İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Savaşları ve Seriyyeleri

24 hadis

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Necid (bölgesi) tarafına bir fırka asker gönder­di. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ- da bu askerî birlik içinde bulundu.

عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما قال: «بعث رسولُ الله صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً إلَى نَجْدٍ فخرجَت فِيهَا، فَأَصَبْنَا إبِلاً وَغَنَماً، فبلغتْ سُهْمَانُنَا اثْنَيْ عَشَرَ بَعِيراً، وَنَفَّلَنَا رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم بَعِيراً بَعِيراً».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Necid tarafına bir fırka asker gönder­di. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ- da bu askerî birlik içinde bulundu. Bu asker­ler birçok deve ve koyun ganimet aldılar. Her bir askerin hissesine oniki deve düştü. Bu hisselerine ilâve olarak kendilerine birer deve de (Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ait beşte bir hisseden) ihsan buyrulmuştu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Necid'e bir askerî birlik gönderdiğini haber vermiştir. Ganimet olarak birçok deve ve koyun elde etmişlerdir. Her bir askere on iki deve düşmüştür. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onların bu hisselerine ilave olarak onların her birine bir deve daha vermiştir.

Kaynakça

عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم، لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ. تأسيس الأحكام، للنجمي، ط2، دار علماء السلف، 1414هـ. تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الإمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Uhud Savaşı günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gösterildim. Ben o zaman on dört yaşındaydım. Bana izin vermedi."

عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما قال: «عُرِضْتُ عَلَى رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم يوم أُحُدٍ، وَأَنَا ابْنُ أَرْبَعَ عَشْرَةَ؛ فَلَمْ يُجِزْنِي، وعرضت عليه يوم الخندق، وأنا ابنُ خَمْسَ عَشْرَةَ فَأَجَازَنِي».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: "Uhud Savaşı günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'e gösterildim. Ben o zaman on dört yaşındaydım. Bana izin vermedi. Hendek günü ona gösterildim. O zaman on beş yaşındaydım. Bana izin verdi."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- savaşa girmek için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gösterildiğini haber vermiştir. Uhud Savaşı'nda askerin komutana gösterilmesi babındandır. Bu savaş; hicretin üçüncü senesinde vuku bulmuştur. O sırada İbn Ömer'in yaşı on dört idi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, yaşının küçük olmasından dolayı onun savaşa gitmesine izin vermedi. Hicretin beşinci senesindeki Hendek Savaşı için gösterildiğinde ise yaşı on beş idi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- savaşması için ona izin verdi. Büyük bir ihtimalle Uhud Savaşı'nda on dördün başında, Hendek Savaşı'nda ise on beş yaşının sonlarındaydı.

Kaynakça

- صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. - صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ. - تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الإمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426هـ. - تأسيس الأحكام، أحمد بن يحيى النجمي، دار المنهاج، الطبعة: 1427هـ. - مرقاة المفاتيح، علي بن سلطان القاري، دار الفكر، بيروت، لبنان، الطبعة: الأولى 1422هـ، 2002م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı -radıyallahu anhum- Mekke'ye, Yesrib hummasından bitkin düşmüş bir halde geldiler. Müşrikler (dedikodu yaparak): "Yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş ve ondan çok ızdırab çekmiş bir kavim gelecek"dediler.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- müşriklere kuvvetlerini göstermeleri için, Müslümanlar'a tavafın ilk üç şavtında remel yapmalarını, iki köşe arasında da normal yürüyüşle yürümelerini emretti.

