عن عُبَادَةَ بن الصَّامتِ رضي الله عنه قال: بَايَعْنَا رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم على السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ، وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ، وعلى أَثَرَةٍ علينا، وعلى أَلَّا نُنَازِعَ الْأَمْرَ أهلَه، وعلى أَنْ نَقُولَ بِالْحَقِّ أينما كُنَّا، لا نَخَافُ في الله لَوْمَةَ لَائِمٍ.
Ubâde b. Sâmit -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ e zorlukta ve kolaylıkta, sevinçli ve kederli anlarda, başkaları bize tercih edildiği zamanlarda devleti yönetenleri dinleyip itaat etmeye, onların işlerine karışmamaya, nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize ve Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza dair biat ettik."
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, kolay ya da zor zamanlarda, zenginlikte ve fakirlikte devlet yöneticilerine itaat etme hususunda sahabelerden söz almıştır. Onların emrettikleri şeyler nefse hoş gelsin ya da gelmesin, yöneticiler kamu malı, makam ya da başka hususlarda insanlara cimri olup, kendi refahlarını düşünüp halkını bundan mahrum etseler dahi haram olmayan meselelerde onları dinleyip itaat etmek ve onlara karşı ayaklanmamak gerekir. Çünkü onlara karşı savaş açmaktaki fitne ve fesat, onların ettiği zulümdeki fitne ve fesattan daha büyüktür. Sahabelerden aldığı sözler arasında nerede olurlarsa olsunlar, hakkı söyleyeceklerine ve Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacakları da bulunmaktadır.
Faydalar
- Müslümanların; yöneticileri dinleyip itaat etmelerinin semeresi, sözlerinin bir olması ve ayrılığı reddetmeleridir.
- Allah'a haram olmayan hususlarda yöneticilere rahatlıkta ve zorlukta, sevinçli ve kederli anlarda, kendi rahatlarını düşünüp diğer insanları ihmal etseler bile onları dinleyip itaat etmek farzdır.
- Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan nerede olursak olalım hakkı söylememiz farzdır.
Kaynakça
صحيح البخاري (9/ 47) (7055-7056)، (9/ 77) (7199، 7200).
صحيح مسلم (3/ 1470) (1709).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 277).
رياض الصالحين، للنووي (ص83) (186).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 419).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 202).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أُمِّ المُؤمنين رضي الله عنها: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ، فَمَنْ عَرَفَ بَرِئَ، وَمَنْ أَنْكَرَ سَلِمَ، وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ» قَالُوا: أَفَلَا نُقَاتِلُهُمْ؟ قَالَ: «لَا، مَا صَلَّوْا».
Müminlerin annesi Ümmü Seleme -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizin üzerinize bir takım emirler, yöneticiler tayin olunacaktır. Onların dine uygun olan işlerini iyi bulur, uygun olmayanlarını ise hoş karşılamaz, tenkit edersiniz. Kim hoş karşılamaz, kerih görürse günahtan korunmuş olur. Kim de tenkit eder, onların kötülüklerine engel olmaya çalışırsa, kurtuluşa erer. Fakat kim de razı ve hoşnut olur, onlara uyarsa isyan etmiş olur.» Bunun üzerine Sahâbe-i Kirâm: Ya Rasûlallah! Onlarla savaşmayalım mı? dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır.» buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bizim üzerimize yöneticiler tayin olacağını, dine uygun olan işlerini iyi bulacağımızı, dine uygun olmayanlarını ise hoş karşılayıp, tenkit edeceğimizi haber vermiştir, Kim kalbi ile münkeri hoş görmez ama inkâr edemez ise, münafıklık ve günahtan beri olur, Kim de eli ya da dili ile münkeri inkâr edecek durumda olup inkâr ederse, günahtan ve bu hatada onlarla ortak olmaktan selamette olur, Ancak kim onların yaptığından razı olur ve peşlerinden giderse, onların helak olduğu gibi helak olur.
Sonra Sahabeler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: Bu özelliklere sahip yöneticiler ile savaşmayalım mı? diye sorduklarında, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu yapmayı onlara yasaklayarak şöyle buyurdu: «Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır.»
Faydalar
- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin alametlerinden biri de, ileride olacak gayb ile ilgili haberleri vermesi ve onun söylediği gibi gerçekleşmesidir.
- Münkerden razı olmak ve ona ortak olmak caiz değildir. İnkâr edilmesi gerekir.
- Eğer yöneticiler şeriata aykırı bir şey yaparlarsa, bu konuda onlara itaat etmek caiz değildir.
