İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Yöneticinin Görevleri

14 hadis

Ey Müminlerin Emîri! Şüphesiz yüce Allah, Peygamber'ine: "Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir." diye buyurdu. Şüphesiz bu Uyeyne de o câhillerdendir, dedi. Vallahi Hurr b. Kays bu âyeti okuyunca, o haşmetli Ömer olduğu yerde çakılı kaldı. Vallahi bir adım ileri gitmedi. Esasen Ömer Allah'ın kitâbı yanında duran bir kimseydi. (Yânî onun hükmünü geçmezdi.)

عن عبد الله بن عباس رضي الله عنهما قال: قَدِم عُيَينَة بن حِصنٍ، فَنزَل على ابنِ أَخِيه الحُرِّ بن قَيسٍ، وكان من النَّفَر الذين يُدنِيهِم عمر رضي الله عنه ، وكان القُرَّاء أصحاب مَجلِس عُمر رضي الله عنه ومُشاوَرَتِه كُهُولا كانوا أو شُبَّانًا، فقال عيينة لابن أَخِيه: يَا ابن أخي، لك وَجْه عند هذا الأمير فَاسْتَأذِن لِي عليه، فَاسْتَأذَن فَأَذِن لَه عُمر، فَلَمَّا دَخَل قال: هي يا ابن الخطَّاب، فَوالله مَا تُعطِينَا الجَزْلَ ولا تَحكُمُ فِينَا بِالعَدلِ، فغضب عمر رضي الله عنه حَتَّى هَمَّ أَنْ يُوقِعَ بِه، فقال له الحُرُّ: يا أمير المؤمنين، إنَّ الله تعالى قال لِنَبِيِّه صلى الله عليه وسلم : {خذ العفو وأمر بالعرف وأعرض عن الجاهلين}، وإِنَّ هذا مِن الجَاهِلِين، والله مَا جَاوَزَها عُمر حِين تَلاَهَا، وكان وَقَّافًا عند كِتَاب الله تعالى .
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: Bir ara Uyeyne b. Hısn Medîne'ye gelmiş ve kardeşinin oğlu Hurr b. Kays'ın evine inip ona konuk olmuştu. Hurr b. Kays ise Ömer'in yakınlarındandı. Meclisinde genç, ihtiyar birtakım kurrâlar bulunurdu. Halîfe onlara mühim genel işlerini da­nışır, onlarla istişare ederdi. Uyeyne, kardeşinin oğlu Hurr b. Kays'a: "Ey kardeşimin oğlu! Senin halîfenin yanında yüksek bir yerin vardır. Benim için yanına girmeye bir izin alsan da onu ziyaret et­sem!" dedi. Hurr, Uyeyne için izin istedi, Ömer'de izin verdi. Uyeyne huzura girdiğinde: "Ey Hattâb oğlu! Vallahi sen bize ne bol dünyalık verirsin, ne de aramızda adaletle hükmedersin!" dedi. Bu sözü üzerine Ömer öfkelendi, hattâ Uyeyne'yi dövmeye kastedip üzerine yürüdüğü sırada, kardeşinin oğlu Hurr b. Kays müdâha­le edip: "Ey Müminlerin Emîri! Şüphesiz yüce Allah, Peygamber'ine: "Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir." ( A'râf Suresi:199) diye buyurdu. Şüphesiz bu Uyeyne de o câhillerdendir, dedi. Vallahi Hurr b. Kays bu âyeti okuyunca, o haşmetli Ömer olduğu yerde çakılı kaldı. Vallahi bir adım ileri gitmedi. Esasen Ömer Allah'ın kitâbı yanında duran bir kimseydi. (Yânî onun hükmünü geçmezdi.)
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Değerli sahabi Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma- Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh-'ın başına gelen bir olayı anlatmıştır. Kavminin ileri gelenlerinden olan Uyeyne b. Hısn, Ömer -radıyallahu anh-'ın yanına geldiğinde konuşmasının başında kırıcı sözlerle ona hücum etmiş, sitemde bulunmuş ve onu kınamıştır. Sonra akabinde biraz da azarlamıştır. Sen bize ne bol dünyalık verirsin, ne de aramızda adaletle hükmedersin demiştir. Bu sözler üzerine Ömer -radıyallahu anh- öyle sinirlenmiş ve neredeyse onu dövecek duruma gelmiştir. Fakat bazı kurrâlar araya girmiştir. Uyeyne'nin kardeşinin oğlu Hurr b. Kays da onların arasındaydı. Raşid Halife'ye hitap ederek: Ey Müminlerin Emîri! Şüphesiz Yüce Allah, Peygamber'ine: "Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir." ( A'râf Suresi:199) diye buyurdu. Şüphesiz bu Uyeyne de o câhillerdendir, dedi. (Hurr b. Kays bu âyeti okuyunca) o haşmetli Ömer olduğu yerde çakılıp kaldı. Esasen Ömer -radıyallahu anh-, Allah'ın kitâbı yanında duran bir kimseydi. (Yani O'nun hükmünü geçmezdi.) Durdu ve o adama vurmadı. Bunun sebebi yanında okunan ayeti duyduğu içindi. İşte bu sahabilerin -radıyallahu anhum-'un Allah'ın kitabı karşısındaki edebidir. Onu hiç bir şekilde aşmazlar. Ne halde olursa olsunlar, onlara bu Allah'ın sözü denildiğinde orada dururlardı.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ. تاج العروس من جواهر القاموس، لمحمّد بن محمّد بن عبد الرزّاق الحسيني، الملقّب بمرتضى، الزَّبيدي، تحقيق مجموعة من المحققين، دار الهداية. الدلائل في غريب الحديث، لقاسم بن ثابت بن حزم العوفي السرقسطي، تحقيق: د. محمد بن عبد الله القناص، الناشر: مكتبة العبيكان، الرياض، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2001م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Hiç şüphesiz, benden sonra adam kayırmalar ve yadırgayacağınız bazı işler olacaktır.» Ashâb-ı Kiram: "Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman nasıl davranmamızı tavsiye edersiniz?" dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Siz, üzerinize düşen görevleri yapar, kendi hakkınızı ise Allah’tan beklersiniz.» diye buyurdu

