İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Allah'a Davet Etmek

34 hadis

«İnsanlara anlayacakları şeyleri anlatın. Allah ve Rasûlü'nün yalanlanmasını ister misiniz?»

عن علي بن أبي طالب رضي الله عنه قال: "حدثوا الناس بما يعرفون، أتريدون أن يُكذَّب اللهُ ورسولهُ؟".
Ali -radıyallahu anh- şöyle demiştir: «İnsanlara anlayacakları şeyleri anlatın. Allah ve Rasulü'nün yalanlanmasını ister misiniz?»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Müminlerin emiri Ali Bin Ebi Talib -radıyallahu anh-, insanların avam olanlarına dinlerinin aslı olan, tevhid, helal ve haramın beyan edilmesi gibi bilinen ve onlara faydalı olacak şeylerin anlatılmasını, onların ihtiyaçları olmayan, anlaşılması zor bilgileri ya da kafalarının karışıp hakkı kabul etmeyip, onu reddetmelerine sebep olan şeylerin anlatılmasının terk edilmesini tavsiye etmiştir.

Kaynakça

كتاب التوحيد للإمام محمد بن عبد الوهاب، ت: د. دغش العجمي، مكتبة أهل الأثر, الطبعة الخامسة, 1435ه. الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي, ت: محمد بن أحمد سيد, مكتبة السوادي، الطبعة: الخامسة، 1424ه. الملخص في شرح كتاب التوحيد، للشيخ صالح الفوزان, دار العاصمة, الطبعة الأولى، 1422ه. صحيح البخاري, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار طوق النجاة, الطبعة: الأولى، 1422هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ey amcacım! Lâ ilahe illallah de ki, Allah katında bu kelime ile seni müdafaa edeyim

عن سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ: لَمَّا حَضَرَتْ أَبَا طَالِبٍ الْوَفَاةُ، جَاءَهُ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدَ عِنْدَهُ أَبَا جَهْلٍ وَعَبْدَ اللهِ بْنَ أَبِي أُمَيَّةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، فَقَالَ: «أَيْ عَمِّ، قُلْ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، كَلِمَةً أُحَاجُّ لَكَ بِهَا عِنْدَ اللهِ»، فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ وَعَبْدُ اللهِ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ: أَتَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، فَلَمْ يَزَلْ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَعْرِضُهَا عَلَيْهِ، وَيُعِيدَانِهِ بِتِلْكَ الْمَقَالَةِ، حَتَّى قَالَ أَبُو طَالِبٍ آخِرَ مَا كَلَّمَهُمْ: عَلَى مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَأَبَى أَنْ يَقُولَ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: «وَاللهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ مَا لَمْ أُنْهَ عَنْكَ»، فَأَنْزَلَ اللهُ: {مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذِينَ آمَنُوا أَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكِينَ} [التوبة: 113]، وَأَنْزَلَ اللهُ فِي أَبِي طَالِبٍ، فَقَالَ لِرَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم: {إِنَّكَ لا تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللهَ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ} [القصص: 56].
Saîd b. Müseyyeb'in, babasından naklettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Tâlib, ölüm döşeğindeyken, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanına gitti. Yanında Ebû Cehil ve Abdullah b. Ebi Ümeyye b. Muğira da vardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- amcasına şöyle dedi: «Ey amcacım! Lâ ilahe illallah de ki, Allah katında bu kelime ile seni müdafaa edeyim.» . Ebû Cehil ile Abdullah b. Ebi Ümeyye dediler ki: Ey Ebû Talib, Abdülmuttalib'in dininden vaz mı geçiyorsun? Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (sözünü) tekrarladı. O ikisi de sözlerini o kadar ısrarla tekrarladılar ki, Ebû Tâlib'in en son söylediği söz: "Abdülmuttalib'in dini üzere." oldu. Lâ ilâhe illallâh demeyi reddetti. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle dedi: «Yasaklanmadığım müddetçe senin için istiğfarda bulunacağım.» Böyle demesi üzerine Allah şu ayetleri indirdi: {Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek, Peygamber'e ve Müminlere yaraşmaz.} [Tevbe Suresi: 113] Allah Teâlâ, Ebû Tâlib hakkında şu ayeti indirerek Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle buyurmuştur: {(Rasûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.} [Kasas Suresi: 56]
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- amcası Ebû Tâlib ölmek üzereyken yanına girmiş ve ona şöyle demiştir: Ey amcacım: "Lâ ilâhe illallâh" de, kıyamet gününde Yüce Allah'ın huzurunda senin lehine bu söz ile şahitlik edeyim." diye buyurdu. Ebû Cehil ile Abdullah b. Ebî Ümeyye dediler ki: Ey Ebû Tâlib, Abdülmuttalib'in dininden vaz mı geçiyorsun? Bu söyledikleri putlara tapınma dinidir. Bu ikisi ona ısrarla sormaya devam ettiler ve Ebû Tâlib'in onlara söylediği son söz: Abdülmuttalib'in dini üzere; şirk ve putlara tapınma üzere olduğunu haber verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Rabbim beni yasaklamadığı sürece senin için istiğfarda bulunacağım.» Böylece Allah Teâlâ'nın şu sözleri nazil oldu: {Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek, Peygamber'e ve Müminlere yaraşmaz.} [Tevbe Suresi: 113]. Allah Teâlâ'nın Ebû Tâlib hakkında şu sözleri nazil oldu: {(Rasûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.} [Kasas Suresi: 56]. Sen hidayete erdirmek istediğini hidayet edemezsin, ancak tebliğ edersin, Allah dilediğini hidayet eder.