- Fitne, kan dökme ve güvenliğin ortadan kalkmasına sebebiyet vereceği için Müslüman yöneticilere karşı ayaklanmak caiz değildir. Asi yöneticilerden gelen kötülüklere tahammül etmek ve onların verdiği eziyete sabretmenin zararı daha azdır.
- Namaz, İslam ile küfür arasındaki ayırt edici özellik olduğu için çok önemlidir.
Kaynakça
صحيح مسلم (3/ 1480) (1854).
المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (4/ 64).
البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (32/ 206).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 279).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل بن عبد العزيز المبارك (ص150).
الشرح الممتع على زاد المستقنع، لابن عثيمين (11/ 323).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 435).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين (1/ 211).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن الزبير بن عدي، قال: أَتَيْنَا أنسَ بنَ مَالِكٍ رضي الله عنه فَشَكَوْنَا إليه ما نَلْقَى من الحَجَّاجِ، فقال: «اصْبِرُوا، فإنه لا يأتي زمانٌ إلا والذي بعده شَرٌّ منه حَتَّى تَلْقَوا رَبَّكُم» سمعتُه من نَبِيِّكُم صلى الله عليه وسلم .
Zübeyr İbn Adiy -rahimehullah- anlatıyor: "Hz. Enes İbn Mâlik -radıyallahu anh-'ın yanına girdik. Haccâc'ın bize yaptıklarını şikayet ettik. "Sabredin, buyurdu. Zira öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacak. Bu hal Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlünüz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işittim.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Zübeyr İbn Adiy ile birlikte bir topluluk Rasûlullah’ın hizmetkârı Enes bin Malik –radıyallahu anh-’ın yanına geldi ve Emevi halifelerinin emirlerinden bir tanesi olan Haccac b. Yusuf es-Sekafi’nin onlara yaptıklarından şikayet ettiler. Bu kimse zulüm ve kan dökmekle bilinen birisiydi. İnatçı ve despot birisiydi. Enes -radıyallahu anh- onlara yöneticilerin zulümlerine karşılık sabırlı olmalarını emretti ve insanlar öyle günlerle karşılaşacak ki, her yeni gün, gidenden daha kötü olacağını ve bu halin Rablerine kavuşuncaya kadar devam edeceğini haber verdi. Muhakkak ki o, bunu Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’den işitmişti. Burada şerden kasıt genel, bütünüyle kastedilen bir şer değildir. Bilakis bazı durumlar şerli, bazı durumlar da hayırlı olabilir.
Kaynakça
- دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لابن علان، نشر دار الكتاب العربي.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م.
- شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي.
- صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: «مَنْ خَرَجَ مِنَ الطَّاعَةِ، وَفَارَقَ الْجَمَاعَةَ فَمَاتَ، مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً، وَمَنْ قَاتَلَ تَحْتَ رَايَةٍ عِمِّيَّةٍ، يَغْضَبُ لِعَصَبَةٍ، أَوْ يَدْعُو إِلَى عَصَبَةٍ، أَوْ يَنْصُرُ عَصَبَةً، فَقُتِلَ، فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ، وَمَنْ خَرَجَ عَلَى أُمَّتِي، يَضْرِبُ بَرَّهَا وَفَاجِرَهَا، وَلَا يَتَحَاشَى مِنْ مُؤْمِنِهَا، وَلَا يَفِي لِذِي عَهْدٍ عَهْدَهُ، فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim itaatten çıkar, cemaatten ayrılır ve bu halde ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur. Kim de körü körüne çekilmiş cahillik bayrağı altında savaşır, asabiyet (ırkçılık) için öfkelenir veya asabiyete çağırır veya asabiyete yardım eder, bu esnada da öldürülürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür. Kim ümmetimin üzerine gelip iyi olana da, kötü olana da ayırım yapmadan vurur, Mü'min olanlarına hürmet etmez, ahit sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o benden değildir, ben de ondan değilim.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yöneticilere itaatsizlik eden, yöneticiye biat etmeyi kabul eden İslam cemaatinden ayrılan ve bu ayrılık ve itaatsizlik halinde ölen kimsenin, cahiliye ehli gibi öldüğünü haber vermiştir. Cahiliye halkı yöneticiye itaat etmez ve cemaate bağlı kalmazdı. Hatta birbirleriyle savaşan ayrı gruplar halinde yaşarlardı.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kim, hak ile batılı ayırt edemediği bir bayrak altında savaşırsa, din ve hakkı desteklemek için değil de kavmine veya kabilesine taassuptan dolayı öfkelenirse, basiret ve ilim olmadan savaşır ve bu hal üzere öldürülürse cahiliye ehli adetleri üzerine öldüğünü haber vermiştir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetine karşı ayaklanmak, salih olanı da facir olanı da ayırt etmeden vurmak, yaptığı şeyi umursamamak, Mümini öldürmenin cezasından korkmamak, yöneticiye ve kendileri ile anlaşma yapılan kâfirlere verdiği sözü tutmamak büyük günahtır. Kim bunları yaparsa hadiste geçen şiddetli tehdide maruz kalır.
