : كانوا يَسْتَفْتِحُونَ الصلاة بـ"الحمد لله رب العالمين"». وفي رواية: « صَلَّيْتُ مع أبي بكر وعمر وعثمان، فلم أسمع أحدا منهم يقرأ "بسم الله الرحمن الرحيم"». ولمسلم: « صَلَّيْتُ خلف النبي صلى الله عليه وسلم وأبي بكر وعمر وعثمان فكانوا يَسْتَفْتِحُونَ بـ"الحمد لله رب العالمين"، لا يَذْكُرُونَ "بسم الله الرحمن الرحيم" في أول قراءة ولا في آخرها».
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-,Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ- namaza ''Elhamdü lillahi Rabbi'l âlemîn'' diyerek başlıyorlardı.Bir rivayette:''Ebû Bekir,Ömer ve Osman ile beraber namaz kıldım onlardan hiç birinin Besmeleyi (sesli) okuyarak kıldığını duymadım.Müslim'in rivayetinde:''Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ebû Bekir,Ömer ve Osman'ın arkasında namaz kıldım (namazda) kıraata ''Elhamdü lillahi Rabbi'l âlemîn'' diyerek başlıyorlardı.Ne kıraatın başında ne de sonunda ''Bismillahirrahmanirrahhim,'i'' zikretmiyorlardı.
Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ve raşid halifeleri ile uzun süren arkadaşlığı ve beraberlliği sebebiyle onlardan hiç birinin namazda Besmeleyi (sesli) olarak ne kıraatın başında ne de sonunda okuduğunu işitmediğini zikrediyor.''Elhamdü lillahi Rabbi'l âlemîn'' diyerek namaza başlıyorlardı.İlim ehli Besmelenin sesli olarak okunmasının hükmünün meşruiyeti konusundaki görüşler açısından ihtilaf ettiler.İlim adamlarının görüşleri arasında sahih olan namaz kılan kimsenin namazda her rekatta Besmeleyi Fatiha'yı okumadan önce gizli olarak okumasıdır.Bu namazın sesli veya sessiz namaz olması fark etmez.

Kaynakça

تيسير العلام للبسام، الناشر: مكتبة الصحابة، الغمارات - مكتبة التابعين، القاهرة الطبعة- العاشرة، 1426 هـ - 2006 م . تنبيه الأفهام للعثيمين -طبعة مكتبة الصحابة الإمارات - مكتبة التابعين- القاهرة- الطبعة الأولى 1426. الإفهام في شرح عمدة الأحكام –عبد العزيز بن باز-اعتناء سعيد بن علي بن وهف القحطاني –الرياض –الطبعة الأولى -1435. الإلمام بشرح عمدة الأحكام لإسماعيل الأنصاري -طبعة دار الفكر- دمشق -الأولى 1381. خلاصة الكلام –فيصل المبارك الحريملي -الطبعة: الثانية، 1412 هـ - 1992 م. صحيح البخاري -أبو عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق محمد زهير بن ناصر الناصر -الناشر : دار طوق النجاة -الطبعة : الأولى 1422هـ. صحيح مسلم - المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي - الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 53
53 hadis
  1. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi
  2. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, avucum onun avuçlarının içinde olduğu halde, Kur'an'dan sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti
  3. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza kalkınca, ayakta durduğu zaman tekbir getirirdi, sonra rükûya varınca da tekbir getirirdi. Sonra rukûdan kalkarak belini doğrulturken «Semi'allahu Limen Hamidehu» derdi."
  4. «Secdede mu'tedil olun. Siz­den biriniz kollarını, köpeğin dirseklerini yere yaydığı gibi yayma­sın.»
  5. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazını izledim. O'nun kıyamının, rükusunun, rükudan sonra doğrulmasının, secdesinin, iki secde arasında oturuşunun, secdesinin ve selam vermesi ile namazdan çıkması arasında geçen zaman içerisindeki oturuşu birbirine çok yakındı.
  6. Dön de yeniden kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın
  7. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi kızı Zeynep'ten olan torunu Umâme'yi taşıyarak namaz kılardı.
  8. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-,Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ- namaza ''Elhamdü lillahi Rabbi'l âlemîn'' diyerek başlıyorlardı.Bir rivayette:''Ebû Bekir,Ömer ve Osman ile beraber namaz kıldım onlardan hiç birinin Besmeleyi (sesli) okuyarak kıldığını duymadım.Müslim'in rivayetinde:''Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ebû Bekir,Ömer ve Osman'ın arkasında namaz kıldım (namazda) kıraata ''Elhamdü lillahi Rabbi'l âlemîn'' diyerek başlıyorlardı.Ne kıraatın başında ne de sonunda ''Bismillahirrahmanirrahhim,'i'' zikretmiyorlardı.
