İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Tövbe

14 hadis

Ben, ''Ey Allah'ın Resulü! Kurtuluş nedir?'' diye sordum. O, şöyle buyurdu: «Diline hakim ol! Evin sana yetsin ve de günahlarına ağla!

عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ مَا النَّجَاةُ؟ قَالَ: «امْلِكْ عَلَيْكَ لِسَانَكَ، وَلْيَسَعْكَ بَيْتُكَ، وَابْكِ عَلَى خَطِيئَتِكَ».
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Ben, ''Ey Allah'ın Resulü! Kurtuluş nedir?'' diye sordum. O, şöyle buyurdu: «Diline hakim ol! Evin sana yetsin ve de günahlarına ağla!»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Mümin kimsenin dünya ve ahiret yurdunda kurtuluşa ermesinin yollarını sormuştur. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona şu üç şeyi yerine getirmesini söylemiştir: Birincisi: Dilini, hayırlı olmayan ve bütün kötü sözlerden koru. Yalnızca hayır konuş. İkincisi: Allah'a gizlice ibadet etmek için evinde kal ve Allah'a itaatle meşgul ol. Evinde fitnelerden uzak dur. Üçüncüsü: İşlemiş olduğun günahlardan ötürü ağla, pişman ol ve tövbe et.

Faydalar
  1. Sahabelerin -radıyallahu anhum- kurtuluş yollarını öğrenme hususundaki hırsı ifade edilmiştir.
  2. Dünya ve ahirette kurtuluşun yolları açıklanmıştır.
  3. Kişinin başkasına fayda sağlamaktan aciz kaldığında veya insanlarla iç içe olduğunda dinine ve nefsine bir zarar gelmesinden korktuğunda, kendi kendisiyle meşgul olmaya teşvik edilmiştir.
  4. Özellikle fitne zamanlarında evde vakit geçirmeye işaret edilmektedir; zira bu, dini koruma yollarından biridir.
Kaynakça

سنن الترمذي (4/ 208) (2406). مسند أحمد (28/ 654) (17452). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (3/ 15). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 1039). مرقاة المفاتيح، لعلي القاري (7/ 3039).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bir adam bir kadını öptü. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek böyle yaptığını haber verdi: -Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyeti indirdi: «Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın vakitlerinde na­maz kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir.»

عن ابن مسعود رضي الله عنه مرفوعاً: أن رجلاً أصاب من امرأةٍ قُبْلَةً، فأتى النبي صلى الله عليه وسلم فأخبره، فأنزل الله تعالى : (وأقم الصلاة طَرَفَيِ النَّهَار وزُلَفًا مِنَ اللَّيلِ إِنَّ الحَسَنَاتِ يُذْهِبنَ السَّيِئَات) [هود: 114] فقال الرجل: ألي هذا يا رسول الله؟ قال: «لِجَمِيعِ أُمَّتِي كُلِّهِم».
Abdullah bin Mes'ud -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet olunduğuna göre bir adam bir kadını öptü. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek böyle yaptığını haber verdi: -Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyeti indirdi: "Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın vakitlerinde na­maz kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir." (Hud Suresi, 114.) Bunun üzerine adam "Bu bana özel midir?" diye sordu. Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Ümmetimden her kimse için.» diye buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Abdullah bin Mes'ud -radıyallahu anh- anlatıyor: " Ebu'l-Yusr adında bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek kendisine haram olan bir kadını öptüğünü haber verir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek yaptığını haber verir ve yaptığından son derece pişman olduğunu ifade eder. Bunun üzerine Yüce Allah, bu sahabe ile ilgili şu ayeti kerimeyi indirir. "Gündüzün iki tarafında namazı ikame et." Bu namazlar sabah, öğlen ve ikindi namazlarıdır. "Gecenin (gündüze) yakın vakitlerinde na­maz kıl." Yani gecenin ilk vaktinde kılınan akşam ve yatsı namazlarını da ikame et. "Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir." Yani gün içinde kılınan beş vakit namaz işlenen küçük günahlara kefaret olur. Bunun üzerine adam "Bu bana özel midir?" diye sorar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Ümmetimden her kimse için.» diye buyurur. Yani beş vakit namaz bütün ümmetin küçük günahlarına kefarettir.