Faydalar
  1. Akrabalık dereceleri ne kadar yakın olursa olsun, yaptıkları ve iyilikleri ne olursa olsun müşrikler için istiğfar etmek haramdır.
  2. Batıl bir şekilde babaları ve büyükleri taklit etmek, İslam öncesi Cahiliye Dönemi insanlarının amelidir.
  3. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şefkatinin mükemmelliği, insanları davet etme ve onlara yol gösterme konusundaki hassasiyeti anlatılmıştır.
  4. Ebû Tâlib'in Müslüman olduğunu iddia edenlere cevap verilmiştir.
  5. Ameller ancak (ölüm sırasındaki) sonlarına göre değerlendirilir.
  6. Fayda sağlamak veya zararı önlemek için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve başkalarına bağlanmanın batıl olduğu anlatılmaktadır.
  7. Kim manasını bilerek kesin olarak iman ederek Lâ ilâhe illallâh/ Allah'tan başka hak ilah yoktur" derse İslam'a girmiş olur.
  8. Kötü dost ve arkadaşların insana verdiği zarar ifade edilmiştir.
  9. Lâ ilâhe illallâh/Allah'tan başka hak ilah yoktur" sözünün manası; putlara, evliyalara ve salihlere tapınmayı terk etmek, yalnızca Allah'a ibadet etmektir. Şüphesiz ki müşrikler bunun manasını bilmekteydiler.
  10. Müşrik bir hastayı, İslam'a döneceği ümidiyle ziyaret etmek caizdir.
  11. Hidayete muvaffak kılma yalnızca Allah'ın elindedir, O'nun ortağı yoktur. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in üzerine düşen yol gösterme, irşat etme ve tebliğ etme hidayetidir.
Kaynakça

صحيح البخاري (6/ 112) (4772). صحيح مسلم (1/ 54) (24). الملخص في شرح كتاب التوحيد، لصالح الفوزان (ص155). الجديد في شرح كتاب التوحيد، للقرعاوي (ص169).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ben, Bekir oğlu Sa'd kabilesinden Dımâm b. Sa'lebe’yim." dedi

