İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Nefislerin Tezkiyesi

21 hadis

Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا يَزَالُ البَلاَءُ بِالمُؤْمِنِ وَالمُؤْمِنَةِ فِي نَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَمَالِهِ حَتَّى يَلْقَى اللَّهَ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz.»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle haber vermektedir: Mümin erkek ve kadın, belâ ve imtihandan asla kurtulamaz. Bu belâlar, kişinin sağlığı ve bedeninde, hastalık, ölüm, isyan veya başka bir şekilde çocuklarında, fakirlik, ticaretin bozulması, hırsızlık, geçim sıkıntısı ve rızık darlığı gibi malında da olabilir. Allah, bu belâlar sayesinde kişinin bütün günahlarını ve hatalarını bağışlar. Öyle ki, kişi Allah’a kavuştuğunda tüm günahlarından ve işlediği hatalardan arınmış bir halde olur.

Faydalar
  1. Allah'ın Mümin kullarına olan merhametinin bir gereği de, onların bu dünyada başlarına gelen musibetleri ve afetleri kefaret kılıp günahlarını bağışlamasıdır.
  2. İmanın var olma şartıyla başa gelen musibet günahlara kefaret olur. Eğer kul başına gelenlere öfkelenmez ve sabrederse kendisine ecir verilir.
  3. Sevilen veya hoşlanılmayan her durumda sabretmeye teşvik edilir. Mümin bir kul Allah'ın emrettiklerini yerine getirene kadar sabretmeli, Allah'tan sevabını umarak ve azabından korkarak Yüce Allah'ın haram kıldıklarından uzaklaşıncaya kadar sabırlı olmalıdır.
  4. Peygamber Efendimiz'in “Mümin erkek ve Mümin kadın” ifadesini kullanması, özellikle kadınlar için bir vurgu ve teyit niteliğindedir. Çünkü sadece “Mümin” deseydi, kadınlar da bu kapsama girerdi; zira bu durum yalnızca erkeklere mahsus değildir. Dolayısıyla, bir kadın belâya uğradığında, onun da aynı şekilde günahlarının ve hatalarının bağışlanması ile mükâfatlandırılacağı vaat edilmiştir.
  5. Kulun acılarını her defasında kolaylaştıran, musibete sabretmenin getirdiği fazilettir.
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 204) (2399). مسند أحمد (13/ 248) (7859). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 113). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص51). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 273). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 80).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Müminin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, Müminden başka hiç kimsede bulunmaz

عَنْ صُهَيْبٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ، إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ، وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ، إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ، فَكَانَ خَيْرًا لَهُ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ، فَكَانَ خَيْرًا لَهُ».
Suheyb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müminin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, Müminden başka hiç kimsede bulunmaz. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mümin bir kimsenin işine ve ahvaline şaşırarak hayranlıkla karşılamıştır. Çünkü Müminin bütün ahvali hayır üzeredir. Bu durum Mümin dışında hiç kimsede bulunmaz. Eğer başına iyi bir şey gelirse bunun için Allah'a şükreder. Şükrüne karşılık olarak da sevap kazanır. Başına bir musibet gelse sabreder, sevabını Allah'tan diler ve sabrının karşılığında sevap kazanır, zira her halükârda sevap kazanır.

Faydalar
  1. İyi ve bolluk günlerinde şükretmenin, zorlukta sabretmenin fazileti anlatılmaktadır. Kim bunu yaparsa, her iki dünyada hayra kavuşur; kim de bir nimete şükretmez ve musibete sabretmezse, sevabı kaçırır ve günaha girer.
  2. İmanın fazileti ve her durumda sevabın sadece iman edenlere mahsus olduğu anlatılmaktadır.
  3. İyi ve bolluk günlerinde şükretmek, sıkıntılı zamanda sabretmek Müminlerin özelliklerindendir.
  4. Allah'ın iradesine ve kaderine iman, Müminin içinde bulunduğu her durumdan tam anlamıyla memnun olmasını sağlar. Ancak kâfir başına bir zarar geldiğinde sürekli öfkelenir, Allah -Azze ve Celle- tarafından kendisine verilen bir nimete sahip olduğunda, bu nimet ile meşgul olmak onu Allah'a itaat etmekten alıkoyar. Bu nimeti Allah'ın razı olmadığı haram şeylerde kullanması durumunda başına gelecek daha büyüktür.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2295) (2999). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 82). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 197). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 59).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Sizler muhakkak birçok ameller yapmaktasınız ki, onlar sizin gözlerinizde kıldan ince­dir. Şu muhakkak ki, bizler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında onları, he­lak edici günâhlardan sayardık."

عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: «إنكم لتعملون أعمالا هي أَدَقُّ في أعينكم من الشَّعْرِ، كنا نَعُدُّهَا على عهد رسول الله - صلى الله عليه وسلم - من المُوبِقَاتِ».
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Sizler muhakkak birçok ameller yapmaktasınız ki, onlar sizin gözlerinizde kıldan ince­dir. Şu muhakkak ki, bizler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında onları, he­lâk edici günâhlardan sayardık."
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Değerli sahâbi Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- bazı amellerde gevşek davranan bir topluluğa hitap ederken şöyle dedi: Sizler kime karşı işlendiğine bakmadığınız için bazı günahları küçük görüyorsunuz. Sizin nazarınızda o günahlar gerçekten küçücüktür. Ancak sahabeler, günahı işledikleri zâtı (Allah'ı) tazim ettikleri (yücelttikleri, yani kime karşı günah işlediklerini bildikleri) için onları helâk edici günahlardan sayarlardı. Bunun sebebi onların korkularının şiddetinden ve nefislerini muhasebe ve murâkabe etmelerinden dolayıdır.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه. تطريز رياض الصالحين للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423 هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة،بيروت، 1425 ه. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah bir kulu hakkında hayır dilerse, cezasını ertelemeyip bu dünyada verir. Kulu için bir şer dilerse, cezasını erteleyip kıyamet gününde verir.

عن أنس -رضي الله عنه - أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "إذا أراد الله بعبده الخير عجل له العقوبة في الدنيا، وإذا أراد بعبده الشر أمسك عنه بذنبه حتى يُوَافِيَ به يومَ القيامة".
Enes -radıyallahu anh-’ın rivayet ettiği hadiste Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah bir kulu hakkında hayır dilerse, cezasını ertelemeyip bu dünyada verir. Kulu için bir şer dilerse, cezasını erteleyip kıyamet gününde verir.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah -Azze ve Celle-’nin kulunun cezasını ertelemeyip bu dünyada vermesi, kulu için hayır murad ettiğinin göstergesi olduğunu haber vermiştir. Ta ki bu dünyadan günahsız bir şekilde ayrılıp, kıyamet günü huzura çıktığında cezasını çekeceği günahı bulunmasın. Çünkü acil olarak hesabı görülenin daha sonraki hesabı daha hafif olur. Kulu için şer murad etmesinin göstergesi ise, dünyada günahlarının hesabı sorulmadan kıyamet günü geldiğinde günahlarından hesaba çekilmesidir. Bu kimseye kıyamet gününde hak ettiği şekilde karşılığı verilir.

Kaynakça

الملخص في شرح كتاب التوحيد، للشيخ صالح الفوزان, دار العاصمة, الطبعة الأولى، 1422ه. الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي, تحقيق: محمد بن أحمد سيد, مكتبة السوادي، الطبعة: الخامسة، 1424ه. جامع الترمذي, تحقيق: أحمد شاكر, شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي, الطبعة: الثانية، 1395هـ. صحيح الجامع الصغير, للألباني, المكتب الإسلامي.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir