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «سَتَكُونُ أَثَرَةٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا» قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا تَأْمُرُنَا؟ قَالَ: «تُؤَدُّونَ الحَقَّ الَّذِي عَلَيْكُمْ، وَتَسْأَلُونَ اللَّهَ الَّذِي لَكُمْ».
İbn Mesûd -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiç şüphesiz, benden sonra adam kayırmalar ve yadırgayacağınız bazı işler olacaktır.» Ashâb-ı Kiram: "Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman nasıl davranmamızı tavsiye edersiniz?" dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Siz, üzerinize düşen görevleri yapar, kendi hakkınızı ise Allah’tan beklersiniz.» diye buyurdu.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanların mallarını ve diğer dünyevi işleri tekeline alan, diledikleri yerlerde kullanıp Müslümanların hakkı olan şeylerden onları engelleyen yöneticilerin başlarına geçeceğini haber vermiştir. Onların bazılarından dini olarak da hoş görülmeyen işler hasıl olacaktır. Sahabeler -radıyallahu anhum- o zaman nasıl davranacaklarını sormuşlardır. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onların Müslümanların mallarını kendi tekellerinde tutmaları sizi, onları dinlemekten ve onlara karşı üzerinize düşen farzları yerine getirmekten alıkoymasın. Bilakis sabredin, onları dinleyip itaat edin ve yönetimi ele geçirme konusunda onlarla tartışmayın. Sizin onlarda kalan hakkınızı Allah'tan isteyin. Allah'ın onları ıslah etmesini, şerlerini ve zulümlerini def etmesini istemelerini haber vermiştir.