عن عبد الله بن عباس رضي الله عنهما قال: «لَمَّا قَدِم رسُول الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- وأصحابه مكة، فقَال المُشرِكُون: إِنَّه يَقدَمُ عَلَيكُم قَومٌ وَهَنَتهُم حُمَّى يَثرِب، فَأَمَرَهُم النَّبيُّ -صلَّى الله عليه وسلَّم- أن يَرمُلُوا الأَشوَاطَ الثلاَثَة، وأن يَمشُوا ما بَين الرُّكنَين، ولم يَمنَعهُم أَن يَرمُلُوا الأَشوَاطَ كُلَّها: إلاَّ الإِبقَاءُ عَليهِم».
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhümâ- anlatıyor: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı -radıyallahu anhum- Mekke'ye, Yesrib hummasından bitkin düşmüş bir halde geldiler. Müşrikler (dedikodu yaparak): "Yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş ve ondan çok ızdırab çekmiş bir kavim gelecek"dediler.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kuvvetlerini müşriklere göstermeleri için, Müslümanlar'a tavafın ilk üç şavtında remel yapmalarını, iki köşe arasında da normal yürüyüşle yürümelerini emretti.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ashabına -radıyallahu anhum- bütün şavtlarda remel yapmalarını emretmekten alıkoyan şey onlara duyduğu merhametti.''
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- beraberinde bir çok sahabesiyle hicretin altıncı yılında ümre yapmak için Mekke'ya geldi.Kureyşliler onunla savaşmak ve onun Kâbe'ye girmesini engellemek için yola çıktılar.Aralarında anlaşma oldu.Bu antlaşmanın maddelerinden biri Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ve sahabeleri bu yıl geri dönecekler.Gelecek yıl ümre yapmak için gelecekler.Ve Mekke'de üç gün kalacaklar.Hicretin yedinci yılında kaza ümresi için geldiler.Müşriklerin bazıları bazılarına -Müslümanlar'ın seyrine bakmak için- yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş bir topluluk gelecek.Ve Yesrib humması onları zayıf düşürmüştür dediler.Bu sözleri Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ulaşınca onların sözlerine karşı reddiye vermek ve onları kızdırmak için ashabına Rüknü'l Yemânî ile Haceru'l Esved'in arasındaki köşe hariç hızlı gitmelerini sahabesine kolaylık olması ve merhametinden dolayı diğer yerlerde yürümelerini emretti.Bu da müşriklerin onları görmediği iki rükun arasında olacaktı.Bu ''Kuaykıân'' dağına tırmanarak müslümanlar tavaf ederken onlara bakmak isteyenleri kızdırdı.Hatta şöyle dediler:Onlar ancak ceylanlar gibiler.Bu, Ramel yapmak Mekke'ye gelen kişinin bizden önce gelenleri hatırlayarak yapılan ve takip edilen bir sünnet olmuştur.Ve onların övülen duruşlarına uyarak,güçlü dirençlerine dine yardım etmek ve Allah'ın kelimesinin yüce olması için yaptıkları değerli amelleri de hatırlamak için yapılan bir şey olmuştur.Allah bize onlara uymak ve onların peşlerinden gitmek ile rızıklandırsın.

Kaynakça

تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الإمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ. تنبيه الأفهام شرح عمدة لأحكام لابن عثيمين، ط1، مكتبة الصحابة، الإمارات، 1426هـ. الإلمام بشرح عمدة الأحكام لإسماعيل الأنصاري، ط1، دار الفكر، دمشق، 1381هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bir adam, Uhud günü Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e; Eğer Allah yolunda öldürülürsem ben nerede olacağım, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Cennette!» diye cevap verdi. Bunun üzerine adam elinde bulunan hurmaları attı ve sonra öldürülünceye kadar düşmanla savaştı ve şehit düştü.

عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال رجل للنبي صلى الله عليه وسلم يومَ أُحُدٍ: أَرَأَيْتَ إن قُتِلْتُ فَأَيْنَ أَنَا؟ قال: «في الجَنَّةِ» فأَلْقَى تَمراتٍ كُنَّ في يَدِه، ثم قاتل حتى قُتِلَ.
Cabir İbn Abdillah -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre; bir adam, Uhud günü Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: Eğer Allah yolunda öldürülürsem ben nerede olacağım, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Cennette!» diye cevap verdi. Bunun üzerine adam elinde bulunan hurmaları attı ve sonra öldürülünceye kadar düşmanla savaştı ve şehit düştü.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Cabir –radıyallahu anh-'ın haber verdiğine göre, Umeyr b.el-Hamam ismindeki bir adam Uhud Gazvesi günü Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelip: Ya Rasûlâllah! Eğer öldürülene kadar savaşırsam, yani müşriklerle cihad ederken öldürülürsem ben nerede olurum? diye sormuş, bunun üzerine Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ona: «Sen cennette olacaksın!» buyurmuştur. Bunun üzerine adam, elinde bulunan hurmaları yere atmış ve “Muhakkak ki bu hayat uzundur. Eğer sağ kalacak olursam bu hurmaları yerim.” demiş ve sonra cihad meydanına atılmış ve öldürülene/şehit düşene kadar -radıyallahu anh- savaşmıştır.

Kaynakça

- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ. - صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ - تطريز رياض الصالحين؛ تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبد العزيز آل حمد، دار العاصمة-الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ. - فتح الباري لابن حجر العسقلاني، دار المعرفة، 1379.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır

عَنْ سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ يَوْمَ خَيْبَرَ: «لَأُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ غَدًا رَجُلًا يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ، يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ»، قَالَ: فَبَاتَ النَّاسُ يَدُوكُونَ لَيْلَتَهُمْ أَيُّهُمْ يُعْطَاهَا، فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّاسُ غَدَوْا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُلُّهُمْ يَرْجُو أَنْ يُعْطَاهَا، فَقَالَ: «أَيْنَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ؟» فَقِيلَ: هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَشْتَكِي عَيْنَيْهِ، قَالَ: «فَأَرْسِلُوا إِلَيْهِ»، فَأُتِيَ بِهِ فَبَصَقَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي عَيْنَيْهِ وَدَعَا لَهُ، فَبَرَأَ حَتَّى كَأَنْ لَمْ يَكُنْ بِهِ وَجَعٌ، فَأَعْطَاهُ الرَّايَةَ، فَقَالَ عَلِيٌّ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أُقَاتِلُهُمْ حَتَّى يَكُونُوا مِثْلَنَا؟ فَقَالَ: «انْفُذْ عَلَى رِسْلِكَ حَتَّى تَنْزِلَ بِسَاحَتِهِمْ، ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ، وَأَخْبِرْهُمْ بِمَا يَجِبُ عَلَيْهِمْ مِنْ حَقِّ اللَّهِ فِيهِ، فَوَاللَّهِ لَأَنْ يَهْدِيَ اللَّهُ بِكَ رَجُلًا وَاحِدًا، خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ يَكُونَ لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ».
Sehl b. Sa'd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayber (savaşının olduğu) gün şöyle buyurmuştur: «Ben şüphesiz bu sancağı yarın öyle birine vereceğim ki, Allah fethi onun eliyle kolaylaştıracaktır. O Allah'ı ve Rasûlünü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever.» Bunun üzerine insanlar geceyi sancağın kime verileceğini konuşarak geçirdiler. Ertesi gün sabah olunca Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzuruna vardılar. Hepsi de sancağın kendisine verilmesini umuyordu. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ali b. Ebî Tâlib nerededir?» diye sordu. Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! O gözlerinden rahatsızdır dediler. «Ona haber gönderin.» buyurdu. Akabinde Ali getirildi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali'nin gözlerine tükürüğünü sürdü ve ona dua etti. Ali hemen iyileşti; sanki hiç ağrısı yokmuş gibi oldu. Allah Rasûlü - sallallahu aleyhi ve sellem- sancağı ona teslim etti. Bunun üzerine Ali: "Ey Allah'ın Rasûlü! Onlarla bizim gibi (Müslüman) oluncaya kadar savaşırım!" dedi. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Onların topraklarına yavaşça girip, yürü. Sonra onları İslam'a davet et ve İslam'da üzerlerine vacip olan Allah'ın haklarını onlara haber ver. Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanların yarın Hayber Yahudilerine karşı zafer kazanacağını, ordunun bayrak olarak kullanacağı sancağı kendisine vereceği bir adamın eliyle bunun olacağını haber vermiştir. O adamın özelliklerinden biri de Allah'ı ve Rasûlünü sevmesi, Allah ve Rasûlünün de onu sevmesidir. Sahabeler geceyi sancağın kime verileceğini tartışarak ve konuşarak geçirdiler. Bu büyük şerefe nail olmayı arzuladılar. Sabah olduğunda hepsi bu şerefe kendisinin nail olacağını umarak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gittiler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh-'ın nerede olduğunu sordu. Denildi ki: Hastadır ve gözlerinden şikâyetçidir. Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali -radıyallahu anh-'ı çağırmalarını söyledi ve onu getirdiler. Rasûlullah da mübarek tükürüğünden Ali -radıyallahu anh-'ın gözlerine sürdü ve onun için dua etti. Sanki hiçbir rahatsızlığı yokmuş gibi hastalığından şifa buldu. Sancağı ona verdi ve düşmanın kalesine yaklaşıncaya kadar yavaşça ilerlemesini emretti. Onlara İslam'a girmelerini teklif etmesini eğer kabul ederlerse üzerlerine farz olan şeyleri onlara haber vermesini söyledi. Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali -radıyallahu anh-'a Allah'a davet etmenin faziletini ve davetçi bir kişinin başka bir kimsenin hidayetine sebep olmasının, kendisi için kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlı olacağını beyan etmiştir. Kırmızı develer Arapların sahip oldukları veya sadaka verdikleri en değerli servetleriydi.