عن النُّعمان بن بَشير رضي الله عنه قال: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ -وَأَهْوَى النُّعْمَانُ بِإِصْبَعَيْهِ إِلَى أُذُنَيْهِ-: «إِنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ، وَبَيْنَهُمَا مُشْتَبِهَاتٌ لَا يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، فَمَنِ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ، وَمَنْ وَقَعَ فِي الشُّبُهَاتِ وَقَعَ فِي الْحَرَامِ، كَالرَّاعِي يَرْعَى حَوْلَ الْحِمَى يُوشِكُ أَنْ يَرْتَعَ فِيهِ، أَلَا وَإِنَّ لِكُلِّ مَلِكٍ حِمًى، أَلَا وَإِنَّ حِمَى اللهِ مَحَارِمُهُ، أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً، إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ».
En-Nu'mân b. Beşîr -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre iki parmağı ile iki kulağını işaret ederek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den şöyle işittim demiştir: «Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helal mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arazinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu araziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her hükümdarın girilmesi yasak bir arazisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arazisi de haram kıldığı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- varlıklar hakkında genel bir kuralı açıklamış ve dinde de bunun üç kısma ayrıldığını haber vermiştir: Açık olan helaller, açık olan haramlar, hüküm olarak helal ve haramlığı açık olmayan şüpheli şeylerdir. İnsanların çoğu bunun hükmünü bilmez. Kim bu şüpheli şeyleri terk ederse, harama düşmekten uzak olacağı için dini selamette olur. Bu şüpheli şeyleri yapmadığı için insanların kınamasından da ırzı selamette olur. Kim de bu şüpheli şeylerden kaçınmaz ise, ya kendisini haramı işlemeye maruz kalır ya da insanlar onun ırzı hakkında konuşur. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şüpheli şeylere dikkat etmeyen kimseyi arazisinin etrafını çevirmiş kişinin yakınlarında sürüsünü otlatan çobana benzetmiştir. Bu çobanın sürüsü o araziye yakın olduğu için orada otlayabilir. Şüpheli şeyleri yapan kişinin de durumu böyledir. Harama yaklaştığı için o haramı işlemesi uzak değildir. Daha sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- insan vücudunda küçücük bir et parçası (kalp) olduğunu haber vermiştir. Kalp iyi olursa bütün vücut da iyi olur, eğer kalp bozulursa bütün vücut da bozulur.

Faydalar
  1. Hükmü belli olmayan şüpheli şeyleri terk etmek teşvik edilmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 20) (52). صحيح مسلم (3/ 1219) (1599). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثا النووية (ص18). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص105). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، للعباد (ص41). فتح الباري لابن حجر (4/ 291). شرح النووي على مسلم (11/ 28).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَنْكِبِي، فَقَالَ: «كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ»، وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ، يَقُولُ: إِذَا أَمْسَيْتَ فَلاَ تَنْتَظِرِ الصَّبَاحَ، وَإِذَا أَصْبَحْتَ فَلاَ تَنْتَظِرِ المَسَاءَ، وَخُذْ مِنْ صِحَّتِكَ لِمَرَضِكَ، وَمِنْ حَيَاتِكَ لِمَوْتِكَ.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- omzumdan tutup bana şöyle buyurdu: «Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol.» İbn Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle diyordu: "Akşama erdin mi sabahı bekleme, sabaha erdin mi akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun sırada hastalık hali için hazırlık yap. Hayatta iken de ölümün için hazırlık yap."
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Ömer -radıyallahu anhuma-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in omzundan tuttuğunu –ki omuz, pazu ile kürek kemiğinin birleşim yeridir– ve kendisine şöyle dediğini haber vermiştir: “Dünyada, kendini bir garip gibi kabul et; öyle bir garip ki, geldiği şehirde ne barınacağı bir yeri vardır, ne de kendisini teselli edecek bir yakını. Aileden, maldan ve insanı Yaratıcı’dan alıkoyan bağlardan uzak olsun. Hatta sadece garip değil, yolcu gibi ol; çünkü garip, gurbette bir süre ikamet edebilir. Ama yolcu, sadece yol üstünden geçer, konaklamaz, asıl vatanına ulaşmaya çalışır. Yolcunun özelliği, yükünü hafifletmesi, oyalanmaması ve hedeflediği şehre ulaşmak için gayret etmesidir. Tıpkı bunun gibi, bir seyyah yolculuğunu tamamlayacak kadar azık dışında fazlasına ihtiyaç duymadığı gibi, Müminin de dünyada, varacağı yere (ahirete) ulaştıracak olandan fazlasına ihtiyacı yoktur. İbn Ömer bu nasihate göre amel eder ve şöyle derdi: Sabahladığında akşamı bekleme, akşamladığında ise sabahı bekleme. Kendini kabir ehli arasında say. Çünkü hayat, sağlık ve hastalıktan hâli değildir. O halde, hastalanmadan önce sağlıklı günlerinde itaat etmek için acele et. Hastalık senin itaat etmene engel olmadan önce, sağlıklıyken bunu fırsat bilip salih ameller işle. Dünya hayatını ganimet bil; orada, ölümünden sonra sana fayda verecek şeyleri biriktir.