Faydalar
  1. Bu hadis Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin delillerinden birisidir. Öyle ki, ümmetinde gerçekleşecek şeyleri haber vermiş, aktardığı gibi de olmuştur.
  2. İmtihana maruz kalacak kimseye başına gelecek musibetin bildirilmesi caizdir. Kendini buna hazırlasın ki, başına geldiği zaman sabredip ecrini Allah'tan beklesin.
  3. Kur'an ve sünnete sımsıkı sarılmak fitne ve ihtilaflardan kurtulma yoludur.
  4. Haram olmayan hususlarda yöneticileri dinleyip onlara itaat etmek ve zulüm etseler dahi onlara karşı ayaklanmamak teşvik edilmiştir.
  5. Fitne zamanında sünnete tabi olmak ve hikmetli olmak gerekir.
  6. Kişi başına bir haksızlık gelse bile, kendi üzerine düşeni yerine getirmelidir.
  7. Bu hadis, kişi şerrin ya da zararın en hafif olanını tercih etmeli kaidesini içermektedir.
Kaynakça

صحيح البخاري (4/ 199) (3603). صحيح مسلم (3/ 1472) (1843). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 720). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص52). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (9/ 402). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 280). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 554).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım da beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.»

عن عقبة بن الحارث رضي الله عنه قال: صليت وراء النبي صلى الله عليه وسلم بالمدينة العصر، فسَلَّمَ ثم قام مُسرعًا، فتَخَطَّى رِقَابَ الناس إلى بعض حُجَرِ نِسائه، فَفَزِعَ الناسُ من سُرْعَتِهِ، فخرج عليهم، فرأى أنهم قد عجبوا من سُرْعَتِهِ، قال: «ذكرت شيئاً من تِبْرٍ عندنا فكرهت أن يَحْبِسَنِي، فأمرتُ بِقِسْمَتِهِ». وفي رواية: «كنت خَلَّفْتُ في البيت تِبْرًا من الصدقة، فكرهت أن أُبَيِّتَهُ».
Ukbe b. Hâris -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir keresinde Medine’de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, selâm verip namazı bitirdi ve hızlıca yerinden kalktı, safları yararak hanımlarından birinin odasına gitti. Cemaat, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bu telaşından endişe ettiler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kısa sürede döndü. Kendisinin bu acele davranışından dolayı (sahabelerin) meraklanmış olduklarını gördü ve şöyle buyurdu: «Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım da beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.» Bir başka rivayette şu şekildedir: «Odada, sadaka (olarak dağıtılacak) bir miktar altın -veya gümüş- bırakmıştım. Onun gece evde kalmasını uygun görmedim.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ukbe b. Hâris -radıyallahu anh- bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte ikindi namazını kılmıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- selam verip namazı bitirdikten sonra hızlıca yerinden kalkıp, safları yararak hanımlarından birinin odasına gitmiştir. Cemaat, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bu telaşından endişe etmişlerdir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kısa sürede döndükten sonra, sahabelerin, kendisinin bu acele davranışından dolayı meraklanmış olduklarını gördüğünde, bunun sebebini insanlara açıklamıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, dağıtılması gereken biraz altın olduğunu hatırlamış, bu düşünce Allah'a yönelmede O'nu meşgul ettiği için böyle yaptığını haber vermiştir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الدمام، الطبعة: الأولى 1415هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، كنوز إشبيليا، الرياض، الطبعة: الأولى1430هـ. شرح رياض الصالحين للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Vallahi biz isteyeni veya görev almada gözü olanı yönetici yapmıyoruz.»

عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه قال: دخلتُ عَلى النَبيِّ -صلَّى الله عليه وسلَّم- أنَا ورجلاَن مِنْ بَنِي عَمِّي، فَقَال أحدهما: يا رسول الله، أمرنا على بعض ما ولاك الله عز وجل وقال الآخر مثل ذلك، فقال: «إِنَّا وَالله لاَ نُوَلِّي هَذَا العَمَلَ أَحَدًا سَأَلَهُ، أَو أَحَدًا حَرِصَ عَلَيهِ».
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh- şöyle dedi: Amcamın oğullarından ikisiyle Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna girmiştim. Onlardan biri: Yâ Rasulallah! İdaresini Allah -Azze ve Celle-'nin sana verdiği görevlerden birine bizi yönetici tayin et, dedi. Öteki amcaoğlu da bunun benzeri bir şey söyledi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Vallahi biz isteyeni veya görev almada gözü olanı yönetici yapmıyoruz.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadis; idareciliği isteyen ve kendisinde görev hırsı olan kimsenin idareci yapılmasının yasaklanması hakkındadır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, iki adam Allah'ın idaresini ona verdiği işte kendilerini yönetici yapmasını istedikleri zaman şöyle buyurdu: «Vallahi biz isteyeni veya görev almada gözü olanı yönetici yapmıyoruz.» Yani, yönetici olmayı isteyen ve bunda hırslı olanı idareci yapmayız, demektir. Onun bu konudaki hırsının sebebi kendi nefsi için bir liderlik elde etmek olup, halkı ıslah etmek olmayabilir. Bu töhmetle suçlanma ihtimali varken Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yöneticiliği isteyeni bundan menetmiş ve şöyle buyurmuştur: «Vallahi biz isteyeni veya görev almada gözü olanı yönetici yapmıyoruz.» Bu hadisin konusunu Abdurrahman b. Semura -radıyallahu anh-'ın Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in; «İdareciliği isteme! Eğer sana istemeden verilirse sana yardımcı olunur. Ama sen istediğinde sana verilirse üzerine sorumluluk biner.» Hadisi pekiştirmiştir. Eğer biri devlet başkanından kendisini bir beldeye, içinde geniş düz arazilerin bulunduğu bir bölgeye ya da benzeri yerlere bunun için ehil olsa dahi yönetici tayin etmesini isterse, onu yönetici tayin etmemesi gerekir. Aynı şekilde yine birisi kadı olmayı isteyerek hüküm konusunda yetkili olan adalet bakanı gibi birine beni filanca bölgeye kadı tayin et derse, o kimse görevlendirilmez. Ancak bir bölgeden başka bir bölgeye naklini isterse bu hadisin konusuna dahil değildir. Çünkü o daha önce görevi üstlenmiş fakat başka bir yerde olmayı istemiştir. Ancak niyetinin ve kastının bu (istediği) bölge ehli üzerine liderlik ve otorite sağlamak ise biz de onu engelleriz. Çünkü ameller niyetlere göredir. Eğer bir kişi şöyle derse Yûsuf -aleyhisselam-'ın azize söylediği şu sözü karşısında nasıl cevap vereceksiniz: (Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim).(Yûsuf Suresi: 55) Biz şu iki cevaptan birini veririz. Birincisi: Usulcülerin şu kuralı gereği; ''Bizden öncekilerin kuralları eğer bizim şeriatimizde tersine bir hüküm yok ise bizimde kuralımızdır'' bizden önceki şeriatin bir hükmü bizim şeriatımıza ters düşerse bizim şeriatımıza itimat edilir. Bu konuda bizim şeriatimizde bunun tersine bir hüküm gelmiştir: Biz yöneticiliği isteyeni yönetici tayin etmeyiz. İkincisi: Yûsuf -aleyhisselam- malın zayi olduğunu, ihmal ve oyun oynandığını gördü ve ülkeyi bu usulsüzlükten kurtarmak istedi. Bunun gibi durumlarda hedef kötü idarenin ve işlerin ortadan kaldırılmasıdır. Bunda bir sakınca yoktur. Örnek olarak bir bölgede idareci idareyi zayi etmiş ve halkı da ifsat etmiş ise bu iş için yöneticiliği isteyen kimseden başkası bulunmazsa, devlet başkanından kendisini o bölgeye yönetici tayin etmesini isteyebilir ve ona der ki; o beldedeki şerri uzaklaştırmak için beni bu beldeye idareci yap! Bunda kurallara uyma bakımından bir beis yoktur. Osman b. Eb'il-Âs hadisi: O Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e dedi ki: Beni kavmime namaz kıldırmak için imam yap! Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- dedi ki: «Sen imamlarısın.» Bazı alimler dediler ki, hadis hayırda imamlık talep etmenin caiz olduğuna delalet ediyor. Allah'ın vasfettiği Rahman'ın kullarının duasında onların şöyle dediği varid oluyor:(Beni müttakilere imam/önder kıl) (Furkan Sûresi:74) Bu, hoş görülmeyen önderlikten değildir. Bu yasak; kendisine yardım edilmeyeceği ve verilmeyi hak etmediği durumda olup dünya liderliğini istemek hususundadır.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الدمام، الطبعة: الأولى 1415هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ، 2007م. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، الطبعة: الرابعة 1428هـ. شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، دار الوطن، الرياض، الطبعة: 1426هـ. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر 1407هـ، 1987م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Oğlum! Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i; «Yöneticilerin en kötüsü insafsız ve katı kalpli olanlardır.» diye buyururken dinledim. Sakın sen, o yöneticilerden olma!