  9. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir adamı seriyyeye gönderdi. Adam, namazlarında arkadaşlarına Kur'an okuyor ve (rekâtını) ''Kul huvallahu ehad'' ile bitiriyordu.
  10. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza tekbirle başlar, kıraate de "Elhamdulillahi Rabbi'l-Alemin" ile başlardı. Rüku ettiğinde başını eğmez ve dikmezdi de ancak ikisinin arasında tutardı.
  11. Kûfeliler(in bir kısmı vâli) Sa'd b. Ebû Vakkâs'ı (halife) Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh-'a şikâyet ettiler. Ömer de Sa'd'ı vâlilikten azledip Ammar b. Yâsir'i Kufeye vâli tayin etti.
  12. Ben ve İmrân b. Husayn, Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh-'ın arkasında namaz kıldık. O, secde ettiği zaman tekbir getirirdi, başını secdeden kaldırınca tekbir getirirdi, iki rekâtı kıldıktan sonra kalkarken tekbir getirirdi.
  13. "Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i akşam namazında Tûr Sûresi'ni okurken işittim."
  14. "Vallahi ben bir namaz kılacağım. Mak­sadım (sadece) namaz kılmak değil, (aynı zamanda) size Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i nasıl namaz kıldığını gördüğümü göstermektir, dedi."
  15. İmam âmîn deyince siz de âmîn deyin. Zira her kimin âmîn deyişi, meleklerin âmîn dediğine tevafuk ederse, o kimsenin geçmiş günahları affolunur.
  16. "Sabah namazının son rekatında rükûdan başını kaldırıp; «Semiallâhu limen hamideh. Rabbe­nâ ve leke'l-hamd» dedikten sonra; «Allah'ım! Falana ve falana lanet et!» diye beddua etti. Bunun üzerine Allah; "Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur." ayetini indirdi.
  17. «Allah'ım! Önceden yaptıklarımı, sonradan yapacaklarımı, gizli ve açık işlediklerimi, aşırılıklarımı ve senin benden daha iyi bildiğin hallerimi bana bağışla. Sen öne geçirensin, sen geriye bırakansın. Senden başka hiçbir (hak) ilah yoktur.»
  18. «Allah'ım! Ayyaş b. Ebî Rabîa'ı kurtar. Allah'ım! El-Velîd İbnu'l-Velid'i kurtar. Yâ Allah! Seleme İbnu'l-Hişâm'ı kurtar! Allah'ım! (Müşrikler elinde) zayıf ve âciz görülen diğer mü'minleri de kurtar! Allah'ım! Mudar (müşrikleri) üzerine baskını şiddetlendir. Allah'ım! İçinde bulundukları bu yılları onlara Yûsuf Peygamber'in kıtlık yıllarına benzet!»
  19. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anh- anlatıyor:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılmak için Kuba mescidine çıktı. Ensârdan bazı kimseler gelip ona namazda iken selâm verdiler. Bilâl’e: “Namaz kılarken kendisine selâm verenlerin selâmını Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nasıl aldığını gördün?” diye sordum. Bilâl: “Şöyle derdi” şeklinde karşılık verdi. Hadisin râvilerinden (işaretle selâmın nasıl olduğunu göstermek için) avucunu açtı, içini aşağı, sırtını yukarı getirdi.Ebû Dâvud Sünen-inde rivayet etmiştir.
  20. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i Zeyneb'in kızı Ümâme bint Ebû'l-Âs'ı (omzunda) taşır olduğu halde insanlara namaz kıldırırken gördüm. Secdeye varacağı zaman onu indirir, (kıyama) kalkacağında da (omzuna) bindirirdi.
  21. Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den merfu olarak yapılan rivayette diyor ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda iken iki siyahın (yılan ve akrebin) öldürülmesini emretti.Sünen-i Ebû Dâvûd.