Faydalar
  1. Öğretmenin, eğitim-öğretimde öğrencinin omzuna elini koyması, yakınlık ve dikkatini çekmek içindir.
  2. Bir kimse talep etmemiş olsa bile ona nasihat ve rehberlik edilir.
  3. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in, “Dünyada kendini bir garip veya bir yolcu gibi kabul et.” sözüyle ikna edici misaller vererek yaptığı eğitimin güzelliği ifade edilmiştir.
  4. İnsanların ahirete yolculukları farklılık gösterir. Yolcunun zahitlik derecesi, gurbette yaşayandan daha yüksektir.
  5. Uzun emellerden sakınmak ve ölüme hazırlıklı olmak ifade edilmiştir.
  6. Hadis, rızkı terk etmeye veya dünyanın helâl nimetlerini haram kılmaya delalet etmez; bilakis dünyaya karşı zühde teşvik eder ve ondan mümkün olduğunca az ile yetinmeye yönlendirir.
  7. Salih amelleri işlemede, hastalık veya ölüm engel olmadan önce acele etmek gerekir.
  8. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu öğüdünden etkilenmesi, Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'nın faziletini ifade eder.
  9. Müminlerin vatanı Cennet'tir. O, dünyaya yabancıdır ve ahirete yolculuk etmektedir. Kalbini gurbetteki hiçbir şeye bağlamaz; kalbi, döneceği asıl yurduna bağlıdır. Bu dünyada bulunmasının amacı; ihtiyaçlarını karşılamak ve vatanına dönüş için hazırlık yapmaktır.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 89) (6416). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية، لإسماعيل الأنصاري (ص90). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص390). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، للنووي وابن رجب (ص131).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Birbirinize haset etmeyin, aldatmak için fiyat yükseltmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Allah’ın kulları kardeşler olun!

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَنَاجَشُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَدَابَرُوا، وَلَا يَبِعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَيْعِ بَعْضٍ، وَكُونُوا عِبَادَ اللهِ إِخْوَانًا الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يَخْذُلُهُ، وَلَا يَحْقِرُهُ التَّقْوَى هَاهُنَا» وَيُشِيرُ إِلَى صَدْرِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ «بِحَسْبِ امْرِئٍ مِنَ الشَّرِّ أَنْ يَحْقِرَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ، كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ، دَمُهُ، وَمَالُهُ، وَعِرْضُهُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Birbirinize haset etmeyin, aldatmak için fiyat yükseltmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Allah’ın kulları kardeşler olun! Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yüzüstü bırakmaz, onu küçük görmez. Takva işte buradadır.» Rasûlullah üç kere göğsünü işaret etti. «Kişiye Müslüman kardeşini hakir görmesi şer olarak yeter. Müslümanın, Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müslümanın diğer bütün Müslüman kardeşlerine iyilik yapmasını tavsiye etmiş, onlara karşı yapması gereken bazı görev ve edep kurallarını açıklamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Birinci tavsiye: Biriniz, diğerinin elinde bulunan nimetin yok olmasını dileyerek kıskanmasın. İkincisi: Fiyat yükseltmek için birbirinizi aldatmayın; yani bir malın fiyatını artırmak için onu satın almak niyetinde olmadan hareket etmeyin. Böyle yapmak, sadece satıcıya fayda sağlamak ya da alıcıya zarar vermek amacıyla olur ki bu caiz değildir. Üçüncüsü: Birbirinizden nefret etmeyin, bu zarar verme arzusunu ifade eder ve sevginin tam zıddıdır. Ancak buğz, Allah yolunda ise farzdır. Dördüncüsü: Birbirinize sırt çevirmeyin, sizden her biriniz kardeşine sırtını dönüp onu görmezden gelip ona yüz çevirmesin ve onu terk etmesin. Beşincisi: Bir mal satın alan kimseye: "Bende onun aynısı daha ucuza veya ondan daha iyi bir mal var" diyerek birbirinizin alışverişi üzerine mal satmayın. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kapsamlı bir tavsiyede bulunarak şöyle buyurmuştur: Sözü geçen yasaklardan uzak durarak kardeşler gibi olun; muhabbet, yumuşaklık, şefkat, incelik ve hayırda yardımlaşmayı ortaya koyun; kalplerin temizliğini koruyun ve her hâlükârda samimiyetle nasihatte bulunun. Bu kardeşliğin gerekleri arasında şunlar vardır: Müslüman kardeşine zulmetmemeli, onun hakkına tecavüz etmemelidir. Müslüman kardeşinin zulme uğramasına izin vermemeli, onu destekleyebileceği ve zulmü kendisinden kaldırabileceği bir konumda onu terk etmemelidir. Onu küçümsememeli, değersiz görmemeli ve ona küçümseyerek ve aşağılayarak bakmamalıdır; zira bu, kalpteki kibirden kaynaklanır. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- takvanın kalpte olduğunu üç defa beyan etmiştir. Kalbinde, güzel ahlâkı, Allah’tan korkmayı ve O’nun murakabesini gerektiren takvâ bulunan kimse bir Müslümanı asla küçümsemez. Çünkü bir Müslüman kardeşini küçümsemek, kişiye şer ve kötü huy olarak yeter; bu da kalbindeki kibirdendir. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- önceki hususu pekiştirerek şöyle buyurmuştur: Her Müslümanın, diğer Müslümana kanı haramdır; yani ona öldürmekle veya daha hafif şekilleriyle —yaralamak, dövmek ve benzeri— saldırmak yasaktır. Aynı şekilde malı da (haramdır); ondan haksız yere almak caiz değildir. Onun ırzı da (haramdır); yani şahsiyetini veya soyunu küçümseyerek ayıplamak da yasaktır.