Kaynakça

- صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب، الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين؛ لمحمد بن علان الشافعي، تحقيق خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، الطبعة الرابعة، 1425ه. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي، الطبعة الأولى1418ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ. - كنوز رياض الصالحين،لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا، الطبعة الأولى، 1430ه. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. - منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري تأليف حمزة محمد قاسم مكتبة دار البيان، دمشق، الجمهورية العربية السورية، مكتبة المؤيد، الطائف، المملكة العربية السعودية، 1410 هـ - 1990 م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek; "Ya Rasûlallah, ben had cezasını hak ettim, onu bana tatbik et." dedi.

عن أنس رضي الله عنه مرفوعاً: جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله، أصَبْتُ حدًّا، فَأَقِمْه عليَّ، وحضرت الصلاة، فصلى مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فلمَّا قضى الصلاة، قال: يا رسول الله، إني أصَبْتُ حَدًّا فأقم فيَّ كتاب الله. قال: «هل حَضَرْتَ مَعَنَا الصلاة»؟ قال: نعم. قال: «قد غُفِر لك».
Enes -radıyallahu anh- merfû olarak anlatıyor: Bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e- gelerek, "Ya Rasûlallah, ben had cezasını hak ettim, onu bana tatbik et." dedi. Namaz vakti girdi ve bu adam Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namazını kıldı. Namaz bitince yine gelerek,"Ya Rasûlallah, ben had cezasını hak ettim, Allah'ın kitabını bana tatbik et." dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bizimle namaz kılmadın mı?» diye sordu. Adam da evet diye cevap verince, kendisine; «Günahların bağışlandı.» haberini verdi.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek, "Ya Rasûlallah, ben had cezasını gerektiren bir suç işledim, onu bana tatbik et." dedi. Burada bu adam, Allah'ın hükmünün uygulanmasını istemektedir. Enes -radıyallahu anh-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adama bir şey sormadığını haber veriyor. Bir görüşe göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- vahiy yoluyla bu adamın suçunu ve bağışlanacağını biliyordu. "Namaz vakti girdi ve bu adam Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namazını kıldı." Beş vakit namazdan birisini yahut ikindi namazını kıldı. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı bitirip, selam verince adam hemen ayağa kalkarak, "Ya Rasûlallah, ben had cezasını hak ettim, Allah'ın kitabını bana tatbik et." dedi. Yani Kur'an ve sünnette yer alan Allah'ın hükmünü uygulamasını talep ederek, hakkında had cezasını yahut gerekeni tatbik etmesini istedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, "Bizimle namaz kılmadın mı?" diye sordu. Adam, evet diye cevap verince, kendisine "Allah, günahlarını yahut had cezanı bağışladı." dedi. Buradaki şek, raviden kaynaklanmaktadır. Hadisin zahirinde bir sorun var gibi görünmektedir. Had cezası, büyük bir günah sebebiyle uygulanır. Buna rağmen Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu adama kıldığı namazdan ötürü günahının bağışlandığını haber vermiştir. Buradaki adam diğer rivayetlerde geçen adamla aynı kişidir. Had cezası ile kapsayıcı ta'zir cezası kastedilmektedir. Bundan başka bir mana da olabilir. Had cezası ile gerçek ceza kast edilmiş olabilir. Had cezasını gerektiren bir günahın affedilmesi adamın tövbe ettiğine işaret eden delillerin varlığını göstermektedir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adama işlediği suçunu sormaması onun bir mazeretinin olduğunu bilmesinden kaynaklanabilir. Belki de ona had cezasını uygulamamak için sormamıştır. Şayet adamdan işlediği suçu duysaydı ona had cezasını uygulaması gerekecekti. Tövbe etmesi had cezasının uygulanmasına mani değildir. Sadece yol kesicilikten dolayı had cezasını hak eden kimselerin yaptığı tövbe sebebiyle bu ceza düşer. Çünkü konuyla ilgili ayet bulunmaktadır. Zimmi olan zina eden kimse de böyledir. Her ne olursa olsun bu hadisten, kılınan namazın işlenen büyük günaha kefaret olduğuna dair açık bir delil yoktur. Böyle olduğu ileri sürülse bile var olan icmadan ötürü yorumu yukarıda belirtilen şeklide yapılmalıdır.