Faydalar
  1. Ali b. Ebû Tâlib -radıyallahu anh-'ın fazileti beyan edilmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah'ın ve Rasûlünün, Ali -radıyallahu anh-'a olan sevgisine, onun da Allah'a ve Rasûlüne olan sevgisine şahitlik etmiştir.
  2. Sahabelerin iyilik yapmakta hırslı olmaları ve hayırda yarışmaları ifade edilmiştir.
  3. Savaşırken edepli olmanın meşruiyeti, taşkınlıktan ve rahatsızlık verici gereksiz seslerden kaçınmanın gerekliliği belirtilmiştir.
  4. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin delilleri arasında, Yahudilere karşı zafer kazanılacağını haber vermesi ve Ali b. Ebî Tâlib'in gözlerinin Allah'ın izniyle Rasûlullah tarafından iyileştirilmesi de vardır.
  5. Cihadın en büyük amacı insanların İslam’a girmeleridir.
  6. Davet, yavaş yavaş yapılmalıdır. Önce kâfir birinden şehadet getirerek İslam'a girmesi istenir, ardından İslam'ın farzlarını yerine getirmesi emredilir.
  7. İslam'a davetin fazileti, davet edilen ve eden için davetin getireceği hayırlar, davet edilen kimseye hidayet nasip olursa davetçinin büyük bir mükâfatla ödüllendirileceği ifade edilmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (5/ 134) (4210). صحيح مسلم (4/ 1872) (2406). فتح المجيد شرح كتاب التوحيد، (ص88). القول المفيد على كتاب التوحيد، (1/ 134). الملخص في شرح كتاب التوحيد، (ص57). الجديد في شرح كتاب التوحيد، (ص67). التمهيد لشرح كتاب التوحيد، (ص59).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Yâ Rasûlallah! İkindi namazını az daha gü­neş batmadan kılamayacaktım, dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Vallahi ben de kılamadım.» buyurdu. Bunun üzerine kalktık, Buthân Vadisi'ne git­tik. Orada Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz için abdest aldı, biz de namaz için ab­dest aldık. Müteakiben güneş batmış olduğu halde ikindiyi kıldırdı, sonra arkasından da akşamı kıldırdı.

عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما «أنَّ عمر بن الخَطَاب رضي الله عنه جاء يَومَ الخَندَقِ بَعدَ مَا غَرَبَت الشَّمسُ فَجَعَل يَسُبُّ كُفَّار قُرَيشٍ، وقال: يا رسول الله، مَا كِدتُّ أُصَلِّي العَصرَ حَتَّى كَادَت الشَّمسُ تَغرُبُ، فَقَال النَبِيُّ صلى الله عليه وسلم : والله مَا صَلَّيتُهَا، قال: فَقُمنَا إلَى بُطحَان، فَتَوَضَّأ للصَّلاَة، وتَوَضَأنَا لَهَا، فَصَلَّى العَصر بعد مَا غَرَبَت الشَّمسُ، ثُمَّ صَلَّى بعدَها المَغرِب».
Câbir b. Abdillah -radıyallahu anhumâ- şöyle demiştir: Hendek Harbi günü Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh-, güneş battıktan sonra geldi de Kureyş kâ­firlerine sövmeye başladı. Yâ Rasûlallah! İkindi namazını az daha gü­neş batmadan kılamayacaktım, dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Vallahi ben de kılamadım.» buyurdu. Bunun üzerine kalktık, Buthân Vadisi'ne git­tik. Orada Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz için abdest aldı, biz de namaz için ab­dest aldık. Müteakiben güneş batmış olduğu halde ikindiyi kıldırdı, sonra arkasından da akşamı kıldırdı.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Hendek Harbi günü güneş battıktan sonra Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- Kureyş kâfirlerine söverek Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi. Çünkü onlar Ömer -radıyallahu anh-'ı meşgul etmişler ve ancak güneş battıktan sonra ikindi namazını kılmıştı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- o ana kadar namazı kılamadığına dair yemin etti. Ömer -radıyallahu anh- da kendisini sıkıntıya sokan bu durumdan rahatlamış oldu. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest aldı ve yanında bulunan sahabeler de abdest aldılar. Güneş battıktan sonra ikindiyi kıldırdı, ikindiyi kıldırdıktan sonra da akşamı kıldırdı.

Kaynakça

الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى، 1381هـ. تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الإمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة، 1426هـ. تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، محمد بن صالح العثيمين، مكتبة الصحابة، الإمارات، الطبعة: الأولى، 1426هـ. عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم، لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية، 1408هـ. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Az amel işledi, çok ecir/sevap kazandı.»