Faydalar
  1. İman kardeşliğinin gerektirdiği her şeyin emredilmesi ve ona aykırı olan söz ve davranışların yasaklanması ifade edilmiştir.
  2. Takvanın özü, kalpte Allah’ı tanıma, O’ndan korkma ve O’nun murakabesini (gözetimini) hissetmedir. Bu takvadan da salih ameller doğar.
  3. Açık (gözle görülür) sapma, kalpteki takvanın zayıflığına delalet eder.
  4. Bir Müslümana sözle veya fiille eziyet vermek yasaklanmıştır.
  5. Bir Müslümanın, başkasındaki nimetin yok olmasını istemeksizin, onun gibi olmayı arzu etmesi haset değildir. Buna gıpta denir; bu da caizdir ve hayırlarda yarışmaya teşvik eder.
  6. İnsan, tabiatı gereği, herhangi bir fazilet bakımından kendisinden üstün olan birinden hoşlanmaz. nefret eder. Eğer başkasındaki üstünlüğün yok olmasını isterse bu, kötü hasettir; eğer onunla yarışmayı isterse, bu ise caiz olan gıptadır.
  7. Bir Müslümanın, kardeşinin alışverişinde ona, satın aldığı şeyde büyük bir aldatılma olduğunu göstermesi onun alışverişine müdahale etmek sayılmaz; çünkü bu, kardeşine nasihat etmenin gereğidir. Ancak niyeti, satıcıya zarar vermek değil, alıcı kardeşini uyarmak olmalıdır. Ameller niyetlere göredir.
  8. Eğer alıcı ve satıcı anlaşmamış ve fiyat üzerinde uzlaşmamışlarsa, Müslümanın, kardeşinin satışı tamamlanmadan bu satışa dahil olması caiz değildir.
  9. Hadiste yasaklanan düşmanlık; Allah yolunda olan düşmanlık değildir. Bu düşmanlık farzdır ve imanın en sağlam bağlarından biridir.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 1986) (2564). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية، لإسماعيل الأنصاري (ص79). شرح الأربعين النووية، لابن عثيمين (ص339). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين، النووي وابن رجب (ص118). الأحاديث الأربعون النووية وعليها الشرح الموجز المفيد، لعبد الله المحسن (ص67).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Hayat şartları (dünyalık) bakımından sizden daha aşağıda olanlara bakın; sizden yukarıda/daha iyi olanlara bakmayın. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor (küçük) görmemeniz için en uygun olanıdır