أنَّ عَائِذَ بن عَمْرو رضي الله عنه دَخَل على عُبَيد الله بن زياد، فقال: أي بُنَيَّ، إِنِّي سَمِعت رَسُول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إِنَّ شَرَّ الرِّعَاءِ الحُطَمَةُ» فَإِيَّاك أَن تَكُون مِنهُم، فقال له: اجْلِس فَإِنَّما أَنْت مِن نُخَالَةِ أَصحَاب محمَّد صلى الله عليه وسلم فقال: وهل كَانَت لَهُم نُخَالَة؟! إِنَّمَا كَانَت النُخَالَة بَعدَهُم وَفِي غَيرِهِم.
Âiz b. Amr -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, kendisi Ubeydullah b. Ziyâd’ın yanına girmiş ve ona şunları söylemiştir: Oğlum! Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i; «Yöneticilerin en kötüsü insafsız ve katı kalpli olanlardır.» diye buyururken dinledim. Sakın sen o yöneticilerden olma! Ona dedi ki sen Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in ashabının değersiz/düşük seviyede olanlarındansın. (Bunun üzerine Âiz -radıyallahu anh- ona şu cevabı verdi:) Onların içinde değersiz kimseler yoktu. Ancak değersiz olanlar, onlardan (yani sahabelerden) sonra gelenler ve diğerleridir.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ubeydullah b. Ziyâd, babasından sonra Iraklılar'ın yöneticisi olduğu zaman Âiz b. Amr -radıyallahu anh-, Ubeydullah b. Ziyâd’ın yanına girmiş ve ona şunları söylemiştir: Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i; «Yöneticilerin en kötüsü insafsız ve katı kalpli olanlardır» buyururken dinledim. "Hutame", deve çobanlığı yaparken, develeri güderken, suya götürürken ve sudan getirirken onlara çok şiddetli davranan kimsedir. Develeri birbirinin üzerine atarak onlara kötü davranandır. Burada develere kötü davranan kimsenin örnek olarak verilmesi, insanlara zulmeden, onlara yumuşak davranmayan ve rahmet etmeyen valinin kötülüğünü anlatmak içindir. (Sakın sen o yöneticilerden olma!) sözü Âiz -radıyallahu anh-'ın sözüdür. O, bunu, İbn Ziyâd'a nasihat etmek için söylemiştir. İbn Ziyâd'ın ona cevabı şöyle oldu: Sen, Muhamed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in ashabının değersiz/düşük seviyede olanlarındansın.Yani onların faziletlilerinden, âlimlerinden ve makam ehli olanlarından değilsin. Bilakis onların düşük seviyede olanlarındansın. Burada nehâle, unun kepeği manasına olup, o da kabuklarıdır.Hakâle ve hasâle de aynı manadadır. Değerli sahabe ona şu sözüyle karşılık verdi. (Onların içinde değersiz kimseler yoktu. Ancak değersiz olanlar onlardan sonra gelenler ve diğerleridir). Bu söz, doğruluğu açık, dosdoğru her müslümanın boyun eğeceği sözlerdendir. Muhakkak ki sahabe -radıyallahu anhum- hepsi insanların seçkinleri ve ümmetin efendileridirler. Kendilerinden sonra gelenlerin en faziletlileri sahabelerdir. Hepsi adaletli ve önder kişilerdir ve içlerinde değersiz ve düşük seviyede olan bir kimse de yoktur. Ancak karışıklık onlardan sonra ve onlardan sonra gelenlerin içinden olmuştur.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الدمام، الطبعة: الأولى 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، فيصل بن عبد العزيز المبارك، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة: الأولى 1423هـ، 2002م. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، محمد علي بن البكري بن علان، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، الطبعة: الرابعة 1425هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ، 2007م. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، الطبعة: الرابعة 1428هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، كنوز إشبيليا، الرياض، الطبعة: الأولى1430هـ، 2009م. المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، أبو زكريا محيي الدين النووي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: الثانية 1392هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر 1407هـ، 1987م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Allah katından gelen vahiy sebebiyle insanlar, gizli hallerinden de sorumlu tutuluyorlardı. Hiç kuşkusuz vahyin arkası kesilmiştir. Biz ise şu anda sizleri, bize apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi, güvenilir kimse bilir ve ona yaklaşırız. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. O kişinin gizli halleriyle ilgili hesabını Allah görür. Bize karşı kötü davranışlar sergileyen bir kimseyi de güvenilir bulmayız. O kişi, gayesinin iyi olduğunu söylese bile yine de ona güvenmeyiz ve onun sözlerini tasdik etmeyiz.