Faydalar
- Allah -Azze ve Celle-'ye karşı isyan olmadığı sürece yöneticiye itaat etmek farzdır.
- Bu hadis yöneticiye biat etmeyen ve Müslümanların cemaatinden ayrılanlara yönelik şiddetli bir uyarı içermektedir. Şayet bu hal üzere ölürlerse, cahiliye döneminde yaşayan insanların öldüğü yol üzerine ölmüş olurlar.
- Hadiste ırkçılık yaparak öldürmek yasaklanmıştır.
- Verilen sözleri yerine getirmenin zorunluluğu ifade edilmiştir.
- Cemaatle birlikte olmada ve yöneticiye itaat etmekte; güven, huzur, iyi koşullarda yaşamak ve çok hayır vardır.
- Cahiliye dönemindeki insanların durumlarına benzer yaşamak yasaklanmıştır.
- Müslümanların cemaatine bağlı kalmak emredilmiştir.
Kaynakça
صحيح مسلم.
شرح النووي على مسلم (12/ 238).
توضيح الأحكام من بلوغ المرام، للبسام (6/ 179).
سبل السلام، لمحمد الصنعاني (2/ 374).
منحة العلام شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (8/ 338).
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (6/ 2395).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عرفجة رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «مَنْ أَتَاكُمْ وَأَمْرُكُمْ جَمِيعٌ عَلَى رَجُلٍ وَاحِدٍ، يُرِيدُ أَنْ يَشُقَّ عَصَاكُمْ، أَوْ يُفَرِّقَ جَمَاعَتَكُمْ، فَاقْتُلُوهُ».
Arfece -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «İşiniz bir adam üzerinde toplu iken kim sizin sopanızı yarmak veya cemaatinizi dağıtmak isterse onu hemen öldürün!»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanlar bir yönetici ve bir cemaat etrafında toplansalar sonra biri gelir de ondan yönetimi almak ya da Müslümanların cemaatini gruplara bölmek isterse, Müslümanların, o kişinin şerrini def etmek ve Müslümanların kanın dökülmemesi için onu engellemesi ve onunla savaşması gerekir.
Faydalar
- Allah'a isyan olmayan hususlarda Müslümanların yöneticilerine itaat edip onların sözünü dinlemeleri farzdır.
- Kim, Müslümanların yöneticisine ya da cemaatine karşı ayaklanırsa, nesep olarak ya da makam olarak ne kadar üstün olursa olsun ona karşı savaşmak gerekir.
- Ayrılık ve ihtilaf etmek değil birlikte olmak teşvik edilmiştir.
Kaynakça
صحيح مسلم (3/ 1480) (1852).
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (8/ 349).
توضيح الأحكام شرح بلوغ المرام، للبسام (6/ 329).
فتح ذي الجلال والإكرام بشرح بلوغ المرام، لابن عثيمين (5/ 302).