عن أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ رضي الله عنه قال: بينما نحن جلوس مع النبي صلى الله عليه وسلم في المسجد دخل رجل على جمل، فأناخه في المسجد ثم عقله، ثم قال لهم: أيكم محمد؟ والنبي صلى الله عليه وسلم متكئ بين ظهرانيهم، فقلنا: هذا الرجل الأبيض المتكئ. فقال له الرجل: يا ابن عبد المطلب فقال له النبي صلى الله عليه وسلم: «قد أجبتك». فقال الرجل للنبي صلى الله عليه وسلم: إني سائلك فمشدد عليك في المسألة، فلا تجد علي في نفسك؟ فقال: «سل عما بدا لك» فقال: أسألك بربك ورب من قبلك، آلله أرسلك إلى الناس كلهم؟ فقال: «اللهم نعم». قال: أنشدك بالله، آلله أمرك أن نصلي الصلوات الخمس في اليوم والليلة؟ قال: «اللهم نعم». قال: أنشدك بالله، آلله أمرك أن نصوم هذا الشهر من السنة؟ قال: «اللهم نعم». قال: أنشدك بالله، آلله أمرك أن تأخذ هذه الصدقة من أغنيائنا فتقسمها على فقرائنا؟ فقال النبي صلى الله عليه وسلم: «اللهم نعم». فقال الرجل: آمنت بما جئت به، وأنا رسول من ورائي من قومي، وأنا ضمام بن ثعلبة أخو بني سعد بن بكر.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir defasında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte mescitte oturduğumuz esnada deve üstünde biri gelip devesini mescidin kapısında çökerttikten sonra bağladı. Sonra orada oturanlara: "Hanginiz Muhammed?" diye sordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabı arasında dayanmış oturuyordu. Biz de, "İşte dayanmış olan şu beyaz zattır." dedik. Adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: "Ey Abdulmuttalib’in oğlu!" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- adama, «Seni dinliyorum.» dedi. Adam, "Ben sana bazı şeyler soracağım, ancak sorularım biraz sert ve ağır olacak, gönlün benden incinmesin!" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Aklına geleni sor!» diye buyurdu. Adam, "Senin ve senden öncekilerin Rabbi adına söyle, bütün insanlara seni Yüce Allah mı gönderdi?" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'a yemin olsun ki evet.» diye buyurdu. "Allah adına söyle, bir gün bir gece içinde beş vakit namaz kılmayı sana Allah mı emretti?" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet.» diye buyurdu. Adam: "Allah adına söyle, senenin şu belirli ayında (Ramazan) oruç tutmayı sana Allah mı emretti?" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'a yemin olsun ki evet.» diye buyurdu. Adam: "Allah adına, şu belirli sadakayı (zekâtı) zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmayı sana Allah mı emretti?" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'a yemin olsun ki evet.» diye buyurdu. Adam, "Sen ne getirdiysen ben ona iman ettim ve ben kavmimin geride kalanlarının da elçisiyim, dedi. Ben, Bekir oğlu Sa'd kabilesinden Dımâm b. Sa'lebe’yim." dedi.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Enes b. Mâlik radıyallahu anh- bir defasında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte mescitte oturdukları esnada devesinin üzerinde bir adamın gelip mescidin kapısında devesini çökerttikten sonra bağladığını, sonra mescitte oturanlara: "Hanginiz Muhammed?" diye sorduğunu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabı arasında dayanmış bir şekilde oturduğunu, kendilerinin de; "İşte dayanmış olan şu beyaz zattır." dediklerini, adamın, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: Ey Abdulmuttalib’in oğlu!» dediğini, bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adama, «Seni dinliyorum, dilediğini sor cevap vereceğim.» dediğini, adamın da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, "Ben sana bazı şeyler soracağım, ancak sorularım biraz sert ve ağır olacak, gönlün benden incinmesin!" dediğini, yani bu sorularım karşısında bana kızma ve sana sıkıntı vermesin, bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adama, «Dilediğini sor.» dediğini, adamın da, "Senin ve senden öncekilerin Rabbi adına sana soruyorum, bütün insanlara seni Yüce Allah mı gönderdi?" dediğini, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in de doğru söylediğini vurgulamak için «Allah'a yemin ederim ki evet.» diye buyurduğunu, adamın da; "Allah adına söyle, bir gün bir gece içinde beş vakit namaz kılmamızı sana Allah mı emretti?" diye sorduğunu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in de; «Allah'a yemin olsun ki evet.» diye buyurduğunu, adamın da; "Allah adına söyle, senenin belirli bir ayında ramazanda oruç tutmayı sana Allah mı emretti?" dediğini, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in de; «Allah'a yemin olsun ki evet.» diye buyurduğunu, adamın da; "Allah adına, şu belirli sadakayı; zekâtı zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmayı sana Allah mı emretti?" dediğini, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in de; «Allah'a yemin olsun ki evet.» diye buyurduğunu, bunun üzerine de Dımâm b. Sa'lebe’'nin Müslüman olduğunu haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun kavmini İslam'a davet edeceğini haber vermiştir. Sonra bu sahabe kendisini Bekir oğlu Sa'd kabilesinden Dımâm b. Sa'lebe olarak tanıtmıştır.

Faydalar
  1. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mütevaziliği ifade edilmiştir. Çünkü adam kendisi ile ashabını birbirinden ayırt edememiştir.
  2. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel ahlakı, soru soran kimseye karşı şefkati ifade edilmiştir. Zira sorulan sorulara güzel cevap vermek İslam'ın kabul edilmesine bir sebeptir.
  3. Bir kişinin hoş gördüğü takdirde beyaz ve buğday tenli olmak, uzun ya da kısa olmak gibi kusur ifade etmeyen özellikler ile tanıtılması caizdir.
  4. Kâfirin bir ihtiyaç için camiye girmesi caizdir.
  5. Hadiste hac ibadeti zikredilmemiştir. Çünkü bu adamın geldiği zamanda farz kılınmamış olabilir.
  6. Sahabeler insanları İslam'a davet etmeye hırslı olan kimselerdi. Bundan dolayı bu sahabe Müslüman olur olmaz, kavmini İslam'a davet etmek istedi.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 23) (63)، صحيح مسلم (1/ 41) (12)، شرح ابن بطال (1/145)، عمدة القاري شرح صحيح البخاري (2/ 22).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com