Kaynakça

- صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. - جامع العلوم والحكم في شرح خمسين حديثاً من جوامع الكلم عبد الرحمن بن بن رجب بن الحسن الحنبلي - تحقيق: الدكتور محمد الأحمدي أبو النور دار السلام للطباعة والنشر والتوزيع الطبعة: الثانية، 1424 هـ - 2004 م. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler. Bu adam râhibe giderek: Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu. Rahip: Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü.»

عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه أن نبي الله صلى الله عليه وسلم قال: «كان فيمن كان قبلكم رجل قتل تسعة وتسعين نفسًا، فسأل عن أعلم أهل الأرض، فَدُلَّ على راهب، فأتاه فقال: إنه قتل تسعة وتسعين نفسا فهل له من توبة؟ فقال: لا، فقتله فكمَّل به مئة، ثم سأل عن أعلم أهل الأرض، فَدُلَّ على رجل عالم، فقال: إنه قتل مائة نفس فهل له من توبة؟ فقال: نعم، ومَنْ يَحُولُ بينه وبين التوبة؟ انْطَلِقْ إلى أرض كذا وكذا فإن بها أناسا يعبدون الله تعالى فاعبد الله معهم، ولا ترجع إلى أرضك فإنها أرض سوء، فانطلق حتى إذا نَصَفَ الطريقَ أتاه الموت، فاختصمت فيه ملائكة الرحمة وملائكة العذاب، فقالت ملائكة الرحمة: جاء تائبا، مُقْبِلا بقلبه إلى الله تعالى ، وقالت ملائكة العذاب: إنه لم يعمل خيرا قط، فأتاهم ملك في صورة آدمي فجعلوه بينهم -أي حكمًا- فقال: قِيسُوا ما بين الأرضين فإلى أَيَّتِهِمَا كان أدنى فهو له، فقاسوا فوجدوه أدنى إلى الأرض التي أراد، فقبضته ملائكة الرحمة». وفي رواية في الصحيح: «فكان إلى القرية الصالحة أقرب بشبر فجعل من أهلها». وفي رواية في الصحيح: «فأوحى الله تعالى إلى هذه أن تَبَاعَدِي، وإلى هذه أن تَقَرَّبِي، وقال: قيسوا ما بينهما، فوجدوه إلى هذه أقرب بشبر فغُفِرَ له». وفي رواية: «فَنَأَى بصدره نحوها».
Ebu Saîd el–Hudrî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler.Bu adam râhibe giderek: Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu. Rahip: Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına giderek: Yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi, tövbesinin kabul olup olmayacağını sordu. Âlim: Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim girebilir ki! Sen falan yere git. Orada Allah Teâlâ’ya ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah’a ibadet et. Sakın memleketine dönme. Zira orası fena bir yerdir, dedi. Adam, denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı yola varınca eceli yetti. Rahmet melekleriyle azap melekleri o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar. Rahmet melekleri: O adam tövbe ederek ve kalbiyle Allah’a yönelerek yola düştü, dediler. Azap melekleri ise: O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki, dediler. Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler. Hakem olan melek: Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir, dedi. Melekler iki mesafeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü.» Sahîh( Buhari)deki bir başka rivayete göre: «O kimse iyi insanların yaşadığı köye bir karış daha yakın olduğundan oralı sayıldı.» Sahîh (Buhari)deki bir diğer rivayete göre: «Allah Teâlâ öteki köye uzaklaşmasını, beriki köye yaklaşmasını, meleklere de iki mesafenin arasını ölçmelerini emretti. Adamın beriki köye bir karış daha yakın olduğu görüldü. Bunun üzerine affedildi.» Bir başka rivayette ise: «Adam göğsünün üzerinde öteki köye doğru ilerledi.» denilmektedir.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Sonra bu adam pişman olmuş ve yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Sonra onu bir adama gönderdiler. Abid olan bir kul buldu, ancak bir ilmi yoktu. Bu abid bu kişi doksan dokuz adam öldürdü. Tövbe etse kabul olur mu? diye sordu. Rahip, bu günahı büyük görüp: Hayır, senin için tövbe yoktur! dedi. Adam kızdı ve rahatsız olduğu için rahibi de öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına giderek: Yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi, tövbesinin kabul olup olmayacağını sordu. Âlim: Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim girebilir ki! Tövbe kapısı açıktır. Sen falan köye git. Orada Allah Teâlâ’ya ibadet eden insanlar var. Yaşamış olduğu yer –en doğrusunu Allah bilir- küfür beldesiydi. Bu alim, halkının Allah’a ibadet ettiği köye hicret etmesini emretti. Tövbe eden, pişman, muhacir ve dindar birisi olarak insanların Allah -Azze ve Celle-'ye ibadet ettiği o beldeye gitmek için yola koyuldu. Yarı yola varınca eceli geldi. Rahmet melekleriyle azap melekleri, o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar. Rahmet melekleri: O adam tövbe ederek, pişman bir şekilde kalbiyle Allah’a yönelerek yola düştü, dediler. Aralarında husumet çıktı. Allah -Azze ve Celle- aralarında hüküm vermek için bir melek gönderdi. Hakem olan melek: Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir, dedi. Küfür beldesi daha yakın ise azap melekleri ruhunu kabzedecek, yok iman beldesine daha yakın ise rahmet melekleri ruhunu kabzedecekti. Melekler iki mesafeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yer -iman beldesi- hicret ettiği beldeden bir karış -az bir mesafe- daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü.»