المفاتيح في شرح المصابيح، الحسين المُظْهِري (4/ 295).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عُثْمَانَ الشَّحَّامِ، قَالَ: انْطَلَقْتُ أَنَا وَفَرْقَدٌ السَّبَخِيُّ إِلَى مُسْلِمِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ وَهُوَ فِي أَرْضِهِ، فَدَخَلْنَا عَلَيْهِ فَقُلْنَا: هَلْ سَمِعْتَ أَبَاكَ يُحَدِّثُ فِي الْفِتَنِ حَدِيثًا؟ قَالَ: نَعَمْ، سَمِعْتُ أَبَا بَكْرَةَ رضي الله عنه يُحَدِّثُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّهَا سَتَكُونُ فِتَنٌ، أَلَا ثُمَّ تَكُونُ فِتْنَةٌ الْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي فِيهَا، وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي إِلَيْهَا، أَلَا فَإِذَا نَزَلَتْ أَوْ وَقَعَتْ فَمَنْ كَانَ لَهُ إِبِلٌ فَلْيَلْحَقْ بِإِبِلِهِ، وَمَنْ كَانَتْ لَهُ غَنَمٌ فَلْيَلْحَقْ بِغَنَمِهِ، وَمَنْ كَانَتْ لَهُ أَرْضٌ فَلْيَلْحَقْ بِأَرْضِهِ»، قَالَ فَقَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللهِ أَرَأَيْتَ مَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ إِبِلٌ وَلَا غَنَمٌ وَلَا أَرْضٌ؟ قَالَ: «يَعْمِدُ إِلَى سَيْفِهِ فَيَدُقُّ عَلَى حَدِّهِ بِحَجَرٍ، ثُمَّ لِيَنْجُ إِنِ اسْتَطَاعَ النَّجَاءَ، اللهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ؟ اللهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ؟ اللهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ؟»، قَالَ: فَقَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللهِ أَرَأَيْتَ إِنْ أُكْرِهْتُ حَتَّى يُنْطَلَقَ بِي إِلَى أَحَدِ الصَّفَّيْنِ، أَوْ إِحْدَى الْفِئَتَيْنِ، فَضَرَبَنِي رَجُلٌ بِسَيْفِهِ، أَوْ يَجِيءُ سَهْمٌ فَيَقْتُلُنِي؟ قَالَ: «يَبُوءُ بِإِثْمِهِ وَإِثْمِكَ، وَيَكُونُ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ».
Osman eş-Şehhâm'ın rivayetine göre, şöyle demiştir: Farkad es-Sebahî ve ben, Müslim b. Ebû Bekra'nın memleketinde olduğu sırada yanına gittik. Yanına girdik ve: Babanın fitneler hakkında bir hadis anlattığını duydun mu? diye sorduk. Şöyle dedi: Evet, Ebû Bekra -radıyallahu anh-'ın anlattığını duydum. O şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz birtakım fitneler olacaktır. Dikkat edin! Sonra yine bir fitne gelecektir ki, o dönemde oturan, yürüyenden daha hayırlıdır; yürüyen ise ona doğru koşandan daha hayırlıdır. Dikkat edin! Bu fitne indiği veya meydana geldiği zaman, kimin develeri varsa develerinin peşine gitsin (onlarla meşgul olsun). Kimin koyunları varsa koyunlarının peşine gitsin. Kimin de arazisi varsa arazisine gitsin (fitneye karışmasın).
Bunun üzerine bir adam şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasûlü! Ya devesi, koyunu veya arazisi olmayan kimse ne yapsın?" Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Kılıcına gitsin ve onun keskin ağzını bir taşla köreltsin (kırsın). Sonra da eğer güç yetirebilirse kurtulmaya baksın! Allah'ım! Tebliğ ettim mi? Allah'ım! Tebliğ ettim mi? Allah'ım! Tebliğ ettim mi?"
Başka bir adam dedi ki: "Ey Allah'ın Rasûlü! Ya ben (savaşa) zorlanırsam ve bu yüzden iki saftan (çarpışan iki gruptan) birine götürülürsem, derken bir adam kılıcıyla bana vurursa veya bir ok gelip beni öldürürse durum ne olur?" Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "O (seni öldüren kişi), hem kendi günahını hem de senin günahını yüklenir ve ateş halkından (cehennemliklerden) olur.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Osman eş-Şehhâm ve Farkad es-Sebhî, değerli sahabi Ebû Bekre -radıyallahu anh-'ın oğlu Müslim'e: Baban, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den Müslümanlar arasında çıkacak fitneler ve savaşlar hakkında bir hadis duydun mu? diye sordular. Müslim şöyle cevap verdi: 'Evet, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi vefatından sonra birtakım fitnelerin çıkacağını haber verdi. Bu fitneler döneminde, köşesinde oturup fitneden uzak duran kişi, fitneye göz dikmeyip onun peşine düşmeden orada yürüyen kişiden daha hayırlıdır. O fitne içinde yürüyen kişi ise, fitneyi arayıp ona katılarak (ona doğru) hızla koşandan daha hayırlıdır. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendi döneminde fitne baş gösteren veya meydana gelen kimseye, eğer sığınacak bir yer bulabiliyorsa oraya sığınmasını tavsiye etmiştir: Kimin otlayan develeri varsa develerinin peşine gitsin, kimin otlayan koyunları varsa koyunlarının peşine gitsin ve kimin bir toprağı ya da çiftliği varsa toprağına gitsin (onlarla meşgul olsun). Bunun üzerine bir adam: Ey Allah'ın Rasûlü! Barınacağı bir yeri, devesi, koyunu, ve toprağı olmayan kimse hakkında ne dersin? diye sordu. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Silahına yönelsin, onu (taşla) vurup kırsın ve kullanılmaz hale getirsin. Sonra da eğer kurtulmaya güç yetirebilirse, kaçıp kendisinin ve çocuğunun canını kurtarsın. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- üç defa (Allah'ı) şahit tutarak şöyle buyurdu: Ey Allah'ım! Şahit ol, tebliğ ettim mi? Ey Allah'ım! Şahit ol, tebliğ ettim mi? Ey Allah'ım! Şahit ol, tebliğ ettim mi? Bir adam şöyle dedi: Ey Allah'ın Rasûlü! Eğer ben iki saftan veya iki gruptan biri içinde savaşmaya zorlanırsam ve bir adam kılıcıyla bana vurursa veya bir ok gelip beni öldürürse ne dersin? Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: O, hem kendi nefsinin günahını, hem de öldürdüğü kimsenin günahını yüklenecek ve Kıyamet Günü Cehennem ehlinden olacaktır.