عن عبد الله بن عتبة بن مسعود، قال: سمعت عمر بن الخطاب رضي الله عنه يقول: إن ناسا كانوا يُؤْخَذُونَ بالوحي في عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم وإن الوحي قد انقطع، وإنما نأخذكم الآن بما ظهر لنا من أعمالكم، فمن أظهر لنا خيرًا أَمَّنَّاهُ وقَرَّبْنَاهُ، وليس لنا من سريرته شيء، الله يحاسبه في سريرته، ومن أظهر لنا سوءًا لم نأمنه ولم نصدقه وإن قال: إن سريرته حسنة.
Abdullah İbn Utbe İbn Mes’ûd der ki: Ömer İbn Hattâb -radıyallahu anh-’ı şöyle derken işittim: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Allah katından gelen vahiy sebebiyle insanlar gizli hallerinden de sorumlu tutuluyorlardı. Hiç kuşkusuz vahyin arkası kesilmiştir. Biz ise şu anda sizleri, bize apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi, güvenilir kimse bilir ve ona yaklaşırız. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. O kişinin gizli halleriyle ilgili hesabını Allah görür. Bize karşı kötü davranışlar sergileyen bir kimseyi de güvenilir bulmayız. O kişi, gayesinin iyi olduğunu söylese bile yine de ona güvenmeyiz ve onun sözlerini tasdik etmeyiz.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ömer b. el-Hattab –radıyallahu anh- vahyin indiği vakit batıl bir şeyi gizleyen kişinin bu işinin vahyin inişi sebebiyle Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e gizli kalmayacağından bahsetmiştir. Çünkü Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında bazı insanlar münafık idiler. Onlar, iyi davranışlarını gösterir fakat kötü davranışlarını gizlerlerdi. Ancak Allah Teâlâ Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e inen vahiy ile onların bu yaptıklarını açığa çıkarıyordu. Ancak vahyin kesilmesiyle insanlar kimin münafık olduğunu bilemez oldular. Çünkü nifak kalptedir. Ömer –radıyallahu anh- şöyle buyuruyor: Biz ise şu anda sizleri, bize apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi, içinde kötülük saklasa bile güvenilir kimse biliriz. Kimde kötülük gösterirse bize gösterdiği şerri biliriz. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. Niyetin hesabı, insan nefsinin içinden geçirdiklerini bilen Allah -Azze ve Celle-’ye aittir.

Kaynakça

- صحيح البخاري -للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - نزهة المتقين بشرح رياض الصالحين/ تأليف مصطفى سعيد الخن-مصطفى البغا-محي الدين مستو-علي الشربجي-محمد أمين لطفي-مؤسسة الرسالة-بيروت –لبنان-الطبعة الرابعة عشرة1407. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين – سليم بن عيد الهلالي دار ابن الجوزي –الطبعة الأولى 1418. - دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين - محمد علي بن محمد بن علان الصديقي-اعتنى بها: خليل مأمون شيحا-دار المعرفة للطباعة والنشر والتوزيع، بيروت – لبنان-الطبعة: الرابعة، 1425 هـ - 2004 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Allahım! Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster."

عن عائشة رضي الله عنها قَالَتْ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ -صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم- يقُولُ في بيتي هَذَا: «اللهم من وَلِيَ من أمر أمتي شيئًا فَشَقَّ عليهم، فَاشْقُقْ عليه، ومن وَلِيَ من أمر أمتي شيئًا فَرَفَقَ بهم، فَارْفُقْ به».
Aişe -radıyallahu anhâ'dan merfu olarak rivayet olunan bir hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allahım! Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadis yöneticilik makamının çok büyük/ağır olduğunun açıklar. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimselere beddua ederek yüce Allah'ın da ona aynısıyla bilmukabele muamele etmesini niyaz etmiştir. Halkına karşı adalet, merhamet ve yumuşak davrananlara da güzel karşılık vermesini istemiştir. Zira verilecek karşılık yapılan amelin türünden olur.