Kaynakça

-نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م. -شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ. -كنوز رياض الصالحين، نشر: دار كنوز إشبيليا، الطبعة: الأولى، 1430هـ - 2009م. -بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي. -المعجم الوسيط، نشر: دار إحياء التراث العربي، بيروت – لبنان، الطبعة: الثانية. -صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. -صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.»

عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «للَّهُ أَفْرَحُ بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ مِنْ أَحَدِكُمْ، سَقَطَ عَلَى بَعِيرِهِ، وَقَدْ أَضَلَّهُ فِي أَرْضِ فَلاَةٍ». وفي رواية: «لَلَّهُ أَشَدُّ فَرَحًا بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ حِينَ يَتُوبُ إِلَيْهِ، مِنْ أَحَدِكُمْ كَانَ عَلَى رَاحِلَتِهِ بِأَرْضِ فَلَاةٍ، فَانْفَلَتَتْ مِنْهُ وَعَلَيْهَا طَعَامُهُ وَشَرَابُهُ، فَأَيِسَ مِنْهَا، فَأَتَى شَجَرَةً، فَاضْطَجَعَ فِي ظِلِّهَا، وقَدْ أَيِسَ مِنْ رَاحِلَتِهِ، فَبَيْنَا هُوَ كَذَلِكَ إِذَا هُوَ بِهَا، قَائِمَةً عِنْدَهُ، فَأَخَذَ بِخِطَامِهَا، ثُمَّ قَالَ مِنْ شِدَّةِ الْفَرَحِ: اللهُمَّ أَنْتَ عَبْدِي وَأَنَا رَبُّكَ! أَخْطَأَ مِنْ شِدَّةِ الْفَرَح».
Enes Bin Malik –radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.» Başka bir rivayeti de şöyledir: «Herhangi birinizin tövbesinden dolayı Allah’ın duyduğu hoşnutluk ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceği ile birlikte devesini kaybetmiş ve tüm ümitlerini de yitirmiş halde bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken devesinin yanına dikiliverdiğini gören ve yularına yapışarak aşırı sevincinden dolayı ne söylediğini bilmeyerek, Allah’ım! Sen benim Rabbim, ben de senin kulunum diyeceği yerde, sen benim kulumsun ben de senin Rabbinim diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Allah -Azze ve Celle-’nin kulunun kendisine salih amellerle dönmesinden, kalbinden ihlaslı bir şekilde emirlerini yerine getirmesinden duyduğu memnuniyet; sizden birinin yiyecek, içecek ve insanın olmadığı ıssız çölde devesini kaybettiğinde, onu arayıp bulamadığı için bir ağacın altına gidip uyuyup ölümü beklerken, devesinden ve hayatından ümidini kesmiş halde olduğu durumu gibidir. Çünkü yiyeceği ve içeceği devesinin üzerindedir ve deve kaybolmuştur. O bu haldeyken, devesinin yanına dikiliverdiğini gören ve yatmış olduğu ağacın altından fırlayarak devenin yularına yapışan kimsenin sevincinden çok daha fazladır. Hangi şey bu mutlulukla kıyaslanabilir ki? Çünkü bu, büyük bir sevinçtir. Ölümden sonra hayatın sevincidir. Bundan dolayı yulara yapışıp: “Allah’ım! Sen benim kulumsun ben de senin Rabbinim.” demiştir. Oysa ki Allah'a sena etmek için Allah’ım sen benim Rabbim, ben de senin kulunum demek istemiştir. Ancak aşırı sevincinden dolayı hata etmiştir.