  22. Rifâa b. Râfi' ez-Zürakî -radıyallahu anhh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından biriydi.Dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken,bir adam geldi ve Rasûlullah'a yakın bir yerde namaz kılı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Ona selam verdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- selamını aldı ve dön namazını tekrar kıl,çünkü sen namaz kılmadın buyurdu.O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Dön tekrar kıl; çünkü sen, namaz kılmış olmadın!, buyurdu.Ya Rasûlullah! bana nasıl kılacağımı öğretirmisin? dedi.Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:Kıbleye döndüğün zaman İftitah tekbirini al,Fatiha suresini oku,istediğin yerden Kur'an oku, sonra rükuya vardığında avuç içlerini diz kapaklarına koy.Sırtını düz yap ve düzgün bir rükû yap.Başını kaldırdığın zaman kemikler mafsallarına dönene kadar sırtını düz tut.Secde ettiğin zaman tam bir secde et.Başını secdeden kaldırınca sol baldırının üzerine otur.Sonra da bu yaptığını her secde ve rükûda yap.İmam Ahmed'in Müsned'i.Başka bir rivayette:''Abdesti Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi tam bir şekilde almadıkça şüphesiz ki sizden birinin namazı kabul olmaz.Yüzünü yıkar ellerini dirseklerine kadar yıkar.Başını mesh eder ve ayaklarını aşık kemiklerine kadar yıkar.Sonra da Allah Azze ve Celle'ye tekbir getirir ve hamd eder.Sonra da Kur'an'dan ona izin verildiği ve kolayına geldiği kadar okur.Sonra da tekbir getirir ve secde eder yüzünü tam olarak alnı burnu değecek şekilde mafsalları ve tam bbir şekilde sükünet bulup rahatlayana kadar eğer.Sonra da tekbir getirir ve düz bir şekilde dübürünün üzerine oturur ve sırtını düz yapar.Ve namazı bu şekilde dört rekat olarak anlattı.Böyle yapmadan sizden birinizin namazı tam olmaz.Sünen-i Ebû Dâvud.Başka bir rivayette:''Sana Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi abdest al sonra da teşehhüd yap.Düz dur sonra tekbir getir.Ezberinde Kur'an varsa onu oku.Eğer yoksa Allah'a hamd et tekbir getir ve La ilahe illallah de.Sünen-i Ebû Dâvud.
  23. Muhammed b. Amr'dan rivayet edildiğine göre:dedi ki:Ebû Humeyd es Saidî -radıyallahu anh-’den Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashabından on kişilik bir guruptan birisi olan Ebû Katâde'den işittim şöyle diyordu; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in namazını en iyi bileniniz benim bunun üzerine dediler ki: “Müslüman olmada bizden eski değilsin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına en çok gidip gelenlerimizden de değilsin” dedi ki: Evet o halde anlat bakalım dediler; O’da dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başladığında ayakta dosdoğru durur, ellerini omuz hizasına kadar kaldırarak tekbîr alırdı, sonra rükû’a varmak istediğinde yine ellerini omuzları hizasına kadar kaldırır ve tekbîr getirerek rükû’a varırdı. Rükû’da düzgün vaziyette durur başını ne aşağı sarkıtır nede yukarıya doğru dikerdi ellerini de dizleri üzerine koyardı sonra “Semiallahü limen hamideh” diyerek ellerini kaldırır ve doğrulurdu vücudunu aynen ayakta durduğu şekle gelirdi. Sonra secdeye gitmek üzere eğilir Allahü ekber der kollarını koltuklarından aralar ayak parmaklarını serbest bırakır sol ayağını bükerek üzerine oturur ve dimdik dururdu sonra Allahü ekber diyerek ikinci secdeye iner sol ayağını bükerek üzerine oturur ve dimdik durur ve sonra ikinci rekât için ayağa kalkardı ve ikinci rekâtta da aynen yapardı iki secdeden kalkınca tekbir alır ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı ilk namaza başlarken aldığı tekbir gibi tüm rekâtları bu şekilde kılar namazın biteceği son rekâtın oturumunda sol ayağını çıkararak kalçası üzerine oturur ve selam vererek namazdan çıkardı.Ona doğru söyledin dediler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- böyle namaz kılardı.Sünen-i Ebî Dâvûd,(aslı Buhâri'de).
  24. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza tekbir alarak başlar ve “Elhamdu lillâhi rabbilâlemîn” diyerek kıraate başlardı
  25. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (namaz için) tekbir aldığı zaman ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Rükû yaptığı zaman da ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Başını rükûdan kaldırdığı zaman; «Semiallahu limen hamideh» der ve aynısını yapardı."
  26. ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namaz kıldım. Göğsünün üzerinde sağ elini sol elinin üzerine üzerine koydu.''
  27. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebubekir ve Ömer -radıyallahu anhum- namazlarına ''Elhamdulillahi Rabbilalemin ile başlarlardı.''
  28. Öğle namazının farzını kılarken ilk iki rekatında Fatiha Sûresi'ni ve iki sure okurdu. Son iki rekatta ise Fatiha Sûresi'ni okuyor ve bize bir ayet işittiriyordu.
  29. Bizler, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in öğle ve ikindi namazlarının (uzunluğunu) ölçerdik. Öğle namazının ilk iki rekatındaki kıyamı Secde suresini okuyacak kadardı. Son iki rekâttaki kıyamı ise bunun yarısı kadardı.
  30. ''Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sonra, namazı onun namazına bundan daha fazla benzeyen başka bir kimsenin arkasında namaz kılmadım. O insan arkasında namaz kıldım. O, öğle namazının kıyamında ilk iki rekatını uzun tutuyor, son iki rekatını ise kısa tutuyordu. İkindi namazını daha kısa kılıyor, akşam namazında kısa surelerden okuyordu. Yatsı namazında Şems Suresi ve benzerlerini okuyordu. Sabah namazında ise iki uzun sure okuyordu.''
