عن عمران بن حصين رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم رأى رجلًا مُعتزلًا، لم يُصَلِّ في القوم، فقال: (يا فلان، ما منعك أن تصلي في القوم؟) فقال: يا رسول الله أصابتني جنابةٌ، ولا مَاءَ، فقال: (عليك بالصَّعِيدِ، فإنه يَكْفِيَكَ).
İmrân b. Husayn -radıyallahu anh-'dan rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cemaatle beraber namaz kılmayıp ayrı duran bir adam görünce ona: Ey falanca! Cemaatle birlikte namaz kılmana engel olan şey nedir? diye sordu. Adam: Ey Allah'ın elçisi! Cünüp oldum.(Cünüplükten arınmak için yıkanabileceğim yanımda) su da yok, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Toprakla teyemmüm et. Zira (suyun yerine geçen) toprak senin için yeterlidir.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabelerine sabah namazının farzını kıldırdı.Namazını bitirince onlarla beraber namaz kılmayan bir adam gördü.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tam bir yumuşak huylu olmasından ve Allah'a güzel davet uslubundan geri durma sebebini öğrenene kadar cemaatten geri kalmasından dolayı ona sert davranmadı.Ey falanca! Cemaatle birlikte namaz kılmana engel olan şey nedir? diye sordu.O da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e -kendi zannınca- özrünü açıkladı.O da Cünüp olduğu.(Cünüplükten arınmak için yıkanabileceği yanında) su da olmamasıdır.Su bulup temizlenene kadar namazı erteledi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın lütfundan onun için temizlenmekte kullanacağı su yerine toprağı uygun gördü.Zira (suyun yerine geçen) toprak senin için yeterlidir.
Kaynakça
الإلمام بشرح عمدة الأحكام لإسماعيل الأنصاري، ط1، دار الفكر، دمشق، 1381هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
تنبيه الأفهام شرح عمدة لأحكام لابن عثيمين، ط1، مكتبة الصحابة، الإمارات، 1426هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق ، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408هـ.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَمَّارِ بنِ ياسِرٍ رضي الله عنه قال: بَعَثَنِي رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي حَاجَةٍ، فَأَجْنَبْتُ فَلَمْ أَجِدِ الْمَاءَ، فَتَمَرَّغْتُ فِي الصَّعِيدِ كَمَا تَمَرَّغُ الدَّابَّةُ ثُمَّ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ: «إِنَّمَا كَانَ يَكْفِيكَ أَنْ تَقُولَ بِيَدَيْكَ هَكَذَا» ثُمَّ ضَرَبَ بِيَدَيْهِ الْأَرْضَ ضَرْبَةً وَاحِدَةً، ثُمَّ مَسَحَ الشِّمَالَ عَلَى الْيَمِينِ، وَظَاهِرَ كَفَّيْهِ وَوَجْهَهُ.
Ammâr b. Yâsir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- beni bir iş için göndermişti. Cünüp oldum ve su bulamadım. Bunun üzerine hayvanın toprakta yuvarlandığı gibi ben de toprakta yuvarlandım. Daha sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelip bu yaptığımı anlattım. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ellerinle şöyle yapman sana yeterliydi.» dedi ve iki elini bir defa toprağa vurdu. Ardından sol elini sağ eline sürdü. Sonra da ellerinin üstünü ve yüzünü mesh etti.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Ammar b Yâsir -radıyallahu anh-'ı bazı ihtiyaçları için yolculuğa gönderdi. Fakat o, cinsel ilişkide bulunarak veya kendisinden şehvetle meni gelmesi sebebiyle cünüp oldu ve yıkanacak su bulamadı. Cünüp olan kimsenin teyemmüm alabileceği hükmünü bilmiyordu. Ancak sadece abdesti bozulduğunda teyemmüm alacağı hakkındaki hükmü biliyordu. Hades-i asgardan (küçük hadesten) temizlenmek için abdest azalarından bazıları üzerine toprakla mest ederek teyemmüm aldığı gibi bunu su ile gusül almaya kıyas ederek toprakta yuvarlanıp vücudunun tamamını toprağa bulayarak cünüplükten temizlenileceği hususunda içtihat etmiş ve sonra da namaz kıldı. Yaptığının doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu anlamak için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldiğinde bunu ona anlattı. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona idrar gibi küçük hadesten ve cünüplük gibi büyük hadesten nasıl arınacağını açıklamıştır. Elleriyle toprağa bir defa vurup, sol elini sağ elinin üzerine sürmesini, ellerinin üst taraflarını ve yüzünü mesh etmesinin yeterli olacağını belirtmiştir.