عن البراء رضي الله عنه قال: أتَى النبي صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ مُقَنَّعٌ بالحَديد، فقال: يا رسول الله، أُقَاتِلُ أَوْ أُسْلِمُ؟ قال: «أَسْلِم، ثم قَاتل»، فأسْلَم ثم قاتل فَقُتِل. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «عَمِل قليلاً وأُجر كثيراً».
Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yüzü demir zırh ile kaplı bir kişi geldi ve; Ya Rasûlullah! Hemen harp edeyim de sonra mı Müslüman olayım? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Önce Müslüman ol, sonra savaş!» buyurdu. Adam Müslüman oldu, savaştı, sonunda şehit düştü. Bunun üzerine Allah Rasûlü: «Az amel işledi, çok ecir/sevap kazandı.» buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir adam gelerek kendisiyle beraber cihat etmek istedi. Başına demirden bir zırh giymiş haldeydi ve henüz Müslüman olmamıştı. Ya Rasûlullah, hemen harp edeyim de sonra mı Müslüman olayım? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Önce Müslüman ol, sonra savaş!» buyurdu. Bunun üzerine adam Müslüman oldu, savaştı, sonunda şehit düştü. Allah Rasûlü de: «Az amel işledi, çok ecir/sevap kazandı.» buyurdu. Müslüman olmasından sonra ölene dek geçen zaman içinde yaptığı ameller az olmasına rağmen karşılığında çok sevap elde etti. İlâyı kelimetullah uğrunda yapılan savaş, yapılacak amellerin en faziletlisi ve sevap bakımından en büyüğüdür.

Kaynakça

- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه. - صحيح البخاري -للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم بن عيد الهلالي،دارابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. - كنوز رياض الصالحين»، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه. -شرح صحيح البخارى لابن بطال الأندلسي،تحقيق: أبو تميم ياسر بن إبراهيم مكتبة الرشد - السعودية، الرياض الطبعة: الثانية، 1423هـ - 2003م. -التَّنويرُ شَرْحُ الجَامِع الصَّغِيرِ محمد بن إسماعيل الصنعاني، المحقق: د. محمَّد إسحاق محمَّد إبراهيم مكتبة دار السلام، الرياض -الطبعة: الأولى، 1432 هـ - 2011 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Bizler, altı kişilik gruplara ayrılmıştık ve bir deveye sırayla biniyorduk. Bu nedenle de ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Benim de ayaklarım yara olmuştu.

عن أبي موسى رضي الله عنه قال: خرجنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاة ونحن سِتَّةُ نَفَرٍ بَيننا بعيرٌ نَعْتَقِبُهُ، فَنَقِبَتْ أقدامُنا وَنَقِبَت قَدَمِي، وسَقطت أَظْفَارِي، فكنَّا نَلُفُّ على أَرْجُلِنَا الْخِرَقَ ، فَسُمِّيَت غَزْوَة ذَاتُ الرِّقَاع لما كنَّا نَعْصِب على أرجُلنا من الخِرق، قال أبو بردة: فحدث أبو موسى بهذا الحديث، ثم كره ذلك، وقال: ما كنت أصنع بأن أَذْكُرَه! قال: كأنه كره أن يكون شيئا من عمله أفْشَاه.
Ebu Musa El-Eşari –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre: ‘’Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Bizler, altı kişilik gruplara ayrılmıştık ve bir deveye sırayla biniyorduk. Bu nedenle de ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Benim de ayaklarım yara olmuş ve tırnaklarım düşmüştü. Ayaklarımıza bez parçaları sardığımız için o savaşa Zâtürrikâ ismi verildi. Ebu Burde dedi ki: '’Ebu Musa, bunları anlattı, sonra da yaptığı hoşuna gitmedi ve ‘Ben, bunları niye anlatıyorum ki! Dedi. Herhalde o, salih bir amelini açığa çıkarmış olduğu için bu yaptığını hoş görmemişti.’’
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Hadisin manası: Ebu Musa –radıyallahu anh- Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ile yanlarında sayıları altı olan bazı arkadaşlarıyla birlikte bir savaşa çıkmışlardı. Aralarında sırayla bindikleri bir develeri vardı. Varmayı hedefledikleri yere ulaşana kadar, içlerinden biri belli bir mesafe biniyor daha sonra sırası bittiğinde o iniyor ve diğer arkadaşı binerek bu şekilde aralarında dönüşümlü olarak biniyorlardı. Bu nedenle de ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Benim de ayaklarım yara olmuş ve tırnaklarım düşmüştü. Bunu sebebi de, çöl topraklarında uzun mesafe yürümekti. Yanlarında ayaklarını parçalanmaya karşı örtecek bir şey yoktu. Çıplak ayakla yürüyorlardı. Bu yüzden kendilerine çok zarar dokunduğu halde durmadılar, bilakis düşmanla karşılaşana kadar yolculuğa devam ettiler. ‘’Ayaklarımıza bez parçaları sarardık.’’ Bu da şunun delilidir: Toprağın sertliğinden ve uzun mesafe sebebiyle ayakkabıları parçalanmıştı. Onları toprağın sertliğinden ve sıcaklığından koruması için ayaklarına bez parçası sarıyorlardı. ‘’Ayaklarımıza bez parçaları sardığımız için o savaşa Zâtürrikâ ismi verildi.’’ Yani Nebi–sallallahu aleyhi ve sellem-’in savaştığı bu gazveye ‘Zâtürrikâ’ ismi verilmesinin bir sebebidir. Ebu Burde dedi ki: ’’Ebu Musa bu konudan bahsetti, sonra da bunu hoş görmedi, bundan bahsetmek istemezdim dedi. Herhalde o, salih bir amelini açığa çıkarmış olduğu için bu yaptığını hoş görmemişti. Manası: Ebu Musa –radıyallahu anh- bunları anlattı, sonra da yaptığı hoşuna gitmedi ve anlattığında kendini övmüş olmak endişesinden dolayı anlatmamış olmayı temenni etti. Kişi örnek alınıp takip edilecek bir kimse değil ise onun için salih ameli gizlemesi ortaya çıkarmasından daha hayırlıdır. Başka bir hadiste şu ifade yer almaktadır: " Verdiği (sadakayı) öyle gizledi ki sağ elinin verdiğini sol eli bilmemektedir."Muttefakun aleyh