Kaynakça

صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت. شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين, دار مدار الوطن للنشر، الرياض, الطبعة، 1426هـ. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي, دار ابن الجوزي. تطريز رياض الصالحين، لفيصل بن عبد العزيز المبارك النجدي, تحقيق: عبد العزيز آل حمد, دار العاصمة, الطبعة الأولى، 1423هـ. كنوز رياض الصالحين، بإشراف حمد العمار, دار كنوز إشبيليا, الطبعة الأولى, 1430ه. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد بن علان الصديقي, دار الكتاب العربي. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين, مؤسسة الرسالة, الطبعة الرابعة عشر, 1407ه. فيض القدير شرح الجامع الصغير، للمناوي، دار الكتب العلمية، بيروت - لبنان، الطبعة الاولى، 1415ه - 1994م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın kenarlı bir elbise vardı. Çölde yaşayan bir bedevi Arap yaklaşarak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesinin kenarından kuvvetlice çekti. O kadar ki, elbisesinin kenarı boyun bölgesinde iz bıraktı."

عن أنس رضي الله عنه قَالَ: كُنْتُ أمشي مَعَ رسول الله صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ بُرْد نَجْرَانيٌّ غَلِيظُ الحَاشِيَةِ، فأدْرَكَهُ أعْرَابِي فَجَبذَهُ بِرِدَائِهِ جَبْذَة شَديدة، فَنَظَرْتُ إِلَى صَفْحَةِ عَاتِقِ النَّبيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أثَّرَتْ بِهَا حَاشِيَة الرِّدَاءِ مِنْ شِدَّةِ جَبْذَتِه، ثُمَّ قَالَ: يَا مُحَمَّدُ، مُر لِي مِنْ مَالِ اللهِ الَّذِي عِنْدَكَ. فَالتَفَتَ إِلَيْهِ، فَضَحِكَ ثُمَّ أَمَرَ لَهُ بِعَطَاءٍ.
Enes -radıyallahu anh- anlatıyor: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın kenarlı bir elbise vardı. Çölde yaşayan bir bedevi Arap yaklaşarak Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesinin kenarından kuvvetlice çekti. O kadar ki, elbisesinin kenarı boyun bölgesinde iz bıraktı. Sonra şöyle dedi: “Ey Muhammed! Sende olan Allah (zekat) malından bana verilmesi için emret.” Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- o adama döndü, gülümsedi ve kendisine bir şeyler verilmesini emretti.”
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Enes -radıyallahu anhu- anlatıyor: -"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın kenarlı bir elbise vardı. Yani bu elbise Yemen'de bulunan Necran kentinde örülmüş alt tarafı çizgili, kenarları sert ve kalın bir elbiseydi. -Çölde yaşayan bir bedevi Arap arkasından yaklaşarak Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesinin kenarından kuvvetlice çekti. Enes devamla, bu şiddetli çekmenin sonucunda Allah Rasûlünün arkasını dönerek, adamla göğüs göğüse geldiğini haber vermektedir. et-Tiybî ise, "Allah Rasûlü tüm bedeniyle geri dönerek göğüs göğüse kaldı. Zira Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- arkasına döneceği zaman tüm bedeniyle dönerdi. Bu adamın kaba davranışından etkilenip, genel adetini değiştirmedi" demiştir. -O kadar ki, elbisesinin kenarı omuzu üzerinde boyun yüzeyinde iz bıraktı. -Yüce Allah şu ayetinde ne kadar da doğru buyurmuştur: "Bedevî'ler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidirler." (Tevbe Suresi, 97) -Sonra şöyle dedi: “Ey Muhammed! Bu adam müellefe-i kulûbtan bir kimseydi. Peygamberimize şiddetli bir üslupla ismiyle seslenerek, çok yumuşak olan bu peygambere karşı kaba davranmıştır. -Sende olan Allah malından (ganimetlerden) bana verilmesi için emret.” Yardımcılarına bana mal vermelerini emret. -Sende olan Allah malından (ganimetlerden) bana verilmesi için emret.” Yani bana vermeni istediğim ama asılda senin olmayan o maldan ver. Bir rivayette, "Bu mal ne senin ne de babanın malıdır. dedi. Bu malın müellefe-i kulûba verilen zekat malı olduğu tefsiri yapılmıştır. -Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- o adama şaşırarak baktı, acıyarak gülümsedi ve kendisine bir şeyler verilmesini emretti.”