Faydalar
- Teyemmümden önce su aramak gerekir.
- Cünüp olup da su bulamayan kimsenin teyemmüm alması caizdir.
- Büyük hades olan cünüplükten temizlenmek için teyemmüm, küçük hades için yapılan teyemmüm ile aynıdır.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 77) (347).
صحيح مسلم (1/ 280) (368).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 60).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص72).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (1/ 92).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه قال: خرج رَجُلَان في سفر، فَحَضَرَتِ الصلاة وليس معهما ماء؛ فَتَيَمَّمَا صَعيدا طيِّبا فَصَلَّيَا، ثمَّ وجَدَا الماء في الوقت، فأعاد أَحَدُهُمَا الصلاة وَالوُضُوءَ ولم يُعِدِ الآخر، ثم أتَيَا رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكَرَا ذلك له فقال لِلَّذِي لَمْ يُعِدْ: «أَصَبْتَ السنة، وَأَجْزَأَتْكَ صَلَاتُكَ». وقال للذي توضأ وأعاد: «لك الأجر مرَّتَين».
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, dedi ki: İki adam bir yolculuğa çıktılar. Namaz vakti geldi, ama yanlarında su yoktu. Bunun üzerine ikisi de temiz toprakla teyemmüm edip namaz kıldı. Sonra henüz namaz vakti çıkmadan su buldular. Bunun üzerine onlardan birisi abdest alıp namazı yeniden kıldı. Öteki ise kılmadı. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek durumu ona anlattılar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı iade etmeyene: «Doğru olanı yaptın, kıldığın namaz sana yeterlidir» dedi. Namazı iade edene ise: «Senin için iki kere ecir var.» dedi.
Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Değerli sahaber Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- anlatıyor ve şöyle diyor: ''İki adam bir yolculuğa çıktı. Namaz vakti geldi.'' (Bunun üzerine ikisi de temiz toprakla teyemmüm ettiler) (Sonra henüz namaz vakti çıkmadan su buldular. Bunun üzerine onlardan birisi abdest alıp namazı yeniden kıldı) O, bu namazı ya ilk namaz batıldır diye ya da ihtiyat için kıldı. (Öteki ise kılmadı) Kılmış olduğu şekildeki namazın sahih olduğuna binaen tekrar kılmadı. (Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek durumu ona anlattılar.) Yani ikisi için olan bu olayı anlattılar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı iade etmeyene: «(Doğru olanı yaptın) kıldığın namaz sana yeterlidir.» dedi. Sünnette belirlenmiş olana uygun yaptın, dedi. Namazı iade edene ise: (Sen de iki ecir aldın) dedi. Daha önce olanı açıklar bir şekilde ve onu onaylayarak böyle dedi. Öbürüne gelince: (Abdest alana dedi ki): Yani (iade edene), yani yamazı vaktinde iade edene, «Sana iki defa namaz sevabı vardır» Yani iki defa namaz kılmış sevabı vardır. Her ikisi de doğru yaptı ve bunun üzerine sevap aldılar. Muhakkak ki Allah, amelini güzel yapanın ecrini zayi etmez. Bunda ihtiyatla amel etmenin daha faziletli olduğuna işaret vardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in buyurduğu gibi: «Seni şüphelere düşüren şeyleri bırak. Seni şüpheye düşürmeyen şeylere bak.»