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين، تأليف: حمد بن ناصر بن العمار، الناشر: دار كنوز أشبيليا، الطبعة الأولى، 1430هـ. بهجة الناظرين، تأليف: سليم بن عيد الهلالي، نسخة الكترونية، لا يوجد بها بيانات نشر. نزهة المتقين، تأليف: جمعٌ من المشايخ، الناشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى، 1397ه. صحيح البخاري، تأليف: محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق: محمد زهير الناصر، الناشر: دار طوق النجاة الطبعة: الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم، تأليف: مسلم بن الحجاج النيسابوري، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. فتح الباري شرح صحيح البخاري، تأليف: أحمد بن علي بن حجر، رقمه وبوب أحاديث: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار المعرفة، بيروت، 1379هـ. رياض الصالحين، تأليف: محيي الدين يحيى بن شرف النووي، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل، الطبعة الأولى، 1428هـ. تطريز رياض الصالحين، تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبد العزيز آل حمد، دار العاصمة، الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ. - دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد بن علان الشافعي، تحقيق خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، الطبعة الرابعة، 1425ه.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 24
24 hadis
  1. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Necid (bölgesi) tarafına bir fırka asker gönder­di. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ- da bu askerî birlik içinde bulundu.
  2. "Uhud Savaşı günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gösterildim. Ben o zaman on dört yaşındaydım. Bana izin vermedi."
  3. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı -radıyallahu anhum- Mekke'ye, Yesrib hummasından bitkin düşmüş bir halde geldiler. Müşrikler (dedikodu yaparak): "Yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş ve ondan çok ızdırab çekmiş bir kavim gelecek"dediler.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- müşriklere kuvvetlerini göstermeleri için, Müslümanlar'a tavafın ilk üç şavtında remel yapmalarını, iki köşe arasında da normal yürüyüşle yürümelerini emretti.
  4. Bir adam, Uhud günü Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e; Eğer Allah yolunda öldürülürsem ben nerede olacağım, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Cennette!» diye cevap verdi. Bunun üzerine adam elinde bulunan hurmaları attı ve sonra öldürülünceye kadar düşmanla savaştı ve şehit düştü.
  5. Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır
  6. Yâ Rasûlallah! İkindi namazını az daha gü­neş batmadan kılamayacaktım, dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Vallahi ben de kılamadım.» buyurdu. Bunun üzerine kalktık, Buthân Vadisi'ne git­tik. Orada Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz için abdest aldı, biz de namaz için ab­dest aldık. Müteakiben güneş batmış olduğu halde ikindiyi kıldırdı, sonra arkasından da akşamı kıldırdı.
  7. «Az amel işledi, çok ecir/sevap kazandı.»
  8. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Bizler, altı kişilik gruplara ayrılmıştık ve bir deveye sırayla biniyorduk. Bu nedenle de ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Benim de ayaklarım yara olmuştu.
  9. Allah Musa'ya rahmet etsin. O, bundan daha fazla eziyete uğradı, ama sabretti.
  10. "Ey Sa’d b. Muaz! İstediğim cennettir. Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, Uhud’un eteklerinden beri hep o cennetin kokusunu alıyorum."
  11. Eğer şu hurmalarımı yiyinceye kadar yaşarsam, bu gerçekten uzun bir hayattır, diyerek elindeki hurmaları attı. Sonra şehit oluncaya kadar müşriklerle savaştı.
  12. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başında miğfer olduğu halde fetih günü Mekke'ye girdi. Miğferini çıkardığı esnada bir adam yanına gelip: Şu İbn Hatal adındaki kişi, Kabe´nin örtüsüne yapışmış, sığınmış!" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onu öldürünüz!» diye buyurdu.
