Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine sokakalrının birinde Ebû Hureyre -radıyallahu anh- ile karşılaştı. Ebû Hureyre o sırada cünüptü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e duyduğu saygı ve hürmetten dolayı, cünüp hâlde onunla oturmayı ve konuşmayı uygun görmedi; zira bu hâlde necis olduğunu zannetmişti. Bu sebeple kimseye fark ettirmeden oradan ayrıldı, gidip gusletti. Ardından geri dönüp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına oturdu. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve selşlem- ona: “Nereye gitmiştin?” diye sordu. Bunun üzerine Ebû Hureyre (radıyallahu anh) durumu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e anlattı; cünüplük sebebiyle kendisini necis saydığı için onunla birlikte oturmayı uygun görmediğini söyledi. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hayretini ifade ederek şöyle buyurdu: Muhakkak ki Mümin; her hâlükârda temizdir; ister hayatta olsun ister vefat etmiş olsun, necis olmaz.
- Cünüplük, kişiyi sadece namaz kılmaktan, Mushaf'a dokunmaktan ve mescitte kalmaktan alıkoyar. Buna karşılık Müslümanlarla bir arada bulunmasına, onlarla oturup görüşmesine engel değildir. Cünüplük sebebiyle kişi necis de olmaz.
- Mümin, hayattayken de öldükten sonra da temizdir.
- Fazilet, ilim ve salâh sahibi kimselere saygı göstermek; onlarla bir araya gelirken ve meclislerinde bulunurken en güzel hâl ve en uygun görünüm üzere bulunmaya özen göstermek teşvik edilmiştir.
- Tâbi olanın (bir büyüğün, amirin veya liderin yanında bulunan kimsenin) kendisini takip ettiği kimseden ayrılmak istediğinde izin istemesinin meşru olduğu bu hadisten anlaşılmaktadır. Nitekim Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'ın kendisine haber vermeden ayrılmasını uygun görmemiştir. Çünkü izin istemek, güzel edep ve nezaketin bir gereğidir.
- Hayret veya şaşkınlık anında «Subhânallah» denilir.
- Bir kimsenin, dinî veya meşru bir maslahat bulunduğunda, normalde söylenmesinden haya edilen kendi durumunu dile getirmesi caizdir.
- Kâfir necistir (pistir); fakat onun bu necaseti (pisliği), inancının bozukluğundan/kötülüğünden dolayı manevi bir necasettir.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadisten çıkarılacak edeplerden biri de şudur: Bir âlim, kendisine uyan bir kimsede doğruya aykırı olmasından korktuğu bir durum gördüğünde ona bunun sebebini sormalı, doğrusunu söylemeli ve hükmünü açıklamalıdır. En doğrusunu Allah bilir.
صحيح البخاري (1/ 65) (285). صحيح مسلم (1/ 282) (371). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 46). تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام (ص61). تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (1/ 74).