Kaynakça

صحيح البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين, مؤسسة الرسالة, الطبعة الرابعة عشرة, 1407ه . دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد بن علان الصديقي, دار الكتاب العربي. كنوز رياض الصالحين بإشراف حمد العمار, دار كنوز إشبيليا, الطبعة الأولى, 1430ه . تطريز رياض الصالحين لفيصل بن عبد العزيز المبارك النجدي, تحقيق: عبد العزيز آل حمد, دار العاصمة , الطبعة: الأولى، 1423 هـ. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي, دار ابن الجوزي. شرح رياض الصالحين لابن عثيمين , دار مدار الوطن للنشر، الرياض, الطبعة : 1426 هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 14
14 hadis
  1. Ey Müminlerin Emîri! Şüphesiz yüce Allah, Peygamber'ine: "Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir." diye buyurdu. Şüphesiz bu Uyeyne de o câhillerdendir, dedi. Vallahi Hurr b. Kays bu âyeti okuyunca, o haşmetli Ömer olduğu yerde çakılı kaldı. Vallahi bir adım ileri gitmedi. Esasen Ömer Allah'ın kitâbı yanında duran bir kimseydi. (Yânî onun hükmünü geçmezdi.)
  2. Hiç şüphesiz, benden sonra adam kayırmalar ve yadırgayacağınız bazı işler olacaktır.» Ashâb-ı Kiram: "Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman nasıl davranmamızı tavsiye edersiniz?" dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Siz, üzerinize düşen görevleri yapar, kendi hakkınızı ise Allah’tan beklersiniz.» diye buyurdu
  3. «Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım da beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.»
  4. «Vallahi biz isteyeni veya görev almada gözü olanı yönetici yapmıyoruz.»
  5. Oğlum! Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i; «Yöneticilerin en kötüsü insafsız ve katı kalpli olanlardır.» diye buyururken dinledim. Sakın sen, o yöneticilerden olma!
  6. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Allah katından gelen vahiy sebebiyle insanlar, gizli hallerinden de sorumlu tutuluyorlardı. Hiç kuşkusuz vahyin arkası kesilmiştir. Biz ise şu anda sizleri, bize apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi, güvenilir kimse bilir ve ona yaklaşırız. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. O kişinin gizli halleriyle ilgili hesabını Allah görür. Bize karşı kötü davranışlar sergileyen bir kimseyi de güvenilir bulmayız. O kişi, gayesinin iyi olduğunu söylese bile yine de ona güvenmeyiz ve onun sözlerini tasdik etmeyiz.
  7. "Allahım! Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster."
  8. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın kenarlı bir elbise vardı. Çölde yaşayan bir bedevi Arap yaklaşarak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesinin kenarından kuvvetlice çekti. O kadar ki, elbisesinin kenarı boyun bölgesinde iz bıraktı."
  9. Kûfeliler(in bir kısmı vâli) Sa'd b. Ebû Vakkâs'ı (halife) Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh-'a şikâyet ettiler. Ömer de Sa'd'ı vâlilikten azledip Ammar b. Yâsir'i Kufeye vâli tayin etti.
  10. Ömer İbnu’l–Hattâb -radıyallahu anh- ilk hicret eden sahabelere dörder bin maaş bağladı.
  11. Allah’a yemin ederim ki, sizden kim hakkı olmayan bir şeyi alırsa, Kıyamet Günü'nde mutlaka boynuna dolanmış bir şekilde Allah'ın huzuruna çıkar
  12. Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz
  13. “Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuk esnasında arkadan yürür, yürümekte güçlük çeken zayıf kimseyi terkisine bindirir ve ona dua ederdi.”
  14. Din samimiyettir

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com