Kaynakça
سنن أبي داود، سليمان بن الأشعث أبوداود، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، المكتبة العصرية، صيدا، بيروت.
المجتبى من السنن (السنن الصغرى)، أحمد بن شعيب النسائي، تحقيق: عبد الفتاح أبو غدة، مكتب المطبوعات الإسلامية، حلب، الطبعة: الثانية 1406هـ، 1986م.
سنن الدارمي، تحقيق: حسين سليم أسد الداراني، دار المغني للنشر والتوزيع، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الأولى 1412هـ، 2000م.
توضيح الأحكام شرح بلوغ المرام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، مكتبة الأسدي، مكة المكرمة، الطبعة الخامِسَة، 1423هـ، 2003 م.
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، عبد الله صالح الفوزان، دار ابن الجوزي، الطبعة: الأولى 1428هـ، 1432هـ.
تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام، صالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان، اعتنى بإخراجه عبدالسلام بن عبد الله السليمان، الرسالة، بيروت، الطبعة: الأولى 1427هـ، 2006م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي ذر جندب بن جنادة رضي الله عنه قال: اجتمعت غنيمة عند رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: «يا أبا ذر اُبْدُ فيها» فبَدَوْتُ إلى الرَّبذَة فكانت تُصيبني الجنابة فأمكث الخَمْسَ والسِّتَّ، فأتيتُ النبي صلى الله عليه وسلم فقال: «أبو ذر» فَسَكَتُّ فقال: «ثَكِلَتْكَ أمك أبا ذر لأمِّكَ الوَيْلُ» فدعا لي بجارية سوداء فجاءت بِعُسٍّ فيه ماء فستَرتْنِي بثَوب واستَتَرْتُ بالرَّاحلة، واغتسلتُ فكأني أَلقَيْتُ عني جَبَلًا فقال «الصعيدُ الطيِّبُ وُضُوءُ المسلم ولو إلى عشر سنين، فإذا وجدتَ الماء فأَمِسَّهُ جِلدَكَ فإن ذلك خَيرٌ».
Ebu Zer Cundup b. Cunâde -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında (gelen zekâtlardan) küçük bir koyun sürüsü birikti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Yâ Ebâ Zer, bu sürüyü (gütmük üzere) kıra götür.» buyurdular. Ben de Rabeze köyüne sürdüm. Ben cünup oluyor ve (su olmadığı için yıkanamadan) beş altı (gece) kalıyordum. Nihayet Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bana; «Ebû Zer (bu halin ne!)?» diye buyurdular. Ben (cevap vermeden) sustum. «Ya Ebâ Zer, anan acını görmesin yazık anana!» buyurdu ve benim için siyah bir câriye kız çocuğu çağırdı. Câriye, içerisinde su dolu bir kova getirdi, beni (bir taraftan) bir örtü ile gizledi. Ben de (öte yandan bir) devenin arkasına geçerek gizlendim ve yıkandım. Üstümden bir dağı atmış gibi oldum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «On seneye kadar bile olsa temiz toprak müslümanın abdest suyu (temizleyicisi) dur. Ancak suyu bulduğun zaman onu bedenine dök, (guslet). Çünkü bu daha hayırlıdır.» buyurdu.
Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadis dinin kolaylık nişanelerinden birisini açıklamaktadır. O da suyun bulunmadığı zamanda teyemmümle temizlenmeyi öğretmektir. «Temiz toprak» Yani, yeryüzündeki temiz toprak ve yeryüzünün üzerinde bululan toprak cinsi olan şeylerdir. Bu isimle isimlendirilmesinin sebebi âdemoğlunun üzerine tırmanması ve yürümesinden dolayıdır. «Müslümanın temizleyicisi» Bu ibarede temiz toprak temizlenmede suya benzetilmiştir. Allah -Azze ve Celle- teyemmümü suyun yerine geçtiği için temizleyici olarak belirtmiştir. Buradaki kolaylık özür devam ettiği müddetçe yerine geçmeye devam eder. Bundan dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «On sene boyunca bulamasa dahi» Ya da yirmi ya da otuz veyahut da daha fazla. Buradaki ondan kasıt çokluktur, yoksa sınırlandırma için değildir. Hissî ya da şer'î bir mani varsa hüküm yine aynıdır. Bu durum bize temizleyiciliği hafif olsa bile teyemmümün abdestin yerine geçtiğini gösterir. Ancak vakit çıkmadan önce namazın eda edilmesi için zaruri bir temizliktir. Bununla birlikte teyemmümün ruhsatı suyun bulunma anına ve onu kullanmaya muktedir oluncaya kadardır. Bundan dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Zer -radıyallahu anh-'a temizlikte asla dönmeyi öğretmiştir. O da suyun kullanılmasıdır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ancak suyu bulduğun zaman onu bedenine dök, (guslet).» Yani, onu bedenine ulaştır, gusül ya da abdest alırken onunla bedenini yıka demektir. Tirmizi'nin rivayetinde: «Ancak suyu bulduğunda onu bedenine döksün. Çünkü bu daha hayırlıdır.» Bu ibare bize eğer suyu bulup kullanmaya gücümüz yettiği anda suyun, teyemmümü bozduğunu ifade eder. Çünkü burada gücün yetmesinden kasıt suyun bulunmasıdır.
Kaynakça
توضيح الأحكام للشيخ البسام، ط5، مكتبة الأسدي، مكة المكرمة، 1423هـ.
تسهيل الإلمام للشيخ صالح الفوزان، بعناية: عبدالسلام السليمان، ط1، 1427هـ.
جامع الترمذي، تحقيق وتعليق:أحمد محمد شاكر، وآخرون، مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، ط2، مصر، 1395 هـ.
سنن ابن ماجه، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبي.
سنن أبي داود، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، المكتبة العصرية، بيروت.
السنن الصغرى للنسائي، تحقيق: عبد الفتاح أبو غدة، ط2، مكتب المطبوعات الإسلامية، حلب، 1406هـ.
فيض القدير شرح الجامع الصغير للمناوي ، ط1، المكتبة التجارية الكبرى، مصر، 1356هـ.
مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، ط1، مؤسسة الرسالة، 1421هـ.
مشكاة المصابيح للتبريزي، ، تحقيق: محمد ناصر الدين الألباني، ط3، المكتب الإسلامي، بيروت، 1985هـ.
النهاية في غريب الحديث والأثر لابن الأثير، تحقيق: طاهر أحمد الزاوى - محمود محمد الطناحي، ط 1399هـ، المكتبة العلمية، بيروت.
عون المعبود شرح سنن أبي داود، ومعه حاشية ابن القيم: تهذيب سنن أبي داود وإيضاح علله ومشكلاته- محمد أشرف بن أمير بن علي بن حيدر، أبو عبد الرحمن، شرف الحق، الصديقي، العظيم آبادي - دار الكتب العلمية – بيروت الطبعة: الثانية، 1415 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن علي بن أبي طالب رضي الله عنه مرفوعاً: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : "أُعطِيتُ ما لم يُعطَ أحدٌ من الأنبياءِ". فقلنا: يارسول الله، ما هو؟ قال: "نُصِرتُ بالرُّعبِ، وأُعطِيتُ مَفَاتِيحَ الأرضِ، وسُمِّيتُ أحمدَ، وجُعِلَ التُّرابُ لي طَهُوراً، وجُعِلَتْ أمَّتي خيرَ الأممِ".
Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Benden önce hiçbir peygambere verilmeyenler bana verildi.» Bizler Ya Rasûlallah onlar nedir? dedik. Şöyle buyurdu: «(Bir aylık zamanda kat edilecek uzaklıkta bulunan düşmanlarımın kalbine) korku salmakla desteklendim. Yeryüzü (hazinelerinin) anahtarları bana verildi.» "Ahmed" olarak isimlendirildim.Toprak, bana tertemiz kılındı ve benim ümmetim ümmetlerin en hayırlısı kılındı."
Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'in “Benden önce hiçbir peygambere verilmeyenler bana verildi" sözünden anlaşılan saymış olduğu her bir şey kendinden önce kimse için geçerli değildir. " Korku salmakla desteklendim" Yani: Düşmanın benden korkmasıyla desteklendim. Korku, düşmanların kalplerini parçalamış, onların gücünü kırmış ve birliklerini dağıtmıştır. "Anahtarlar verildi" sözü anahtar kelimesinin çoğulu olup, kendisiyle bir şeyin açıldığı aletin ismidir. Asılda kendisine ulaşılması mümkün olmayan kilitli şeyleri çıkarmak için kulanılan şeydir. " Yeryüzünün hazineleri" sözü; Allah'ın ona beldeleri fethetme vadinden mecaz yapılmıştır. Hazine sözünün çoğuludur. O da fethedilmeden önce o belde halkının biriktirdikleri hazinelerdir. "Ahmed olarak isimlendirildim" sözü; Allah'ın korumasıyla ondan önce kimse bu isimle isimlenmemiştir. Zayıf olan kalplere şüphe girmemesi için ya da geçmiş kitaplarda Ahmed lafzının kimin vasfı olduğunda şüphe etmemeleri içindir. "Toprak, bana, tertemiz kılındı" sözü; suyun bulunamadığı yada kullanılmaya elverişli olmadığı zamanlarda temizleyici olarak kılındı demektir.
Kaynakça
تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام لصالح بن فوزان بن عبد الله الفوزان، ط1، الرسالة، بيروت، 1427 هـ.
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام لعبد الله بن عبد الرحمن بن صالح البسام، ط5، مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة ، 1423 هـ.
سبل السلام شرح بلوغ المرام لمحمد بن إسماعيل بن صلاح الصنعاني، دار الحديث.
سلسلة الأحاديث الضعيفة والموضوعة وأثرها السيئ في الأمة للألباني، ط1، دار المعارف، الرياض، 1412 هـ.
فتح ذي الجلال والإكرام شرح بلوغ المرام لمحمد بن صالح بن محمد العثيمين، تحقيق: صبحي بن محمد رمضان، وأُم إسراء بنت عرفة، ط1، المكتبة الإسلامية، مصر، 1427هـ.
فيض القدير شرح الجامع الصغير للمناوي، ط1، المكتبة التجارية الكبرى، مصر، 1356هـ.
مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط و عادل مرشد، وآخرون، تحت إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، ط1، مؤسسة الرسالة، 1421 هـ.
منحة العلام في شرح بلوغ المرام لعبد الله بن صالح الفوزان، ط1، دار ابن الجوزي، 1432 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن حذيفة رضي الله عنه مرفوعًا: «فُضِّلْنَا على الناس بِثَلاث: جُعِلَت صُفُوفَنا كصفُوف الملائِكة، وجُعلت لنَا الأرض كُلُّها مسجدا، وجُعلت تُرْبَتُهَا لنا طَهُورا، إذا لم نَجِد الماء. وذَكر خِصْلَة أُخرى».
