Hadisin anlamı: Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- bir gün oruç tutuyordu. İftar vakti olduğunda ona yemek getirdiler. Genellikle oruçlu olan kimse aç olduğu için yemek yemek ister. İşte o esnada önceki sahabelerin durumlarını hatırladı. Kendisi de ilk sahabelerden ve ilk muhacirlendendi. Ancak nefsini hakir gördüğü için, tevazusundan ve de fakirliği ve sabrı seçmesinden dolayı Mus’ab bin Umeyr benden daha hayırlıydı dedi. Ancak Alimler cennetle müjdelenen on sahabenin diğer sahabelerden daha faziletli olduğunu beyan etmişlerdir. Mus’ab -radıyallahu anh- islamdan önce Mekke'deki anne babasının yanındaydı. Zengin bir ailenin oğluydu. Annesi ve babası gençlerin giyebileceği en iyi elbiseleri giydiriyorlardı. Onu el üstünde tutuyorlardı. Müslüman olunca ailesi onu reddedip kovdu. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile hicret etti ve muhacirlerle beraber oldu. Mekke'deki ailesinin yanında en güzel elbiseleri giyerken orada bir tek yamalı elbisesi vardı. Ancak o, bütün bu zenginliğini bırakıp Allah’a ve Rasûlüne hicret etmişti. Uhud savaşında Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve selem- sancağı ona teslim etmişti. O bu savaşta şehit düştü. Yanında bir kaftanı -elbisesi- vardı. Bu elbiseyle başını örttüklerinde -kısa olmasından dolayı- ayakları açıkta kalıyor, ayaklarını örttüklerinde ise başı açık kalıyordu. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- başının elbiseyle, ayaklarının da (bilinen bir bitki olan) ayrık otuyla örtülmesini emretti. Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- Mus’ab İbn Umeyr’in halini hatırlıyor ve ardından şöyle diyordu: “Onlar geçip gittiler. Allah Teâlâ’nın geride kalanlara dünyadan nasip ettiği ganimetlerden bir şey almadılar.” Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Bir de elde edeceğiniz pek çok ganimet…” Fetih Suresi: 19. Ardından Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- şöyle dedi: “İyiliklerimizin karşılığını daha dünyadayken peşin olarak verilmesinden korkuyoruz.” Yani hakkında şu sözlerin söylendiği zümreye dahil olmaktan korkuyoruz: “Her kim bu geçici dünyayı dilerse orada ona, dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız”. (İsra suresi: 18) Ya da “Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz.” (Ahkaf Suresi: 20) Ömer –radıyallahu anh-’dan da rivayet edildiği gibi, bu korku sahabenin tamamında ardı. İşte bu yüzden Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- da iyiliklerinin karşılığının dünyada verilmesinden korkmuş, kendinden önceki salih olan kimselere kavuşamamaktan korktuğu için ağlamış ve sonra da yemeği terk etmiştir.
صحيح البخاري، المؤلف: محمد بن إسماعيل أبو عبدالله البخاري الجعفي، المحقق: محمد زهير بن ناصر الناصر، الناشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. بهجة الناظرين، الشيخ: سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي. نزهة المتقين، د. مصطفى سعيد الخن، د. مصطفى البغا، محيي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة ، بيروت، الطبعة الأولى: 1397 هـ 1977 م، الطبعة الرابعة عشر 1407 هـ 1987م. شرح رياض الصالحين، المؤلف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426 هـ. رياض الصالحين، د. ماهر بن ياسين الفحل، الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت، الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م. مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، المؤلف: علي بن (سلطان) محمد، أبو الحسن نور الدين الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت - لبنان الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م.