Faydalar
- Fitnelerin gerçekleşeceğini haber vermek; onlardan sakındırmak, insanların onlara karşı hazırlıklı olması, fitneye bulaşmaması ve Allah'tan sabır ile fitnenin şerrinden kurtuluş dilemeleri içindir.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: '(O fitne zamanında) oturan, ayakta durandan daha hayırlıdır...' hadisi, fitnenin tehlikesinin ne kadar büyük olduğunu açıklamayı, ondan kaçınmayı ve uzak durmayı teşvik etmeyi amaçlar. Şüphesiz ki fitnenin şerri ve zararı, kişinin ona ne derece bulaştığına ve bağlandığına göre değişir.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: "Orada (fitne ortamında) hazır bulunmaya zorlanan kimseden günah kaldırılmıştır. Ancak öldürme eylemine gelince, zorlama (ikrah) altında olmak bile bunu mübah kılmaz; aksine (haksız yere öldürme) emrini yerine getiren zorlanmış kişi, âlimlerin ittifakı ile günahkar olur.
- İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir:iğerleri (alimlerin çoğunluğu) ise şöyle demiştir: Eğer bir topluluk devlet başkanına isyan eder ve kendileri üzerine yapmaları gerekeni yapmaktan kaçınır ve savaş açarsa, onlarla savaşmak farzdır. Aynı şekilde, iki topluluk savaşırsa, gücü yeten her kişinin hatalı olanı durdurması ve haklı olanı desteklemesi farzdır. Âlimlerin çoğunluğunun görüşü budur. Diğer bazı alimler ise meseleyi detaylandırarak şöyle demişlerdir: Müslümanlardan iki topluluk arasında, başlarında bir imam (meşru bir lider) bulunmadığı halde meydana gelen her savaş yasaktır. Bu konudaki ve diğer konulardaki hadisler buna göre değerlendirilir.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Âlimler fitne zamanında savaşma konusunda ihtilaf ettiler. Bir kısmı şöyle demiştir: Müslümanların fitnesi sırasında savaşmamalı, hatta evine girip onu öldürmeye çalışsalar bile, kendini savunması caiz değildir. Çünkü onu öldürmek isteyen kişi, olayları kendisinin doğru olduğunu düşünerek ona göre yorumlamaktadır. Bu, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabesi Ebû Bekre -radıyallahu anh- ve diğerlerinin görüşüdür. Buna karşılık İbn Ömer ve İmrân b. Husayn -radıyallahu anhum- ve diğerleri şöyle demişlerdir: Fitneye ilk başta fitneye katılmaz, ancak bir kimse doğrudan kendisini hedef alırsa (canını korumak için) savunma yapar. Bu iki görüş de İslam tarihindeki fitnelerin hiçbirine (taraf olarak) girmeme hususunda ittifak etmiştir. Sahabe, tâbiînin ve İslam âlimlerinin çoğu şöyle demişlerdir: Fitne zamanlarında haklı olan tarafa yardım etmek ve Allah Teâlâ'nın şu buyruğuna uygun olarak azgınlık eden grupla savaşmak vaciptir: {Allah'ın emrine dönünceye kadar isyan edenlerle savaşın...} Doğru olan görüş de budur. (Fitne zamanı savaştan uzak durmayı emreden) hadisler ise; hangi tarafın haklı olduğunun net olarak anlaşılamadığı durumlar veya her ikisi de haksız olan ve hiçbir meşru gerekçesi (tevili) bulunmayan iki zalim topluluğun savaşı şeklinde yorumlanır.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2212) (2887).
النهاية في غريب الحديث والأثر (91).
شرح سنن أبي داود للعباد (478/ 3).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com