  13. Tebük Gazvesi’nde şiddetli açlık çektikleri için sahâbîler: "Ey Allah’ın Rasûlü! İzin verseniz de develerimizi kesip yesek ve iç yağı elde etsek, dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Peki öyle yapın!» buyurdu."
  14. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başlarına Âsım b. Sâbit el-Ensarî'yi komutan tayin ettiği on kişiden oluşan bir kâfileyi (irşad ve istihbârât için) görevlendirdi.
  15. Biz Hendek Savaşı gününde siper kazıyorduk. Önümüze son derece sert bir kaya çıktı. Sahâbîler, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelip: Siperde önümüze bu kaya çıktı, dediler. Rasûlullah: “Ben hendeğe ineceğim” buyurdu
  16. "O Allah'ın sizin için çıkardığı bir rızıktır. Yanınızda onun etinden bir şey yar mı? bize de tattırın.” buyurdular. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ondan bir parça gönderdik; O da yedi."
  17. "Ben çocuklarla birlikte Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’i Veda Tepesi'nde karşılamıştım."
  18. "Melekler ara vermeksizin onu kanatlarıyla gölgelendiriyor."
  19. Huneyn Gazvesi’nde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber bulundum. Ben ve Ebû Süfyan b. Haris b. Abdulmuttalib Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanından hiç ayrılmadık. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- beyaz katırın üzerinde otururken
  20. İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre dedi ki:Bedir gününde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- müşriklere baktı.Onlar bin kişi idi.Ashabı ise üçyüzdokuz adamdı.Bunun üzerine Allah'ın Nebîsi -sallallahu aleyhi ve sellem- kıbleye döndü,sonra ellerini uzattı.Rabbine şöylece niyaz etmeye koyuldu:''Allah'ım! Bana verdiğin vaadini gerçekleştir.Allah'ım! Bana vaat ettiğini ver.Allah'ım! Eğer Müslüman olan bu topluluğu helak edecek olursan yeryüzünde sana ibadet edilmez.'' Ellerini uzatıp kıbleye dönmüş olduğu halde rabbine yalvarışını,ridası omuzlarından düşünceye kadar sürdürdü.O zaman Ebu Bekir yanına gelip ridasını aldı,omuzlarına koydu.Arkasından ona sarılarak,dedi ki:Ey Allah'ın Nebisî!Rabbine bu kadar yalvarışın yeter.Şüphesiz ki o sana verdiği sözünü gerçekleştirecektir.Bunun üzerine aziz ve celil Allah:''Hani siz Rabbinizden imdat istiyordunuz da:Muhakkak ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediyorum diye duaznıza karşılık vermişti.''(Enfal,9) buyruğunu indirdi.Allah ona meleklerle yardım etti.Ebu Zümeyl,dedi ki:İbn Abbâs bana tahdis edip dedi ki:O gün Müslümanlardan bir adam önünde giden müşriklerden bir adamın arkaından hızlıca koşuyorkenüzerinden kamçı ile indirilen bir darbe sesi ile ilerle hayzum diyen bir suvarüi sesi duyuverdi.Önündeki müşriğe baktı,yere yıkıldığını görüverdi.Ona bakınca burnunda bir bere izinin bulunduğunu ve kamçı darbesi gibi yüzünün yarılmışolduğunu ve bütün buralarının morarmış olduğunu gördü.Ensardan olan o zat gelip bunu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e anlatınca ''doğru söylüyorsun,o üçüncü semadan gelen yardımcılardandı''buyurdu.O gün yetmiş kişiyi öldürmüş,yetmiş kişiyi de esir almışlardı.Ebu Zümeyl dedi ki:İbn Abbâs,dedi ki:Esirleri aldıklarında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebu Bekir ve Ömer'e:''Bu esirler hakkında görüşünüz nedir?'' Buyurdu.Ebu Bekir:Ey Allah'ın Nebisî.Bunlar amca ve aşiret çocuklarıdır.Onlardan fidye almanı uygun görüyorum.Böylelikle o bizim için kafirlere karşı bir güç olur.Umulur ki Allah onları İslam'a hidayet eder.Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- :''Peki ey Hattâb'ın oğlu! Senin görüşün nedir?'' buyurdu.Ömer şu cevabı verdi:Hayır,Allah'a yemin ederim ki ey Allah'ın Rasûlü! Ebu Bekir ile aynı görüşte değilim ama benim görüşüm şudur:Bize imkan ver,bunların boyunlarını vuralım.Ali'ye Akil'e karşı imkan ver o onun boynunu vursun.Bana filan kimseye karşı imkan ver -Ömer'in bir akrabasını kasdederek- ben de onun boynunu vurayım.