Kaynakça

-نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م. -دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لابن علان، نشر دار الكتاب العربي. -شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ. -كنوز رياض الصالحين، نشر: دار كنوز إشبيليا، الطبعة: الأولى، 1430ه 2009م. -تطريز رياض الصالحين، لفيصل الحريملي، نشر: دار العاصمة، الرياض، الطبعة: الأولى، 1423هـ. - 2002م. -بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي. -المعجم الوسيط، نشر: دار إحياء التراث العربي، بيروت – لبنان، الطبعة: الثانية. -صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. -صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Muhakkak ki Allah, kulun tevbesini can boğaza gelmediği sürece kabul eder.»

عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «إن الله عز وجل يقبل تَوْبَةَ العَبْدِ ما لم يُغَرْغِرْ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anh'dan- merfu olarak rivayet oldunduğuna göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Muhakkak ki Allah -Azze ve Celle-, kulun tevbesini can boğaza gelmediği sürece kabul eder.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Allah, kulun tevbesini can boğaza gelmediği sürece kabul eder. Allah Teâlâ’nın şu buyruğunda geldiği gibi can, boğaza gelince tevbe yoktur: “Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur.” (Nisa: 18. Ayet)

Kaynakça

نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م. شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ. بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي. المعجم الوسيط، نشر: دار إحياء التراث العربي، بيروت – لبنان، الطبعة الثانية. مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة الأولى، 1421هـ - 2001م. سنن الترمذي، نشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي – مصر، الطبعة الثانية، 1395هـ - 1975م. سنن ابن ماجه، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء الكتب العربية، فيصل عيسى البابي الحلبي. صحيح الجامع الصغير وزياداته، للألباني، نشر: المكتب الإسلامي.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar; gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gündüz elini açar. Bu uygulama Güneş batıdan doğuncaya kadar böylece devam eder

عَنْ أَبِي مُوسَى رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يَبْسُطُ يَدَهُ بِاللَّيْلِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ النَّهَارِ، وَيَبْسُطُ يَدَهُ بِالنَّهَارِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ اللَّيْلِ، حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا».
Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar; gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gündüz elini açar. Bu uygulama Güneş batıdan doğuncaya kadar böylece devam eder.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın kullarının tövbelerini kabul ettiğini bildirmektedir. Bir kul gündüz bir günah işleyip gece tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder. Eğer gece günah işleyip gündüz tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- tövbe edilmesine sevindiğinden tövbeyi kabul etmek için elini uzatır. Tövbe kapısı, Dünya'nın sonunun habercisi olan Güneş'in batıdan doğuşuna kadar açık kalır. Güneş (batıdan) doğunca tövbe kapısı kapanır.