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضيَ اللهُ عنهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «انْظُرُوا إِلَى مَنْ أَسْفَلَ مِنْكُمْ، وَلَا تَنْظُرُوا إِلَى مَنْ هُوَ فَوْقَكُمْ، فَهُوَ أَجْدَرُ أَلَّا تَزْدَرُوا نِعْمَةَ اللهِ عَلَيْكُمْ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hayat şartları (dünyalık) bakımından sizden daha aşağıda olanlara bakın; sizden yukarıda/daha iyi olanlara bakmayın. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor (küçük) görmemeniz için en uygun olanıdır.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müslümana; makam, mal, mevki ve benzeri dünya işlerinde kendisinden daha aşağı durumda ve daha az imkâna sahip olanlara bakmasını, dünya işlerinde kendisinden daha üstün ve daha fazla nimete sahip olanlara bakmamasını emretmiştir. Çünkü kendisinden maddi olarak daha aşağı durumda olanlara bakmak, Allah’ın sana verdiği nimeti küçümsememene ve onu değersiz görmemene daha uygundur ve buna daha çok vesile olur.

Faydalar
  1. Kanaat, Müminlerin en yüce ahlâklarından biridir ve Allah’ın takdirine razı olmanın bir göstergesidir.
  2. İbn Cerîr -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Bu hadis, hayrın çeşitli türlerini kapsayan kapsamlı bir hadistir. Çünkü insan, dünya işlerinde kendisinden üstün olan birini gördüğünde nefsi onun sahip olduklarını istemeye yönelir; Allah Teâlâ’nın kendisine verdiği nimeti küçük görür ve ona yetişmek veya ona yaklaşmak için daha fazlasını elde etmeye hırslanır. İnsanların çoğunda görülen durum budur. Fakat dünya işlerinde kendisinden daha aşağı durumda olanlara baktığında, Allah Teâlâ’nın kendi üzerindeki nimetleri ona görünür hâle gelir. Bunun üzerine o nimetlere şükreder, tevazu gösterir ve bu da onu hayırlı işler yapmaya sevk eder.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 102) (6490). صحيح مسلم (4/ 2275) (2963). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (7/ 261). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 534). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص316). توضيح الأحكام من بلوغ المرام ، لعبد الله البسام (7/ 287). منحة العلام شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (10/ 17).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 21
21 hadis
  1. Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz
  2. Müminin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, Müminden başka hiç kimsede bulunmaz
  3. "Sizler muhakkak birçok ameller yapmaktasınız ki, onlar sizin gözlerinizde kıldan ince­dir. Şu muhakkak ki, bizler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında onları, he­lak edici günâhlardan sayardık."
  4. Allah bir kulu hakkında hayır dilerse, cezasını ertelemeyip bu dünyada verir. Kulu için bir şer dilerse, cezasını erteleyip kıyamet gününde verir.
  5. Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
  6. Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol
  7. Birbirinize haset etmeyin, aldatmak için fiyat yükseltmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Allah’ın kulları kardeşler olun!
  8. Hayat şartları (dünyalık) bakımından sizden daha aşağıda olanlara bakın; sizden yukarıda/daha iyi olanlara bakmayın. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor (küçük) görmemeniz için en uygun olanıdır
  9. «Kim korkarsa, akşam karanlığında yol alsın. Kim akşam karanlığında yol alırsa, hedefine varır. Haberiniz olsun Allah'ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir.»
  10. İki nimet vardır ki, insanların pek çoğu bunların kıymetini bilmeyerek aldanmaktadır: Sağlık ve boş vakit
  11. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yere birtakım çizgiler çizdi. Sonra da çizgileri göstererek şöyle buyurdu: «Bunlar insanın istek ve arzuları, şu da onun ecelidir. İnsan hayal içinde yaşayıp giderken bir de bakar ki, en yakın ölüm çizgisi karşısına gelivermiş.»
  12. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ansızın istemeden harama bakmanın hükmünü sordum. «Hemen gözünü başka tarafa çevir!» diye buyurdu
  13. Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler
  14. Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
  15. Bir kişi bir kabrin yanından geçerken keşke bu mezar sahibinin yerinde ben olsaydım diye temennide bulunmadıkça kıyamet kopmayacaktır
  16. Sana olan hainlikleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilecek
  17. Benim dünya (konforu ve lüksü) ile ne işim olur ki! Ben, dünyada bir ağacın altında gölgelendikten sonra yola koyulup orayı terk eden bir yolcu gibiyim
  18. Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ onları, hiçbir gölgenin bulunmadığı günde arşının gölgesinde gölgelendirecektir
  19. Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
  20. Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
  21. Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com