Şüphesiz bunlar küfrün önderleri ve ileri gelenleridir.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebu Bekir'in söylendiğinden hoşlandı ama benim söylediğimden hoşlanmadı.Ertesi gün geldiğimde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve Ebu Bekir'in oturmuş ağladıklarını gördüm.Ben Ey Allah'ın Rasûlü! Bana senin ve arkadaşının hangi sebepten dolayı ağladığını haber ver.Eğer ağlama imkanım olsa ağlarım.Ağlayamazsam siz ağladığınız için ağlamaklı olurum.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:''Ben arkadaşlarının bana yaptıkları fidye alma tekliflerinden ötürü ağlıyorum.Onların azapları bana şu ağaçtan daha yakında gösterildi.''Bununla Allah'ın nebisine -sallallahu aleyhi ve sellem- yakın bir ağacı kastetmişti.Aziz ve Celil Allah'da :'(Yeryüzünde çokça savaşıp zaferler kazanıncaya kadar esirler alması hiçbir peygambere yaraşmaz.Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve hoş yeyin.) (Enfal:67-69) buyruklarını indirdi.Böylece Allah onlara ganimeti helal kıldı.Müslim rivayet etmiştir.
  21. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hendek savaşından döndükten sonra silahını bıraktı ve banyo yaptı.Cibrîl -aleyhisselam- geldi.''Silahını bıraktın? Dedi.Allah'a yemin olsun biz onu bırakmadık.Cibrîl onlara doğru çık dedi.
  22. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Kurayza oğulla­rı'na sefer ettiğinde ben Cibrîl'in -salavatullahi aleyh-'in melekler alayının Ganm oğulları sokağnıdan geçtikleri sırada yükselen tozunu bugün bile hâlâ görür gibiyim, demiştir.
  23. Âişe -radıyallahu nhâ- şöyle demiştir:Sâd Hendek savaşında yaralandı.Ona Hıbbân b. Arika denilen Kureyşli bir adam ok attı.O kişi de Hıbbân b. Kays,Muays b. Âmir b. Lueyoğullarından olup kolundaki atar damardan yaraladı.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onu yakınında olup ziyaret etmesi için mescide bir çadır kurdurdu. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Hendek harbinden (Medine'deki evine) dönüp geldiğinde, silâhını çıkarıp yerine koymuş ve yıkanmıştı. Bu sırada Cibrîl -aleyhi's-selâm- Peygamber'e geldi o sırada başındaki tozu silkeliyordu.Sen silâhını çıkarmışsın! Vallahi biz melekler henüz silâhlarımızı çıkarmadık. Haydi, onlara doğru yola çık! dedi.Peygamber: "Nereye doğru çıkıyoruz?" diye sordu. Cibril, Kurayzaoğullarının yurdunu işaret ederek: İşte şuraya! Dedi. Bunun üzerine Peygamber, Kurayza oğulları'na doğru hareket etti. Muhasaranın sonunda bunlar. Rasûlullah'ın hükmüme inip boyun eğdiler. Rasûlullah da bunlar hakkında'bir hüküm vermesini Sa'd b. Muâz'a havale etti. Sa'd da:Ben onlar hakkında şöyle hüküm veriyorum: Bunların harb edenleri Öldürülür. Kadınları ve çocukları esîr edilir, malları da taksîm olunur, dedi. Hişâm şöyle demiştir: Bana babam Urve, Âişe'den şöyle haber verdi: Sa'd ibn Muâz (Kurayza oğulları hakemliği ettiği günden evvelki gecede): Yâ Allah! Sen bilirsin ki, Rasûlü'nü tekzîb eden, vatanından çıkaran kavim kadar kendilerine harb ve cihâd etmek istediğim hiç bir kimse yoktur. Yâ Allah! Öyle zannediyorum ki, bizimle onların arasında artık yapılacak harb kalmamıştır. Şayet Kureyş ile başka bir harbimiz daha kaldı ise, Sen'in yolunda onlarla cihâd edeyim diye beni hayâtta bırak. Eğer aramızda harb kalmamış ise, bu yaramı deş de bu yüzden bana şehîdlik nasîb et! diye duâ etmiştir. Müteakiben boyun damarına kadar gelen şişlik deşildi. Mescid de Gıfâr oğulları'ndan bâzı kimselere âit bir çadır daha vardı. İşte bu Gıfârîler kendi hâllerinde oturup dururlarken bir de bakmışlar ki, kendilerine doğru kan akıp geliyor. Onlar: Ey çadır ehli! Sizin tarafınızdan bize doğru gelen bu kan nedir? Dediler. Meğer Sa'd'ın yarası akıp dururmuş. İşte Sa'd -radıyallahu anh- bu yaradan dolayı öldü.Sahih-i Buhârî.
  24. Eğer ateşe girselerdi, Kıyamet Günü'ne kadar ondan çıkamazlardı. İtaat ancak mâruf olan hususlardadır

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com