Huzeyfe -radıyallahu anh-'dan merfu olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-şöyle buyurmuştur: «İnsanlara karşı üç şeyle faziletli (üstün) kılındık: Saflarımız meleklerin safları düzeninde kılındı. Arzın tamamı bize mescid kılındı. Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı. Başka bir özellikte zikretti.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadis; bu ümmetin izzetinden ve diğer ümmetlere karşı üstün kılınmasının bazı özelliklerinden bahsetmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: «İnsanlara karşı üç şeyle faziletli (üstün) kılındık» sözünün anlamı; Allah Teâlâ bizleri üç özellikle geçmiş bütün ümmetlerin tamamından üstün kıldı demektir. Bu ümmetin özellikleri bu üç şeyle sınırlı değildir. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in üzerine bu ümmetin özellikleri peyderpey iniyordu. Münasip olan ortamda kendisine indirildiğinde haber veriyordu. «Saflarımız meleklerin safları düzeninde kılındı.» Namazda saf tutuşumuz meleklerin, Rabbi önünde durmasıyla aynıdır. Onlar önce ön safı doldurur. Sonra ardından gelen safa geçerlerdi. Sonra da Ebû Davud'un Süneni'nde ve diğer kaynaklarda açıkça geldiği gibi safları sık tutarlardı: «Meleklerin Rableri huzurunda safta sıkı durdukları gibi dursanıza!» Bizler: "Ya Rasûlallah! Melekler Rablerinin huzurunda nasıl saf tutarlar?" diye sorduk. Şöyle buyurdu: «Onlar öndeki safları tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi bitişik dururlar.» buyurdu. Ancak geçmiş ümmetlerde bu böyle değildir. Onlar namazda ittifak ettikleri gibi duruyorlardı. «Yeryüzünün tamamı bize mescid kılındı. Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı.» Yani, Allah Teâlâ, bütün yeryüzünü namaz kılmak için elverişli kıldı. Nerede vakit girerse o mekanda namaz kılınır. Bu ümmete kolaylık ve rahatlık olsun diye bir mekanda kılınıp başka bir yerde kılınması yasaklanmamıştır. Ancak geçmiş ümmetler kiliselerde ve sinagoglarda kılıyordu. İmam-ı Ahmed'de bu hadisin bazı rivayetlerinde şöyle gelmektedir: «Benden öncekiler kiliselerinde namaz kılıyorlardı.» Başka bir rivayette, «Benden önce hiç bir Nebi mihrabına ulaşmadan namazını kılmazdı.» Ancak bu hadisin genelinden tuvalet, banyo, deve barınakları ve necis yerler gibi Allah -Azze ve Celle-'nin namaz kılınmasını yasakladığı yerler müstesna tutulmuştur. «Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı» Yani; teyemmüm yapmaya geçmek suyun bulunamaması şartına bağlıdır. Kur'an'da buna delâlet etmektedir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Su bulamadığınız takdirde temiz toprakla teyemmüm edin." (Nisa Suresi: 43) İlim ehlinin bunda icması vardır. Su bulamayana, suyun kullanılması kendisine zarar veren kimse dahil edilir. "Başka bir özellik de zikretti" iki özellik yeryüzünün mescid kılınması ve temiz kılınması bir özellik olarak zikredilmiştir. Burada üçüncü özellik gizlenmiş ve zikredilmemiştir. Nesaî'deki Ebû Mâlikten aktarılan rivayette şöyle denilmiştir: «Arş’ın altındaki bir hazineden bana Bakara Suresi'nin son iki ayeti verildi. Bu, benden önce hiç kimseye verilmedi ve benden sonra hiç kimseye verilmeyecektir.»
Kaynakça
صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
زاد المعاد في هدي خير العباد، تأليف: محمد بن أبي بكر ابن قيم الجوزية، الناشر: مؤسسة الرسالة، بيروت - مكتبة المنار الإسلامية، الكويت، الطبعة: السابعة والعشرون , 1415هـ /1994م.
نيل الأوطار شرح منتقى الأخبار، تأليف: محمد بن علي الشوكاني، تحقيق: عصام الدين الصبابطي، الناشر: دار الحديث، الطبعة: الأولى، 1413هـ.
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف: علي بن سلطان القاري، الناشر: دار الفكر، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف: عبيد الله بن محمد المباركفوري، الناشر: إدارة البحوث العلمية والدعوة والإفتاء، الطبعة: الثالثة - 1404 هـ.
توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن عبد الرحمن بن صالح البسام، الناشر: مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م.
فتح ذي الجلال والإكرام، شرح بلوغ المرام، تأليف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين، الناشر: المكتبة الإسلامية، تحقيق: صبحي بن محمد رمضان، وأُم إسراء بنت عرفة.
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن صالح الفوزان، الناشر: دار ابن الجوزي الطبعة: الأولى ، 1427 هـ 1431هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com