  31. Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i akşam namazında Tûr Sûresi'ni okurken işittim.(Onlar, bir yaratan olmaksızın mı yaratıldılar, yoksa yaratanlar kendileri midir? Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır! Onlar Allâh’a kesin olarak inanmıyorlar. Yâhut Rabbinin hazîneleri onların yanında mıdır? Yoksa her şeye hâkim olan kendileri midir?) Bu âyet-i celilelere gelince kalbim heyecandan neredeyse uçacak gibi oldu.
  32. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in- namazı, rükûsu, başını rükûdan kaldırması, secdesi ve iki secde arasındaki oturuşu birbirine aynı gibi yakındı."
  33. Ben, yedi kemik üzerine secde etmek ile;
  34. Secdeye vardığında avuç içlerini yere koy ve dirseklerini yukarı kaldır
  35. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- rükûya gittiği zaman parmaklarını açar Secde ettiği zaman da ise parmaklarını kapatırdı.
  36. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iki secde arasında şöyle diyordu: «Allahummağfirlî, verhamnî ve âfinî, vehdini ve'rzuknî» (Allah'ım! Bana mağfiret et, merhamet et, sağlık ver, bana hidayet ver ve beni rızıklandır.)
  37. O, (Mâlik İbnu'l-Huveyris) haber verdi ki, kendisi Peyamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle namaz kılarken görmüştür: Peygam­ber -sallallahu aleyhi ve sellem- namazının tek rekâtlarında olduğu zamanlarda (bir müddet) düm­düz oturmadıkça (sonraki rekât için) ayağa kalkmazdı.
  38. “Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- rukûdan sonra bir ay kunut yaptı. Suleymoğulları'ndan bazı kabilelere beddua ediyordu. ”Enes -radıyallahu anh- sayıda tereddüd ederek dedi ki: (Nebi -sallallahu aleyhive sellem-) Kırk ya da yetmiş kurrâyı müşriklere gönderdi. O müşrikler ile Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- arasında yapılmış bir anlaşma olmasına rağmen, o kabileler kurrâlara karşı çıkıp, onları öldürdüler. Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunlara hüzünlendiği kadar hiçbir kimseye hüzünlendiğini görmedim.''
  39. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kavim için dua ettiği ya da bir kavme beddua ettiği zaman dışında kunut yapmazdı.
  40. Ey babacığım! Muhakkak ki sen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali -radıyallahu anhum-'un arkasında ve Ali -radıyallahu anh-'ın arkasında burada Kûfe'de yaklaşık beş yıl namaz kıldın. Sabah namazında kunut yapıyorlar mıydı? Ey oğulcuğum bu sonradan çıkan bir şeydir, dedi.
  41. «Sizden biri secde ettiği zaman, deve çöküşü gibi çökmesin, iki elini önce, iki dizini sonra koysun.»
  42. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- secdeye giderken ellerini dizlerinden önce yere koyardı ve; "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- böyle yapardı" dedi.
  43. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda oturduğu zaman, sağ avucunu sağ uyluğunun üzerine koyar, sol elini de sol uyluğunun üzerine koyardı.(Şehâdet) parmağı ile işârette bulunur, baş parmağını orta parmağının üzerine koyar, sol eliyle de sol diz kapağını kavrardı.
  44. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte namaz kıldım. O, sağ tarafına, «Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuh» diyerek, sol tarafına da «Esselamu aleykum ve rahmetullah» diyerek selam verirdi
  45. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, sabah namazının iki rekâtında: {De ki: Ey kâfirler!} ve {De ki: O Allah, birdir!} surelerini okudu
  46. Ey insanlar! Bu gördüğünüz şeyleri ancak bana uyasınız ve benim namazımı öğrenesiniz diye yaptım» diye buyurdu
  47. Namaz kıldığınız zaman saflarınızı düz tutun sonra biriniz size imam olsun. İmam tekbir aldığı zaman, siz de tekbir alın
  48. Nefsini elinde olana yemin olsun ki, "Muhakkak ki sizden; namazı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına en çok benzeyen benim. Dünyadan ayrılana kadar kıldığı namaz buydu
  49. Hırsızlığın en kötüsü, aceleyle namazı kılıp kendi namazından çalandır. Kendisine: Kişi namazından nasıl çalar? diye sorulunca, o, rükûunu ve secdesini tam olarak yapmaz.» diye buyurmuştur
  50. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rukûdan belini doğrulttuğu zaman şöyle derdi: «Semi'allahu Limen Hamideh
  51. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iki secde arasında şöyle derdi: «Rabbiğfirlî, Rabbiğfirlî
  52. Bu Hinzib denilen Şey­tan'dır. Onu hissettiğin an ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa tükür
  53. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i sağa sola selam verirken yanaklarının beyazlığını görürdüm

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com