Faydalar
  1. Tövbenin kabulü, kapısı açık olduğu sürece devam eder, Güneş batıdan doğduğunda kapısı kapanır. Bir kimsenin, ruhun boğaza gelmesi anlamına gelen ölüm hırıltısından önce tövbe etmesi gerekir.
  2. Günahtan dolayı bezginliğe kapılmayın, ümitsizliğe düşmeyin. Çünkü Allah -Subhâhehû ve Teâlâ-'nın affı ve merhameti geniştir. Tövbe kapısı açıktır.
  3. Tövbenin şartları şunlardır: Birincisi, günahı terk etmek; ikincisi, o günahı işlediği için pişman olmak; üçüncüsü ise, o günaha bir daha dönmemeye kararlı olmaktır. Bu, Allah'ın haklarıyla ilgili ise böyledir. Eğer kul haklarından biriyle ilgiliyse, tövbenin geçerli olabilmesi için o hakkı sahibine vermesi veya hak sahibinin onu affetmesi gerekir.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2113) (2759). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 35). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 103). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 55).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Kim, güneşin batıdan doğmasından önce tevbe ederse; Allah, onun tevbesini kabul eder.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «مَنْ تَابَ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا تَابَ اللهُ عَلَيْهِ».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet olunduğuna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, güneşin batıdan doğmasından önce tevbe ederse; Allah, onun tevbesini kabul eder.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Hadis; Allah’ın günahkâr kulunun tevbesini, kul, güneş battığı yerden doğmadan önce ettiği takdirde kabul edeceğini ifade etmektedir. Tevbenin kabulünün son bulduğu vakit (güneşin battığı yerden doğması), büyük kıyametin alâmetlerindendir.

Kaynakça

-نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م. -شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ. -المعجم الوسيط، نشر: دار إحياء التراث العربي، بيروت – لبنان، الطبعة: الثانية. -صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 14
14 hadis
  1. Ben, ''Ey Allah'ın Resulü! Kurtuluş nedir?'' diye sordum. O, şöyle buyurdu: «Diline hakim ol! Evin sana yetsin ve de günahlarına ağla!
  2. Bir adam bir kadını öptü. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek böyle yaptığını haber verdi: -Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyeti indirdi: «Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın vakitlerinde na­maz kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir.»
  3. Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek; "Ya Rasûlallah, ben had cezasını hak ettim, onu bana tatbik et." dedi.
  4. «Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler. Bu adam râhibe giderek: Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu. Rahip: Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü.»
  5. «Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.»
  6. «Muhakkak ki Allah, kulun tevbesini can boğaza gelmediği sürece kabul eder.»
  7. Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar; gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gündüz elini açar. Bu uygulama Güneş batıdan doğuncaya kadar böylece devam eder
  8. «Kim, güneşin batıdan doğmasından önce tevbe ederse; Allah, onun tevbesini kabul eder.»
  9. «Her ademoğlu çokça hata eder. Çokça hata edenlerin en hayırlısı çokça tövbe edenlerdir.»
  10. Ey âdemoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümit ettikçe, ben senden her ne sadır olsa aldırmam, seni affederim
  11. Allah’ın haram kıldığı bu çirkinlikten kaçının. Kim onu işlerse Allah’ın örtüsüyle gizlensin ve Allah’a tövbe etsin. Kim günahlarını bize izhar ederse, biz de yüce Allah’ın kitabında olanı onun üzerine uygularız
  12. Bir kimse bir günah işler sonra kalkar abdest alır, namaz kılar sonra Allah’tan bağışlanmasını isterse Allah onu mutlaka affeder
  13. Şüphesiz ki Aziz ve Celil olan Allah uyumaz; uyumak O’na yakışmaz da
  14. Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek,

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com